AÖF Soru Bankası
İSG207U · Ünite 7

Örgütsel Stresin Sonuçları

İş Yaşamında Risk Etmenleri ve Yönetimsel Faktörler dersi, ünite 7 özeti

İŞG207U-İŞ YAŞAMINDA RİSK ETMENLERİ VE

YÖNETİMSEL FAKTÖRLER

Ünite 7: Örgütsel Stresin Sonuçları

Giriş

Yirminci yüzyılın hastalığı olarak nitelendirilen stres; kısaca her hangi bir içsel ya da dışsal etkene karşı verdiğimiz tepki olarak tanımlanmaktadır. Örgüt ise Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ortak bir amacı veya işi gerçekleştirmek için bir araya gelmiş kurumların veya kişilerin oluşturduğu birlik” olarak açıklanmaktadır. Örgütsel stres; çalışma hayatımızda belirlenmiş ya da belirlenmemiş rol ve görevleri yerine getirirken ortaya çıkan durumların yarattığı stres faktörleri olarak tanımlanmaktadır. Ortaya çıkan bu faktörler, stresörler, bir taraftan çalışanları ve yöneticileri etkilerken, diğer taraftan da işin yürütülmesini etkilemektedir. Örgütlere olan etkisi ve sonuçları itibariyle örgütsel stres, üzerinde durulması gereken bir konudur.

Günümüzün çalışanları, rekabetçi, yenilikçi ve teknolojinin her türünün kullanıldığı, ister kamusal ister özel, tüm işletmelerde, bir taraftan küresel piyasaların baskısı, bir taraftan değişime ayak uydurmak zorunda olunması ve uyum güçlükleri, bir taraftan da performans değerlendirmeleri nedeniyle yoğun bir iş stresine girebilmektedirler. Bu yüzden çalışma hayatında, hem işin daha kaliteli olması, hem de çalışanların daha üretken olmalarının sağlanması için örgütsel stres yönetimi üzerinde önemle durulması gerekir.

Örgütsel Yaşamda Stres

Günümüz çalışma yaşamında, ekonomik koşulların ağırlaşması, rekabetin artması, çalışanların performansının değerlendirilmesi ve performansla ilgili beklentilerin artmasından dolayı iş ortamı strese her zaman elverişlidir. Yeri gelmişken, stresin her zaman kişiye zarar veren, kişinin kaçınması gereken bir durumu yansıtmadığını unutmamalıyız. Başarıya zemin hazırlayan etkenlerden kaynaklanan stres olumlu olarak nitelendirilirken, çalışanın güçlerini tüketen, sıkıntıya, mutsuzluğa neden olan olaylardan kaynaklanan stres olumsuz olarak tanımlanmaktadır. Örgütsel ve bireysel anlamda stresin belli bir düzeyinin korunması gerektiği ve stresin aynı zamanda bireyi ve örgütü harekete geçirme açısından pozitif yönlerinin de olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak stres bireyden bireye de farklılıklar gösterebilir. Aynı çalışma ortamında, aynı işi yürüten kişilerin olaylar karşısında verdiği tepkiler de farklı olabilir. Bunun yanı sıra, farklı çalışanlar aynı işi yürütürken, yüksek başarı amacı taşıyan biri için işle ilgili gerilimler onun başarı isteğini kamçılarken, bir başkası bu durumla başa çıkabilme yetersizliğinden stres duyabilir.

Örgütsel Stresin Sonuçları

Yukarıda belirtildiği gibi, çalışma yaşamındaki stres bireyleri etkilediği kadar örgütü de etkilemektedir. Başka bir ifade ile örgütsel stres bireysel ve örgütsel sonuçlara yol açmaktadır. Stresin çalışanların verimlilik ve performansları üzerinde etkili olabilecek, fiziksel ve ruhsal sağlıklarında ortaya çıkarabileceği olumsuzlukların yanı sıra, örgütsel düzeyde verimlilik ve performansı

etkileyebilecek olumsuz etkileri olduğu vurgulanmaktadır Bu nedenle, stresin ortaya çıkaracağı örgüt açısından sorunlar bireysel, psikolojik, davranışsal ve sosyal sonuçları ayrı ayrı ele alınmaktadır.

Örgütsel Stresin Bireysel Sonuçları

Örgütsel stresin bireyler üzerinde yaratacağı olumsuzlukları, bireylerin biyolojik ve fizyolojik yapıları, duyguları, davranışları ve sosyal tavırları üzerindeki etkiler olarak başlıca dört başlık altında inceleyebiliriz.

Stres, her hangi bir içsel ya da dışsal etkene karşı verilen tepki olduğuna göre, bu tepkinin ilk belirtileri öncelikle fizyolojik sistemlerimizde oluşacaktır. Bunların arasında çarpıntı, nefes darlığı solunum sayısının artması, sıcak basması kalp atışlarının hızlanması, tansiyon yükselmesi, titreme, karın ağrısı, ishal, uykusuzluk, hazımsızlık, yorgunluk, içe kapanma ve konuşma bozuklukları sayılabilir. Stresin azalması, ortadan kalkması ya da baş etme mekanizmalarının devreye girmesi ile bozulan denge tekrar eski haline dönecektir. Bu dengeleme olmadığı takdirde, başka bir anlatımla stres uzun sürüp, kronikleştiğinde biyolojik ve fizyolojik sistemlerdeki bozulma ve hasar uzun süreli olmakta, dahası kalıcı hale gelerek psikosomatik hastalıklar olarak da adlandırılan bazı hastalıklara neden olmaktadır. Bunlar arasında kalp- damar hastalıkları, solunum sistemi bozuklukları, sindirim sistemi hastalıkları, eklem ve kas ağrıları, genital ve idrar yolları hastalıkları, cilt hastalıkları, sinir sistemi bozuklukları ve kanserler sayılabilir.

Çalışma hayatında stresin en sık görülen psikolojik sonuçları arasında, depresyon, kaygı, uykusuzluk ve tükenme sendromu sayılabilir.

Çalışma hayatında karşılaşılan stresin birey üzerinde oluşturduğu etkilerden biri de kişinin davranışlarında meydana gelen değişikliklerdir. Bunların başında konuşmada bozulma, konuşmada zorlanma ve kekemelik gelmektedir. Stres altında kalan kişiler sert ve sinirli bir ses tonu ile konuşurlar.

Stres kişide düşünme yetisinin azalmasına ya da kaybına neden olur. Bu da kişinin düşünmeden hareket etmesine, konsantrasyon bozukluğuna, yanlış kararlar vermesine, sakarlığa ve iş kazalarının artmasına neden olabilir.

Yoğun ve uzamış stres durumlarında kişilerin yeme alışkanlıklarında değişiklikler olabilir ki, bu da beslenme bozukluklarına neden olur.

Örgütsel stresin davranışsal yansımalarından birisi de stresi bastırmak adı altında sigara, alkol, ilaç ve uyuşturucu madde kullanımıdır. Bu maddelerin kullanımı endişe ve stres düzeyini başlangıçta düşürüyor gibi görünse de, etkileri geçtiği zaman gerçeklerle yüzleşmek stres kat sayısını artıracaktır. Ayrıca bu maddelerin zaman içinde vücutta meydana getireceği tahribat da başlı başına bir stres kaynağı olacaktır.


Stresin davranışsal sonuçları açısından ele alınacak bir başlık da, aşırı düzeyde örgütsel strese maruz kalmış kişiler de ortaya çıkacak olan işten kaçma duygusudur. Bu da; işe geç gelme, işten erken ayrılma ve nihayet işe hiç gelmeme davranışlarını ortaya çıkaracaktır

Örgütsel Stresin Sosyal Sonuçları

Uzun ve yoğun süren stres sonucunda çalışanlar hem örgüt içinde hem de aile ve sosyal çevrede diğer bireyler ile kurulan ilişkilerde ve iletişimlerde azalma yaşarlar. Her türlü iletişimdeki azalma, aile ve toplum içi rollerin yürütülmesinde sorunların ortaya çıkmasına neden olur. Zaman içinde bu sorunlar hem bireyin stresinin artırmasına ve bir kısır döngünün ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilirken, hem de kişinin sosyal yalıtımına neden olabilir.

Örgütsel Sonuçlar

Her örgüt, örgüt içinde yapılan işe, örgüt ortamının koşulları ve iklimine, örgüt içinde çalışanların eğitim, tecrübe, beklentileri ve iletişimlerine bağlı olarak belli bir düzeyde stres üretir. Üretilen bu stres başarılı bir şekilde yönetilemediği takdirde bir taraftan yukarıda sayılan çalışanlar düzeyindeki sonuçlar ortaya çıkarken, bir taraftan da çalışanların etkilenimine bağlı olarak örgütsel düzeyde çıktılar kendini gösterir. Böylece örgüt içinde iyi yönetilemeyen ve kontrol edilemeyen stres, örgütlerin etkinliklerini ve verimliliklerini azaltarak önemli performans ve maddi kayıplara neden olabilir. Stres örgüt içinde, işe devamsızlık, iş gücü devrinin yükselmesi, mal ve hizmetlerin kalitesinin azalması, iş kazalarının artması, sağlık giderlerinin artması gibi pek çok olguya zemin hazırlayabilir. Gündoğdu (2009) stresin örgüt üzerinde iki boyutta olumsuz etkisi bulunduğunu belirtmektedir. Bunlardan birincisi örgütün temel amacı ile ilgili faktörlerden biri olan verimlilik ve performans düşüklüğü iken, ikincisi örgütte verimliliği, etkinliği ve performansı ortaya çıkaracak olan insan faktörünün yaşadığı yabancılaşma duygusudur.

Verimliliğin azalması: Çalışılan ortamların rahat, motive edici, güvenlikli ve ergonomik olmaması, ücret düşüklüğü, iletişim problemlerinin yaşanması gibi faktörler ça- lışanlarda bir taraftan stres yaratırken, diğer taraftan verimliliğin azalmasına neden olur. Verimliliğin düştüğü işletmeler günümüz rekabet ortamında faaliyetlerine devam etmede zorluk yaşarlar.

Performans düşüklüğü: Belirli bir düzeyde olan örgütsel stresin çalışanları motive eden, enerji veren, amaç ve hedef duygusu sağlayan (olumlu stres) etkisinin olduğu akıldan çıkarılmamalıdır. Eğer örgütsel stres bu düzeyin altında kalırsa çalışanlarda heyecansızlık ve ilgisizlik nedeniyle performanslarında azalma meydana gelecektir. Benzer şekilde yoğun ve uzun süren mesleki stres ise çalışanlarda ortaya çıkacak olumsuzluklara bağlı olarak performansın azalmasına neden olacaktır.

Yabancılaşma: Çalışanların örgütsel yapılara bağlı beklentiler, değerler, kurallar ve ilişkilerden uzaklaşması

haline yabancılaşma denilmektedir. Yabancılaşmaya yol açan örgütsel etmenleri; yönetim tarzı, geçmiş olaylar ve deneyimler, çalışma koşulları, inanç ve tutumlar olarak verebiliriz. Yabancılaşma ile çalışanlar kendilerini örgütün parçası olarak görmez, dışlandığını düşünmeye başlar. Örgütten uzaklaşmak veya örgüte zarar vermek düşünceleri oluşmaya başlayabilir

İşe Devamsızlık: İşe devamsızlık çalışanın herhangi bir mazereti olmaksızın, işverene veya yöneticiye bilgi vermeden, çalışma programı veya planına göre çalışması gereken zamanlarda işine gelmemesidir. İşe devamsızlık nedenleri arasında düşük iş tatmini, standart olmayan çalışma şartları, yöneticilerin çalışanlara karşı adil olmayan davranışları, işin çok fazla ya da çok az olması, çalışanların güvenliksiz iş koşulları sayılmaktadır. İş yerinde oluşan yoğun stres, kayıp çalışma günlerinin yaklaşık yarısından sorumlu tutulmaktadır. İşe devamsızlık, örgütsel stresten kaçınmak amacıyla olduğu kadar, çalışanın örgüte bir reaksiyonu da olabilir.

İş Kazaları: Örgütlerde örgütsel stres, iş kazalarıyla ilişkili tek faktör olmamakla birlikte, çalışanlar üzerinde yaptığı etkiler düşünülecek olursa, iş kazaları ile örgütsel stres arasındaki ilişkinin varlığı ortaya çıkacaktır. Çalışanların yoğun stres altında bulunmaları çalışma hızı ve kapasitelerinin düşmesine, dolayısıyla iş kazalarının meydana gelmesine neden olmaktadır.

Personel Devri: Örgüt içinde ortaya çıkan uzun süreli yoğun stres çalışanların örgüt ile bütünleşmesini, iş doyumunu engeller. Yabancılaşmaya neden olabilir. Bu durum ise çalışanların kendilerini daha mutlu hissedecekleri, daha iyi çalışma şartlarını sağlayabilecekleri yeni iş ortamları aramalarına neden olur. Çalışanların yeteneklerini kullanamadıkları, kendilerini geliştiremedikleri, çalışanların kendi aralarında ve yöneticilerle olan iletişimin bozuk olduğu, ücretlerin düşük olduğu, olumsuz ve güvenliksiz çalışma koşulları, kısaca örgütsel stres faktörlerin yüksek düzeyde olduğu işletmelerde, personel devri, diğer bir ifade ile iş gören devir hızı, yüksek olacaktır.

Ekonomik Kayıplar: Örgüt içinde çalışanlarda ortaya çıkabilecek performans ve verim düşüklüğü işletmelerin karlılığını azaltırken, meydana gelen iş kazaları ve tazminatlar da maliyetlerin artmasına neden olmaktadır.

İşletmelerin Tıbbi Giderleri: Çalışanların hastalıklarının büyük kısmının iş yerlerinde iyi yönetilemeyen stres nedeniyle olduğu ortaya konulmuştur. Gerek tıbbi masraflar, gerek se tıbbi nedenli işe devamsızlıklar da işletmelerin maliyetlerini artırmaktadır. Bir de buna hastalanan çalışanın yapacağı işin başka bir çalışana yüklenmesi olasılığının diğer çalışanlar üzerinde yaratacağı stresin ortaya çıkaracağı yeni hastalar ve hastalıklar da eklenecek olursa, bu durum örgütte maliyetlerin katlanmasına neden olacaktır.

Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç