AÖF Soru Bankası

Fotoğraf KültürüÜnite 6 Özeti

Zaman Boyutu ve Fotoğraf

FOT105U-FOTOĞRAF KÜLTÜRÜ

Ünite 6: Zaman Boyutu ve Fotoğraf

Zaman

Çevremizdeki her nesne belli bir mekân içinde yer alır, ayrıca hareket ve değişim içindedir. Değişimden söz ediyorsak, bu değişimin süreklilik içinde gerçekleşmesi de bir diğer konudur. Fotoğrafçının resmetmeye yöneldiği her nesne, durum ve olay bir mekân içinde yer alır, hareket halindedir ve süreklilik durumu söz konusudur. Hareket, değişim ve süreklilik nesnelerin varoluşlarıyla ilgilidir.

Hareket, değişim, süreklilik ve bunların içinde yer aldığı mekân tek tek ele alınarak araştırılabilir. Bunların tamamını, fotoğrafa konu olan nesne açısından bir bütün içinde ele aldığımızda karşımıza bir başka önemli kavram çıkar. Bu, zaman kavramıdır.

Sıradan bir fotoğraf çekimini düşünelim. Nesneden yansıyarak gelen ışınlar, fotoğraf makinesinin optiğinden geçerek görüntüyü oluşturan yüzey üzerine ulaşır ve görüntüyü ortaya çıkartır. Bu süreç içinde üzerinde durulması gereken iki durum vardır: İlki nesnenin durumu, ikincisi ise nesnenin ışık yoluyla resmedildiği şey olan görüntüdür. Bu bağlamda, bir başka açıdan bakıldığında yine iki durum ortaya çıkar: İlki fotoğrafı çekilen nesnenin, tam çekim gerçekleşirken bulunduğu durum, buna nesnenin resmedilen an’ı diyebiliriz, ikincisi ise resmedilme eyleminin an’ıdır.

Işık yoluyla yüzey üzerinde ortaya çıkan görüntünün kendine özgü belli özellikleri vardır. Görüntüde ışık ve yüzey temel belirleyicidir. Görüntüler, nesneleri ve olayları içinde bulundukları şimdiki zaman diliminde resmeder. Şimdiki zaman diliminde resmedilme konusu zaman kavramı açısından önemlidir. Bu anlamda geleneksel resmetme tekniklerine göre çok farklı bir durum söz konusudur. Bu bağlamda, zaman kavramı açısından an üzerinde durmak gerekir. Genel olarak an kavramı zaman açısından iki farklı durumu ortaya koyar, yukarda açıklandığı gibi resmedilme eylemi an’ı ve resmedilen an’ı dır.

Yüzey üzerinde elde edilen görüntü, nesnenin şimdiki zamanını sunar. Merceğin önündeki mumların şimdiki zamanı, ışık hızıyla, görüntü olarak yüzey üzerinde oluşur. Bu nedenle, optik yoluyla yüzey üzerinde elde edilen bu görüntüler için nesnenin şimdisi denilebilir. Fotoğraf makinesi yoluyla elde edilen görüntüde, resmedilme eylemi an’ı ile resmedilen an çakışır. Fotoğraf makinesi açısından iki farklı süreden söz etmek gerekir. İlki ışığın gelmesi, ikincisi ise makinenin içinde resmedilme eylemi süresidir. Bunlar farklı iki an olarak birbirleriyle çakışır. Bu iki an’ın oluşturduğu süreyi, nesnel zaman yani saat zamanı olarak kabul edersek, bu nesnel zamanların oluşturduğu an’lar birbiri üstüne çakışarak, tek bir şimdi olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle fotoğraf makinesi için, şimdiki zamanı sunan aygıt demek gerekir.

Şimdiki Zaman

Antik Yunan düşünürlerinden Aristoteles (İÖ 384-322) ünlü Fizik adlı eserinde zamanı; önce ile sonraya göre

hareketin sayımı olarak tanımlar. Bu tanımda zaman kavramı üç aşamada ele alınmıştır. Düşünür, önce hareketle ilişkili olarak zaman kavramını ele almıştır. Zamanın hareketle ilişkili olduğunu ancak farklı bir şey de olduğunu ifade etmiştir. İkinci aşamada ise zamanı hareket ilişkisi bağlamında, önce ve sonra durumlarına uygulamıştır. Zaman, hareketle ilişkili bir şeydir ve bu bağlamda önce ve sonra olarak belirtilen ise zamandır. Aristoteles’in zaman tanımında, hareketin sayısını belirlemesi açık bir şekilde görülür. İşte bu da üçüncü aşama olan önce ve sonra ilişkisini sayılaştırmaktır. Zaman, önceye ve sonraya göre hareketin sayısıdır.

Aristoteles şimdi kavramıyla ilgili önemli bir saptama yapar. Şimdi kavramını; şimdi, an ve şimdikian olarak belirtir. Şimdi, birbirinden ayrı bir anlamda bağımsız olan an’lardan oluşur. Bu an’ların sözünü ettiğimiz an’ı ise şimdikian’dır, yani fotoğrafçılık terimiyle 1/1000 gibi bir örtücü değeriyle çekilen fotoğrafın kaydettiği an’dır. Aristoteles; önce, sonra ve an kavramları üzerinde durur. Bir hareketin öncesi ile sonrası algılandığında, zamanın geçtiği söylenebilir. Zaman, hareketten bağımsız olarak düşünülemez. Aristoteles, an kavramını şimdi olarak kullanmıştır. Şimdi ile iki farklı şeyi ifade eder; birincisi zamanın bir birimidir. İkincisi ise geçmiş ve gelecek arasındaki bölünmeyi göstermek için kullanılır. Bu bağlam içinde her bir fotoğraf karesi için geçmiş ile gelecek arasındaki şimdi demek yanlış olmaz. Aristoteles, zamanda olmak durumunu, zaman olduğu sırada varolmak, zamanın bir parçası olmak ve zaman yoluyla ölçülebilir olmak şeklinde açıklar. An yani şimdi, geçmiş zamanın sonu, gelecek zamanın başlangıcı olduğu için düşünüre göre zaman hep başlangıç içindedir ve hiç bitmeyecektir. Her değişim ve hareket, zaman içinde olur. Şimdikian ne ise şimdikian’ın uzakta olanı yani gelecek de odur. Gelecek zaman da şimdiye aittir, daha önce ve daha sonra denildiğinde de zaman içinde olduğumuz anlaşılır. Her değişim ve hareket zaman içinde yer alır.

Zaman kavramıyla ilgili olarak üzerinde durulması gereken önemli düşünür Aziz Augustinus (354-430) Ortaçağ’da yaşamıştır. “İtiraflar” adlı kitabının XI. bölümü zaman kavramının incelemesine ayrılmıştır.

Augustinus “zamanın ölçüsü nedir?” sorusuyla, şimdiki zaman üzerinde yoğunlaşır. Ona göre şimdiki zaman, bir ölçü birimidir. An denilen ve parçalara bölünmeyen o nokta, şimdiki zamandır. Şimdiki zaman parçalara ayrılamayacak kadar küçüktür, geçmiş ve gelecek zaman gibi yayılıma sahip değildir. Şimdiki zaman, geçmiş ve gelecek olarak çoğul bir olgudur. Düşünür, şimdiki zamanı üçlü zaman içinde ele alır: Geçmiştekilerle ilişkin şimdiki zaman, şimdikilerle ilişkin şimdiki zaman ve gelecektekilerle ilişkin şimdiki zaman.

Fotoğraf kullandığı tekniğinin gereği olarak hareket içindeki nesne ve durumları tek bir kare içinde zapteder. Çekilen her fotoğraf Aristoteles’in dediğine denk düşer yani önce ve sonra arasında yer alan şimdi, şimdikian’dır. Şimdi denildiğinde, bir fotoğraf çekildiğinde; o şimdi


geçmiş olur. Her şimdi nasıl ki geçmiş olmaya mahkum ise her kare fotoğraf da geçmiş olmaya mahkumdur. Bir başka deyişle şimdikian, kaydedilmesiyle birlikte artık geçmiş olur. Peki, bu nasıl bir geçmiştir? Augustinus’un dediği gibi şimdinin özelliklerini ve niteliklerini taşıyan bir geçmiştir. Bu anlamda her fotoğraf resmedildiği an’ın şimdisini taşır ve bunu geçmiş şimdiler içinde korur.

Yine Augustinus’un üçlü zaman yaklaşımı açısından söylemek gerekirse her fotoğraf gelecekte bekleyen şimdilerden birini kaydeder ve onu geçmiş şimdiye dönüştürür. Fotoğraf çekildiği an itibarıyla geçmiş olur. Söz konusu olan bu şimdi resmedildiği şimdiyle ilişkilidir.

Bu manada, bir fotoğrafçının şimdiyi güçlü ve estetik enerjiyle yüklü olarak kaydetmesi, o fotoğrafın geçmiş olarak oluşturacağı etkiyi belirler. Augustinus’un dediği gibi geçmiş ve gelecek zamanı belirleyen şimdiki zamandır. Şimdinin gücü görüntünün, fotoğrafın gücüne denk düşer.

Nesnel ve Öznel Zaman

İnsanlar için iki tür zaman söz konusudur. Biri saat zamanı diğeri ise hissedilen zamandır. İki tane farklı 1 dakika düşünelim; 1 dakika dişçi koltuğunda, 1 dakika sevgilinizin yanında. Saat zamanı olarak iki olaydaki süre aynıdır. Hissediş zamanı olarak iki mekândaki 1 dakikalık süre farklıdır. Dişçi koltuğundaki 1 dakika saatler gibi hissedilirken, sevgilinizin yanındaki 1 dakika saniye gibidir, yani bu zaman dilimlerinden biri uzun, diğeri ise kısa olarak algılanır. 1 dakika denildiğinde, ölçülen bir saat zamanı nesnel bir durum söz konusudur. Bunun hissedilişi ise psikolojik, öznel bir durumdur. İşte bu duruma hissedilen zamana, psikolojik zaman ya da öznel zaman denir.

Nesnel zamanla birlikte olayın nitelikleri birleşerek zaman boyutunu ortaya çıkartır. Günlük yaşamımızda nesnel zaman içinde yaşarız. Bir olaya ya da duruma nesnel zaman yoluyla katılırız, ancak biz de bıraktığı iz öznel zaman yoluyla oluşur. Özellikle geçmişi nesnel zaman içinde tarih olarak hatırlarken, o tarihin hatırlanma ağırlığını belirleyen öznel zamandır, yani nesnel zamanın bizde oluşturduğu psikolojik hissediştir.

Öznel zaman, psikolojik olarak hissedilir ve saat zaman içinde saat zamanına aldırmadan ortaya çıkar. Birey bir olay ya da durumu; yaşadıklarına, kültürüne göre farklı şekilde hissedebilir. Hissediş zamanın yüksekliği, nesnel zamanı aşar; ancak hissediş zamanımızın ortaya koyduğu bir ölçü birimi yoktur. Bu durum, bireyden bireye göre değişir. Bu nedenle öznel zaman nicelikten çok niteliktir. Sanat eseri açısından konuya yaklaşıldığında vurgulanması gereken nokta şudur: Bir sanat eserinde önemli olan izleyici üzerinde oluşturduğu katılımdır. İzleyenin esere katılması aynı zamanda o eserin izleyenleri kendine çekmesi demektir. Bu katılım durumunu süre yönüyle düşündüğümüzde karşımıza, o eserin öznel zamanı çıkar. Bir başka deyişle, katılımın süresi bir yönüyle, o eserin öznel zamanını ortaya koyar. Demek ki

sanat eserinin oluşturduğu katılımın bir yoğunluğu oluşur. Eser, bireyi hangi yoğunlukta kendine çekiyor ise, bu öznel zamanla ilgili bir durumdur. Bu bağlamda sözü edilen yoğunluk; bir resmin, heykel ya da fotoğrafın kaç kişi tarafından izlendiği değil, izleyenler üzerinde hangi yoğunlukta etki yarattığıyla ilgilidir. İşte bu şekilde öznel zamanın kısa ya da uzun hissedilmesi ortaya çıkar. Bu da bir sanat eseri için önemli bir durumdur.

Fotoğraf ve Zaman

Fotoğraf makinesinin resmetme süresi, saniyenin çok küçük bir süresinde gerçekleşir. Bu kısa sürenin bile bir başlama ve bitiş an’ı vardır. Bu nedenle fotoğrafın resmetme süreci, saat zamanı yani nesnel zamanla ilgilidir. Öte yandan ortaya çıkan fotoğrafın, bir saat zamanı yoktur. Yani bir fotoğrafın bir tiyatro ya da müzik eseri gibi bir başlama ve bitiş süresi yoktur. Bu anlamda izleyen için fotoğrafın bir saat zamanı söz konusu değildir (fotoğrafın özel kullanım durumu hariç). Fotoğraf bir nesnel zaman ürünüdür, ancak sonuç olarak ortaya çıkan fotoğrafın psikolojik yani hissediş zamanı vardır. Fotoğraf makinesi bir şeyin şimdisini resmederken, yüzey üzerindeki fotoğraf hissediş yani psikolojik zamanı oluşturur. Bu yönüyle fotoğraf makinesi öznel zaman, hissediş zamanı oluşturmanın da aygıtıdır. Hissediş zamanı, fotoğrafın psikolojik olarak hissettirdikleriyle ilgilidir. Bunu sağlayan da fotoğraf makinesinin kendine özgü resmetme tekniğiyle ilgili mekanik sistemleri ve görsel estetik öğeleridir.

Şimdi bir an olarak belirlendiğinde, geçmiş ve gelecek içinde bir durum belirlenmiş olur. Bu belirlenen şimdi, gelecek iken şimdi yoluyla geçmiş olacaktır. Fotoğraf makinesi işte bu şimdiyi resmeder, yani gelecekte bekleyen bir an, resmedilerek geçmiş olur. Fotoğraf makinesi an’ı resmederken geçmişi oluşturur, geleceğe ışık tutar; ancak yaygın olarak fotoğrafı çekilen an, bitmiş olduğu artık geçmişte kaldığı için mazi yani geçmiş zaman olarak kabul edilir. Bu nedenle de fotoğraf, mazi olan an’ı yaşatan bir şey olarak düşünülür.

Fotoğrafla ilgili olarak XXI. yüzyılda yaşanılan durum için Fotoğraf Ötesi, Post Fotoğraf denilmektedir. Fotoğrafın bulunuşundan başlayarak 1900’lü yılların sonuna kadar, fotoğraf tek bir ortam (medium) olarak yaşam içinde yer almıştır. 1900’lü yılların sonunda bu ortamlar birleştirilerek çokluortam olarak kullanılmışlardır. Daha sonra ise yani günümüzde Remediation diye adlandırılan yeni bir durum yaşanmaktadır. Bu yeni durumda, her bir ortam başka ortamların içine girerek yeni ortamlar oluşturmuştur. Remediation dönemi, sayısal teknolojilerin ve bilgisayar donanımlarının marifetidir.

Fotoğrafın şimdiki zamanı üreterek çoğaltması teknolojiyle ilgili bir konudur. Hem fotoğrafın optik yoluyla resmetmesi hem de sayısal teknolojinin sağladıklarıyla, şimdiki zamanın yüzey üzerinde görüntü olarak üretilmesi içinde sözü edilen konular nesnel zamanın bir parçasıdır. “Fotoğraf neyi anlatır?” ya da “iyi-


kötü fotoğraf nedir?” diye sorulduğunda ya da sanatın ortamında fotoğraf denildiğinde, hissediş zamanına yani öznel zamana yönelmek gerekir.

Fotoğrafik enerji denildiğinde, bir fotoğrafın estetik yani algılama duygusu yoluyla hissettirdiği enerji anlaşılır. Sanatın ortamındaki fotoğraftan söz ediyorsak, zaman boyutu açısından önemli bir kavramı ifade etmek gerekir. Bu kavram ritim’dir. Nesnel zamandan başlayarak hissediş zamanına doğru fotoğrafa yansıyan şey ritimdir. Ritmi ortaya çıkartan şey ise, o fotoğrafın yarattığı zaman boyutudur. Bir fotoğraf özgün bir zaman boyutu yaratabiliyorsa, özgün bir ritim de oluşturmuş demektir. Ritim sadece fotoğrafın ortaya çıkmasını sağlayan teknik ve estetik gereklilikler değildir. Bunların birlikteliğiyle ortaya çıkan nesnel ve hissediş zamanlarından oluşan zaman boyutudur.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında