SHZ181U-SOSYAL HİZMET MESLEĞİNE GİRİŞ
Ünite 4: Sosyal Hizmette Temel Yaklaşımlar
Giriş
Sosyal hizmet uzmanları belli bir kuramsal çerçeveden hareket ederek uygulamasını gerçekleştirir. Öte yandan araştırmaya dayalı kuram yerine kendi kişisel ve mesleki deneyimlerine dayanarak uygulama yaptıklarında sosyal hizmet mesleğinin değerlerine aykırı uygulamalarda bulunarak müracaatçılara zarar verme riski ile karşı karşıya kalabilirler. Sosyal hizmet uzmanlarının araştırma temelli kuram bilgisine sahip olmak ve kanıta dayalı uygulamalar yapmak gibi etik ve mesleki sorumlulukları bulunmaktadır.
Sosyal Hizmet Uygulamasında Kuram ve Yaklaşımların Rolü
Kuram sosyal hizmet uzmanlarına bireylerin durumlarını ve davranışlarını tahmin etmeye, açıklamaya ve değerlendirmeye yardımcı olur. Sosyal hizmet kuramı ise sosyal hizmet uzmanlarına belirli sorunları olan müracaatçıları ile çalışırken onları anlamaya, uygun müdahale planı hazırlamaya ve müdahale yöntemi belirlemeye olanak sağlar.
Sosyal hizmet gibi mesleklerde kuramı uygulamadan ya da kavramı eylemden ayırmak mümkün değildir. Uygulama, bir değişim yaratmak için, bilgiyi kullanma ve kuramı uygulama sürecidir.
Sosyal Hizmette Kuram Türleri
Sosyal hizmet kuramı, insan davranışının açıklandığı belirli değerlere dayanan bir felsefedir. Sosyal hizmet uzmanları çeşitli kuramlar, modeller ve bakış açıları kullanırlar.
Sosyal hizmet kuramlarının farklı türleri bulunmaktadır. Sibeon kuramı üç tür olarak ele almaktadır: Sosyal hizmetin ne olduğuna ilişkin kuramlar, sosyal hizmetin anlamına ilişkin söylemin bir parçasıdır. Söylemler, maka- lelerdeki veya konferanslardaki tartışmalarda fark edilebilen insanlar arasındaki anlaşmazlıklardır. Sosyal hizmetin nasıl yapıldığına ilişkin kuramlar, uygulama kuramlarıdır. Hedeflere nasıl ulaşılacağına ve nasıl başarılacağına yönelik düşüncelerdir. Müracaatçının dünyasına yönelik kuramlar, sosyal hizmet uzmanlarının ilgilendiği sosyal gerçeklere ilişkindir.
Kuramlar ile ilgili bir başka sınıflandırma da Wash tarafından yapılmıştır. Wash kuramları vaka kuramları, orta düzey kuramlar ve büyük kuramlar olarak sınıflandırmaktadır. Buna göre; vaka kuramları bir kişinin davranışını açıklar. Sosyal hizmet uzmanları rutin olarak müracaatçılarının davranışlarının nedenleri hakkında kuramlar geliştirirler. Orta düzey kuramlar bir dizi vakayı veya olayı açıklar. Klinik sosyal hizmet uzmanı, belirli bir alana özgü uzmanlık geliştirdikçe müracaatçıların davranışlarının nedenlerini anlamaya yönelik kuramlar geliştirir. Büyük kuramlar, tüm olay ve vaka dizilerini açıklamaya çalışır.
Bir başka sınıflama ise Payne tarafından yapılmıştır. Buna göre Payne, uygulama kuramlarının perspektif, çerçeve, model ve açıklayıcı kuram olmak üzere dört farklı yaklaşımdan oluştuğunu belirtmiştir.
Sosyal hizmet uzmanı için tek bir kuram ya da uygulama çerçevesi kullanmak nadirdir. Sosyal hizmet uzmanlarının çoğunluğu çeşitli yönlendirici kuramlardan, uyumlu ve tamamlayıcı perspektiflerden, kuramlardan ve modellerden yararlanır. Dolayısıyla sosyal hizmet uygulamasında farklı kuramlar birlikte kullanılabilir.
Sosyal hizmet uygulamalarında hangi kuramların kullanılacağına ilişkin birçok görüş bulunmaktadır. Bu görüşler uzman yaklaşımı, eklektik yaklaşım, seçici ödünç alma ve iki kuramı birleştirme olarak sıralanabilir.
• Uzman yaklaşımı: Sosyal hizmet uzmanlarının uygulamada tek bir kuram kullanmayı seçmesi ile tanımlanır. • Eklektik yaklaşım: Sosyal hizmet uzmanlarının uygulamalarına çoklu kuramları entegre etmesidir. Bu durumda sosyal hizmet uzmanı birçok kuramda makul bir yetkinliğe ve bilgiye sahiptir. • Seçici Ödünç Alma Yaklaşımı: Bu yaklaşım öncelikle bir birincil kuram seçmeyi ve daha sonra gerektiğinde bu kuramı diğer kuramların müdahaleleriyle desteklemeyi içerir. Uzman ve eklektik yaklaşımlar arasında uzlaşmayı temsil eden bir yaklaşımdır. • İki Kuramı Birleştirme Yaklaşımı: Bu yaklaşım iki temel kuram seçmeyi ifade eder. İki kuram seçimi, esneklik yaratırken ileri beceri ve uzmanlık geliştirmenin faydalı bir yolu olabilir.
Sosyal Hizmette Kuramların İşlevi
Kuramlar, insanların deneyimlerini açıklayan ve öngören bir dizi organize düşüncelerdir. Uygulama kuramları ise sosyal hizmet uygulamasında ön değerlendirme, planlama ve müdahaleye yön veren fikirlerdir. Kuramlar sosyal hizmet uzmanlarına müracaatçıların davranışlarını, durumlarını anlamada ve açıklamada yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda geçmişte nelerin olup bittiği ve gelecekte neler olabileceğini kestirmek konusunda da içgörü sağlamaktadır.
Sonuç olarak kuram uygulamadan elde edilir ve doğrudan uygulamayı etkiler. Bu nedenle kuram müracaatçılara yönelik uygun müdahale planlarının geliştirilmesinde sosyal hizmet uzmanlarının fikirlerini organize etmeye yardımcı olur. Müracaatçıları değerlendirebilmek için sosyal hizmet uzmanlarının kuramsal bir temele sahip olması gerekmektedir.
Sosyal Hizmet Uygulamasında Kullanılan Kuram ve Yaklaşımlar
Sosyal hizmet 1920’lerden 1960’lı yıllara kadar insan davranışını değerlendirmek için o dönem yaygın olan medikal modeli kullanmış ve sosyal hizmet alanında çoğu
kuramsal tartışma Sigmund Freud tarafından geliştirilen psikodinamik kuramlara odaklanmıştır. Medikal model, müracaatçıları “hasta” olarak ele almakta ve hizmet verenin görevinin öncelikle hastanın problemlerinin nedenlerinin teşhis edilmesi ve tedavi sürecinin kurgulanması olduğunu vurgulamaktadır. 1970’lerden itibaren psikolojik kuram eleştirilerinde diğer kuramlar ortaya çıkmıştır. Günümüzde sosyal hizmet uygulamasında birçok yaklaşım ve kuram kullanılmakta olup bu bölümde uygulamada sıklıkla kullanılan sistem kuramı, ekolojik sistem kuramı ve güçler yaklaşımı ve güçlendirmeden bahsedilecektir.
Sistem Kuramı
Sistem kuramı 1970’li yıllarda psikodinamik kurama bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Sistem kuramı ile ilgili temeller Ludving von Bertalanffy tarafından atılmıştır. Özünde biyolojik bir kuram olan sistem kuramı, organizmaların tümünün birer sistem olduğunu, alt sistemlerden oluştuğunu ve üst sistemlerin parçası olduğunu ileri sürmektedir.
Sistem Kuramının Temel Kavramları ve Varsayımları
Sistem, birbiriyle etkileşim hâlinde olan bir dizi öge olarak tanımlanmakta olup, daha geniş sistemin alt parçası alt sistem olarak adlandırılmaktadır. Buna göre sistemler dışarıdaki uyaranlardan etkileniyorsa açık sistem, etkilenmiyor ve bağımsız ise kapalı sistem olarak tanımlanmakta ve insanoğlunun en karmaşık sistem olduğu belirtilmektedir. Sistem yaklaşımına göre bir sistemin yaşayabilmesi için bilgi alışverişi yoluyla enerji alması gerekmektedir. Bilgi alışverişi olmadan etkileşim ve sistem var olmayacaktır.
Sistem kuramının anlaşılması açısından kuramın temel varsayımlarını bilmek önemlidir. Bunlar:
1. Sistemin bütünü, parçaların toplamından daha fazladır. 2. Sistemin parçaları birbirine bağlı ve karşılıklı bağımlıdır. 3. Bir sistem doğrudan ya da dolaylı olarak diğer sistemlerden etkilenir. 4. Tüm sistemlerin sınırları vardır. 5. Tüm sistemler dengede ve iç denge durumunda kalmaya ihtiyaç duyar.
Sistem Kuramının Sosyal Hizmet Uygulamalarında Kullanımı
Sosyal hizmet uygulamasında sistem kuramı insan davranışını aile üyeleri, topluluklar ve toplum gibi daha geniş bağlamlar aracılığıyla ele alır. Sistem kuramı için önemli olan, bir sistem içinde bir şey değiştiğinde tüm sistemin etkileneceğidir. Sistemler dengeye doğru eğilimlidir ve kapalı veya açık sınırlara sahip olabilir.
Sistem kuramı, müracaatçının yaşam koşullarının karmaşıklığını ve birbiriyle ilişkilerini değerlendirmek için sorunların arkasında yatan faktörlere bakmayı vurgular. Bu nedenle sistem kuramı ile çalışırken temel sistemleri
belirlemek önemlidir. Başlıca sosyal hizmet sistemleri şu şekildedir:
• Değişim Ajanı Sistemi • Müracaatçı Sistemi • Hedef Sistem • Eylem Sistemi
Sistem kuramı sosyal hizmet uygulamasında öncelikle değerlendirme amacıyla kullanılmaktadır ve sosyal hizmet uzmanlarına bir sistemi tam olarak değerlendirmeleri ve müdahale stratejilerinde yaratıcı olmaları konusunda yardımcı olmaktadır.
Ekolojik Sistem Yaklaşımı
Genel sistem kuramının bir formu olan ekolojik sistem yaklaşımı, ekolojik terminolojiyi kullanarak çocuk gelişimini tanımlayan Amerikalı çocuk psikoloğu Urie Bronfenbrenner’in çalışmalarına dayanmaktadır. Sistem kuramı ve ekolojik sistem yaklaşımı temel kabullerinde ve varsayımlarında oldukça benzerdirler ancak her birine ait farklı terminoloji yer almaktadır. Ekosistem yaklaşımı, kişiye ne yapması gerektiğini söyleyen bir uygulama modeli değil, vakalara nasıl bakılacağını söyleyen bir çerçeve olarak anlaşılmalıdır.
Ekolojik Sistem Yaklaşımın Temel Kavramları
Ekolojik sistem yaklaşımı birbiriyle sürekli etkileşim hâlinde olan iç içe geçmiş beş yapıdan oluşmaktadır. Bronfenbrenner, iç içe geçmiş bu yapıların çocuğun gelişimi üzerindeki etkilerini açıklamaya çalışmıştır. Ekolojik yaklaşıma göre iç içe geçmiş sistemler ve bu sistemlerin birbiriyle olan etkileşimi çocuğun gelişimini açıklamaya olanak sağlamaktadır. Ekolojik yaklaşımı anlayabilmek için öncelikle bu yapıların ve neleri kapsadığının bilinmesi oldukça önemlidir. Bu yapılar:
• Mikrosistem, gelişmekte olan kişinin yüz yüze ortamda deneyimlediği faaliyetler, kişiler arası ilişkiler ve roller örüntüsüdür. Mikrosistemde yakın çevre ile etkileşim ve aktivite söz konusudur. Bireyin birlikte yaşadığı aile, okul, akran grubu ve iş yeri gibi ortamlar mikrosistemi içerir. • Mezosistem gelişmekte olan kişiyi içeren iki veya daha fazla bağlam arasında meydana gelen bağlantıları ve süreçleri içerir. Bir başka ifadeyle mezosistem, mikrosistemlerden oluşan bir sistemdir ve mikrosistemdeki sistemler arasındaki ilişkileri ya da doğrudan etkileşimleri ifade eder. • Ekzosistem, bireyin aktif rolünün olmadığı bir ortamla bireyin aile gibi yakın bağlamı arasındaki bağlantılardan oluşan ve bireyin yaşadığı yakın ortamdaki süreçleri dolaylı olarak etkileyen olayların meydana geldiği iki veya daha fazla ortam arasında meydana gelen bağlantıları ve süreçleri içerir. İki sistem arasındaki etkileşim
başka bir sistem üzerinde dolaylı etki yarattığında ekzosistem meydana gelir • Makrosistemler, belirli bir kültür veya alt kültürün mikro, mezo ve ekzosistem özelliklerinin kapsayıcı bağlamından oluşur ve özellikle inanç sistemlerine, bilgi birikimine, maddi kaynaklara, geleneklere, yaşam tarzlarına, fırsatlara ve yaşam seyrine atıfta bulunur. • Kronosistem, yalnızca kişinin özelliklerinde değil, aynı zamanda kişinin yaşadığı çevrede de zaman içinde meydana gelen değişim ve tutarlılığı kapsar. Kronosistem müracaatçıyı etkileyen olaylar olarak ifade edilebilir.
Ekolojik Sistem Yaklaşımının Sosyal Hizmet Uygulamasında Kullanımı
Ekolojik sistem yaklaşımının sosyal hizmet uygulamasına uyarlaması Germain ve Gitterman tarafından tasarlanan “yaşam modeli” ile olmuştur. Yaşam modeline göre sosyal hizmetin amacı, insanlara yardım ederek onların kişisel ve çevresel güçlerini ve kaynaklarını bulup değerlendirerek yaşam stresörlerini hafifletmek, daha iyi kaynakların yaratılmasını sağlayıp bireylerin ihtiyaçlarını gidererek insan ve çevre arasındaki uyumu sağlamaktır.
Ekolojik yaklaşımın en önemli vurgusu “çevresi içinde birey” üzerinedir. Buna göre bireyler birçok sistem ile etkileşim hâlindedir. Sosyal hizmetin uluslararası tanımında da sosyal hizmetin birey ve çevre etkileşimine vurgu yapılmakta olup sosyal hizmet uygulaması “çevresi içinde birey” kavramsallaştırması ile temellendirilmektedir.
Güçler Yaklaşımı ve Güçlendirme
Sosyal hizmet uygulamasında sıklıkla kullanılan bir yaklaşım olan güçler yaklaşımı bir kuram ve yöntem olarak 1980’lerde Dennis Saleebey, Charles Rapp ve Ann Wick gibi sosyal hizmet teorisyenleri tarafından geliştirilmiş olup sosyal hizmet uygulamasında sorun temelli yaklaşıma karşı bir hareket olarak ortaya çıkmıştır.
Güçler yaklaşımını anlayabilmek için öncelikle “güç” kavramını anlamak gereklidir. Güç, bireyin (ya da ailenin) stresli bir yaşam durumuyla yüzleşmesine ve bunlarla başa çıkmasına ve zorlu durumu büyüme için bir uyaran olarak kullanmasına yardımcı olan herhangi bir yetenektir. Bu bağlamda gücün üç düzeyi vardır. Bunlar:
• Kişisel düzey (Psikolojik düzey): Güven geliştirme, benlik saygısının arttırılması ve beceri geliştirmeyi içerir. • Kültürel düzey (Söylemsel düzey): Bu düzeydeki güçlendirme anlam çerçevelerini zayıflatmayı içerebilir. • Yapısal düzey: Bu düzey bilinçlenmeyi içerir.
Güçler Yaklaşımının Temel Kavramlar
İnsanların, örgütlerin veya toplumların kendi yaşamları üzerinde kontrolü elde etmesi olarak tanımlanan güçlendirme yaklaşımı birçok kavramı içermektedir. Bu
kavramlar; güçlü yönler, dayanıklılık, umut, kültürel kimlik ve iş birliğidir.
• Güçlü Yönler: Güçlü yönler kavramı tüm müracaatçıların, ailelerin ve toplulukların güçlü yanlarının olduğu düşüncesine dayanır. • Dayanıklılık: Dayanıklılık kavramı zorlayıcı ve travmatik yaşantılarla karşılaşan insanların, bu zorlukların üstesinden gelerek hayatlarına devam etmeleri ve bazen de zorlu yaşantıların işlevselliklerini daha da güçlendirdikleri durumları tanımlamak amacıyla kullanılır. • Umut: Güçlendirme yaklaşımında umut kavramının oldukça büyük önemi vardır. Umut, olumlu sonuçların mümkün olabileceği inancını ifade etmektedir. • Kültürel Kimlik: Kültür, ırkla veya etnik kimlikle ilişkili olup bir grup insanın inançlarını, geleneklerini ve günlük faaliyetlerini temsil etmektedir. Kültürel kimlik ile insanlar belirli bir gruba ait olma duygusunu deneyimler. • İş Birliği: Güçlendirme yaklaşımında iş birliği kavramı müracaatçı-sosyal hizmet uzmanı çalışmasında iş birliğine dayalı bir yaklaşımın benimsenmesini ifade etmektedir.
Güçler Yaklaşımının Sosyal Hizmet Uygulamasında Kullanılması
Güçler yaklaşımı sosyal hizmet uygulamasında bireylerin mevcut güçlerinin kullanılmasını engelleyen sosyal ve kişisel engellerle mücadele ederek, bireylerin kapasite ve öz güvenlerini artırmayı ve eksikliği olan bireylere güç transfer ederek, kendi hayatları hakkında karar ve eylem gücü kazandırmayı amaçlamaktadır.
Sosyal hizmet uygulamasında güçlendirme yaklaşımını benimsemek uygulama sürecinin her aşamasına müracaatçının güçlerinin dahil edildiği bir yaklaşım geliştirmektir. Güçlendirme odaklı uygulamada takip edilmesi gereken yol aşağıda verilmiştir:
• İlişki kurma: Müracaatçı ile sosyal hizmet uzmanı arasında kurulan mesleki ilişkiyi ifade etmektedir. Buradaki önemli kavram uyumdur. Uyum, bu ilişkinin rahatlık ve güven düzeyini ifade etmek için kullanılır. • Ön Değerlendirme: Sosyal hizmet uzmanının müracaatçıyı anlayabilmesi için bilgi topladığı aşama ön değerlendirmedir. Sosyal hizmet uzmanı müracaatçı hakkında gerekli olan tüm bilgileri mümkün olduğunca toplamaya çalışır. • Hedef Belirleme: Müracaatçıların başarmaya çalıştıkları değişiklikleri ifade etmek için hedefler kullanılır. Güçler yaklaşımına göre müracaatçılar hedeflerini belirlemede ve bu hedeflere nasıl ulaşacakları konusunda sorumluluğu alan taraftır. • Müdahale: Güçlendirme yaklaşımında müdahale etmek, olumlu değişikliklere yol açan bir faaliyette bulunmak anlamına gelir. Bu nedenle
güçlendirmede müdahaleler, bir sorunla karşı karşıya kalan müracaatçının stresini hafifletmeyi ve sorunla ilgili semptomları azaltmayı hedefler. • Sonlandırma: Sonlandırma hangi kuramın çalışıldığına bakılmaksızın sosyal hizmet uygulamasının sona ermesiyle sonuçlanır. Aynı zamanda sosyal hizmet uzmanı-müracaatçı ilişkisi de sona erer. • Son Değerlendirme: Yapılan müdahalenin yararlı olup olmadığı son değerlendirme süreci ile anlaşılır. Güçler yaklaşımına dayalı son değerlendirme müracaatçının kişisel gelişiminin değerlendirilmesine ve artan başa çıkma seviyelerine odaklanır.