SAĞ104U-TEMEL SAĞLIK VE HASTALIK BİLGİSİ
Ünite 5: Hijyen ve Sanitasyon
Giriş
Doğal yaşama düzensiz bir şekilde her yönden müdahale edildiğinde atmosfer zarar görmekte, iklimsel değişikliklerle beraber mikro ve makro habitat bozulmakta, su kaynakları azalmakta, depremler sıklaşmakta orman yangınları her geçen yıl daha da artmaktadır. İşte bu bilinçsizce ekolojiye verilen zararlar normalde kendi konakçıları üzerinde bir doğal flora halinde bulunan bazı organizmaların farklı canlıları konakçı olarak seçmesine neden oluyor. Bu durumda da yeni konak olarak seçilen canlıların yeni misafirlerine adapte olmaları için oldukça uzun bir zamana ihtiyaç olabiliyor. Tarihte yaşanılan diğer salgınlarda olduğu gibi etken, alınan birçok önlemle birlikte aşılama uygulamaları sayesinde oluşturulan bağışıklama faaliyetleriyle baskılanmaya çalışılmaktadır.
Hijyenin Tanımı ve Önemi
Hijyenin Tarihsel Gelişimi
Hijyen, Dünya Sağlık Örgütü’nce “sağlık halinin korunması, devam ettirilmesi ve hastalıkların engellenmesi amacıyla yapılan uygulamalar ve yardımcı koşulların hepsini birden kapsayan işlemlerin bütünüdür” olarak tanımlanmıştır. Çinlilerin M.Ö. 3000 yıllarında hastalıklara karşı gıdaları tüketirken diyete dikkat ettikleri ve suyu bir tedavi edici olarak kullanmaya çalıştıkları, Eski Mısır’da yaşamış uygarlıklara ait olduğu bilinen papirüslerde sağlığın korunması amacıyla bitkisel ekstrelerden, hayvansal ve bitkisel yağlar karıştırılarak elde edilen sabunlardan faydalanıldığına ilişkin bilgilere rastlanılmaktadır. Antik Yunan dönemine ait elde edilen tarihi kalıntılarda banyoların olduğu, su temini için düzenlemeler yapılmaya çalışıldığı, güzelliğin sağlanması amacıyla kül, kil, kum gibi maddelerden yararlanıldığı gözlenmektedir. İslamiyetle birlikte ibadetlerin yapılması için beden ve kıyafetlerin temiz tutulması abdest alınması gibi ihtiyaçlarla hijyen farkındalığı daha artmıştır. Selçuklular ve Osmanlı döneminden günümüze kadar korunarak gelmiş olan çeşme, hamam gibi yapıtların yanında, müzelerde sergilenen bireysel ve ev temizliğinin sağlanması amacıyla geçmişte kullanılan araç ve gereçlerin çeşitliliği sağlığa verilen önemi göstermektedir 1986 yılında sağlığın teşvik edilmesi ve geliştirilmesi amacıyla halk sağlığında hayati konuları ele alan “Ottawa Sözleşmesi”nin büyük önemi vardır. Ottawa kentinde “Yeni Bir Halk Sağlığına Doğru” konulu konferansta kabul edilmiştir. 1980’lerde ciddi tehdit olan AIDS hastalığından kaynaklanan ölümlerin durdurulması için de etkili ve yeni kontrol mekanizmalarının kurulması amaçlanmıştır. Türkiye’de Cumhuriyetten önce koruyucu hekimlik başta olmak üzere sağlığın korunması ve hizmetlerin halka arz edilebilmesi amacıyla 1920 yılında Sıhhat ve İctimai Muavenet Vekaleti kurulmuştur. Cumhuriyet’in ilanından sonra bu kurumun ismi Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı olmuştur. Bakanlık bünyesinde halk sağlığına ilişkin faaliyetler Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü bünyesinde gerçekleştirilmiştir. 1989 yılında Sağlık Bakanlığı adı altında hizmetlerine devam etmiş günümüzde de aynı
isimle görev yapmaktadır. Sağlık Bakanlığı bünyesinde 2012 yılında oluşturulan Türkiye Halk Sağlığı Kurumu 2018 yılında çıkarılan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü adını almış ve geçmişte enstitünün yaptığı görevlere ek olarak günümüz sorunlarını da gidermeye yönelik kurumsal teşkilat yapısıyla görevlerini yürütmektedir.
Hijyenin Tanımı
Dünya Sağlık Örgütüne göre “sağlık halinin korunması, devam ettirilmesi ve hastalıkların engellenmesi amacıyla yapılan uygulamalar ve yardımcı koşulların hepsini birden kapsayan işlemlerin bütünüdür” olarak tanımlanan hijyen sağlığı olumsuz etkileyecek mikrobiyolojik etkilerin yanısıra psikolojik, kimyasal ve fiziksel her türlü sağlığı etkileyebilecek faktörlerinde engellenmesini amaçlar.
Hijyenin Önemi
Dünya Sağlık Örgütü bulaşıcı hastalıkların en fazla görüldüğü ülkelerin gelişmekte olan ülkeler olduğunu ve bu hastalıkların %80’inin hijyen eksikliği nedeniyle görüldüğünü raporlamıştır.
Sanitasyonun Tanımı, Önemi ve Amacı
Sanitasyonun Tanımı
Sanitasyon hijyenik kuralların oluşturulması ve devamlı hale getirilmesi amacıyla yapılan işlemlerin tamamıdır. Sanitasyonda esas insan, çevre, gıda ve işletmenin korunarak Sağlığı tehdit edecek bütün faktörlere engel olmaktır. Temizlik tanım olarak sadece kir, pas, leke, toz gibi istenmeyen etmenlerin ortadan kaldırılmasını tanımlar.
Sanitasyonun Önemi ve Amacı
Sanitasyon işlemleri ile hedeflenen amaçlar:
1. İnsan sağlının korunması 2. Gıda üretim tesislerinde sağlıklı ve kalite ürün elde edilmesi 3. Çevrenin dengesinin korunması ve yaşanılabilir temiz bir çevrenin devamlılığının sağlanması 4. İşletmelerde iş kazalarının azaltılması hatta önlenmesi, kaliteli üretim ve azami karlılık oranının arttırılması
olarak sıralanabilir.
Bireysel Hijyen Uygulamaları
Bireysel hijyen denince, el, yüz, ağız, ayak, diş, saç, vücudun tamamının temizlenmesi ve korunması için gereken hijyenik faaliyetler akla gelmektedir. Ayrıca sağlıklı yaşamın en önemli anahtarlarından birisi olan sağlıklı bir uyku için yapılması gerekenlerin de iyi bilinmesi gereklidir.
El Hijyeni
Ellerimiz ve vücudumuzun tamamını saran deri, vücudun en geniş duyu organıdır. Ellerin temizlenmesi sırasında kullanılan kimyasallarla kirlerin ve mikroorganizmaların giderilmesi amaçlanmaktadır. Deri üç tabakadan oluşmaktadır. Bunlar epidermis tabakası, dermiş tabakası ve subkutis tabakasıdır.
Sosyal el yıkama sabun ve su ile ellerin yıkanması işlemidir. El yıkama işlemi Şekil 5.1’de gösterildiği gibidir.
Hijyenik el yıkamada eller ıslatılır. Antibakteriyel ajan içeren sabun 3-5 ml kadar alınır ve eller 20 saniye süreyle yıkanır. Sosyal el yıkama tekniğinde olduğu gibi eller yıkanır ve durulanır. Eller kurulanır, ellere antiseptikli solüsyon dökülür ve kuruyana kadar eller ovuşturulur. Bu işlemle kalıcı flora kalırken geçici floradaki mikroorganizmalar uzaklaştırılır.
Cerrahi el yıkama: Yıkama solüsyonu olarak antiseptikli sabunlar tercih edilir. Bu yöntem ameliyathanelerde görev alacak olan bütün ameliyat ekibinin uygulaması gereken el yıkama tipidir. Bu yıkama tipinde ellerle birlikte dirsekler de yıkanır. Eller yıkanmadan önce kullanılan bütün takılar çıkarılmalıdır. Tırnak uzunluğu maksimum 0.6 mm uzunluğunda olmasına özen gösterilmelidir. Yıkama işlemi yapılmadan önce ellerde varsa kaba kirler uzaklaştırılmalıdır. Bu amaçla ellere uygun bir fırça kullanılmalıdır. Fırçalar mümkünse tek kullanımlık olmalı, değilse de her kullanım sonrasında sterilize edilmesi gereklidir. Eller için 2 dakika dirsekler için ise 1 dakika yıkama süresi ayrılmalıdır. Operasyon süresince steril olan ortamda ellerinde steril olarak kalması amaçlanır. El yıkama işlemi sonrasında ellere steril eldivenler giyilerek kontaminasyon riski iyice azaltılır. Yıkama işlemi sonrasında ellerin steril havlularla kurutulması gereklidir. El temizliğinde en çok kullanılan kimyasal maddelerden bir tanesi sabundur. Bir temizleyici madde olarak tanımlanan sabun aslında bir kimyasal bileşimin adıdır. Bir yağ asidi ve alkali bir madde ile birleşmesi sonrasında sabunlar oluşmaktadır. Sabunun pH’sı yaklaşık olarak 9-10.6 civarındadır. El temizliğinde en çok kullanılan diğer önemli temizlik ürünlerinden bir tanesi de sentetik deterjanlardır. Sentetik deterjanların içeriğinde %10 dan da az sabun bulunur. Bu nedenle de sağlıklı bir cildin pH’sına benzer bir şekilde 5.5-7 civarında bir pH’ya sahiptirler. Alkol bazlı el dezenfektanları patojen organizmaların hücresel metabolizmalarını bozar. Bu şekildeki hazırlanan solüsyonların içerisinde izopropil alkol (%70’lik) ve etanol (%60’lık) bulunmaktadır.
Ağız Hijyeni
Ağzı hijyenin sağlanmasında kimyasal maddelerle birlikte bazı gereçler ve mekanik işlemlerden faydalanıl maktadır. Diş macunu, diş fırçası, ağız gargarası, diş ipi, diş arası fırçaları ve sakızlar ağız hijyeninde kullanılmaktadır. Diş sağlığına dikkat edilmemesi ağız kokusundan sindirim sistemini bozukluklarına kadar oldukça geniş rahatsızlıklara sebep olabilir. Ağız kokusu iki nedenden dolayı oluşabilir. Patolojik ağız kokusu; diş çürükleri, diş ve diş eti hastalıkları, ağız mukozasındaki yaralar ve ülserler, yemek artıkları, dişlerin yanlış tedavisi ve tükürük salgısındaki azalmaya bağlı olarak gelişebilir. Fizyolojik ağız kokusu; hastalıkla veya anormal bir vücut bozukluğu ile alakalı olmayan bu tip ağız kokusu temizliğin uygun bir şekilde yapılması ile giderilebilir. Ağız sağlığını korumak için aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
1. Aşırı sıcak veya soğuk gıdalar tüketilmemelidir. 2. Ağız mukozasının mekanik veya travmatik nedenlerle tahriş olmasına izin verilmemelidir. 3. Sert ve kabuklu yemişler ağızda kırılmamalı veya açılmamalıdır. 4. Günde en az iki kez usulüne uygun olarak dişler fırçalanmalıdır. 5. Kullanılacak diş macunun diş taşı önleyici özellikte olması gereklidir. 6. Günde bir kez diş ipi ile dişlerin temizlenmesi gereklidir. 7. Ara yüz fırçası köprü veya protez dişler temizlenmelidir. 8. Diş fırçaları kişiye özel olmalıdır. 9. Diş fırçalarının 3 ayda bir değiştirilmesi gereklidir. 10. Diş fırçalarının bütün dişlere ulaşabilecek uzunlukta ve diş etlerini tahriş etmeyecek yumuşaklıkta olması gereklidir. 11. Şekerli ve asitli ve gıda tüketilmemelidir. 12. Yılda iki kez (altı ayda bir) diş hekimine muayene olunmalıdır. 13. Ağız kokusu oluşuyorsa sebebi araştırılmalı ve tedavi olunmalıdır. 14. Sigara ve alkol tüketilmemelidir. 15. Ağız içi temizliği için diğer faaliyetlere ek olarak gargaralardan faydalanılmalıdır. 16. Dişlerin mekanik olarak temizlenmesini sağlayan sulu sebze ve meyvelerin tüketilmesi tercih edilmelidir. 17. Diş ve dişeti sağlığı için dengeli beslenilmelidir. Kalsiyum, fosfor ve flor içeren besinlerle dengeli beslenme programı yapılmalı ve bu programa uyulmalıdır.
Göz Hijyeni
Kişinin göz hijyeni için bireysel olarak aşağıdakileri yapması gerekmektedir:
1. Göz hekimine göz muayenesi yaptırılmalıdır. 2. Gözler temiz suyla yıkanmalıdır. 3. Gözleri tahriş edebilecek kimyasal maddelerin temasını engellemek gereklidir. 4. Uygun olmayan kalitesiz makyaj malzemeleri kullanılmamalıdır. 5. Makyaj malzemeleri ortak kullanılmamalıdır. 6. Gece yatmadan önce makyaj, uygun temizleme malzemeleri ile temizlenmelidir. 7. Hekim tavsiyesi olamadan asla gözlük kullanılmamalıdır. 8. Güneşli günlerde ultraviyole ışınlarından koruyucu güneş gözlüğü kullanılmalıdır.
Kulak Hijyeni
Kulak yolunun korunması amacıyla aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gereklidir:
1. Kulak içine serumenin giderilmesi amacıyla pamuklu temizleme çubuklarının sokulmaması
gereklidir. Bu işlem kulak yolunu temizlemek yerine kulak kirinin daha derinlere iterek serumenin sıkışmasına yardımcı olmaktadır. 2. Banyo esnasında kulak kepçesi, dış kulak yolu ve kulak arkası iyice yıkanmalı, kulağa su kaçırılmamalı, banyo sırasında gerekirse vazelinli pamuktan tıkaç kullanılmalıdır. 3. Banyo sonrasında kulak kepçesi ve dış kulak yolu bir miktar pamukla kurulanmalıdır. 4. Asla kulağa sivri uzun çubuklarla temizlik yapılmamalıdır. 5. Özellikle yüzme havuzlarında kulağa su kaçırılması ve suyun çıkarılmasında gecikilmesi sonucunda orta kulak ve iç kulak enfeksiyonlarının görülebileceği unutulmamalıdır. 6. İşitme cihazı kullanılıyorsa bu ürünlerin kullanım kılavuzunda yazan özel kimyasallarla düzenli olarak temizlenmesi gereklidir. 7. İşitme cihazı kullanılıyorsa 6-12 ay aralıklarla uzman hekime başvurulması gereklidir. 8. Eğlence amaçlı kullanılan kulaklıkların kişiye özel olması ve bu cihazlarında uygun olarak temizlenmesi gereklidir. 9. Kulakla ilgili kronik bir rahatsızlığı olan kişinin kulağını kendi bildiği yöntemlerle temizlemeye çalışmaması gereklidir. 10. Kulak kirinin ancak tıkanıklık yapar ve klinik belirti verirse temizlenmesi gerektiği unutulmamalıdır. 11. Kulak kiri temizlendikten sonra bu durumun alışkanlık yaptığı ile ilgili düşünce yanlıştır. Bu durum tamamen kulak yolunun anatomik yapısına ve bireysel bazı özelliklere göre oluşmaktadır.
Burun Temizliği
Burun temizlenirken su veya mendil kullanılmalıdır. Burun içi temizlik amacıyla herhangi bir cisim veya parmak kullanılmamalıdır. Temizlik yapılırken aşırı zorlanmamalıdır. Burun içindeki kılların önemli görevleri olduğu için koparma, yakma gibi faaliyetler yapılmamalıdır. Buruna gelebilecek travmatik darbelerden de korunmalıdır.
Atık Kavramı ve Atıkların Bertarafına İlişkin Mevzuat
Tablo 5.1’de Atık yönetimi Yönetmeliği’ne göre belirlenen atık listesi yer almaktadır.
Katı Atıklar ve Katı Atık Türleri
Akıcı olmayacak kadar sıvı madde içermeyen tüketim sonrası atılması gereken atıklar katı atık olarak nitelendirilir. Bileşimlerine göre organik katı atıklar ve inert katı atıklar olarak sınıflandırılmaktadır.
Atıklar kaynaklarına göre;
1. Evsel katı atıklar (çöp) 2. Endüstriyel katı atıklar • Evsel Nitelikli Katı Atıklar
• Tehlikeli Katı Atıklar 3. Tıbbi atıkla 4. Arıtma çamuru
olarak sınıflandırılmaktadır
Özel Atıklar
Bu grupta bulunan atıklar; katı atık kategorisinde bulunmayıp diğer atıklardan farklı olarak toplanması ve bertaraf edilmesi gereken atıkları içermektedir.
• Radyoaktif Atıklar • Bitkisel Atık Yağlar • Atık yağlar
olarak sınıflandırılmaktadır.
Katı Atıkların Zararları ve Bertaraf Yöntemleri
Katı atıkların zararları aşağıda bildirilmiştir:
• Kontrolsüz biriktirilmeleri nedeniyle depolandıkları yerlerde meydana getirdikleri gazlar atmosfere geçerek havayı kirletir. • Uygunsuz ortam ve kaplarda biriktirilmeleri sonucunda sızan suları, yüzey sularına karışarak kirletir. • Uygun olamayan mekânlarda biriktirilen atıklara ait tozların rüzgârla etrafa saçılması riski vardır. • Toprakta biriken ve kalıntı haline gelen kimyasal maddeler topraktan bitkilere bulaşır. • Doğrudan doğruya temasla hastalık durumu söz konusudur. • Sinek, böcek gibi haşereler, fare gibi kemiriciler için uygun yaşam ortamlarıdır. • Kötü koku ve hoş olmayan görüntüye sebep olurlar. • Özellikle tıbbi ve organik özellikteki atıkların kontrolsüz ve uygun olmayan şartlarda biriktirilmesi mikroorganizmalar için uygun bir besiyeri olur ve bulaşıcı hastalıklara sebep olur. • Düzenli veya düzensiz depolanma alanlarından açığa çıkan metan (CH4), nitroz oksit (N2O) ve karbondioksit (CO2) gazları (sera gazları) iklim değişikliği ve küresel ısınmaya neden olurlar.
Aynı özellikte olan atıkların biriktirilmesi ve toplanması işlemlerinden sonra mümkünse geri dönüşümü veya geri kazanımı mümkün değilse de bertaraf edilmesi işlemine geçilmektedir. Bunlar; gömme (depolama) metodu, termal bertaraf yöntemleri ve kompost metodu olmak üzere 3 farklı şekilde yapılabilmektedir
Gömme (Depolama) Metodu
Atıkların ayrıştırılması sonrasında geri dönüşüm ile tekrar kullanılması ve kompostlaşması mümkün olmayan atıkların bertaraf edildiği, özellikle de evsel atıkların en güvenli ve ekonomik olarak sorunsuz hale getirildiği yöntemdir.
Atıkların düzenli depolanmasında Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmeliğe göre depolanacak
atıkların özelliklerine göre düzenli depolama alanları sınıflandırılır. Buna göre;
1. Sınıf Düzenli Depolama Tesisi: Tehlikeli atıkların depolandığı alanlar 2. Sınıf Düzenli Depolama Tesisi: Belediye atıkları ve tehlikesiz atıkların depolandıkları alanlar 3. Sınıf Düzenli Depolama Tesisi: İnert atıkların depolandıkları alanlar
olarak belirlenmiştir.
Termal Bertaraf Yöntemleri
Atıkların yüksek sıcaklıklara maruz bırakılarak hacimce azaltılması, zararının engellenmesi, zararlı maddelerin tutulması ve yok edilmesi amaçlanır.
Kompost Metodu
Katı atıkların içinde bulunan organik maddelerin, kontrollü bir şekilde nemli ve ılık ortamlarda saprofit organizmalar aracılığıyla ayrıştırılması ve gübre haline getirilmesi işlemidir. Organik atıkların oksijenli ya da oksijensiz ortamlarda mikrobiyal parçalanmaya tabi tutulması ile elde edilen zararsız ürüne kompost yapılan işleme de kompostlama adı verilir. Kompostlama işleminde ayırma, parçalama, fermantasyon ve olgunlaştırma (depolama) aşamaları vardır.
Sıvı Atıklar, Zararları ve Bertaraf Yöntemleri
Atık suların arıtılmasında;
1. Su içinde askıda bulunan katı maddeleri uzaklaştırmak, 2. Zararlı ağır metalleri uzaklaştırmak, 3. Zehirli bileşikleri uzaklaştırmak, 4. Organik maddeleri uzaklaştırmak, 5. Patojen mikroorganizmaları uzaklaştırmak
hedeflenmektedir.
Atık Suları Arıtma Yöntemleri
Atık suların arıtılması üç yöntemle yapılmaktadır:
1. Fiziksel Yöntem, 2. Kimyasal Yöntem, 3. Biyolojik Yöntem.