AÖF Soru Bankası
SYT208U · Ünite 6

Dopingle Mücadele

Sporcu Sağlığı ve Egzersiz dersi, ünite 6 özeti

SYT208U-SPORCU SAĞLIĞI VE EGZERSİZ

Ünite 6: Dopingle Mücadele

Giriş

Günümüzde spor müsabakalarında sonuç olarak kaybetmek veya kazanmak ile ilişkili olarak önemsiz gibi görünen son derece küçük ayrıntıların önemi daha da artmıştır. Performans ile ilişkili bu küçük ayrıntılar ise sporcuların yarışmalardaki sıralamalarında önemli değişikliklere neden olmaktadır. Buna bağlı olarak ise kazanma güdüsü, sporcuları, antrenörleri ve bilim insanlarını performansı artırmaya yönelik farklı yollar ve yöntemler bulmaya yönlendirerek rakip sporculara karşı daha iyi sonuçlar almak için sporcuları da farklı yöntemler aramaya zorlamıştır. Dolayısıyla sportif müsabakalarda temel hedefin kazanmak olması sebebiyle sporcular ve antrenörleri antrenman sonucu performansın geliştirilmesinin de ötesinde müsabaka sonuçlarını olumlu yönde değiştirebilecek ergojenik yardımcılar ve doping gibi bazı yöntem, ilaç, maddeleri kullanmaya yönlendirmiştir. Doping, ahlaki açıdan haksız bir rekabet durumu oluşturması ve fair play anlayışı ile örtüşmemesi sebebiyle spor etiğine aykırıdır. Ayrıca doping, sporcularda kısa süreli ve uzun süreli sağlık problemlerine hatta ölüm gibi ciddi risklerin meydana gelmesine sebep olur. Bu gibi nedenlerle doping, uluslararası spor organizasyonları tarafından yasaklanmıştır. Yarışma ve müsabakalara katılacak olan sporcular daha önceden belirlenmiş yasaklılar listesindeki ilaç, madde veya yöntemleri tedavi için bile olsa ağız veya damar yoluyla kullanamazlar.

Doping ve Ergojenik Yardımcıların Tarihçesi

İnsanoğlu asırlar boyunca fiziksel gücünü ve performansını artırmaya yönelik olarak sportif etkinliklerle uğraşmanın yanı sıra fiziksel performansını en üst sınırlara yükseltebilmek için bazı kimyasal maddeleri kullanmayı da tercih etmiştir. İnsanların yıllardır çalışma performansını arttırmak için beslenme katkıları, ergojenik yardımcılara yönelik yapılan uygulamalar ve çalışmalar aslında sporun kendi tarihi kadar eski dönemlere dayanır. Buna amaçla ise insanlar, eski tarihi dönemlerden beridir fiziksel güç ve performansı geliştirdiğine inandıkları çeşitli yöntemler ve maddeler kullanmayı denemişledir. Örneğin Milattan Önce (M.Ö.) 4000-2400 yıllarında, haşhaş bitkisi ve haşhaştan elde edilen afyon maddesi Mısır, Yunan, Roma ve Mezopotamya uygarlıkları tarafından kullanılan önemli bir madde olarak görülmüştür. Antik Yunan’da ise performans artırmak için atletlerin özel diyetler ve uyarıcı maddeler kullandıkları bilinmektedir.

1860 yıllarında Amsterdam’da kanallarda gerçekleştirilen yüzme yarışlarında kanal yüzücülerinin doping yapıcı ajan kullandıkları belirtilmektedir. Bu olaya bağlı olarak ise sporcuların karşılaşmalarda doping yapıcı ajan kullandıklarına yönelik ilk haber yazıları 1865 yılında bu suçlamayla birlikte başlamıştır. Yine bu dönemlerde bisikletçilerin de doping yapıcı maddeler kullandıklarına yönelik ilk kanıtlar ortaya çıkmıştır. 1869’daki bisiklet yarışlarında bol miktarda doping amaçlı ilaç kullanıldığı belirlenmiştir. 1886 yılında ise İngiliz bir bisikletçinin

yüksek dozda trimetil alması sonucu dopinge bağlı ilk ölüm gerçekleşmiştir.

Uyarıcı maddelerin sporda kullanılması ilk olarak 1934 yılında benzerdin maddesinin kullanılması ile birlikte görülse de 1934’de askerlerin gece savaşma güçlerini artırmak için İngilizler methedrin maddesini, Almanlar ise pervitin maddesini geliştirerek askerlerin uykusuzluğunu ve yorgunluklarını engellemek amacıyla 2. Dünya Savaşı sırasında kullanmışlardır. Spor içerisinde ilaç kullanımı 19. Yüzyıl sonları ile 20. Yüzyıl döneminin başlarında artmaya başlamıştır. 20. Yüzyılın başlarında sporcular arasında eterli şeker, eroin, kokain, nitrogliserin, striknin maddelerinin yorgunluğu azaltarak sportif performansı artırdığı düşüncesiyle yoğun şekilde kullanılmıştır. Ancak 20. Yüzyılın ilk yarısında kasın kasılma mekanizmasının anlaşılması, antrenman sırasında enerji kullanımı ve ilgili araştırmalardaki gelişmeler ile birlikte beslenme ve performans gelişimi arasındaki ilişkilere yönelik kanıtlar da artmıştır. Ayrıca 20. Yüzyılda bazı vitaminlerin keşfedilmesi, daha küçük formlara parçalanması ve metabolik yararlarının anlaşılması ile birlikte sporda rekabete yönelik ve ergojenik yardımcılara yönelik çalışmalara da ilgi artmıştır.

Olimpiyatlardaki doping söylentileri ise 1950 yıllarında sıklaşmıştır. Yasa dışı ilaç kullanımı gelişmiş ülkelerde daha çok 1950 yılından itibaren yaygınlaşmaya başlamıştır. 1952’de Oslo’da yapılan kış olimpiyatlarında sürat patencilerinin odasında kullanılmış ampuller ve enjektörler bulduğu belirtilmiştir. 1956’da Melbourne’da bisikletçiler için de aynı ithamlar yapılmıştır. Melbourne’da bilhassa atletizmin atma dallarında Doğu Blok ülkeleri atletleri, Ruslar’dan öğrenerek kullandıkları antrenman, teknik ve sportif kondisyon bilgileri ile çok önemli başarılar elde etmişlerdir.

1966 yılında hem Uluslararası Futbol Federasyonu hem de Uluslararası Bisiklet Federasyonu kendi organize ettikleri dünya şampiyonalarında doping kontrolünü uygulayan ilk uluslararası federasyonlar arasındadır. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), 1967’de sağlık komisyonu oluşturarak 1968’de doping yasağına onay vermiştir. IOC, yasaklı olan maddelerin ve yöntemlerin listesini tanımlamış ve 1968’de uyarıcı yasaklı maddelere yönelik ilk testler Kış Olimpiyatları’nda yapılmıştır. 1968 yılında Meksiko’da yapılan 750 civarında testte ise sonuçlar pozitif çıkmıştır. Doping maddeleri içerisinde steroidler, ancak 1974 yılında fark edilmiştir.

1998 yılında birçok ülkede farklı doping kullanım olaylarına rastlanmış ve buna bağlı olarak bazı ülkeler de, kullanılan doping kontrol sisteminin yeterli olmadığını belirtmişlerdir. Bu sebeple, 1999 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi Lozan’da Hükümet otoritelerini, Ulusal Olimpiyat Komitelerini, Uluslararası Federasyonları ve ülkelerin sporcularını çağırarak bir konferans düzenlemiştir. Bu konferansta, doping kullanımına karşı daha ciddi ve sıkı önlemler alınması kararlaştırılarak, “Lozan Deklarasyonu” yayınlanmış ve Dünya Anti-Doping


Ajansı’nın kurulmasına (WADA) karar verilmiştir. Ayrıca konferansta dopingin genel olarak haksız rekabete yol açarak doping kullanımının spor ruhuna ters düşen bir davranış olduğu kabul edilmiştir. Sonuç olarak 1999 yılında dopingle mücadele konusunda uluslararası bir işbirliği oluşturmak ve sporcuların eşit koşullarda yarışmalarını ve mücadele etmelerini sağlamak için Dünya Dopingle Mücadele Ajansı yani WADA kurulmuştur. 2003 Mart ayında Kopenhag’da gerçekleştirilen diğer bir konferansta resmi olarak “Dünya Anti-Doping Yasası” kabul edilerek Uluslararası Olimpiyat Komitesi Anti-Doping kurallarının da yerini almıştır. Dünya Anti-Doping Yasası, daha önceden var olan yasadakine göre daha katı anti-doping hedef, kural ve kontrolleri içermektedir. Bunların yanı sıra Türkiye’de ise 1998’de Hacettepe Üniversitesinde “Türkiye Doping Kontrol Merkezi” kurularak Türkiye’deki farklı branşlardaki sporcuların doping kullanımından uzak tutularak, yarışma öncesi veya yarışma sonrasında yasaklı olan doping madde ve yöntemlerinin tespit edilmesi için çeşitli uygulamalar gerçekleştirmektedir. Gerçekleştirilen bu uygulamalar sonucunda ise yasaklı maddeler listesinde yer alan herhangi bir maddenin kullandığının saptanması ile ilgili sporcu dopingli sayılarak belirlenen cezayı almaktadırlar. Bu liste her yıl yenilenmektedir.

Doping Tanımı ve Kullanım Sebepleri

Doping kavramı ilk olarak 1889 yılında İngilizce olarak kullanılmıştır. Doping kavramı ile narkotik (uyuşturucu) ve opium (afyon) karışımı olan bir madde tanımlanmaya çalışılmıştır. Bazı yeterli olmayan kısa tanımlamalardan sonra doping kavramının ilk resmi tanımı ise 1963 yılında “oyuncuların veya sporcuların müsabaka öncesinde veya müsabaka sırasında sporcunun psikolojik ve fiziksel sağlığına zararlı olan, spor ahlakına uygun olmayan şekilde sporcuların performanslarını doğal olmayan yollarla arttıracak madde veya diğer yöntemleri kullanması” olarak tanımlanmıştır.

1963 yılında Avrupa Konseyi, doping kavramını “müsabakada yarışacak sporcunu müsabaka öncesi ve müsabaka esnasındaki zihinsel ve fiziksel durumunu doğal olmayan yollarla geliştirerek performansını artıracak bütün yöntem ve maddeler” şeklinde tanımlamıştır. Daha sonra Avrupa Konseyi dopingi tanımını değiştirerek şu şekilde ifade etmiştir; doping, yarışmaya katılmak için, doğal olmayan ve haksız bir şekilde performansı arttırmaya yönelik olarak, sağlıklı bir kişiye yüksek dozda yabancı bir veya birkaç fizyolojik maddenin herhangi bir yöntemle ve normal olmayan yollarla uygulanması veya kendisi tarafından uygulanmasıdır. Uluslararası Olimpiyat Komitesinin 1967 yılında kurduğu Tıbbi komitenin yaptığı tanımda ilk defa “yasaklanmış madde ve yöntemlerin kullanılması” ifadelerine yer verilmiştir. En son doping tanımı ise, Dünya Anti-Doping Ajansı (WADA) tarafından 20 Şubat 2003 tarihinde yayınlanan WADA sözleşmesinde yapılmıştır. Bu tanıma göre, “dopingin spor ruhunun temeline olduğu” ndan giriş bölümünde bahisle, sözleşmenin birinci maddesindeki “ikinci maddede sekiz alt başlık şeklinde belirtilmiş ihlallerden biri veya daha

fazlasının gerçekleştirilmesi durumu” doping kullanım suçu olarak ifade edilmiştir.

Türkiye Dopingle Mücadele Komisyonu (TDMK) ise doping, WADA tarafından belirtilen Dünya Dopingle Mücadele Kurallarında olan doping ile mücadele kural ihlalleri içerisindeki bir veya birden daha fazlasının gerçekleştirilmesi olarak tanımlamıştır.

Doping kullanım sebepleri sadece kazanma arzusuyla sınırlı değildir. Uzmanlara göre özellikle günümüz sporunda sporun siyasi ve ticari bir rekabet alanına dönüşmesi, kısa süreli başarıların her ne pahasına olursa olsun istenmesi, transfer ücretlerinin astronomik rakamlara ulaşması, sporcu, antrenör, yöneticilerin doping konusunda yeterli bilgi sahibi olmamaları ve eğitim görmemeleri ayrıca sporcuya fiziksel ve psikolojik olarak kapasitesinin üzerinde yüklenilmesi sporcuların doping kullanım sebeplerindendir. Dr. Savaş Ağaoğlu, Türkiye’de doping kullanımının önemli sebeplerinden birisinin de sporcuların ve antrenörlerin yarışmalar üzerinden ödül alması olduğunu belirtmektedir.

Dopingin Yasaklanma Sebepleri

Doping, spor kavramının bütünlüğüne ve sporcunun özellikle sağlığına yönelik olumsuz etkileri sebebiyle yasaklanmıştır. Ayrıca 2004 yılından bu yana WADA, her yıl güncellenen bir kod ve resmî uluslararası anti-doping standartlarını özetleyen ilgili belgeler hazırlamaktadır. Yasaklılar listesine bir madde veya yöntemin dâhil edilmesi için şu üç kriterden ikisinin karşılanması gerekmektedir:

1. Maddenin spor performansını artırma potansiyeline sahip olduğu veya sahip olduğu gösterilmiş olmalı, 2. Sporcu için gerçek veya potansiyel bir sağlık riskini temsil etmesi gerekli, 3. Spor ruhunu ihlal ediyor olmalıdır.

Dopingin spor organizasyonlarında yasaklanmasının sebepleri ise birbiri ile ilişkili olan sağlık, etik ve ekonomik nedenlerdir.

Sporda dopingin yasaklanmasının en önemli nedenlerinden birisi sporcunun beden sağlığına zarar vermesidir. Doping kullanımı, kardiyovasküler hastalık, diyabet, kanser, zihinsel sağlık sorunları gibi sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Uzun süre performans arttırıcı ilaçların kullanımı ani ölümlerle bile sonuçlanabilmektedir.

Doping maddelerinin yasaklanma sebeplerine etik değerler açısından bakarsak, fair play kavramının spor açısından genel olarak yüksek ve aynı zamanda evrensel değerleri kapsamasıdır. Bireyin insan olabilmesindeki en son basamağı, insanın bu yüksek ve evrensel değerlere ulaşmasıdır. Spor etiği kavramı, adaletli ve dürüst yarışmayı ifade etmektedir. Müsabaka sırasında veya spor yaparken kişinin nasıl davranış göstermesi ve kurallara uyması gerektiğini belirten üst ahlak durumu şeklinde ifade edilmektedir. Sporda ise adaleti tanımlayan kavramlar fair play, adil müsabaka kavramları insanlığın yüksek ve


evrensel değerlerini temsil etmektedir. Dolayısıyla normal ve doğal olmayan bir yöntemle performansı arttırmaya çalışmak hile yapmak anlamına gelerek sporun insani boyutuna da ters düşecektir.

Sporcuların başarı elde etmesiyle elde ettikleri gelirler ve yaptıkları kişisel sponsorluk anlaşmalarının yanı sıra yalnızca uluslararası spor organizasyonlarının Avrupa Şampiyonaları, Dünya Şampiyonaları, Olimpiyat Oyunlarının para ödülleri ve devletlerin başarılı sporcularını ödüllendirmeye yönelik düzenlemeleriyle dahi ciddi maddi kazanç elde ettikleri görülmektedir. Bu bakımdan sporcuların ekonomik kaygılar ile haksız bir şekilde maddi bir kazanç elde etme yoluna gitme çabalarından bahsedilebilir. Doping konusundaki düzenlemelerin bir boyutu da işte bu haksız kazancı engellemek üzerine olmaktadır. Bir doping kullanımına yönelik yaptırımın olduğu her olayda profesyonel sporcuların kazançları olumsuz yönde etkilenmektedir. Sporcuların mesleki kariyerlerini etkileyen bu tür yaptırımlar, büyük oranlarda ekonomik kayıpların yaşanmasına sebep olmaktadır. Ayrıca ekonomik açıdan doping ihlallerine yönelik yaptırımlar, sporcuların yaptıkları reklam ve sponsorluk anlaşmalarını da etkileyerek hükümsüz bırakarak böylece etki alanlarını sporcunun spor hayatı dışına da taşımaktadır.

Yasaklı Madde ve Yöntemlerin Sınıflandırılması

Genel olarak doping madde, ilaç ve yöntemleri şu şeklide sınıflandırılmaktadır:

1. Her zaman (müsabaka içi ve müsabaka dışı) kullanımı yasaklı olan madde ve yöntemler, 2. Müsabaka içinde kullanımı yasaklı olan madde ve yöntemler 3. Bazı spor dallarında kullanımı yasaklı olan maddeler.

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın Yasaklılar Listesi’nde her zaman (müsabaka içi ve müsabaka dışı) kullanımı yasaklı olan madde sınıfında 6 ana grup bulunmaktadır. Bunlar:

S0- Onaylanmamış Maddeler S1- Anabolik Maddeler S2- Peptid Hormonlar, Büyüme Faktörleri, İlgili Maddeler ve Mimetikleri S3- β-2 (Beta-2) Agonistler S4- Hormon ve Metabolik Modülatörler S5- İdrar Söktürücüler ve Diğer Maskeleyici Maddeler

olarak özetlenebilir.

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın Yasaklılar Listesi’nde her zaman (müsabaka içi ve müsabaka dışı) kullanımı yasaklı olan yöntemler sınıfında 3 ana grup bulunmaktadır:

M1- Kan ve Kan Ürünlerinin Uygulanması M2- Kimyasal ve Fiziksel Müdahale M3- Gen Dopingi

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın Yasaklılar Listesi’nde müsabaka içinde kullanımı yasaklı olan maddeler sınıfında 4 ana grup bulunmaktadır. Bunlar:

S6- Uyarıcılar S7-Narkotikler S8- Kannabinoidler S9- Glukokortikosteroidler

şeklinde sıralanabilir.

Dünya Dopingle Mücadele Ajansı’nın Yasaklılar Listesi’nde bazı özel sporlarda kullanımı yasaklı maddeler sınıfında ise bir ana grup bulunmaktadır:

P1- β (Beta) Bloke Ediciler

Ergojenik Yardımcıların Tanımı ve Sınıflandırılması

Ergojenik yardımlar, bir sporcunun performansını artıran maddeler veya uygulamalardır. Doping maddesi veya yöntemi kullanan sporcuların ceza almaları nedeniyle daha iyi performans elde etmeye yönelik olarak ergojenik madde kullanımı artırmıştır. Bu sebeple daha fazla oranda sporcular tarafından performans artırmak için en sıklıkla kullanılan destek besin maddeleri WADA’nın yasaklı doping listesinde yer almaması sebebiyle vitamin ve minerallerdir.

Bazı bitkiler, vitaminler, mineraller, proteinler, metabolitler ve bunların değişik birleşimleri gibi madde veya yöntemler ergojenik yardımcı olarak belirtilmektedir. Ergojenik yardımcı olarak belirtilen bu madde ve yöntemler, sporcular tarafından en üst düzeyde enerji üretimi, farklı enerji sistemlerinin dengelenmesi ve özellikle yağsız vücut bölümlerinin veya kas kitlesinin artırılması şeklinde vücut dokusunun gelişimi gibi amaçlar doğrultusunda ek beslenme maddesi olarak alınmaktadır.

Ergojenik yardımcılar fizyolojik, farmakolojik, biyomekanik ya da mekanik, psikolojik ve beslenme ile ilgili yardımcılar şeklinde sınıflandırılmaktadır. Hangi tür ergojenik yardımcı olursa olsun genel olarak kullanım amaçları; sportif performansı ve verimi iyileştirilmesi, artırılması, hızlandırılması, gerekli olan enerjinin üretimi ve daha fazla enerjinin kullanımı, dayanıklılığın geliştirilmesi, yorgunluğun geciktirilmesi, antrenman ve müsabakanın sonrasında toparlanmanın hızlandırılması, laktik asit gibi zararlı atık maddelerin olumsuz etkilerinin azaltılması, vücut kas oranın ve kas kuvvetinin artırılmasıdır.

Ergojenik yardımcıların kas liflerini doğrudan aktive etme, yorgunluk sonucu oluşan yan ürünlerin tekrar kullanımını sağlama, kas kasılması için gerekli yakıtı sağlama, kalp ve kan dolaşım sistemini etkileme, solunum merkezini etkileme, yorgunluğu geciktirme gibi işlevleri olabilmektedir. Yine ergojenik ilaçlar vücudun kuvvetini ve dayanıklılığı artırmakta, hücuma yönelik saldırganlığı pekiştirmekte, sürati artırabilmekte, psikolojik üstünlük duygusunu desteklemekte, konsantrasyonu artırabilmektedir.


Belirli bir madde veya yöntem ergojenik yardımcı olarak tanımlanabilir fakat herhangi bir müdahale performans arttırıcı olarak sınıflandırılmadan önce, çeşitli koşullarda performansı tutarlı olarak arttırdığına yönelik olarak kanıtların bilimsel araştırmalarla gösterilmesi gereklidir.

Ergojenik yardımcılar temel olarak a) kullanımı serbest olan madde ve yöntemler b) kullanımı yasak olan madde ve yöntemler (Doping) olmak üzere iki sınıfa ayrılır.

Diğer bir sınıflandırmaya göre ise ergojenik yardımcılar genel olarak 5 gruba ayrılmaktadır:

1. fizyolojik ergojenik yardımcılar, 2. psikolojik ergojenik yardımcılar 3. mekanik ve biyomekanik ergojenik yardımcılar, 4. farmakolojik ergojenik yardımcılar, 5. besin ile ilgili ergojenik yardımcılar.

Fizyolojik ergojenik yardımcılar; sodyum bikarbonat ve fosfat tuzları, karnitin ve kreatin gibi maddeleri, oksijenin kullanılması, kan dopingi gibi uygulamaları içeren iskelet kas ve kalp damar sistemi gibi vücuttaki sistemlerin fonksiyonlarını olumlu yönde etkileyerek sportif verimi artıran fizyolojik uygulamalardır.

Psikolojik ergojenik yardımcılar; stres terapisi, çeşitli psikoterapik yöntemler, hipnoz gibi uygulamaları içeren sportif performansın geliştirilmesi için kişilerin zihinsel süreçleri üzerinde etkileri olan tedaviler ve uygulamalardır.

Mekanik ve biyomekanik ergojenik yardımcılar; sporcu performansını olumsuz yönde en az şekilde etkileyerek sportif verimini artırmak için üretilen saha, ayakkabı, giysi, araç gibi malzemeleri içeren mekanik yardımlardır.

Farmakolojik ergojenik yardımcılar, hasta kişilerin tedavisi amacıyla kullanılmasına rağmen sporcuların sportif performanslarını arttırmak için kullandıkları tıbbi tedavi için kullanılan ilaçlardır. Farmakolojik ergojenik yardımcılar IOC’nin yasaklı olan maddeler grubuna aldığı ilaçlar, madde ve yöntemler bu grup içerisinde yer almaktadır.

Besin ile ilgili ergojenik yardımcılar; özel diyet programları ve beslenme uygulamaları, doğal yiyecek ve bileşikleri içeren tıbbi tedavi ve sportif performansı geliştirmek amacıyla eski çağlardan beri kullanılan yiyecek ve beslenme destek ürünleridir. Besin ile ilgili ergojenik yardımcılar grubu içerisinde şunlar yer almaktadır: ginseng, kreatin, vitaminler, karbonhidratlar, proteinler, protein tozları, bira mayası, su, arı sütü, arı poleni, koenzim Q10, niasin, B-12 vitamini, B-15 vitamini, riboflavin vitamini (B2), piridoksin vitamini (B6), folik asit, biotinpantotenik asit, A vitamini, K vitamini, mineral tabletleri, lesitin, sodyum klorür, fosfatlar, kafein.

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç