AÖF Soru Bankası
EDB408U · Ünite 5

18. Yüzyıl Şair Tezkireleri

Eski Türk Edebiyatının Kaynaklarından Şair Tezkireleri dersi, ünite 5 özeti

gazellerin sayısı üç dördü bulmuştur. Eseriyle özellikle 18. Yüzyıl Şair Tezkireleri Lale Devri şairleri hakkında önemli bilgilere yer vermiştir.

18. yüzyılda yazılan şair tezkirelerin diğerlerinden ayırt edici özellikleri şunlardır; 17. yüzyılda yazılanlara tepki Salim-Tezkire-i Şuara

içermesi, 16. Yüzyılda yazılanları taklit etmesi ve uzun Asıl adı Mehmet Emin olan Salim, İstanbul’da doğdu. ayrıntılı biyografi ve kısa şiirlerden oluşması. Babasının Şeyhülislam olması sebebiyle beş yaşındayken mülazım sayılmasının yanında hem babasından, hem de Mucib-Tezkire-i Şuara babasının çevresindeki âlimlerden dersler aldı ve 1704

Diyarbakır’da doğan ve ilk eğitimini babası ve bölgenin yılında Eyüp Siyavuş Paşa Medresesi’ne müderris diğer alimlerinden alan Mucib, hat sanatı konusunda da oldu.1722 yılında bitirdiği tezkiresini dönemin sadrazamı dersler almış, daha sonraki eğitimine ise İstanbul’da Damat İbrahim Paşa’ya sundu. Ayni Tarihi’ni Türkçe’ye devam etmiştir ve 1688 yılında mülazım ve müderris çeviren komisyonda da yer alan Salim, şairliği yanı sıra olmuştur. Asıl adı Mustafa Mucip olup, şiirlerinde Racih, hat sanatıyla da tanınmıştır. Mürettep divanı, dini Kemali ve Mucib mahlasları kullanmıştır. konulardaki eserleri ve tercümeleri mevcuttur.

IV. Murat’ın biyografisi ile başlayan Tezkire- Mucib Tezkire-i Şuara adlı eseri iki bölümden oluşur. Giriş (1710) isimli eserinde alfabetik sırayla kendi çağdaşı olan bölümü devrin padişahları Sultan Ahmet ve Mustafa’ya, şairlere yer verir. Eserinde Rıza Tezkiresinden bazı şairler sadrazama ve şeyhülislama övgüler içerir ve basit bir dil ve 1670 sonrası şairlerle birlikte 107 biyografi içermez. Toplam 428 biyografi vardır ve ikinci bölüm içermektedir. alfabetik sırayla 426 şair içerir. Bazı şairlerin sosyal Eserine IV. Murat’ın biyografisiyle başlayan Mucib hayatlarına da değinmiş, hattat olması sebebiyle de kendi Efendi, alfabetik sırayla verdiği şairlerin hayatlarını kısaca mesleğinden şairlere önem vermiştir.

anlatmakla birlikte çoğunun ölüm tarihini titizlikle Eseri yazarken Safayi’den ve Şeyhi’nin Vekayi-i Fudala belirtmeye çalışmış; şiirleri ve sanatları hakkında birkaç adlı zeylinden yararlanmıştır. Safayi’nin aksine çok süslü söz söyledikten sonra örnek olarak en az bir, en çok iki ve ağır bir dil kullanmış, yabancı kelimelere, zincirleme gazel almıştır. Şairlerin sanatları ve şiir özellikleri tamlamalara, ve uzun cümlelere yer vermiştir. Bu durum hakkında Mucib Efendi’nin değerlendirmeleri çoğunlukla bazı değerli bilgilerin tam olarak anlaşılmadan kaybolup yüzeyseldir. gitmesine sebep olmuştur.

Mucib Efendi’nin dili, süs ve özentiden uzak, sade ve Beliğ-Nuhbetü’l-Asar Li-Zeyli Zübdeti’l-Eşar açıktır. Eserde diğer tezkirelerde olduğu gibi klişe ifadeler Asıl adı İsmail olan Beliğ Bursa doğumlu olup Bursalı kullanılmakla birlikte, onlardan farklı olarak övgü ve İsmail Beliğ olarak tanınmıştır. Arapça, Farsça, dini ve yergiye fazla yer verilmez. edebi bilimleri iyi bilen Beliğ ilk eğitimini babasından Tezkire, Riyazî ve Rıza Tezkireleri’nden seçilmiş bazı aldı. şairlerin özetlenerek verilmiş olması bakımından fazla Bursa Şehrengizi adlı eseri Bursa’nın güzelliklerinden önemli olmamakla birlikte daha önce yazılan tezkirelerde bahseden 267 beyitlik bir eserdir. Diğer başlıca eserleri bulunmayan on bir şairi (Esat, Bahşî Efendi, Hıbrî, Devrî, arasında Divan, Genc-i Şaygan, Güldeste-i Riyaz-ı İrfan ve Debî, Rezmî, Selamî, Şuaî, Iydî, İlmî ve Alimî) ihtiva Vefeyat-ı Danişvera-ı Nadiredan sayılabilir. Sergüzeşt- etmesi bakımından dikkate değerdir. Ancak eserde, bu name-i Fakır Be-azimeti Tokat isimli eseri 150 beyitten yeni isimler hakkında kayda değer bir bilgi oluşur ve Tokat yolculuğunu, Tokat’taki hayatı ve devlet bulunmamaktadır. memurlarının yolsuzluklarından bahseder.

Safayi-Nuhbetü’l-Asar Min-Feva’idi’l-Eşar 1727 yılında yazdığı Nuhbetü’l-Asar Li-Zeyli Zübdeti’l-

İstanbul’da doğan Safayi IV. Mehmet’in sadrazamlarından Eşar şiir antolojisi niteliğindedir. Eserinde girişinde III. Elmas Mehmet Paşa’nın himayesinde farklı işlerde Ahmed ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa övülür ve eserin çalışmış, 25 yıl önce başladığı tezkiresini (Safayi- Kafzade Faizi’nin Zübdeti’l-eş’ar’ına zeyl olarak yazıldığı Nuhbetü’l-Asar Min-Feva’idi’l-Eşar) 1720 yılında belirtilir. Sultan III. Ahmed dahil olmak üzere 414 şair bitirerek Damat İbrahim Paşa’ya sunmuştur. alfabetik olarak yer alır. Açıklamalar kısadır ve biyografik Eserinde bir önsöz, on sekiz takriz ve alfabetik olmak bilgiden ziyade şiirlere yer verilmiş ve abartıdan uzak üzere 476 şair vardır. Yazdığı ön sözde kimlerden durulmuştur. Yanlışlık ve eksikliklerine rağmen okurlarına etkilendiğinden (Latifi,Aşık Çelebi, Hasan Çelebi) ve hükmüne açık bir eser meydana getirmiştir.

yazma sürecinden bahseder. Rıza tezkiresine zeyl olarak Ramiz-Âdab-ı Zurefa yazılmış olan eserini tezkirecilik geleneğinde şekle dair İstanbul doğumlu olan Ramiz’in asıl adı Hüseyin farklı kılan şey ise yazdıktan sonra eserini çağının 18 Ramiz’dir. Uzun yıllar çeşitli medreselerde müderrislik tanınmış şair ve bilim adamına göstermesi ve onların yapmış olan Ramiz kendisi de âlim ve şair olan babasını yazdığı takrizleri eserinin başına koymasıdır. Tezkirede bir yaşında kaybetmesinden dolayı kardeşinin yardımı oldukça süslü ve ağır bir dil kullanılmış, eserlerindeki sayesinde eğitimini tamamlamıştır. Farklı adlarda Zeyli şairler hakkında kapsamlı bilgiler verilmiş, verilen örnek


bulunan Ramiz Zahirü’l-hukkam adlı eserinde şakk ilmine Şeyh Galip Mevlana’dan başlayarak beğendiği 209 dair bilgiler verir. Mevlevi şairleri bir defterde toplamış, bu defteri de Esrar Dede’ye vermiştir. Esrar Dede bu şairler hakkında bilgi 1784 yılında bitirdiği esri Âdab-ı Zurefa’da 64 sene içinde toparlamış, 30 şair çıkarıp 33 şair eklemiş ve alfabetik yetişmiş 375 şair biyografisi yer alır. Şairlerin en az bir en olarak toplam 212 şairden oluşan bir tezkire fazla on bir şiirine yer verdiği eseri titiz bir çalışmanın oluşturmuştur. ürünüdür. Eserde bulunan eksiklikleri öldükten sonra yakın dostu Süleyman Sadeddin Efendi tarafından Yazar, eserinde izlediği yolu ve ölçüsünü anlatırken giderilmiş, imla hatalarına kadar düzeltilmiş ve bazı tezkiresine bütün Mevlevî şairleri almadığını, bir seçim eklemeler yapılmıştır. Tezkirenin dili oldukça ağardır. Her yaparak yalnızca divan sahibi ve üstat olanları yazdığını ne kadar tamamlanmamış da olsa Safayi ve Salim açıklamıştır. Tezkirelerinden sonra 18. Yüzyılın en önemli tezkiresi Esrar Dede tezkiresin seçici davrandığını, sadece divan sayılır. Safayi ve Salim Tezkirelerine giremeyen önemli sahibi ve üstat şairleri tercih ettiğini belirtir. Eser şairler bu tezkirede yer almıştır. Bu sebeple döneme dair yazılırken hem yazılı hem de sözlü kaynaklardan önemli bir kaynak oluşturmaktadır. yararlanılmıştır. Eserde şairler hakkında geniş bilgi yer Silahdarzade Mehmet Emin-Tezkire-i Şuara alır, büyük dedelerin menkıbe ve kerametleri anlatılır, 18. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan Silahdarzade şairler övülür ve çok sayıda şiire yer verir.

Mehmet Emin Tezkire-i Şuara olarak bilinen Silahdarzade İki ay gibi kısa sürede hazırlanması sebebiyle bazı Tezkire’sinin 1790 yılında yazmıştır. Beliğ tezkeresini eksikliklere ve yanlışlara sahiptir. Bunun temel sebebi zeyil eder ve 1751-1790 yılları arasında yaşayan 60 şair sözlü kaynaklardan fazla yararlanılmasıdır. Şairleri biyografisi içerir. Mevlevilik penceresinden değerlendirdiği için bazı şairler

Şairlere ve örnek şiirlerine aynı oranda yer ayırmamış. hak etmedikleri övgüyü almıştır. Ayrıca kullandığı Arapça Kimi şairin sadece ismi veya tek bir şiiri yer alırken, ve Farsça kelimeler eserin dilini ağırlaştırmıştır.

bazılarının ondan fazla şiirine yer verilmiştir. Eser çok Âkif-Mir’at-i Şi’r fazla önemli bir yere sahip değildir. İstanbul doğumlu olan Âkif sarayda uzun yıllar görev Safvet-Nuhbetü’l-Asar Fi Feva’idi’l-Eşar yapmış ve 1797 tarihli Mir’at-i Şi’r tezkiresinin bu dönemde yazmıştır. Tezkire Enderunlu Âkif Bey Tezkiresi 18. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan Kemiksizzade Safvet diye de bilinir. Uzun bir önsöz, dört bölüm ve bir efendi iyi bir eğitim almış, mülazım ve kadı olarak görev hatimeden oluşur. yapmıştır. Eserinde şair olamadığı için tezkire hazırladığını belirten 1793 yılında yazdığı Nuhbetü’l-Asar Fi Feva’idi’l-Eşar Âkif toplam 24 şaire yer verir. isimli eseri 1720 tarihli Safayi Tezkiresinin özeti şeklindedir. Safayi Tezkiresinin takrizleri kısaltılmış ve Âkif, şairleri anlatırken onların doğduğu yeri, ailelerini, 326 şair bulunmaktadır. Eserin sonuna konulan Tezyilü’l- Enderun’da hangi odalarda görev yaptıklarını, hangi tür kitab kısmında eserin Safayi Tezkiresinin özeti olduğunu şiirde başarılı olduklarını kısaca belirtmiş, daha sonra da belirtir. Birkaç düzelme yapmış ve hatıra başlığı adı her şairin birkaç parça şiirini örnek vermiştir. Eserin altında fıkralar eklemiştir. hatime kısmında Enderunlu Âkif, İcmâl-i Terceme-i Fakîr başlığı altında kendi hayatına ait kısaca bilgi vermiştir. Esrar Dede-Tezkire-i Şuara-yı Mevleviyye Tezkire’nin sonunda yazarın yakın arkadaşlarından

18. yüzyılın ikinci yarısında yaşayan Esrar Dede Şeyh Enderunlu Vâsıf’ın eseri öven, adının Mir’at-i Şi’r ve bu Galip’in yakın dostudur. adın kitabın yazılış tarihi olduğunu belirten 10 beyitlik bir kıtası vardır. 1797 yılında yazdığı Tezkire-i Şuara-yı Mevleviyye yazıldığı yılda yaşayan Mevlevi şairleri içerir. Âkif tezkiresinde uzun cümlelerden oluşan özentili bir dil kullanmıştır. Sadece Enderun şairleri kapsadığı için dar bir Esrar Dede, eserinin başında Şeyh Galib’in Mevlana’dan çerçeve kalmıştır. (d.1207- ö. 1273) başlayarak tanınmış mevlevi şairlerin beğendiği şiirlerini seçerek bir defterde topladığını, sonra bunu seçtiği şiirlerin şairleri hakkında bilgi toplaması ve bir tezkire yapması için kendisine verdiğini belirtir. Böylece eserini yazma sebebini açıklayan Esrar Dede, Şeyhin isteği üzerine şiirleri düzenleyerek şairler hakkında bilgi toplamış ve alfabe sırasına dizerek bir Mevlevî şairleri tezkiresi meydana getirmiştir. Bu bakımdan Tezkire-i Şuara-yı Mevleviyye’deki şairler hakkında bilgiler Esrar Dede’ye, şiirlerin seçimi de Şeyh Galib’e aittir.

Ünite 5 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç