LOJ301U-DIŞ TİCARETTE RİSK YÖNETİMİ VE SİGORTACILIK
Ünite 3: Sigortacılık Sektörü ve Özellikleri
Giriş
Bireyler ve şirketler yaşamları boyunca pek çok tehlike ile karşı karşıya kalmaktadır. Sigorta yoluyla, risk aynı riske maruz kalan bireylerden oluşan bir havuza transfer edilerek hem meydana gelen zararın tazmin edilmesi hem de karşı karşıya kalınan korku ve endişenin bertaraf edilmesi amaçlanmaktadır. Bu şekilde ferdî güvenliği sağlamanın yanında, sigortanın toplumsal ve ekonomik faydaları da bulunmaktadır. Bu ünitede, bir risk yönetim tekniği olarak sigorta, sigortacılığın genel prensipleri, sigortanın işlevleri ve sigortanın ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile ilişkisine dair bilgi verilecektir.
Risk Yönetim Tekniği Olarak Sigorta
Sigorta, hasara uğrayan birey ya da şirketlerin zararlarını tazmin ederek, onları hasar öncesi duruma döndürmeyi amaçlayan bir risk finansmanı yöntemi olarak ortaya çıkmıştır.
Riskten Kaçınma ve Sigorta Talebi
Bireylerin sigorta talebinde bulunmasının en önemli nedeni riskten kaçınmalarıdır. Ancak riskten kaçınma en önemli sebep olmasına rağmen, sigorta talep etmenin tek nedeni değildir. Bunun dışında bireylerin sigorta talebi, prim yükü, bireyin geliri ve refah düzeyi, bireyin bilgisi, diğer tazminat kaynaklarına erişime (örneğin devlet desteği olup olmaması), kaybın parasal olup olmaması gibi faktörlere bağlıdır.
Riskten kaçınan bireyin belirsizliği ortadan kaldırmak için izleyebileceği üç farklı yol vardır. Birincisi, birey sigorta satın alabilir. İkincisi, kendi kendine sigorta yapabilir. Son olarak riskli varlığı almak isteyen birey, riskten kaçınıyorsa bu varlığa ödemek istediği fiyatı düşürebilir. Sigorta ile, sigorta satın alan birey belirli olan gelirin bir kısmından (prim) vazgeçme karşılığında, sigorta şirketi belirsiz bir olayın riskini üstlenir. Riskten kaçınan kişi de kesin olan daha düşük bir geliri, belirsiz daha yüksek bir gelire tercih eder.
Sigortanın Temel Özellikleri
Sigortanın temel özellikleri şunlardır:
• Riskin paylaşılması: Sigorta, belirli bir olaydan kaynaklanan finansal kayıpların paylaşılmasını sağlar. • İş birliği aracı olma: Tüm sigorta planlarındaki en önemli özellik, belirli bir riskten kaynaklanabilecek finansal kayıpların sigortalanması konusunda iş birliği yapma isteğinde olan çok sayıda sigortalının varlığıdır. • Riskin bedeli: Bir sigorta işlemi yapılmadan önce transfer edilmek istenen riskin ölçüm ve değerlemesi yapılmakta ve sigortalının ödeyeceği prim düzeyi belirlenmektedir. • Beklenmedik hasar ödemesi: Bir sigorta işleminde ödeme beklenmedik olayın gerçekleşmesi durumunda yapılır. Hayat dışı sigortalarda
belirtilen hasarın gerçekleşmesi durumunda tazminat ödemesi yapılır. Hayat sigorta poliçesinde ise bir kesinlik söz konusudur çünkü ölüm kesinlikle gerçekleşecektir, bu nedenle ödeme kesindir. • Ödeme miktarı: Ödeme miktarı, riskin gerçekleşmesi durumunda gerçekleşen hasarın miktarına bağlıdır. Hayat sigortalarında, bir insanın yaşam değeri tahmin edilemez. Bu durumda sigorta şirketi sabit bir meblağ ödemeyi taahhüt eder. Fakat hayat dışı sigortalarda hasar miktarının ispatlanması gerekmektedir. • Çok sayıda kişinin sigortalanması: Büyük sayılarda riskler sigortalandı ise genellikle geçmiş tazminat deneyimleri çok küçük değişikliklerle tekrarlanır. Nihai amaç, sigorta maliyetini mümkün olduğu kadar düşük tutmaktır. • Sigorta bir hayır ya da kumar değildir. Sigorta işlemi bir hayır olarak görülemez çünkü hayır karşılıksız yapılan bir işlemdir, sigortada ise prim ödemeleri söz konusudur. Sigorta bir kumar değildir. Sigorta şirketi hasar gerçekleştiğinde ödeme yapacağını taahhüt ettiği için belirsizlik ortadan kalkar. Kumar, yeni bir spekülatif riske neden olurken sigorta var olan safi bir riskin ortadan kaldırılmasını amaçlamaktadır. Sigorta ile kumar arasındaki diğer bir önemli fark, kumarda kazananın kazancının kaybedenin kaybından kaynaklanması, sigortada ise hem sigortacı hem de sigortalının kazanmasıdır.
Sigortanın İşleyişi
Sigortanın işleyişi dört temel özellik üzerine kurulmuştur. Bu özellikler:
Transfer
Sigortada temel amaç maruz kalınan riskin, riskten korunmak isteyen taraftan riski üstlenmek isteyen tarafa transfer edilmesidir. Sigorta ile transfer edilmek istenen riskler genellikle safi risklerdir.
Zararı Paylaşma
Sigorta ile transfer edilmek istenen risk, grup üyelerinin ödemiş olduğu primler yoluyla grup üyelerince paylaşılır.
Hasarların Havuzlanması ve Büyük Sayılar Kanunu
Hasarların havuzlanması, benzer riske maruz kalan bireylerin bir araya gelerek bir topluluk oluşturması ve toplulukta hasara uğrayanların hasarlarının topluluk üyeleri tarafından karşılanması ve bu yolla Büyük Sayılar Kanunu’na işlerlik kazandırarak hasarların daha doğru bir şekilde tahmin edilebilmesi amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Sigortacılık sisteminin işleyebilmesi hasarların doğru bir şekilde tahmin edilebildiği durumda mümkündür.
Sınıflama
Büyük Sayılar Kanunu’nun işleyebilmesi için, havuzlanmış risklerin yaklaşık olarak aynı hasar olasılığına sahip olmaları, aynı olasılık dağılımını izlemeleri gerekmektedir.
Diğer bir deyişle, riskler homojen olmalıdır. Bunu sağlamak için sigorta şirketleri riskleri beklenen hasar durumuna göre sınıflandırmalıdır.
Sigortacılığın Temel Prensipleri
Bir sigorta sözleşmesi, diğer sözleşmelerden farklıdır, bu nedenle bu sözleşmelerin sahip olması gereken belli prensipler bulunmaktadır. Bu prensipler şu şekilde sıralanabilir:
• Azami iyi niyet prensibi • Sigortalanabilir menfaat prensibi • Tazminat prensibi • Halefiyet prensibi • Hasara katılım prensibi • Yakın sebep prensibi
Azami İyi Niyet Prensibi
Azami iyi niyet prensibi, sigorta sözleşmesinde yer alan tarafların dürüstlüğüne vurgu yapan bir sigortacılık prensibidir. Bir sigorta işleminde teklif sahibi (riski transfer etmek isteyen taraf) sözleşmeye konu olan riske dair sigorta şirketinden daha fazla bilgiye sahiptir. Bu nedenle, yasalar teklif sahibine diğer ticari sözleşmelere kıyasla daha fazla görev yükler. Bu prensip “azami iyi niyet” olarak adlandırılmaktadır. Sigorta sözleşmesinde tüm taraflar maddi gerçekliğe ilişkin her şeyi açıklamak zorundadır.
Sigortalanabilir Menfaat Prensibi
Sigortalanabilir menfaat prensibi, sigorta sözleşmesine konu olan risk ortaya çıktığında, bu riskten kaynaklanan hasarın sigortalı için maddi bir kayıp oluşturması gerektiğini ifade etmektedir. Sigortalanabilir menfaatin geçerli olması için bazı şartların sağlanması gerekmektedir. Birincisi, sigorta konusu olmalıdır. İkincisi, poliçe sahibinin bu sigorta konusu ile parasal bir ilişkisi olmalıdır. Üçüncüsü, poliçe sahibi ile sigorta konusu arasındaki ilişki yasalarca tanınmalıdır. Poliçe sahibi ve sigorta konusu arasında yasa dışı bir ilişki bulunmamalıdır. Dördüncü olarak poliçe sahibi ile sigorta konusu arasında, poliçe sahibinin sigorta konusunun varlığından bir fayda göreceği, kaybından ise ekonomik bir kayıp yaşayacağı bir finansal ilişki olmalıdır.
Tazminat Prensibi
Tazminat prensibinin amacı sigortalıyı mümkün olduğunca hasardan önceki finansal durumuna geri döndürmektir. Bu prensip, sigorta sözleşmelerinin bir tazminat sözleşmesi olduğunu, sigorta şirketinin ödeyeceği tazminat bedelinin sigortalının hasarı ya da kaybı kadar olması gerektiğini dolayısıyla sigortalının bu sözleşme gereği ne kâr ne de zarar etmemesi gerektiğini ifade etmektedir.
Halefiyet Prensibi
Halefiyet prensibi, sigorta şirketinin sigortalıya yapmış olduğu hasar ödemesini, söz konusu hasara neden olan ya da hasar ile ilişkili üçüncü bir taraftan geri alma hakkı olduğunu ifade etmektedir. Halefiyet prensibinin temelde üç amacı vardır. Birincisi, halefiyet sigortalının aynı hasar
için iki kez tazminat almasına engel olur. İkincisi, halefiyet hasara neden olan üçüncü kişiyi hasardan sorumlu tutma amacını taşır. Üçüncüsü, halefiyet sigorta fiyatlarının düşük olmasına neden olur.
Halefiyet prensibinin özellikleri şunlardır:
• Tazminat prensibinin doğal sonucudur. • Halefiyet prensibi gereği sigorta şirketi, sigortalının yerine geçer. • Halefiyet sadece sigorta şirketinin yapmış olduğu tazminat ödemesi tutarına kadar uygulanabilir. • Halefiyet, ödemeden önce uygulanmalıdır. • Halefiyet prensibi hayat sigortalarında uygulanamaz.
Hasara Katılım Prensibi
Bazı durumlarda, söz konusu bir hasar birden fazla sigorta poliçesi ile teminat altına alınabilir. Diğer bir deyişle, bir varlık, aynı tehlikeye karşı birden fazla sigorta şirketine sigorta ettirilmiş olabilir. Bu durumda, hasar meydana geldiğinde, her bir sigorta şirketi hasarın bir kısmını üstlenmektedir. Bu durum, hasara katılım prensibi olarak adlandırılır. Hasara katılım prensibinin uygulanması için bazı şartların geçerli olması gerekmektedir. Bu şartlar şu şekilde sıralanabilir:
I. İki ya da daha fazla sigorta sözleşmesi olması gerekmektedir. II. Sigorta sözleşmeleri aynı sigortalanabilir menfaati kapsamalıdır. III. Sigorta sözleşmeleri hasara neden olabilecek aynı tehlikeye karşı düzenlenmiş olmalıdır. IV. Sigorta sözleşmeleri aynı varlık için düzenlenmiş olmalıdır. V. Her bir sözleşme hasardan sorumlu olmalıdır.
Hasara katılım prensibine göre, sigorta şirketlerinin ödemesi yapılacak tazminat tutarındaki payları poliçelerdeki sigorta bedeli oranındadır. Eğer bu hesaplamayı formül ile ifade edecek olursak, sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğu, poliçedeki sigorta bedelinin, toplam sigorta bedeline oranının hasar miktarı ile çarpımı kadar olacaktır.
Yakın Sebep Prensibi
Yakın sebep prensibi, sigorta şirketinin primi sigortalıya verdiği hangi teminat karşısında almışsa, tazminatı da aynı rizikonun neden olduğu hasar için ödeyeceğini ifade etmektedir. Eğer teminat altına alınan riziko gerçekleşmişse, sigorta şirketi tazminat ödemesini yapacaktır, aksi durumda sigorta şirketi meydana gelen hasardan sorumlu olmayacaktır. Fakat yakın sebep prensibi hasarın gerçek nedeninin tespit edilmesi problemi için uygulanan bir araç değildir. Yakın sebep prensibi, herhangi bir kuvvet uygulanmaksızın yeni ve bağımsız bir kaynaktan ve bir sonuç ortaya çıkaran olaylar silsilesini başlatan aktif etkin sebep olarak tanımlanabilir. Eğer hasarın tek bir sebebi varsa, bu sebep yakın sebep olacaktır ve eğer tehlikeye karşı sigorta yapıldıysa, sigorta şirketi tazminatı
ödemek zorundadır. Eğer eş zamanlı sebepler varsa, sigorta edilen tehlikeler ve sigorta dışı bırakılan tehlikeler ayrılmalıdır. Eğer tehlikeler ayrılmazsa, sigorta şirketleri sigorta edilmeyen bir tehlike olduğunda, hasar ödemesinden sorumlu tutulmazlar.
Sigortacılığın İşlevleri
Sigortacılığın işlevlerini bireyler ve işletmeler açısından ele alan (mikro) işlevler ve toplum ve genel ekonomi açısından ele alan (makro) işlevler olarak sınıflandırmak mümkündür.
Mikro İşlevler
Sigortanın mikro işlevleri, bireyler, girişimciler, işletmelerle ilişkili işlevlerdir. Sigortanın mikro işlevleri riskten korunma, belirsizliği ortadan kaldırma, bireysel tasarrufları arttırma, işletmelerde etkinliğin artırmasına katkıda bulunma, kredi teminine yardımcı olma, fiyatların daha gerçekçi düzeyde oluşmasını sağlamak olarak sayılabilir.
Makro İşlevler
Sigortanın makro işlevleri, toplum ve makro ekonomiye katkısı bakımından değerlendirilen işlevlerdir. Makro işlevler arasında, sosyoekonomik çöküntüyü önlemesi, toplumu düzenleme, bilinçlendirme, ekonomik büyümeyi desteklemesi, ticaretin gelişmesine katkıda bulunması, enflasyonu düşürmesi, finansal istikrarı desteklemesi faiz oranlarını düşürmesi, yatırımları artırması, finansal sektöre katkıda bulunma işlevleri sayılabilir.
Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyi ve Sigortacılık Sektörü Arasındaki İlişki
Ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli ölçütlerden birisi kişi başına düşen millî gelirdir. Millî gelir bir ülkede belirli bir zaman diliminde üretilen mal ve hizmetlerin net parasal değeri olarak tanımlanabilir. Millî gelir ile ilişkili iki temel kavram olan Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) ve Gayrisafi Millî Hasıla (GSMH) kavramlarını da tanımlamak gerekirse; GSYİH, bir ülkenin sınırları içerisinde hem o ülkenin vatandaşları hem de yabancıların elde etmiş olduğu gelir, GSMH ise bir ülkenin vatandaşları tarafından hem o ülke içinde hem de o ülke dışında elde edilen gelir düzeyidir. Tarihsel süreçte sigortacılık, Birleşik Krallık’ta 19. yy boyunca, ekonomik gelişim ve büyüme ile paralel bir şekilde özellikle imalat sektörünün büyümesi ile gelişme göstermiştir. Ekonomik olarak gelişmişlik düzeyi arttıkça risk alma eğilimi de artar, finansal erişim ve kapsam artar, bu durum sigortacılığın gelişimine zemin hazırlar.
Sigorta, farklı yollardan ekonomik büyüme üzerinde etkili olmaktadır:
• Sigorta hem hane halkları hem de şirketler için finansal istikrarı sağlayarak ekonomik büyümeyi etkiler. • Sigorta, tasarrufları harekete geçirerek ve yönlendirerek ekonomik büyümeyi etkiler.
• Sigorta, ticareti, girişimcilik faaliyeti ve sosyal programları destekleyerek ekonomik büyümeyi etkiler. • Sigorta, sermaye birikimini ve daha etkin bir şekilde dağıtımını teşvik ederek ekonomik büyümeyi destekler.
Bunlara ek olarak, sigorta, faiz oranları üzerinde düşürücü etkisi ile yatırımları artırarak ekonomik büyüme üzerinde etkili olmaktadır.
Ayrıca sigorta şirketleri sigortalılardan tahsil ettiği primleri uzun vadeli finansman kaynağı olarak sermaye piyasalarına yönlendirir. Sermaye piyasalarından sağlanan fon ile hem özel sektör hem devlet yatırımları artar. Yatırımların artması sonucunda GSYİH artar ve iç tüketimde istihdam oranında artış gözlenir.
Ülkelerin Gelişmişlik Düzeyi ve Sigorta Sektörünün Gelişimine İlişkin İstatistikler
Ülkelerin gelişmişlik düzeyi ile sigorta sektörünün gelişimi arasındaki ilişki OECD üye ülkelerinin verileri çerçevesinde incelendiğinde ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde sigorta penetrasyon oranlarının ve sigorta yoğunluğunun da yüksek olduğu açıkça görülmektedir.