o Tarım sektörünün geliştirilmesi için sanayi Tarım Sektörünün İktisadi Kalkınma Sürecine sektörüne kıyasla daha az yatırıma ihtiyaç Temel Katkıları duyulabilmesi
Ekonomik kalkınmada tarımın rolü yadsınamaz bir o Gelişmekte olan ülkelerin geleneksel gerçektir. Günümüzde gelişmiş ülkeler olarak yetersizlikleri ve eksiklikleri nedeniyle tanımladığımız uluslar öncelikle tarım sektöründe yaptırımların sanayi yerine tarıma kanalize kalkınmayı sağlamış, elde edilen sermaye birikimini olabilmesi için politik ve popülist güdüler sanayi sektörüne aktararak endüstrileşmeyi sağlamıştır. o Kalkınmanın erken aşamalarında ortalama gelir artışının ilk etapta tarım ürünlerine yönelik Bu bağlamda geri kalmış ekonomilerden gelişmiş talebi artırması ekonomiye geçerken GSMH içinde sektörlerin dağılımı • Kalkınmada sanayiye öncelik verilmesi lehindeki tarım sektörünün aleyhine ve sanayi ve hizmet görüşler sektörlerinin lehine olarak tanımlanabilir. Ancak sanayi ve o Sanayi sektörünün teknolojik gelişmelerin hizmet sektöründen elde edilen sermaye günümüzde daha uygulanmasına daha yatkın ve uyumlu olması kaliteli, sağlıklı tarım ürünlerinin üretimini artırmak için o Sanayi sektöründe artan verimler ilkesinin tarım sektörüne de dönmektedir. Ancak gelişmiş geçerli ve arz esnekliğinin yüksek olması ekonomilerde geri kalmış ekonomilere göre tarım o Sanayi sektörünün yatay-dikey entegrasyonlara sektöründe çalışan kişi sayısı daha az, tarımda teknoloji ve pozitif dışsallık meydana getirmeye daha kullanım daha yaygındır. yatkın olması Herhangi bir ülke ekonomisinin kalkınma sürecinde tarım o Sanayi sektörünün kalkınma için daha elverişli sektörünce sağlanması gereken bazı işlerler şunlardır: bir toplumsal yapı ve ortam oluşturması
• Ülke, bölge veya dünya ölçeklerinde nüfusun Kalkınmanın genel olarak tarımdan elde edilen beslenmesi ve gıda güvenliğinin sağlanması sermayenin sanayiye aktarılması başka bir deyişle (Ürün Katkısı) tarımdan sanayiye kaynak aktarılması şeklinde • Diğer sektörlerin hammadde ve bazı hallerde gerçekleştiği ifade edilmişti. Fakat bu düzenlemeler devlet işgücü ihtiyaçlarının karşılanması (Üretim eliyle yapılmaktadır. Bu durumda devlet kamu Faktörü Katkısı) kaynaklarını kullanarak kalkınmanın finansmanını • Diğer sektörler tarafından üretilen mal ve sağlamaktadır. Gerekli olan finansman ya vergi yoluyla ya hizmetler için talep oluşturulması (Piyasa da borçlanarak sağlanmaktadır. Günümüz koşullarında Katkısı) borçlanma pek de tercih edilmemektedir. Yapılan • Ekonominin döviz ihtiyacının karşılanmasına akademik çalışmalar ve entelektüel çevredeki tartışmalar katkı sağlanması (Döviz Katkısı) bağlamında bu kapsamda bir uzlaşı mevcuttur. Yani • Tarım sektörünün sermaye birikim süreçlerinin kalkınmanın finansmanının vergilendirme uygulamalarıyla önünü açması (Sermaye Birikimi Katkısı) sağlanması daha iyi bir yol olarak karşımıza çıkmaktadır. • Gelir dağılımının iyileştirilmesine ve Bu doğrultuda bazı devletlerin ne gibi vergilendirme yoksulluğun ortadan kaldırılmasına yönelik usullerine başvurdukları maddeler halinde sıralanmıştır:
çabaların odağı olması (Sosyal Eşitlik ve • Angarya (Emek Vergisi) – Fransa Örneği Adaletin Gerçekleştirilmesi Katkısı) • Arazi Vergisi – Japonya Örneği
Kalkınmanın Finansmanının Sağlanmasında • Devletin Bedelini Ödemek suretiyle Tarımsal Tarım Sektörünün Rolü ve Ülke Örnekleri Ürünlere El Koyması (İstimval) – Sovyet Rusya Örneği Kalkınma genel itibariyle tarım toplumundan sanayi • İç Ticaret Hadlerinin Tarım Aleyhine toplumuna, sanayi toplumundan da bilgi toplumuna doğru Döndürülmesi Suretiyle Sanayiye Kaynak evrilmektedir. Ancak gelişmekte ülkeler kalkınma Transferi Örneği hamlesini gerçekleştirmek için onları sanAyi ve bilgi toplumuna eriştirecek fiziki, beşeri ve sosyal sermaye Tarımsal Kalkınma Modelleri eksikliklerini gidermek zorundadırlar. Genel anlamda kalkınma toplumun refah düzeyinin tüm
Bununla beraber iktisatçılar arasında kalkınmada hangi kesimleri kapsayacak şekilde artış göstermesi olarak sektöre öncelik verileceğine ilişkin tartışmalar mevcuttur. tanımlanabilir. Özellikle 1930’lardaki büyük buhrandan Çoğunluk iktisadi kalkınmanın sanayiden geçtiğini iddia sonra 1970’lerde ortaya çıkan stagflasyona kadar ederken bir kısım iktisatçılar iktisadi kalkınma için tarıma kalkınma ekonomisi en popüler dönemini yaşamıştır. öncelik verilmesi gerektiğini öne sürmektedirler. Bu Kalkınma iktisadının nasıl gerçekleştirilebileceğine dair duruma ilişkin savlar şu şekildedir: bazı stratejiler geliştirilmiştir. Bunlar üç kategoriye ayrılmaktadır: • Kalkınmada tarıma öncelik verilmesi lehindeki görüşler 1. Eksojen kalkınma yaklaşımı 2. Endojen kalkınma yaklaşımı
3. Sürdürülebilir kalkınma yaklaşımı 4. Gelişmekte olan ülkelerde yalnızca kırsal alanda değil kentlerde de atıl işgücü bulunması Tarımsal kalkınma modelleri de kalkınma iktisadına bağlı dolayısıyla öncelikle kentsel alanlardaki atıl olarak 1950 ve 1970 yılları arasında oldukça revaçta işgücünün tamamının istihdam edilmesinden kalmıştır. Bu modeller tarım sektörüne ket vurmadan sonra tarımdan sanayiye işgücü transfer sanayi sektörüne elde edilen artık değer sonucu oluşan edilebileceği hususunun varsayımına dâhil sermayenin sanayi sektörüne aktarılmasın yolları ve edilmesi gerekliliği mekanizmalarını içermektedir. 5. Hem sanayi hem de tarım sektörlerinde emek Tarımsal kalkınma modelleri klasik ve neoklasik olmak yoğun yatırımlardan çok sermaye yoğun üzere başlıca iki kategoride incelenebilir. Neoklasik yatırımlara olan yönelimin analizlerde dikkate modeller, klasik iktisat ekolüne yönelik eleştiriler göz alınmaması dolayısıyla işgücünün marjinal önünde bulundurularak geliştirilmiştir: verimliliğindeki artışların simetrik olamaması ve modellerin güvenilirliğinin tartışılır hale gelmesi • Klasik modeller o Fei-Ranis modeli Küresel Ölçekteki Tarımsal Kalkınma § Birinci aşama Politikaları ve Türkiye’ye Yansımaları § İkinci aşama Küreselleşme son birkaç on yılın sıkça kullanılan § Üçüncü aşama terimlerinden biri olmasına rağmen tarımsal kalkınma o Kuznets ters u modeli politikalarının geçmişi daha önceye dayanır. Sanayi o Tarım ile sanayi arasındaki tamamlayıcılık devrimiyle beraber kır-kent ayrımının ekonomik perspektifinden kaldor modeli faaliyetleri daha fazla bir görünürlük kazanmıştır. Kırda o Lewis Modeli tarım, kentte de sanayi, işgücünün yoğunlukla iştigal ettiği § Dual (ikili) ekonomik yapı ekonomik faaliyetler olmuştur. § Tarımsal üretimin kısırlığı § Marjinal verimi sıfır, sonsuz esnek işgücü Kır-kent ayrımı bağlamında nüfus da farklılaşmaktadır. arzı Sanayi devrimiyle beraber kentleşme ve kentteki işgücü § Sanayide verimin yüksekliği artış göstermiş, kırdan kente göç dalgaları yaygınlaşmıştır. § Ücret yapısının farklılığı, Dünya Bankası’nın 2000-2001 raporuna göre 1995 yılında • Neoklasik modeller kentte yaşayanların oranı %45, kırda yaşayanların oran› o Jorgerson modeli %55 iken, bu oranların 2025 yılanda kentte %55 ve kırda o Kelley, Eiliamson ve Cheetham (KWC) modeli %39 olacağı belirtilmiştir. Aynı raporda kırsal alanların o Harris-Todaro göç modeli boşalmaya devam etmesiyle kentte yaşayan fakir insan sayısının 1995’te 1,6 milyardan 2025 yılında 3,1 milyara Yukarıda ifade edilen modellere ilişkin bazı eleştiriler ulaşacağı belirtilmiştir. getirilmiştir. Bunlar beş maddede toplanabilir: Bu doğrultuda, özellikle de II. Dünya Savaşından itibaren 1. Hizmet sektörünün tarım ve sanayi sektörlerini dünya, ülke ve bölge ölçeklerinde özel olarak tarım geride bırakarak ekonomilerde tartışmasız ve sektörlerine yönelik politikaların desteklenmesi, ezici bir oranda ağırlıklı konuma gelmesi yönlendirilmesi, tecrübe ve bilgi paylaşımı ve dolayısıyla bu sektörü ve karakteristik koordinasyon sağlanması amacıyla faaliyet yürütecek özelliklerini hesaba katmadan yapılacak kurumlar oluşturulmaya başlanmıştır. Birleşmiş Milletler analizlerin gerçekliğinin tartışmalı hale gelmesi Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agriculture 2. İkili kalkınma modellerindeki kapalı ekonomi Organization-FAO), Dünya Bankası (World Bank-WB), varsayımı, açık ekonominin iktisadi kalkınmaya Avrupa İşbirliği ve Kalkınma Bankası (European Bank for sağladığı yadsınamaz katkıların görmezden Reconstruction and Development-EBRD) ve Asya gelinmesine yol açması ve iktisadi büyümede Kalkınma Bankası (Asian Development Bank-ADB) başta gerek uluslararası ticaretin gerekse de tarımsal olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluş tarafından ara mallara yönelik talep artışlarının dikkate tarımsal kalkınmaya yönelik çok sayıda proje geliştirilerek alınmaması hayata geçirilmiştir. 3. Üretim dönemi içerisinde ve dışında tarım işgücündeki marjinal verimliliğin değişkenlik Başka bir uygulama türü ise tüm dünyada yaygın olan göstermesi, tarım işgücünde yer alanların aynı kooperatifçilik uygulamalardır. Toplum kalkınması, küçük zamanda üretim dönemi dışında da para yerleşme merkezlerinin içinde bulundukları ekonomik, kazanmasına rağmen tarım sektöründe işgücünün sosyal ve kültürel koşulları iyileştirmek amacıyla marjinal verimliliğinin sıfır kabul edilmesinin giriştikleri çabaların devlet tarafından desteklenmesi geneli kapsayan bir varsayım hâline olarak tanımlanabilir. Bu bağlamda küçük yerleşme dönüştürülmesi sebebiyle tereddütler ortaya merkezlerinde halk, kendi yaşam düzeylerini iyileştirmek çıkması için ekonomik, sosyal ve kültürel projelerin yürütülmesinde yörelerindeki projelerde çalışacaklardır.
Devlet bu çabaları özendirici şekilde projeler için gerekli kapital mallarının (makine, araç ve gereçler) sağlanmasında yardımcı olacaktır.
Ülkemizde Cumhuriyet’in ilk kuruluş yıllarından itibaren tarımsal kalkınmaya çok büyük önem ve öncelik verilmiştir. Tarım ülkemizde bitkisel ve hayvansal ürünler üretiminin yanında bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından işlenmesi, ormancılık ve balıkçılık faaliyetleri, tarımsal ürünlerin yetiştiricileri tarafından taşınması ve saklanması mağazalara devredilmeden üreticileri tarafından satılması faaliyetleri ile tarım alet ve makinelerinin diğer tarım üreticilerinin üretimle ilgili faaliyetlerinde bir bedel karşılığı kullandırılmasını kapsayacak şekilde geniş anlamda algılanmıştır.
Bunun yanı sıra ortaklarının belirli iktisadi çıkarlarını korumak, özellikle de meslek veya geçimlerine ilişkin gereksinimlerini işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet yoluyla karşılamak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olan kooperatiflerden de tarımsal kalkınma alanında geniş ölçüde istifade edilmiştir. Son dönemde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun çalışmaları ön plana çıkmaktadır.
Bunların dışında uluslararası kuruluşlara üyeliklerimizle birlikte bu kuruluşların Türkiye temsilcilikleri de tarımsal ve kırsal kalkınma alanında ülkemizde yürütülen çabalara destek vermişlerdir.