AÖF Soru Bankası
SAG205U · Ünite 7

İşletmelerin Kanıta Dayalı Sağlık Politikalarında Halkla İlişkiler

Sağlık İşletmelerinde Halkla İlişkiler dersi, ünite 7 özeti

SAĞ205U-SAĞLIK İŞLETMELERİNDE HALKLA İLİŞKİLER

Ünite 7: İşletmelerin Kanıta Dayalı Sağlık Politikalarında Halkla İlişkiler

Giriş

Halkla ilişkilerin temel amacı kuruluşla hedef kitle arasında olumlu bir iletişim kurarak hedef kitlenin duygu, düşünce ve davranışlarını anlamak ve buna yönelik dürüst ve güvenilir faaliyetlerde bulunmaktır. Davranışsal yaklaşımlar da bireylerin duygu ve düşüncelerinin yansımaları olan davranışlarını anlayarak bireylerin başta kendileri ve toplumu ilgilendiren seçimlerde doğru ya da iyi olanı yapmaya yöneltecek politika geliştirilen bir çalışma alanı olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle birey davranışını anlamak ve politika geliştirmek paydasında davranışsal yaklaşımlar ve halkla ilişkiler bir araya gelmektedir.

Halkla ilişkilerin sağlık alanında en önemli işlevlerden biri olan “güven duygusu” ancak davranışsal yaklaşımlarla sürdürülebilir sağlanmaktadır. Bu duygu unsurunu ortaya çıkaran araçların kanıta dayalı olması tabii bir süreçtir. Bu nedenle sağlık alanında geliştirilen politikaların kanıta dayalı sistemde oluşturulması önemlidir.

Davranışsal Yaklaşımlar ve Kanıta Dayalı Politikalarda Halkla İlişkiler

Halkla ilişkiler uygulamalarının temel felsefesi davranışsal yaklaşımlardır. Buna dayanarak insanların kendileri için daha iyi seçimler yapmalarını sağlamak mümkündür.

Davranışsal Yaklaşımlar ve Halkla İlişkiler

Davranışsal halkla ilişkiler alanında çalışan Patrick Jackson davranış değişikliği üzerine odaklanan halkla ilişkiler modeli geliştirmiştir. Bu model beş temel bölümden oluşmaktadır;

• Farkındalık oluşması, • İnsanların örtük ilgi süreci, • Örtük ilginin halkla ilişkiler etkinlikleriyle tetiklenmesi, • Nihai davranış öncesi küçük bazı tutum ve davranış değişiklerinin yaşanması, • Son olarak davranış değişikliğinin gerçekleşmesi durumudur.

Bu beş model; halkla ilişkilerin sağlık, ekonomi, ve iletişim alanlarında büyük bir etkileşime sahip olduğunu, psikoloji ve davranış bilimleri gibi disiplinlerden beslendiğini gözler önüne sermektedir.

Kanıta Dayalı Sağlık Politikaları

Sağlık harcamalarının yönetilmesinde ve kaliteli sağlığa erişimin sürdürülebilir şekilde devam edebilmesinde bazı önemli noktalar bulunmaktadır. Bunlar; şeffaflık, diyalog ve öngörülebilirlik gibi temel noktalardır. Sağlık sistemi üzerinde halk sağlığı politikasının da önemli bir etkisi vardır. Bu politikaya ilişkin kanıtlar hem nicel hem de nitel bilgileri içerir.

Kanıta dayalı politikanın 3 temel alanı şu şekilde açıklanabilir:

• Süreç, politikanın benimsenme olasılığını artırmak için yaklaşımları anlamak;

• İçerik, muhtemel belirli politika öğelerini tanımlamak için etkili olması; • Sonuçlar, politikanın potansiyel etkisini belgelemek.

Kanıta dayalı daha ileri politikalara yönelik eylemler arasında, verilerin daha etkin bir şekilde hazırlanması ve iletilmesi, mevcut analitik araçların daha etkin kullanılması, politika gözetimi yapılması ve sonuçların farklı kanıt türleriyle izlenmesi yer almaktadır.

Sağlık alanında kullanılan kanıt kavramı sağlık sistem- lerindeki herhangi bir uygulamanın tarihsel, bilimsel değerlendirilmesine dayanmış olan bilgi olarak ta- nımlanmaktadır. Kaynakların azalması, nüfusun artması ve yaşam ömrünün uzaması ile hasta sayısının artması, beslenme alışkanlıklarının bozulması ile yeni hastalıkların baş göstermesi, hekim başına düşen hasta sayının artması gibi birçok neden sağlık alanında kanıta dayalı politikaların önemini ortaya çıkarmaya başlamıştır.

Kanıta dayalı sağlık politikasında temel amaç, evrensel kapsamda, eşit erişim fırsatı ile toplumsal faydaya dayanan, kaynakların şeffaf ve eşit kullanıldığı, sağlık harcamalarının karşılığının israf olmadığı, kamuoyunun bilgisine açık bir şekilde gerçekleştirilmesi olarak açıklanmaktadır. Kanıta dayalı sağlık politikalarında fikir benimsenir, uyarlanır ve harekete geçirilir. Bu nedenle kanıtı araştırmak, kanıtı kullanmak ve uygulamak belirli aşamalardır. Politika yapıcılar için bazı önemli araçlar vardır; bunlar “Basitleştirme”, “Taahhüt araçları”, “Çerçeveleme”, “Varsayılar ve “Sosyal normlar” olarak açıklanabilir.

Üretilen bilginin hız ve miktarındaki artış; bilgi kaynaklarının ulaşılabilirlik, güvenilirlik, güncellik, kullanım kolaylığı açısından farklı olması; başta sağlık bilimleri olmak üzere araştırmalarda maliyet, etkinlik, kalite kavramlarının giderek önem kazanması; araştırmaların analizine yönelik yeni çalışma türlerinin oluşması; araştırmaların kanıt değerlerini inceleyip değerlendirerek yeniden geliştirilmesi ve kalıcı hâle getirilmesi gibi nedenler kanıta dayalı politikalar oluşturulmasını önemli ve gerekli kılmıştır.

Sağlık Politikalarında Halkla İlişkilerin Davranışsal Araçlarla Sürdürülmesi

Davranışsal temelli yaklaşımları ele alarak, etkin kamusal politikalar üretmek oldukça önemlidir. Bu yaklaşım çerçevesinde iktisadi etki başta olmak üzere tüm ölçeklerde etkin kullanım sonucu ortaya çıkan nihai etki aslında “davranışsal içgörü analizli bir politika tasarımı” olarak nitelendirilebilir. Gelişmiş ülkelerde gittikçe yaygınlaşan bu tür yaklaşımlar gelişmekte olan ülkelerde de içselleştirilmeye ve geliştirilmeye başlanılmıştır. Özdemir (2019)’e göre bu davranışsal tasarım çalışmalarında kullanılan yöntemlerin başında ve bilimsel çalışmalardan referans alan bu tür faaliyetlerin pratik olarak uygulama metodlarına göre süreçlerin başında Rastgele Kontrol Deneyleri gelmektedir (Randomized


Control Trials-RCTs). Rastgele kontrol deneyleri A/B Testine benzer deneyler olup rastgele seçilmiş, biri kontrol biri deney grubu olan iki grup üzerinde uygulanan aynı müdahalenin reel etkisini görmek amacıyla yapılan de- neylerdir. Rastgele kontrol deneylerinde karşılaşılan en önemli sorunlardan biri, rastgeleliği sağlamak olarak karşımıza çıkmaktadır. Rastgele kontrol deneylerinde karşılaşma ihtimali yüksek olan bir diğer sorun da, Hawthorne Etkisi olarak bilinen, deney altındaki insanların, deneyde olduklarının bilinci ile hareket etmeleri sonucu doğan istatistiksel sapma olabilmektedir. Grupların yeterli temsiliyeti sağlayacak şekilde oluşturulmaları, içsel ve dışsal geçerliliğin sağlanması gibi etmenler de (her istatistiki çalışmada olduğu gibi) rastlantısal kontrol çalışmalarında büyük önem taşımaktadır. Özellikle büyük insan gruplarının üzerinde gözlemlenecek olan uygulamaların (örneğin bir ülkenin bütün bölgelerinde faaliyete konulacak bir kamu politikasının) tasarlanmasında, bu tür sapma ve hatalar büyük etkiler yaratabilmektedir.

Politika Tasarımında Davranış Temelli Yaklaşım

Dünya üzerindeki ülkelerin pek çok kurum ve kuruluşlarında davranışsal yaklaşımlı politikaları hayata geçirmede benzer yöntemler ve süreçleri kanıta dayalı yürütmeye çalışan politika otoriteleri, faydanın maksimizasyonu için doğal olarak pek çok disiplinden beslenerek bir politika üretmektedirler. Bu sebeple hükümetler bünyesinde kurulan davranışsal aksiyon takımları veya içgörü birimleri, sosyoloji, psikoloji, nörobilim, ekonomi, siyaset bilimi, halkla ilişkiler ve iletişim ve pazarlama gibi multidisipliner olarak uzmanlık alanlarına sahip kişilerin koordinasyonunda süreç yönetmektedirler. Bu süreçlerin yürütücü ekibinin başarılı sonuçlar alması için davranışsal temalı müdahaleler tasarlama yetkinliğinin olması, elde edilen kanıtsal verileri günümüz hayatına senkorize ederek hayatla eşleştirme yeteneğine sahip bulunması gerekir. Aksi hâlde eksik analiz, algıyı, mesajı ve çözümü uyumlaştırmakta güçlük çekecektir.

Davranışsal Araçlarla Sağlık Politikaları

Sağlık politikalarında halkla ilişkilerin davranışsal araçlarla sürdürülmesi örgütsel düzeyde iş verimliliğini artırma, yönetsel becerileri geliştirme, iletişimi ve etkileşimi artırma gibi noktalarda önem göstermektedir. Örgütsel amaçların gerçekleşmesinde tahminleme yapılmasında ve karar aşamalarında, geleceğe dönük planlamalarda destekleyici rol oynamaktadır.

Davranışsal araçlarla ilişkilerin sağlık politikalarındaki karşılığına bakmadan önce Türkiye’de sağlık politikaları gelişimine özetle değinirsek Anayasa’nın 60. maddesinde, “Her vatandaş sağlık hakkına sahiptir” ilkesi gereği sağlık politikalarını daha iyi anlayabilmek için Türkiye Cumhuriyeti sağlık politikasının gelişimine bakılması gerekmektedir. Türkiye’de 03 Mayıs 1920 tarihinde ilk kez Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kurulmuştur. Bu adımla toplumun sağlık alanındaki taleplerini,

eksikliklerini tespit edebilmek ve sağlık alanında kullanılacak kaynakların en doğru şekilde harcanması amaçlanmıştır. 1923-1946 yıllarında, ilk Sağlık Bakanı Dr. Refik Saydam sağlık politikası olarak bulaşıcı hastalıklarla mücadele konusunda toplum yararına önemli katkılar sağlamıştır. Ardından 1946-1960 yılları arasında ilk yazılı sağlık planı olarak kabul edilen “Birinci On Yıllık Milli Sağlık Planı” uygulanmıştır. Ayrıca bu yıllarda hastanelerin yatak sayılarının ve personel sayılarının artırılması için birçok faaliyette bulunulmuştur. Bu çalışmalara ek olarak anne-bebek ölümlerinin azaltılması ve enfeksiyonlarla mücadele için çalışmalar yapılmıştır. 1960’lı yıllarda en önemli sağlık politikalarından biri de anayasa bünyesinde kanun hükmü altında vatandaşların sağlık haklarının güvence altına alınması olmuştur. 1980’li yıllarında koruyucu sağlık hizmetlerinin sağlanması, aile planlanması ve anne-bebek sağlığının korunması alanında toplum bilinçlendirilmesi sağlanmıştır. Bu nedenle toplumun dikkatini çeken 1992 ve 1993 yıllarında Ulusal Sağlık Kongreleri düzenlenmiştir. Bu dönemde sağlık politikaları, aile hekimliği uygulaması, Genel Sağlık Sigortası ve Sağlık Bakanlığı’nın denetleyen bir yapı olması önemli adımlardır. 2003 yılında “Sağlık Dönüşüm Programı” ile önemli sağlık politikaları kaydedilmiştir.

Bunlar;

• Sağlık Bakanlığı tarafından denetim yapılması durumu, • Genel Sağlık Sigortası sisteminin kurulması, • Alanında uzman kişilerin görevlendirilmesi, • Sağlık alanında yapılan eğitim yapısının geliştirilmesi, • Kalite ve akreditasyon, • Sağlık Bilgi Sistemi.

Günümüz itibariyle sağlık politikaları, toplumun en temel hakkı olarak görülmektedir. Gelişen, değişen koşullarda özel ve kamu düzeyinde sağlık hizmetleri politikaları uygulanmaktadır. Bunun yanı sıra uluslararası sağlık örgütleri ve T.C. Sağlık Bakanlığı, Türkiye’nin sağlık politikaları alanındaki gelişimi için çalışmaktadır.

Temelde politika oluşturma sürecinde uygulanan bazı modeller vardır. Bilgi-temelli model; sorun için acil araştırma politikası uygulamasının yapıldığı modeldir. Problem-çözme modeli ise, ampirik kanıt sağlamak için geliştirilen ve sağlıkta eşitsizliklerin çözümünde kullanılan bir modeldir. En kapsamlı model olarak “İnteraktif model” kabul edilir ve bu modelde politika uygulayıcılar, sosyal bilimciler, yöneticiler ve araştırmacılar birlikte hareket ederler. En çok tartışılan ve reddedilen model ise “Politik model” olup siyasi kazanç sağlamanın önemli olduğu bir modeldir. Kümülatif araştırmayı destekleyen model ise “Aydınlanma modeli”dir. “Kanıt, hükümetin eylemsizliğini desteklemek, doğrulamak ya da bir politika konusunda verilen taahhüttün gecikmesi ya da reddedilmesi durumlarında kullanılmaktadır.” düşüncesi ise “Taktik model”i desteklemektedir.


Sağlık politikalarında kanıta dayalı modellerin uygulanması ve halkla ilişkiler faaliyetlerinin davranışsal yaklaşım araçlarıyla sürdürülmesi bilimsel ve teknolojik çağın bir gereği hâline gelmiştir. Bu sürecin iyi yönetilmesi ve uygulanması toplumda güven ortamı yaratmaktadır. Ayrıca bu alanda yapılan çalışmalar sağlık giderlerinin azalması ve maliyetlerin düşmesi için bir sistem oluşturmaktadır. Maliyet analizi yapılmasının kolaylaşması, sınırlı kaynakların optimal kullanılmasını sağlaması ve verimsiz etkisiz harcamaların, yöntemlerin ve hizmetlerin tercih alanından çıkarılması açısından avantaj sağlamaktadır. Bu sistem hastaların bilgi ve bilinçlenmesini kolaylaştırır, sağlık alanında çalışan kesimin bilgi ve yeteneklerinin artmasını ve gelişmesini sağlar. Ayrıca sağlık alanında yeni uygulanacak politikaların başarılı olmasına katkı sağlar.

Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç