SOS120U-ÇOCUKLUK SOSYOLOJİSİ
Ünite 5: Çocuk Göçü ve Sonuçları
Çocuk Göçü
Hem yerel hem de uluslararası insan hareketliliğini ifade eden göç olgusu hem zamansal hem de mekânsal boyutları olan demografik bir olaydır. Teknoloji ile artan iletişim, daha uygun fiyatlı seyahat olanakları, iklim değişikliği, güvenlik, istihdam ve fırsatlara erişim yaşanan küresel eşitsizlikler ile ortak küresel kültürün yayılması genç nüfus hareketliliğinde önemli etkenler arasında sayılabilir.
“Göçmen çocuklar” kavramı, elverişsiz koşullarda halen hareketlilik hâlinde ya da önceden hareketlilik yaşamış 18 yaşın altındaki çocukları ve ergenleri ifade etmektedir.
2017’de dünya çapında 258 milyon insan doğdukları ülkenin dışında yaşamakta ve bunun 30 milyonunu çocuklar oluşturmaktadır. Çocuklar, özellikle belgesiz olduklarında, savunmasız ve yerinden edilmiş nüfus grubunu oluşturmaktadır. Hareket hâlindeki çocukların karşılaştıkları savunmasızlıklarla ilgili ortak UNICEF- IOM çalışmaları, çocukların yolculuklarında yetişkinlere daha savunmasız durumda olduklarını açıkça göstermektedir.
Çocuk göçü, çocukların hem yetişkin akrabalarının eşlik ettiği hem de yalnız oldukları seyahatleri içerebilmektedir. Eğitim fırsatlarına erişim, aile güvenliği ya da sömürü ve kalıcı travmaya yol açacak durumda olan çocuğun yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, çocuk göçünün önemli nedenleri arasındadır.
Göç Nedenlerine Dayalı Olarak Çocuk Göçmen Türleri
Çocukların göçünde zamana bağlı olarak değişebilecek zorunlu ve gönüllülük unsurlarının iç içe geçmişliği söz konusu olabilmektedir. Çocuk göçmenler artık genel olarak “hareket halindeki çocuklar” olarak tanımlanmaktadır;
Çocuklar çok çeşitli nedenlerle göç etmektedirler. Bazı göç yolculukları son derece cinsiyete dayalı nitelikler çalışmaktadır. Çatışma ve doğal afet gibi nedenlerin dışında kalan çocuk göçleri çoğu zaman güvenlidir ve çocuk aile biriminin bir parçası durumundadır.
Çocuklar iç göç ya da uluslararası göçmen konumunda olabilirler. İç göçe konu olan çocuklar, ülke içinde yerinden edilmiş kişiler, mevsimlik göçmenler ya da kırdan kente göç etmek durumunda kalmış olanları kapsamaktadır. İç göç döngüsel bir özellik taşıyabilmekte ve uluslararası hareket için bir başlangıç olabilmektedir. Aşağıdaki faktörler, özellikle güvenlikle ilgili olarak çocukların farklı ihtiyaçlarını anlamak için önem taşımaktadır:
• Çocuğun kiminle seyahat ettiği; • Vize ya da başka bir yasal hükümle çocuğun göçüne izin verilip verilmediği; • Çocuğun, çocuk asker veya çete üyesi olarak tutulup tutulmadığı, çocuk istismarı veya çocuk
evlilikleri gibi çocuğa özgü zulümden kaçmak için göç edip etmediği; • Çocuğun bir aile kararıyla mı yoksa aile bilgisi veya desteği olmadan mı göç ettiği;
Nedenlerine dayalı olarak çocuk göçmenler sosyal, politik ve ekonomik göçmen olarak üç biçimde ele alınmaktadır.
Sosyal Göçmen Olarak Çocuk: Bu, çocukların ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılandığı, haklarının en iyi şekilde korunduğu ve yetişkinliğe en iyi şekilde aile kurumu içinde ve ebeveynlerinin doğrudan koruması altında hazırlandıkları varsayımına dayanmaktadır.
Politik Göçmen Olarak Çocuk: Zorla yerinden edilme ve vatansızlık, son yıllarda uluslararası gündemde üst sıralarda yer almaya devam eden ve dünyanın her yerinde dramatik sonuçlar doğuran göçmen türüdür.
Ekonomik Göçmen Olarak Çocuk: Sosyal göçmen olarak çocuk, ailenin bir parçası olarak görülmekte, politik göçmen çocuklar göç olgusunun ortaya çıkardığı sorunlar karşısında çocuğa bir koruma yaklaşımı sergilemektedir. Ekonomik amaçlarla ve özellikle de bir iş için göç eden çocukların ise statülerinin tanınma olasılığı hemen hemen hiç söz konusu değildir.
Bilimsel Araştırma Konusu Olarak Çocuk Göçü
İnsan göçü, küresel anlamda 2015 yılında şimdiye kadar hiç görülmemiş bir düzeye ulaşmıştır. Bu göçlerin ortaya çıkardığı insani, ekonomik, toplumsal ve politik sonuçlar tüm dünya ülkelerini ilgilendiren ve çözüm bekleyen sorunlar olarak kendini göstermektedir
Göç, insanlık tarihi ile eşzamanlı bir olgudur ve insanlar binlerce yıldır daha iyi geçim kaynakları, daha büyük fırsatlar ve iyileştirilmiş güvenlik arayışı gibi nedenlerle göç etmektedirler. Ancak, hızla artan dünya nüfusu ve ulaşım ve bilgi teknolojilerinin küresel ilerlemesiyle birlikte insan göçünde de önemli bir artış ortaya çıkmıştır.
Göçlerdeki artışın önemli bir nedeni bir dereceye kadar nüfus artışının basit bir sonucu olarak ele alınabilir. Ancak, ülkeler arası ve içi artan eşitsizlikler ve modern ulaşım araçlarına ve modern medyaya artan erişim, kesinlikle mevcut göç ölçeğine katkıda bulunan faktörler olarak dikkate alınmalıdır.
Göç konusuna ilginin gittikçe artması, akademik düzeyde de farklı düşünce okullarından kaynaklanan çok çeşitli “göç teorileri”nin ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır. Ancak teorik düzeydeki çeşitlilik, ulus devlet düzeyindeki göç politikalarının çoğunun temelini oluşturan küçük ve görünüşte “standart” içerikler dizisi ile örtüşmemektedir.
Çocuk göçü de büyük ölçüde kadın göçü ile benzer özellikler göstermektedir. Göç sürecinde her zaman var olmalarına karşın, birkaç on yıl öncesine kadar kadınlar gibi çocuklar da spesifik bir araştırmaya çok fazla konu olmamışlardır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (UNCHR), neredeyse evrensel olarak on sekiz yaşın altındaki herkesi çocuk tanımı içine alıp çocukluk ve
yetişkinlik arasındaki çizgiyi çizerek konuya yasal netlik getirmiştir.
Kadınlar ve çocuklar arasında kurulan ikinci paralellik her iki grubun da “kırılgan” olmasıdır. Hem kadınların hem de çocukların kırılganlığının ataerkinin hegemonyası ile ilişkili olarak anlaşılması gerekmesine karşın, göç sırasında kadın ve çocukların kırılgan konumlarına yönelik değişkenler belirgin bir şekilde farklılıklar göstermektedir
Göç Olgusu ve Çocuk Kırılganlığı
Çocuk kırılganlığı, bir çocuğun olumsuz bir sonuçla karşılaşma olasılığı her şokla birlikte arttığı bir olgudur. Ebeveyn bakımını kaybetmiş veya kaybetme riski altında olan çocuklar, kendi adlarına karar vermekten birinci derecede sorumlu olan kişileri kaybettikleri veya kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldıkları için önemli derecede savunmasızdırlar.
Eğer ebeveynler ya da bakım verenler çocuğa yeterli bakımı sağlayamıyorlarsa ve/veya aileler istihdam olanakları bulabilmek amacıyla yaptıkları göçlerin sonucu parçalanıyorsa çocuklar risk altıda anlamına gelmektedir
Yoksulluk, çocukları beslenme, eğitim, sağlık hizmetleri, su ve hijyen koşullarına erişim gibi hayatta kalmak ve gelişmek için en çok ihtiyaç duydukları şeylerden mahrum bırakmaktadır. Çocuklar büyüdükçe, yoksulluğun sonuçları daha da artmakta, refahları ve kendileri, aileleri ve toplulukları için daha iyi bir gelecek inşa etme becerileri üzerinde telafisi imkânsız zararlara neden olmaktadır
Çocuk kırılganlığını gösteren en önemli olgulardan bir diğeri ise 5 yaş altı çocuk ölüm istatistikleridir. Kültürel bağlam ve kişisel ilişkiler, aile içindeki çocuğun kırılganlık düzeyini belirleyen önemli etkenlerden bir diğeridir. Psikolojik ve sosyal faktörler ise madde bağımlılığı, şiddet, fiziksel ve zihinsel, ekonomik, cinsel istismar ve ihmal gibi konuları içermektedir. Tüm bu kırılganlık belirteçleri, ebeveyn ya da bakım verenlerin çocuklarına yeterli bakımı sağlamakta zorlandıkları durumlara yol açtıkları yerlerde geçerlidir. Bu durum, çocuk haklarının ihlal edilmesine veya ailenin parçalanmasına neden olabilmektedir. En kırılgan çocuklar, çoğunlukla birden fazla risk faktörüne maruz kalanlar olmaktadır.
Göçmen Çocuk Olgusunun Önemi
UNICEF’in 2018-2021 Stratejik Planı, şu beş ana hedef doğrultusunda oluşturulmuştur:
1. Her çocuğun yaşam ve büyüme, sağlık, beslenme, HIV ve AIDS, erken çocukluk gelişim ve ergen sağlığı konularında tematik çalışmaları içerir. 2. Her çocuğun eğitime erişiminin sağlanmasını içerir. 3. Her çocuk şiddetten ve istismardan korunmasını ve çocuk koruma hizmetlerini içerir.
4. Her çocuk güvenli ve temiz bir çevrede yaşar, UNICEF’in su, temizlik ve hijyen alanındaki çalışmaları ve iklim, afet risklerinin azaltılması ve kentsel ortamlar konusundaki girişimlerini içerir. 5. Her çocuğun eşit yaşam şansına sahip olması, UNICEF’in geride hiçbir çocuğu bırakmama taahhüdünün bir tezahürüdür ve yoksulluk, cinsiyet eşitliği ve ayrımcılığı ele alma, ergenlere ve engelli çocuklara destek sağlama, her yaştan çocukların güvenli ve anlamlı katılımı ve sivil katılımı destekleme çabalarını içerir (UNICEF, 2019a:8).
Göç Olgusunun Çocuklar Üzerindeki Etkileri
Çocuklar göçten en az üç şekilde etkilenmektedirler:
a. Aileleriyle birlikte göç edebilirler, b. ebeveynleri veya yasal vasileri olmadan yalnız göç edebilirler; c. ya da aileleri için geçim kaynaklarını güvence altına almak için yurt dışına gitmekten başka seçenekleri olmayan göçmen ebeveynler tarafından geride bırakılabilirler.
Her üç durumda da çocuklar özel koruma ve bakım hakları konusunda önemli zorluklarla karşılaşmaktadırlar.
Göçmen Çocukların Eğitime Erişim Olanakları
Çocuk haklarına erişim konusunda eğitim verileri de endişe verici durumdadır. Küresel olarak, ilköğretim düzeyinde okul dışında kalan çocukların sayısı 2007 yılından beri durağan bir seyir izlemektedir. Bunun yanında, dikkat çekici sayıda çocuk öğrenme güçlüğü yaşamaktadır. Çocukların ve gençlerin rekabetçi ve küreselleşmiş işgücü piyasasında başarılı olmak için gereken beceri ve yeterlilikleri olmadan örgün eğitimden ayrılmaları önemli olumsuz sonuçlar doğurucu niteliktedir.
Göçmen Çocuklar, Çocuk Evliliği ve Doğurganlığı
Çocuk evliliğinin zararlı sonuçları küresel olarak azalırken, birçok ülke bu konuda ya çok az ilerleme kaydedebilmiş ya da hiç ilerleme kaydedememiştir. Bu durum, kadın ve erkek cinsiyet kalıplarının çocuk evliliğini teşvik ettiği toplumsal cinsiyet normlarının değiştirilme zorunluluğunu da ortaya koymaktadır. Dünyada çocuk evliliklerinin en yüksek olduğu beş ülkeden dördü son on yılda önemli bir ilerleme kaydedememiştir.
Çocuk Kaçakçılığı
“İnsan ticareti” karşı tarafı sömürme amacıyla zor kullanma tehdidi, zor kullanma ya da diğer zorlama, kaçırma, dolandırıcılık, aldatma, yetkinin kötüye kullanılması gibi yollarla veya üzerinde karar verme yetkisi taşıyan kişiye menfaat temini yoluyla, kişinin barındırılması ya da bir yerden bir yere taşınması anlamına gelmektedir.
Göçmen Çocukların Sağlık Riskleri ve İhtiyaçları
Günümüzde yaşanan hızlı demografik dönüşüm ve hareketlilik, sağlığı koruma ve hastalıkları önlemeye dair stratejilerin de geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Sağlık alanında eşitliğin yaygınlaştırılması gebelik ve erken çocukluk döneminden başlamak zorundadır. Sağlıklı çocuklar daha iyi öğrenir, sağlıklı yetişkinler daha üretkendir ve sağlıklı yaşlılar topluma aktif olarak katkıda bulunmaya devam edebilirler.
Gebe Kadınlar ve Yeni Doğan Bebeklerin Karşı Karşıya Oldukları Riskler
Göçmen kadınların ve ergenlik çağındaki kız çocukların cinsel ve üreme sağlığı konusunda taşıdıkları riskler, anne, yeni doğan ve çocuk sağlığı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir.
Göçmen Dostu Hizmetlerin Geliştirilmesi
Göçmen çocuklar ve aileleriyle sağlık personeli arasındaki iyi iletişim, uygun ve etkili bakım için çok önemlidir.
Kaynak Ülkedeki Sağlık Riskleri
Bir çocuğun menşe ülkesinden ayrılmasının altında yatan birden çok neden olabilir. Savaş ve çatışmadan kaçıyor olabilir, işkence veya cinsel şiddet gibi insan hakları ihlallerine maruz kalmış veya aşırı yoksulluk içinde yaşıyor olabilir.
Yolculuk Sırasındaki Sağlık Riskleri
Seyahat rotasına bağlı olarak yolculuk, göçmen çocukların karşısına farklı zorluklar çıkarmaktadır.
Hedef Ülkedeki Sağlık Riskleri
Kabul edilen ülkedeki yeni ve alışılmadık ortam, dil, kültür ve eğitim engelleriyle birleştiğinde, yeni yerleşmiş çocukları gecikmiş veya yetersiz sağlık hizmetleri riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.
Zorluklar Karşısında Göçmen Çocukların Uyum Kapasitelerinin Geliştirilmesi
Göçmen çocuklar, maruz kaldıkları travmaya ve karşılaştıkları zorluklara rağmen, genellikle olumlu bir bakış açısına ve yüksek düzeyde bir uyum kapasitesine sahiptirler. Bu direnç, çocuğun doğasında var olan ya da kişisel bir özellikten kaynaklı değil, aksine, çocuğun tehdit ve güçlüklerle karşılaştığı zaman olumlu bir şekilde uyum sağlamasına izin veren dinamik bir süreçtir
Çocukların Çatışmalarda Kullanılması
Dünyada milyonlarca çocuk nedeni olmadıkları çatışmaların içinde yer almaktadırlar. Dünya genelindeki çocukların neredeyse beşte birini oluşturan 420 milyon çocuk bir çatışma bölgesinde yaşamaktadır. Çocukların katılımına ilişkin İhtiyarı Protokole göre, bu protokole imza atan ülkelerin 18 yaşın altındaki çocukların silahlı çatışmalara doğrudan katılmamalarını önlemek için “mümkün olan tüm önlemleri almalarını” gerekmektedir.
Refakatsiz ve Yetim Çocuklar
Yaş faktörü özellikle genç sığınmacılar için son derece önemli sonuçlar doğurabilmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Kasım 1989 tarihinde benimsenen Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre 18 yaşın altındaki her birey çocuk kabul edilmektedir (UNCRC, 1989:1). Buna göre, refakatsiz çocuklar her iki ebeveyninden ve yasal ya da geleneklere dayalı olarak kendisine bakım vermekle yükümlü bir yetişkinden ayrı olan çocukları ifade etmektedir.
Göç ve Çocuk İşçiliği
Devlet koruması ve hizmetlere erişimden uzak kalan göçmen çocuklar çocuk işçiliği, sağlık ve eğitim olanaklarına erişememe, cinsel istismar, çocuk ticareti, yasa dışı işlerde kullanma gibi pek çok riskle de karşı karşıya kalmaktadırlar
Göç ve Engelli Çocuklar
Hem olağanüstü kriz durumlarında hem de kriz olmayan zamanlarda, engelli çocuklarla ilgili verilere ulaşmak oldukça güçtür ve bu çocukların sayılarına ilişkin tahminler spekülatiftir
Engelli Çocukların Güvenliği
Tüm çocuklar savunmasızdır ancak bazı çocukların güvenli olduklarından emin olmak için koruma ve özel bakıma ihtiyaçları vardır. Engelli çocukların istismara uğrama riski daha yüksektir
COVİD-19 ve Göçmen Çocuklar
Mevcut veriler ve istatistikler, çocukların COVID-19’un doğrudan sağlık etkilerinden büyük ölçüde kurtulduklarını ancak sosyoekonomik zorluklar da dâhil olmak üzere dolaylı etkilerine maruz kaldıklarını göstermektedir.
Türkiye’de Göç Olgusu ve Çocuğun Durumu
Göç literatüründe ülkemizde ve dünyada ele alınan göç dinamikleri ağırlıklı olarak yetişkin erkek göçmenler üzerinden araştırılmış, kadın ve çocukların göç olgusundaki rolleri son yıllarda alan çalışmalarına dâhil olmaya başlamıştır. Literatürdeki bu eksilik, göç olgusunun çocuklar üzerindeki etkileri ve çocukların deneyimlerine odaklanan bu çalışmada da kendisini göstermektedir.
2020 Küresel Çocukluk Raporu’na göre, dünya çapında yüz milyonlarca çocuğun çocukluk yaşamı çok erken sona ermektedir. Bunun başlıca nedenleri arasında sağlıksızlık, yetersiz beslenme, eğitimden dışlanma, çocuk işçiliği, çocuk yaşta evlilik, erken gebelik, zorla yerinde edilme, çatışmalar ve aşırı şiddet yer almaktadır.
Uluslararası Göç, Göçmen Çocuklar ve Türkiye
Uluslararası göçmenler: Doğdukları dışında bir ülkede veya bölgede yaşayan insanları ifade eder. Doğduğu ülke bilgisinin mevcut olmaması durumunda ise vatandaşı oldukları ülke dışındaki bir ülkede yaşayan kişileri ifade eder.
UNICEF, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı (AÇSHB) ve diğer ortaklar, bakım süreci boyunca çocuk koruma sistemleri ve hizmetlerinin kapsamını ve kalitesini iyileştirmek üzere çalışmaktadırlar.
UNICEF, her türden eğitime erişimi yaygınlaştırmak ve savunmasız mülteciler ve Türk çocuklar için eğitim kalitesini ve kapsayıcılığını artırmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı ve diğer ortaklarla yakın işbirliği içinde çalışmaktadır.