TRZ112U-TURİZM VE GÜVENLİK
Ünite 7: Salgın Hastalıklar ve Turizm Güvenliği
Salgın Hastalıklar ve Kamu Düzeni
Salgın hastalıklar sadece bir devletin sorunu olmaktan çıkmış, negatif dışsallıklar arasında yer alan küresel bir sorun haline gelmiştir. Küresel salgın hastalıklar sorunu ve beraberinde getirdiği toplumsal olaylar, kamu düzenini sağlaması konusunda devletlere önemli roller yüklemiştir. Toplum güvenliğinin salgın hastalıklar gibi riskler karşısında oluşan belirsizlikler karşısında zarar görmemesi için kamu düzeninin devlet tarafından temin edilmesi gerekmektedir. Küresel salgın hastalıklar bir toplumda devletin ekonomiye müdahalesinin en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.
Türkiye’de yürürlükte olan 1982 Anayasası’nın 5. Maddesinde kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak devletin temel amaç ve görevlerinin arasında yer almıştır. Anayasanın sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması başlıklı 56. Maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu ve çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumanın devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtilmektedir. Ayrıca aynı madde de sağlık alanında kamu güvenliğinin kurulması ve korunması için devletin ekonomiye müdahalesine izin verilmektedir. Aynı zamanda Anayasa’nın 119. Maddesinde ise Cumhurbaşkanının tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebileceği belirtilerek salgın hastalık durumunda kamu düzenini bozma riskine karşı ülkede gerekli önlemlerin alınması düzenleme altına alınmıştır.
Küresel Kamusal Mal Olarak Salgın Hastalıklar ve Mücadele Teknikleri
Küreselleşmenin artan etkileri mevcut kamusal malların küreselleşmesini ifade eden küresel kamusal mal kavramını gündeme getirmiştir. Herhangi bir ülkede ortaya çıkan salgın hastalıklar dünyadaki tüm kişilerin refahını olumsuz etkilemektedir. Bireylerin mutluluk ve refahı, sadece ülke içindeki özel ve kamusal mallar arasında değil, bölgesel ve küresel kamusal mallar arasındaki dengeye de bağlıdır. Salgın hastalıkların kontrol altına alınması ve yok edilmesi, hastalıkların yok edilmesiyle ilgili araştırmalar küresel düzeyde fayda sağlayan tam kamusal mallar olarak kabul edilmektedir.
Ülkeler arasında tercihlerin, norm ve değerlerin farklılığı, yoksul ülkelerin varlığı ve negatif sınır ötesi dışsallıklar nedeniyle küresel salgın hastalıklarla mücadelede ülkeler arasında uyumsuzluklar oluşabilmektedir. Küresel salgın hastalıkların ülke sınırları dışına taşması ülkelerin tek boyutlu tedbirlerle salgın hastalıklarla mücadele etmelerini olanaksızlaştırmaktadır. Küresel salgın hastalıklarla mücadelede uluslararası işbirliği ve organizasyonlar giderek daha çok önem kazanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), küresel salgın hastalıklarla mücadelede ülkelerin buluşmasına ve müzakere yapmalarına olanak sağlayan temel ve lider organizasyon olarak kabul edilmektedir.
Ülkeler arasında salgın hastalıklarla mücadelenin farklı biçimde ve kalitede sürdürülmesine yol açan dört temel unsur vardır. Bunlar; yoksulluk, politik analiz ve düzenleme kapasitesinin yetersizliği, ülkelerin tercih yapılarının farklılığı ve negatif sınır ötesi dışsallıkların varlığıdır.
Küresel salgın hastalıklarla mücadelede “En İyi Vuruş Tekniği” ve “En Zayıf Halka Tekniği” olmak üzere başlıca iki yöntem kullanılmaktadır.
En İyi Vuruş Tekniği, küresel kamusal malların toplam üretim miktarını, bu mala en çok katkı yapan ülkenin yaptığı katkı miktarının belirlendiği üretim tekniğidir. Bir ülkenin yaptığı katkı, diğerlerinin yaptığı katkıyı ikame etmemektedir. Sağlıkla ilgili araştırma konularında en iyi vuruş tekniğinin uygulanması daha uygundur. Bulaşıcı hastalıklara karşı aşı geliştiren ülke, bu üretim süreci için en çok çaba harcayan ülke olup tüm dünya ülkeleri bundan yararlanacaktır. Bunun için uluslararası işbirliği ile aktörlerin kendi aralarında en fazla çabayı kimin harcayacağını belirlemeleri gerekmektedir. Örneğin, bir salgın hastalık için ilaç bulunduktan sonra, diğer ülkelerin yapacağı ilave çalışmaların hastalığın tedavisine çok az ya da hiç faydası olmayacaktır. Birden fazla aktörün aynı hizmeti üretmesi ise kaynak israfına yol açacaktır.
En Zayıf Halka Tekniği ise, küresel kamusal malın toplam üretim miktarının, bu üretime en az katkı yapan ülkenin üretim miktarına eşit olduğu durumu göstermektedir. Yani üretime en az katkı yapan ülke, en zayıf halka olmaktadır. En zayıf halka olan ülke hastalıkla mücadelenin başarısını belirlemektedir. Örneğin salgın hastalıkların yayılmasının önlenmesinde tüm ülkeler tarafından her türlü önlemin alınmasına karşılık, bir ülke tarafından önlem alınmıyor ya da yetersiz önlem alıyor ise tüm üretim çabaları boşa gidebilir. Salgın hastalıkların yayılmasını engellemek, hizmetin sunumunu standart düzeye çıkarmak ve finansmanını sağlamak için ülkelerin işbirliği yapmaları gerekir.
Salgın Hastalıkların Turizm Güvenliğine Etkileri
İnsanlık tarihinde salgın hastalıklar sıklıkla yaşanmıştır. Küresel değişimin bir sonucu olarak bulaşıcı hastalıkların ve pandemilerin ortaya çıkma sıklığı her dönemde artış göstermektedir.
Tarihsel Süreçte Önemli Salgın Hastalıklar
Günümüze kadar Covid 19 da dahil olmak üzere toplam 13 büyük salgın yalanmıştır. Günümüze kadar yaşanan başlıca en ölümcül salgın hastalıklar şöyledir:
• Veba • Jüstinyen Veba • Kara Veba • Kolomb Takası • Kolera Salgını • Üçüncü Veba Salgını • İspanyol Gribi • Asya Gribi
• Hong Kong Gribi • HIV/AIDS • H1N1 (Domuz) Gribi • Ebola Salgını • COVID
Salgın hastalıkların ortaya çıkma oranının artmasında, daha çok insanların şehirlerde toplu olarak yaşamaya başlaması ve ticaret yollarının ve ulaşım imkanlarının artması etkili olmuştur.
Turizm Sektöründe Salgın Hastalıklara Karşı Alınacak Güvenlik Önlemleri
Turizm, barış zamanı ve genellikle boş zaman endüstrisi olması nedeniyle salgın hastalık gibi durumlardan hemen etkilenir. Salgın hastalık döneminde ortaya çıkan panik ortamı turizm sektörünü ve dolayısıyla ülke ekonomisini olumsuz etkiler. Salgın hastalıklar döneminde turizm sektöründe talep azlığı oluşur, bu durum birçok kişinin gelirinin azalmasına, işten çıkarmalara ve işyerlerinin kapanmasına ve sonuçta milli gelir düşüşüne yol açmaktadır.
Salgın hastalık dönemlerinde turistlerin seyahat davranışları ve yer seçimi değişebilmektedir. Bu dönemlerde potansiyel turizm müşterileri, sektör ve sektörün pazarlamacılarının kendileri hakkında verdikleri bilgilerin yanı sıra sosyal medyadan da bilgi edinirler. Bu dönemlerde sosyal medya turist davranışlarını yönlendiren bir etken olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle turizm sektörü yöneticilerinin, medyada oluşturulan yanlış algı ile mücadele etmeleri gerekmektedir.
Salgınları önceden tahmin etmenin mümkün olmaması ve gelişen teknoloji sayesinde salgın haberlerinin, hastalık taşıyan kişi veya eşyaların hızlı hareketi, günümüzde salgın hastalıklara karşı turizm sektörünün önceden acil eylem planlarını yapmalarını gerekli kılmaktadır.
Turizm sektörünün insanların yer değiştirmesine dayalı olması nedeniyle, salgın hastalığı yayılmasını önlemek için öncelikle seyahat güvenliğinin sağlanması, seyahat kısıtlamalarına gidilmesi ve güvenli seyahat önlemlerinin hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Turizm sektöründe salgın hastalıklara karşı alınacak güvenlik önlemlerini başlıca üç boyutta ele almak gerekir. Bunlar, seyahat güvenlik önlemleri, konaklama yerleri ile restoranlarda alınması gereken başlıca koruyucu ve önleyici güvenlik önlemleri ve önceden alınması gereken acil eylem planlarıdır.
Salgın hastalık durumunda turizm sektöründe alınması gereken başlıca seyahat güvenlik önlemlerinden bazıları ülke sınırlarının kısmen ya da tamamen yolcu giriş ve çıkışlarına kapatılması, ülke içinde belli bir destinasyona yönelik seyahat kısıtlamalarının uygulanması, seyahat edenlerden tıbbi sertifikanın talep edilmesi, hastalık teşhis edildiğinde karantina uygulaması, 65 yaş ve üzeri vatandaşlardan turizm amaçlı seyahat izin belgesi talep edilmesi, yolcuların sosyal mesafe uygulanması, maske ve
eldiven önlük gibi koruyucu ekipmanlar kullanılması, yolculara hijyen kiti dağıtılması, araçların günlük temizliği ve dezenfeksiyonunun sağlanması gibi önlemlerdir.
Salgın hastalıklarla mücadelede konaklama yerlerinde ve restoranlarda alınması gereken başlıca koruyucu ve önleyici güvenlik önlemlerden bazıları, çalışanların maske, önlük, eldiven gibi koruyucu ekipmanları kullanmaları, el ve vücut temizliğine dikkat etmeli, konukların maske takmaları teşvik edilmesi ve ellerini temizlemeleri için işletmenin uygun yerlerine dezenfektanlar bulundurması, işletmede yer alan ortak kullanım alanlarının dezenfeksiyonu sağlanması, konaklama yerleri sık sık havalandırılması, gıda güvenliğine dikkat edilmesi, işletmede yeterli miktarda temizlik malzemesi ve sağlık kitlerinin bulundurulması, personelin salgın hastalık durumunda alınacak önlemler konusunda önceden eğitim verilmesidir.
Turizm güvenliği konusunda sorumlu uzmanların salgın hastalıklarla mücadelede önceden almaları gereken tedbirlerden bazıları, turizm sektöründe kitlesel işten çıkarmalara karşı önceden tedbir alınması, çalışanlarının salgın hastalıktan etkilenmesi durumunda ulaşım, otel ve restoranların işgücü sıkıntısı karşısında turizm sektörünün faaliyetlerini nasıl sürdüreceklerine dair planlar geliştirilmesi, yerel tıbbi makamlarla nasıl iletişime geçileceğini bilmeyen ve semptomları yerel doktorlara anlatamayan hasta turistlere nasıl yardım edileceği planlanması, turizm endüstrisinin somut ve güvenilir bilgiler sunmaya hazır olması, ziyaretçilerin kendilerini finansal olarak korunduğunu hissetmeleri için seyahat sigortası şirketleri ile anlaşmalar yapılmasıdır.