AÖF Soru Bankası
HİT207U · Ünite 7

Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Halkla İlişkilerde Güncel Kavramlar I dersi, ünite 7 özeti

HİT207U-HALKLA İLİŞKİLERDE GÜNCEL KAVRAMLAR I

Ünite 7: Kurumsal Sosyal Sorumluluk

Giriş

Günümüzde kurumlar için sosyal ve doğal çevre üzerinde etkili olabilme çabası kaçılmaz hâle gelmiştir. Kurumların kendilerini sosyal ve çevresel yaşamdan soyutlayarak güçlü kurumsal yapıya sahip olabilmeleri zordur. Sosyal ve çevresel yaşam alanlarına büyük kurumların katkıları arttıkça kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) kavramı da giderek önem kazanmaya başlamıştır. Kurumsal sosyal sorumluluk, kurumların sadece müşterine değil, paydaşlarına ve daha da önemlisi topluma olan sorumluluğunun bir sonucudur. KSS kavramı çerçevesinde toplumsal katılım ve entegre raporlama da önemli kavramlardır. Kurumların değerinin artması sadece ürettikleri mal ya da hizmetlerin kalitesi ile değil yaptıkları çalışmalar ile toplumsal alanda sağladıkları değerlerdir. Kurumsal sorumluluk, düzenlemeye tabi olmasa da tüm şirketlerin, lisanslama ve düzenleyici altyapı operasyonlarına uyacak biçimde ve aynı doğrultuda uygulaması gereken bir stratejidir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kavramının tanımı

Kurumların toplumsal sorumluluğu, kurumun topluma yönelik olarak gerçekleştirdiği gönüllü katkılardır. Kurum toplumu oluşturan bireylere karşı duyarlı, toplumun ya- şadığı çevreye zarar vermeyecek, kullandığı kaynakları israf etmekten kaçınan, toplumsal sorunlara karşı hassasiyet gösteren faaliyetler gerçekleştirmelidir. Kurumsal sosyal sorumluluk uzun dönemde kurumlara iyi bir kurumsal itibar algısı oluşturma ve satın alma kararında tercih edilen marka olma yansıması sağlar.

Kurumsal sosyal sorumluluk kavramı farklı dönemlerde farklı şekillerde tanımlanmıştır. Tanımların kısa özeti için lütfen Tablo 7.1’e (sayfa151) bakınız.

Bununla birlikte bu tanımlamaların ortak maddeleri aşağıdaki şekilde belirtilebilir:

1. İşletmelerin sadece kâr elde etmek adına ürün ve hizmet üretmenin ötesinde de sorumlulukları bulunmaktadır. 2. İşletmeler, sebep oldukları sosyal sorunların çözümüne katkı sağlamaya yönelik çalışmalar yapmalıdır. 3. İşletmelerin sorumluluğu yalnızca hissedarlarına karşı değildir. Kurum içi ve kurum dışı tüm pay- daşlarına karşı da sorumludurlar. 4. İşletmelerin yalnızca ekonomik değerlere odaklanmaması, bu değerlerin yanı sıra insani değerlere de önem vermeleri gerekir

Sosyal Sorumluluk Kavramı

Sosyal sorumluluk kavramını “Yönetim Felsefesi (The Philosophy of Management)” adlı kitabında, “kurumun yönetim prensipleri, toplumun sosyal faydası üzerinde odaklanmalıdır” ifadesini kullanarak ilk defa gündeme getiren Oliver Shelton’dur. Sosyal sorumluluk kavramının daha geniş bir tanımlamasını ise şu şekilde yapmak mümkündür; “Bir işletmenin ekonomik ve yasal koşullara,

iş ahlakına, işletme içi ve çevresindeki kişi ve kurumların beklentilerine uygun bir çalışma stratejisi ve politikası gütmesi, insanları mutlu ve memnun etmesidir”.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kavramının Tarihsel Gelişimi

Dünyada Sosyal Sorumluluk Kavramı

Kurumsal sosyal sorumluluk tarihsel süreci oldukça eski dönemlere dayanan bir kavramdır. 1929 yılında başlayan ve dünya tarihinin en önemli ekonomik buhranlarından birisi olarak kabul edilen “Büyük Buhran” (Great Depression) başta ABD ve Batı Avrupa’nın sanayileşmiş ülkeleri olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde çok fazla sayıdaki insanın işsiz kalmasına ve önemli üretim kayıplarına neden olmuştur. Bu dönem sosyal sorumluluk kavramının gelişmesinde de büyük rol oynamıştır. Böylesi bir buhranın etkisiyle kurumların sorumluluk anlayışlarında da farklı gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır.

1980lerde Geri dönüşüm, atık azaltmaya yönelik çalışmalar, ihtiyacı olan insanlara maddi destek sağlamak, halk sağlığının iyileştirilmesine yönelik faaliyetler bu dönemde uygulanan sosyal sorumluluk faaliyetlerinden bazılarıdır.

1990larda etik konular üzerindeki çalışmaları içeren Business Ethics Quarterly isimli derginin yayımlanmaya başlaması (1991), Birleşmiş Milletler Çevre ve Gelişme Konferansı UNCED tarafından sunulan Rio Bildirgesi (1992), Birleşmiş Milletler Kopenhag Bildirgesi (1995), SA8000 standartları (1997), Coalition For Environmentally Responsible Economic-CERES tarafından 1997’de gerçekleştiren önemli iki girişim olarak kabul edilen GRI Raporu (Global Reporting Initiative) ve INCR (Investor Network on Climate Risk) olarak sıralanabilir.

İki binli yıllara gelindiğinde ise küreselleşmenin hızla artması ile birlikte çevresel ve teknolojik alanlardaki büyük değişimler sonucunda kurumlar için KSS uygulamaları kaçınılmaz uygulamalar olmaya başlamıştır.

Günümüzde KSS dünyada ve ülkemizde ilgi çekici bir konu olmaya devam etmekle birlikte bu alanda yapılan çalışmalar da giderek artmaktadır.

Küresel İlkeler Sözleşmesi Maddeleri

Küresel İlkeler Sözleşmesi’nin on maddesi aşağıdaki gibidir:

İnsan Hakları Alanı

İlke 1: İş dünyası, ilan edilmiş insan haklarına destek olmalı ve saygı göstermeli

İlke 2: İş dünyası, insan hakları ihlallerinin suç ortağı olmamalı

Çalışma Standartları Alanı

İlke 3: İş dünyası, çalışanların sendikalaşma ve toplu müzakere özgürlüğünü desteklemeli


İlke 4: Zorla ve zorunlu işçi çalıştırılma uygulamasına son verilmeli

İlke 5: Her türlü çocuk işçi çalıştırılmasına son verilmeli

İlke 6: İş dünyası, işe alım ve işe yerleştirmede ayrımcılığa son vermeli

Çevre Alanı

İlke 7: İş dünyası, çevre sorunlarına karşı ihtiyati yaklaşımları desteklemeli

İlke 8: Çevresel sorumluluğu artıracak her türlü faaliyet ve oluşuma destek verilmeli

İlke 9: Çevre dostu teknolojilerin gelişmesi ve yaygınlaşmasını desteklemeli

Yolsuzlukla Mücadele Alanı

İlke 10: İş dünyası, rüşvet ve haraç dâhil olmak üzere her türlü yolsuzlukla savaşmalı

Türkiye’de Kurumsal Sosyal Sorumluluk Kavramı

Türkiye’deki KSS uygulamalarının geçmişinin Osmanlı İmparatorluğu’na uzandığı görülmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda önemli bir kavram olan “vakf” (şimdiki adıyla vakıf) kavramı eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi kamu hizmetlerinin başlıca kurumsal mekanizmasını oluşturuyordu.

Türkiye’de KSS bilincinin oluşmasının en önemli göstergelerinden bir tanesi de 2008 yılında KSS Avrupa üyeliğine kabul edilen Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneğinin varlığıdır. İNGEV’in 2018 yılında raporladığı bir araştırmaya göre , 2017 yılında Türkiye’de bir yılda 746 adet KSS projesi yapıldığı görülmektedir. Türkiye’de gerçekleştirilen KSS uygulamalarının önemli bir değerlendirmesi de Capital Dergisi tarafından 2005 yılından beri her yıl yapılan Kurumsal Sosyal Sorumluluk Araştırması’dır. Ünitenin ilerleyen bölümlerinde bu araştırmadan sonuçlar örneklendirilmiştir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Önemi

Kurumun toplumda yaşanan sorunların farkında olması elbette gereklidir ama bunun yanı sıra bu sorunların çözü- müne yönelik olarak da topluma katkılar sunması gerekmektedir. İşletmeler ekonomik amaçlarını gerçekleştirirken, bir yandan topluma zarar veren veya olumsuz etki yapan faaliyetleri ortadan kaldırarak sosyal dengeyi korumalıdır. Bir diğer yandan da toplumun refahı ve sağlığına yönelik faaliyetlerle, sosyal faydayı arttırmalı, gerektiği durumlarda sosyal sorunları çözmek için kendi kaynaklarını kullanmalıdır. Keefe’ye göre kurumsal sosyal sorumluluğun önem kazanmasına dair beş tane gelişim (trend) bulunmaktadır.

1. Saydamlık 2. Bilgi 3. Sürdürülebilirlik 4. Küreselleşme 5. Kamu sektörünün başarısızlığı.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Teorileri

Hissedar Teorisi

Hissedar teorisi KSS’yi yatırımcıları değer yaratmasına engel olarak gören bir yaklaşım sunmaktadır. Teori temelini Adam Smith’in “Görünmez El Teoremi”nden almaktadır. Görünmez el teoremini savunan uzmanların en bilineni Friedman’dır. Görünmez el yaklaşımını şu şekilde özetlemek mümkündür; “kâr yap ve kanunlara uy.” Bu yaklaşıma göre, işletmeler yasal zorunluluklar çerçevesinde kârlarını artırmaya çalışmaktadır. İşletmelerin sosyal sorumluluğu, kaynakların toplum için etkili bir biçimde kullanımına imkân yaratacak, serbest piyasa mekanizması sağlayacaktır.

Sosyal Paydaş Teorisi

Bu modele göre şirket yöneticileri, şirkette “pay” sahibi olan grupların çıkarlarını dengeli bir şekilde göz etmek zorundadır. Bu paydaşlara hissedarlar, çalışanlar, müşteriler, tedarikçiler ve yerel halk örnek verilebilir. Yani, hissedarların kâr arttırma isteği yönetimin göz önünde bulundurmak zorunda olduğu onca grubun isteklerinden sadece biridir. Bu model, ayrıca, şirketin sosyal sorumluluklarını yerine getirmesini de zorunlu kılar.

Ortak Değer Teorisi

İşletmelerin hem toplumun hem de firmalarının faydalanacağı fırsatları keşfetmeleri yarar sağlayacaktır. Bu bağlamda KSS’nin sadece bir zarar kontrol aracı veya halkla ilişkiler kampanyası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ve KSS’nin rekabetçi başarı için önemli olduğunun da kabul edilmesi gereklidir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk ile İlişkili Kavramlar

KSS, işletmelerin nasıl para harcadıkları değil finansal tablolar ile ifade edilen kârlılığının nereden ve nasıl ortaya çıktığını anlatan bir iş stratejisi ve uygulamalar bütünüdür. Kurumsal sosyal sorumluluk kavramını ele alırken birbirini bütünleyerek konunun daha iyi netleştirilmesini sağlayan iş etiği, sürdürülebilir kalkınma, kurumsal vatandaşlık, kurumsal hayırseverlik, kurumsal yönetişim ve kurumsal hesap verebilirlik kavramlarından bahsetmek gerekmektedir.

Amsterdam cezaevi sisteminde cezaların infazı toplu olarak gerçekleştirilirdi. Bu sistemde mahkûmlar toplu olarak bulundurulurdu. Bu sebeple Amsterdam cezaevi modeline müşterek hapis (toplu) sistemi de denilmektedir.

İş Etiği

Etik kavramı yasalarca düzenlenmeyen fakat insanların davranışlarının sonuçlarına yoğunlaşan ahlaki standartlar ve kurallar bütünüdür. İş etiği ise iş dünyası için geçerli yol gösteren standartlar olarak ifade edilebilir.

İş etiğinin önem kazanmasının nedenleri;

1. Toplumun, sosyal açıdan sorumlu ve etik açıdan yüksek düzeyde kurumlar talep etmesi,


2. Kurumların topluma zarar vermesini önlemek için etik davranışların benimsenmesi, 3. Kurumların etik olmayan çalışan ve rakiplerden zarar görmelerini engelleyecek etik davranışın yaygınlaşması, 4. Çalışanların iş haklarının korunması iş etiği konusunun önemini sağlamıştır.

Sürdürülebilir Kalkınma

Sürdürülebilirlik, kurumların uzun vadede işletme devamlılığı için, üretim süreçlerinde çevreye verilen zararların giderilmesine yönelik olarak gerçekleştirdikleri strateji ve yaklaşımları kullanmaları olarak açıklanabilir. Sürdürülebilir kalkınma ise ilk olarak 1987 yılında Birleşmiş Milletler Brundtland Raporu olarak da bilinen, BM Çevre ve Kalkınma Komisyonu raporunda, “günümüz insanlarının sonraki kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilme olanağını riske atmadan kendi ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde bir kalkınmayı gerçekleştirme süreci” biçiminde ifade edilmiştir.

Kurumsal Vatandaşlık

Kurumsal vatandaşlık, bir kurumun bulunduğu toplumun önemli ve sorumlu bir üyesi olarak rollerinin farkında olması ve bu rolleri kabul etmesi olarak ifade edilmektedir. Goodman kurumların, insanların zihninde çeşitli yollarla kurumsal vatandaş algısı oluşturmaya çalıştıklarını belirtmiştir. Bunlar;

1. Yıllık raporlarda gerçekleştirdikleri faaliyetlerini anlatmak. 2. Kamu yararı raporları yayımlamak. 3. Kurum bültenlerinde gerçekleştikleri faaliyetlere yer vermek. 4. Basın açıklamaları yapmak. 5. Gerçekleştirilen kurumsal vatandaşlık faaliyetleri ile reklam ve pazarlama temalarını birleştirmektir.

Kurumsal Yönetişim

Yönetişim (governance), yönetim (goverment) sözcüğünden türetilen bir kavramdır. Yönetim, etkileşim ve iletişim terimlerinin birleşmesi ile oluşmuştur. OECD kurumsal yönetişim kavramını ekonomik verimliliği ve büyümeyi artırmanın yanı sıra yatırımcının güvenini kazanmanın anahtar unsurlarından biri biçiminde tanımlamaktadır.

Kurumsal Hesap Verebilirilik

Hesap verebilirlik, kişi ya da kurumun, yaptığı bütün eylem ya da eylemsizliklere yönelik olarak ortaya çıkan sonuçlardan sorumlu olma durumu olarak tanımlanabilir. Hesap verebilirlik aynı zamanda sorumluluk ile de yakından ilgili bir kavramdır. Kurumsal hesap verebilirlik ise kurumun tüzel kişilik olarak hesap vermesidir. Kurumsal hesap verebilirlik, paydaşlarla işletmenin yönetim kadrosu arasındaki ilişkiyi geleneksel vekâlet yöntemi ile sınırlandırmamakta, açık ya da örtülü bir şekilde işletme ve paydaşları arasında ilişki kurulmasına imkân sağlamaktadır. Bu noktada işletmelerin hesap

verme sorumluluğunu yapılan çeşitli anlaşmalar ve sözleşmeler yerine getirmektedir.

Kurumsal Sosyal Sorumluluk Modelleri

Carroll’un Sosyal Sorumluluk Modeli

Carroll 1991 yılında yaptığı çalışmasında sosyal sorumluluk piramidi modelini geliştirmiştir. Bu modelin temelinde kurumsal sosyal sorumluluk kavramının ekonomik, yasal, etik ve hayırseverlik olmak üzere dört boyut çerçevesinde oluştuğu düşüncesi hâkimdir. Bu modele göre sosyal sorumlu bir kurumu, kâr hedefiyle davranan, geçerli kanunlara uyum gösteren, etik bir şekilde hareket eden ve iyi bir kurumsal vatandaş biçiminde olarak tanımlamak mümkündür. Piramidin tamamı için Şekil 7.2’ye (Sayfa 162) bakınız.

Davis’in Sosyal Sorumluluk Modeli

Davis’e göre sosyal sorumluluk, kurumların faaliyet gösterilen alandaki çıkar gruplarıyla aralarındaki etkileşim sonucu ortaya çıkmaktadır. 5 ana varsayıma dayanmaktadır. Bunlar;

1. Sosyal sorumluluk işletmelere emanet edilen sosyal güçten kaynaklanır. 2. Toplumsal faaliyetlere açık olması (Açık iletişim) 3. Sosyal sorumlulukların oluşturacağı maliyetler. 4. Sosyal sorumluluklar kullanıcılar tarafından karşılanır. 5. Tüzel kişilik olarak işletmenin sosyal sorumlulukları.

Ackerman’ın Sosyal Duyarlılık Modeli

Robert W. Ackerman (1973), kurumların sosyal çabalarının asıl amaçlarının duyarlılık olması üzerine üç basamaktan oluşan bir model geliştirmiştir:

1. Politika Aşaması 2. Öğrenme Aşaması 3. Örgütsel Yükümlülük Aşaması

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Kapsadığı Alanlar

Kurumsal sosyal sorumluluk genellikle şu ögeleri içermektedir:

1. Teşebbüs: Teşebbüs ve teşebbüs sahiplerinin sayısını arttırmaya yönelik girişimleri ve girişimcileri desteklemek 2. Eğitim: Gençlerin yaşamlarına yönelik yeni ufuklar açmaya yönelmek 3. Kültür ve sanat: Sanatsal faaliyetler için yardım yapmak ve yöre insanlarıyla birlikte vakit geçirecek ortamlar yaratma 4. Çevre: Toplumsal yaşam kalitesini arttırmaya yönelik ve çevresel güvenliği sağlayacak yerel çabayı desteklemek.

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Kurumlara, Kurum İçi ve Kurum Dışı Paydaşlara Sağlayacağı Faydalar

Kurumsal sosyal sorumluluğun kurumlara sağlayacağı faydalar Tablo 7.3’te (sayfa 164) verilmiştir.


Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Avantaj ve Dezavantajları

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Kurumlara Yönelik Avantajları

1. Marka değeri oluşturmayı sağlar. 2. Olumlu kurumsal imaj ve marka imajı oluşturur. 3. Kurum itibarını arttırır. 4. Müşteri sadakati için önemli avantajlar sağlar. 5. Müşteri güveni oluşturur. 6. Toplumsal saygı sağlar. 7. Satışların artmasını sağlar. 8. Kurumsal öğrenme ve yaratıcılık potansiyeli artar. 9. Hisse senetlerinde değer artışı oluşturur. 10. Nitelikli iş gücünü tutma ve cazip gelme imkânı sunar. 11. KSS uygulamalarına hassasiyet gösteren ya- tırımcılara ulaşma fırsatı yakalanabileceği için hisse değerleri artmakta ve borçlanma maliyetleri azalmaktadır. 12. Yönetişimi geliştirerek verimlilik, kalite ve rekabet gücünü arttırır. 13. Çalışanların moral ve motivasyonunu arttırır. 14. Yeni iş ortaklıklarının kurulmasına fırsat yaratır. 15. Finansal performansta iyileşme ve operasyonel maliyetlerde azalma sağlar. 16. Kamuoyunda ve kural koyucuların gözünde kurumun görüşlerinin önemli hâle gelir. 17. Etkin risk yönetimi sağlar. 18. Yeni pazarlara girme kolaylığı sağlar.

Kurumsal Sosyal Sorumluluğun Kurumlara Yönelik Dezavantajları

1. Ek bürokrasi uygulamalarına yol açabilir. 2. Kurumların sosyal faaliyetleri ürün maliyetlerine yansıdığında ürün fiyatlarının artması ve rekabet gücünün azalıp, pazar payının düşmesine neden olabilir. 3. Yeni insan kaynağı ihtiyacı doğurabilir ve işletmenin bütçesini etkileyebilir. 4. Raporlama sürecinde belirtilen kriterlerin değişim göstermesi durumunda zaman kaybı ve verimsizlik yaratabilir. 5. Sosyal konularda gereğinden fazla hassasiyet gösteren işletme sahipleri, ortakları veya yöneticileri olduğunda, işletmeler kurumsal amaçlarından uzaklaşabilirler.

Ünite 7 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç