SAĞ104U-TEMEL SAĞLIK VE HASTALIK BİLGİSİ
Ünite 7: Kronik Hastalıklar
Giriş
Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı tanımlamada “sağlık, sadece hastalıkların ve rahatsızlıkların olmayışı değil, bir bütün olarak fiziki, ruhi ve sosyal açıdan iyi olma hâlidir.” Sağlık durumu sosyal, ekonomik, çevresel ve genetik faktörler olmak üzere çok çeşitli interaktif faktörlerden etkilenir.
Kronik Hastalıklar Hakkında Genel Bilgiler
Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ) göre “uzun süren ve yavaş ilerleme gösteren hastalıklar” kronik hastalıklar olarak tanımlanmaktadır. Kronik hastalıklar, üç ay ve üzeri olmak üzere genellikle yaşam boyu devam eden, ilaçla durdurulmaz veya tedavi edilmezse uzun dönemde bireylerin yaşamını kısıtlayarak bedensel ve ruhsal yetersizliklere yol açan ve ilerleyen dönemlerde ölümlere kadar uzanabilen hastalıklardır.
Kronik Hastalıkların Önemi ve Nedenleri
Kronik hastalıklar dünya çapında görülen ölüm ve hastalıkların önde gelen sebeplerinden biri olduğundan en önemli sağlık problemlerinden biridir. Sık görülen kronik hastalıklar; kardiyovasküler hastalıklar ve kanser türleri başta olmak üzere serebral palsi, obezite, kronik obstrüktif akciğer hastalığı, bazı artrit türleri, depresyon ve astımdır.
Kronik Hastalıklarda Risk Faktörleri
Günümüzde kronik hastalıkların büyük çoğunluğunun risk faktörleri bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütüne göre kolesterol yüksekliği, kan basıncı yüksekliği, ağırlık artışı ve obeziteye neden olan sağlıksız beslenme, yetersiz fiziksel aktivite, zararlı oranda alkol ve tütün kullanımı kronik hastalıkların değiştirilebilir ve kontrol edilebilir risk faktörlerindendir. Genetik yatkınlık ve ilerlemiş yaş kontrol edilemeyen faktörlerdendir. Kontrol edilemeyen faktörler kronik hastalık riskini büyük oranda arttırmaktadır. Ülkemizde nüfusun büyük çoğunluğu bu risk faktörlerinden en az üç tanesine sahiptir.
Kronik Hastalıklardan Korunma
Kronik hastalıkların çoğunun korunma yolları birbirine benzemektedir. Kronik hastalıklardan korunma çalışmalarını desteklemek için Kronik Hastalıklar ve Sağlığı Geliştirme Daire Başkanlığının yürüttüğü Entegre Kronik Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı çeşitli hedefler belirlemektedir.
Türkiye’de ve Dünyada Sık Görülen Kronik Hastalıklar ve Artış Nedenleri
Romatizmal Hastalıklar
Romatizmal hastalıklar genellikle eklemleri, kasları ve kemikleri etkileyen inflamatuar hastalıklardır. Ayrıca akciğerler, kalp, sinir sistemi, böbrekler, cilt ve gözler dahil olmak üzere hayati organlara zarar verebilir.
Fibromiyalji (Kas Romatizması)
Kronik bir kas-iskelet sistemi hastalığı olan fibromiyalji omuzlar, boyun, sırt ve kalçada yaygın kas-eklem ağrısı ile
karakterizedir. Tüm dünyada yaklaşık %2 oranında görülmektedir. Her yaş ve cinsiyette görülmesine rağmen hastaların yaklaşık %90’ı kadındır.
İnflamatuar Miyopati (İltihaplı Kas Romatizması)
İnflamatuar miyopatiler kronik kas enflamasyonu (iltihap/yangı) ile karakterize bir grup otoimmün hastalıktır. İmmün sistem kas hücrelerini hedef alarak inflamasyon ve yıkıma sebep olmaktadır. Genellikle iki ana başlıkta incelenir. Polimiyozit (PM), kaslarda inflamasyon olması durumudur ve yalnızca yetişkinlerde görülmektedir. Dermatomiyozit (DM), hem kaslarda hem de deride inflamasyon olması durumudur ve herkeste görülebilir.
Romatoid Artrit (İltihaplı Eklem Romatizması)
Romatoid artrit (RA), genellikle küçük eklemlerde (el-el bileği, ayak-ayak bileği eklemleri) simetrik olarak başlayan ve uzun süre devam eden kronik enflamatuar (iltihaplı) bir romatizmadır. Eklemlerde sıcaklık artışı, şişkinlik ve ağrı görülmektedir. Bunun sonucu olarak hastada kemik hasarı ve işlev kaybına neden olmaktadır. Dünyada en sık görülen ve en fazla deformiteye sebep olan iltihaplı romatizmalardan biridir.
Skleroderma (Bağ Doku Romatizması)
Skleroderma doku fibrozu, inflamasyon ve vasküler değişikler ile ilişkili spesifik bir otoimmün yanıtla karakterize, deri ve vücudun diğer organlarını etkileyen, kronik bir bağ doku hastalığıdır. Skleroderma, sistemik ve lokalize olmak üzere iki gruba ayrılır. Sistemik skleroderma, cildi ve iç organları etkiler. Lokalize skleroderma primer olarak çocuklarda görülür. Cilt ve altta yatan dokuların tutulumu ile karakterizedir. Skleroderma, fiziksel sakatlığa sebep olarak hayati risklere zemin hazırlamaktadır.
Juvenil İdiyopatik Artrit (Çocukluk Romatizması)
Kalıcı eklem iltihabı ile karakterize, daha çok çocuklarda görülen kronik bir romatizmal hastalıktır. Eklem iltihabı sonucu eklemlerde ağrı, şişkinlik ve hareket kısıtlılığı görülür.
Sistemik Lupus Eritematozus (Kelebek Hastalığı)
Yaygın organ tutulumu ile görülebilen ve nedeni tam olarak bilinmeyen sistemik otoimmün bir bağ doku hastalığıdır.
Gut Hastalığı (Kralların Hastalığı)
Gut hastalığı, ürik asit kristallerinin eklemlerde birikmesi ile karakterize enflamatuar bir hastalıktır. Biriken ürik asit kristalleri eklemlerde ağrı, gerginlik ve kızarıklıkla karakterize, şiddetli ve ani ataklara sebep olur. Gut ataklarının tekrarlanmasıyla ürik asit kristalleri eklemlerde kalıcı olarak birikir. Bunun sonucu olarak eklemlerde şekil ve fonksiyon bozukluğuna, hareket kısıtlılığına sebep olan şişlikler oluşur.
Behçet Hastalığı
Prof. Dr. Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında tanımlanarak dünya tıp literatürüne giren Behçet hastalığında tekrarlayan ağız içi ve genital ülserler, cilt
lezyonları ve sistemik tutulumlar görülmektedir. Sistemik inflamatuar bir vaskülit olan Behçet hastalığı, ülkemizde çok yaygın görülmektedir.
Sjögren Sendromu
Tüm ekzokrin bezlerin (özellikle tükürük ve gözyaşı bezleri) olmak üzere lenfositik infiltrasyonuna bağlı ağız ve göz kuruluğuyla beraber sistemik bulguların da görüldüğü kronik ve otoimmun bir hastalıktır.
Kalp Damar Hastalıkları
Kalp damar hastalıkları başka bir deyişle kardiyovasküler hastalıklar, kalbi veya kan damarlarını etkileyen durumlar için kullanılan genel bir terimdir. Birçok kalp hastalığı türü, yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabilir.
Koroner Arter Hastalığı
Koroner arter hastalığına ateroskleroz neden olmaktadır. Ateroskleroz kalbe oksijenden zengin kan sağlayan atardamar duvarlarında yağ, kolesterol, kalsiyum, fibrin ve atık ürünlerin birikmesiyle oluşur. Bu birikime plak denir. Plak, arterlerin daralmasına ve kan akışının engellemesine yol açmaktadır. Bunun sonucu olarak kalbe gelen kan sınırlanır veya durabilir.
Miyokardiyal Enfarktüs (Kalp Krizi)
Kalp krizi olarak bilinen miyokardiyal enfarktüs (MI), koroner arterlerde yani kalbi besleyen atardamarlarda oksijen ve besin yetersizliği sonucu aniden ortaya çıkan tıkanmalardan (kazalar, pıhtı oluşumu, damar kesilmesi gibi) kaynaklı kalp kasına yeterince kan pompalanamaması ve buna bağlı olarak kalp kasında hasar oluşması durumudur. Hasarın ölçüsü tıkanmanın büyüklüğüne göre değişebilir. Kalp krizi büyük bir alanın etkilenmesinden kaynaklandıysa ani ölümler görülebilir.
Kronik Kalp Yetmezliği
Kalp yetmezliği, vücudun metabolik ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde kan pompalayamamasına sebep olan ve yaşam boyu devam eden yapısal ve işlevsel kronik bir bozukluktur.
Kalp Hastalıklarında Tedavi
Kalp hastalıklarında tedavi hastalığın türüne bağlıdır. Genel olarak tedavi prensipleri şu şekildedir:
• Uzman önerilerine uygun düzenli ve dengeli bir diyet • Orta düzeyde egzersiz (haftada birkaç kez en az 30 dk.’lık yürüyüş) • Zararlı alışkanlıklardan uzaklaşma (sigara, alkol)
Eğer bu değişiklikler yeterli olmuyorsa ilaç tedavisi yapılmaktadır. İlaçların yeterli gelmediği durumda ise hasta cerrahi operasyona yönlendirilir.
Serebrovasküler Hastalıklar
İnme (Felç)
Beyindeki kan akımının sağlanamadığı (tamamen veya kısmen) durumlarda beyin hücreleri oksijensiz kalarak
hızla ölmeye başlar. Bunun sonucu olarak kalıcı beyin hasarı oluşur. Bu durum inme, felç veya stroke olarak tanımlanır. İki tip inme vardır. İnmelerin büyük çoğunluğunu oluşturan iskemik inme, beyin kan damarlarının yağ birikintileri, kan pıhtıları veya diğer kalıntılar nedeniyle daralması veya tıkanması onucu oluşmaktadır. Bunun sonucunda kan akımı ciddi şekilde azalır. Hemorajik inme ise beyindeki herhangi bir kan damarının yırtılmasıyla oluşur.
Serebral Palsi (Beyin Felci)
Serebral palsi (SP), gebelikten hemen önce, gebelik sürecinde veya doğum sonrası ilk aylarda gelişmekte olan beyinde herhangi bir lezyon veya zedelenme sonucu meydana gelen kalıcı hasar nedeniyle ortaya çıkar. Çocuklarda büyüme ve gelişimle beraber kas tonusunu, hareketi ve postürü etkileyen, ilerleyici olmayan fakat yaşla beraber değişen bir hastalıktır. Tedavisi yoktur, ömür boyu bakım gerektirir. İşlev kayıplarına yönelik iyileştirme seçeneklerinden bazıları ilaçlar, terapi veya cerrahi uygulamalardır.
Kronik Solunum Sistemi Hastalıkları
Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH)
Kronik obstrüktif (tıkalı olma) akciğer hastalığı (KOAH), akciğerlerden hava akışının engellenmesine neden olan, alveol hasarı (amfizem) ve kronik bronşitle karakterize, kronik enflamatuar bir akciğer hastalığıdır. KOAH’ın henüz kesin bir tedavisi yoktur. Hastalarda semptomlar kontrol altında tutulmaya çalışılır.
Astım
Astım hava yollarının uzun süreli iltihabı olarak tanımlanan, sıklığının ve yoğunluğunun değişken olduğu, kontrol altına alınabilen fakat tedavi edilemeyen kronik iltihabi bir akciğer hastalığıdır. Günümüzde hala kesin bir tedavisi olmamakla birlikte astım krizi sırasında yaşanan solunum güçlüğü ilaçlarla önlenebilmektedir. Bu ilaçların amacı, solunum yolları etrafındaki kasları gevşeterek nefes almayı kolaylaştırmaktır.
Uyku Apnesi
Uyku apnesi sendromu, uyku sırasında meydana gelen ve üst solunum yolu daralmasına bağlı olarak gelişen istemsiz solunum durmasıyla karakterize, uzun süreli soluk kesilmesi sonucu ani ölümlere sebep olabilen ciddi bir hastalıktır. Solunum durması on saniye veya daha fazla sürebilir.
Kanser Hakkında Genel Bilgiler
Kanser, bir organ veya dokudaki hücrelerde meydana gelen DNA hasarı sonucu hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren, genetik ve çevresel faktörlerin etkisiyle gelişen kompleks bir hastalıktır. Kanser hücreleri kontrolsüz bir şekilde çoğalırlar. Bu çoğalma sırasında etrafındaki normal hücreleri de etkileyerek kitlesel olarak büyüyüp tümöral oluşumları meydana getirirler. Kanser hücreleri bazı durumlarda kan ve lenf yoluyla uzak dokulara taşınarak hastalığı vücudun başka bölümlerine
taşır, bu duruma ise metastaz adı verilir. Kanser, birçok ülkede kalp ve damar hastalıklarından sonra en çok ölüme sebep olan hastalık grubudur.
Kanser Oluşum Mekanizmaları
Kanser oluşumu üç farklı gen yolağından kaynaklanmaktadır. Bunlar proto-onkogenler, tümör supressor (baskılayıcı) genler ve DNA tamir genleridir.
Kanser Türleri ve Mortalite
Kanserle ilgili DSÖ tarafından yapılan istatistiklere göre, dünyada her 5 kişiden 1’ine yaşamı boyunca en az bir kere kanser teşhisi konmaktadır. 100’den fazla kanser çeşidi vardır. Ülkemizde en fazla rastlanan ilk 5 kanser türü (2020 yılı verilerine göre);
• Akciğer kanseri • Meme kanseri • Kolorektal kanser • Prostat kanseri • Tiroid kanseri
olarak bildirilmiştir.
Diğer Kronik Hastalıklar
Diyabet (Şeker Hastalığı)
Diyabet ya da şeker hastalığı olarak bilinen diabetes mellitus, pankreas tarafından üretilen ve kan şekerini düzenleyen bir hormon olan insülinin üretimi, kullanımı veya ikisinde birden meydana gelen bozukluk sonucu kandaki şeker düzeyinin (normal açlık kan şekeri, 60-100 mg/100 ml kandadır) yükselmesiyle gelişen kronik ve metabolik bir hastalıktır. Diyabetli hasta hayatı boyunca tıbbi bakım almak zorundadır.
Diyabet Oluşum Mekanizması
Diyabet hastalarında kan şekeri yani glukoz döngüsünü sağlıklı şekilde tamamlayamaz ve kanda ciddi oranlarda glukoz birikimi görülür.
Diyabet Tipleri
Diyabet; tip 1 diyabet (insüline bağımlı ya da çocukluk tipi diyabet), tip 2 diyabet (insüline bağımlı olmayan ya da yetişkin tipi diyabet), gestasyonel diyabet (gebelik diyabeti) ve özel nedenlere bağlı diyabet olarak sınıflandırılmıştır. Diyabetli kişilerin büyük kısmı tip 1 ve tip 2 sınıfındandır. En sık görülen ise tip 2 diyabettir. Tip 1’de insülin salgısı hiç yok veya yok denecek kadar az iken tip 2’de insülin miktarı veya etkisi yetersizdir. Tip 1 diyabette hastalar ömür boyu vücutlarına insülin enjekte etmek zorundadırlar. Diyabet hastalığı ilerledikçe kan damarları, kalp, göz, böbrek gibi organları ve sinir sistemini etkiler.
Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)
Hipertansiyon, 18 yaş üstü sağlıklı yetişkinlerde düzenli yapılan ölçümler sonucu arteriyel kan basıncının 140/90 mm Hg veya daha yüksek olması ile kendini gösteren, sistemik ve kronik bir hastalıktır. Kan, atardamar duvarlarına herhangi bir kalp damar rahatsızlığı
oluşturabilecek kadar uzun süreli basınç yapmaktadır. Hipertansiyona ait özel bir belirti yoktur ve bu nedenle ciddi bir aşamaya gelene kadar fark edilmeyebilir.
Hipertansiyon Nedenleri ve Risk Faktörleri
Birincil (temel) ve ikincil olmak üzere iki tür yüksek tansiyon vardır. Birincil (temel) hipertansiyonun genellikle tanımlanabilir bir nedeni yoktur. Yıllar içinde kademeli olarak ilerlemektedir. İkincil hipertansiyon ise altta yatan bir nedenden kaynaklanan yüksek tansiyon tipidir.
Obezite (Fazla Kiloluluk)
Obezite, vücutta aşırı miktarda yağ dokusu birikimi sonucu ortaya çıkan çok ciddi bir hastalıktır. Varlığında diyabet, kalp hastalığı, yüksek tansiyon ve bazı kanser türlerinin görülme riski artmaktadır.
Depresyon
Depresyon durumunda kişi günlük aktivitelerini ilgi ve istekle yapmak ve hayattan zevk almak yerine genellikle üzüntü, keder, mutsuzluk, isteksizlik, karamsarlık, umutsuzluk, suçluluk ve değersizlik duyguları içerisindedir. Daha önce rutin olarak yapılan işler zor gelmeye başlar. Unutkanlık, dalgınlık, kararsızlık, güçsüzlük, yorgunluk, uyku ve yeme problemleri, ölüme yakın düşünceler ve ölüm korkusu yaygınlaşır. Depresyon her yaş grubunda görülebilen bir hastalıktır. Depresyon tedavisinde temel amaç, şikâyetlerin süresini kısaltmak ve hastalığın yeniden ortaya çıkmasını engellemektir.
Depresyon Çeşitleri
Majör Depresyon: Klinik depresyon olarak da adlandırılan bir duygu-durum bozukluğudur. İştah ve uyku problemlerinin yanı sıra ruh hâli ve davranışları da etkileyen çok ciddi tıbbi bir durumdur.
Kronik Depresyon Hastalığı: Depresif duygu-durum bozukluğunun 2 yıl ve daha fazla sürmesi hâlidir.
Doğum Sonrası Depresyon: Doğum sonrası ruh hâli değişikliklerine bağlı görülen depresif ve kaygılı ruh hâli annelik hüznü (baby-blues) olarak tanımlanmaktadır.
Mevsimsel Duygusal Durum Bozukluğu: Genellikle güneş ışığının azaldığı dönemlerde olmak üzere ışık değişikliklerinin kişinin günlük aktivitelerini yapmasını engellediği depresyon hâlidir.
Psikotik Depresyon: Kronik depresyon belirtileri yanında kişide gerçeklikten kopma görülür.
Bipolar Bozukluk: Majör depresyon kadar yaygın görülmez. Kişinin ruh hâli değişkendir. Ani yükselişler ve düşüşler görülmektedir.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu: Kişinin yakınlarından birinin ölmesi veya kendisinin ölüme yakın deneyim yaşaması ya da şiddet veya ciddi yaralanma gibi ağır travmatik olaylara maruz kalması sonucu ortaya çıkmaktadır.
Depresyonla Savaşma Yöntemleri Öncelikle alkol, sigara ve uyuşturucu madde kullanımı derhâl sonlandırılmalıdır. Hastanın hiç vakit kaybetmeden uzman doktora başvurması gerekmektedir. Düzenli beslenme ve yeterli fiziksel aktivite konularında özenli olunmalıdır. Kişinin kendisini iyi hissedeceği, pozitif enerji alabileceği arkadaşları veya aile fertleriyle psikososyal açıdan destekleyici faaliyetler yapılmalıdır.