GİT104U-GÖRSEL İLETİŞİM VE TASARIM TARİHİ
Ünite 2: Baskının Avrupa’ya Gelişi
Giriş
Matbaanın ortaya çıkışı, insanlık tarihindeki birkaç önemli olaydan biridir. 1452’de Gutenberg ilk modern matbaanın temellerini atmıştır. Matbaa, bireylerin bilgiye erişmesini sağlamakla kalmamış bilginin yayılmasını da sağlamıştır. Matbaa, kitleleri buluştururken süreli yayınlar ve posterlerin doğuşuyla yazı görsel iletişimi daha göz alıcı hâle getirmiştir. Matbaa yazıyı daha tutarlı hâle getirerek dil bilgisi ve noktalama işaretlerini de ortaya çıkarmıştır (McLuhan, The Gutenberg Galaxy, 1962).
Baskının Avrupa’ya Gelişi
Doğudan batıya doğru gelişen ipek yolu ticareti Avrupa’yı 11.yüzyılda Çin’den gelen kâğıt ile tanıştırmıştır. Büyük kâşif Marco Polo 1295 yılında Çin seyahati sonrasında İtalya’ya döndüğünde doğunun baskı teknolojisini de beraberinde getirmiştir. Önceleri İtalya’da ahşap blok baskı tekniği ile kitaplar üretilirken çok kısa zaman sonra bu teknoloji Avrupa’nın diğer ülkelerine de yayılmıştır. Uzun zaman alan kopyalama tekniği oldukça zahmetli, pahalı olduğu için ahşap baskı teknikleri daha da popüler hâle gelmiştir. Üretimin artması ile kitapların yayılımı artmış ve sürekli büyüyen bir okuyucu kitlesi oluşmuştur.
Avrupa’da Erken Dönem Blok Baskı
Avrupa’da ahşap kalıp baskının 1390’da kâğıt üretiminin sonrasında başladığı bilinmektedir. İlk ahşap baskılar, genellikle dini imgelerin, azizlerin ve oyun kartlarının ve çeşitli illüstrasyonların üretilmesine olanak sağlanmıştır. Tipografi Almanya’dan Avrupa’nın diğer ülkelerine yayılırken ahşap oyma sanatı da ona eşlik etmiştir. Erken dönem çalışmaların birçok örneği hariç tutulduğunda, Fransız ahşap oymacılığı Lyon şehrindeki kitaplarda kendini göstermeye başlamıştır. 1440 yılında tipografinin bulunuşu ile yazı ve resim birbirinden ayrılmış blok kitapların oluşturulmasında metin ve resim arasındaki ilişki yer değiştirmiştir. Blok kitapta odak resimde iken artık yazı daha önemli hâle gelmiş, baskılar artık bir pres yardımıyla yapılırken bloğun yüksekliği kurşun harflerin yüksekliğine göre ayarlanmıştır. Blok baskı, mürekkebi kumaş veya kağıda aktarmak için ahşap kauçuk malzeme vb. malzemelere oyulmuş bir kabartma baskı tekniğidir. Blok, bir tür damga görevi görür ve nihai ürün, oymacılığın ayna görüntüsüdür. Avrupa’da 14. yüzyılda uygulanmaya başlanan ahşap blok baskının ilk örneklerinden birinin 1418 yılında basılan “Dört Azizli Bakire ve Çocuk” olduğu bilinmektedir. 15. yüzyılda tipografik baskı tekniği ile, ahşap baskı birleştiğinde kitap basımı arasındaki bağlantı yakınlaşmıştır. Ahşap blok kitaplarda yazı ve görseller aynı tahta parçasına oyularak yapılırken hareketli tiple basılan kitaplarda ahşap parçalar ve metal karakterler matbaada kilitlenerek yazı ve resimlerin birlikte mürekkeplenip basılması sağlanmıştır (Cundall, 2000).
Avrupa’da Yazı Basım Teknikleri
Batı’da hareketli tip baskının icadı, Hollanda’nın Haarlem kentinden Laurens Jansoon Coster ve güney Fransa’daki Avignon’dan Procopius Waldfoghel için iddia edilmiştir.
Ancak Johann Gutenberg hareketli metal harfler ile çalışan en optimum yöntemi geliştirmiştir. (Philadelphia 1940) Almanya’da bilinen en eski basım örneği bir Sibylline şiirinin basıldığı bir kitap yaprağıdır. Bu eser, latin dilbilgisi ve astronomik bir takvim ile muhtemelen Gutenberg’in Mainz atölyesinde 1444-1447 yılları arasında deneysel olarak basılmıştır. En erken tarihli baskı sayfası, 1454 tarihli papalık hoşgörü koleksiyonudur. Bununla birlikte tam olarak bastığı ilk kitap kırk iki satırlık İncil’dir. Bir hattat olan ve daha sonra 15. yüzyılın en yetenekli matbaacılarından biri olacak Peter Schoeffer’ın yardımıyla, 1450’de başlanan kitap 1456’da tamamlanmıştır (Garnett, 1934).
Gutenberg Matbaasının Gelişimi
Johann Gutenberg’in (1397-1468) icadı, zamanının ekonomik, politik ve kültürel gelişimini günümüze kadar etkilemiştir. Gutenberg’in bu icadı seyahat raporları, günlük kayıtları, gazete ve dergiler gibi kitap ve yazıların yanı sıra çizimler, resimler ve haritaların daha hızlı ve daha büyük baskılarda çoğaltılmasını mümkün kılmıştır. Gutenberg’in icadı milenyumun en önemli olaylarından biriydi ve 1998 yılında son bin yılın en önemli kişiliği seçilmiştir. Alman kuyumcu Johannes Gutenberg, kitap basım sürecini kolaylaştıran ilk kişi olarak tanınsa da 1436 civarında hareketli parçalar ile matbaa basım tekniğini icat etmesiyle tanınır. Koreli baskıcılar Gutenberg’den bir asır önce hareketli metal harflerle baskı yapmıştır. Ancak çoğu tarihçi, Gutenberg’in, mürekkepli hareketli parçaları eşit şekilde sıkıştıran vidalı bir şarap presi uyarlamasının, modern çağın kilidini açmanın anahtarı olduğuna inanmıştır. Almanya yayıncılığın doğum yeri olarak anılsa da zanaatkar Johannes Gutenberg’in 15. yüzyılın ortalarında hareketli tip matbaayı icadı sayesinde, bu endüstriye en büyük itici gücü veren Venedik Cumhuriyeti olmuştur (Silver, BBC, 2019). Venedik, Gutenberg’in icadı ile başlayan kültür sıçraması için verimli bir zemin olmuştur.
Aldus Manutius
Matbaacıların en önemlilerinden biri İtalyan hümanist, bilim adamı, eğitimci Aldus Pius Manutius’dur. Manutius, 1490’da Venedik’e taşınmıştır. Şehirdeki diğer akademisyenler, sanatçılar ve entelektüeller gibi, şehrin cezbedici özgürlüğünden etkilenmiş ve Rönesansın bu potansiyelinden ilham alarak bir yayınevi olan Aldine Press’i kurmuştur. 1495’te ilk kitabı olan Constantine Lascaris tarafından yazılmış Erotemata’yı bastı. Taşınabilir ilk kitapların basımını bulduğu özel bir format ile günümüz kitaplarının öncülleri tasarlayan Manutius, taşınması ve satın alınması kolay olan bu kitap biçimi ile çağın en önemli gelişmelerinden birini gerçekleştirmiştir. Manutius’un başarılarından biri de baskının estetiğini değiştirmek olmuştur. Yayıncıların büyük bir çoğunluğu Gutenberg tarafından popüler hale getirilen gotik yazıyüzünü kullanmayı sürdürürken, Aldine Press ise Francesco Griffo tarafından icat edilen günümüzde italik yazı karakteri olarak bilinen bu yeni yazı tipini kullanmıştır. Manutius
italik yazıların sayfada ağır gotik karakterlere göre daha az yer kapladığını fark ederek kitapları geniş kitlere erişilebilir hâle getirmiştir. Önceleri sadece seçilmiş azınlığın (aristokratlar ve din adamları) ulaştığı kitaplar bu sayede tüm sınıfların sahip olabileceği bilgiyi ve enformasyonu artıran en önemli buluşlardan biri olmuştur. Baskı kısa süre sonra Almanya’nın Strassburg, Bamberg, Augsburg, Nürnburg ve Ulm gibi diğer şehirlerinde gelişmeye başladı. Ortak kullanımlarda üç farklı tip yazıyüzü kullanılmıştı: kilise ve resmi yayınlar için ayrılmış “lettre de forme” gothic yazı yüzü; genel kullanımda “lettre de somme” yuvarlak hatlı gothic yazıyüzü ve lettre batarde, el yazısı etkisinde yerel eserler için kullanılmıştır. (McMurtrie, 1943). Baskı teknolojisinin hızla yayılması reformları doğrudan etkilemiştir. Antik metinlerin basımı ise öncelikle Rönesans’ın İtalya’daki entelektüel akımlarının yükselmesine yardımcı oldu. Bu nedenle matbaanın icadı, sosyal, dini ve politik yaşam üzerindeki doğrudan sonuçları nedeniyle yeni bir çağın başlangıcı olarak bilinmektedir.
Bakır Levhalar ile Gravür Baskı
On beşinci yüzyılda geliştirilen gravür, ilk başta geleneksel olarak kuyumculuk sanatının bir dalı olarak görülüyordu. 15 ve 16. yüzyıla kadar gravür sanatı, İtalya’daki okullar ve sanatçılar tarafından geliştirildi. Onları hızla takip eden Almanya’daki Nuremburg okulu (Martin Schongauer, Durer, Van Mechens) gravürü tekniğini en üst seviyeye taşıdı. Sonrasında Avrupa’ya yayılan gravür sanatı için İngiltere’de okullar açıldı. Albrecht Dürer ise gravür sanatını en üst seviyeye taşıyan sanatçı olmuştur. Oyma olarak sınıflandırılan bu teknik, resmin ana parçalarının bakır plaka üzerine parçalarının kazınmasıyla oluşmaktadır. Gravür ustası keskin uçlu ahşap saplı, bir kalem ile gravürü kazıyarak eseri ortaya çıkarır. Bakır, yumuşak ve kolay şekillendirilebilir bir metal olduğundan işlenebiliyordu fakat tek kalıp ile birden fazla baskı yapılamadığı için günümüzde gravür sanatçıları çinko levhalar kullanmaktadırlar. Orta çağ el yazmaları resimler ve illüstrasyonlar da metal gravür kullanılarak basılmış, gravür tekniği 18. yy’ a kadar 17 ve 18. bakır levhalar kullanılarak basılmıştır. 19. yüzyılda icat edilen litografi tekniği ile illüstrasyonlar bu yöntemle basılmaya başlanmıştır.
Alman Resimli Kitabı
Gutenberg matbaasının icadıyla 1450 sonrası 1500’lerin başlarına kadar olan süreç Incunabula dönemi olarak bilinir. Kitap dünyasında, incunabula kelimesi 1500 yılına kadar metal yazı kullanılarak basılan kitaplara atıfta bulunur. Incunabula’lar, ksilografik (tüm sayfaların tek tek yontulması ile) ve tipografik (Johann Gutenberg hareketli matbaasında yazı ile) olarak iki farklı türde üretilmişlerdir (Ayıter, 2021). Incunabula başlangıçta el yazmalarıyla tamamen aynı tarzda basılmıştı. Bu nedenle, yazmalarda görülen birçok özellik Incunabula’da korunmuştur. Yazı biçimleri kullanımı, kısaltmalar cümlelerde, sütun kullanımı ve kenar notları 1480’lerde görünmeye başlamıştı. O zamana kadar kitaplarda metin, başlıktan
hemen sonra başlardı. Yazarın açıklamaları, basım yılı ve yeri, kitabın sonundaki bölüm olan kolofonda bulunurdu. Incunabula örneklerine bakıldığında, colophon’nun belirtildiği çok az sayıda örnek olduğu görülmektedir (Kolofon (colophon) eskiden kitabın sonuna konan ve başlığı, basımcının adını ve tarihini gösteren yazıdır). Bir kitabın basım yılı belirtilmeden, bir eserin incunabulum olup olmadığına karar vermek oldukça zordu. Incunabula çalışmaları tarihinde en önemli detay, “ne zaman, kim tarafından ve nerede basıldığının belirtilmesi” olmuştur. Augsburglu matbaacı Günther Zainer, hareketli matbaacılık tarihinde ilk resimli İncil’i üretmiştir. Çizimlere ek olarak, Zainer İncil’in metnini, Johann Mentelin tarafından basılan ilk Almanca İncil’den geliştirilmiş olarak kabul edilmektedir (Strazburg, c. 1466). Aslında, Protestan reformcu Martin Luther’in birkaç on yıl sonra kendi çevirisi için Zainer’in İncil’ini referans olarak aldığını söylemiştir (Stillo, 2020). 623’te yazılmış Isidorus’un Etimolojisi ilk olarak 1472’de Augsburg’da Günther Zainer tarafından kitap formatında basılmıştır. Isidor’un taslağı böylece batının en eski basılı haritası olmuştur (Eco, 2014 ).
Albrecht Dürer
Rönesans döneminin önde gelen sanatçılarından biri olarak kabul edilen Albrecht Dürer baskı resmin zanaattan güzel sanatlara dönüştüğü bir kırılma noktasının öncüsü olarak tanımlanabilir. Genellikle dini konuları betimleyen Dürer’in gravürleri 16. yüzyıl izleyicisine eşsiz teknik beceri, ton çeşitliliği ve sanat tarihinde sadece birkaç kişinin başarabildiği yaratıcı kompozisyon sunmuştur. Albrecht Dürer, görsel sanat çalışmalarına ek olarak, grafik illüstrasyon, doğrusal perspektif ve anatomik orantı kavramlarını kapsamlı bir şekilde teoriye aktarmıştır. Dürer, 1494 sonbaharında İtalya’ya gitmiş, Venedik’te birkaç ay meslektaşlarıyla tanışarak İtalyan sanat eserleri üretme süreçlerini öğrenmiştir. Sanatçı 1495’te, hayatının sonraki on yılını yaşadığı ve çalıştığı Nürnberg’e geri dönmüş ve bağımsız matbaacı ve ressam olarak çalışmaya başlamıştır. Bu yıllar, çoğu sanat tarihçisinin, Dürer’in en kayda değer baskılarını ürettiği dönem olduğu konusunda hemfikir olduğu zamanlardır. Bu dönemdeki en iyi eserleri, dini kavramları sahnelerini tasvir ettiği ahşap oymalarıdır. Albrecht Dürer, dönemin sanatçıları üzerinde çok büyük etkiler yaratmayı başarmış olsa da gerçek şöhretine 18-19. yüzyılda kavuşmuştur. Johann Wolfgang ve Goethe gibi yazarlar, Dürer’in genel sanat tarihi için önemini tartışarak, çalışmalarının yeniden değerlendirilmesini sağladılar. 19. yüzyılda sanatçılar, Alman milliyetçiliğinin yükselişi ile ikonik bir statüye ulaşan Dürer’den esinlenerek eserler yapmışlardır (Sander J., 2013). 1528’deki ölümünden önce Dürer, teori ve bilimsel makalelere odaklanmıştır. 1526’da son ve belki de en büyük eseri olan Dört Havari’yi yaptığı bilinmektedir. Albrecht Dürer’in görsel iletişim tarihi için bir diğer önemi ise kendini markalaştıran mükemmelliğini tescillediği bir monogram imza kullanmasıdır. AD monogramı basılı eserlerden hızlı eskizlere kadar her şeyde belirgin bir şekilde yer almıştır.
Rönesans Döneminde Grafik Tasarım
14 ve 17. yüzyıllar arasında Rönesans, felsefenin, edebiyatın ve sanatın yeniden keşfini desteklemiş insanlık tarihinin en büyük düşünürleri yazarları, devlet adamları, bilim adamları ve sanatçıları bu çağda başarılı olmuştur. 1450’de Gutenberg matbaasının icadı, Avrupa çapında daha iyi iletişim kurulmasına ve fikirlerin daha hızlı yayılmasına olanak sağlamıştır. İletişimdeki bu ilerlemenin bir sonucu olarak, Francesco Petrarch ve Giovanni Boccaccio gibi erken dönem hümanist yazarların, geleneksel Yunan ve Roma kültür ve değerlerinin yenilenmesini destekleyen az bilinen metinleri basılmış ve kitlelere dağıtılmıştır (History, 2020). Yazı yüzleri, sayfa düzeni, süslemeler, illüstrasyon ve kitabın tasarımı yeniden ele alınmıştır. 1400’ler Johannes de Spira’dan Nicolas Jenson, Laurentius de Rubeis ve Pere Miguel’e kadar matbaacıların döneme damgasını vurduğu yıllardır. Matbaanın gelişimi ile el yazmaları azalmış ve basım endüstrisinin Fransa’ya kadar genişleyerek büyümesine yol açmıştır. 16. yüzyıl “Fransız Tipografisi için altın çağ olarak da bilinmektedir (designhistory, 2011). Nicholas Jenson, yeni çağın gelecekteki tüm tipografi çalışmaların temel taşı olan hümanist roman yazı yüzünü yaratmıştır. Günümüzde bu yazı karakteri Adobe’nin temel yazı tiplerinden biridir. (Adobe Jenson). 1 Nisan 1486’da Alman matbaacı Erhard Ratdolt, Venedik’teki matbaasında muhtemelen bilinen en eski yazıyüzü numune kitabını yayınlamıştır. Ratdolt, astronomi, astroloji ve matematik, takvimler ve metni gösteren diyagramlarda ustalaşmıştı. Sadece ilk yazı yüzü kataloğunu yapmakla kalmamış, aynı zamanda 1476’da kitabın ayrılmaz bir parçası olarak kapak tasarımında süsleme yapmıştır. Ratdolt’un ilk yayınları, 1476’da Latince ve İtalyanca, 1478’de Almanca olarak yayınlanan Regiomontanus’un takvimiydi. Ratdolt ve ortakları, rönesans kitapları için tipik bir tarz olan dekoratif kenarlık (bordür) biçimini tanıtmıştır.
Rönesansın Fransa’ya Geçişi
1 Ocak 1515’ tarihi (I. Francis’in (1494-1547) Fransa Kralı olması), Fransız Rönesansı’nın başlangıç tarihi olarak bilinmektedir. I. Francis, sanat, edebiyat ve mimaride gelişmeleri teşvik etmiş saray mimarisini İtalyan sanatçılara teslim etmiştir. Fransa’daki bu kültürel zemin kitap tasarımı ve basımını hızlandırmıştır. Henri Estiennes Fransa’nın en önemli matbaacılarından biriydi. 1515 yılında yayınladığı “Aristotle’s Metaphysics” kitabında etkili bir tipografik biçim kullanmıştır. Bu dönem Fransız görsel tasarımının altın çağı olarak bilinir. Claude Garamond; Roman yazı yüzlerini mükemmelleştirmiş, Geoffroy Tory; harflerin geometrik yapıları ve grafik tasarım üzerine önemli çalışmalar yapmıştır ve Oronce Finé, Simon’de Colines ise kitap tasarımda Avrupa kıtasının en iyileri olarak kabul edilmiştir.
Geoffroy Tory, hayatı, eserleri ile kültürel ve sanatsal faaliyetlere ivme kazandıran Rönesans’ın en önemli sanatçı ve bilim insanıdır. Fransızca dilbilgisi ve imlasının görsel iletişim tasarımına katkı yapan önemli öncülerinden biridir.
Tory, özellikle insan anatomisinin, özellikle de yüzün doğal oranlarından etkilenen, ızgara tabanlı bir harf üretim sistemi oluşturmak için geometrik şekiller ve orantılardan yararlanmıştır (Roger Chartier, 1989).
Claude Garamond, dünyada ilk bağımsız yazı tipi dökümhanesi (Type Foundry) kuran Fransız yazı tasarımcısıdır. Claude Garamond aynı zamanda okunurluğa, sayfa kenar boşluğuna, komposizyon ve baskı malzemesine dair yenilikler getirmiştir (Rannem, 2020). Garamond yazıyüzünden geliştirilen yeni yazıyüzleri tasarlanmış ve tüm Avrupa’ya ilham veren bu yazıyüzü günümüzde dahi sürekli etkilenilen bir ekol hâline gelmiştir.
Basel ve Lyons’un Tasarım Merkezi Olma Süreci
Birçok şehirde kitap üretimi oldukça gelişmişti ancak Nürnberg, Venedik ve Paris sürekli yeniliğin geliştirildiği merkezler hâline gelmiştir. 1501’de İsviçre’nin bir parçası olan Basel ve üç yüz kilometre güney batısında bulunan bir Fransız şehri olan Lyons grafik tasarım için önemli kentler olmuştur. Johann Froben 1491’de Basel şehrine taşınıp (Meggs, Basel and Lyons, 2016) ve kendi matbaasını kurduktan kısa sürede işe olan hakimiyeti ve kalitesiyle tanınır hale gelmiştir. Froben, daha geniş kitlelere ulaşmak için kitapları daha küçük bir formatta ve daha ucuz bir şekilde basarak matbaa sanatının yenilenmesine katkıda bulunmuştur. Rönesans’la ortaya çıkan hümanizm akımının yaratıcılarından ve en büyük temsilcilerinden biri olan Rotterdamlı Erasmus’un yazılarının ilk baskılarını yapmıştır.
Augsburg, Basel, Köln, Lyon, Paris ve Venedik gibi ünlü kitap basım merkezleri kitap basımında öncü rollerini sürdürmüşlerdir. Antwerp, kitap üretimine de yansıdığı gibi ticari bir metropol statüsüne yükselmiş ve Londra’daki matbaalar büyüyen İngiliz pazarına hâkim olmuştur. 17. yüzyılın Amsterdam şehri yeni tasarım ve baskı merkezlerinden biri olmuştur (Leu, 2021).
Christoffel van Dyck, 17. yüzyılda Amsterdam’daki en önemli gravür ustası ve matbaacılardan biriydi. 17. yüzyılda büyük prestij sahibi olan Hollandalı bir yayıncı ailesi olan Elsevier yayınevinin yazıyüzlerini tasarlayarak büyük üne kavuşmuştur. Günümüzde cep kitabı olarak bildiğimiz boyutu ortaya çıkaran kişidir. Geliştirdiği yazıyüzleri sonrasında Avrupa’da geliştirilen tasarımları büyük ölçüde etkilemiştir (Buenastareas, 2014).
Johann Michael Fleischmann 1728’de yerleştiği Hollanda’da Haarlem’deki Enschede dökümhanesinde “Punch Press” tekniği ile gotik, roman ve italik birçok yazıyüzünü geliştirmiştir. Punch Press (zımba presi), metal levha malzemeleri deforme ederek delip kesme işlemidir ve bir kalıp ile birlikte şekil vermek veya damgalamak için de kullanılır. Punch press tekniği ile kırk yılı aşkın süre içinde yüzden fazla çağdaş yazı karakteri yaratan Fleischmann 18.yy’a çok önemli eserler bırakmıştır. Kendisinden sonraki tipografları etkileyen geçiş dönemi roman alfabelerini üretmiştir. Fleischmann, müzik tipografisi
üzerine yaptığı çalışmaları yayıncı Johann Gottlob Immanuel Breitkopf için gerçekleştirmiştir (Buenastareas, 2014).
Tipografi Çağı ve Öncüleri
Fransız Kralı Louis XIV 1692 yılında Imprimerie Royale (kraliyet matbaası) için yeni bir yazı tipi geliştirmesini ve yazıyüzünün bilimsel kaideler ile tasarlanmasını emretmiştir. Matematikçi Nicolas Jaugeon başkanlığında, akademisyenler geçmiş tüm harf setlerini incelemiştir. Yalnızca kraliyetin kullanımı için tasarlanan Romain du Roi karakteri ilk matematiksel olarak tanımlanmış yazıyüzüdür (Devroye, 2016).
18. yüzyılda Fransız gravürcü Pierre-Simon Fournier dönemin Rokoko ruhunu yansıtan dekoratif ve tipografik süslemelerle tanınmıştır. Fournier, Fransız matbaacılarının dönem mimarisine ve iç mekanlarına paralel dekoratif tasarım karmaşıklığına sahip kitaplar yaratmasını sağlayan çok çeşitli dekoratif süslemeler ve süslü yazı tipleri tasarlamıştır. Fransız yasaları yazı dökümhanelerini baskı yapmasını yasakladığı için Fournier tasarladığı sayfaları matbaalara teslim ederek grafik tasarımcı rolünü üstlenmiştir (Britanicca, 2021).
18. yüzyılın ikinci yarısında, Rokoko tarzını terk eden tasarımcılar klasik sanata geri dönmeye başlamıştı. Neoklasik tipografik tasarımlarda doğrusal formlar ve ölçülü geometrik süsleme kullanılmıştır. Dönemin İngiliz tasarımcısı John Baskerville, Rokoko ve Neoklasik arasında bir geçiş sunan kitap tasarımları ve yazı biçimleri yarattı. Kitaplarında, süslemesiz iyi tasarlanmış yazıyüzlerini kullanmış ve görkemli sonuçlar elde edilmiştir.
Dönemin yüksek kaliteli işleri ile tanınan Hollanda dökümhaneleri, 18. yüzyıla kadar harf kalıbı imalatının başlıca kaynağıydı. İngiltere’de yazı tipi etkisinin kurulması William Caslon tarafından neredeyse tek başına sağlanmıştır. Üstün gravür becerisi ile kitap kapakları ve birçok değerli çalışmalar üretmiş, 1720’de kendi tip dökümhanesini kurmuştur. Tasarımlarında zarif ve kararlı formlar hızlı bir şekilde onun yazıyüzlerini evrensel baskı standartı hâline getirmiştir. Caslon yazıyüzü ona şöhret getirirken, İngiltere’nin en büyük ve prestijli dökümhanesi hâline gelmiştir (Family Classifications of Type, 2021). ABD Bağımsızlık Bildirgesi ve Anayasa ilk olarak Caslon’un yazıyüzü ile basılmıştır (Sherman, 2012). Dünyadaki birçok yazı dökümhanesi, Caslon yazıyüzünü geliştirmiştir (Bureau, 2010). Caslon, resmî bir saygınlığı ifade eden döneminin cazibesini çağrıştıran, okunabilirliği yüksek bir yazı tipidir.
John Baskerville 1750’lerde günün baskı kalitesini eleştiren ve bunun için yeni çalışmalar yapan zengin bir iş insanıydı. Birmingham’da özel tutkuları için bir matbaa kurarak dönemin “mükemmel” harf formunu tasarlamak için çalışmalara başladı. Baskerville yazı yüzlerini kusursuz bir şekilde basabilmek için yeni bir baskı ve mürekkep teknolojileri geliştirmiştir. John Baskerville yazıyüzünü
geliştirirken amacı Caslon’un stillerini daha okunur hâle getirerek mükemmelleştirmekti. Kâğıt ve mürekkep üretiminin yanı sıra okunabilirlik üzerine sürekli deneyler yapan Baskerville, Caslon gibi eski tip yazıyüzü, Didot ve Bodoni gibi modern yazıyüzleri arasında geçiş formu tasarlamak hedefindeydi. Baskerville karakteri, kullananlar arasında sert göründüğü ve okunaklı olmadığı iddiasıyla çok eleştirilmiştir (Stanley, 2014). 1917’de Bruce Rogers tarafından yeniden keşfedilen Baskerville, 1919’da Harvard Üniversitesi yayınları için lisanslandı. Bu prestij Baskerville yazıyüzünün birçok mecra tarafından kullanımına ve yeniden canlanmasına olanak vermiştir (Paperback, 2021).
Çağın Kapanışı
Mainz’de Gutenberg ile başlayan ve üç buçuk asır süren grafik ve baskı dönemi; baskı, illüstrasyon, yazının gelişmesine olanak sağlamış ve bilginin yayılması için en önemli keşiflerin yapıldığı bir dönem olmuştur. Rönesans ve aydınlanma sürecinde ortaya çıkan bilgi büyük kitlelere ulaşmıştır. Coğrafi keşiflerin getirdiği zenginlik ve sömürgecilik birçok karışıklığı beraberinde getirmiştir. On sekizinci yüzyıl, Fransa ve Amerikan kolonilerinde fırtınalı siyasi devrimlerle kapanmıştır. İngiltere, sanayi devriminin büyük ayaklanmalarının merkezindedir. Tarım toplumunun dönüşümü, Batı medeniyetinin temellerini sarsmıştır. Ancak tek bir gerçek vardır: Görsel iletişim de dahil olmak üzere insan deneyiminin tüm yönleri geri alınamaz bir şekilde ve değişime ve dönüşüme başlamıştır (Meggs, 2016).