KMT103U-TÜRKİYE’NİN SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASI
Ünite 6: El Sanatları Geleneği
Giriş
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi yaşayan mirası korumayı ve kuşaklar arasında aktarımını sağlamayı hedefleyen bir sözleşmedir. Yaşayan miras alanlarından biri de insanların birtakım ihtiyaçlarını karşılamak için elleriyle basit alet ve teknikler kullanarak ürettikleri el sanatı ürünleridir. El sanatları günün ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda; kullanılan ham madde, desen, motif, renk ve yapım teknikleri bakımından geçmişte yapıldıklarından farklılık gösterebilir. Türkiye’de dönemlere göre değişen ihtiyaçlara bağlı olarak el sanatları yerine farklı adlandırmalar tercih edilmiştir. Köylü el sanatları, ev sanayi, halk sanatları, çarşı sanatları, küçük sanatlar, turistik el sanatları, Türk el sanatları, Anadolu el sanatları, geleneksel Türk el sanatları kullanılan terimlerden bazılarıdır (Öztürk 2003: 24-25).
Somut Olmayan Kültürel Miras ve El Sanatları Geleneği
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, el sanatlarını bir alt alan olarak belirleyerek el sanatları etrafında oluşan kültürün değerliliğini vurgular ve gelecek kuşaklara aktarılmasını hedefler.
Yaşayan Bir Miras Olarak El Sanatları Geleneği
El sanatları geleneği, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin 2. maddesinde beşinci alt alan olarak tanımlanır. El sanatları geleneği, üretilen ürünler göz önünde bulundurulduğunda Sözleşme’nin en “somut” alanlarından biri olarak değerlendirilebilir.
Çeşitli tarihsel dönemleri aydınlatan, tarihsel anlamda özgünlüğü ve biricikliği olan pek çok el sanatı ürünü, arkeoloji, etnografya ve kent müzelerinde muhafaza edilmekte ve bir müze objesi olarak sergilenmektedir. Yapım teknikleri, kullanılan malzemeler, objelerin tarihsel değerleri bu ürünleri müzede sergilenmesi gereken objeler hâline getirebilmektedir.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması (SOKÜM) Sözleşmesi yaşayan mirasları korumayı hedefleyen uluslararası bir sözleşmedir. Somut olmayan kültürel miras öğeleri sürekli bir biçimde yeniden yaratılırlar. Buna bağlı olarak Sözleşme’de benimsenen koruma terimi de dondurarak, sabitleyerek korumak yerine “yaşatarak” korumayı amaçlar. El sanatları geleneği, somut olmayan kültürel mirasın diğer alt alanları ile de yakından ilişkili hatta zaman zaman iç içe geçmiştir. Birçok geleneksel uygulamada, ritüelde ya da festivalde elde üretilen geleneksel kıyafetler giyilmektedir. Geleneksel mutfak kültüründe, tarımda, hayvancılıkta kullanılan araç ve gereçlerin bir kısmı el sanatı ustaları tarafından üretilmektedir.
• El sanatları yüzlerce yıldır aktarılan bilgi ve deneyimin ürünüdür. • El sanatları kimlik ve devamlılık duygusu verir. • El sanatları, etrafında geniş bir anlam dünyası oluşmuştur.
• El sanatları doğaldır ve doğa dostudur, çevresel sürdürülebilirliği sağlar. • El sanatları eşsizdir. • El sanatları üretme hazzı verir ve rehabilite eder.
El Sanatlarının Korunmasında Riskler ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri
El Sanatlarının Korunmasında Riskler
El sanatlarının korunmasında riskler konusu; El sanatları ürünlerini herhangi bir zaman diliminde ya da biçimde dondurma, El sanatlarının aşırı ticarileştirilmesi ve turistifikasyon başlıkları altında ele alınmıştır.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi, diğer miras alanlarında olduğu gibi geçmişte kalmış miras alanlarından ziyade yaşayan mirasların, el sanatlarının gelecek kuşaklara aktarılmasının öneminden bahseder. El sanatlarını arzu edilen, idealize edilen herhangi bir zaman diliminde “saf” ya da “en eski” olduğu düşünülen şekliyle dondurulmasına karşı çıkar. El sanatları da Sözleşme kapsamında yer alan diğer miras alanları gibi sürekli bir biçimde yeniden yaratılmalıdır.
El sanatlarının sosyal ve kültürel işlevlerinin yanında ekonomik bir yönü de vardır. Bu yön, diğer miras alanlarından daha fazla ön plana çıkar. El sanatlarının en temel sürdürülmeme gerekçelerinden biri olarak ustaların kendi geçimlerini bile bu yolla sağlayamadıkları dolayısıyla yeni çırakların bu işle uğraşmak istemedikleri zanaatkârlar tarafından sıklıkla ifade edilir. Dolayısıyla el sanatları ve ekonomik kazanç arasındaki bu yakın ilişki, ilgili el sanatının sürdürülmesi için temel motivasyonlardan birini oluşturabileceği gibi sürdürülmemesinin ardında yatan temel nedenlerden biri olarak da okunabilir.
Turizm somut olmayan kültürel miras taşıyıcılarının geçim kaynaklarından biri hâline gelerek somut olmayan kültürel mirasın yaşayabilirliğine destek sağlayan alanlardan biridir. Ancak turizmin aşırılaştırılması mirasın bağlamsızlaştırılmasına, sosyal işlevlerinin ve kültürel anlamlarının kaybolmasına neden olabilir. Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi açısından miras üzerinde turizmin oluşabilecek olumsuz etkilerinin sürekli bir biçimde izlenerek sonuçlara göre tavır alınması gerekliliği vurgulanmaktadır.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Açısından El Sanatları Geleneği
Gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilme haklarından ödün vermeden günümüz kuşaklarının ihtiyaçlarını karşılayabilmenin yollarını arayan bir kalkınma modeli olan sürdürülebilir kalkınma, uluslararası anlaşmalarla küresel bir uygulama alanı hâline gelmiştir. Somut olmayan kültürel mirasın yani yaşayan mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması ile birlikte sürdürülebilir kalkınma hedeflerine de katkı verilebileceği değerlendirilmektedir. Somut olmayan kültürel mirasın alt alanlarından biri olan geleneksel el sanatları gelecek
kuşaklara aktarılarak sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin bir kısmına hizmet etmektedir.
El sanatları yörede yetiştirilen, üretimi yapılan ürünlerden ve beslenen hayvanlardan, çevredeki malzemelerden üretilirler. Doğal kaynaklardan elde edildikleri ve üretildikleri için uzun ömürlüdürler. El sanatlarının bu özellikleri ekolojik sürdürülebilirlik açısından oldukça önemlidir. Uganda tarafından 2005 yılında İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Kültürel Mirası Başyapıtları arasında ilan edilen ve 2008 yılında Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesine alınan ağaç kabuğundan kıyafet yapımının yeniden canlandırılması için hazırlanan proje kapsamında sanatın sürdürülmesi için gerekli olan Mutuba ağacı dikilmesi sağlanarak hem sanatın hem de çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması amaçlanmıştır.
Ulusal Envanterler ve Uluslararası Listelerde El Sanatları Geleneği
Ulusal envanterler ve uluslararası listelerde el sanatları geleneği başlığı kapsamında; usta çırak ilişkisi ve yaşayan insan hazineleri ulusal envanteri, Türkiye’nin somut olmayan kültürel mirası ulusal envanterinde el sanatları geleneği ve uluslararası listelerde el sanatları geleneği başlıkları ele alınmıştır.
Usta Çırak İlişkisi ve Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri
El sanatları geleneğinde usta çırak ilişkisi içerisinde yetişenler; usta, kalfa ve çırak adlarını alarak bu süreci tamamlarlar. Ancak bazı el sanatları ile uğraşan ustalar, uğraştıkları el sanatına bağlı olarak farklı isimler alabilirler. Mücellit (cilt ustası), debbağ(derici), müzehhip (tezhip ustası), hattat, sedefkâr, hallaç, divitçi, hakkak, kaşigâr bunlardan bazılarıdır. El sanatları geleneği, belli bir el sanatı alanına ilişkin “geleneksel bilgi ve beceri”ye dayanır.
Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri ve Sanatçı Tanıtım Kartı
Yaşayan İnsan Hazineleri Programı, somut olmayan kültürel mirası “üreten insana” dikkat çekerek miras alanlarının kuşaklar arasında sürekliliğini sağlamayı amaçlamaktadır (Oğuz 2009: 33). 1993 yılında Güney Kore Cumhuriyeti’nin “mirasların gelecek kuşaklara aktarımında ustaların önemine dikkat çekmek için tasarladığı” bu program, Türkiye’de Somut Olmayan Kültürel Mirasa ilişkin çalışmaların hız kazanmasıyla envanter olarak gerçekleştirilmiştir (Kasapoğlu Akyol 2013: 83).
Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri, somut olmayan kültürel mirasın bütün alanlarındaki miras taşıyıcılarına ilişkin olarak düşünülmüştür. Ancak kriterlerde yer alan usta çırak ilişkisi vurgusu, el sanatları ustalarının envanterde ağırlık kazanmasına neden olmuştur. 2022 yılı itibarıyla Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanterinde yer alan 67 insan hazinesinin 43’ü doğrudan bir el sanatı ile ilişkili, 8’i ise bir el sanatı ustalığı ve icranın birlikte görüldüğü miras alanlarındandır. Örneğin Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanterinde temsilcileri yer alan
Karagöz sanatı hem icra hem de tasvir yapımı becerisini gerektiren bir alandır.
Türkiye’nin Somut Olmayan Kültürel Mirası Ulusal Envanterinde El Sanatları Geleneği
El sanatları, Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri çalışmalarında da bir alan olarak tanımlanmış ve illerden gelen pek çok el sanatı geleneği ulusal envanterde yerini almıştır. Envanterde “Klasik Türk Süsleme ve El Sanatları”, “Geleneksel El Sanatı Ustalığı (Geleneksel Zanaatkârlık)”, “Dokuma Sanatı ve Gelenekleri” “Geleneksel Giyim Kuşam Yapımcılığı ve Kullanım Gelenekleri,” “Oya/Nakış İşleme, Dikiş ve Örgü Gelenekleri,” “Geleneksel Çalgı Yapımcılığı ve İcracılığı” alt başlıkları altında 85 el sanatı envantere alınmıştır.
Uluslararası Listelerde El Sanatları Geleneği
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi doğrultusunda oluşturulan iki liste ve bir iyi uygulama kaydı bulunmaktadır. Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne, mirasların yaşayabilirliği konusunda sorunların olduğu ve acil koruma eylemlerinin gerçekleştirilmesi gereken unsurlar kaydedilmektedir. İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Miras Temsilî Listesi, ülkelerin kendilerini temsil ettiklerini düşündükleri miraslarını kaydettirmeyi hedefledikleri listedir. Korumanın İyi Uygulamalarının Kaydına ise somut olmayan kültürel miras unsurlarının yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına ilişkin başarılı olmuş proje ve program örnekleri kaydedilmektedir.
Karagöz (2009), Ebru: Türk Kâğıt Süsleme Sanatı (2014), Geleneksel Çini Ustalığı (2016), Geleneksel Türk Okçuluğu (2019), Minyatür Sanatı (Azerbaycan, İran ve Özbekistan ile Ortak Dosya) (2020) ve Hüsn-i Hat, Türkiye’de İslam Sanatında Geleneksel Güzel Yazı (2021), İpek Böcekçiliği ve Dokuma İçin İpeğin Geleneksel Üretimi (Afganistan, Azerbaycan, İran, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan ile ortak dosya) (2022) Türkiye adına Temsilî Liste’ye kayıtlı el sanatları geleneği unsurlarıdır. Geleneksel Ahlat Taş İşçiliği (2022) ise Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne Türkiye adına kayıtlı tek el sanatı geleneğidir.
Karagöz (2009) Bir gölge oyunu türü olan Karagöz deve veya manda derisinden yapılan ve tasvir adı verilen insan, hayvan veya eşya şekillerinin çubuklara takılıp hayali adı verilen Karagöz sanatçısı tarafından oynatılması esasına dayanır. Somut olmayan kültürel mirasın “gösteri sanatları” ve “dille birlikte aktarılan somut olmayan kültürel miras alanı”na giren Karagöz sanatı tasvir yapımından dolayı “el sanatları geleneği” başlığı altında da değerlendirilir. Karagöz sanatçılarının bir kısmı tasvirlerini kendileri yaparken bir kısmı da satın aldıkları tasvirlerle Karagöz oynatmaktadırlar.
Ebru: Türk Kâğıt Süsleme Sanatı (2014) Kitap süsleme Ahlat taşının taş işlemecileri tarafından şekillendirilmesi ve sanatları arasında yer alan Ebru, kendine has tekniklerle süslenmesine dayanan yüzyıllar boyunca nesilden nesile hazırlanan suyun üzerinde çeşitli desenler oluşturularak aktarılan bilgi, yöntem, beceri ve estetik anlayışa dayanan bunun kâğıda aktarılması ile gerçekleşir. 13. yüzyılda ilk bir el sanatıdır. Ebru formları Orta Asya’da görüldükten sonra İran aracılığıyla Anadolu’ya yayılmıştır. Ebru ustası, sanatı sırasında kullanacağı bütün malzemeleri doğal yöntemlerle kendisi hazırlar. Ebru sanatçısı, çırağını yetiştirirken ebru yapımı sırasında kullanılan tekniklerin yanı sıra sanatın icrası için gereken malzemelerin yapım ve kullanım bilgisini de çırağına aktarır.
Geleneksel Çini Ustalığı (2016) Hamur hâline getirilmiş killi toprağın pişirilmesiyle yapılan, çeşitli renk ve motiflerle süslenmiş sırlı seramik ev eşyaları veya duvar panolarına çini denir. Minai, lüster, perdah ve sıraltı gibi yapım ve süsleme teknikleriyle 12. yüzyıldan beri geleneksel Türk çini sanatının etrafında şekillenen zanaatkârlık çinicilik olarak tanımlanmaktadır. Çini süslemelerinde kozmik düşünceleri ve inançları simgeleyen geometrik şekiller, bitkisel süslemeler ve hayvan figürleri değişik renk kompozisyonları ile kullanılmaktadır.
Geleneksel Türk Okçuluğu (2019) Geleneksel okçuluk sporu etrafında şekillenmiş bu miras alanının okçulukta kullanılan ekipmanları geleneksel yöntemlerle hazırlanır ve zanaatkârlık bilgisi içerir.
Minyatür Sanatı (Azerbaycan, İran, Özbekistan ve Türkiye) (2020) Nakkaş, müsavvir, minyatür sanatçısı, tasvir sanatçısı veya şebihnüvis adlarıyla da adlandırılan minyatür sanatçıları, öykü, olay ya da bilgileri resimle tasvir eden sanatkârlardır. Aherlenmiş kâğıt üzerine yapılan minyatür sanatı kalem denilen fırçalar ve organik boyalarla icra edilir. Günümüzdeki minyatür sanatkârları endüstriyel boyalar kullanırlar. Geçmişte minyatürlerde, tahta çıkma, sünnet, düğün gibi törenler ve av sahnelerine yer verilirken günümüzde çağdaş tasarımlar da yapılmaktadır.
Hüsn-i Hat, Türkiye’de İslam Sanatında Geleneksel Güzel Yazı (2021) Hüsn-i hat, hat sanatçısı ya da hattat olarak adlandırılan zanaatkârlar tarasından kamış kalem, is ya da el yapımı mürekkeplerle icra edilen yazı yazma sanatıdır. Hüsn-i hat sanatı ile Kur’an-ı Kerim, ayetler, hadisler veciz sözler ve beyitler yazılır. Sülüs, celi sülüs, nesih, muhakkak, reyhâni, kûfî, rik’a, siyâkat, ta’lik, celi ta’lik vb. yazı türleri bulunmaktadır.
İpek Böcekçiliği ve Dokuma İçin İpeğin Geleneksel Üretimi (Afganistan, Azerbaycan, İran, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan) (2022) İpek böcekçiliği ipek böceğinin besin maddesi dutun yetiştirilmesinden, büyüyen böceklerin koza örmesi, kozalardan ipeğin elde edilmesi ve bu iplerle dokumaların yapılmasına kadarki uygulamaları ve geleneksel bilgiyi içerir. İpek kumaş ve iplik, giyimde, ev tekstilinde ve halı dokumacılığı gibi pek çok alanda kullanılabilmektedir.
Geleneksel Ahlat Taş İşçiliği (2022) Geleneksel Ahlat taş işçiliği, Bitlis ili Ahlat ilçesi yakınlarında bulunan Nemrut Dağı’nın eteklerinden geleneksel yöntemlerle çıkarılan