AÖF Soru Bankası
İKT408U · Ünite 5

21. Yüzyılda Gelir Dağılımı ve Yoksulluk

Ekonominin Güncel Sorunları dersi, ünite 5 özeti

İKT408U-EKONOMİNİN GÜNCEL SORUNLARI

Ünite 5: 21. Yüzyılda Gelir Dağılımı ve Yoksulluk

Gelir Dağılımı ile İlgili Temel Kavramlar

Bir ülkede, belirli bir dönemde elde edilen milli gelirin bireyler, toplumsal gruplar, bölgeler veya üretim öğeleri arasında dağılımına “gelir dağılımı” denir. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere başlıca dört gelir dağılımı türünden söz edilebilir. Bunlar:

• Bölgesel gelir dağılımı • Sektörel gelir dağılımı • Fonksiyonel gelir dağılımı • Kişisel gelir dağılımı

Bireysel gelir dağılımı; milli gelirin kişiler ve tüketici birimler arasındaki dağılımını göstermektedir.

Fonksiyonel gelir dağılımı; ulusal gelirin üretilmesine katkıda bulunan çeşitli üretim faktörlerinin milli gelirden aldıkları payı, yani mili gelirin ücret, faiz, kâr ve rant arasındaki dağılımını ifade eden bir kavramdır.

Sektörel gelir dağılımı; tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinin milli gelirden aldıkları payları ve bu payların yıllar içerisindeki değişimlerini görmemize olanak sağlamaktadır.

Bölgesel gelir dağılımı ise bir ülkenin farklı bölgeleri arasındaki gelir dağılımı eşitsizliklerini karşılaştırmada son derece elverişli bir araçtır.

Gelir Dağılımı Eşitsizliğinin Ölçülmesi

TÜİK’e göre gelir eşitsizliğini ölçmekte kullanılan dört temel yaklaşım bulunmaktadır. Bunlar:

• Yüzde paylar analizi • P80/P20 oranı • Lorenz eğrisi • Gini katsayısı

Yüzde Paylar Analizi

Yüzde payları, kişisel gelir dağılımını ölçmede kullanılan ölçütlerden biridir. Yüzde paylar analizi, gelir grupları şeklinde gruplandırılmış hanelerin toplam gelirden aldıkları payların belirlenmesinde kullanılır. Hanelerin toplam gelirleri hesaplandıktan sonra, haneler, kullanılabilir hane halkı gelirlerine göre en küçükten en büyüğe doğru sıralanır ve %20 ’lik 5, %10’luk 10, %5’lik 20 veya %1’lik 100 adet gruba ayrılır. Her bir grubun toplam gelirden yani GSMH’den aldığı payın hesaplanması ile gelir dağılımı tespit edilir. Gelir dağılımının eşit olması durumunda, her grubun toplam gelirden aldığı payın eşit olması gerekir. Eşit olmaması durumunda, gelir eşit paylaştırılmıyor demektir. TÜİK tarafından yayınlanan istatistiklerde genelde %20’lik dilimler kullanılmaktadır. Hane halkları kullanılabilir gelirlerine göre küçükten büyüğe doğru sıralanarak 5 gruba ayrıldığında; “İlk %20’lik grup” geliri en düşük olan grubu, “Son %20’lik grup” ise geliri en yüksek olan grubu tanımlamaktadır.

P80/P20 Oranı

Nüfusun en zengin %20 ’lik kesiminin en yoksul %20’lik kesiminden kaç kat daha fazla gelire sahip olduğunu

gösteren bir orandır. Bazı kaynaklarda “beşte birlik dilim oranı” olarak da yer verilmektedir. Bu oran “Son %20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay/ İlk %20’lik grubun toplam gelirden aldığı pay” formülünden hesaplanarak, geliri daha yüksek olan son %20’lik grubun, geliri düşük olan ilk %20’lik gruba göre toplam gelirden kaç kat daha fazla pay aldığını göstermektedir. Bu oran sayesinde ülkelerin en zengin kesiminin en yoksul kesiminden kaç kat fazla gelire sahip olduğu anlaşılır.

Lorenz Eğrisi

Gelir dağılımı çalışmalarında yaygın olarak kullanılan grafikle gösterim şeklidir. Eğriyi oluşturabilmek için bireyler veya hane halkları gelirlerinin büyüklüğüne göre en küçükten başlayarak büyüğe doğru sıralanmaktadır. Lorenz eğrisinin yatay ekseninde sıralanmış birey veya hane halklarının nüfusunun birikimli yüzde payları, dikey ekseninde ise bu birey veya hane halklarının elde ettikleri gelirin birikimli yüzde payları yer almaktadır. Lorenz eğrisinin oluşturulmasında kümülatif yüzde değerlerin yer aldığı bir kutu diyagramı kullanılmaktadır. Dikey eksende toplam gelirin %100’ ü, yatay eksende nüfusun %100’ü yer almakta olduğundan diyagram bir kutu şeklini almaktadır. Lorenz eğrisi kitabınızda Şekil 5.1 ile gösterilmiştir.

Gini Katsayısı

Gini katsayısının hesaplanmasında Lorenz eğrisinden faydalanılır. Gini katsayısı Lorenz eğrisi gösteriminde eş bölüşüm doğrusu ve Lorenz eğrisi arasındaki kalan alanın, eş bölüşüm doğrusu altında kalan üçgenin alanına oranı olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir ifade ile Gini katsayısı, Lorenz eğrisi ile eş bölüşüm doğrusu arasındaki alanın 45 derecelik eğri altında kalan üçgen alana oranıdır. Gini katsayısının elde edilişi kitabınızda Şekil 5.2 ile gösterilmiştir. Dünya Bankası’nın yeni hesaplamalarında 0 ile 100 arasında değişen değerler alan katsayı, 0 olduğunda tam bir gelir dağılımı eşitliğinden söz edilebilirken, katsayı 100’e yaklaştıkça gelir dağılımındaki eşitsizliğin arttığı, 100’ e eşit olduğunda ise mutlak bir gelir eşitsizliğinin varlığı sonuçlarına varılabilir.

Yoksulluğun Kavramsal Çerçevesi, Tanımı ve Türleri

TÜİK’ e göre yoksulluk dar ve geniş anlamda olmak üzere iki türlü tanımlanmaktadır. Dar anlamda yoksulluk; açlıktan ölme ve barınacak yeri olmama durumu iken, geniş anlamda yoksulluk; gıda, giyim ve barınma gibi olanakların insanların yaşamlarını devam ettirmesine yetmesine karşın toplumun genel düzeyinin gerisinde kalmayı ifade eder.

Yoksulluk ile ilgili çalışmalarda yoksulluğu tanımlarken çok boyutlu olma özelliği dikkate alınmalı ve farklı boyutlar göz önünde bulundurulmalıdır. Bu boyutlar:

• Maddi Mahrumiyet • Fiziki Zafiyet • İzolasyon • Güçsüzlük • Katılımın yetersiz olması


• Zamanın Yetersiz Olması • Çevre Kirliliği ve Çevrenin Bozulması

Yoksulluğun çok boyutlu olması sebebiyle literatürde yoksulluk türleri de sınıflandırılmıştır. Yoksulluk hakkında yapılan çalışmalara bakıldığında başlıca yoksulluk türleri olarak mutlak yoksulluk ve göreli yoksulluğa rastlanmaktadır.

Mutlak Yoksulluk: İnsanların yaşamak için gerekli asgari ihtiyaçlarını karşılamak için yeterli kaynağa sahip olamama durumu ya da hanehalkı ve bireyin yaşamını sürdürebileceği asgari refah düzeyini yakalayamaması olarak tanımlanmaktadır. Mutlak yoksulluk yaklaşımının salt gıda harcamaları üzerinde odaklanan “dar” biçimi yanında gıda dışı harcamaları da hesaba katan “geniş” biçiminden de söz edilebilir. Günümüzde birçok az gelişmiş ülkede yoksulluk çizgisi en az kalori gereksinimi sağlayacak gıda sepetinin maliyeti yanında barınma ve giyim gibi gıda dışı harcamaları da dikkate alacak biçimde hesaplanmaktadır. Nicel olarak ifade edilebildiği için en yaygın kullanılan mutlak yoksulluk kriterleri, parasal gelir ve tüketim harcamaları olmaktadır. Tüketim harcamalarına ilişkin hesaplamalar, genellikle yeterli miktarda temel gıda maddesinden oluşan gıda sepetinin maliyeti veya asgari bir kalori normunun gerektirdiği tüketim harcamaları esasına göre yapılmaktadır. Buna göre hayatta kalabilmek için gerekli en düşük maliyetli gıda harcamalarının parasal değeri bir yoksulluk çizgisi oluşturmakta ve bu sınırın altında kalanlar yoksul olarak kabul edilmektedir. Literatürde mutlak yoksulluğun sadece gıda bileşenlerinin baz alınarak hesaplanan sınırına açlık sınırı denildiği görülmektedir. Açlık sınırı bir kişinin yeterince beslenebilmesi için alması gereken gıdaya karşılık gelen gelir düzeyi ile ölçülmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre günlük 2100 kcal besin sepetini tüketemeyecek gelire sahip olan bireyler mutlak yoksul olarak tanımlanmaktadır. 2100 kcal’i sağlayabilecek gıda sepetinin alınabilmesi için günlük gereken gelir miktarı Dünya Bankası tarafından 1.90 $ olarak belirlenmiştir.

Göreli Yoksulluk: Bir toplumda göreli yoksulluğun var olup olmadığını nicel olarak belirlemek için medyan gelirden yararlanılır. Medyan gelir, toplumda yaşayan bireylerin kişi başına elde ettikleri gelirler en yüksekten en düşüğe sıralandığında dizinin ortasında yer alan gelirdir. Örnek vermek gerekirse 100 kişilik bir toplulukta, kişiler en düşük 0 gelirliden en yüksek 100 gelirliye kadar bir sıraya konulduğunda 50. kişinin elde ettiği gelir medyan gelirdir. Göreli yoksulluk sınırı genellikle medyan gelirin (veya tüketimin) bir fonksiyonu olarak tanımlanır. Bu sınır ise medyan kişi başına tüketim harcamasının %60’ı olarak tanımlanmıştır.

Yoksulluk Ölçüm Yöntemleri

Yoksulluk ölçümünde kullanılan yöntemler şu şekilde sıralanabilir:

• Yoksulluk Sınırı Yaklaşımı • Kafa Sayısı Endeksi

• Yoksulluk Açığı Endeksi • İnsani Gelişme Endeksi • Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi • Gayrisafi Millî Hasıla Karşılaştırması

Yoksulluk Sınırı Yaklaşımı

İki tür yoksulluk sınırı yaklaşımından söz edilebilir. Bunlar mutlak yoksulluk sınırı ve göreli yoksulluk sınırı yaklaşımıdır.

Mutlak yoksulluk, asgari tüketim seviyesinin altında bulunma durumunu tarif eder ve bu tüketim seviyesinin karşılanabilmesi için gerekli en az gelir hesaplanarak açlık düzeyi ya da geçimlik yoksulluk düzeyi hesaplanır. Bu tanıma göre mutlak yoksulluk gelir yoksulluğu olarak ifade edilir. Bu yaklaşımı temel alarak mutlak yoksulluk çizgisi belirlenirken genelde asgari gıda harcamalarına odaklanılmaktadır.

Göreli yoksulluk sınırı, toplam nüfusun belirli bir yüzdesinin yer aldığı gelir ya da harcama düzeyinde olanların veya medyan gelirin yarısından daha az gelir ya da harcama seviyesine sahip olan kesimlerin yoksul olarak kabul edilmesi ile belirlenir.

Kafa Sayısı Endeksi

Yoksulluk ölçümünde en yaygın kullanılan endeks, yoksulluk çizgisinin altındaki kişilerin toplam nüfusa oranını gösteren kafa sayısı endeksidir. Bu endeks göreli yoksulluk yaklaşımından türetilmiştir. q yoksulluk sınırı altındaki toplam nüfusu, n ise toplam nüfusu gösterdiğinde kafa sayısı endeksi H, q/n şeklinde hesaplanmaktadır. Kafa sayısı endeksi bir orandır. Bu oran sayesinde yoksulluk sınırı altında bulunan kişi ve hanehalkının oranında meydana gelen değişmeler izlenebilir.

Yoksulluk Açığı Endeksi

Yoksulluk açığı endeksi, yoksulluğun derinliğini ölçebilmek ve yoksulluk oranının yoksulluk çizgisine olan duyarlılığını azaltabilmek için geliştirilmiş ve yoksulların gelirlerinin/tüketimlerin yoksulluk çizgisinden uzaklığının ortalamasının yoksulluk çizgisine oranı olarak hesaplanan bir endekstir. Bu endeks ile yoksulların yoksulluk sınırının üzerine çıkabilmeleri için gerekli olan ortalama gelir düzeyini belirlenmektedir. Ayrıca endeks yoksulluk sınırı altında kalan kesimlerin yoksulluk sınırı üzerine çıkarılması için gerekli gelir transferi konusunda fikir vermektedir.

İnsani Gelişme Endeksi

Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından geliştirilen İnsani Gelişme Endeksi (İGE) iyi ve uzun bir yaşam, bilgiye erişim ve yüksek yaşam standardı esasına dayalı bir insani gelişme tanımından yola çıkarak gelir, eğitim ve sağlık göstergelerinden oluşmaktadır.

İGE endeksi 0 ve 1 arasında değerler almaktadır. İGE’ye göre ülkeler düşük, orta ve yüksek insani kalkınma grubu olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Yüksek insani gelişme değerine sahip ülkelerin puanı 0.800’ den büyük,


orta insani gelişme değerine sahip ülkelerin puanı 0.799 ile 0.500 arasında ve düşük insani gelişme endeksi değerine sahip olan ülkelerin puanı 0.500’ den küçüktür. Ülkelerin 1 değerine yaklaştıkça daha iyi bir insani gelişme puanına, 0’ a yaklaştıkça daha kötü bir insani gelişme puanına sahip oldukları anlaşılır.

İnsani Gelişme Endeksinin 3 boyutu vardır. Bunlar uzun ve sağlıklı bir yaşam, bilgiye erişim ve düzgün bir yaşam standardıdır. Uzun ve sağlıklı yaşam göstergesi doğumda yaşam beklentisi; bilgiye Erişim göstergesi beklenen okullaşma yılı ve ortalama okullaşma yılı, düzgün yaşam standardı göstergesi ise SAGP göre kişi başına düşen milli gelirdir. 2019 yılı İnsani gelişim raporuna göre 189 ülke içerisinde insani gelişme endeksinde ilk sırada olan ülke 0.954 endeks değeriyle Norveç’ tir. Onu İsviçre ve İrlanda İzlemektedir. Türkiye ise 0.806 endeks değeriyle 59. Sırada yer almaktadır.

Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi (CBYE)

Çok boyutlu yoksulluk endeksi Birleşmiş Milletler tarafından insani yoksulluk endeksinin yerine kullanılmaya başlanmıştır. 2009 yılından sonra yayınlanan raporlarda insani yoksulluk endeksi yer almayıp onun yerine daha kapsamlı bir şekilde genişletilmiş olan çok boyutlu yoksulluk endeksi yer almıştır. İlk olarak 2010 yılında yayınlanan bu endeksin sağlık, eğitim ve yaşam standartları olmak üzere üç temel boyutu vardır. ÇBYE, her bir kişinin 10 göstergede dağılımını eşit ağırlıklı üç boyutta (sağlık, eğitim ve yaşam standardı) inceler ve hem kimlerin yoksul olduğunu hem de bu kişilerin nasıl yoksul olduklarını belirlemek için kullanışlı bir araç sunar. Böylelikle yoksulluğun çok boyutluluğuna da dikkat çekerek uluslararası 1,90 dolarlık yoksulluk oranını tamamlar.

Bu 3 temel boyutun altında alt boyutlar yer almaktadır. Sağlığın göstergeleri beslenme ve çocuk ölüm oranları; Eğitimin göstergeleri okula kayıtlanma ve eğitim yılı, Yaşam standardının göstergeleri pişirme yakıtı, kanalizasyon ve tuvalet, içme suyu, elektrik, barınma ve varlıklardır. ÇBYE’ de, insanlar, her bir göstergenin kendi boyutunda eşit ağırlıkta olduğu 10 göstergenin üçte biri veya daha fazlasından mahrum kalırlarsa çok boyutlu yoksul olarak sayılırlar. Kitabınızda yer alan Tablo 5.10’da çok boyutlu yoksulluğun boyutları ve göstergeleri görülmektedir.

Gayrisafi Millî Hasıla Karşılaştırması

Ülkeler Dünya Bankası tarafından gelir düzeylerine göre dört alt kategoriye ayrılmıştır. Bu kategoriler düşük gelir grubu, alt orta gelir grubu, üst orta gelir grubu ve yüksek gelir grubudur. Bu sınıflandırma yapılırken her ülkenin kişi başına düşen yıllık dolar cinsinden geliri Dünya Bankası tarafından “Atlas Metodu” adında özel bir hesap- lama yöntemi doğrultusunda hesaplanmıştır. Bu bağlamda ülkenin kişi başına düşen yıllık geliri 1.035 $ ve altındaysa düşük gelir grubu, 1.036 $ ile 4.045 $ arasında ise alt-orta gelir grubu, 4.046 $ ile 12.535 $ arasındaysa üst-orta gelir

grubu ve 12.536 $ ve üzerinde ise üst gelir grubu ülkeleri olarak isimlendirilir. Buna göre Türkiye 2019 yılı itibariyle üst orta gelir grubuna dahildir.

Dünyada ve Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliği ile Yoksulluğun Nedenleri ve Mücadele Politikaları

Hem dünyada hem de Türkiye’de gelir dağılımı eşitsizliği ve yoksulluk ile mücadele politikaları çeşitli şekillerde uygulanmaktadır.

Dünyada ve Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliğinin Nedenleri

Gelir dağılımını belirleyen faktörlerin neler olduğunu anlamak aynı zamanda gelir dağılımı eşitsizliğinin nedenlerini de anlamak anlamına gelmektedir. Çünkü gelir dağılımını etkileyen faktörlerde görülen olumsuzluklar gelir dağılımında eşitsizliğe yol açmaktadır. Gelir dağılımını etkileyen faktörler şunlardır:

• Asgari Ücret Uygulaması • Emeğin dağılımı • Servetin dağılımı • Enflasyon ve iktisadi krizler • Eğitim düzeyi • Küreselleşme • Mülkiyet yapısı ve servetin dağılımı • Teknolojik ve organizasyonel değişim • Siyasal sürece katılım • Kamusal mal ve hizmetlerden faydalanma • Kamu harcamaları politikaları

Dünyada ve Türkiye’de Gelir Dağılımı Eşitsizliği ile Mücadeleye Yönelik Politikalar

Gelir Dağılımı eşitsizliği ile mücadelede kullanılan başlıca araç ve politikalar şunlardır:

• Asgari Ücretin Uygulanması • Fırsat Eşitliği • Tarımsal Ürünleri Destekleme Alımları • Rekabeti Engelleyici Politikaları Ortadan Kaldırma • Toprak ve Tarım Reformu • KOBİ’lerin Özendirilmesi • Bölgelerarası Dengesizliklerin Giderilmesi • Enflasyonla Mücadele • İşsizlikle Mücadele • Vergi Politikası • Transfer Harcamaları • Veraset ve Özel mülkiyet Haklarının Sınırlandırılması • En az Geçim İndirimi • Artan Oranlı Vergileme • Sosyal Yardım ve Transfer Harcamaları


Dünya ve Türkiye’de Yoksulluğun Nedenleri

Yoksulluk gelir dağılımındaki adaletsizliğin sonuçlarından biridir. Ancak yoksulluğun diğer nedenleri arasında şunlar bulunmaktadır:

• Sosyal Güvencesizlik • Uluslararası Finans Sermayesinin Etkisi ve Ekonomik Krizler • Gelir Dağılımının Bozulması • Demografik Yapıdaki Değişim ve Artan Göç Hareketleri • Enformel Sektörün Gelişimi ve Sendikasızlaştırma Politikaları • Adaletsiz Vergi Sistemi • Doğal Afetler • İklimin Elverişsizliği • Bireyler Arasındaki Yetenek Farklılıkları • Enflasyon ve İşsizlik

Yoksullukla Mücadele Politikaları

Etkin bir yoksulluk ile mücadele stratejisi şu beş aşamayı içermelidir:

• Yoksulluğun tüm boyutları ile tanımlanması • Yoksulların yoksulluk sınırının ve sosyal ka- tegorilerinin tanımlanması • Yoksulluğun ölçümünde kullanılan metot ve yöntemlerin seçilmesi • Yoksulluğa yol açan yapısal ve dinamik fak- törlerin anlaşılmaya çalışılması • Uygulanacak politika ve programların formüle edilmesi ve seçimi

Yoksullukla mücadele konusu iki ana eksende ele alınabilir. Bunlar dolaylı yaklaşım ve dolaysız yaklaşımdır.

Dolaylı yaklaşım; kaynakların ekonomik büyümenin artırılması için kullanılmasını ve büyüme yoluyla yoksulların gelirlerinde ve yaşam standartlarında iyileştirme sağlanmasını hedeflemektedir. Bu yaklaşım ayrıca büyümenin yoksulluk üzerindeki etkilerine odaklanmakta ve büyüme sürecinde gelir dağılımında ortaya çıkan değişiklikleri bu tartışmada ön plana çıkarmaktadır. Ekonomik büyüme, yoksulluk düzeyinin azaltılmasında literatürde kabul gören etkili bir araçtır.

Dolaysız Yaklaşım; yoksullukla mücadeleyi radikal reformlar, kamu harcamaları ve yoksullukla mücadele programları çerçevesinde inceler.

Dolaylı ve dolaysız yaklaşım çerçevesinde incelenen diğer yoksullukla mücadele politikaları ise beşeri sermayenin güçlendirilmesi, kırsal yoksulluğun azaltılması, kamu yönetiminin iyileştirilmesi, kadın yoksulluğunu azaltıcı tedbirler uygulanması, kentsel yoksulluğun azaltılması, çocuk yoksulluğunun azaltılması ve yoksulların iktisadi durumlarını kötü etkileyecek risklerin azaltılmasıdır.

Ünite 5 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç