AÖF Soru Bankası
LOJ301U · Ünite 2

Uluslararası Ticarette Karşılaşılan Riskler ve Sigorta Kavramı

Dış Ticarette Risk Yönetimi ve Sigortacılık dersi, ünite 2 özeti

LOJ301U-DIŞ TİCARETTE RİSK YÖNETİMİ VE SİGORTACILIK

Ünite 2: Uluslararası Ticarette Karşılaşılan Riskler ve Sigorta Kavramı

Giriş

Ekonomi ve finans alanında riskin tanımıyla ilgili birbirinden farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Özellikle incelenen sektörlere veya finansal kurumlara göre tanımlamaların farklılaştığı görülmektedir. Risk zaman zaman “belirsizlik” veya “zarara yol açan kişi ya da nesne” olarak tanımlanır. Belirsizlik, kayıplar ve tehlikeler kişiler için önemli bir risk oluşturmaktadır. Tanımların her biri farklı bilimsel alanların bakış açılarını yansıtmaktadır. Sigorta insan hayatında var olan hemen hemen bütün risklerin maddi kayıplarını telafi etmek amacıyla, kapsama altına alma çabası içindedir. Sigorta sektörü için risk çok daha karmaşıktır ve tanımdan çok daha fazlasını ifade etmektedir. Bu kapsamda sigortacılıkta ahlaka, yasalara sosyoekonomik gelişmelere katkı sağlaması için sisteme dâhil edilecek olan riskler büyük bir titizlikle seçilir. Çünkü risklerin yönetilebilecek hâle getirilmesi için bazı ilkeler ve yasalar düzenlenmiştir. Bunlardan en önemlisi sigortalanabilir risk kavramıdır. Bu kapsamda risklerin sigortalanabilmesi için belirli özellikleri taşıması gerekir. Uluslararası ticarette karşılaşılan mal ile ilgili riskler sigorta aracılığıyla sigorta şirketlerine devredilirken ödeme ile ilgili olanları aracı kurumlardan hizmet almak şartıyla aracı kurumlara devredilebilir. Piyasa risklerini de türev ürünler kullanarak azaltmak mümkündür. Uluslararası ticarette sağlanan sigortalar emtia diğer bir deyişle taşıma (nakliyat) sigortası, diğeri ise ihracat kredi sigortasıdır.

Sigortacılık Açısından Risk Kavramı ve Riskin Sınıflandırılması

Sigorta, aynı türden tehlikeyle karşı karşıya olan kişilerin, belirli bir miktar para ödemesi yoluyla toplanan tutarın, sadece o tehlikenin gerçekleşmesi sonucu fiilen zarara uğrayanların zararını karşılamada kullanıldığı, bir risk transfer sistemidir. Sigortanın temel işlevi, zararı ekonomik açıdan önemsiz bir duruma getirmektir. Kişiler tek başına karşılayamayacakları zararları bir organizasyon aracılığıyla aralarında paylaşmaktadırlar. Bu organizasyon, “sigorta şirketi”, “sigorta ettiren” ve “bir sigorta sözleşmesi”nden oluşur. Bir sigorta sözleşmesinde; bir tarafta sigorta teminatı veren, ilgili kanun ve mevzuata göre sigortacılık faaliyetinde bulunmaya yasal olarak yetkili bulunan sigorta şirketi, diğer tarafta da tehlikeyle karşı karşıya olan sigorta ettiren kişi bulunmaktadır.

Sigorta sözleşmesinde sigorta şirketinin sigortalıyı koruma yükümlülüğüne karşılık, sigortalı da sözleşme ile belirlenen primi ödeme yükümlülüğü altındadır. Sigortacılıkta riski, “gerçekleşen zararın beklenen zarardan olumsuz sapması” olarak belirtmek çok daha doğru ve anlamlı olacaktır. Çünkü sigorta şirketi için belirsizlik veya tehlike, belirli bir seviyeye kadar risk değeri taşımaz.

Sigortacılık Açısından Riskle İlgili Kavramlar

Sigortacılık Açısından Belirsizlik ve Risk

Risk; gerçekleşmesi mümkün olan -ama gerçekleşmesi ya da ne zaman gerçekleşeceği kesin olmayan- bazı

istenmeyen olayları ifade eder. Bilgisizlikten uzaklaştıkça, belirsizliğin azaldığı ve olaylarla ilgili bilgilerin belirdiği görülebilir. Elde edilen ilk bilgilerin, nesnel olmaması fakat bilimsel yöntemlerle analiz edilmeleri ile belirlilik durumuna yaklaştıkça örneklem sayısında artış olmakta ve belirsizlik, hasar olasılığıyla ifade edilebilir duruma geldiğinde, yani riske dönüştüğünde riski yönetme fırsatı ortaya çıkmaktadır.

Sigortacılık Açısından Hasar Olasılığı ve Risk

Hasar olasılığı, risk kavramıyla yakından ilgilidir. Hasar olasılığı, bir olayın gerçekleşme olasılığı olarak tanımlanır. Olasılığın da objektif ve subjektif boyutları bulunmaktadır. Objektif olasılık, sonsuz sayıda gözlem olduğu ve altta yatan koşullarda herhangi bir değişiklik olmadığı var sayıldığında, bir olayın uzun dönemli göreli sıklığına gönderme yapar. Subjektif olasılık, bir bireyin hasar olasılığı hakkındaki şahsi tahminidir. Subjektif olasılık, objektif olasılıkla örtüşmek zorunda değildir.

Hasar olasılığı, objektif riskten ayırt edilebilir. Objektif risk ise gerçekleşen hasarın beklenen hasara oranla göreli değişkenliği olarak tanımlanır. Objektif risk, standart sapma ya da değişkenlik katsayısı gibi bir dağılım ölçüsü kullanılarak istatiksel olarak hesaplanabilir. Olasılık sayısı arttıkça sigorta şirketleri Büyük Sayılar Kanunu’na dayanarak gelecekte karşılaşacakları hasarı çok daha doğru şekilde tahmin edebilir. Büyük Sayılar Kanunu’na göre maruz kalan birimlerin sayısı arttıkça gerçekleşen hasar deneyimi beklenen hasar deneyimine daha da yakınlaşacaktır.

Subjektif risk, bir kişinin zihinsel durumunu ya da ruh hâlini temel alan belirsizlik olarak tanımlanır. Subjektif riskin etkisi kişiden kişiye değişiklik gösterir. Aynı durumda bulunan iki kişinin risk algıları farklı olabilir ve dolayısıyla davranışları da değişiklik gösterebilir.

Farklı bir açıdan incelendiğinde; risk, bir hasarın sıklık ya da şiddetini etkileyen, artıp azalmasına neden olan durumdur. Bu kapsamda dört tür (fiziksel, ahlaki, davranışsal ve yasal) riskin varlığından söz edilebilir. Bunlar:

• Fiziksel riskler: Bir hasarın sıklık ya da şiddetini arttıran fiziksel durumdur. • Ahlaki riskler: Hasar sıklığı ya da şiddetini arttıran dürüst olmama durumu ya da bir kişinin karakter zaaflarıdır. • Davranışsal risk: Hasara karşı dikkatsizlik ya da duyarsızlıktır. • Yasal risk: Yasal sistemin ya da düzenleyici çevrenin hasarların sıklık ve şiddetini arttıran özelliklerini ifade eder.

Sigortacılık Açısından Riskin Sınıflandırılması

Sigortacılık açısından riski birbirinden farklı birkaç sınıfa ayırmak mümkündür.


Riskin İfade Ettiği Anlam Açısından Sınıflandırılması

Riskler, gelecek için ifade ettiği anlam açısından, spekülatif riskler ve safi riskler olarak iki grupta incelenebilir:

• Spekülatif Riskler: Zarar ya da kâr getirme olasılığı olan riskler bu grupta sınıflandırılmaktadır. Spekülatif risk, kayıp olasılığının olduğu durumları kapsamaktadır. Kavram olarak kazanç olasılığını da içinde barındırmaktadır. • Safi Riskler: Sigorta literatüründe gerçek veya yalın risk olarak da ifade edilen safi riskler, kesin zarar getiren risklerdir. Safi risk kavramı, kaybetme veya kaybetmeme olasılığının geçerli olduğu durumları ifade etmede kullanılır. Bazı safi riskler kişiler, aileler veya ticari işletmeler için büyük bir ekonomik güvensizlik oluşturabilir. Buna göre safi riskler; kişisel riskler ve işletmeleri etkileyen ticari riskler olarak ikiye ayrılabilir. Kişisel riskler bir kişiyi ya da aileyi doğrudan etkileyen risklerdir. Bu riskler kazanılmış gelirlerin kaybedilmesi ya da azalması, ekstra masrafların ortaya çıkması ve finansal varlıkların tükenmesi ihtimalini içerir. Büyük ölçekli ekonomik güvensizliğe yol açabilen önemli kişisel riskler sağlık harcamaları riski, mal varlığına ilişkin riskler, işsizlik, emeklilikte yetersiz gelir, beklenmeyen ölüm ce sorumluluk riskleridir. Ticari riskler ise işletmelerin finansal olarak sıkıntı çekmesine, zarara uğramasına ve sonrasında da iflasına yol açabilecek safi risklerdir. Bu riskler mülkiyet riskleri, sorumluluk riskleri ve ticari kazancın kaybedilmesinden oluşmaktadır.

Risklerin Etki Alanlarına Göre Sınıflandırılması

Bu gruptaki riskler, kişileri ya da geniş kitleleri etkilemiş olmasına göre temel riskler ve özel riskler olarak sınıflandırabilir.

Temel riskler, geniş kitleleri etkileyen risklerdir. Temel riskler, temelinde ve sonucunda şahsi olmayan kayıpları içerirler. Bundan dolayı, toplumun büyük kısmını ve bazen tamamını da etkileyebilirler. Genel anlamda katastrofik niteliktedirler ve doğal afetlerde, halk hareketlerinde, terör olaylarında ve savaşta olduğu gibi, gerçekleştiğinde toplumsal sorunlara sebep olurlar.

Özel riskler ise bireysel nitelik taşır ve kontrol edilmeleri daha kolaydır. Bireysellik derken, tek bir sigortalının hasar görmesi anlamından ziyade, toplu, kitle denecek kadar çok fazla kişiyi birden hasara uğratmayan riskler anlatılmaktadır. Kişilerin karşılaştığı kazalar, hırsızlık, taşıma, salgın olmayan hastalık ya da ölüm gibi riskleri bu bakımdan değerlendirmek mümkündür.

Risklerin Gerçekleşmesine Etki Eden Faktörlere Göre Sınıflandırılması

Bu sınıflandırmada risklerin gerçekleşmesinde, fiziksel bir nedenin mi yoksa kişilerin moralitesinin mi etken olduğu önem taşımaktadır. Bu riskler; fiziksel riskler ve sosyal (moral) riskler olarak sınıflandırılmaktadır.

Fiziksel risklerde riskin gerçekleşmesine neden olan faktörler fizikseldir. Bu gruptaki riskler; mal ve can kaybına neden olan yangın ve yıldırım gibi doğal afetler sonucunda meydana gelebileceği gibi elektrik kontağı gibi insandan kaynaklanan hatalar sonucunda da meydana gelmesi mümkündür. Diğer fiziksel risk kaynakları; kişiler ve işletmeler büyük ve telafisi zor hasarlar yaratan deprem, fırtına ve toprak kayması gibi doğal afetlerdir.

Sosyal (moral) riskler ise daha çok sigortalının moralitesi ile ilgilidir. Bu risk, sosyal ekonomik diye adlandırılabilir. Sigortalının karakter, ahlak, yetişme tarzı ve alışkanlıklarından, değer yargılarına kadar geniş bir yelpaze içinde yer alan soyut olaylardan kaynaklanır. Sigortalının hile ve haksız kazanç sağlama istemi gibi kasıtlı edimlerinden kaynaklanabileceği gibi sehven, sigortalının dikkatsiz, sistemsiz, düzensiz ve bilgisiz olması, ruhsal ya da fiziksel sorunlardan muzdarip olması gibi nedenlerden de kaynaklanabilir. Bu kapsamda moral risk, kişinin sigortanın varlığından dolayı riske karşı kayıtsız ve dikkatsiz davranışı olarak da tanımlanabilir.

Sigortalanabilir Risklerin Özellikleri

Sigortalanabilirlik Normları

Sigorta şirketleri tarafından riskin sigortalanabilir olması için birtakım niteliklerin olması gerekir ve bunlara sigortalanabilirlik normları da denilebilir. Literatürde çeşitli başlıklar altında bulunabilen bu özellikler şunlardır:

Tesadüfi Risk

Sigorta poliçesi kapsamında sağlanan güvence, tesadüfi olaylar sonucunda meydana gelebilecek hasarları kapsar. Riskin sigortalanabilir nitelikte olması için olması gereken ilk şart, riskin rastlantısal olarak gerçekleşmesi ve kasti olmamasıdır. Risk, kesinlikle gerçekleşecek ya da gerçekleşmek üzere olan bir risk olmamalıdır.

İstatistiksel Olarak Ölçülebilir Risk

Sigorta poliçesinin fiyatlandırılmasında önem taşıyan bir diğer unsur da poliçeyle teminat altına alınan riskin istatistiksel olarak ölçülebilir olmasıdır. Ölçülebilirlik, olayların istatiksel olarak kavranması, incelenmesi, böylelikle hem prim oranlarının hem de hasar maliyetlerinin belirlenmesi için gereklidir. Sigortacılıkta istatistiğin kullanımının temel amacı, çok sayıda üniteyle ilgili bilgiyi en az kayıpla birleştirmek ve olası iç ilişkileri ve eğilimleri belirleyebilecek göstergeler hâline getirmek ve bu göstergeler bazında karşılaştırma yapmaktır. Bu koşulun amacı, sigorta şirketinin, hasarın poliçe kapsamında olup olmadığını ve kapsam içindeyse ne kadar ödeme yapılması gerektiğini belirlemesini sağlamaktır.

Optimal Frekanslı Risk

Sigortalanabilir riskin frekansının ve hasar olasılığının dengeli olması gerekir. Riskin frekansı yani tekrarlanma olasılığı sigortada önem taşımaktadır. Optimal frekanstaki bir riskten söz edilebilmesi için riskin tekrarlanma sıklığı(frekansı), çok düşük veya çok büyük olmamalıdır.


Yasal (Meşru) Risk

Sigortanın, toplum düzenine olumlu yönde katkısının olması amaçlanmaktadır. O nedenle yasalara, inançlara ve kamu vicdanına aykırı risklerin güvence altına alınması düşünülemez.

Büyük Sayılar Kanunu’nun İşlerliğinin Sağlanabileceği Risk

Risk yönetiminde kabul gören, çok sayıdaki deneme ya da gözlem gruplarının, hasar seyri açısından az sayıdaki gruplara göre daha dengeli olmasıdır. Bu özellik risk yönetimi işlemlerinin sağlıklı olması açısından bir gereklilik olarak görülmektedir ve sigorta işlemlerinde özel bir önem ve anlam taşımaktadır. Büyük Sayılar Kanunu, homojen yapıdaki risk grubunda, deneme ya da gözlem sayısı arttıkça hasar olasılığının, o olayla ilgili genel hasar olasılığına daha çok yaklaşacağını öngören istatistik yasasıdır. Hasarın doğru olarak tahmin edilmesi için riskin uygun bir şekilde belirlenmesi ve zararın beklenen sıklık ve şiddetinin hesaplanmasında Büyük Sayılar Kanunu işlerliğinin sağlanması gerekmektedir.

Para Birimi ile Değerlendirilebilen Risk

Yukarıda sayılan özelliklere sahip riskin, ödenebilir bir prim karşılığında sigortalanması gerekmektedir.

Uluslararası Ticarette Karşılaşılan Riskler

Risk, işletmelerden kamu kurumlarına kadar çok geniş bir alanda farklı düzeylerde yaşanabilmektedir. Bu bakımdan herhangi bir organizasyonun başarı göstermesi, riskin yönetilmesiyle doğru orantılı olacak şekilde gerçekleşir. Hem yurt içinde yapılan ticarette hem de uluslararası ticarette risklerle karşılaşmak çok büyük olasılıktır.

Uluslararası ticari faaliyetlerde risk her zaman söz konusudur. Tarih boyunca, uluslararası alanda ticaret yapanlar, karşılaşabilecekleri riskleri azaltmaya veya yok etmeye çalışmışlardır. Paranın, belgelerin, malın daha hız kazandıracak biçimde transferini kolaylaştıran ve 21. yüzyıl teknolojisi ile hayatımıza giren gelişmeler uluslararası ticaret hacminin verimini artırmaya yöneliktir. Bu artışla, bu alanda yine mevcut olan piyasa ve teknolojik koşullar nedeniyle yeni riskler ortaya çıkmaya başlamış ve işletmelerin esas faaliyetleri için tehlikeli durumlar artma eğilimi göstermiştir.

Uluslararası Ticaretteki Riskler

Genellikle riskler, nedenleri bakımından iki ana başlıkta toplanabilir. Organizasyonun içyapısı, uluslararası ticaretteki risklerin bir bölümünün sebebidir. Diğer bölümü ise organizasyonlara bağımlı olmayan dış nedenlerle ilgilidir.

Uluslararası ticaretteki risk türleri şunlardır:

Malla İlgili Riskler

Uluslararası ticaret işlemlerinde alıcı ve satıcı arasında alım satım sözleşmesinin imzalanmasını takiben, üretilmiş mallar bir uluslararası taşıma şirketi aracılığıyla sevk edilmektedir. Bu sevk işlemi nakliyat yoluyla

gerçekleştirilebilir. İşlemlerin bütünü düşünüldüğünde nakliyat aşaması uluslararası ticaretin en önemli aşamalarından biridir. Bu aşamada ortaya çıkabilecek sorunlar, ticaret sürecinin işleyişinin sorunlu hâle gelmesine ve risklerle karşılaşılmasına neden olabilir. Süreçlerin tamamı düşünüldüğünde malla ilgili riskler içinde en dikkat çekici olan taşıma riski olmaktadır. Taşıma riski malların satıcıdan alıcıya ulaştırılması sürecinde oluşabilen riskleri kapsamaktadır. Satış işleminde, alıcının satıcıdan malı teslim alıncaya kadarki süreçte meydana gelebilecek her risk bu kapsamda düşünülebilir.

Alıcı ve satıcı için malın taşınma sürecinde veya teslimatında ortaya çıkabilecek yanma, çalınma, yıpranma veya bozulmalar malla ilgili riskler kapsamındadır.

Alıcı açısından bakıldığında aşağıdaki risklerin oluşması söz konusu olabilir.

• Satıcının malları göndermemesi • Gönderilmiş malların hasara uğraması • Siparişe uygun mal gelmemiş olması • Mal teslimatının zamanında yapılmaması

Benzer şekilde satıcı açısından bakıldığında ise riskler aşağıdaki gibi değişebilir:

• Alıcının mal bedelini eksik ya da hiç ödememesi • Sipariş verdikten sonra alıcının vazgeçmesi • Gümrüğe gelen mallar için alıcı tarafından iskonto istenmesi

Ödemeyle İlgili Riskler

Ödemeyle ilgili riskler, genelde uluslararası ticarette alıcının vermiş olduğu siparişten kaynaklanan ödemeyi eksik, zamanında yapmaması veya hiç yapmaması olarak düşünülebilir. Ödeme riski farklı nedenlerden kaynaklanabilir.

Ödemeyle alakalı riskler, alıcının ödeme yapmaması (ticari risk) veya ödeme yapmayı istiyor olduğu hâlde alıcının ülkesindeki döviz kurundaki yetersizlikten dolayı transfer işleminin yapılamaması (transfer riski), satıcının hazırlamış olduğu belgelerde hata ve eksiklik bulunması (belge riski) sonucunda malın bedelinin ödenmemesi, gecikmesi veya eksik yapılmasıdır.

Politik Risk/Ülke Riski

Uluslararası ticaret ortamında oluşabilecek politik riskler, ithalatçı işletmenin ülkesinde yaşanan siyasi krizler, kargaşa ve savaş durumlarına bağlı olarak ödeme koşullarının olumsuz etkilenmesi veya tamamen ortadan kalkmasıdır. Ülke riskinin bulunduğu sözleşmelerde yer alan mal teslimatının ve ödemenin planlandığı zamanda tamamen yapılmaması durumudur. Bu riskler genel olarak politik, ekonomik ve yasal düzenlemeler şeklinde sınıflandırılmaktadır. Bu üç risk bir araya gelerek ülke riskini oluşturur. Ülke riskleri değişik şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bunlar, finansal koşullardaki aksaklıklar, mevzuattan kaynaklanan problemler, ülkenin yerel para biriminin diğer ülkelerin para birimlerine oranla değer


kaybı ve yüksek mevduat sahipleri için büyük kayıplara neden olabilecek piyasa krizi olarak sıralanabilir.

Makro politik risk, beklenmeyen bir değişiklik nedeniyle bütün yabancı girişimcilerin etkilendiği risktir. Mikro politik risk ise belirli sektörleri veya belirli yabancı yatırımları etkilemekte olan ve sektöre, işletmeye ya da projeye göre farklılık gösteren risktir. Politik risklerin büyük bir bölümünü mikro kısmı oluşturmaktadır. Makro riskler bütün bir ülkeyle ilgilidir ama mikro riskler sektörlere, işletmelere veya projelere yöneliktir.

Reklamasyon Riski

Reklamasyon riski kaynağı itibarıyla, ihracatçıya olumsuz yansıyan bir risk ögesidir. Siparişe söz konusu olan malın; ithalatçı tarafından sözleşmede belirtilmiş olan özellikleri taşımadığı iddiasıyla meydana gelmektedir. Riskin meydana geldiği durumda satım işlemi yapılamaz veya daha önce transfer edilmiş olunan bedel var ise o bedel de iade edilir.

Piyasa Riskleri

Piyasa riski, yatırımcıların kontrolü altında olmayan faiz oranları ve döviz kurlarındaki değişim ile operasyonel risk gibi unsurlarından oluşmaktadır. Piyasa riskleri döviz ya da kur riski, faiz riskleri ve fiyat riskleri şeklinde üç başlık altında özetlenebilmektedir. Piyasa riskleri; uluslararası alanda faaliyet gösteren işletmelerin ya da kurumların parasal değerlerinde çeşitli nedenlerle yaşanan değişimlerdir. Operasyonel risk ise başarısız veya yetersiz olan sistemler, iç süreçler ve çalışanlardan kaynaklanan doğrudan ya da dolaylı zarar olarak ifade edilmektedir.

Uluslararası Ticarette Sigorta Yaptırmanın Önemi

Uluslararası ticaret süreçlerinde riskin tamamen ortadan kaldırılması söz konusu değildir ve ancak taraflar arasında transfer edilebilir. Geçmiş yıllardaki uygulamalar incelendiğinde; sigortalanma oranının arttığı ve sermaye piyasaları ile ortaklaşa çözümlerin bulunmaya çalışıldığı görülmüştür. Tarafların olası riskleri üstlenme konusundaki taleplerinin artmasına bağlı olarak, hangi risklerin işletme bünyesinde tutulabileceği hangi risklerin transfer edilmesi gerektiği konusunda kararlar alınmaktadır. Özellikle işletmelerin kendi yapısından kaynaklanan risklerin işletme içinde kalması ve genel ekonomik koşullardan kaynaklanan risklerin ise transfer edilmesi yönünde eğilimlerinin olduğu görülmektedir.

Sigortacılığın tarihçesine bakıldığı zaman ilk sigorta türü denebilecek uygulamaların ticari amaçlara yönelik olduğu görülmektedir. Hızla gelişen dünya ticareti rekabetin de artmasına neden olmuştur. Bunun sonucunda mal taşıma, finansman ve kredi sağlama yükümlülükleri zamanla ithalatçıdan ihracatçıya devredilmiş ve sigorta sektörü gündeme gelen risklere karşı güvence verme amacıyla yeni ürünler üretmiş ya da mevcutları geliştirmiştir.

Uluslararası Ticarette Yapılan Sigortalar

Uluslararası ticarette karşılaşılan risklerin mal kapsamında olanları poliçeler yardımıyla sigorta şirketlerine aktarılabilirken ödeme ile ilgili olanları ise aracı kurumların faaliyetleri ile azaltılabilmektedir. Bu alanda sağlanan sigortalar emtia (mal) diğer bir deyişle taşıma (nakliyat) sigortası ve ihracat kredi sigortasıdır.

Taşıma (Nakliyat) Sigortaları

Nakliyat sigortaları, ticari özellik taşıyan ya da taşımayan ürünlerin bir yerden başka bir yere sevkiyatları sırasında oluşabilecek hasar, kayıp ve zararlar teminat kapsamına alan bir sigortadır. Genel anlamda herhangi bir ürünün taşınması sırasında karşılaşılabilecek risklerin sigortalanmasıdır. Ancak nakliyat sigortaları geniş anlamda emtia, kıymet, tekne, navlun ve sorumluluk sigortaları şeklinde olmaktadır. Nakliyat sigortalarının kapsamı; sigortalı malın taşıyıcıya teslim anından itibaren alıcıya teslim edildiğinin kabul edildiği tarihe kadar, sebebi ne olursa olsun maruz kalınan zararlardır. Taşıma sözleşmeleri ayni sözleşmelerdendir, eşyanın taşıyıcıya teslimi ile kurulmuş olur. Bu nedenle eşyanın taşıyıcıya teslim edildiği zaman, taşıma sözleşmesinin yapıldığı tarih olarak kabul edilmektedir. Emtia Sigortasında “Sigortalanabilir Menfaat” taşınan eşyanın kendisidir, malın fiziki varlığıdır, sorumluluk sigortalarında ise taşıyıcının hukuki sorumluluğudur. Nakliye sigortalarında, taşınan yük ile taşımanın yapıldığı araç da ayrılmaktadır.

Uluslararası Ticaret Odası tarafından kabul edilen Incoterm adı verilen düzenlemelerle uluslararası nakliyatta sigorta işlemlerinin kimin sorumluluğunda olduğunu da belirlenmiştir.

Kredi Sigortaları

Ticari ve politik risklerin sigorta ettirilmesi noktasında ihracat kredi sigortaları önemli rol üstlenmektedir. İhracat kredi sigortası, ihracatçının mal veya hizmet ihraç ettiği müşterilerinin ödeme gücünü kaybetmesi, iflası, vaktinde ödeyememesi veya ödemek istemesine rağmen politik veya ticari nedenlerle ödemeyi gerçekleştirememesi ve bu nedenle ihracatçının alacağını tahsil edememe riskine karşı teminat sağlayan bir sigortadır. İhracat kredi sigortası; üretim aşamasından başlayarak alacağın tahsiline kadar geçen süre içinde meydana gelebilecek risklerin belirli kurallar içinde karşılanmasına imkân sağlamaktadır. İhracat kredi sigortasının temel fonksiyonu; ihracatçıyı ticari ve politik risklere karşı sigortalayarak ihracatçının alacağını belli limitler içinde güvenceye almaktır. Bu noktada ihracat kredi sigortasının ihracatçıya istihbarat desteği sağlama, ihracatın yönlendirilmesi ve ihracatçıların bilinmeyen pazarlara girme konusunda cesaretlendirilmesi açılarından önem taşıdığı söylenebilir.

Ünite 2 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç