TRZ402U-SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM
Ünite 6: Sürdürülebilir Turizm Eğitimi
Bilgi Kavramı
Bilginin tarihi, insanın tarihi kadar eskidir. Bilgi ve bilgi aktarımı ilk canlı ortaya çıktığından beri var olan bir şey olduğundan sadece günümüz değil, insanlığın var olduğu günden beri her çağın “bilgi çağı” olduğu bir gerçektir. Çağımızı diğer çağlardan daha özel kılan şey bilgi depolama, kopyalama ve aktarma mekanizmalarında son birkaç on yılda meydana gelen gelişmelerdir. Latince bilgi kavramı “informato” kökünden gelmektedir. Kelimenin anlamı “biçim verme”, “haber verme” ve “biçimlendirme” sözcüklerine karşılık gelmektedir. Bilgi, genel anlamda, akıl yürütme, yargılama, düşünme, okuma, deney ve gözlem aracılığıyla elde edilen “öğrenilen şey” ya da “düşünsel ürün” şeklinde tanımlanmaktadır. Bilgi kavramının Türk Dil Kurumuna göre sözlük anlamı ise “insan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütününe verilen ad”; “öğrenme, araştırma ya da gözlem yolu ile elde edilen gerçek” ve “insan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü” şeklindedir.
Bilgi Türleri
Bilgi felsefesindeki bilginin kaynağı ile ilgili ortaya çıkan tartışmalar, bilgi türlerinin doğmasına neden olmuştur. Bu hususta sofistler, bilginin göreceli olduğunu, doğru bilginin olmadığını; ampiristler, bilginin kaynağının gözlem ve deney olduğunu; rasyonalistler, bilginin düşünce ve aklın ürünü olduğunu; eleştiriciler ise, doğru bilginin akıl ve deneyimler aracılığıyla ortaya çıkacağını savunmaktadırlar. Konuya bilginin niteliği açısından yaklaşan araştırmacılar ise bilgiyi beş tür altında ele alarak sınıflandırmaktadır.
• Doğal bilgi • Bilimsel bilgi • Felsefi bilgi • Sanatın sağladığı bilgi • Din bilgisi
Bilgiye işletmeler ve kurumlar açısından bakan araştırmacılar, bilgi türünü dört ana temel başlık altında toplamaktadır. Bu başlıklar, bilgi kavramını kullanılma biçimine, bilginin kaynağına, rekabet üstünlüğü yaratmasına ve niteliğine bakarak gruplandırmaktadır. Bu grupların içerisinde ise farklı alt başlıklardaki bilgi türlerine yer verilmektedir:
1. Kullanılma biçimine göre: İdealist bilgi, sistematik bilgi, pragmatik bilgi ve otomatik bilgi. 2. Kaynağına göre: Açık ve örtülü bilgi. 3. Rekabet üstünlüğü yaratan: İşaretsel bilgi, deneyimsel bilgi, girişimci bilgi ve kurumsal bilgi. 4. Niteliklerine göre: Kişisel bilgi, yapısal bilgi ve müşteri bilgisi.
Sürdürülebilir Turizmde Bilginin Etkinliği
Günümüzde farklı düzeyleri, niteliği ve süreçlerini ifade edebilmek için bilgiyi tanımlarken farklı kavramların
kullanıldığı görülmektedir. Bunların en yaygın kullanılanları veri, enformasyon, üst bilgidir.
• Birincisi, işlenmiş ham bilgi olarak ifade edilen veridir. Veri “insan veya makine tarafından açıklama, iletişim ve işlem amacıyla bir konu, fikir, durum, amaç, koşul ve diğer unsurları açıklamak için tüm veya bir kısım harfleri, sayıları ve simgeleri belirtmek üzere kullanılan genel bir terimdir.”
• İkincisi, enformasyon olarak adlandırılan işlenmiş bilgidir. Enformasyon, “verinin, karar alma sürecine destek sağlayacak şekilde anlamlı biçime getirilmek için analiz edilmesi sonucunda işlenmesiyle elde edilen sonuçlarıdır.”
• Üçüncüsü, yararlı hâle gelmiş bilgi türü veya üstbilgi adı verilen, “spesifik olarak bir amaca yönelik olan enformasyonun çeşitli sınıflama, gruplama ve analiz işlemlerinden geçirilerek, ilerleyen zamanlarda potansiyel olarak kullanıma hazır hale getirilen bilgi türüdür.”
Sürdürülebilir kalkınma kavramının kökenleri Dasmann, Milton ve Freeman tarafından 1973 yılında yayımlanan Ekonomik Kalkınma için Ekolojik İlkeler [Ecological Principles for Economic Development] isimli yayına kadar uzanmaktadır. Bu çalışmada sürdürülebilirlik için geliştirilen dört temel ilke şunlardır: bütünsel planlama ve strateji oluşturma fikri, temel ekolojik süreçleri korumanın önemi, hem insan mirasını hem de biyolojik çeşitliliği koruma ihtiyacı ve üretkenliğin gelecek nesiller için uzun vadede sürdürülebileceği şekilde gelişmesidir. Sürdürülebilir turizm; paydaşlar arasındaki karmaşık etkileşimlerin yarattığı gerilimi ve sürtüşmeyi azaltmayı amaçlayan, doğal ve insan kaynaklarının uzun vadeli yaşayabilirliği ve kalitesi için çalışmayı içeren olumlu bir yaklaşımdır.
Turizm ürününün özellikleri, onu yüksek riskli kılar ve müşterilerin ihtiyaçlarıyla ilgili zamanında ve doğru bilgi gerektirmektedir. Bilgi, sermaye ve emek kadar değerli hâle geldiğinden etkili bilgi kullanımı iş başarısının merkezinde yer almaktadır. Bilginin turizmin sürdürülebilirliği açısından yaratacağı etkileri ve önemi, sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde üç ana başlık altında incelenmektedir.
• Turizmin çevresel, ekonomik ve sosyal boyutunda bilginin etkinliği, • Tüketicilere daha kaliteli hizmet sağlamada bilginin etkinliği, • Yerel halkın yaşam kalitesinin artırılmasında bilginin etkinliğidir,
• Turizm endüstrisi, ekonomik büyüme düzeyiyle çevrenin korunması arasında doğru dengeyi bulma sorunuyla giderek daha fazla karşı karşıya kalmaktadır. Turizmin devam eden başarısı, çevrenin gelecek için korunmasına bağlıdır.
Sürdürülebilir Turizm Olmayan Ögeler
Sürdürülebilir turizm, Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütüne göre, turizm endüstrisine ev sahipliği yapan çevrenin, toplulukların, ziyaretçilerin ve gelecek kuşakların ihtiyaçlarından ödün verilmeksizin günümüzdeki ve gelecekteki sosyal, çevresel ve ekonomik faktörler dikkate alınarak sürdürülen turizm faaliyetleri olarak tanımlanmaktadır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı ve Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütüne göre, sürdürülebilir turizmin on iki temel ilkesi söz konusudur. Bunlar; ekonomik süreklilik, yerel kalkınma, istihdam kalitesi, sosyal katılım ve toplumsal cinsiyet eşitliği, ziyaretçi memnuniyeti, yerelden kontrol, toplumsal refah, kültürel zenginlik, fiziki bütünlük, biyolojik çeşitlilik, biyolojik kaynakların verimli kullanımı, çevresel etki olarak ifade edilmektedir. Günümüzde sürdürülebilir turizm uygulamalarının dikkate alınmadığı ve turizmin sadece somut kavramlar ile ölçüldüğü faaliyetlerin varlığı görülmektedir. Bu bağlamda turizm faaliyetlerini; genel kavramlar, gelişme stratejileri ve turist davranışları başlıkları altında sürdürülebilir ve sürdürülebilir olmayan uygulamaları ders kitabınızın 145. sayfasındaki Tablo 6.1’den inceleyebilirsiniz.
Sürdürülebilir turizm, farklı turizm türlerinin faaliyetleri öncesi, esnasında ve sonrasında benimsenmesi gereken ilkeleri tanımlamakta, ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel boyutta bir anlayış çerçevesinde hareket etmektedir. Bu doğrultuda sürdürülebilir turizm ilkeleri özellikle özel ilgi turizmi, alternatif turizm, eko-turizm, yeşil turizm gibi turizm türlerinin gelişimine olanak sağlamıştır.
Yeşil Turizm Eğitimi
Günümüzde, doğal kaynakların yanlış tüketilmesi sonucu karşı karşıya kalınan küresel sorunlar ile doğal kaynakların korunması önem kazanmıştır. Yaşamın temel amacının gelişme ve kalkınma olmadığı kavranmış, temel amaçlara ulaşırken sürdürülebilirlik ilkeleri benimsenmeye başlanmıştır. Çevreye duyarlı gelişme politikaları ve uygulamaları ile doğal kaynak dengesinin korunması temel hedef hâline gelmiştir. Bu kapsamda sürdürülebilir turizm ilkeleri incelendiğinde ‘yeşil’ kavramı ile anlamlı hâle geldiği, çevre olguları ile bir bütün olarak ele alınmasının ve yeşil sürdürülebilirliğin hayati önem kazandığı görülmektedir.
Yeşil turizm, ekoloji ve çevrenin, yerel halkın, işletmelerin ve turistlerin karşılıklı ihtiyaçlarını dikkate alan sürdürülebilir turizm uygulamaları için kullanılan bir terimdir. Yeşil turizm stratejilerinin amacı, herhangi bir ülke tesisinin kırsal veya kentsel alanlarında bulunan turizm faaliyetlerinin olumsuz çevresel ve sosyal etkilerini azaltmaya öncelik veren bir yönetişim mekanizması geliştirmek şeklinde ifade edilmektedir. Aynı zamanda yeşil turizm, kentsel kaynaklara ve kültürel çeşitliliğe saygı duyulmasını ve onların korunmasını teşvik ederken doğal ve kültürel yönleri desteklemeye yardımcı olacak seyahatleri teşvik etmek için de önemlidir. Yeşil turistler,
çevresel olarak sağlıksız tüketim uygulamalarına karşı eleştirel tutumlara sahiptir ve bu bilinci seyahat şekillerine dâhil etmek isterler. “yeşil” terimi, “yeşil taraf” veya “yeşil tüketici” gibi terimlerle kullanıldığı şekliyle “çevreye duyarlı” davranışı ifade etmektedir.
Turizm endüstrisi hızlı tüketime açık mal ve hizmet üretmektedir. Birleşmiş Milletler Çevre Programına göre, turizm endüstrisinin neden olduğu ve ‘yeşil’ uygulamalara ihtiyaç duyan enerji ve sera gazı emisyonları, atık yönetimi, biyolojik çeşitliliğin kaybı, kültürel mirasın etkin yönetimi ve su tüketimi gibi konular çözüme kavuşturulmalıdır.
Yeşil Turizm Uygulamaları
Dünyada turizmde sürdürülebilirlik ilkeleri kapsamında “yeşil turizm” uygulamaları mevcuttur. Turizm paydaşları olarak endüstri, akademi ve kamu desteği ile yapılan girişimlerde doğal çevrenin korunması hedef alınmış ve çevre yönetim sertifikaları ile belgelendirme uygulamaları ortaya konulmuştur. Yeşil uygulamaların bilinçli turistler tarafından da tercih edilebilir hâle gelmesiyle birlikte yeşil turizm uygulamaları aynı zamanda pazarlama stratejisi hâline gelmiş durumdadır. Bu konudaki bazı sertifikasyon örnekleri aşağıda kısaca ele alınmaktadır:
• Mavi Bayrak (Blue Flag) • Yeşil Yıldız (Çevreye Duyarlılık Kampanyası) • Çevre Dostu İşletme Plaketleri (Çam, Çıpa, Yunus Simgeleri) • Earth Check Kıyaslama ve Sertifikasyon Programı (Earth Check Benchmarking and Certification Program) • Ecohotel • Yeşil Küre (Green Globe) • Yeşil Anahtar (Green Key) • Seyahat Yaşam Turizmde Sürdürülebilirlik (Travelife Sustainability System) • Yeşillenen Oteller Sertifikasyon Projesi (Greening Hotels) • UNESCO Dünya Mirasları (UNESCO World Heritage)
Yeşil Turizm Eğitiminin Faydaları
Bölge halkının, turizm endüstrisine yatırım yapan ya da yapacak girişimcinin ve turizm endüstrisinde istihdam edilen ya da edilecek personelin, doğa ve kültür varlıklarının ulusal ve uluslararası düzeyde sahip olduğu değer hakkında bilgilendirilmesi zorunludur. Örgün ve kitlesel eğitim, bölgesel turizm eğitiminde etkinliğin sağlanması için gerekli olan temel koşuldur.
Özetlemek gerekirse yeşil turizm eğitiminin yararları arasında;
• Ziyaretçiler, çalışanlar ve yerel halk gibi bütün tarafların yeşil turizmin içeriği, şartları ve sonuçları hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmaları ve bu yönde davranış sergilemelerinin teşvik edilmesi,
• Ziyaretçilerin, ziyaret ettikleri turizm bölgesi hakkında kendi ülkelerinde olumlu propaganda yapmalarının teşvik edilmesi, • Bölge halkının turizmde günübirlik değil, uzun dönemli düşünmelerinin sağlanması, • İç ve dış turizmden elde edilen geliri artırarak bölge ve ülke ekonomisine daha fazla katkıda bulunulması, • Turizmden elde edilen gelirin ülke ve bölge içerisinde dengeli dağılımının sağlanması, • Turizmdeki gelişmenin meydana getirdiği olumsuz sonuçlardan doğal ve kültürel çevrenin yanı sıra bölge halkının en az düzeyde zarar görmesini sağlanması, • Ekonomik yönden nemalanan bölge halkının doğal ve kültürel değerleri sahiplenmesinin sağlanmasıdır.
Yaşam Kalitesini Artırmada Sürdürülebilir Turizm Eğitimi
Kişinin içinde bulunduğu toplumun yapısı, yaşadığı şehrin,, yaptığı işin sunduğu imkânlar ve sağlık durumu gibi faktörler, yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir. Yaşam kalitesi, çağdaşlaşmanın gündeme getirdiği ve gün geçtikçe değişim gösteren bir kavramdır.
Veenhoven (1996), yaşam kalitesinden bahsedebilmek için bireylerin hayatlarında aşağıda ifade edilen dört unsuru barındırması gerektiğini ifade etmektedir:
• Çevre faktörleri: Konut, sağlık, güvenlik, doğal çevre ve ekonomi faktörleri yaşam kalitesinin bileşenlerini oluşturmaktadır. • Yaşam kabiliyeti: Fiziksel ve ruhsal durum, bilgi ve yeteneklerden oluşmaktadır. • Yararlılık: İyi, duyarlı ve sosyal ilişkiler kurabilen bireyler söz konusudur.
• Değer: Bireylerin yaşamın değerini bilmesi önemli bir unsurdur.
Kişilerin gereksinimleri, giderilme önceliklerine göre beş başlıkta ele alınmaktadır: Fiziksel gereksinimler (yiyecek, su, barınma vb.), güvenlik gereksinimi (güvenlik, korunma, sağlık vb.), sosyal gereksinimler (bir topluluğa ait olma, sevme, sevilme vb.), saygı görme gereksinimi (toplumda sayılma, sosyal statü elde etme vb.) ve kendini gerçekleştirme gereksinimi (kendini geliştirme, kişisel yaşamı zenginleştirme vb.). Yirmi birinci yüzyılda meydana gelen gelişmeler sonucu bu listeye iki yeni basamak daha eklenmiştir: bilgi (merak, keşfetme, bilgiye ulaşma vb.) ve estetik (sanatı anlama, zevk alma, kendi yaratıcılığını ortaya çıkarma vb.)
Turizm endüstrisi kültürel, çevresel, ekonomik ve sosyal etkileri olan dinamik bir yapıya sahiptir. Turizm faaliyetleri tüm bu etkileri nedeniyle çekicilik sağlamakta, aynı zamanda bölgede olumlu ve olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Ortaya çıkan sonuçtan yerel halk, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi bağlamında gerekli olan ulaşım,
sağlık, rekreatif alanlar gibi altyapı yatırımlardan daha fazla ya da daha az yararlanma durumunda kalacaktır. Bölgeye gelen turist ise benzer yatırımlara ek olarak kendisine sunulacak olan kültür ve doğayla diğer turizm çekiciliklerinden elde edeceği psikolojik doyum ile kendi yaşam kalitesi arasında doğrusal bir ilişki kurmak isteyecektir. Turizm endüstrisinin etkili olduğu bu faktörler incelendiğinde turizmde sürdürülebilirlik ilkeleri ile yaşam kalitesi artırma unsurları arasında bir bağ olduğu görülmektedir. Bu durumda, her iki kavram da;
• Toplumsal yarar sağlamalıdır, • Doğal, kültürel ve diğer kaynakların gelecek nesillerin kullanımı için devamlılığını sağlamalıdır, • Turizm kaynaklarının sürdürülebilir olması için planlama ve yönetim stratejileri geliştirmelidir, • Çevresel kaliteyi sürdürülebilir kılmalı ve ihtiyaca göre geliştirmelidir, • Yerel halk ve turist memnuniyetini sağlamalıdır, • Turizm alanlarını korumalıdır, • Turizmin faydaları konusunda yerel halkı bilgilendirmelidir,
• Yerel ekonomiyi güçlendirmelidir,
• Yerel halk ve tüm paydaşların karar almada katılımını sağlamalıdır.
Turizm endüstrisinin ve sürdürülebilir turizm ilkelerinin, yerel halkın refahı ve yaşam kalitesi üzerinde önemli bir etkiye sahip olan unsurlara sahip olduğu görülmektedir. Yerel halktan bağımsız bir turizm anlayışı sürdürülebilir olmaktan uzaklaşmakta ve beklentiyi karşılayamaz hâle gelmektedir. Turizm gelişimi ile yerel halkın refah seviyesi birbiriyle bağlantılı olarak ilerlemektedir. Bu nedenle, turizm politikaları oluşturulurken yerel halkı dışarıda tutulan uygulamaların başarısız olacağı göz ardı edilmemelidir.
Sonuç olarak eğer yarına bir “değer” bırakmak istiyorsak düne ve bugüne sahip çıkarak kültürü ve doğası ile dünyayı “yaşanır” kılmak durumundayız. Aksi durumda, her kültürün sahip olduğu öz değerlerin yanı sıra doğal yapısı yok olacak ve bu durumdan da gelecekteki nesillerin yaşam biçimi ve kalitesi olumsuz yönde etkilenecektir. Günümüz için atılacak küçük bir adımın gelecekte yapılması planlanan çalışmalar için bir altyapı görevini üstleneceği unutulmamalıdır.