İLT104U-ETKİLİ İLETİŞİM TEKNİKLERİ
Ünite 6: Etkili İletişimde Konuşma Dinleme
Kültür ve İletişim
İletişim temelde, herkesin farkında olduğu ancak tam olarak tanımlayamadığı bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. İletişim insan hayatının her alanındadır. Bu anlamda iletişime iki değişik bakış açısı söz konusudur. İlk bakış açısı ile yapılan yaklaşım kaynak ile alıcının iletişimi nasıl kodladığı ve kod açımının nasıl yapıldığı ile ilgilenir. İletişim olgusuna bu akış açısı ile bakıldığında, iletişim bir insanın diğerinin davranışına ve düşüncelerine etki etmekte kullanıldığı bir süreç olarak görülür. Eğer etki istenenden daha değişik ya da daha azsa ortada iletişimsel bir hatanın olduğu ileri sürülür ve hatanın nerede olduğunu saptayabilmek için iletişim sürecinin işleme aşamaları incelenir. İkinci yaklaşım, iletişimi anlamların oluşturması ve değişimi olarak görülür. Bu yaklaşım iletilerin ya da metinlerin anlam oluşturmak için insanlarla nasıl etkileşimde bulunduğuna bakar. Bu da metinlerin, insanların kültürdeki rolünü dile getirir. Yanlış anlamaların iletişim hatalarının delili olmadığı; bunların kaynak ve alıcının kültürel farklılıklarından doğduğu öne sürülmektedir. İnsan türünün toplumsal bir varlık olarak yaşamaya başladığı günden bu yana iletişimi, canlılıklarını sürdürmek, ürettiklerini paylaşmak, bir takım değerlerini kabullerini, bilgilerini, vb. gelecek nesillere aktarmak, gibi kültürel iletişim bağlamında kullanılmıştır. Ancak burada iletişimi bir insani edinim olarak ele almak gerekecektir. Duyusal sesler, çığlıklar ve nidalardan geliştirilmiş dile geçebilen tek canlı türü insandır. Bu anlamda iletişim ikiye ayrılır: Sözel iletişim ve sözsüz iletişim. Sözel iletişim, konuşma-dinleme ve yazma-okuma olarak alt bölümlere ayrılır. Etkili bir konuşma için, insanların kendi konuşmalarını ve eksikliklerini tanıması oldukça önemlidir. Konuşmayı oluşturan etmenler biri sestir. İyi bir konuşma için sesinin özellikleri şöyle sıralanabilir. İşitebilirlik; konuşmacının sesinin dinleyicilere rahatça işittirebilmesidir. Akıcılık; akıcılık konuşma hız ile ilişkili önemli bir sorundur. Konuşma hızını dinleyicilerin algılama yeterliliklerine göre ayarlamak temel ilkedir. Hoşa giderlik, iyi bir konuşma sesinin sadece akıcı ve işitebilirlik özelliği yetmez, aynı zamanda hoşa giden bir nitelikte taşıması gerekir. Konuşturmayı oluşturan diğer etmenler ise boğumlama, konuşma dinamiği, sözcük hazinesi ve biçem olarak sıralanır.
Konuşmanın Öğeleri
Konuşmayı oluşturan öğeler, dinleyici, ortam ve konuşmanın nitelikleri olarak sıralanır. Konuşmayı oluşturan en önemli öğe dinleyicidir. Dinleyiciler kimdir, neye karşı ilgi duyarlar, yaşları, eğitim ve zeka düzeyleri nedir gibi soruların cevapları bilenmezse konuşmaya bir yön vermek ya da istenilen amaca ulaşmak çok zor olacaktır. Ortam genel olarak konuşmanın yapılacağı toplumsal ve fiziksel çevredir. Ortam konusu ele alınırken şu noktalara dikkat etmek gerekir: Toplantının niteliği, toplantının programı, toplantının süresi, konu ve konuşma gibi tüm değişkenler dikkate alınarak planlama yapılmalıdır. Konuşmanın nitelikleri ise, iyi bir konuşma
sağlam bilgilere dayanmalıdır, yıkıcı değil yapıcı olmalıdır, konuşmanın temel öğelerini çözümleyerek oluşturmalıdır, dinleyicilerin ilgi ve dikkatlerini toplamalı, canlı bir dil, hareketli bir üslup gerektirir. Aynı zamanda etkili ses tonu, el yüz hareketleriyle geliştirilir, konuşmacı ahlaksal sorumlulukları bulunduğunu hatırdan çıkarmaz, konuşmacı gözlem gücünü geliştirmiş olmalıdır, konuşmacının kişiliğiyle bütünleşir, ilginç ve değerli konuları kapsar, ve son olarak belli bir amaca yönelik olmalıdır.
Konuşmanın Yapısını Oluşturma ve Konuşmayı Etkili Kılma
Bu bölüm kendi içinde belli önemli başlıklardan oluşmaktadır. Bu başlıklar ise şu şekilde sıralanabilir: Başlık seçmek, genel amacı belirleme, özel amacı belirleme, ana fikri deneyimleştirme, dinleyicileri analiz etme, konuşmada fikirleri desteklemek ve son olarak konuşmalarda önemli noktalar olarak sıralanır.
Yukarıda sıralanan her bir başlığı kısaca açıklarsak, konuşma hazırlanırken bir başlığın belirlenmesi önemlidir. Başlık belirleme, konu hakkında ilk izlenimin doğru verilmesi bakımından önemlidir. Başlık seçilirken ya da seçilmeden önce bir genel amacın da belirlenmesi gerekir. Gerektiğinde özel amaç tek bir cümleyle ifade edilebilir. Ana fikir ise konuşmacının çoğunlukla basit ve açıklayıcı bir cümle halinde özel amaç cümlesini açıklamak ve keskinleştirmek için kullanımıdır. Dinleyiciyi analiz etmek ise; dinleyici merkezlilik, dinleyicilerin psikolojisi, dinleyicilerin demografik özellikleri, durumsal dinleyici analizi, dinleyici hakkında bilgi edinme, dinleyici ile uyumlaşma ve son olarak konuşmayı hazırlamak ve etkili kılmak için materyal toplamaktır. Materyal toplamak ise konuşmacının kendi bilgi ve deneyimlerini kullanması, görüşme, bilgi için yazışma, kütüphane taraması, ve internet kaynaklarından bilgiye ulaşımdır. Konuşmada fikirleri destekleme ise, iyi konuşmalar ortalama tutturabilmek adına sadece genellemelerden oluşmaz, bunu yanı sıra örnekler kullanılmalıdır. Örnekler konuşmadaki düşünceleri canlı, açık ve kişisel hale getirir. İstatistiklerde konuşmacının öne sürdüklerini açıklamak ve güçlendirmek üzere kullanılmalıdır. Konuşmalarda önemli noktalar ise iyi bir konuşmada önemli olan belli davranışların yerine getirilmesidir. Örneğin konuşurken, dinleyicilerin gözlerine bakmak, konuşmada önem taşıyan kelimeleri şiddetli, önemsiz kelimeleri ise normal söyleme, önemli fikirleri söylemeden önce ve söyledikten sonra duraklama gibi sıralanabilir.
Konuşma Türleri
Konuşma türleri kendi içinde çeşitlilik göstermektedir. Bilgilendirici konuşma-bilgilendirme için konuşma, objeler hakkında konuşma, süreçler hakkında konuşma, olaylar hakkında konuşma, kavramlar hakkında konuşma olarak sıralanmaktadır. Bilgilendirici konuşmada yapılan hatlar ise temel ilkeler olarak sıralanabilir. Örneğin bu ilkeler dinleyicinin çok şey bildiğini sanmak, konuyu
doğrudan dinleyicilerle ilintilendirmek, çok teknik olmamak, soyutlamalardan kaçmak, düşünceleri kişiselleştirmektir. Bu konuşma türlerinin yanı sıra diğer önemli bir konuşma türü ise özel durumlarda konuşmadır. Özel durum kavramı gündelik hayatımızın tek düze akışından farklı belli bir takım farklı yüksek noktalardır. Mezuniyet törenleri, nişan evlenme, emeklilik yemeği, ödül törenleri, vb. özel durumlar olarak ele alınır. Özel durumlarda konuşmalar diğer konuşmalardan belli farklılıklar taşır. Özel durum konuşmaları özel durumların özel ihtiyaçları için şekillendirilir. Örneğin, giriş konuşmaları, sunuş konuşmaları, kabul konuşmaları, anma konuşmaları ve yemek sonrası konuşmalardır.
Diğer bir konuşma türü ise ikna edici konuşmalardır. Sık karşılaşılan ve önemli türü olan ikna edici konuşma; belli bir takım sözel tartışmalar oluşturma, oluşturulan bu sözel tartışmaları özel ve belli dinleyicileri harekete geçirme, istendik değişimler ortaya çıkarmak amacıyla düzenleme sanatıdır. Bu nedenle ikna edici konuşma bir sanattır, nedenler ve kanıtlardan oluşan sözel tartışmalar sunmak durumundadır. Sözel tartışmalar her bir dinleyici için farklı bir şekilde şekillenmelidir, ikna edici konuşma amaçlı ve istendik değişimler ortaya çıkarmaya yöneliktir.
İkna edici konuşma perspektifleri ise konuşmacının etkililiğinin önemli bir bölümü doğrudan konuşmaya dayanır. Burada önemli olan boyutlar konuşmacının bilgisi/uzmanlığı, güvenirliği, kişiliği, tutumları ve sosyo- kültürel ortamdır.
İkna edici konuşmada dinleyici perspektifi ise, konuşmacının etkinliğinin bir bölümü de onun dinleyiciye karşı olan duyarlılığı oluşturur. Etkin konuşmacılar izleyicilerin doğasını kavrar ve iletilere nasıl tepki vereceğini anlar ve konuşmasını ona göre yapılandırır. Konuşma perspektifi ise konuşmacının etkenliğinin üçüncü boyutu bilginin konuşmada kullanılma yoluna bağlıdır. Bu konu ile ilgili olarak ele alınması gereken kuramlar tutum değişiminin değişik perspektifle açıklamaya yardımcı olur. Bu kuramlar ise: (a) tutum değişiminde öğrenme kuramı perspektifi, (b) iknaya algısal kuram yaklaşımı, (c) ikna konusunda tutarlılık yaklaşımı olarak sıralanır.
İkna edici konuşmada sorumluluklar ise konuşmacıların söylediklerinden doğan sorumluluklar, dinleyiciye serbest seçim imkanı verme sorumluluğu, konuşmacının kendisini sınırlandırma sorumluluğu olarak üç şekilde belirlenmiştir.
İkna edici konuşmalarda dikkat edilmesi gereken noktalar ise bir kişi birilerini ikna etmek üzere konuştuğunda onun görevi ve amacı dinleyicinin aklını, düşüncesini ve giderek davranışını değiştirmektir. Belli öğeleri kapsamaktadır. Bunlar; hedef dinleyici; konuşmacılar konuşma konusu ne olursa olsun nadiren dinleyicilerin hepsini ikna etme başarısını gösterebilirler. Bu durumda yapılması gereken konuşmacının dinleyicilerin belli bir kısmına konuşması ile ulaşmayı hedeflemesidir. Hedef
dinleyicinin duygularına seslenmede önemli sorumluluklar arasındadır.
İkna edici konuşma türleri bir bakıma iletişimin genel etkilerine benzer bir yapı gösterir. İletişimin etkileri şu şekilde ortaya çıkar: alıcı/hedefin bilgi düzeyine ortaya çıkan değişme, alıcı hedefin tutumunda ortay çıkan değişme, var olan tutumun pekişmesi, var olan tutumun değişmesi, yeni tutum oluşması, alıcı/hedefin açık davranışında ortay çıkan değişmedir. İkna edici konuşma türlerinden diğerleri ise; var olan tutum ve inancı pekiştiren konuşmalar, bir tutum ve inanç oluşturan konuşmalar, bir tutum ve inancı değiştirmeye yönelik konuşmalar ve son olarak dinleyicileri bir harekete yönlendiren konuşmalar olarak sıralanır.
Dinleme Becerileri
Dinleme ile ilgili olarak üç kavram önem taşımaktadır. Bu kavramlar, dinleme işitme değildir, dinleme becerisi doğal değildir. Bütün dinleyiciler aynı iletiyi almazlar. Dinleme otomatik değildir bazen işitiriz ama dinlemeyiz. Dinleme becerisi konuşma, yazama ve okuma gibi öğrenilir, sonradan kazanılır. Konuşmacı bir iletiyi doğru ilettiğini zannederken karşısındaki insanların söylediklerini farklı anlamlandırdığını görebilir. Dinleme sürecinin belli bir takım basamaklarla gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Bu basamaklar; işitme, iletiye odaklanma, idrak ve yorumlama, çözümleme ve değerlendirme, cevaplama ve hatırlamadır.
İnsanların dinleme eylemini nasıl gerçekleştirdikleri aynı zamanda dinleme türlerini oluşturur. Dinleme türleri şunlardır: (a) görünüşte dinleme, (b) seçerek dinleme, (c)saplanmış dinleme, (d) savunucu dinleme, € tuzak kurucu dinleme, (f) yüzeysel dinleme olarak sırlanmıştır.
Dinleme hakkında yaygın olarak yapılan birtakım yanlışlıklar vardır Örnekleyecek olursak, dinleme benim problemin değil tutumu, daha zeki insanların daha iyi dinleyici oldukları inancı, dinleme becerisinin yaş ilerledikçe arttığı inancıdır. Sıralanan yanlışlar aslında bir çoğumuzun pek de farkında olmadan bir tür ön-kabul gibi uyguladığı ve gerçekte de son derece yaygın durumlardır.
Dinleme ve anlama diğer bir önemli konudur. Yapılan araştırmalar dinlemenin insanı mutlaka anlamaya götürmediğini ortaya koymuştur. Bazı durumlarda insanlar bütün dikkatlerini verdiği halde bazı şeyleri tam anlamıyla anlamadıklarını fark ederler. Bu süreçte geri bildirim öğesi kullanılarak dinlemenin anlamaya büyük katkısı vardır ki bu davranışa aktif dinleme denir.
Dinleme düzeyleri ise; dalgın gözle bakma, otomatik tepki verme, son kelimeleri yineleme, sorulara cevap verme, başka kişiye söyleme, birilerine öğretebilme olarak sıralanır. Bu dinleme düzeyleri olumsuzdan olumluya doğru sıralanmıştır. İnsanlar neden dinlemez konusunda ise altı konu dikkati çekmektedir. Bunlar; konu ilgilerini çekmez, kendi kendilerine konuşurlar, kaynak tarafından
beden dili uygun kullanılmaz, göz teması eksiktir, konuşmak için beklerler, kişisel savunmaya çekilirler.
Aktif Dinleme
Aktif dinlemenin anlaşılması gerçekleştirilmesi için yapılması ve bilinmesi gereken bazı önemli noktalar bulunmaktadır. Bunlar; yardımcı olmak için dinleme, soru ve sorunlara verilen cevap türleri, yargılama, çözümleme, soru sorma ve rahatlatma-rahatlama olarak sıralanır.
Kısacası ele alınan yöntemler ışığında iletişimin doğru biçimde sürmesi bakımından yararlı olabilecek dinleme davranışı aktif dinlemedir. Aktif dinlemenin daha yararlı oluşun nedenleri üç noktada toplanabilir: (a) konuşanı gerçekten anlamak amacıyla bütün dikkatiyle dinlenmesi ve bunu göstermesi, ona büyük bir huzur ve güven sağlar. (b) örtük anlamları ortaya çıkarmak için iyi bir olanak sağlamsıdır, (c) bir kimseyi iyi tanımaya olanak vermesidir.
Aktif dinlemenin engelleri ise; çevresel engeller, fizyolojik engeller, psikolojik engeller, seçici dinleme, olumsuz dinleme tutumları, kişisel tepkiler ve kötü güdülenmedir.
Bu aşamada aktif dinleyici olabilmek için bireyin neler yapması gerektiği de ele alması gerekir. Kişinin kendine sorması gereken sorular ise aşağıdaki gibi sıralanmıştır.
• Dinleme hakkında ne düşünüyorsun? • Dinleme hakkında ne hissediyorsun?, • Dinleme ile ilgili ne yapıyorsun?
Dinlemenin değeri konusunda belli yargıları akılda tutmak gerekir. Pek çok madde arasında bir kaçını örnekleyecek olursak, başkalarını dinlemek zarif ve zevkli bir sanattır. İyi bir dinleme kibarlık ve iyi bir tavır yansıtır, iyi dinleme becerisi toplumsal ilişkileri ve diyalog yolunu geliştirip güçlendirebilir.
İyi Bir Dinleyici Olmak İçin Yapılması Gerekenler
Dinleyici kaynaktan gelen türlü iletiler arasından hangisini seçeceğini bilmelidir. Konuşmayı yapanın aktarmak istediği duygu ve düşünceyi kavramaya çalışmalıdır. Zaman zaman bunu baş, boyun ,göz ya da el hareketleriyle gösterebilir. Sorular sorabilir , bilgi ve önerileri kabul edip ya da etmediğini açık seçik belirtmelidir. Bu davranışların yanı sıra iyi bir dinleyici olabilmek için susun, konuşanı rahatlatın, ilgi duyduğunuz gösterin, dikkat dağıtıcıları uzaklaştırın, yargılayıcı olmayın, karşınızdaki kişiye empati gösterin, konuşmacıya zaman tanıyın, sözünü kesmeyin gibi davranışlar pek davranıştan sadece bir kaçıdır.
Konuşmanın Kalıcılığın Sağlayan Boyut Yazı
Dilin yazıya dönüşmesiyle ya da dilden dile nesilden nesile aktarılan birtakım anlatımlarla insanlar geçmişi öğrenirler. Buna bağlı olarak yazı ve yazılı iletişim insanın zaman ve mekandaki iletişim olanaklarını genişletmede en
etkin iletişim biçimidir denilebilir. Etkili ve doğru şekilde yazılı iletişimin gerçekleşmesinde dikkat edilmesi gereken önemli noktalar bulunmaktadır. Bu noktaları şu şekilde açıklayabiliriz: Kişiliğinizi ortaya koyun, açık seçik, anlaşılır yazın, sözcük haznenizi geliştirin.
Yazının Kodaçımı Okuma
İletişim ve bağlı olarak dil; dinleme, konuşma, okuma ve yazma adı verilen dört temel beceri ile insanın hayatını önemli ölçüde kolaylaştırmıştır. Dinleme ve konuşma insanın doğuştan getirdiği dil becerileri olarak kabul edilir. Okuma ve yazma becerileri ise genellikle örgün eğitim sürecinde geliştirilmektedir. Tarihten günümüze, kültür ve medeniyetlerin oluşmasında son derece etkili olan okuma kavramı, yazı kullanılmaya başladıktan sonra insanoğlunun hayatına girmişti.
İletişim bilimi açısından bakıldığında nasıl konuşma bir kodlama ve dinleme bir kodaçma becerisi ve işlemi olarak ele alınıyorsa, aynı biçimde iletişimin sembolik boyutu olarak nitelendirilebilecek olan yazma bir kodlama işlemi iken okumada bir kodaçma işlemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada önemli olan nokta ise aynı sembollerle aynı anlamların yüklenmesi gerekliliğidir.