AÖF Soru Bankası
HİT208U · Ünite 7

Halkla İlişkiler ve Etik

Halkla İlişkilerde Güncel Kavramlar II dersi, ünite 7 özeti

HİT208U-HALKLA İLİŞKİLERDE GÜNCEL KAVRAMLAR II

Ünite 7: Halkla İlişkiler ve Etik

Giriş

Yaşamları boyunca insanlar karar verme eylemi gerçekleştirdikleri süreçlerden geçmek durumunda kalırlar. “İyi nedir? Kötü nedir? Nasıl yaşamam gerekir? Nasıl davranmalıyım?” gibi sorular insan zihnini sürekli meşgul eder. Etik, insan davranışlarına yön gösterme de yardımcı olur. Karar süreci esnasında ve sonrasında bireylerin gösterecekleri tutum ve davranışların ahlaki boyutlar taşıyabilmesi için etik ilkeler doğrultusunda hareket etmeleri önemlidir. Doğru ya da yanlışı değerlendirebilmek, gereklilik ve zorunluluk kavramlarını analiz edebilmek için etik kavramını bilmek ve uygulamak gereklidir. İnsanların genel olarak kabul ettiği evrensel etik değerler; adaletli olmak, güvenilir olmak, dürüst olmak, sorumluluk bilincinde davranmak, empati kurabilmek, başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı göstermek, yardımsever ve paylaşımcı olabilmek gibi davranışlardır. Etik kavramı ile ahlak kavramı çoğunlukla karıştırılan kavramlardır. Genellikle ikisinin birbiri yerine kullanıldığı görülmektedir. Aslında etik, ilkeler ile ilgili bir kavram iken ahlak ise davranışlar ile ilgilidir.

Etik Olgusunun Kavramsal Tanımı

İnsanlar yaşamları boyunca çeşitli etik ikilemler ile karşı karşıya kalırlar. Etik nedir? Ortak standartlar ya da kriterler nelerdir? Etik ikilemlerden kaçınmak ya da onlar ile başa çıkmak mümkün müdür? Bu soruların cevaplarını verebilmek için öncelikle etik kavramının ne ifade ettiğini açıklamak gerekir. Aslında etik kavramı, tarihsel süreçte kökleri en az 2500 yıl kadar geriye uzanan bir felsefe dalıdır.

Etimolojik çerçeveden bakıldığında kavramın Yunanca kökenli bir kavram olduğu ve “karakter, gelenek-görenek, insan davranışı, ahlak sistemi” anlamlarına gelen “ethos- ethikos” kelimesinden türediği bilinmektedir. Felsefi etiğin kurucusu Aristoteles olarak kabul edilir. Aristoteles, yaşadığı dönemin çeşitli ve çok yönlü sorunlarını felsefi açıdan inceleyip, ahlaki tutum ve davranışların biçimlerini ve şartlarını analiz ederek, ahlaki olanın özünü, amaçlarını ve hedeflerini sistematik bir biçimde açıklamıştır. Bu çalışmalar ile etik kavramı felsefenin bir kolu olarak görülmektedir. Böylelikle ahlaka yönelik felsefi incelemelerin tanımlayıcısı olarak kullanılmıştır. Felsefenin önemli bir dalı olan etiğin amacı incelendiğinde bir dizi farklı alt amaç ortaya çıkmaktadır.

• İnsan doğasını ahlaki niteliği bakımından açıklamak • Ahlak tarafından belirlenmiş eleştirel bir bilinç geliştirmek • Eleştiri yapabilmek için etik argüman biçimi ve temellendirme süreçleri oluşturmayı sağlamak, • Ahlaki eylemlerin bireyin isteğine bağlı olmadığını, tersine insan olarak varlığının vazgeçilmez bir niteliği olduğunu gösterebilmek, • İnsanı sevmeyi öğretmektir.

Etik-Ahlak ve Yasallık Kavramları

Ahlak kavramı, etik kavramından türetilmiş bir sözcüktür. Ahlak kavramı, insan davranışları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Etik kavramı ise felsefi prensipler üzerine yoğunlaşan bir kavramdır. Etik, geçmiş ve bugüne ilişkin doğru ve yanlış ölçülerinin anlatımı, ahlak ise bir toplumun değerleri, normları ve ilkeleri ile ilgili davranış biçiminin bütünüdür. Ahlak iyi ya da kötü davranış olarak tanımlanan şeyler demek iken, etik ise iyi ya da kötü davranışını nelerin oluşturduğunun analizi ve çalışmasıdır.

Etik, bir ahlak felsefesi, bir ahlak görüşü ya da anlayışı olarak ifade edilebilir. Etik ve ahlak kelimeleri arasında yüksek derecede örtüşme bulunsa da iki kavram birbirinden farklıdır ve karıştırılmamalıdır. Etik davranışlar insanların ne yaptığıyla- ilgilenir ve söz konusu davranış genellikle halka açıktır. Ahlak, motivasyonla ilgilidir -insanlar bir şeyi neden yaparlar- ile ilgilenir. Ahlak niyet ve tutumları içerdiğinden genellikle kişisel vicdanın alanı içindedir ve özeldir. Bazen ahlak etiğe yön verebilir, yani, bazen kişisel vicdan takdire şayan bir kamu davranışına yol açar. Ancak bazen takdir edilen kamu davranışı başka etkenlerle de gerçekleşebilir. Günümüzde etik kavramı, daha çok iş hayatında yer alan davranış biçimleri üzerinde düşünülen bir kavramdır. Etik hangi eylemin iyi olduğunu anlamak üzerine yoğunlaşır. Etik ilkeler ile ilgilidir. Ahlak kavramı ise davranışlara odaklandığı için etik kodlar ile belirlenmiş ilkeleri hayata uyarlama konusunda etiğe yardımcı olmaktadır.

Evrensel Etik Değerler

İnsanın aile, arkadaşlık, sosyal çevre ve profesyonel iş ilişkilerinde ve örgütsel davranışlarında iyi-kötü, adil-adil olmayan, doğru-yanlış biçiminde değer yargıları bulunmaktadır. Bireylerin profesyonel etiksel bağları, kendisine, mesleğine, müşterilerine, işverenine, çalışanına, medyaya ve topluma yönelik olmaktadır. Etik prensipler stratejik planlama ve uygulamanın temel taşlarını oluşturur. Etik değerler ulvi bir yaşam için evrenseldir ve zamanın ötesindedir. Josephson Institute for the Advancement of Ethics Enstitüsü’nün oluşturduğu evrensel etik değerler şu biçimdedir:

• Dürüstlük, doğruluk, bütünlük • Sözünü tutma • Sadakat ve bağlılık • Adil olmak • Diğer insanları umursama ve önemseme • Diğer insanlara saygı • Sorumlu vatandaşlık/yurttaşlık • Mükemmelin peşinden gitme • Sorumlu olma

İş Etiği

İş etiği kavramı, modern toplumların mal, hizmet üretimi ve dağıtımı esnasında organizasyonlardaki ilgili bireylerin hareketlerine, ahlaki standartların nasıl uygulanacağına yönelik çalışmaları içermektedir. Ticari etkinliklerin


taşıması gereken ahlaki özellikleri tanımlarken iş etiğinden faydalanılır. İş hayatında gerçekleştirilen çalışmalar sadece üretici ve tüketici arasında geçmemektedir. Yapılan çalışmaların topluma, o alanın bulunduğu sektöre de etkisi olmaktadır. Bu nedenle iş etiği önem kazanan bir kavram haline gelmiştir.

• İş etiğinin önem kazanmasının başlıca nedenleri şu şekilde sıralanabilir; • Toplumun sosyal açıdan sorumlu ve etik açıdan yüksek düzeyde kurumlar talep etmesi, • Kurumların topluma zarar vermesini önlemek için etik davranışların benimsenmesi, • Kurumların etik olmayan çalışan ve rakiplerden zarar görmelerini engelleyecek etik davranışın yaygınlaşması, • Çalışanların iş haklarının korunmasıdır

Etik Disiplininin Kullandığı Teoriler

Bir eylemin etik olup olmadığını belirlemenin zorluğu bireylerin neyin “doğru” neyin “yanlış” olduğuna dair farklı standartlara ve algılara sahip olmaları gerçeğine dayanmaktadır. Çoğu etik çatışma, siyah veya beyaz değildir, gri alanlar içerisindedir. Bir kişinin inanç sistemi, o kişinin belirli bir durumda nasıl davrandığını da belirleyebilir. Konunun uzmanları üç temel değer yöneliminin varlığından söz ederler; mutlakiyetçi, varoluşçu ve durumsalcı. Mutlakiyetçiler sonuçları ne olursa olsun her kararın ya “doğru” ya da “yanlış” olduğuna inanırlar. Varoluşçular, seçimleri önceden belirlenmiş bir değer sisteminde değil de dolaysız pratik seçim temelinde karar verirler.

Durumsalcı, her kararın en az zarara veya en çok iyiye neden olan şeye dayandığına inanmaktadır. Buna genellikle faydacı yaklaşım denir. Etik disiplininde kullanılan teoriler normatif teori ve normatif olmayan teori olmak üzere iki farklı yaklaşımda incelenmektedir.

Normatif Etik

Normatif etik, toplum içerisinde yer alan tüm bireyler için aynı derecede bağlayıcı nitelikler taşıyan ahlak yasalarından yola çıkarak yön bulur. Olması gereken ile değil, var olan ahlaki olguları ve değerleri belirler. Yargı belirtme gibi bir yaklaşımı yoktur. Toplumda neyin kötü olduğunu açıklamak üzerine yoğunlaşır. Daha önceden belirlenmiş olan ahlak normları normatif etikte olması gereken bir ön şart biçimindedir. Normatif etik, daha çok iletişimle ilgili sorunlara yönelik ve tanımlayıcı yapıdadır. Kural koyucu bir etik anlayışını temsil etmektedir.

Teleolojik (Sonuç Odaklı) Etik Yaklaşımları

Teleoloji sonuçların incelenmesi yönünde bir yaklaşım sergilemektedir. Teleolojik teoriler, bir eylemin kötülüğünü ya da iyiliğini, yanlışlığını ya da doğruluğunu sonuçlarıyla saptanmaktadır. Eylemin gerçekleşmesiyle oluşan sonuçlar iyi ise eylem doğru, kötü ise eylem yanlıştır. Buna ek olarak iyi sonuçlara götüren eylemin kötü yan etkileri varsa eylemin yol açtığı iyi ve kötü oranı önemli hale gel-

mektedir. Teleolojik teoriler, egoizm teorileri ve faydacılık teorileri ile açıklanmaktadır.

Deontolojik Etik Yaklaşımlar

Deontoloji kavramı etimolojik olarak görevin ya da bir insanın ne yapması gerektiğinin (deon) çalışılması ya da bilimi (logos) anlamına gelen iki yunanca sözcüğün birleşiminden oluşmaktadır. Deontolojik teoriler, davranışa yüklenen niyetleri ve kişilerin haklarını temel alan bir ahlak felsefesidir. Teolojide sonuç odaklı bir yaklaşım söz konusudur. Deontolojik etik ise bireylere sonuçlara rağmen belirli davranışları yapmanın gerekliliğinden bahsetmektedir. Deontolojistler acı sonuçlar doğuracak olsa bile doğru olanın söylenmesi veya yapılması gerektiğini savunmaktadır. Deontolojik teoriler, Kant ahlakı, haklar teorisi, relativist teoriler ve adalet teorisi olmak üzere dört başlıkta toplanmaktadır.

Erdem Etiği

Erdem etiği; bireyin eylemlerinin nihai amacının “mutluluk” olduğunu savunur. Bu sebepten dolayı, “mutluluk ahlakı” olarak da isimlendirilmektedir. Erdem ahlakı, iyi ve doğru bir hayatı oluşturan karakter özelliklerini kapsamlı bir biçimde tanımlamaya çalışır. Bireylerin karakterleri biçimlendirmeye, huylarını, özelliklerini kazandırmaya odaklanır. “Nasıl yaşamalıyım? nasıl bir insan olmalıyım?” sorularının cevabı erdem etiğinde önemli unsurlardır.

Halkla İlişkilerde Etik Kodlar-Önemli Yasa, Kural ve İlkeler

Uluslararası düzeyde bakıldığında halkla ilişkiler mesleğinde halkla ilişkiler örgütlerinin bağlı olduğu tek bir uluslararası kurum bulunmamakta, çeşitli dernekler, örgütler faaliyet göstermektedir. Genel olarak halkla ilişkiler dernekleri gönüllü olarak benimsedikleri etik kurallar çerçevesinde faaliyetlerini yürütmektedir. Mesleğin profesyonelleri, uzmanları ve çalışanları çeşitli dönemlerde bir araya gelerek meslekle ilgili bazı etik kurallar düzenlemişlerdir. Halka ilişkiler mesleğinin etik kodları, geniş çapta kabul gören yasa, kural ve ilkeler yardımı ile oluşturulmuştur. Aşağıda bu yasa ve kurallardan bahsedilmiştir. Atina Kuralı ya da Bildirisi olarak adlandırılan kurallar, üyeler arasındaki dayanışma, melek ve özel yaşam davranışlarının bütünlüğü, kuruluş ve halkın karşılıklı çıkarlarını gözetme, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine saygı gösterme, dürüstlük ve doğruluktan ayrılmama gibi kuralları içermektedir. Lizbon Bildirgesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesini temel alarak mesleğin genel ve özel yükümlülüklerine yer vermiştir. Helsinki Bildirgesinde, kalite ve kaliteyi geliştirerek devamlılığı konularında dikkat edilmesi gereken unsurlar ele alınmıştır. IPRA Mesleki Davranış Kurallarında halkla ilişkiler uzmanlarının doğruluk ve dürüstlük çerçevesinde müşterilere, topluma ve diğer meslektaşlara eşit davranmak, saygı duymak, hediye kabul etmemek, etik davranmayan meslektaşları derneğe bildirmek gibi unsurlara odaklanmaktadır.


Atina Kuralı

Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin (IPRA) “Uluslararası Etik Yasası” da denilen Atina Kuralı, 12 Mayıs 1965’te Atina’da toplanan IPRA Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. Sonrasında 17 Nisan 1968’de Tahran’da üzerinde bazı değişiklikler ve eklemeler yapılmıştır.

Lizbon Halkla İlişkiler Ahlak Kuralı

16 Nisan 1978’de Lizbon’da Halkla İlişkiler Avrupa Genel Kurulu toplanarak Lizbon Yasasını kabul etmişlerdir. Lizbon Yasasına 13 Mayıs 1989’da bazı eklemeler yapılmıştır. 3 bölümden oluşur.

Helsinki Bildirgesi

Helsinki’de 1997 yılında gerçekleştirilen Dünya Halkla İlişkiler Kongresi’nde bir araya gelen IPRA (Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği), CERP (Halkla İlişkiler Avrupa Federasyonu), ICO (Halkla İlişkiler Danışmanlar Derneği) temsilcileri, mesleğin kalitesi ve kalitenin geliştirilmesi için kabul ettiği koşullardır.

IPRA’nın Mesleki Davranış Kuralları

Dünya’da halka ilişkiler mesleğinin yaygın hale gelmesi ile birlikte, uluslararası halkla ilişkiler uygulamalarının gerektirdiği ihtiyaçların ve zorlukların giderilmesi, meslek içerisinde bilgi alışverişi ve iş birliğinin teşvik edilmesi amacıyla farklı ülkelerin halka ilişkiler yöneticilerin katılımı ile 1 Mayıs 1955’te Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği (IPRA) kurulmuştur. IPRA’nın Mayıs 1961 yılında Venedik’te gerçekleştirdiği oturumda alınan kararlar ile IPRA’nın Davranış Kuralları belirlenmiştir. 2011 yılına adapte edilmiş olan IPRA Davranış Kuralları, Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği üyeleri tarafından profesyonel ve etik yönetimin onayıdır ve tüm dünyadaki halkla ilişkiler uygulayıcılarına tavsiye edilmiştir. IPRA üyeleri bu kuralları onaylayarak, Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği’nin bu kurallarının ihlaline yönelik disiplin prosedürlerine sadık kalmayı ve bunların uygulanmasına yardımcı olmayı kabul etmektedir.

TÜHİD Meslek İlkeleri

Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) Türkiye’deki halkla ilişkiler uzmanlarının bir çatı altında toplanması, meslek içi dayanışma ve beraberliğin yapılandırılması ve güçlendirilmesi, halkla ilişkiler mesleğinin tanıtılması ve geliştirilmesi amaçları ile 1972 yılında kurulmuş ve halen çalışmalarını sürdüren bir dernektir. TÜHİD; halkla ilişkiler meslek ahlakı ilkelerinin gözetilmesine yönelik tüm uluslararası meslek kuruluşları ile dayanışma içerisinde ve bu kuruluşların meslek ahlakı ilkelerini benimser niteliktedir.

Halkla İlişkilerde Etik Karar Modelleri

Halkla ilişkiler mesleğinde etik kavramı diğer mesleklerdeki etik olgusundan farklılıklar göstermek durumundadır. İş etiği çerçevesinde etik kodlar uygulanmadığında maddi kayıpların yanı sıra itibar kaybı oluşabileceği için halkla ilişkiler uygulayıcıları diğer meslektaşlarına göre daha dikkatli davranmalıdır. Etik

alanda oluşabilecek sorunlarda kurumlar bireysel etik ve ahlak yaklaşımlardan uzak durmak, kurumsal kültürü dikkate alarak kuruma uygun olabilecek şekilde geliştirilen kurallar çerçevesinde hareket etmek durumundadır. Halkla ilişkiler uygulamacıları kurumun sorumluluklarını dikkate alarak karar alma mekanizmasında önemli rol oynarlar.

Avukat/Muhalif Modeli

Halkla ilişkilerin görevi, içinde bulunduğu hukuk sistemini hem savunan hem de karşı çıkan şekilde taraflara eşit biçimde yaklaşıp mesaj vermektir. Avukatlık ve halkla ilişkiler mesleklerinin iki yönden benzerlik gösterdiği görülmektedir. Bunlar; belli bir tarafın savunmasını ya da avukatlığını yapmaları ve karşı tarafın haklarının korunmasının ve savunmalarının kendilerine ait olmadığını iddia etmektedir. Bu çerçeve doğrultusunda halkla ilişkiler uygulayıcıları kamuoyunu ya da hedef kitleyi dinlemek, dikkate almak ve onları savunmak zorunda değildir.

Genişletilmiş Çıkarlar Modeli

Genişletilmiş çıkarlar ifadesi iş etiği çerçevesinde “uzun vadede kurumsal çıkarlar elde etmek için başkalarının çıkarlarına yönelik faaliyetler de yapılmasını” ifade etmektedir. Örnek olarak bir firmanın eğitime katkıda bulunmak için okul yapımına bağışta bulunması firmanın genişletilmiş çıkarlarını ifade ederken aynı zamanda bu bağış firma için iyi bir halka ilişkiler uygulamasıdır. Kurumsal sosyal sorumluluk uygulamalarını bu model çerçevesinde değerlendiren yaklaşımlar bulunmaktadır.

İki Yönlü İletişim Modeli

Bu model ilk olarak Jim Grunig tarafından geliştirilmiştir. Bu modele göre, halkla ilişkilerin rolü çeşitli kişi, görüş ve değerlerin bir araya geldiği ve farklı sonuçların elde edildiği bir tartışma forumu oluşturmak şeklindedir.

Toplumsal Sorumluluk Modeli

Halkla ilişkiler uygulayıcılarının temel işlevinin topluma ve halka hizmet etmek olduğunu savunan bu model, kurumların iş süreçlerindeki kararları halkın çıkarları doğrultusunda almaları gerektiğini ifade eder. Halkla ilişkilerin sosyal işlevi toplumla organizasyon arasında bir uyum ortamı yaratmaktır. Ek olarak etik davranışa göre toplumun büyük kesiminin refahından sorumlu olmayı gerektirir.

Profesyonel Sorumluluk Modeli

Profesyonelliği temel alan bu modelde halkla ilişkiler uygulayıcısı, gerçekleştirdiği etkinliklerde sosyal ve toplumsal zorunluluklardan arınıp, mesleği profesyonel anlamda yerine getirmek için gerekli olan sorumluluklara uymakla yükümlü̈ olarak konumlandırılmaktadır.

Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç