SYT105U-SPORDA LİDERLİK
Ünite 2: Sporda Örgüt Kültürü ve Liderlik
Giriş
Günümüzde yaşanan hızlı ve sürekli değişime ayak uydurabilmek için spor örgütleri bu değişime uyum sağlamak adına mücadele vermektedir. Ancak bu değişime ayak uydurmak son derece zor ve planlı bir çalışmayı gerektirir. Çağdaş spor örgütlerinde kültürün inşa edilmesi, üyelerin spor örgütüne bağlanması ve bağlılıklarının artırılması için spor örgütlerinin donanımlı ve kılavuz olabilecek liderlere ihtiyaçları vardır. Spor örgütleri, değişen ve gelişen dünyada yeni yönetim stratejileri geliştirmeye, var olan kültürlerini korumak ve güçlendirmek veya değiştirmek ve en baştan güçlü bir temel, yeni bir kültür oluşturmaya ihtiyaç duyabilirler. Bu nedenle spor örgütünde görev alan lider ve yöneticilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Dolayısıyla kitabın bu bölümünde kültür kavramından başlayarak, sırasıyla örgüt kültürü, spor örgütlerinde örgüt kültürü ve örgütsel liderlik gibi önemli kavramlar açıklanmaya çalışılarak tüm paydaşlara katkı sağlanması amaçlanmaktadır.
Kültür Kavramı
Kültür üzerinde sürekli tartışılan ve tanımlanması zor bir kavramdır. Kavramın, kapsamlı, çok türlü ve soyut olması birçok bakış açısıyla yapılan tanımları da beraberinde getirmiştir. Literatürde insan davranışlarını etkileyen en soyut kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Kültür bir gruba ya da kategoriye ait üyeleri başkalarından ayıran zihnin ortak bir şekilde programlanmasıdır (Abdullahi, 2019). Kültür, bireylerin dünyaya bakış açılarını, olayları ve diğer kişileri algılama biçimlerini belirler. Aynı topluluğun içinde yer alan bireylerce paylaşılan tutum, davranış, inanç ve yaşam biçimlerini yorumlamayı sağlar (Bass, 1997; Kemeriz, 2014). Kültür kavramına doğrudan gözlem yaparak erişilemez ancak sözlü ifadeler ve davranışlar sayesinde kültür kavramına erişilebilir. Kültür antropolojik, psikolojik ve sosyolojik perspektiflerden değerlendirilerek pek çok farklı şekilde tanımlanmıştır. Malinowski (1944) kültürü, bir bireyin ihtiyaçlarını karşıladığı süreçte karşılaştığı bazı problemlerle başa çıkabilecek duruma getiren bir araç olarak tanımlamıştır. Tarihsel bir perspektiften değerlendirildiğinde kültür, tarihsel süreçler sonucunda meydana gelen, kalıcı olmayan, etkileşimli, insanüstü ve bağımsız yapılar olarak tanımlanmıştır (Stocking, 1966). Hofstede (2019) kültürü, zihinlerin bir grup veya kategori üyesini başkalarından ayıran kolektif programlamalar olarak ifade etmiştir. Ünal’a (2017) göre ise kültür insanların tutumlarında, inanç ve normlarında, davranışlarında ve ortak değerlerinde kendini gösterir ve birbiriyle etkileşime giren insanların paylaşılan anlamlarındaki farklılıklarla ayırt edilir.
Araştırmacılar tarafından kültürü oluşturan beş temel boyut ortaya konmuştur. Kültürlerin oluşmasını sağlayan bu boyutlar şu şekilde ifade edilebilir (Kemeriz, 2014):
1. Güç mesafesi İnsan eşitsizliğinin başlıca sorunlarına farklı çözümler getirilmesi
2. Belirsizlikten kaçınma Tahmin edilemeyen gelecek karşısında toplumun yaşadığı stres 3. Bireysellik-Kolektivizm Bireylerin gruplarla bütünleşmesi 4. Erkeklik-Kadınlık Toplumdaki rollerin erkek ve kadın arasındaki bölümü 5. Kısa- Uzun dönem alışma İnsanların gayretlerinin ne için olduğuna dair seçim
Ampirik araştırmalar sonucunda ortaya konan bu beş boyutun geçerliliği kanıtlanmıştır. Hickman (1992) her ülkenin bu beş boyutu bir skalaya yerleştirerek istatistiksel olarak incelenip olası kombinasyonlara bakmış ve bazılarına diğerlerinden daha sık rastlandığını ifade etmiştir. İnsan gelişiminin temel fonksiyonlarından biri toplumsal ve kültürel evrimdir. Bu gelişim bireyin ait olduğu topluluğun kimliği, istekleri ve yaşam kalitesi artışı ile sağlanabilir (Oğuz, 2011). Toplumlarda bu gelişme sürecini yöneten faktörlerden toplumsal düzenin bir ürünü olan kültürdür. Genel sistemler teorisine göre toplumsal düzeni üç yapı şekillendirir. Bu yapılar; kültürel, sosyal ve kişilik yapılarıdır. Bu yapıların örgütün yapısını da etkilediği ortaya konmuştur. Örgütle toplumun girdiği bu etkileşim aracılığıyla örgüt, farklı değerler sistemi olan, belirli bireylerin yönlendirdiği, sosyokültürel unsurları içinde barındıran kendi kültürünü geliştirir (Hatch vd., 2006; Karaca, 2021).
Örgüt Kültürü
Günümüzde örgüt kültürü işletmelerin rekabet üstünlüğü sağlamasında önemli rol oynar. Çünkü örgüt kültürü işletmelerin politika, planlama ve amaçlarını oluşturmada etkilidir. Güçlü örgüt kültürüne sahip işletmelerde çalışanlar kendilerini daha pozitif hissederler. Aynı zamanda örgüt içinde yer alan bireylerin birbirine bağlanmaları ve güven duymalarında örgüt kültürünün önemli etkisi vardır (Erdoğan, 2021). Örgüt kültürü, örgütlerin davranış tarzlarını haklı gösteren tartışılmaz ve soyut inançlar sistemi olarak ifade edilir. Başarılı örgütleri diğer örgütlerden ayıran eşsiz özelliklerden biridir (Berson vd., 2008). Dolayısıyla örgüt kültürünü anlamak, örgütsel davranışın farklı yönleri üzerinde önemli bir etkiye sahip olması nedeniyle, yöneticiler için son derece önemlidir. Örgüt içerisinde planlanan değişikliklerde örgüt kültürünün dikkate alınmaması, tahmin edilemeyen negatif sonuçlar doğurabilir (Mete, 2018).
Sözlükte örgüt kültürü “çalışanların davranış biçimlerini ve çalışılan yerin genel görünümünü şekillendiren, simgeler aracılığıyla öğrenilebilen ve öğretilebilen, kuşaktan kuşağa aktarılabilen, değişebilir nitelikteki düşünceler ve kurallar” olarak tanımlanmıştır (Türk Dil Kurumu, 2016; Şeker Kayar, 2021). Örgüt kültürü örgütlerin başarı ya da başarısızlıklarında anahtar faktörlerden biridir. Baskın örgüt kültürü, örgüt ve üyelerin işleri nasıl yaptığına şekillendirir. Örgüt içindeki belirsizlik ve kararsızlıkları azaltır. Çalışanların hangi durumlarda nasıl hareket edeceğine ilişkin yönlendirmelerde bulunur. Motivasyonu, üretkenliği ve entegrasyonu artırır. Çatışmayı azaltır. Bu
sayede örgütü bir arada tutarak çalışanların bağlılığını artırır (Erdoğan, 2021). Örgüt kültürü, çalışanların davranış biçimlerini ve çalıştıkları yerin genel görünümünü şekillendiren, simgeler aracılığıyla öğretilebilen ve öğrenilebilen, kuşaktan kuşağa aktarılabilen, değişebilir nitelikteki düşünceler ve kurallardır. Güçlü bir örgüt kültürü örgütsel performansı iki şekilde etkiler. Öncelikle daha yüksek ideal ve değerlere sahip örgüt çalışanlarına hitap ederek onları harekete geçirir ve anlamlı amaçlar çevresinde toplayarak performanslarını iyileştirir. Bu amaçlar doğrudan çalışanın bağlılığına ve çabasına etki eder çünkü amaçlar varoluşları gereği ilgi çekicidirler ve kimlik ve anlamdaki boşlukları doldururlar. İkincisi ise örgüt kültürünün belirttiği norm ve değerler örgüt çalışanlarının dikkatini örgütsel önceliklere odaklar ve daha sonra karar vermelerine rehberlik eder (Chatman ve Cha, 2003; Erdoğan, 2021).
Örgüt kültürünün işletmeye, yöneticilere ve çalışanlarına faydaları saymakla bitmez. Bu faydaları sıralanacak olursa (Eren, 2017):
• Çalışanların örgüt kurallarını daha iyi anlamalarını kolaylaştırır. • Örgütün belirlenen amaç ve hedeflere ulaşmasına yardımcı olur. • Örgüt içinde tutarlı davranışların sergilenmesine ışık tutar. • Örgüt içinde uyum sağlar. • Örgütün verimliliğini artırır. • Örgüt yöneticilerinin gelişimini sağlar. • Örgütte ast-üst ilişkilerinin gelişimini sağlar. • Örgütte birlik ve düzen sağlar. • Örgüte bağlılığı artırır, kutuplaşmaları engeller. • Örgütün sahip olduğu inanç ve değerleri korur.
Örgüt Kültürünün Oluşturulma Süreci ve Temel İşlevi
Örgüt kültürünün oluşturulma süreci, örgüt yapısı stratejilerine bağlıdır ancak bu süreç temelde örgütün stratejik değerleri ile kültürel değerlerinin birleşimidir. Örgüt kültürü oluşturma süreci beş adımda ifade edilebilir. Bu adımlar (Griffin ve Moorhead, 2014; Şeker Kayar, 2021):
1. adım: Stratejik değerlerin belirlenmesi 2. adım: Kültürel değerlerin geliştirilmesi 3. adım: Vizyon oluşturma 4. adım: Strateji uygulamalarına start verme 5. adım: Kültürel davranışları pekiştirme
Örgüt Kültürünün Temel Unsurları
Örgüt kültürünün ana unsurları literatürde, değerler, varsayımlar, normlar, inançlar, semboller, törenler, dil, hikâyeler, mitler ve kahramanlar olarak ele almıştır
Örgüt Kültürünün Organizasyonlar İçin Önemi
Örgüte yeni başlayan ya da örgüt içinde gelişen yöneticilerin bilgi, beceri ve davranışlarının örgüt kültürüne uygun olarak şekillenmesini sağlar. Örgüt
kültürü, örgütsel iletişimde ve çalışanlar arasındaki ilişkilerde dengeleyici bir unsurdur. Örgüt kültürü ben yerine biz duygusunun gelişimini sağlar ve çalışanlar arasında bağ kurulmasına ve çalışanların örgütle bağ kurmasına neden olur. Diğer bir deyişle örgüt kültürünün organizasyon bağlılığı yani çalışanların organizasyona bağlılığında önemli bir etkisi vardır. Yerleşmiş bir örgüt kültürüne sahip işletmelerde yönetici ya da işletme sahibi kaybedilse bile değerler bozulmadan aynı şekilde devam eder (Özcan, 2020).
Spor Örgütlerinde Örgüt Kültürü
Toplumdaki sürekli değişen gereksinimler sonucunda farklı alanlardaki hizmetlerin organizasyonu için bu gereksinimlere istinaden yeni örgütler oluşturulmuştur. Spor örgütleri de bunlardan biridir. Ülkemizde tüm spor faaliyetlerini, tesislerini ve eğitim çalışmalarını yürüten örgüt GSGM (Gençlik Spor Genel Müdürlüğüdür). Ayrıca spor örgütlerine, spor kulüpleri, Ulusal ve Uluslararası Federasyonlar, Olimpiyat Komitesi örnek verilebilir. Bilim ve teknolojideki görülen sürekli değişim spor yönetimi alanında ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanabilmesi, spor örgütlerinin insan odaklı, demokratik, katılımcı, dinamik, gelişime açık, verimliliği önemseyen, hizmet ve yönetimde kaliteyi baz alan bir yönetim yaklaşımının benimsenmesini zorunlu hâle getirmiştir (Bilir, 2005; Karaköse, 2013).
Çağımızda yaşanan hızlı ve sürekli değişimlere ayak uydurabilmek adına spor örgütleri de bu değişimlere ayak uydurmak ve hayatta kalma savaşı vermektedirler. Fakat bu değişime ayak uydurmak son derece zor ve planlı bir çalışma gerektirir. Bunun için de spor örgütleri donanımlı liderlere ihtiyaç duymaktadır. Sıradan yöneticilerle ne yazık ki örgütsel değişimin gerçekleşmesi mümkün değildir.
Liderlik Kavramı ve Liderlik Yaklaşımları
Liderlik kavramına ilişkin literatür, genel olarak liderleri başkalarının düşünce ve davranışlarını veya hislerini önemli ölçüde etkileyen bireyler olarak tanımlanmaktadır (Benchop, 2011). Lider, sezgi, zekâ ve bilgiye dayalı kararlar ve uygulamalar yaparak topluma fayda sağlayan değişimi yönetmekten sorumlu kişidir. Bir lider, sahip olduğu gücün potansiyel kullanımına dayalı olarak bilgisi ve karizması ile çevresindekileri etkiler. İnsanların düşünce ve fikirlerini önemser, dinler ve yardımcı olmaya çalışır. Çevresindeki bireylerin yeteneklerini kullanmaları, geliştirmeleri ve sürdürmeleri için gerekli ortamı hazırlar (Kemeriz, 2014). Liderlerin fiziksel ve kişilik açısından, grubun diğer bireylerinden bazı farklılıklar gösterdiği savunulmaktadır (Abdullahi, 2019).
Sporda liderlik “bireyleri ve grupları etkileme ve onları amaçlarına yönlendirmenin davranışsal süreci” olarak ifade edilmektedir. Sporda liderler ve takipçiler için birçok durum söz konusudur. Antrenörlerin bilgi, beceri, tutum ve davranışları, sporcularını desteklemek için kullandıkları teknikler ve takım oyuncularıyla kurdukları ilişki türleri hakkında karar verme çerçevesinde çok boyutlu bir süreç
olarak görülebilir (Çelik, 2011). Liderlik kavramına ilişkin tanımların ortak noktasında; gönüllülük temelinde çalışanların güdülenmesi, cesaretlendirilmesi, yönlendirilmesi ve çalışanların yaratıcılıklarının ortaya çıkarılması, harekete geçirilmesi yer almaktadır. Buna göre etkili liderliğin temeli organizasyonun misyonunu belirlemeye, tanımlamaya ve bunu açık bir biçimde ortaya koymaya dayanır. Bu yüzden iyi liderler örgütün vizyon ve hedefleri kapsamında, öncelikleri ve standartları tespit eder, bozulmaması için gerekli önlemleri alarak uzlaşmaları sağlar (Aydemir, 2010). Liderlik araştırmaları dört grupta toplanabilir. Bu çalışmalarda liderin kişilik ve davranışsal özelliklerinin, lider ile takipçiler arasındaki ilişkiyi şekillendiren durumların ve liderin takipçiler tarafından yönlendirilen bilişsel süreçlerinin incelenmesi gerektiğini ortaya koyar (Hung, 2008; Wildman, 2006; Çelik, 2016). Liderlik kavramına ilişkin birçok araştırma yapılmıştır ve bu araştırmalar liderliğin dört yaklaşım altında incelenebileceğini gösterir. Bu yaklaşımlar “liderin özellikler yaklaşımı, liderin davranışları yaklaşımı, durumsal yaklaşım ve yeni (postmodern) liderlik yaklaşımlarıdır (Yeşil, 2016).
Özellikler Yaklaşımı
Özellikler yaklaşımı liderlik konusunun ilk geliştirilen teorisidir. Liderin sahip olduğu özelliklerin liderlik sürecini belirlediği ifade edilen özellikler yaklaşımında, bir grup içinde bir kişinin lider olarak benimsenmesi ve o grubu yönetme sebebinin kişinin özellikleri olduğuna inanılmaktadır (Çelik, 2016). Bu yaklaşıma göre liderlerin entelektüel, sosyal, duygusal gibi özelliklerinin yanı sıra fiziksel olgunluk belirtileri, sağlık durumu, güzellik ya da yakışıklılık gibi fiziksel, zekâ, hitap ve bireyler arası ilişkiler yeteneği, güvenilirlik, girişimcilik, risk alma ve kendine güven gibi özellikler de sayılabilir (Eren, 2004; Aydemir, 2010). Özellikler yaklaşımının yetersizliği ve aldığı eleştiriler liderlikle ilgili yeni arayışları gündeme getirmiştir. Bu nedenle liderin sahip olduğu özelliklerin yerine izleyicilerin özelliklerine ve liderin davranışlarına odaklanan davranışsal liderlik yaklaşımı ortaya çıkmıştır.
Davranışsal Yaklaşım
Davranışsal liderlik yaklaşımına ilişkin araştırmacılar, liderin özelliklerini ifade etmek yerine lideri lider yapan özelliklerin grup içerisindeki davranışları olduğunu ortaya koymuşlardır. Koçel (2015) bu durumu “liderin grup ile iletişiminin iyi olması ile, diğer üyelere kendini kanıtlayabilmek adına bazı kararları tek başına alır, bu durumda onun çok fazla nüfusa hitap ettiğini gösterir” şeklinde ifade etmiştir (Kılınç, 2019). Liderin davranışsal yaklaşımına ilişkin yapılmış çalışmalarda temel olarak liderlerin ana davranış yönü belirlenmeye çalışılmıştır. Liderlerin takipçileriyle iletişimi, yetki devri, planlama, kontrol şekli ve amaçları belirleme şekli gibi davranışlar liderin etkinliğinin önemli belirleyicileri olarak kabul edilmektedir (Aydemir, 2010).
Durumsallık Yaklaşımı
Fiedler (1967) her duruma uyan çok fazla liderlik tarzı olmadığını ancak mevcut duruma bağlı olarak etkili
olabilecek etkili bir liderin kişiliği, liderlik tarzı ve davranışı olduğuna dikkat çekmiştir. Bu yaklaşıma göre liderin faaliyetlerini şekillendiren durumsal faktörlerin olduğu göz ardı edilmemelidir. (Çelik, 2016). Durumsallık yaklaşımıyla ilgili yapılan araştırmalar sonucunda değişkenlik gösteren olaylar karşısında lider bazı durumlarda güçlü etkili kararlar verirken, çevre koşulları değiştiğinde zayıf ve kötü kararlar da alabilmektedir (Kılınç, 2019). Etkili liderlik, liderin özelliklerine, liderlik tarzına ve kendini içinde bulduğu duruma bağlıdır. Bu durum liderlik davranışının temel belirleyicileri olduğu kadar birbirlerini de etkilemektedir. Başka bir deyişle, ortam koşullarının değişkenleri takipçilerin davranışlarını ve hedeflerini etkiler (Eren, 1993; Aydemir, 2010). 1980’li yıllarda ortaya çıkan ve “Çağdaş Liderlik Yaklaşımları” olarak ifade edilen yaklaşımlar ise “karizmatik liderlik” (Conger ve Kanungo, House) “dönüşümsel liderlik” (Bass ve Avolio) ve “antrenör liderlik” şeklinde karşımıza çıkmaktadır (Çelik, 2016).
Yeni (Postmodern) Yaklaşımlar
Küresel rekabetin beraberinde getirdiği çevresel, örgütsel ve kişisel boyutlardaki değişimler liderlik kavramını da etkilemiş ve modern bir bakış açısıyla liderlik yöntemlerinin geliştirilmesinin temellerini atmıştır. Bu teoriler çerçevesinde tartışılan başlıca teoriler postmodern yaklaşımlar olarak da ifade edilebilir. Postmodern kuramlar çerçevesinde ele alınan temel kuramlar; karizmatik liderlik, etkileşimci liderlik, tam serbesti tanıyan liderlik, vizyoner liderlik ve dönüştürücü liderlik kuramlarıdır (Yeşil, 2016).
Karizmatik Liderlik
Araştırmacılar, liderlik kavramını tanımlarken “karizmatik, vizyoner, dönüşümcü ya da ilham verici” ifadelerini kullanmışlardır. Karizmatik liderler üç önemli davranışı sergiler (House, 1992): Bu davranışlar; iyi bir vizyona sahip olma, yüksek performans beklentilerini ifade etme ve takipçilerin özgüven gelişimlerini sağlamak olarak ifade edilmektedir.
Etkileşimci Liderlik
Etkileşimci liderlerin yöneticilik özelliklerini daha fazla taşıdığı ifade edilmektedir. Etkileşimci liderler, çalışanları, elde ettikleri başarılar nedeniyle ödüllendirir ve bu başarılarını pekiştirmeye gayret ederler (Şimşek ve Fidan, 2005; Yeşil, 2016).
Tam Serbesti Tanıyan Liderlik
Bu kuramda liderin temel görevi kaynak sağlamaktır. Bu liderlik tipinde lider sadece kendine herhangi bir konuda fikri sorulduğunda görüş bildirir. Liderler yetkiye sahip çıkmaz, yetki kullanma hakları tamamen astlarındadır (Arun, 2008).
Vizyoner Liderlik
Kişileri ortak hedefler çerçevesinde bir araya getiren, gelecekteki büyük resmi gösteren, gidilmek istenen yolu işaret eden, kişilerin denemeler yapmalarına olanak
sağlayan, risk almada onları destekleyen, bilgiye her zaman veya değiştirmek ya da sil baştan bir kültür uyarlamak açık olan liderlik tipidir (Günlü, 2012; Arslanoğlu, 2016). durumunda kalabilmektedir. Dolayısıyla spor örgütü yöneticilerine ve liderlerine büyük sorumluluk ve görevler Dönüştürücü Liderlik düşmektedir. Çağdaş spor örgütlerinde kültürün inşa Dönüştürücü liderler bireyler arasında misyon ve vizyon edilmesi, üyelerin örgüte bağlanması ve bağlılıklarının farkındalığını ortaya koyan, çalışanların motivasyonlarını artırılması için spor örgütlerine kılavuz olabilecek liderlere sağlayarak sinerjilerini ortaya çıkaran, grubun ihtiyaç vardır. Spor örgütlerinde liderlik ile ilgili pek çok farkındalığını artıran liderler olarak tanımlanmaktadır araştırmacı, etkili liderlik için gerekli önemli davranışları, (Şahin, 2009; Yeşil, 2016). güven ve dürüstlüğün pekiştirilmesi, örgüt bağlılığının
Spor Örgütlerinde Liderlik oluşturulması ve takipçilerine örnek olacak davranışlarda bulunulması olarak ifade etmişlerdir (Çelik, 2016). Spor örgütleri dünyada değişen ve gelişen bağlamda yeni yönetim stratejileri geliştirmek, mevcut kültürlerini korumak, güçlendirmek veya değiştirmek ve yeni kültürü sıfırdan inşa etmek zorunda kalabilmektedir. Bu nedenle spor organizasyonlarında görev yapan lider ve yöneticilere büyük sorumluluklar düşmektedir. Spor organizasyonlarının karşılaştığı örgütsel değişim ve dönüşümü gerçekleştirmek için gereken liderlik özellikleri, organizasyonun ortamına, amaçlarına ve yapısına bağlı olarak değişebilmektedir. Bu liderlik özellikleri şu şekilde sıralanabilir; iyi karakter, öngörü, araştırmacı, risk alma, iyi eğitim ve ekip çalışmasına inanç (Çelik, 2016). Örgüt kültürü ve liderlik arasındaki ilişki göz önüne alındığında, bir örgütteki tüm yöneticilerin lider olamayacağı ve tüm liderlerin de yönetici olamayacağı görülmelidir. Güçlü kültürlere sahip kuruluşlarda, temel değerlerin kökleri genellikle kuruluşun tarihine ve orijinal kurucuların ve liderlerin yaptıklarına dayanır. Örgüt kültürü çerçevesinde lider, örgüt kültürüne katkıda bulunan, çalışanları motive eden, örgütü ve kültürünü dışarıya temsil eden, örgüt kültürünün benimsenmesine katkı sağlayan, örgütte kültürü koruyan, güçlendiren ve örgüt kültürünü güçlendiren ve kültürel değişime uyum sağlayan kişi olarak tanımlanmaktadır (Vural ve Coşkun, 2007; Çelik, 2016).
Liderler, örgütsel değişiklikleri uygularken araçlardan yararlanabilir ya da farklı yöntemler kullanılabilir. Örgüt kültürü değiştirilerek ve motivasyon sağlayacak faktörler kullanılarak örgütsel değişim daha kolay sağlanabilir. Çalışanları değiştirmeden veya potansiyellerini yükseltmeden bir organizasyonda hiçbir değişiklik olamaz. Liderler bu araçları kullanarak örgütsel değişimi kolaylıkla gerçekleştirebilirler. Çağdaş spor örgütlerinde kültür oluşturmak ve üyelerin organizasyona bağlılıklarını güçlendirmek için organizasyonları yönetecek ve yönlendirecek liderlere ihtiyaç vardır. Bundan sonraki bölümde liderlik kavramı, liderlik yaklaşımları ve liderlik sürecine ilişkin bilgilere yer verilecektir.
Liderlerin Spor Örgütleri Üzerindeki Etkileri
Örgüt kültürü kapsamında lider, örgütün sahip olduğu kültüre katkı sağlayan, çalışanların motivasyonunu artıran, dışarıya karşı örgütü ve örgüt kültürünü en iyi biçimde temsil eden örgüt içinde örgüt kültürünün benimsenmesine, korunmasına, artırılmasına ve kültürel değişime uyum sağlamasına katkıda bulunan kişilerdir. Sürekli gelişen ve değişen dünya da spor örgütleri de bu değişime adapte olmak adına kültürlerini koruyarak daha da pekiştirmek