AÖF Soru Bankası
EDB408U · Ünite 4

17.Yüzyıl Şair Tezkireleri

Eski Türk Edebiyatının Kaynaklarından Şair Tezkireleri dersi, ünite 4 özeti

zaman da bunların beyit sayıları belirtilir. Başka 17. Yüzyıl Şair Tezkireleri tezkirelerde olduğu gibi bazen şairler hakkında

17. yüzyıl tezkirecileri eserlerinde ağırlıklı olarak kendi anekdotlara yer verilir. Tezkirede şairlerin doğum ve ölüm dönemlerinde yaşamış çağdaşı şairleri yazmışlardır. tarihlerine rastlanmaz. Şiirlerinden örneklerle biyografi Söylenen şeyler bilineni tekrarlamaktan ileri gitmediği tamamlanır. Sadıkî’nin her şairin bir, bazen iki veya daha için biyografiler kısalmış, buna karşılık seçilen örnek şiir fazla matlaını veya beytini, bazen birkaç rubaisini örnek sayısı artmıştır. 17. yüzyıldan itibaren tezkirecilik verdiği görülmektedir. Ayrıca Fuzulî’nin Türkçe tarihimizde adına antoloji tipi tezkireler diyebileceğimiz şiirlerinin matla beyitlerini tezkiresine almıştır. farklı yapıda eserler verilmeye başlanmıştır. Bu eserlerde şiir örnekleri yanında kısa da olsa biyografik bilgiler de Sadıkî, eserinde Orta Asyalı Türk şairlerin yanında bulunmaktadır. Anadolulu şairlere de yer vermiştir. Çağdaşı olan padişahlara yer verdiği birinci mecmada Osmanlı Antoloji tipi tezkireler gelenek içinde biyografiden çok İmparatorluğu’nun hükümdarı ve Muhibbî mahlasıyla şiiri ön plana çıkartmış ve verilen şiir sayısı ve miktarını Türkçe ve Farsça şiirler söyleyen Kanunî Sultan büyük oranda arttırmıştır. Süleyman’a; Türk şairlerine ayrılan yedinci bölümde Necatî Bey ile Bâkî’ye yer vermiştir. Mecmau’l-havas’ta Sadıkî-Mecmau’l-Havas ayrıca Anadolulu olmayıp da Anadolu’ya dışarıdan gelen Sadikî, Çağatay Türkçesi, Azerî Türkçesi ve Osmanlı şairlere de yer verdiği görülmektedir. Türkçesi ile şiirler kaleme aldı. Onun bize kadar gelen şiirleri, bu üç dili rahat kullanan bir şair olduğunu Anadolu’ya Bağdad’dan gelen Ahdî ile İran’dan gelen göstermektedir. Mahdum Mirza ve Elkas Mirza bu şairlerdendir.

Eserleri Riyazî-Riyazü’ş-Şuara

Farsça ve Türkçe şiirleri, mesnevileri vardır. Riyazî devrinde, bilim adamı ve şair olarak tanınmıştır. Dinî bilimlerden başka fizik ve matematik bildiği de Mecmau’l-havas (y.1602 veya daha önce): Doğu Türkçesi rivayet edilir. geleneğinin ikinci tezkire örneği olan Mecmaü’l-havas, I. şah İsmail devrinden yazıldığı döneme kadarki devre Eserleri

içerisinde yer alan İran ve Türk asıllı şairleri Divan: Mürettep bir divandır. kapsamaktadır. Tezkire, Devletşah Tezkiresi Mecalisü’n- nefayis ve Tuhfe-i Samî (y.1550)’nin zeyli mahiyetindedir. Sâkiname: Divan nüshaları içinde bulunan 1052 beyitlik bir mesnevidir. Bu eser, bazen İranlı şairlerle aynı bölümde bazen de ayrı bölümlerde Türk şairlerinden bahsetmesi bakımından Türk Düsturu’l-amel: Ön sözüne göre Farsça’nın tabirlerini ve edebiyatı için de önemli bir kaynaktır. bazı gramer meselelerini izah için yazılmıştır. İçerisinde birçok İran şairinden örnek beyitler vardır. Riyâzü’ş- Sadıkî, bu eserinde siyasî hudutlar ve sülaleler arasındaki şuara: Riyazî’nin en önemli eseri, tezkiresidir. Tezkirenin ihtilâfları bir tarafa bırakarak, Türk dili ve edebiyatını bir 1607 yılında yazılmaya başlanıp, 1018 yılı Receb ayında bütün hâlinde ele almış ve Türk dilinin mevcut üç edebî (1609) bitirildiği eserin sonuna düşürülen iki tarihten şivesi (Çağatay Türkçesi-Osmanlı Türkçesi-Azerî anlaşılmaktadır. Türkçesi) ile şiir söyleyen şairleri tanıtıp onların eserlerinden örnekler vermiştir. Tezkire, I. Ahmet’e ithaf edilmiştir. Riyazî eserini hazırlarken daha önceki tezkirelerden de yararlanmış, Mecmau’l-havas’ın ne zaman yazıldığı kesin olarak 1586 yılında yazılan Hasan Çelebi Tezkiresi’nden sonra bilinmemektedir. Mecmau’l-havas, bir ön söz, sekiz yetişen şairleri de kendi topladığı bilgilere dayanarak tabaka ve bir hatimeden oluşmaktadır. Sadıkî, eserinin her yazmıştır. tabakasına mecma ismini vermiştir. Eserin kaynakları arasında Camî’nin Baharistân’ı, Ali şir Nevayî’nin Riyâzü’ş-şuara, tezkiresinin mukaddimesinde, eserini Mecâlisü’n-nefais’i, Devletşah’ın Tezkire-i Devletşah’ı ve hazırlarken dikkat ettiği hususları, şiir ve şair hakkındaki Sam Mirza’nın Tuhfe-i Samî’si bulunmaktadır. görüşlerini dile getirir. Okuyanı ve yazanı usandırmamak için uzun uzun yazmamış, şair ile şairlik taslayanı Sadıkî, mukaddimenin sonunda, eserini dönemin sultanı birbirinden ayırmış, çoğu şairin divanını inceleyip yeni şah Abbas adına yazdığını belirtir ve ona dua eder. Her söyleyişleri almıştır. Diğer tezkirecilerin çoğu bu özeni tabaka başında o tabaka için Türkçe açıklama kısmı göstermemişlerdir. bulunmaktadır. Sadıkî, tabakaları isimlendirirken başlıklarında Türkçe sayıları kullanmayı tercih etmiştir. Riyazî genel olarak şiir görüşünü tezkiresinin ön sözünde dile getirmiştir ve şiiri mana anlayışı etrafında dört türde Sadıkî, şairler hakkında bilgi verirken, biyografiye şairin ele alır: adıyla başlar. Daha sonra aile ve doğum yeri ile ilgili bilgilerle eğitim durumu ve meslek bilgisi belirtilir. Bunu 1. Manada yaratıcılık, izleyen bölümlerde şairlik yeteneği ve şiirlerinden 2. Önceki manaya yeni bir mana katma,

örnekler yer alır. Şairin eserlerinin adları anılır zaman


3. Önceki manayı güzel bir söyleyişle yeniden değil, seçilen şiirler açısından önem taşır. Tezkirelerin bir söyleme, önemi de şiir geleneğimizi yansıtmalarıdır. Aynı zamanda 4. Önceki manayı başka manalarla aktarmak. Bunu birer şair olan tezkire yazarlarının şiir seçiminde dikkat yaparken, öncekinden iyi yapanlar makbul ettikleri noktalar değerlendirilirse, zamanın şiir zevki de görülür, eşit seviyede yapanlar reddedilmezler. ortaya çıkarılmış olur. Fakat öncekilerden aşağı bir seviyede söylenenleri de makbul görmez. Rıza-Tezkire-i Şuara

Adı 17. yüzyıl kaynaklarında şair olarak sık sık anılan Riyazî bundan sonra eserini yazarken tuttuğu yolu Rıza’nın mürettep bir divanıyla, Kava’id-i Farisiyye adlı anlatmış ve tezkirenin özelliklerini şöyle sıralamıştır: bir eseri olduğu söylenmişse de bunlar şimdiye kadar ele

1. Tezkire, yazanlar ve okuyanlar sıkılmasın diye geçmemiştir. Bu devre ait şiir mecmualarında şiirlerine kısa tutulmuş, fazla sözden kaçınılmıştır. rastlanır. Ancak, şairliğinden çok tezkireciliği ile 2. Son tezkireci olan Hasan Çelebi 600 kadar tanınmıştır.

şairden söz etmiş, ama gerçek şairi müteşairden Eseri ayıramamıştır. Kendisi 400 kadar şairi yazıp, iyi olmayan şairleri eserine almamıştır. Rıza’nın ele geçmeyen eserleri dışında bilinen tek 3. şairlerden çoğunun defter ve divanları görülüp çalışması tezkiresidir. Eser 1591-1640 yılları arasında incelenmiş, öteki tezkireciler gibi ezberden kitap ölmüş olan şairler hakkında bilgi vermektedir. Câmi-i yazma yoluna gidilmemiştir. Maznûn tamlamasının gösterdiği 1050 yılında 4. Tarafsız davranılmış, bazı şairleri yalnızca övme, tamamlanmış ve devrin padişahı Sultan İbrahim’e bazılarını da yerme yoluna gidilmemiştir. Tezkire sunulmuştur. 1585-86 yılında yazılan Hasan Çelebi bu yüzyılın en dikkate değer tezkiresidir. Eserin Tezkiresi’nin beş yıl arayla zeyli sayılabilir.

en önemli özelliği, hemen bütün şairlerin ölüm Tezkire kısa bir ön söz ve iki bölümden oluşur. Rıza tarihlerinin belirtilmiş olmasıdır. Riyazî verdiği Efendi eserinin başında, tezkiresine eski şair padişahlarla, ölüm tarihlerini çoğunlukla tarih beyitleri de 1000 yılından sonra yetişen şairleri aldığını söyledikten söyleyerek doğrulamak istemiştir. Ayrıca, Hasan sonra Sultan İbrahim’i on beyitlik küçük bir mesnevi ile Çelebi’den sonraki 25 yıl içinde yetişen şairler övmüş ve tezkireye kendüye bir mahlas isnad ederek hakkında verdiği bilgiler de araştırmaya dayanan şairim diye feryad eden müteşairleri almamaya karar önemli bilgilerdir. Riyazî bu şairler hakkında verdiğini, bunların kendisine hücum edip ciddi değerlendirmelerde bulunmuştur. hırpalayacaklarını bildiğini ve bunu göze aldığını

Riyazî Tezkiresi, Rıza Tezkiresi’yle birlikte 16 yüzyılın söylemiştir.

şairler hakkında geniş bilgi verip eserlerinden çok fazla Tezkirenin Zikr-i şuara-yı Selatin-i Maziyye başlığını örnek vermeyen, biyografi ağırlıklı tezkireleri ile 17. taşıyan birinci bölümünde on şair padişaha yer verilmiştir. yüzyılın genellikle antoloji nitelikli eserleri arasında geçiş Bunlar, II. Murat, Fatih Sultan Mehmet, Sultan II. Bayezit, eserleridir. Riyazî, şairlerin hayatına dair Rıza’ya göre Yavuz Sultan Selim, Kanunî Sultan Süleyman, Sultan II. daha geniş bilgi verir ve bu hâliyle 16. yüzyılın eserlerine Selim, Sultan III. Murat, Sultan III. Mehmet, Sultan I. daha çok benzer. Ahmet ve Sultan IV. Murat’tır. Her birinin mahlası

Riyazî Tezkiresi’nin dili genellikle sadedir. Bazı şairlerde söylenmiş, saltanat tarihleri ve süreleri belirtilmiş, makamına ve sosyal durumuna göre daha süslü ve daha şiirlerinden iki üç beyit örnek verilmiştir.

ağır bir dil kullanılmıştır. İkinci bölümde alfabe sırasıyla 1591-1640 yılları arasında

yetişen 259 şair hakkında bilgi verilmiştir. Padişahlarla Faizî -Zübdetü’l-Eşar birlikte tezkirenin şair sayısı 269’dur. Eserleri Rıza, şairler hakkında kısa bilgiler verir. Şairin babası, Yarım kalmış bir Leyla vü Mecnun mesnevisi, divanı ve doğduğu yer, öğrenimi ve yaptığı görevler birkaç cümle sakinamesi vardır. En önemli eseri tezkiresidir. içine sıkıştırılmış, buna karşılık şairlerden çoğunun ölüm Zübdetü’l-eşar: Antoloji niteliğindeki ilk tezkiredir. tarihleri, bazen tarih mısraları da gösterilerek verilmiştir. Tezkirede 15. yüzyıl ortalarından yazıldığı 1621 yılına Rıza, yalnızca tanınmış şairlerin sanatları hakkında kısaca kadar yaşamış 14’ü kadın olmak üzere 515 şair alfabe fikirlerini söylemiş ve edebî değerlendirmelerde sırasına göre verilmiştir. Bu şairlerden 57 tanesi sadece bulunmuştur. Bunların dışındaki şairler için de çok genel Zübdetü’l-eşar’da zikredilmiş olup başka hiçbir tezkirede sözler söylemiştir. bu şairler hakkında bir bilgiye rastlanmamaktadır. Yazarın şairlere bakışı genellikle iyimserdir. Şairlerin hayatlarına dair bilgiler iki üç cümleyi geçmez. Eleştirmekten çok hemen hepsini övmüştür. Eserde verilen Faizî, tezkireye aldığı şairlerin ölüm tarihlerini vermeye şiir örneklerinin sayısı bir iki beyitle sekiz on beyit dikkat etmiş, ölüm tarihlerini kesin olarak bilmediği arasında değişir. Tezkire, Riyazî Tezkiresi’nin izinde şairler hakkında yaşadığı dönemi belirtecek ibareler ancak ondan daha muhtasar bir biçimde hazırlanmıştır. kullanmıştır. Eser şairler hakkında bilgi vermesi açısından


Yümnî-Tezkire-i Şuara Teşrifatü’ş-şuara: Türk edebiyatının nazımla kaleme Eseri alınmış ilk tezkiresidir.

Yümnî’nin tek eseri tezkiresidir. Faizî’nin tezkiresine zeyl Fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün kalıbıyla ve mesnevi nazım olarak yazılmıştır. Zübdetü’l-eş’âr’ın kaldığı 1621 şekliyle yazılan 2400 beyitten oluşan bu eserin yazılış yılından sonra yaşayan şairlerle başlayan tezkire, yazarının tarihi ne eserde ne de başka kaynaklarda belirtilmiştir. 1622 yılında ölümüyle yarım kalmıştır. Yümnî, çağdaşı Ancak içindeki bazı şairlere istinaden yazılış tarihi olan 29 şair hakkında kısa bilgiler vermiştir. Eser daha bulunabilmektedir. sonra Ali Emirî tarafından temize çekilerek (1905) bugün Güftî eserinin başında 210 beyitlik bir bölümde kalemini elde bulunan tezkire meydana getirilmiştir. Tezkirenin ve şiirini övmüş, daha sonra çağdaşı olan 106 şairi öteki nüshaları bu nüshadan çoğaltılmıştır. Ayrıca kitabın anlatmıştır. Bunlar arasında başka tezkirelerde olmayan 25 sonuna şeyhî’nin Yümnî hakkında verdiği kısa bilgi de şair vardır. Güftî eserine aldığı şairleri alaylı bir dille eklenmiştir. bazen aşırıya kaçan bir hicivle anlatmış, vücut kusurlarına Yümnî, şairler hakkında bir iki satırlık çok az bilgi vermiş kadar dile getirmiştir. Hicvettiği kişiler arasında kendisi de ve şiirlerinden iki beyitle üç gazel arasında örnek vardır. seçmiştir. Tezkiredeki 29 şairden 13’ü Safayî Bu arada devrinden ve talihinden şikâyetlerini de tekrarlar. Tezkiresi’nde, 5’i de şeyhî’nin Vekayî-i Fudala’sında şairlerin hayatlarına dair doğrudan bilgi vermemekle vardır. Öteki kaynaklarda bulunmayan 11 şair hakkında beraber onları hicvederken yaradılışlarını, psikolojilerini bilgi veren bu tezkire basılmıştır. vermesi ve diğer tezkirelerde olmayan 25 şair hakkında

Âsım-Zeyl-İ Zübdetü’l-Eşar bilgi ihtiva etmesi açısından dikkate değer bir eserdir. Tezkirenin dili oldukça ağırdır. Âsım’ın Zeyl-i Zübdetül-eşar adını taşıyan eseri, Fâizî’nin eserine zeyl olup antoloji türünde kaleme alınmıştır. Yazar 1030 tarihinden başlayarak ölümüne kadar 55 yıl içindeki şairleri toplamıştır. Âsım alfabe sırasına göre verdiği 123 şairden sonra, eserini Kafzade Fa’izî’ye zeyl olarak yazdığını ve Zeyl-i Zübdetü’l-eşar olarak adlandırdığını kendisi söylemiştir. Vefat tarihleri Âsım’ın ölümünden sonra olan 15 şairin eserde olmasının bunların yazarın vefatından sonra bir başkası tarafından esere dahil edildiğini göstermektedir.

Antoloji niteliğindeki tezkireler içinde en az bilgi veren ve en çok örnek gösteren Âsım tezkiresidir. En tanınmış şairler hakkında bile verdiği bilgi iki üç satırı geçmez. Pek çok şairin de yalnızca adını anmış ve haklarında hiçbir bilgi vermemiştir. Bu arada şairlerin birçoğunun ölüm tarihini söylemiştir.

Güftî-Teşrifatü’ş-Şuara

Eserleri

Divan: Mürettep bir divandır.

Gamname: Varadin kadısı iken yazdığı 2000 beyitlik bir mesnevidir. Devriyle ilgili bir şikâyetnamedir.

Hilye-i Güftî: Nüshası tespit edilemeyen ve bazı kaynaklarda Düvazdeh İmam adıyla da zikredilen bu manzum eserde Hz. Hasan ve Hüseyin ile aşere-i mübeşşerenin hikâyelerinin yer aldığı belirtilmektedir.

Şah u Derviş: Güftî’nin şeyhülislam Bahâyî Mehmed Efendi adına başlayıp tamamlayamadığı bir mesnevi tercümesidir.

Zafername: Varadin fethi münasebetiyle yazdığı 646 beyitlik bir manzume olup başında otuz dört beyitlik bir nat vardır.

Zellename: Hiciv türünde küçük bir mesnevidir.

Ünite 4 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç