FOT105U-FOTOĞRAF KÜLTÜRÜ
Ünite 5: Kitle İletişim Araçları: Eski-Yeni İlişkisi
Araçlar Arasındaki İlişki
Kitle iletişim araçları denildiğinde 1960’lardan başlayarak Marshall McLuhan (1911-1980) hem olumlu hem de olumsuz anlamda anılır. McLuhan’ın iletişim araçlarını insan uzuvlarının uzantısı olarak görmesi ve bu araçları Sıcak ve Soğuk Araçlar olarak sınıflandırması belirleyici bir öneme sahiptir. Bu bağlamda, fotoğraf bir kitle iletişim aracı olarak basılı yapıtlar, radyo, sinema gibi sıcak araçlar içinde yer alır. Bu araçlar, izleyiciye tamamlanmış iletiler verirler ve izleyicinin yapması gereken fazla bir şey yoktur.
Elektronik araçların gelişmesiyle birlikte, kitle iletişim araçları dünyayı tek bir Evrensel (Global) Köy’e dönüştürmüştür. Evrensel Köy benzetmesi, XXI. yüzyılda Küreselleşme adı altında yaşanmaktadır. McLuhan’a göre elektrik, insan vücudundaki sinir sistemine benzer şekilde, XXI. yüzyıla gelindiğinde dünya üzerinde küresel bir ağ oluşturacaktır.
Toplumsal yaşam içinde teknolojik gelişmeleri, Analog ve Sayısal olmak üzere iki döneme ayırabiliriz. 1990’lı yıllar elektronik teknoloji yoluyla yeni bir dönemi başlatmıştır. Bu yeni dönem Sayısal (digital) kavramıyla adlandırılmaktadır. Teknolojik gelişmeler ışığında analog teknolojiler yerini sayısal teknolojilere bırakmıştır. Bir kitle iletişim aracının teknolojisi başka kitle iletişim araçlarıyla da ilişkilidir. Bu araçlar birbirini etkileyerek ve birbirinin içinden gelişmişlerdir. Bu süreç dinamiktir, belli bir noktaya gelerek durmaz. Fotoğraf yüzey üzerine resmetmenin ilk aracıdır, ardından hareketli görüntü ve daha sonra da elektronik görüntü gelmiştir.
Birbirleri içinde ortaya çıkan araçların kullanımı, bir yeniden yapılanma durumunu içermektedir. Bu yapı içinde kitle iletişim araçları; televizyon, radyo, fotoğraf, telgraf, film, bilgisayar vb. birbirleri içinde ve yeniden yapılanma süreciyle gelişmiştir. Bunların her biri için ortam (medium) dersek, her bir ortam yeniden ortamlaşmıştır. Fotoğrafın ortamında film, ardından video doğmuştur.
Remediation
Remediation dilimize yeni girmiş bir kavramdır. Tükçe karşılığı olarak; dolayımlama ve yeniden-medyalaştırma sözcükleri yer yer kullanılmaktadır. Remediation, Latince’deki iyileştirme sözcüğünden hareket ederek, bir ortamın (medium) bir başka ortam ile ilişkisini açıklar. Burada ortam diye adlandırılan, tabii ki kitle iletişim araçlarıdır. Remediation denildiğinde önceki-sonraki yani eski-yeni kitle iletişim araçları arasındaki ilişki anlaşılır.
Günümüzün televizyon, radyo, bilgisayar tabanlı grafikler, sayısal fotoğraf gibi ortamları, içinde yaşadığımız toplumun kitle iletişim araçlarını medya olarak adlandırırız. Bu teknolojilere yakından bakıldığında, tek başlarına işlemedikleri birbirleriyle ilişkide oldukları görülür. Günümüzde bu araçlardan her birinin, örneğin televizyon ya da fotoğrafın, tek başına diğerlerinden uzak durarak iş görmesi neredeyse olanaksızdır. XXI. yüzyılda
fotoğrafın tek başına hem teknolojik hem de ekonomik olarak bir başka araçla ilişki içinde olmadan var olması söz konusu değildir. Burada eski aracın yeni araçla ilişkisi önemlidir hatta belirleyicidir, ancak eski aracın gerilemesi de kaçınılmazdır.
Eski-Yeni Fotoğraf
Remediation dönemindeki bir araçtan söz edildiğinde, aracın eski ve yeni durumunu ele almak gerekir. Eski fotoğraf denildiğinde, fotoğrafta film dönemi anlaşılır. Filmle kullanılan fotoğraf makineleri ve karanlık oda süreçleri bu dönemin belirleyicileridir. Eski fotoğrafta hem analog süreç hem de aracın tek başına var olması belirleyicidir. Yeni fotoğraf ise sayısal teknolojilerle donanmış makineler ve bilgisayar ortamlarında elde edilen fotoğrafları içerir. Yeni fotoğraf için hem sayısal teknolojiler ve donanımları hem de aracın tek başına değil başka araçlarla yeniden yapılanmış durumu belirleyicidir.
Eski fotoğraf teknolojisi gereği olarak sadece üretim sürecinde değil, kullanım aşamasında da insan aklına, zekâsına ve deneyimine gerek duyuluyordu. Akıl, zekâ ve deneyim bilindiği gibi doğrudan insanla ilgilidir. Analog fotoğraf, daha önce yapılan yanlışların ve doğruların, edinilen bilgi olarak deneyim yoluyla kullanılmasını gerektirir.
Sayısal teknolojinin olanaklarıyla donanmış olan yeni fotoğraf akıl, zekâ ve deneyim yerine Smart kavramı üzerine temellendirilmiştir. Eski fotoğraf, yeni fotoğrafa dönüşürken değişen teknoloji Smart kavramını ve bu kavramlarla ilgili olguları fotoğrafın dünyasına taşımıştır. Smart, İngilizce kabiliyetli anlamına gelir. Kabiliyet denildiğinde zihinsel bir uyanıklık vurgulanır. Bu anlamda Smart; akıllı, zekâsını ve deneyimini kullanan anlamını da taşır. Bu özellikler insanla yani kullanıcıyı ilgili değil araçla ilgilidir. Kabiliyet insana değil araca özgüdür. Yeni fotoğrafın belirleyici teknolojisi bilgisayardır ve sayısal veri işleme, saklama, çoğaltma sistemleridir. Remediation döneminin araçları bilgisayarlar ve uygun yazılımlar yoluyla kendi aklına, zekâsına ve deneyimine sahiptir. Remediation dönemi yeni fotoğrafın dönemidir. Sayısal teknolojilerin ve bilgisayarların egemenliğinde, Smart donanımlı aygıtlar fotoğrafçıların emrine sunulmuştur.
Eski-yeni fotoğraf denildiğinde, insanlık tarihinde analog ve sayısal olarak adlandırılabilecek iki farklı dönemden söz edilmektedir. Bunlar sadece iki farklı teknolojik dönem değil, aynı zamanda, iki farklı düşünce biçiminin dönemidir. Analog teknolojiyle çalışan fotoğrafçının bütüncül bir düşünce sistemine sahip olması, bütün içinde yer alan süreçleri birbiri ardı sıra kesintisiz olarak tasarlayabilmesi gerekir.
Sayısal Fotoğraf, fotoğrafın yeni bir resmetme yöntemidir. Analog teknolojiden farklı olarak sayısal teknoloji döneminde ise süreklilik değil basamaklamak yani verileri küçük küçük parçalara ayırarak işlemek söz konusudur. Her teknolojik dönemin kendine özgü resmetme tekniği ve bu tekniklerin farklı yöntemleri söz konusudur. Bunlar
yaratıcı insanlar tarafından döneminin koşulları içinde sanatın ortamına taşınmıştır.
Yeni Fotoğraf
Sayısal teknoloji XXI. yüzyılda toplumsal yaşamın her alanına yayılmış, doğal olarak fotoğraf alanını da etkileyerek fotoğrafın üstünü kaplamıştır. Bu kaplanan örtü aralandığında, karşımıza yine karanlık kutudan beri bilinen optik sistem, fotoğrafın yatay-dikey olarak oluşan çerçeveleme sistemi yani fotoğraf karesi ve değişen duyarlı yüzey karşımıza çıkar. Optik ve çerçeveleme sistemleri artık sayısal teknolojilerle desteklenen donanım ve yazılımlarla karşımıza çıkmaktadır. Bu şekilde, fotoğraf artık yeni bir çevrenin parçası haline gelmiştir. Bu geniş çevre, bilgisayar tabanlıdır ve bir ağ sistemi yoluyla bütün kitle iletişim araçlarını içine almıştır. Doğal olarak fotoğraf da bu ağ içinde yer alan bir araçtır.
Sayısal teknolojinin temel belirleyici özelliği olan verileri basamaklayarak işlemesi, yeni fotoğrafın da belirleyici özelliğidir. Sayısal olarak ifade edilen her olgu 0-1 ya da Evet-Hayır şeklinde birimlere ayrılarak değerlendirilir. Sayısal fotoğraf denildiğinde, tek bir bütün olarak fotoğraf değil, küçük noktalardan oluşan bir bütünü düşünmek gerekir. Piksellerden oluşan ve bir ağ sistemi içinde yer alan fotoğrafın belge olma özelliği ve gerçeği temsil etmesi döneme özgü olarak yeniden tartışılmaya başlanmıştır.
Sayısal teknolojiler ve küresel ağ sistemi kendine özgü bir dilin de habercisidir. Yeni fotoğrafın bu bağlam içinde değerlendirilmesi gerekir. Gerçeklik konusuyla ilgili olarak bu yeni dönemin kendine özgü özelliği olan yapay gerçeklik konusunu da açıklamak gerekir. Remediation döneminin diğer bir belirleyici özelliği olan yapay gerçeklik, belki de yeni fotoğrafın ta kendisidir. Yeni fotoğraf bir yönüyle yapay gerçekliktir. Gerçek sadece fotoğraf makinesi yoluyla resmedilmemektedir. Sıradan bir fotoğraf, yazılımlar yoluyla yeni bir gerçek olarak fotoğraf adıyla üretilmektedir.
Ortaya çıkan bu yeni yapı içinde fotoğraf makinesinin belirleyici etkisi de azalmaya başlamıştır. Fotoğraf makinesi olmadan da günümüzde fotoğraf üretilebilmektedir. Bu nedenle, optik sistemin belirleyiciliği de eski bir durum haline gelecektir. Bilgisayar tabanlı yazılımlar fotoğrafı bir tür görsel tasarım haline getirmiştir. Bu durumda fotoğrafı çekmekten daha önemli olan şey, fotoğrafı bilgisayar ortamında inşaa etmektir. Fotoğrafçının bu süreç içindeki rolü ise temelden değişmiştir.
Fotoğrafçının konumu giderek optik yoluyla yüzey üzerine resmeden yerine, yüzey üzerinde görsel tasarım yapan durumuna dönüşmüştür. Remediation döneminde fotoğraf, belgeleme ve gerçeği kaydederek çoğaltan bir aracın ötesine ulaşmıştır. Yeni fotoğraf, yeni görsel dünyanın bir parçasıdır.
Fotoğrafın zamanı ve mekânı farklılaştırma durumu, bir gerçeğin kopyasını çıkartarak çoğaltması vb. konular hâlâ
tartışılmaktadır. Konu, dönüp dolaşıp teknoloji ve sanat eseriyle ilişkisine gelmiştir. Walter Benjamin’in (1892- 1940) ünlü Aura kavramı belirleyici olmuştur. Bu anlamda yeni fotoğraf eskisinden çok farklıdır. Tartışma konuları hâlâ gündemdedir, ancak verilen yanıtlar değişmiştir. Remediation döneminde, bir fotoğrafın çoğaltılmamış tek bir nesne olmasından çok onun izleyici ile buluşma durumu önem kazanmıştır. Fotoğraf hangi ortam içinde izleyiciyle buluşuyor ve bu buluşma an’ı nasıl bir enerji oluşturuyor. Bu dönemde yanıt aranan asıl sorular bunlar olmuştur. Fotoğraf, eski aracın fotoğrafı olabilir, ancak içinde bulunduğu durum eski fotoğrafın durumundan çok farklıdır.
Yeni fotoğraf, XIX. yüzyılda özellikle fotoğraf yoluyla ortaya çıkan görüntünün inandırıcılığı olgusunu, tepe taklak hale getirmiştir. Hem fotoğraf makinesi hem de çekim sonrası süreçler görüntünün inandırıcılığını ortadan kaldırmaya yönelik etkileri içerir. Fiziksel gerçek içinde bulunduğu koşullarla kaydedilmiş olsa bile bilgisayar ortamında bu fiziksel gerçek yeni bir gerçek haline dönüştürülebilir. Genel kabul gören görüş, sayısal fotoğrafın inandırıcı olma özelliğini yitirmiş olduğu yönündedir. Bu şekliyle düşünüldüğünde yeni fotoğraf, gerçeklikten ve inandırıcılıktan uzaktır, ancak fotoğraf hâlâ saniyenin çok küçük dilimlerinde nesneleri yüzey üzerine kaydetme becerisini sürdürmektedir.
Yeni fotoğraf için söylenmesi gereken iki önemli olgu vardır: İlki daha önce sözünü ettiğimiz küresel bir ağ tabanı üzerinde yapılanması, ikincisi ise tıklama olarak bilinen interaktif çift yönlü iletişim ortamı sağlama durumudur. Sayısal fotoğrafın yer aldığı ortamlar (web tabanlı ortamlar) izleyici tarafından sadece izlenen bir şey durumundan çıkarak karşılıklı ilişki kurulabilen bir şey haline gelmiştir. Fotoğrafın üzerine tıklandığında, artık yeni bir ortama geçiş, örneğin konuyla ilgili bir video izlenebilmektedir. Hatta 1950’ler de çekilmiş olan bir portreye tıklandığında, bu kişinin özgeçmişi hem yazılı hem de sözlü olarak izleyene ulaşmaktadır. Bu anlamda, izleyici pasif izleyen durumundan çıkarak eserle ilişki içinde olan aktif bir konuma gelmiştir. Yeni fotoğraf tek başına bir ortam (1900’lerdeki gibi) olma yerine farklı ortamlar arasındaki geçişi sağlamaktadır.
Yeni fotoğraf eski fotoğraf gibi teknoloji ağırlıklıdır. Fotoğrafın ortaya çıkmasında teknoloji belirleyicidir. Bu belirleyiciliği teknolojinin değil fotoğraf çekenin yönetmesi gerekir. Eski-yeni fotoğraf, değişim teknolojisinin ve değişen toplumsal yaşamın içinde yer alır. Fotoğrafın yüzey üzerine kaydetme, çoğaltma ve sanatın ortamındaki yeri devam etmektedir.
Konunun kavramsal düzeyde özü nedir diye sorulduğunda yanıt: Görmektir. İnsanın görme uyumuyla (oryantasyonuyla) ilgili deneyimlerinin sınırı yoktur demek yanlış olmaz. Bütün bu sözü edilen konular, görme ve görme yoluyla oluşturulan durumlardır. Fotoğraf makinesi için insanın görme organının uzantısı benzetmesi yapılmıştır. Yeni fotoğraf ise insanı gözünün ürünü olan fotoğrafı, yeni bir düzlemde yeniden konumlandırmıştır.