SAĞ305U-SAĞLIK KURUMLARINDA AFET VE KRİZ YÖNETİMİ
Ünite 2: Olağan Dışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Yönetimi
Afet, Kriz, Risk ve Olağan Dışı Durum Yönetimi
Afet yönetiminde planlama, geçmiş bilgi analizi, mevcut durumda karar verme ve gelecek değerlendirmeleri yer almalıdır.
Afet Yönetimi
Afet, insanlar için fiziksel, ekonomik, sosyal ve çevresel kayıplar doğuran, normal yaşamı ve insan faaliyetlerini durdurarak veya kesintiye uğratarak toplulukları etkileyen, etkilenen topluluğun yerel imkân ve kaynaklarını kullanarak baş edemeyeceği doğal, teknolojik veya insan kökenli olaydır.
Afet yönetimi ile eş anlamlı olarak kullanılan “acil durum yönetimi”, her türlü tehlikeye karşı hazır olma, zarar azaltma, müdahale etme ve iyileştirme amacıyla mevcut kaynakları organize eden, analiz, planlama, karar alma ve değerlendirme süreçlerini kapsar. Ayrıca felaketlerin oluşumunu azaltıcı önlemlerin planlanmasını ve bunların yürütülmesi, hemen meydana gelebilecek afet tehdidine karşı yarı-hazırlık düzenlemelerinin yapılmasını ve hem alarm veya uyarı dönemlerinde hem de afet etkisinin kötü sonuçlarında, etkin acil durum tepkilerinin düzenlenmesi, yavaş gelişen doğa olaylarında bölge ve bölge halkının durumunun tespit edilerek takip edilmesini, çözüm ve tedbirlerin zamanında uygulanması, afetin oluşmasından hemen sonra ivedilikle hayat kurtarma için acil yardım çalışmalarının uygulanması, iyileşmeyi hızlandıracak rehabilitasyon önlemlerine hız kazandırılmasını ve afet sonrası devam eden sürekli gelişmenin teşvik edilmesi gibi hususları da kapsamaktadır.
Afet yönetiminin temel amacı, afete uğrayan insan ve canlıları kurtarmak ve en kısa sürede normal yaşam koşullarını sağlamaktır. Kapsamlı bir afet yönetiminde;
• Afet öncesinde toplumun en az zarar ve fiziksel kayıplarla kurtulabilmesi için gerekli teknik, idari ve yasal önlemleri olay olmadan önce almak, • Önlem alınamadığı durumlarda ise en iyi müdahale çalışmalarının yapılmasını sağlamak, • Zarar azaltma çalışmalarını kalkınmanın her aşamasına dâhil etmek, • Toplumun her kesiminin en az zararla kurtulabilmesi için gerekli bilgi ve eğitimi vermek.
Afet Yönetiminin Bileşenleri
Afet yönetimi çok sektörlü ve kurumlu yani çok disiplinli yapıya sahiptir. Bileşenleri;
• Devleti yöneten siyasi erk ve kurumlar, • Yerel yönetimler, • Güvenlik güçleri, • Sağlık kuruluşları • Medya, • Üniversiteler, • Sivil toplum örgütleri, • Meslek odaları, sendikalar,
• Deprem uzmanları, • Uluslararası kuruluşlar, • Halk
Afet Odaklı Sağlık Hizmetleri
Afetlerde sağlık sektörünün esas görevi, yaralıların ve sağlık birimlerine ulaştırılanların tedavisi ve ölümlerin önlenmesidir. Bu amaçla afet bölgesinde iyi organize olmak ve doğru yönetim büyük önem taşımaktadır. Afetlerde sağlık hizmetlerinin yönetiminde ilk yapılması gereken şey tehlikenin devam etme olasılığına karşı bu bölgeye girişlerin kontrol altına alınmasıdır. Müdahale alanı triyaj bölgelerine ayrılmalıdır. Triyajda ilke; müdahale önceliği olanların birinci sırada, nakil önceliği olanların ikinci sırada yer almasıdır. Hastaneye nakledilen hastaların durumları değerlendirilerek tekrar triyaja tabi tutulurlar.
Afetlerde Hastaneler
7126 sayılı “Sivil Savunma Kanunu” 6/3150 karar sayılı Teşkil ve Tedbirler Tüzüğüne göre barışta görev yapmakta olan servisler kendi görevlerini yerine getirirken sivil savunma harekâtının daha etkili ve başarılı olmasına yardım ederler. Hastaneler çok karmaşık bir yapıya sahip olduklarından hastane örgüt yapısına uyumlu, kapsamlı ve basit tek bir yapılanma içerisinde yetkilendirme ve görevlendirmenin yapıldığı, etkili bir sisteme sahip olmalıdır.
Hastane afet planları, afete müdahalenin yeni konsepti ve akreditasyon sürecinin bir unsurudur. Kaynakların doğru yönetilmesini sağlar. Amaç hastanedeki hastaların ve personelin can güvenliğini sağlamak ve dışarıdan gelecek afetzedelere sağlık hizmeti verebilmektir. Bu da öncelikle kendi tesis güvenliğinin sağlanması ile olacaktır. Bu sebeple tesis yönetim planları oluşturulmalıdır. Özellikle afet yönetiminin ilk günlerinde hastanelerin kendisine yetebilecek şekilde yapılması gerekmektedir.
Hastanelerde Acil Durum ve Afet Tipleri
İç Afet: Hastane içindeki bir olay nedeni ile çalışanların tehlike içinde kalması olayıdır. Örnek, su başkanı, yangın.
Dış Afet: Hastanenin dışında, çevresinde gelişen bir afet olayıdır. Örnek, salgın hastalıklar, tren kazaları.
Karma Tip Afetler: Kurum dışında oluşan bir afetin hastaneyi de etkisi altına alması demektir.
Hastane içi ve dışı tehlikeler: şiddetli bir depremde hastanenin ve acil servisinin de zarar görmesi.
Kriz Yönetimi
Kriz, toplumu yöneten organların hedeflerini, yönetişim sistemini tehdit altına alır ve en belirgin özelliği belirsizliktir. Yönetim açısından bakıldığında tehdit, zaman baskısı ve sürpriz olmak üzere üç temel özelliği bulunur. Krizleri tümüyle engellemek çok zordur. Krizler örgütün varlığını ve amaçlarını tehdit eder. Kriz anlarında eylem için gerekli olan zaman, bilgi ve kaynak sıkıntısı vardır. Kriz sürecinde toplumun önleme ve öngörme
mekanizmaları yetersiz kalır. Acil müdahale gerektirir ve özellikle yöneticiler üzerinde zaman baskısı yaratır. Kontrol edilmesi oldukça güçtür ama iyi yönetildiğinde fırsata dönüştürülebilir.
Kriz yönetimi afet yönetimini de içine alan daha geniş bir yönetim biçimidir. Kriz yönetimi, çalışılan alana ve geleceğe yönelik olası sorun ve risk etmenlerinin belirlenmesini, uygun tepki ve savaşım türlerinin saptanmasını, örgütün krizle başa çıkacak önlemleri uygulamasını ve tepkileri değerlendirmesini kapsayan bir süreçtir. Kriz yönetimi, bir örgütün saygınlığını korumak için kullanılan beceri ve tekniklerin tümüyle değerlendirilmesi olarak algılanan itibar riski yönetiminin bir ögesidir.
Risk Yönetimi
Afetler sonrasında oluşabilecek zarar ve olumsuzlukların en aza indirilebilmesi için niteliklerinin araştırılması ve zararları azaltmak üzere önceden alınabilecek etkin önlemlerin belirlenmesi ve uygulanması “risk yönetimi” olarak tanımlanır. Risk bir durum olarak tanımlandığından, zarar ortaya çıkabilecek tüm durumlar hakkında bilgi sahibi olunmasına dair yaklaşımlar risk yönetiminde önemli yer tutar.
Risk yönetiminin temel amaçları;
• Risklerin tanımlanması ve proje üzerindeki etkilerinin sistematik olarak saptanması, • Karar verme konumundaki kişilerin projedeki riskler konusunda bilinçlenmesi, • Doğru risk stratejilerinin geliştirilerek, kontrol edilebilecek risklerin en kolay ve en az maliyetle üstlenebilecek taraflara aktarılması, • Kontrol edilemeyen risklerin etkilerinin hesaplanarak gerçekleşmeleri durumunda izlenecek stratejilerin belirlenmesi, • Gerekli finansal/fiziksel önlemlerin zamanında alınarak risklerin mümkün olduğunca azaltılması ya da bunun mümkün olmadığı durumlarda uygun risk toleranslarının belirlenmesi, • Bir projede yer alan taraflar (işveren, yüklenici vb.) arasında en uygun risk/getiri dengesinin sağlanması, • Projede görevli/taraf olan herkesin üstlendiği riskler konusunda bilinçlenmesi ile sonradan çıkabilecek anlaşmazlıkların en aza indirgenmesidir.
Risklerin tanımlanmasını, proje üzerindeki etkilerinin saptanmasını ve risklerin gerçekleşmesi durumunda takip edilecek stratejilerin belirlenmesini kapsayan risk yönetiminin en önemli özelliği sistematik oluşudur.
Olağan Dışı Durum Yönetimi
Olağan Dışı durum, günlük yaşamın ve toplumsal düzenin bozulması, kesintiye uğraması ve işlevlerin yerine getirilememesi şeklinde tanımlanabilir.
Olağan dışı durum yönetiminin amaçları;
• Bireylerin, toplumun ve ülkenin insani, fiziksel ve ekonomik kayıplarını azaltmak ya da engellemek • Bireysel acıları azaltmak • Hızla iyileşmeyi sağlamak • Mülteciler ya da yerinden olmuş kişiler söz konusu olduğunda bu amaçlara bir dördüncüsü eklenir. Yaşamları ya da mal varlıkları silahlı çatışma, etnik düşmanlık, dinî baskılar vb. nedenlerle tehdit altında olan kişileri korumak.
Olağan dışı durumlardan sonraki tüm çabalar en kısa zamanda normal yaşama dönebilmek içindir. Bu nedenle hazırlıklı olmak önemlidir. Olağan dışı durum hazırlık planları yapılırken kamu sağlığı görevlileri yönetim sistemi, sevk idare yapısı ve iletişim konusunda hazırlıklar yapmalıdır. Ayrıca kamu kuruluşları ile diğer kuruluşlar arasında eş güdüm planları yapılmalıdır. Sağlıklı veri toplanması esastır.
Doğal olaylara bağlı olağan dışı durumun, olağan dışı durumu tümüyle tanımlayabilmek ve onunla başa çıkabilmek için sağlık üzerindeki tüm etkilerini saptamak gerekir:
İnsan sağlığı üzerine olan etkileri: Ölümler ve yaralanmalara yol açarak sağlığı direkt olarak etkiler.
Sağlık hizmet sunumuna olan etkileri: Sağlık hizmet sunumunda aksamalara ve hatta sağlık hizmeti sunumunun olanaksızlaşmasına yol açarak sağlığı etkiler.
Sağlıkla ilgili diğer alanlara olan etkileri: Beslenme, barınma, ulaşım, iletişim gibi sağlıkla ilgili diğer alanlardaki harabiyetler, aksamalar sağlığa yansıyacaktır.
Olağan dışı durumların bazı ortak özellikleri;
• Ani olarak meydana gelirler. • Normal koşullara göre düzenlenen tıbbi kaynaklar yetersiz kalır. • Ortaya çıkan maddi ve doğal olaydan etkilenenlere ulaşmayı zorlaştırır/tehlikeli hale getirir. • İnsan sağlığını olumsuz yönde etkiler.
Olağan Dışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Yönetimi
Ülkemizin coğrafi yapısı ve iklim özellikleri göz önünde tutulduğunda doğal afetleri sıklıkla yaşayan bir ülke olmuştur. Doğal afet görülme oranlarının yüksekliği, depremle ilgili yeni bir kurumsal biçimlenmenin ve depreme dayanıklı yapı inşaatı yolundaki acil ve aktif düzenlemeler başta olmak üzere, ulusal bir afet planlaması ihtiyacının önemini ve ivediliğini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda Türkiye, başta depremler olmak üzere sel, çığ, yangın, toprak kayması gibi doğal afetlere sık sık maruz kalmış ve kalmaya da devam edecektir. Bu nedenle yaşanan afetlerin yarattığı can ve mal kayıpları yanında ekonomik kayıplarında minimize edilmesi, ancak etkili bir “Afet ve Risk Yönetimi Sistemi’nin” varlığı ile mümkündür.
Afet Süreci ve Afet Yönetiminin Evreleri
Afet Süreci ve Bu süreçte Yapılacak İşler
Her tür afetin kendine özgü bir süreci ve dönemleri vardır. Genel olarak afetlerin dönemleri;
1. Sessiz dönem 2. Alarm dönemi 3. İzolasyon dönemi 4. Dış yardım dönemi 5. Rehabilitasyon dönemi
Sessiz Dönem
Afetlerin görülmediği, ya da aynı türden iki afet arasındaki döneme o afetin sessiz dönemi denilir. Bu dönem, afete karşı alt yapının oluşturulduğu, güçlendirildiği, hazırlıkların ve planların yapıldığı, sektörlerin uyum ve reaksiyon kapasitesinin arttırıldığı dönemdir. Sessiz dönem hazırlıkları temel olarak 6 başlıkta toplanabilir:
1. Örgütlenme, iş sektörlerinin afete karşı örgütlenmesidir. Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere sağlıkla ilgili tüm kurum ve kuruluşlar afet ile ilgili örgütlenmesini tamamlamalı ve bir araya gelerek bir afet halinde nasıl haberleşeceklerini ve iş birliği yapacaklarını kararlaştırmalıdır. 2. Planlama, afete ilişkin planların yapıldığı dönemdir. Bu amaçla risk altındaki toplum belirlenir, afet haritaları çizilir. Bu bulgulardan hareketle afet senaryoları oluşturulur. Bu doğrultuda yerel ve dış kaynaklar belirlenir. 3. Alarm sistem ve yönetimi kurma, bir afet anında, sağlık sektörünün nasıl haberleşeceği, kriz yönetiminin nerede nasıl toplanacağı, haber verilmesi gereken kurum ve kuruluşlarla nasıl iletişim kurulacağının daha önceden planlanması ve belirlenmesi yani alarm sisteminin kurulduğu dönemdir. 4. Toplumu hazır ve bilinçli kılma, toplumun afete karşı hazırlıklı ve bilinçli hale getirilmesi için düzenlenecek her türden eğitimi kapsar. 5. Alt yapının dayanıklı hale getirilmesi, ulaştırma, haberleşme ve binaların alt yapısı güçlü hale getirilerek hem afetin zararları en aza indirilmeye hem de afet sonrasında müdahale yeteneğinin geliştirilmesine çalışılır. 6. Yasal düzenlemeler, sağlık sektörünün afete uyum, reaksiyon verme ve afetle baş etme konularına ilişkin yasal alt yapının oluşturulduğu dönemdir.
Alarm Dönemi
Afetin beklendiği, tahmin edildiği dolayısıyla da topluma haber verilerek, riskli bölge ve yapılardan uzak kalındığı, güvenli bölgelere sığınılan dönemdir. Bu dönem afet türü ve ülkeye göre değişir. Bu dönemin özünü afetin sektör ve birimler tarafından haber alınması ve olası sonuçlarının değerlendirilmesi oluşturur. Başta kriz masaları olmak üzere planlarda görevlendirilmiş kişiler belirlenen yerlerde görev başında bulunurlar.
İzolasyon Dönemi
Afetin başladığı andan itibaren sunuk (maruz) kalan toplumun afet şokunu ve izolasyonunu üzerinden attığı ana dek geçen zamana bu ad verilir. Sürenin uzunluğu afetin türü, şiddeti, toplumun hazırlık ve bilinç düzeyine göre değişir. afet planlarının büyük boyutlu senaryo seçeneklerinde, izolasyon dönemi boyunca, olaya maruz kalan bölgenin resmi kurum ve kaynakları yok sayılır ve ilk günlerdeki hizmetlerin tamamen dışarıdan verileceği öngörülür. Amaç, bu kaos süresinin olabildiğince kısaltılması ve yerel güçlerin olabildiğince erken hizmete geçmesinin sağlanmasıdır.
Bireysel iş ve eylemler, herhangi bir afet olduğunda, afet bölgesindeki kişilerin, bu arada sağlık personelinin, ilk yapması gereken şey; kendi kendini kurtarmadır.
Kurumsal iş ve eylemler, yerel yöneticiler, afetin şokunu üzerinden atar atmaz, yerel koordinasyon komitesini toplamalıdır. Bu komite ilk iş olarak durum değerlendirmesi yapar. Bu değerlendirmede;
• afetin etkilediği bölge, • yıkımın büyüklüğü, • ölüm ve yaralıların tahmini yer ve sayıları, • evsiz kalanların sayısı, • izole kalan aile ya da köy var mı? • ailelerinden kopan çocuk, kadın ve yaşlılar var mı? ve bunların sayısı,
öncelikle değerlendirilmesi gereken konulardır.
Dış Yardım Dönemi
Olaydan dış kaynakların haber almasından başlayarak olay yerine gönderilen dış yardımların kesilmesine dek olan süreye bu ad verilir. Afet; tür, büyüklük ve ülkeye göre bu süre değişir. Bu dönemde sırası ile şu iş ve işlemler yapılır; durum belirleme, kurtarma, ilk yardım-triyaj ve şok giderme, geçici yerleşimin sağlanması. Tüm dış yardımların bu sırayla ve planla yapılması gerekir.
Durum belirleme, Olaydan haberdar olan, merkezî otorite ve dış yardım yapacak kurumların ilk yapması gereken iş; yerel otoriteler ile iletişim kurarak onlardan haber almak olmalıdır. Ancak büyük boyutlu olaylarda, dış yardım kuruluşları devreye girer, gerekli bilgileri toplar ve değerlendirme yaparlar.
Kurtarma, ilk yardım ve şok giderme, Afetlerdeki dış yardımların en önemli işlevi kurtarma, ilk yardım ve şok gidermedir. Komşu kasaba/kent ya da merkezî yönetim ön değerlendirmeleri olabildiğince hızlı yapmak ve kurtarma işine olabildiğince erken başlamak zorundadır. Daha önce belirlenmiş olan kurtarma ekipleri derhâl olay ve görev yerine intikal ederek kurtarma ve ilk yardım hizmetlerine başlayabilecek şekilde hazır olmalıdır.
Geçici yerleşimin sağlanması, afetzedelerin barınma, giyinme, beslenme, su gibi temel ihtiyaçlarının bir süre için karşılanmasıdır.
Rehabilitasyon Dönemi
Geçici yerleşimin tamamlanmasından sonra, afet bölgesindeki her anlamdaki yıkımların yerine yenilerinin yapılarak, toplumun afet öncesi duruma getirilmesi ve bölgenin çöken ekonomisinin yeniden canlandırılması işine afetin rehabilitasyonu, bu işlerin yapılması için geçen zamana da rehabilitasyon dönemi denir.
Afet Yönetiminin Evreleri
Afet yönetimi 4 evreden oluşur;
Zarar Azaltma
Bu evre, afet tehlikesinin önlenmesi veya büyük kayıplar doğurmaması için alınması gereken tüm önlemler ve faaliyetleri içerir. Zarar azaltma evresi, iyileştirme evresindeki faaliyetlerle birlikte başlar ve yeni bir afet olana kadar devam eder. Bu evrede yürütülen faaliyetler, ülke, bölge ve yerleşme birimi ölçeğinde olmak üzere çok geniş uygulama alanı gösterir.
Hazırlık
Risk yönetimin ikinci önemli evresi olan hazırlık safhasında yapılması gereken çalışmaların ana hedefi, tehlikenin insanlar için olumsuz etkiler doğurabilecek sonuçlarına karşı önlemler alarak, zamanında, en uygun şekilde ve en etkili organizasyon ve yöntemler ile müdahale edebilmeye hazırlanmaktır.
Hazırlıklı olma, acil durum/afet halinde yetki ve sorumlulukların belirlenmesi ve destek kaynaklarının düzenlenmesini de içerir. Tüm yönetimler acil durum/afet yönetimi görevleri için gerekli atamaları veya belirlemeleri yapmalı, belirlenen görevlerin yerine getirebilmesi için gerekli olan personel, donanım ve diğer kaynaklar tanımlanmalıdır.
Hazırlıklı olma önlemleri bir defaya mahsus düşünülmemeli, sürekli güncellenmelidir.
Müdahale
Afetin oluşumunu takip eden ve afetin oluşundan hemen sonra başlayan afetin büyüklüğüne göre en çok 3 gün ile 1-2 aylık süre içerisinde yapılan faaliyetlerdir.
Bu dönemde yapılan faaliyetler;
• Haber alma ve ulaşım, • İhtiyaçların belirlenmesi, • Arama ve kurtarma, • İlk yardım, • Tedavi • Tahliye • Geçici iskan • Yiyecek, içecek, giyecek, yakacak temini • Güvenlik • Çevre sağlığı ve koruyucu hekimlik • Hasar tespiti, tehlikeli yıkıntıların kaldırılması
İyileştirme
Bu evrede, yürütülen faaliyetlerin ana hedefi afete uğramış toplulukların haberleşme, ulaşım, su, elektrik, kanalizasyon, eğitim, uzun süreli geçici iskan, ekonomik ve sosyal faaliyetler gibi hayati aktivitelerinin minimum düzeyde karşılanabilmesi için gereken tüm çalışmaları yapmaktır.
Bu aşamada iyileştirici önlemlerin alınacağı kaynakların yönetimi söz konusudur. Kaynak kullanımı konusunda edinilen tecrübeler yardımıyla Acil Durum Eylem Planları gözden geçirilmelidir.
Türkiye’de Afet Yönetimi ve Güvenli Hastaneler
Türkiye’de afet yönetiminin ulusal düzeyde ve il düzeyinde olarak ikiye ayırmak mümkündür.
Ulusal Düzeyde Afet ve Kriz Yönetimi
17.06.2009 tarih ve 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Türkiye Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, ülkemizde etkin ve bütüncül bir afet yönetiminin kurumsal ve yasal bir yapıya kavuşturulması amacıyla kurulmuştur.
Afet İşleri Genel Müdürlüğü (Bayındırlık ve İskân Bakanlığı) ve Sivil Savunma Genel Müdürlüğü (İçişleri Bakanlığı) Türkiye Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı adı ile tek çatı altında toplanmıştır. Kurum İçişleri Bakanlığına bağlıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi ile devlet kurumları yeniden şekillenmektedir.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle İçişleri Bakanlığına bağlı Afet ve Acil Durum (AFAD) Yönetimi Başkanlığı kurulmuştur. Ulusal güvenliği tehdit eden büyüklükteki doğal afetler, teknolojik kazalar ile nüfus hareketlerinde acil durum yönetimini yürütmek ve afet öncesi, afet anı ve afet sonrasında faaliyetleri yürütmekle sorumlu kurumlar arasında gerekli koordinasyonu sağlamaktan sorumludur.
Planlamalar, en alt düzeyden başlayarak, mahalli kurumlar, il afet ve ulusal kriz yönetimleri planlanır. Bu yerel veya bölgesel planlar ülke afet ve kriz planlarıyla birleştirilir.
İl Düzeyinde Afet/Kriz Yönetimi
7269 sayılı Kanun’a istinaden çıkarılan 88/12777 sayılı “Afetlere İlişkin Acil Yardım Teşkilatı ve Planlama Esaslarına Dair Yönetmelik” gereğince, il ve ilçelerdeki hizmet grupları kendi konularını kapsayan detaylı acil yardım planlarını hazırlamakla yükümlüdür. İl düzeyinde bütün kurumların yaptığı acil yardım planları valilik bünyesinde birleşerek il afet planı oluşturulur. Resmî, özel, sivil ve askerî kuruluşlar valilik bünyesinde kurulan “Kriz merkezi” de temsilcileri vasıtasıyla bir araya gelerek afet/ODD ile kriz yönetimini yapar.
İl Afet Planında Sağlık Yönetimi
İl afet planı, ildeki önemli kuruluşların koordineli ve bir arada çalışmasını sağlamak için oluşturulur. İl sağlık
müdürlükleri, bu plan içinde “İlk Yardım ve Sağlık Hizmetleri Grubu” içinde yer alır.
İlk yardım ve sağlık hizmetleri grubu, hizmet alanları bakımından dört servise ayrılmıştır:
• İlk yardım ve ambulans servisi • Hastane servisi • Temel sağlık hizmetleri servisi • Ölüleri tespit ve gömme servisi
Afet yönetim sisteminin başarılı olabilmesi için yalnızca kamu kurum ve kuruluşların çaba ve çalışmaları yeterli değildir. Afet yönetiminin bütün süreçlerine toplumun bütün kesimlerinin katılımı sağlanmalıdır.
Afetlerde Güvenli Hastaneler
Hastaneler özellikle afetlerde toplumun güç kaynağı olmalıdır. Bu onların öncelikle kendi tesis emniyetlerini sağlamaları ile gerçekleşecektir.
İyileştiren hastane tasarımında önemli bir yere sahip olan güvenlik, kurumun hastalar ziyaretçiler ve personel için güvenli bir fiziksel ortam yaratması, hastane içindeki enfeksiyon kontrolü, düşme ve yaralanmalar, emniyet, hırsızlık, gasp olayları, doğal ve diğer afetlere hazırlık, yangın korunması, su ve elektrik kesintileri konularını kapsamaktadır.
Olağan dışı durumlarda hastanelerin güvenli olması için yapılması gereken bazı uygulamalar;
• Güvenli hastaneler için ulusal politika ve programların kabul edilmesi • Esnek hastane tasarım ve inşası • Hastanenin güvenliğinin değerlendirilmesi • Acil müdahale için planların hazırlanması • Acil durumlar için sağlık çalışanları eğitimi • Ekipman, ilaç ve malzemelerin korunması
Bir hastanenin “güvenli” sayılabilmesi için ise;
Binalar: Malzemelerin yeri ve tasarım özellikleri, esnekliği olumsuz doğa olaylarına dayanacak şekilde etki gösterir.
Hastane Yatakları: Bir afet sonrasında, hastane yataklarının sayısı sık sık acil bakım artışlarına bağlı azalacaktır.
Ekipman ve Tesisler: Ortaya çıkan hasar az masraflı olsa bile, hastane kimi kez operasyonlarını durdurmak zorunda kalabilir.
Tıbbi ve Destek Personeli: Personel kaybı yaralı bakımını bozar; müdahale kapasitesinin sürdürebilmek için dışarıdan personel alımı gerekebilir bu da sağlık tesislerine ilave ekonomik bir yük getirir.
Temel Hizmetler: Hastane hizmetlerinin devamında elektrik, su ve sanitasyon, atık boşaltımı gibi diğer hizmetlerin devamlılığı da esastır. Bunların kesintiye uğraması tüm hastanenin etkilenmesine neden olacaktır.
Acil Durum ve Afetlerde Güvenli Hastaneler: Filipinler Göstergesi
Filipinler göstergesi hastanelerin güvenliğiyle ilgili bir göstergedir. Gösterge, yapısal olan, yapısal olmayan ve fonksiyonel unsurları içerir.
Kategori A: Düşük risk kategorisindedir. Muhtemel felaket durumlarında hastane çalışmaya devam edecektir (Puan: 1-0,66).
Kategori B: Orta derecede risk mevcuttur. Ekipman ve kritik hizmetler risk altındadır (Puan:0,65-0,36).
Kategori C: Ciddi risk altındadır. Sağlık çalışanlarının da hastalarında güvenliği tehlikededir. Acil tedbir alınması gerekmektedir (Puan: 0,35-0).
Yapısal Risklerin Azaltılması
Yapısal risk boyutunda genel olarak, binanın konumu; tasarım özellikleri ve hastane için kullanılan malzemeler değerlendirilir. Yapısal elemanlar, bir binanın ağırlık, deprem, rüzgâr ve diğer yükler gibi her türlü yüklere karşı koyabilen elemanlardır.
Yapısal Olmayan Risklerin Azaltılması
Yapısal olmayan tehlikelerin azaltılması (YOTA) depremlerin, bina içindeki araç-gereçler, eşyalar, asansörler, iç sistemler, pencere camları, dekoratif mimari duvarlar ve tavanlar, mekanik, elektrik ve sıhhi tesisat gibi yapısal olmayan elemanlar üzerindeki etkilerinden kaynaklanan güvenlik tehditlerini ortadan kaldırmaktadır.
Yapısal olmayan elemanlar yük taşıyıcı sistemler değildir fakat benzer şekilde yapısal elemanların maruz kaldığı yüklerin aynen tesirinde kalırlar. Bu yüzden yapının bir bütün olarak çalışması ve bu harmoniyi bozacak tasarımlardan kaçınılması gerekmektedir. Yapısal olmayan asansör, asma tavanlar ve bölme duvarlar gibi elemanların maruz kaldıkları deprem kuvvetlerini güvenle taşımalıdırlar.
Fonksiyonel Unsurlar
Konu ile ilgili politikaların belirlenmesi, planların hazırlanması, eğitim verilmesi, grupların oluşturulması ve tatbikatların icrası bu bölümde değerlendirilmektedir. Keza, lojistik sistem ve yardımcı programlar, güvenlik ve alarm, ulaşım ve iletişim sistemleri, insan kaynakları bu anlamda incelenmektedir.
Afetlere hazırlıkta fonksiyonel unsurlar ile yapısal olmayan unsurlar, konuya bu açıdan bakış ile gerçekleştirilebilecek kontrolü daha basit olan, daha az maliyet gerektiren konulardır. Sağlık tesislerinin korunması için; tüm yeni sağlık tesislerinde inşaat riskini azaltmak maksadıyla uygun tasarım yapılmalıdır, mevcut sağlık tesislerinin yapısal olmayan riskleri ortadan kaldırılmalı ve fonksiyonel güvenlik durumlarının iyileştirilmesi sağlanmalıdır.