İŞG203U-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ DONANIMLARI,
ÖLÇME TEKNİKLERİ
Ünite 3: İş Sağlığı ve Güvenliğinde Önleme ve Koruma Uygulamaları
İş Sağlığı ve Güvenliğinde Önleme ve Korumaya Yönelik Temel Uygulamalar
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işyerinde veya işin yapıldığı yerlerde, işe bağlı nedenlerle oluşabilecek iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçebilmek amacıyla yapacakları çalışmalarla ilgili işverenlere yükümlülükler getirmiştir. iş yeri bina ve eklentilerinin bazı bölgeleri ve özellikleri (kaygan zeminler, boşluklar, merdivenler, vb.); makine ve ekipmanların bazı bölgeleri ve özellikleri (döner aksamlar, elektrik, gürültü, vb.); üretimde kullanılan iş metotlarının bazı özellikleri (yüksekte çalışma, elle yük kaldırma ve taşıma, vb.) ölüme yaralanmaya, hastalığa veya diğer kayıplara sebep olabilme potansiyellerinden dolayı çalışanların sağlığını ve güvenliğini tehdit eder. Bu örneklerde belirtilen işyeri bina ve eklentileri, makine ve ekipmanlar ve çalışma metodları işyerlerinde Tehlike Kaynakları olarak tanımlanabilir. Bu kaynakların parantez içerisinde belirtilen durum ve özellikleri ise Tehlikeler olarak adlandırılır.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4.Maddesinin (1). Fıkrası, işverenin iş sağlığı ve güvenliği konusunda temel yükümlülüğünün işle ilgili Risklerin nasıl yönetilmesi gerektiği ile ilgili bilgileri içermektedir. Aynı Kanun’un 4. maddesi’nin 1. Fıkrasının (c) bendinde risk değerlendirmesi yapması ya da yaptırması ile ilgili yükümlülüğü göstermektedir.
Kanun’un 10. maddesine göre, iş yerinde bulunabilecek değişik risk faktörleri dikkate alınarak riskler değerlendirilmeli ve bu değerlendirme sonuçlarına göre işyerinde gerekli risk kontrol tedbirleri alınmalıdır. İşverenlerin risk yönetimi konusunda Kanun’un ilgili maddelerinde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirirken izleyeceği usul ve esaslar 29.12.2012 tarih ve 28512 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği” ile tanımlanmıştır. Bu yönetmelik ile birlikte, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun kapsamına giren Ülkemizdeki tüm iş yerlerinde 30.12.2013 tarihinden itibaren risk değerlendirmesi çalışmalarının başlatılması zorunlu hâle gelmiştir. Bu Yönetmelik, her ne kadar başlığında “risk değerlendirmesi” ifadesi bulunuyor olsa da, içeriğinde belirtilen yükümlülükler dikkate alındığında, risk yönetimi çalışmalarının tüm aşamalarını kapsayan detaylı bir yönetmeliktir.
İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 5. maddesinin 3. Fıkrasında, İşveren risk değerlendirmesi çalışmalarında görevlendirilen kişi veya kişilere risk değerlendirmesi ile ilgili ihtiyaç duydukları her türlü bilgi ve belgeyi temin etmekle yükümlü olduğu ifade edilmektedir.
Risk Yönetim Aşamaları
Risk yönetiminin aşamaları aşağıdaki gibidir:
1. Risk Yönetim Ekibinin Kurulması 2. Tehlikelerin Tanımlanması
3. Risklerin Değerlendirilmesi 4. Risk Kontrolü 5. Dokümantasyon 6. Güncelleme ve İzleme Şekil
Risk Yönetim Ekibinin Kurulması: Risk yönetimi ekibi işveren veya işveren vekili tarafından oluşturulur. Risk yönetimi ekibinin kaç kişiden oluşacağı ve bu kişilerin kimler olacağı iş yerinin özelliklerine bağlı olarak değişmekle birlikte; İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği bu ekipte asgari kimlerin bulunması gerektiğiyle ilgili sınırları belirlemiştir. Buna göre risk yönetimi ekibinde asgari olarak kimlerin bulunacağı, bu çalışmada işverenin, risk yönetimi ekibinin yükümlülükleri ve risk değerlendirmesi aşamaları aynı Yönetmelik’in 6. maddesinde açıkça belirtilmiştir.
Risk yönetimi ekibinde bulunması gereken iş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri, iş yerinde tam zamanlı olarak görev yapan uzman ve hekimler olabileceği gibi, işyeri bu hizmetleri bir Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi (OSGB)’nden de sağlayabilir. Çalışan temsilcileri, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalara katılma, çalışmaları izleme, tedbir alınmasını isteme, tekliflerde bulunma ve benzeri konularda çalışanları temsil etmeye yetkili çalışanlardır. İşyerindeki çalışanlar arasında yapılan seçimle belirlenen çalışan temsilcilerinin sayısı, iş yerindeki toplam çalışan sayısına bağlı olarak değişir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 20. maddesinde tanımlanmıştır.
İş yerindeki destek elemanları, asli görevlerinin yanında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili önleme, koruma, tahliye, yangınla mücadele, ilk yardım ve benzeri konularda özel olarak görevlendirilmiş uygun donanım ve yeterli eğitime sahip kişilerdir. B İş yerlerinde görevlendirilecek Arama- Kurtarma-Tahliyeciler ile Yangınla Mücadelecilerin kaç kişi olacağı iş yeri tehlike sınıfına ve çalışan sayısına bağlı olarak 18.06.2013 tarih ve 28681 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “İş yerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik” ile tanımlanmıştır.
İş yerlerinde görevlendirilecek ilkyardımcıların kaç kişi olacağı ise 22.05.2002 tarih ve 24762 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “İlkyardım Yönetmeliği” ile tanımlanmıştır. Madde 19 (1) İş sağlığı ve güvenliği kapsamında; a) Az tehlikeli işyerlerinde, her 20 çalışan için 1 ilkyardımcı, b) Tehlikeli işyerlerinde, her 15 çalışana kadar 1 ilkyardımcı, c) Çok tehlikeli işyerlerinde, her 10 çalışana kadar bir ilkyardımcı, bulundurması zorunludur.
Yukarıda belirtilen üyeleri dikkate aldığımızda, orta ölçekli bir iş yerinde risk yönetimi ekibi en az 15-20 kişilik üye sayısına sahip olacaktır. İşveren, İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği gereğince bu ekibin koordinasyonunu ya kendisi sağlamalı ya da ekip üyelerinden birisini koordinatör olarak görevlendirmelidir.
Tehlikelerin Tanımlanması: Risk yönetim sürecinin ilk aşamasında oluşturulan ekibin ilk görevi iş yerinde bulunan tüm tehlikelerin eksiksiz bir biçimde tanımlanmasıdır. İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’ne göre bu aşamada işyerinin geneli ve her bir bölümü için asgari olarak Madde 8’de belirtilen bilgilerin toplanması ve ekibin tehlike tanımlamalarını bu bilgiler üzerine inşa etmesi gerekmektedir. Toplanan bilgiler ışığında; iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatta yer alan hükümler de dikkate alınarak, çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarından oluşan veya bunların etkileşimi sonucu ortaya çıkabilecek tehlikeler belirlenir ve kayda alınır.
Çalışma ortamında bulunan fiziksel, kimyasal, biyolojik, psikososyal, ergonomik ve benzeri tehlike kaynaklarının neden olduğu tehlikeler ile ilgili iş yerinde daha önce kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırma çalışması yapılmamış ise risk değerlendirmesi çalışmalarında kullanılmak üzere; bu tehlikelerin, nitelik ve niceliklerini ve çalışanların bunlara maruziyet seviyelerini belirlemek amacıyla gerekli bütün kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmalar yapılır.
Risklerin Değerlendirilmesi: Bu aşamada, tanımlanmış olan tehlikelerin her biri ayrı ayrı ele alınarak bu tehlikelerden kaynaklanan risklerin büyüklükleri tahmin edilir ve bu risklerin kabul edilebilir olup olmadıklarına karar verilir. Tanımlanmış olan tehlikelerden kaynaklanan risklerden kimlerin hangi sıklıkla, şiddetle ve nasıl etkilenecekleri ayrı ayrı belirlenir. Bu belirleme gerçekleştirilirken, söz konusu tehlikelere yönelik uygulanmakta olan mevcut kontrol tedbirlerinin etkileri de göz önünde bulundurulur.
Ülkemizdeki iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı risk değerlendirmesinde kullanılacak yöntemin seçimi bazı istisnalar dışında işverene bırakılmıştır. İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği, belirlenen risklerin işletmenin faaliyetine ilişkin özellikleri, işyerindeki tehlike veya risklerin nitelikleri ve işyerinin kısıtları gibi faktörler ya da ulusal veya uluslararası standartlar esas alınarak seçilen yöntemlerden biri veya birkaçı bir arada kullanılarak analiz edilebileceğine işaret etmektedir. Risklerin değerlendirilmesi amacıyla en yaygın kullanılan yöntem L-Tipi (5×5) Matris ve Fine Kinney risk analiz yöntemidir.
L-Tipi (5*5) Matris: L-Tipi (5*5) Matris yönetiminde risk düzeyi tehlikeden kaynaklanan istenmeyen olayın veya maruz kalma durumunun meydana gelme olasılığı ile ortaya çıkacak olan zararın şiddetinin çarpımı olarak aşağıdaki gibi ifade edilir:
Risk = Olasılık × Şiddet
Bu yöntemde tehlikeden kaynaklanan istenmeyen olay veya maruz kalma durumunun meydana gelme olasılığı ve olayın şiddetine 1 ile 5 arasında değerler verilir ve bu
değerler çarpılarak bir risk seviyesi hesaplanır. Bu yöntem anlaşılması ve uygulanması kolay olması nedeniyle basit risk değerlendirme çalışmalarında kullanışlı bir yöntemdir. Ancak karmaşık proseslerin risklerinin değerlendirilmesinde kullanılması önerilmez.
Fine-Kinney: Fine-Kinney metodu risklerin derecelendirilmesi sonuçlarına göre hangi işlere öncelik verilmesi ve kaynakların öncelikli olarak nereye aktarılması gerektiğini gösteren bir yöntemdir. Risklerin ağırlık oranlarını hesaplayarak derecelendirme yapılır ve önlemlerin alınıp alınmamasına karar verilir. Yöntem işyerinin istatistiklerini kullanma imkânı sağlaması doğrultusunda daha gerçekçi sonuçlar vermektedir.
Risk= Olasılık × Şiddet × Frekans
Risk değerlendirme çalışmaları, tehlikenin meydana gelme olasılığı ile meydana gelmesi durumunda şiddetinin derecesinin tayin edilmesi gerekmektedir. İş yerinde yapılan risk değerlendirme çalışmaları sonucunda; tespit edilen tehlikelerin olasılığı ve şiddeti göz önüne alınarak bir öncelik belirlemesi yapılır ve değerlendirmeyi yapan teknik ekip tarafından önerilen önlemlerle riskin kabul edilebilir bir seviyeye indirilmesi sağlanır.
Risk Kontrolü: Bu aşama, risk değerlendirmesi sonuçlarına göre kabul edilebilir olmadığına karar verilen risklerin kabul edilebilir düzeye indirilmesi amacıyla gerçekleştirilecek çalışmaların planlandığı, uygulandığı ve izlendiği aşamadır. Bu aşama, İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nde belirtildiği şekliyle dört adımdan meydana gelir.
a) Planlama, b) Risk kontrol tedbirlerinin kararlaştırılması, c) Risk kontrol tedbirlerinin uygulanması, d) Uygulamaların izlenmesi.
Dokümantasyon: Risk yönetimi sürecinin ilk aşamasından son aşamasına kadar yapılan tüm çalışmalar, alınan tüm kararlar, hazırlanan tüm planlar ve yapılan tüm uygulamalar kayıt altına alınmalı ve sürecin sonuna gelindiğinde bir Risk Yönetimi ve Değerlendirmesi Dokümanı ortaya çıkarılmalıdır. Bu dokümanın veya farklı bir ifade ile raporun içeriği ve şekli işyerinin özelliklerine, doküman ve veri takip süreçlerine ve ilgili kişi ve kuruluşların beklentilerine göre farklılık gösterecektir. İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 11. Maddesi’ne göre hazırlanır.
Güncelleme ve Yenileme: Risk yönetim sürecinin ilk beş aşaması ihtiyaç duyulması halinde sürekli tekrarlanmalı ve güncellenmelidir.
İş Sağlığı Ve Güvenliğinde Toplu Korumaya Yönelik Uygulamalar
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği kanunun 5. maddesinde “Risklerden Korunma ilkesi” başlığında işverenlere çalışanlarını iş kazalarından ve meslek
hastalıklarından korumak amacıyla yapacağı önleyici çalışmalarda toplu korumaya yönelik uygulamaların kişisel korumaya göre öncelikli olması yönünde çalışmalar yapılması yükümlülüğünü getirmiştir.
İşverenlerin risklerden korunmak amacıyla yapacakları ya da yaptıracakları risk değerlendirme çalışmasında iş yerindeki mevcut risklerin ortadan kaldırılması ya da kabul edilebilir bir düzeye indirilmesi için yapılacak çalışmalarda mevzuatın yönlendirdiği hiyerarşik bir sıralama mevcuttur.
1. Tercih: Tehlikenin Tamamen Ortadan Kaldırılması 2. Tercih: Tehlikeli Olanın Daha Az Tehlikeli Olanla Değiştirilmesi 3. Tercih: Mühendislik Önlemleri 4. Tercih: İdari Önlemler 5. Tercih: Kişisel Koruyucu Donanımlar
Bu tercihlerden ilk dördü genellikle iş yerlerinde Toplu Koruma sağlamaya yöneliktir. Beşinci tercih olan kişisel koruyucu donanımlar ise sadece bu donanımı kullanan kişiyi korumaya yönelik olduğundan Bireysel Korunma sağlamaktadır.
Risk kontrolüne yönelik olarak uygulanacak tedbirlerin risk bölgesi içerisinde nerede uygulanacağı da önemlidir. Kararlaştırılan risk kontrol tedbirlerinin nerede uygulanacağına yönelik hiyerarşik bir tercih sıralaması da bulunmaktadır.
1. Tercih: Kaynakta Kontrol: Kişisel güvenliği ihlal eden sebepler tespit edilip, bu uygunsuz unsurlar, güvenli olanlar ile değiştirilir. Genel olarak kaynağa yönelik korunma uygulamalar: • Riski Ortadan Kaldırma • Tehlikesiz olanla değiştirme (İkame) • Yalıtım • Koruyucu/koruma içine alma • Lokal havalandırma • Yerel aydınlatma • Makine koruyucuları • Teknik Önlemle 2. Tercih: Ortamda Kontrol: Özellikle ergonomik olmayan iş yeri düzenlemesi mevcut ise (aşırı sıcaklık ya da soğuk, uygunsuz havalandırma, aydınlatma, gürültülü ortam vs.) bu tip tehlikeli ortamlar tecrit edilebileceği gibi, uygun yöntemler ile tehlike minimize edilebilir. Genel olarak Ortamda Önleme Uygulamalar: • Genel havalandırma • Genel aydınlatma • İklimlendirme • Organizasyonel düzenlemeler • İşaretleme/sınırlama • Uyarı levhaları 3. Tercih: Bireyde Kontrol: Çalışanlara eğitim verilmesi, sağlık gözetimi, kişisel koruyucu
donanım kullanımı uygulamalar kişiye yönelik koruma uygulaması kapsamına girer.
İş Sağlığı ve Güvenliğinde Kişisel Korumaya Yönelik Uygulamalar
Toplu koruma önlemlerinin yetersiz kalabileceği durumlar göz önüne alınarak çalışanların daha fazla güven içerisinde işlerini görebilmeleri için kişiye yönelik koruma önlemleri İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatında ve uygulamalarında önemli bir yer tutmaktadır.
Kişiye yönelik koruma uygulamalar on iki başlık altında sıralanabilir:
1. İşe uygun personel seçimi, eğitimi ve denetimi 2. Rotasyon ve Mola 3. Kişisel Dozimetre-monitörler 4. İşe giriş sağlık muayenesi 5. Periyodik sağlık muayeneleri 6. Bağışıklama 7. Geri dönüş sağlık muayeneleri 8. Rehabilitasyon hizmetlerinin sağlanması 9. Yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması 10. İlkyardım ve kurtarma çalışmalarının organizasyonu 11. Genel hijyen koşullarının sağlanması 12. Kişisel koruyucu donanımlar.