AÖF Soru Bankası
SMY202U · Ünite 3

Siyasî Liderlerin ve Siyasî Partilerin

Sosyal Medya ve Siyasal İletişim dersi, ünite 3 özeti

SMY202U-SOSYAL MEDYA VE SİYASAL İLETİŞİM

Ünite 3: Siyasî Liderlerin ve Siyasî Partilerin

Sosyal Medyadaki Siyasal İletişim Yöntemleri

Sosyal Medyada Siyasî Liderler ve Partiler

Günümüzde siyasetçilerin ve siyasî partilerin büyük bir çoğunluğu, genel olarak interneti ve özellikle de sosyal medyayı, seçmenler ile sürekli bir diyalogu sürdürmelerine yardım edecek araç olarak görmektedir.

Seçim kampanyası dönemlerinde siyasetçiler genelde halkla sosyal medya üzerinden etkileşim kurmaktan kaçınmakta ve zorlayıcı konulara girmek yerine istedikleri meseleler üzerinde durmaktadır (Howard, 2006).

Karşılıklı etkileşim sayesinde içeriğin daha çok takipçiler tarafından belirlendiği ve siyasetçinin halkın her kesimiyle doğrudan muhatap olmasını gerektiren interaktif sosyal medya stratejisi pek tercih edilmemektedir.

Siyasetçiler sosyal medyayı, geleneksel medyayı aradan çıkararak mesajlarını halka doğrudan ulaştırmanın bir yolu olarak görmektedir. Fakat aynı zamanda bu mecrayı geleneksel medyanın ilgisini çekmek için de kullanmaktadır. Bazı siyasetçilerin kişisel sosyal medya hesaplarını kapatarak, takipçilerini resmî kurumsal hesaplara yönlendirdiği görülmektedir. Bazı siyasetçilerin ise tam tersine resmî kurumsal hesapları atıl bırakarak, kişisel sosyal medya hesaplarını ana iletişim mecrası olarak kullandıkları görülmektedir. Siyasî liderlerin kişisel sosyal medya hesaplarını hayattayken silmeleri çok nadir görülmekle birlikte, bazı siyasetçilerin hesapları ölümlerinden sonra bile aktif kalabilmektedir.

Siyasetçilerin Temel Motivasyonları ve Zorlukları

Siyasetçilerin sosyal medya kullanımında üç temel motivasyondan bahsetmek mümkündür:

• Birincisi; siyasetçiler sosyal medya aracılığıyla kendi adaylıklarını ve siyasî partilerini kamusal alanda daha görünür kılabilmeyi hedeflemektedir. Bu bakımdan, gençler gibi geleneksel medyanın ulaşamadığı toplum kesimlerine erişmek için sosyal medya kullanılmaktadır. • İkincisi; e-Mail, SMS, geleneksel medya yayınları ve çevrimdışı kampanyalar gibi daha durağan yöntemlerin aksine, sosyal medyanın hareketliliğinden istifade edilmek istenmektedir. • Üçüncüsü; halkla diyaloğu ve siyasî meselelerde onlardan geri dönüş almayı mümkün kılması, katılımcı demokrasinin önünü açması ihtimalinden faydalanabilme arzusu bulunmaktadır (Enli ve Skogerbø, 2013).

Sosyal Medya Stratejilerinin Ana Hatları

İnternet kullanımının yaygınlaşmasının siyasî partilerin ve liderlerin durumunu nasıl etkileyebileceği konusunda üç temel öngörü bulunmaktadır (Chadwick, 2006). Birincisi, sosyal medya partiler arası rekabeti artırmaktadır. Marjinalleşmiş yeni partiler ve parti dışı siyasî hareketler, görünürlüğünü artırmak için sosyal medyadan yararlanmaktadır. İkinci öngörü, sosyal medyanın vatandaşlar arasında daha dengeli bir güç dağılımını

sağlayarak, siyasî liderler ve adaylar üzerindeki taban kontrolünü artırması yönündedir. Sosyal ağlar adaylar ve destekçileri arasında sürekli etkileşimi mümkün kılarak, seçmenin liderlerini kontrol etme kabiliyetini geliştirebilmektedir. Üçüncü öngörü, siyasî kurumların politika yapma biçimini internete kaydırırken, çevrim dışı şartların belirleyici olacağıdır. Bir başka deyişle, büyük siyasî partiler internetin imkânlarından faydalanabilme konusunda küçüklere göre daha avantajlı konumdadır.

Sağlıklı Bir Sosyal Medya Stratejisinin Temel Taşları

Öncelikle, sosyal medya faaliyetleri ile ulaşılmak istenilen hedefler belirlenmektedir. Başarılı siyasî aktörler, farklı sosyal medya mecralarının farklı özellikleri olduğunu akılda tutmaktadır. Sosyal medyada faaliyet göstermenin kaçınılmaz yanlarından biri muhalif kişilerle, sürekli eleştirilerle, provokatörlerle, trollerle ve hatta hakaretlerle karşı karşıya gelmektir. Bu tip olumsuzluklarla hangi yöntemlerle mücadele edileceğini belirlemek mühimdir.

Sosyal Medyanın Siyasî Amaçlarla Kullanımı

Sosyal medyanın politik amaçlarla kullanımı konusunda akademik literatürde henüz ortak varsayımlardan ve metotlardan bahsedilememektedir. Farklı perspektiflerle konuya eğilen çalışmalar, değişkenlik gösteren ve bazen çelişen görüşler içermekle birlikte, bazı benzer sonuçları da ortaya koymaktadır (Jungherr, 2016).

Ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte, genel olarak, muhalefet partilerinin ve muhalefet adaylarının sosyal medyayı kullanma eğiliminin görevdeki siyasetçilere göre daha yüksek olduğu görülmektedir.

Genç siyasetçilerin yaşlılara göre; şehirli seçmenlere hitap eden siyasetçilerin kırsal seçmenlere hitap edenlere göre sosyal medyayı daha yoğun kullandıkları görülmektedir. Cinsiyetin sosyal medya kullanımı üzerindeki etkisine ilişkin net bir sonuç ortaya çıkmamaktadır. Bazı araştırmalarda erkek adayların, bazı araştırmalarda ise kadın adayların sosyal medyayı daha aktif kullandığı neticesine varılmaktadır.

Siyasetçiler sosyal medyayı genelde politikaları ve kampanyaları hakkında bilgi vermek amacıyla kullanmakta ve şahsî internet sitelerine link vermektedir.

Ayrıca, artık haberlerde sosyal medyada yayınlanan mesajlara sıklıkla atıf yapıldığı için, adaylar sosyal medya hesaplarıyla ana akım medyanın siyasî içerikli yayın akışını etkilemeye çalışmaktadır.

Siyasetçilerin ve siyasî partilerin sosyal medyadaki diğer kullanıcılarla doğrudan etkileşimleri nadir görülmektedir. Gün geçtikçe daha fazla siyasetçi sosyal medyada kişisel içerikli mesajlara da yer vermektedir.

Seçimlerde Sosyal Medyanın Rolü

Seçim kampanyalarındaki aday imajı, siyasal iletişim ve siyasal psikoloji gibi alanların temel inceleme konularından biridir. Politik pazarlama kavramının popüler olduğu bir çağda, siyasî adayların da herhangi bir


ürün gibi pazarlanabileceği düşüncesi yaygınlaşmaktadır. Dijital pazarlama, ürün ve hizmetlerin internetteki dijital teknolojilerden istifade ederek pazarlanması yöntemidir. Radyo, televizyon, gazete ve fiziksel panoların aksine, daha interaktif yöntemleri (internet, sosyal medya ve mobil platformlar vb.) kullanır. Seçmenlerin adaya dair önceden sahip olduğu intiba, kampanya yöneticileri tarafından çizilmeye çalışılan imaj ve medyada adayın işlenişi gibi faktörler bunda belirleyici bir rol oynamaktadır.

Son dönemde sosyal medya seçim kampanyalarında yaygın olarak kullanılan bir araç haline gelmiştir. Adaylar, siyasî partiler, gazeteciler ve seçmenlerin büyük bir kısmı sosyal medyayı yorum yapmak, etkileşimde bulunmak ve kamuoyunun eğilimlerini araştırmak gibi çeşitli maksatlarla kullanmaktadır

Sahte Haberlerin Siyasete Etkisi

Sahte haber (fake news); çöp haber, sözde haber veya yalan haber olarak da bilinmektedir. Bu haberlerin önemi, gerçek-ötesi (post-truth) siyaset anlayışının yaygınlaşmasıyla daha da artmıştır. Gerçek-ötesi (post- truth), hakikat-sonrası veya post-olgusal şeklinde de çevirmek mümkündür. Nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu şeklinde tanımlanmaktadır. Doğruların, hakikatlerin ve olguların önemini yitirdiği bir dönemi ifade etmektedir.

Gerçek-ötesi siyaset, tartışmaların büyük ölçüde meselelere dair olgulardan kopuk şekilde duygulara hitap ettiği; argümanların çürütülse bile tekrar edilerek kabul ettirilmeye çalışıldığı bir politik kültürü ifade etmektedir. Bu anlayışta uzman görüşlerinin ve bilimsel bulguların çok fazla önemi yoktur. Doğru ile yanlışın, sahte ile gerçeğin siyasî pozisyona göre şekil alabildiği görülmektedir. Bu sorunun aslında siyasî hayata dair uzun geçmişe dayanan bir mesele olduğu söylenebilirse de; bu problem internetin ve özellikle de sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla çok daha kritik hâle gelmiştir.

Medya kuruluşlarının çevrim içi reklam geliri elde etmek için ziyaretçileri internet sitelerine çekebilmeleri gerekmektedir. Kullanıcıların ilgisini çeken sahte içeriğe sahip bir haber yayınlamak, para ve ziyaretçi kazanmak bakımından cazip olabilmektedir.

Sahte haberlerin hızla yayılmasında sosyal medya bir katalizör görevi görmektedir. Gün geçtikçe sayısı artan sahte haberler dijital medyanın olumsuz tarafını teşkil etmektedir. Sahte haberler (fake news), para kazanmak amacıyla kasıtlı olarak üretilen hikayeleri veya eğlence amaçlı hiciv haberlerini de kapsamaktadır. Ancak daha çok, siyasî kazanç elde etmek amacıyla genellikle sosyal medyada paylaşılan ve bazı okuyucular tarafından gerçek kabul edilen yalan haberleri ifade etmektedir.

Sahte haber tartışmaları özellikle 2016’da İngiltere’deki Brexit referandumu ve aynı yıl gerçekleşen ABD başkanlık seçimleriyle birlikte alevlenmiştir.

Sahte Haberler ve Sosyal Medya

376 milyon Facebook kullanıcısının 900’den fazla haber kuruluşuyla etkileşiminin altı yıllık bir süreçte takip edilmesiyle ortaya çıkan bir akademik araştırma, insanların sosyal medyada kendi görüşleri ile uyumlu olan bilgiyi takip ettiklerini göstermektedir. Çalışmanın sonuçları, insanların kısıtlı sayıda hesabı takip ettiklerini ve dezenformasyonun arkasındaki en temel problemin online kullanıcılar arasındaki kutuplaşma olduğunu vurgulamaktadır (Schmidt ve diğerleri, 2017).

Pew Araştırma Şirketi’nin yaptığı kamuoyu anketine göre, Amerikan halkının %64’ü sahte haberlerin güncel olaylarla ve meselelerle ilgili büyük bir kafa karışıklığına sebep olduğunu düşünmektedir. Buna rağmen %23’ü bilerek veya bilmeyerek sosyal medyada uydurma haber paylaştığını kabul etmektedir. Ayrıca %84’ü sahte haberle doğru haberi birbirinden ayırt edebilme konusunda kendisine güvendiğini belirtmektedir (Barthell, Mitchell ve Holcomb, 2016).

Aşırı partizan sosyal medya hesapları sahte haber üretme konusunda ön plana çıkmaktadır. Örneğin, BuzzFeed’in aşırı-sol ve aşırı-sağ eğilimli Facebook sayfaları üzerinde yaptığı araştırmaya göre, bu hesaplar milyonlarca takipçisini sistematik bir şekilde yalan veya yanlış yönlendirici bilgi bombardımanına tabi tutmaktadır.

Anonim sahte haber siteleri, yalan haberinin kaynağının tespit edilmesini ve soruşturmaya tabi tutulmasını güçleştirmektedir. Pek çok siyasî aktörün çıkarlarına ters düşen gerçek haberleri sahte olarak nitelendirerek itibarsızlaştırmaya çalışması, durumu daha da karmaşık hâle getirmektedir.

Popülist Siyasetçiler ve Sosyal Medya

Son otuz yılda dünyada popülist partilerin ciddi bir yükselişe geçtikleri görülmektedir. Avrupa’dan Amerika’ya birçok ülkede demokratik sistemin yapısını ve mevcut siyasî statükoyu değiştirmeyi amaçlayan popülist siyasî partiler ve liderler önemli kazanımlar elde etmektedir. İspanya’daki Podemos ve Fransa’daki Front National gibi partiler hükümete giremese bile ciddi seçim başarıları kazanmaktadır. İtalya’daki Beş Yıldız Hareketi ve Lega Nord, Yunanistan’daki Syriza ve Avusturya Özgürlük Partisi gibi partiler hükümet ortağı olabilmektedir. Hatta Polonya’daki Hukuk ve Adalet Partisi ve Macaristan’daki Fidesz gibi partiler çoğunluğu elde edebilmektedir. Bu nedenle, günümüzde sağ ve sol eğilimli popülist partilerin öneminin arttığını söylemek mümkündür. Ana akım geleneksel medya mecralarıyla sürekli didişen ve kişisel sosyal medya hesaplarını başlıca iletişim kanalı olarak kullanan ABD Başkanı Donald Trump gibi popülist siyasetçiler bu trendi hızlandırmaktadır.


Popülizm, toplumdaki seçkin bir tabaka tarafından halkın gerekmektedir. Bu noktada, popülist siyasetçiler genelde çıkarlarının bastırıldığını ve engellediğini varsayan ve kamuoyunu ilgilendiren ciddi meselelere girmek yerine, devlet organlarının bu seçkin tabakanın etkisinden mizah ve eleştiri gibi yöntemlere başvurmaktadır (Alonso- çıkarılarak halkın yararına kullanılması gerektiğini Muñoz, 2019). savunan siyasî bir felsefe veya söylem biçimidir. Son yıllarda popülist hareketlerin liderlerinin hem sol hem de sağ görüşlüler arasından çıktığı görülmektedir.

Cas Mudde, ‘ince bir ideoloji’ olarak nitelendirdiği popülizmin temel iki karakterini şu şekilde tanımlamaktadır: Yozlaşmış elitlere karşı konumlanmış erdemli halk düşüncesi ve siyasetin halkın iradesinin bir ifadesi olması gerektiği inancı (Mudde, 2004). Böylelikle popülist siyasetçiler kendilerini halkın değerlerine, haklarına, refahına ve kimliğine tehdit oluşturan elitlere karşı mücadele eden kişiler olarak sunmaktadır. İnce bir ideoloji olduğu için de sosyalizm, milliyetçilik veya liberalizm gibi diğer ideolojilerle birleştirilerek kullanılabilmektedir.

Popülistlere karşı dile getirilen en temel eleştiri bu önerilerin gerçekçi ve uygulanabilir olmamasıdır. Ayrıca, tabanlarını sağlamlaştırma çalışmalarını toplumu aşırı kutuplaştırarak yapmaya çalışmalarıdır (Kyle ve Gultchin, 2018).

Popülist siyasî aktörlerin sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanmalarının yükselişlerinde temel bir paya sahip olduğunu söylemek mümkündür. Ortaya çıkan hibrit medya sisteminde çevrim içi ve çevrim dışı platformları etkin kullanan siyasetçiler, önemli bir avantaj elde etmektedir.

Popülist İletişim Stratejisi ve Sosyal Medya

Sosyal medyanın popülist iletişim için sunduğu dört farklı fırsattan söz etmek mümkündür:

Birincisi, popülist aktörler kendilerini halkın sözcüsü olarak gördükleri için, halkın şikayetlerine doğrudan ve müdahalesiz erişim istemektedir.

İkinci olarak, sosyal medya popülizmin kritik bir karakteri olan ‘halka yakın olma’ iddiasını gerçekleştirme ihtimalini güçlendirmektedir.

Üçüncüsü, sosyal medya popülist aktörlerin özel hayatlarına dair bilgilerini paylaşarak, daha kişisel mesajlar vermesine izin vermektedir.

Son olarak, sosyal medya diğer medya mecralarından farklı olarak, benzer görüşlü kişilerin bir araya gelerek örgütlenmesini kolaylaştırmaktadır.

Popülist siyasetçiler genelde hibrit bir medya stratejisi izlemektedir. Sonuç olarak şunu söylemek mümkün ki sosyal medya geleneksel medyaya erişmekte güçlük çeken popülist aktörlerin halka doğrudan hızlı ve kolay şekilde ulaşmasına yardım etmektedir. Kampanyalarını ve siyasî tartışmaları kendi belirledikleri çerçevede yapabilmelerini sağlamaktadır. Fakat, her ne kadar bu konuda bir özgürlük alanına sahiplerse de mesajlarının dikkat çekebilmesi için mümkün olduğunca yayılarak viral hale gelmesi

Ünite 3 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç