AÖF Soru Bankası
YYT201U · Ünite 6

Kentsel Dönüşüm: Kavramlar, Boyutlar ve Türkiye

Belediye, İmar ve Gayrimenkul Mevzuatı dersi, ünite 6 özeti

YYT201U-BELEDİYE, İMAR VE GAYRİMENKUL MEVZUATI

Ünite 6: Kentsel Dönüşüm: Kavramlar, Boyutlar ve Türkiye

Giriş

Kentler, fiziksel, toplumsal, ekonomik etmenlerle sürekli bir değişim yaşamaktadır. Bu değişimler kentlerde olumlu ve olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Çevre, toplum, yaşam kalitesi ve ekonomi gibi alanlarda oluşan olumsuz etkiler zamanla kentlerde köhneleşme sorunlarını karşımıza çıkarmaktadır. Bu sorunlara çözüm üretmede müdahale aracı olarak ortaya çıkan kentsel dönüşüm kavramı günümüzde önemli tartışma alanıdır.

Kentsel Dönüşüm Kavramı ve Farklı Müdahale

Biçimleri

Dönüşüm, yıpranan bölgenin sorunlarını çevresel, sosyal, ekonomik ve mekânsal boyutlarıyla değerlendirerek sürekliliği olan çözümler sunmayı gerektiren bir olgudur. Kentsel dönüşüm, yerleşme dokusunda, farklı nedenler, yöntemler ve araçlarla sürekli olarak gerçekleşmektedir (Tekeli, 2011). Yenileme, koruma, yeniden inşa, sağlıklaştırma, yeniden canlandırma ve soylulaştırma gibi farklı müdahale türlerini kapsamaktadır.

Kentsel Dönüşüm

Ülkemizde kentsel dönüşüm gereksiniminin oluşmasındaki temel nedenler; kent nüfusunun sürekli artmasına bağlı olarak toprağın değerinin artması, ekonominin gelişmesi ve ihtiyaçların farklılaşmasına bağlı olarak değişimlerin başlaması, yasa dışı yapılanma, yapıların eskimesi, performanslarının düşmesi, afetlere bağlı özellikle de depremlerle yaşanılan ağır kayıplardır (Özden, 2008; Tekeli, 2011).

Nüfusunun yarıdan fazlasının kentlerde yaşadığı ülkemizde, sahip olduğumuz kısıtlı kaynakların kullanımı konusunda kentlerdeki yaşamın sürdürülebilir olması önem taşımaktadır. Kentlerin doğal ya da insan kaynaklı tehlikelere hazırlıklı olabilmesi ve tehlikeler yaşandıktan sonra da eski hâline bir an önce dönebilmesi gereklidir. Bu tehlikeler doğal (deprem, sel, toprak kayması vb.) ve yapay (savaş, pandemi, yangın vb.) afetlerdir. Afet riski ve sürdürülebilirlik kavramları bir arada düşünüldüğünde, dayanıklılık (dirençlilik) kav ramı ile ilişkilendirilmektedir.

Dayanıklılık, kentsel sistemlerin bir tehlike ile karşılaştığında kendini sürdürülebilme/devam ettirebilme kapasitesidir. Maruz kalınan tehlikelere etkili bir şekilde dayanılması, durumun ekosistem, toplum ve/veya bireyler üzerinde et kilerinin en kısa sürede azaltılması ya da uyum sağlanması ve gelecekteki tehlikelerden korunması anlamına gelmektedir (Durmaz, 2021).

Kentsel Yenileme

Yenileme, yeni bir yaşam alanı oluşturmak için mevcut yerleşik kentsel dokuda büyük oranda yıkımlar ile yeniden yapılanmaların gerçekleştirildiği bir yöntemdir. Yenilemede kentsel doku tamamıyla değişime uğramakta ve geçmişe ait herhangi bir iz kalmamaktadır. Kentsel yenileme yapılacak alanda köhneleşmenin yüksek düzeyde olması ve korunmaya değer yapı olmaması beklenmektedir.

Kentsel Yeniden İnşa

Doğal veya yapay afetler nedeniyle hasara uğrayan ya da yıkılan yerleşmelerde, insanların yaşamlarını eski hâline getirmek ve yeni yaşam alanı sağlamak için acil olarak yeniden inşaya/yapılanmaya ihtiyaç vardır. İmar, konut, trafik, altyapı, teknik hizmetler, ticari, sosyal ve idari tesisler gibi temel kentsel hizmetlerin düzenlenmesi gereklidir. Sürdürülebilir kentsel yeniden yapılanma, ihtiyaç sahiplerine acil yardım sağlanması ve kentin uzun vadeli kalkınmasına yönelik iki temel planlama stratejisine odaklanmaktadır (IFRC, 2012). Ayrıca, kentsel yeniden inşada özellikle yıkılan kültürel miras değerlerinin orjinal hâline uygun olarak yeniden yapılması ve korunmasına ilişkin stratejiler de düşünülmelidir.

Kentsel Koruma

Koruma olgusunun ilk aşaması “neyin” korunmaya değer olduğunun saptanması ile başlamaktadır. Korunmaya değer görülen varlıklar, bir ülkenin belleğini oluşturan bazen eski bir küp, çeşme ya da kale kalıntısı olabilirken bazen de bir orman, bütün bir kent ya da su altındaki varlıklar olabilir. Bu varlıklar genel olarak kültür varlıkları (taşınır kültür varlıkları; resim, heykel vb. eserler, taşınmaz kültür varlıkları; tek yapılar, askerî, din, anıtsal eserler, yapı grupları, kentsel sit, arkeolojik alanlar vb.) ve doğa varlıkları (ormanlar, doğa koruma alanları vb.) olarak ikiye ayrılmaktadır (Asatekin, 2004).

Kentsel koruma: Toplumun geçmişteki tarihsel, ekonomik, sosyal, kültürel ve mimari değerlerini yansıtan fiziksel yapının, gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için yaşanan değişim ve gelişimlerle yıkıcı eylemlere karşı güvence altına alınması, yok olmasının önlenmesi ve çağdaş yaşamla bütünleştirilmesidir (Keleş, 1998).

Yeniden Canlandırma

Kentsel yeniden canlandırma, özellikle tarihî kent merkezleri gibi eski canlılığını kaybetmiş olan alanların, yeniden canlanmasını sağlamak için uygulanan bir yöntemdir. Kullanılamaz hâle gelen yıpranmış eski dokuda, çağdaş yaşamın gereksinimleri ile mevcut fonksiyonu arasında uyumsuzluk görülebilmektedir. Yeniden canlandırma, ekonomik aktivitelerden ya da fiziksel durumdan kaynaklanan uyumsuzlukların düzeltilmesini içermektedir.

Kentsel Sağlıklaştırma

Kentsel sağlıklaştırma, bozulmuş, fakat özgün niteliğini henüz kaybetmeyen geleneksel kent dokularının eski haline döndürülmesi için uygulanan bir yöntemdir. Sağlıklaştırmada amaç, bozulan geleneksel yapının dış çevresinin iyileştirilmesidir.

Soylulaştırma

Soylulaştırma kavramı, alt gelir grubunun yaşadığı, standardın altında olan eski geleneksel yapıların bulunduğu alanların, çağdaşlaştırılarak üst gelir grubu insanların yerleşmesini içeren, sosyal, kültürel, fizik sel ve ekonomik sonuçları olan bir olgudur (Ergun, 2004). Özellikle sosyal


ve kültürel sonuçları bakımın dan sosyal ayrışmaya neden olması ile bu tür uygulamalar eleştiri konusu olmaktadır.

Kentsel Dönüşümün Amaçları ve Kentsel Dönüşüme Konu Alanlar

Kentsel dönüşümün, beş temel amacı bulunmaktadır:

1. Kentin fiziksel yapısı ile toplumsal problemler arasında ilişki kurarak çöküntü bölgelerinin sorunlarını çözümlemek, 2. Kentin dokusunun fiziksel olarak duyduğu değişim ihtiyacını karşılamak, 3. Çöküntü alanlarında ekonomik canlılığı yeniden geliştirerek yaşam kalitesi ve refahı artırmak, 4. Kentsel alanların en verimli biçimde kullanılmasını sağlamak ve kentin büyümesini denetim altın da tutmak, 5. Katılımcı bir süreçle tüm aktörleri dahil etmektir (Roberts, 2000).

Kentlerde kentsel dönüşüme konu olan alanlar; gecekondu alanları, kaçak yapılaşmanın yoğun olduğu alanlar, çöküntü alanları, riskli alanlar, kent merkezinde tarihî yapı stoğu olan köhneleşmiş alanlar, ekonomik ömrünü dolduran riskli yapıların yoğun olduğu alanlar, kentsel hizmetlerin yetersiz olduğu alanlar, kullanım dışı kalmış eski sanayi-liman- ticaret alanlarıdır. Bu kapsamda kentsel dönüşüm projeleri afet riskli alanların, konut alanlarının ve sanayi alanlarının dönüşümü, tarihî kent merkezlerinin canlandırılması gibi uygulamaları içermektedir.

Kentsel Dönüşümün Boyutları

21. yy. da kentsel dönüşümde sürdürülebilirlik odaklı, çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları bir bütün olarak ele alan katılımcı yaklaşımlar ön plana çıkmıştır (Roberts, 2000).

Yeni bütüncül politikalar kentsel dönüşümde; çevresel sorumluluk, ekonomik güç, tasarım üstünlüğü, sosyal refah ve iyi yönetim ilkelerinin oluşmasını gerektirmiştir (Edgar ve Taylor, 2000).

Kentsel Dönüşümün Sosyal Boyutu

Kentsel dönüşümde en önemli faktörlerden birisi alanda yaşayan insanlar dolayısıyla sosyal boyuttur. Çünkü alanın yaşayanlar ile korunabilmesi, yapılacak yatırımların türleri ve büyüklükleri yaşayanların niteliğine bağlı olarak şekillenmektedir. Dönüşümün başarılı olabilmesi, alanda yaşayanların amaçlarının iyi belirlenmesine ve yaşayanların projeyi benimsemesine bağlıdır. Dönüşümde amaçların belirlene bilmesinin ön koşulu ise alanda yaşayanlar, mülk sahipleri, merkezî ve yerel yönetim birimleri, sivil toplum kuruluşları, uzmanlar, geliştiriciler, özel sektör gibi tüm aktörlerin katılımını gerektirmektedir. Sosyal boyut, toplumsal verilerin belirlenmesini ve stratejilerin geliştirilmesini içermektedir.

Kentsel Dönüşümün Ekonomik Boyutu

Kentsel dönüşüm, iş seçenekleri oluşturur, yatırımları canlandırır ve kentsel çevreyi geliştirir. Bu etkilerle alanın

arsa ve yapı değeri artar, böylece ekonomik boyutuyla fayda sağlar. Kentsel dönüşümün alana getireceği değer kazancının hesaplanması ve kentsel rantın dengeli bir şekilde dağıtılması önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri büyük maliyetleri olan uygulamalardır. Öncelikle projelerin uygulanabilmesi için, dönüşüme konu alanlarda proje sürelerinin belirlenmesi ve maliye tin hesaplanması gereklidir.

Kentsel Dönüşümün Yasal Boyutu

Kentsel dönüşümün bir diğer önemli boyutu da yasal boyuttur. Kentsel dönüşümün uygulanabilmesi için, dönüşümü yönlendiren yasaların birbiriyle uyumlu olması, yetki paylaşımının ve örgütsel yapının belirgin olarak tanımlanması zorunludur. Özellikle mülkiyet hakkından kaynaklanan sorunların çözülmesi, dönüşüm uygulamalarının ilk adımını oluşturmaktadır. Yasal problemlerin çözümlenmesi uygulama sürecinin hızını doğrudan etkilemektedir.

Kentsel Dönüşümün Fiziksel, Planlama ve Tasarım Boyutu

Kentsel dönüşüm planlamanın bir parçasıdır. Planlamadan ve kent bütününden bağımsız düşünülmemelidir. Günümüzde parsel bazında, parçacıl olarak geliştirilen kentsel dönüşüm projeleri hem kentin plan bütünlüğünü bozmakta hem de kentlerdeki köhneleşmiş alanların birlikte değerlendirilerek etkin bir sürecin geliştirilmesini önlemektedir. Bu nedenle özellikle dönüşüm alanlarını çevresiyle birlikte değerlendirmeyi gerektiren alan odaklı projelerin geliştirilmesi hedeflenmelidir.

Kentsel dönüşümün fiziksel, planlama ve tasarım boyutunda, planlamanın ve tasarımın bütünlüğü, sürdürülebilirliği, yaşam kalitesini arttırması ve özgünlüğü gibi ilkeler önem taşımaktadır (Özden, 2008). Sürdürülebilir planlama, kentsel yaşam kalitesi, enerji verimliliği, dengeli yoğunluk kullanımı ve eşitlik kavramları kentsel dönüşüm projelerinin ana eksenlerini oluşturmalıdır.

Türkiye’de Kentsel Dönüşümün Gelişim Süreci

Türkiye’de dönüşüm süreci dört dönemle karakterize edilmektedir:

• 1923-1950 Dönemi: Modern Kentleşme, Ulus- Devlet Oluşumu ve İlk Sanayi Kentlerinin Gelişimi • 1950-1980 Dönemi: Hızlı Kentleşme, Gecekondu Problemi (Emek Gücünün Kentleşmesi) • 1980-2000 Dönemi: İmar Afları ve Neo-Liberal Politikaların Mekânsal Süreçleri Belirlemesi (Sermayenin Kentleşmesi) • 2000 Sonrası Dönem: Yasal Düzenlemeler, Afet Riski, Büyük Dönüşüm

1923-1950 Dönemi: Modern Kentleşme, Ulus-Devlet Oluşumu ve İlk Sanayi Kentlerinin Gelişimi

Bu dönemde, ulus devlet oluşumu ve modern toplumun inşa edilmesi için kalkınmanın anahtarı olarak kentler görülmüş


ve geniş kapsamlı müdahaleler geliştirilmiştir (Yenice, 2023). Savaş sırasında yakılan ve sonrasında boşalan kentlerde mülkiyet sorunlarının çözülmesine önem verilmiştir (Tekeli, 2010). Ardından, kalkınma politikaları ile sanayinin geliştirilmesine odaklanan sanayileşme süreci, Anadolu’da yeni kentler oluşturma sürecini tetiklemiştir (Yenice, 2023). Bu dönemde özellikle fiziksel ve ekonomik boyutun iyileştirilmesine, yasal ve kurumsal yapılanmaların güçlendirilmesine odaklı bir dönüşüm deneyimi yaşanmıştır.

1950-1980 Dönemi: Hızlı Kentleşme, Gecekondu Problemi (Emek Gücünün Kentleşmesi)

Liberal ekonomi ve sanayileşme politikasının etkisiyle kırdan kente yoğun bir göç olmuş ve hızlı kentleşme süreçleri yaşanmıştır. Kentlerde örgütsüz ve ucuz iş gücü yoğunlaşmış ve gecekondu nüfusu yeni enformel sektörler üreterek mekândaki yerleşmesini güçlendirmiştir (Ataöv ve Osmay, 2007). Bu nedenle bu dönem emek gücünün kentleşmesi süreci olmuştur. Dönemin kentsel dönüşüm müdahalelerinin temel konusu; gecekondu alanlarının sağlıklaştırılması, alanın tamamen yenilenmesi ve kent merkezlerindeki az katlı yapı stoğunun apartmanlaşarak yeniden yapılanması olmuştur. Bu dönemdeki dönüşüm hızlı kentleşme, kontrol süz yapı yoğunluğu artışı, tarihî dokuların kaybı, ye tersiz donatı ve altyapı, çevre sorunları gibi çözülmesi güç sorunlarla birlikte kent merkezinin çöküntüleşme sürecini başlatmıştır (Serdaroğlu Sağ, 2023a).

1980-2000 Dönemi: İmar Afları ve Neo-Liberal Politikaların Mekânsal Süreçleri Belirlemesi (Sermayenin Kentleşmesi)

Küreselleşme, yerelleşme ve neoliberal ekonominin etkilerinin yaşandığı dönemdir (Bektaş, 2021). 1980’den sonra gelişen neoliberal politikalar ve Türk ekonomisinin dışa açılması ile uluslararası üretim yapan tesisler artmış, sanayiler organize üretim birimlerine dönüşerek kent dışına taşınma sürecine girmiştir (Ataöv ve Osmay, 2007). Bir anlamda neoliberal politikalar mekânsal gelişim sürecini belirlemiştir. Sanayide çalışanların konut alanları, devlet kurumlarına ait lojmanlar ve üniversite kampüsleri gibi büyük ölçekli yeni yapılanmalarla yerleşim alanları genişleyerek yayılmaya başlamış, kent merkezinin çöküntüleşme süreci devam etmiştir (Tekeli, 2010).

Bu dönemde, plansız gelişmiş alanlara yönelik çıkartılan imar afları gecekondu alanlarını yasallaştırmıştır (Bektaş, 2021). Ayrıca önemli yasal düzenlemeler kentsel dönüşümü yönlendirmiştir.

Islah imar planlarıyla gecekondu alanları zaman içerisinde apartman bloklarına dönüşmüş, konut piyasasının ticari bir unsuru hâline gelmiş, gecekondu alanlarının sağlıklaştırılması uygulamaları gerçekleşmiştir (Şahin, 2006). Bu dönemde özellikle kentlerde sürdürülebilir ve insan odaklı gelişimin amaç ve ilkelerine odaklanılmıştır (Habitat II, 1996). Bu ilkelerle gelişimin çevre koruma, sosyal gelişim ve ekonomik kalkınma çerçevesinde ele

alınması gerekliliği vurgulanmıştır (Ataöv ve Osmay, 2007). Bu dönemde kentsel dönüşüm imar afları, etkili yerel yönetim uygulamaları ve tarihî dokuların yenilenmesi ile şekillenmiştir.

2000 Sonrası Dönem: Yasal Düzenlemeler, Afet Riski, Büyük Dönüşüm

Sürdürülebilirlik ve eşitlik gibi kavramları gündeme getiren küresel akımlar ile özelleştirme politikaları ve Avrupa Birliği uyum müzakereleri gibi etkenler bu dönemde planlama gündemine stratejik planlamayı, çok aktörlü dönüşümleri ve katılımcı yaklaşımları taşımıştır. Ekonomi politikalarında büyümeye ağırlık verilerek, büyümenin lokomotif sektörlerinden birisi olarak inşaat sektörü görülmüş ve yatırıma odaklı yeni politikalar benimsenmiştir (Yalçıntan vd., 2014). Kentlerde çöküntü bölgeler de suç oranlarının artması ve kamusal hizmetlere erişim gibi problemler yaşanmıştır (Ataöv ve Osmay, 2007). Kent merkezindeki yaşanan çöküntüleşme sonrasında, özellikle tarihî kent merkezlerine üst gelir grubunu çekmeyi hedefleyen soylulaştırma süreçleri yaşanmıştır (Serdaroğlu Sağ, 2023a).

Bu dönemde kentsel dönüşüm müdahalelerinin temel konusunu, gecekondu ve riskli alanların yıkılarak yenilenmesi, kent merkezinde oluşmuş çok katlı yapıların iyileştirilmesi, üst ve orta gelir grubunun kent dışındaki kapalı sitelerde yaşama alanlarına yönelmesi ile dağılması ve soylulaştırma çalışmaları oluşturmuştur (Serdaroğlu Sağ, 2023a). Genel olarak ekonomik büyüme ile göç her dönemin kentsel dönüşüm uygulamalarını yönlendiren önemli bir olgu olmuştur.

Türkiye’de Kentsel Dönüşümde Mevcut Zorluklar ve Gelecek Beklentileri

Türkiye’de kentsel dönüşümde karşılaşılan zorluk ve olumsuzluklar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

• Kentsel dönüşümü yönlendiren çok farklı yasal düzenleme olması ve bu yasal düzenlemelerde yetki karmaşasının bulunması, merkezî yönetim yetkilerinin daha geniş olması, yasaların verdiği ayrıcalıklı yetki nedeniyle üst ölçekli plan kararlarından bağımsız ve parçacıl çözümler üretilmesi, • Parçacıl (parsel bazında) kentsel dönüşüm uygulamalarının imar planlarıyla daha önceden alınan kararları göz ardı ederek plan bütünlüğünü bozması, öncelikli riskli alanları ve tasarım kaygısını taşımaması gibi önemli problemleri ortaya çıkarması, • Kentsel rantın paylaşımında eşitsizliğin artması, yoksulluk, mekânsal ayrışma ve kentsel eşitsizlik gibi problemlerin oluşması, • Parsel bazlı dönüşümün, müteahhit karının, rant kaygısının, aşırı yoğunluk ve yapılaşma artışının sürecin temel belirleyicisi hâline getirmesi, • Katılımcılık ve müzakere süreçlerinin gereken şekilde ilerleyememesi, kentsel dönüşüm


sürecinde katılımın yüzeysel kalması ve sürecin her aşamasına yayılmaması, • Ekonomik boyutun öncelikli olduğu inşaat odaklı gelişimin, sosyal boyut tartışmalarını gündeme getirmesi, kentsel kimliğin ve alanın özgün karakterinin kaybolması, • Kentsel dönüşümde ekonomik boyutun ve yasal sorunların çözümlenmesine odaklı konulara daha fazla önem verilmesi, afet riski, katılım, yaşam kalitesi, soylulaştırma ve sürdürülebilirlik kavramlarının tartışmalı olarak yer almasıdır.

Belirtilen olumsuzluklara yönelik yapılabilecekler kentsel dönüşümün boyutları çerçevesinde değerlendirildiğinde;

• Kentsel dönüşümün sosyal boyutunda, toplum desteği çözümün bir parçası olarak görülmeli, katılım sürecin her aşamasına yayılmalıdır. Kentsel dönüşüm sürecindeki her aktörün temsilcileri sürece dahil edilmeli ve toplumsal verilere dayalı projeler oluşturulmalıdır. • Kentsel dönüşümün yasal boyutunda, yetki karmaşası, uygulamalarda farklılıklar, planlama kademelenmesine uyum, parsel bazında parçacıl uygulamalar, katılım vb. sorunların çözümüne odaklanılmalıdır. Ayrıca dönüşüm yasalarının planlama üzerinde bir güç oluşturması yerine, plan kademesiyle uyumlu ilerlemesi gerekmektedir. • Kentsel dönüşümün ekonomik boyutunda, finansal desteklerin kapsamı genişletilmeli ve alternatifler hazırlanmalıdır. Sürdürülebilir yerel ekonominin geliştirilmesine yönelik kararlar barındırmalıdır. Kamu ve özel sektör dengeleri doğru yönetilmeli, proje sonrası oluşacak rant kamuya geri dönerek adil paylaşılmalı ve radikal artışları önlemeye yönelik politikalar geliştirilmelidir. • Kentsel dönüşümün fiziksel, planlama ve tasarım boyutunda, öncelikle planlama sürecinin gerektirdiği tüm aşamalar bilimsel ilkelerden taviz verilmeden gerçekleştirilmeli, araştırma, analiz ve sentez çalışmalarının hassasiyetle yapılması gereklidir. Risk analizleri detaylı olarak hazırlanmalı, dayanıklı yerleşimler oluşturmaya odaklanıl malıdır. Kentsel dönüşüm projeleri parsel bazında küçük uygulamalar şeklinde değil alan bazında kentsel gelişim ve planlama kararlarıyla birlikte düşünülmelidir. Çok sayıda riskli yapı bulunan afet riski taşıyan, ekonomik ömrünü tamamlamış, fiziksel olarak yetersiz, sosyal ihtiyaçlara cevap veremeyen bölgeleri tespit edilmeli, farklı özelliklere sahip olan bölgelerin her birine özel, insan odaklı stratejiler oluşturulmalıdır.

Kentsel dönüşüm müdahaleleri geçmişten günümüze değişime uğramıştır. İlk kentsel dönüşüm uygulamaları altyapının yenilenmesi, yüksek binaların inşası, modernleştirilmesi, geniş bulvarların açılması gibi fiziksel

boyuta odaklanmıştır. Günümüzde ise kentsel dönüşüm uygulamaları sürdürülebilirlik, eşitlik, dayanıklılık, akıllılık gibi geniş kapsamlı hedeflerle sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlara odaklanmaktadır. Dönüşüm sürecinde yerel koşullara (sosyal yaşam, ekonomi, iklim, afet riskleri vb.) uygun, yerelin özgünlüğünü öne çıkaran projeler geliştirilmelidir. Kentsel dönüşümde toplumsal sorunların azaltılması, katılımın sağlanması, kültürel mirasın korunması, çevreye-iklime duyarlı, dayanıklı, kaliteli, sürdürülebilir planlamanın benimsenmesi, altyapının geliştirilmesi, akıllı teknolojilerden faydalanılması, ekonomik kalkınmanın sağlanması gibi hedefler belirlenmelidir. Ayrıca, şehir planlama ve kentsel dönüşüm konularında yetkin personelin istihdamı da çok önemlidir (Genç, 2024).

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç