AÖF Soru Bankası
CEK303U · Ünite 3

İstihdam ve İşsizlik Kavramları, Tanım Oran ve Ölçümü

İstihdam ve İşsizlik dersi, ünite 3 özeti

ÇEK303U-İSTİHDAM VE İŞSİZLİK

Ünite 3: İstihdam ve İşsizlik Kavramları, Tanım Oran ve Ölçümü

Giriş

İstihdam ve işsizlik ile ilgili konular gerek akademik çevrelerde gerek günlük hayatta yoğun ilgi görmektedir. Ünitemiz kapsamında, öncelikle emek piyasaları ile ilgili temel tanım ve kavramlar hatırlatıldıktan sonra istihdam kavramı, istihdam oranı ve ölçülmesi ile istihdam türleri ve farklı istihdam tanımları anlatılmaktadır. İstihdamın sosyal politik anlamında dezavantajlı olarak kabul edilen gruplar bakımından önemine değinildikten sonra teknoloji, eğitim ve istihdam ilişkisi ele alınmaktadır. Ünitenin işsizlik ile ilgili kısımlarında ise; işsizlik oranı ve ölçülmesi ile işsizlik türlerine yer verilmektedir. İstihdam konusunda ele alınmakla birlikte sosyal politika anlamında dezavantajlı sayılan grupların işsizliğine de ayrı bir başlık altında ana hatlarıyla yer verilmiştir.

İstihdam Kavramının Tanımlanması, İstihdam Oranı ve Ölçümü

İstihdam kavramı, geniş anlamda üretim faktörlerinin üretim sürecinde kullanılmasını ifade etmektedir. Dar anlamda istihdam ise emek faktörünün üretim sürecinde bir girdi olarak kullanılmasıdır. İstihdam denildiğinde genellikle dar anlamda istihdam anlaşılmaktadır. İstihdam; işbaşında olanlar ve işbaşında olmayanlar olmak üzere iki ana gruba ayrılmaktadır:

İşbaşında Olanlar: Yevmiyeli, ücretli, maaşlı, kendi hesabına, işveren ya da ücretsiz aile işçisi olarak referans dönemi içinde en az bir saat iktisadi faaliyet içinde bulunanlardır.

İşbaşında Olmayanlar: Referans döneminde çeşitli nedenlerle işinin başında olmayan, işten uzak kalma nedenine göre işi ile bağlantısı devam eden ücretli, maaşlı, kendi hesabına, işveren ya da ücretsiz aile işçileridir.

“İstihdamda olanlar” kategorisi bir bedel karşılığı çalışmaya dayalı bir ilişkiyi ifade ederken, referans döneminde istihdam hâlinde olmamakla birlikte işi ile bağlantısı devam eden ücretli, maaşlı, kendi hesabına, işveren ya da ücretsiz aile işçileri “işbaşında olmayanlar” başlığı altında istihdamda sayılmaktadırlar. İstihdamda olmayanlar kategorisi kapsamında “referans döneminde çeşitli nedenlerle işinin başında olmama, işten uzak kalma nedeni” ölçütü önemli ve ayırıcı olmaktadır. Çeşitli nedenlerle referans döneminde işlerinin başında bulunmayan ücretli ve maaşlı çalışanlar, 3 aydan kısa süre içinde işlerinin başına geri döneceklerse veya işten uzak kaldıkları süre zarfında maaş veya ücretlerinin en az % 50 ve daha fazlasını almaya devam ediyorlarsa istihdamda kabul edilmektedir. Yevmiyeli çalışan ve çeşitli nedenlerle referans döneminde işlerinin başında bulunmayan kişiler, işten uzak kaldıkları süre zarfında ücretlerinin en az %50 ve daha fazlasını almaya devam ediyorlarsa istihdamda kabul edilmektedir. Üretici kooperatifi üyeleri, bir iş ya da meslekte bilgi veya beceri kazanmak amacıyla belirli bir menfaat (ayni ya da nakdi gelir, sosyal güvence, yol parası, cep harçlığı vb.) karşılığında çalışan çıraklar ve stajyer

öğrenciler de istihdam hâlinde olanlar kapsamına dâhil edilmektedirler (TÜİK, 2021).

İstihdam Düzeyi ve Milli Gelir

İstihdam düzeyi ve milli gelir arasında doğru orantılı bir ilişki vardır. Yani istihdam düzeyi arttıkça, reel milli gelir de artar. İstihdam düzeyindeki değişiklikler milli gelire her zaman aynı oranda yansımazlar. Örneğin; tam istihdama yaklaşırken istihdam düzeyindeki artışlar milli gelirde aynı oranda değil fakat daha düşük oranda artışlara neden olurlar.

İstihdam Oranı

İstihdamın, kurumsal olmayan çalışma çağındaki nüfus içindeki oranı “istihdam oranı” olarak tanımlanmaktadır. Aktif nüfus 15-64 yaş arası kurumsallaşmamış nüfus olarak tanımlanmaktadır. İlk formüle göre “aktif nüfus içinde istihdam edilenler” ele alınmaktadır. TÜİK hesaplama yönteminde ise birinci formül ile aynı anlama gelmek üzere “Kurumsal Olmayan Çalışma Çağı Nüfus” kavramı kullanılmaktadır:

İstihdam Oranı = İstihdam Edilenler / Aktif Nüfus ´ 100

TÜİK hesaplama yöntemi:

İstihdam (Edilenlerin) Oranı = İstihdam Edilenlerin Sayısı / Kurumsal Olmayan Çalışma Çağı Nüfus ´ 100

İstihdam Çoğaltanı

Keynesyen düşüncede önemli yer tutan çoğaltan, ilk kez 1931 yılında R. F. Kahn tarafından ortaya atıldığında istihdam seviyeleri arasındaki ilişkiyi gösteren bir kavram olarak düşünülmüştür. Yatırımlardaki artış önce yatırım sanayinde çalışan işçilerin sayısını artıracak, bu işçilerin harcamalarındaki artış tüketim malları sanayindeki istihdam hacmini artıracaktır. Diğer bir ifadeyle bir sektörde yaratılan istihdam, ilgili alanlarda çalışanlara yapılan ödemeleri takiben tüketime yönelme ile talep artışına neden olur. Bu süreç sonunda istihdamda meydana gelen toplam artışın, bu artışa yol açan ilk istihdamın artışına oranı “istihdam çoğaltanı” olarak açıklanmaktadır.

İstihdam Türleri

Tam İstihdam

Bir ekonomide tam istihdam, üretim faktörlerinin tam kullanılmasıdır. Tam istihdam dengesinin olduğu bir ekonomide işsizlik ve enflasyon sorunları yaşanmamakta doğal işsizlik dışında çalışmak isteyen herkes iş bulmakta ve çalışmaktadır. Tam istihdam iktisatta sadece teorik olarak kabul gören bir durumdur. Çünkü bir ekonomide emek talebinin, emek arzından daha fazla olduğu zamanlarda bile, ekonominin yapısal özelliklerine bağlı olarak işgücünün %5-6’sının istihdam edilmemesi mümkündür. Bu yüzden tam istihdamın ana özelliği çalışma isteğine ve gücüne sahip olan kimselerin uzun bir süre beklemeden iş bulabilmeleridir.


Eksik İstihdam

Eksik istihdam, istihdamın sektörel dağılımı içinde tarımın ağırlıkta olduğu, ücretsiz aile işçilerinin yoğun olarak bulunduğu ve işsizlik sigortası uygulamasının bulunmadığı ülkelerde, işgücünün gereği gibi değerlendirilememesinden kaynaklanan önemli bir sorundur. İşsizlik sigortasının bulunmadığı ya da sınırlı olduğu ülkelerde, kişiye işsiz kaldığında, geçimini temin edebilecek bir gelir düzeyi sağlanamamaktadır. Bundan dolayı da kişi, sahip olduğu eğitim ve niteliğe uygun olsun ya da olmasın veya elde edeceği ücret düzeyi ne olursa olsun çalışmak zorunda kalmaktadır. Böylece, kişi işsiz olmaktan kurtulmakta, ancak bu kez de sorun eksik istihdam olarak ortaya çıkmaktadır.

Zamana bağlı eksik istihdam: Referans haftasında istihdamda olan, esas işinde ve diğer işinde/işlerinde ili olarak 40 saatten daha az süre çalışmış olup, daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu takdirde daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişilerdir.

Yetersiz istihdam: Zamana bağlı eksik istihdam kapsamında yer almamak koşuluyla, referans haftasında istihdamda olan, son 4 hafta içinde mevcut işini değiştirmek için veya mevcut işine ek olarak bir iş aramış olan ve böyle bir iş bulduğu takdirde 2 hafta içinde çalışmaya başlayabilecek olan kişilerdir.

Aşırı İstihdam

Aşırı istihdam, bir ekonomide mevcut üretim faktörlerinin tamamı sürece dâhil edildiği hâlde üretilen mal ve hizmet miktarlarının, toplam talebi karşılayamaması durumudur. Bu durumda istihdam hacmi arttırılamadığı için kısa dönemde toplam reel hasılanın arttırılması da mümkün olmamaktadır.

İstihdam Edilebilirlik

“İstihdam edilebilirlik” ve “istihdam” aynı anlama gelmemektedir. İstihdam, bir kişinin bir işe sahip olması, bir işte çalışıyor durumda bulunmasıdır. Yeterince hazır olmayan ve uygun altyapısı bulunmayan bir kişi için bir işte çalışmak geçici bir durumdur. İstihdam edilebilirlik ise iş yerinde istihdamı sürdürmek, gelişebilmek ve ilerleyebilmek için gereken niteliklere sahip olunmasıdır. İstihdam edilebilirlik becerileri, çalışanları işverenlerin gözünde değerli kılan ve işle ilgili teknik yeterliliklerin dışında kalmakla birlikte yapılan işin kalitesini yükselten niteliklerdir.

Kayıtdışı İstihdam

En genel tanımı ile istihdamın “kurallara uygun olmayan” biçimidir. Bu kapsamda yasal kurumlara bildirmeme durumu kayıtdışı (enformel) istihdamın tanımlanmasına temel çıkış noktasını oluşturmaktadır. “Yeraltı sektörü”, “kara ekonomi”, “gizli ekonomi”, “enformel istihdam”, “bildirilmemiş istihdam”, “saklanmış istihdam”, “nakit çalışma”, “el altından ödeme”, “kayıtdışı” veya “gölge ekonomi” gibi farklı adlar altında ve farklı içeriklerde karşımıza çıkan kayıt dışı istihdam emek piyasalarında çoğu zaman istenmeyen bir durumdur. Uygulamada kimi

zaman kişilerin “bir biçimde gelir elde ettiği” bir alan olarak değerlendirilse de kayıtdışı istihdam kapsamında yer alanlar bakımından kötü çalışma koşulları, güvencesizlik, ekonomik, sosyal ve siyasal hak ve özgürlüklerini tam olarak kullanamaması söz konusu olduğu için istenmeyen ve olumsuz bir istihdam türüdür.

Zayıf/Eğreti İstihdam

Zayıf/eğreti istihdam, çevre ve çekirdek işgücü biçiminde ayrışmış olan emek piyasalarında düzenli olmayan, güvencesiz, geçici ve düşük ücretli olan istihdam türlerini ifade etmektedir. Emek piyasalarında asıl önemli olanın durumun sağlam ve güçlü bir istihdam ilişkisi olduğu düşünüldüğünde, zayıf istihdam ve eğreti istihdam olarak tanımlanan çalışma türlerinin istenmeyen ve çalışanları belli bir refah düzeyine kavuşturmayan istihdam türleri olarak ifade edildiği görülmektedir. Çalışan yoksulluğu zayıf istihdam ilişkisinin en önemli sonucudur.

İnsan Onuruna Yakışır İş

“İnsan onuruna yakışır iş” ya da “düzgün iş” olarak tanımlanan kavram; işçi sağlığı ve güvenliği koşullarına uygun, sosyal güvenlik imkânları olan, sendikalar aracılığıyla temsil edilebilme olanaklarına sahip, zorla çalıştırma ve çocuk işçiliğinin olmadığı, yapılan iş karşılığında hak edilen ücretin alınabildiği işler anlamına gelmektedir. İnsan onuruna yakışır işler, iş kalitesi kavramının da açıklanmasını gerektirmektedir. İkili işgücü piyasaları teorisine göre emek piyasaları çalışanlara sağladığı istihdamın türü ve niteliğine göre yaratılan işleri “iyi işler” ve “kötü işler” olarak ayrıştırmaktadır. Özünde “iş kalitesi” bakımından iyi olarak tanımlanan bir iş aynı zamanda “insan onuruna yakışır iş” kapsamına da girmektedir. Bu tür bir iş aynı zamanda zayıf/eğreti istihdam tanımlaması içinde de yer almayan bir çalışma türü olmaktadır.

Kültürel İstihdam

Kültürel istihdam kavramı son 15 yılda, Avrupa’da kültürel istihdam alanında yaşanan gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkmış olan bir istihdam boyutudur. r. Meslekler, kültürel veya kültürel olmayan meslekler olarak gruplandırılabilmektedir. Kültürel meslekler, yaratıcı ve sanatsal üretim gibi alanları içermektedir. Genellikle fikrî mülkiyet haklarını içeren kültürel mal ve hizmetleri yaratmak, üretmek ve yaymak ile sanatsal ifade amacıyla müzik, yazı, dans veya dramatik sanatlar gibi yollarla ortaya konulan faaliyetler kültürel meslekleri oluşturmaktadır. Kültürel istihdam sadece kültürel meslekler ile sınırlı değildir. Kültürel mesleklerin yanı sıra kültür sektöründe kültürel olmayan bir meslekte çalışanlar ile kültürel olmayan bir sektörde kültürel mesleğe sahip tüm kişiler de kültürel istihdamda kabul edilir.

İşsizlik Kavramının Tanımlanması, İşsizlik Oranı ve Ölçümü

Çalışma istek ve arzusunda olan, piyasada geçerli ücret oranından iş arayan ancak iş bulamayan kişiler işsiz olarak kabul edilmektedir.


İşsizlik Kavramının Tanımlanması

ILO, açık işsizliği “belirli bir yaşı geçmiş ve bir dönemde işsiz olup çalışmaya hazır ve iş arayan kişiler” olarak tanımlarken; gizli işsizlik ise, “bir üretim faaliyetinde istihdam edilmiş emeğin üretime katkıda bulunmayan kısmı” olarak tanımlanmaktadır. TÜİK’e göre ise işsiz, Referans dönemi içinde istihdam hâlinde olmayan kişilerden iş aramak için son dört hafta içinde aktif iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan, kurumsal olmayan çalışma çağındaki tüm kişiler işsiz nüfusa dâhildir. Ayrıca, üç ay içinde başlayabileceği bir iş bulmuş ya da kendi işini kurmuş ancak işe başlamak ya da işbaşı yapmak için çeşitli eksikliklerini tamamlamak amacıyla bekleyenler de işsiz nüfus kapsamına dâhildir.

İşgücü piyasalarında uzun süre iş aramış ve artık bulamayacağını düşünerek iş arama faaliyetine son vermiş bir kişi tanım gereği işsiz sayılmamaktadır. Cesareti kırılmış işgücü olarak işgücü dışındakiler grubuna alınan bu kişi, özü itibarıyla işsizliğin olumsuz sonuçlarını en fazla yaşayan bir gruba dâhil olup işsiz sayılmamaktadır.

İşsizlik Oranı ve Ölçümü

Bir ülkedeki işsiz sayısının toplam işgücüne oranı bizi işsizlik oranı kavramına götürecektir. İşsizliğin sayısal olarak belirlenmesinde işgücü arz ve talep tahmin yöntemlerinden yararlanılmaktadır. İstihdam arz ve talep miktarı tahmin edildikten sonra ikisi arasındaki fark işgücü fazlası diğer bir ifadeyle işsiz sayısını vermektedir.

İşsizlik Oranı = İşsizler / İşgücü ´ 100

İşsizlik Türleri

İşsizlik, bireyler ve kitleler üzerinde ağırlığını hissettiren bir olgu olmasına rağmen, her zaman farklı nedenlerle ortaya çıkar ve sonuçları da farklılaşır. İşsizlik konusunu açıklamada yararlı olabilecek çeşitli ayrımlar bulunmaktadır. Bunlar:

Etki alanına göre işsizlik: Kısmi - Yaygın

Süresine göre işsizlik: Geçici - Sürekli

Psikolojik yönüne göre işsizlik: İradi - Gayri iradi

Görünürlüğüne göre işsizlik: Gizli - Açık

İradi/Gayri İradi İşsizlik

İşsizlik kavramı; günümüzde gayri iradi işsizliği ifade etmek için kullanılmaktadır. Ancak iradi ya da gönüllü olarak işsizliği tercih eden bir kişi de işsizdir. Ekonomik sonuçları açısından bizim kabul ettiğimiz anlamıyla işsiz olan bir kişiden pek farklı değildir.

Çalışma gücüne sahip olan kişiler arasında “cari ücret düzeyinde” ve “çalışma şartlarına razı oldukları” durumda iş bulması mümkün olanların çalışmayı reddetmeleri durumunda ortaya çıkan işsizlik “iradi işsizlik” olarak tanımlanmaktadır.

İşsizliğin süresi eğer iş arayan bireyin denetiminde olan parametrelere bağlı ise o zaman iradi (gönüllü) işsizlik, değil ise irade dışı işsizlikten söz edilebilir. İş arayan, işsizlik süresini, parasal ücretini azaltarak veya daha yoğun iş araştırması ile etkileyemiyorsa, bu işsizlik irade dışı işsizlik olarak kabul edilmektedir.

Gizli İşsizlik

Gizli işsizlik ise bir kişinin açık bir şekilde işsiz görünmemesine rağmen, gerçekte üretime hiçbir katkısının olmamasını ifade etmektedir. Üretim teknolojisi sabit kalmak şartıyla, herhangi bir üretim sektöründe çalışmakta olan insanların bir kısmı buradan alındıkları zaman, üretim miktarında hiçbir azalma olmayacaksa o sektörde gizli işsizlik var demektir.

Açık İşsizlik

Bir kişinin para kazanmak veya geçimini temin etmek üzere yapacak bir işinin olmamasıdır. Türleri; geçici, yapısal, teknolojik, konjonktürel ve mevsimlik işsizlik.

Geçici İşsizlik

Kimi zaman “arızi işsizlik” kimi zaman da “friksiyonel işsizlik” olarak da adlandırılan geçici işsizlik; iktisaden gelişmiş olsun ya da olmasın her ülkede rastlanan bir işsizlik türüdür. Emek piyasasının iyi işlememesinden doğan geçici işsizlik durumunda işsiz birey nerede iş bulacağını bilmemekte ya da iş değiştirmeyi masraflı olarak görmektedir. Geçici işsizlik, işçinin hangi nedenle olursa olsun işyerini veya işini değiştirmek amacıyla bir süre işsiz kalması durumudur. Geçici işsizliğin her ekonomide oranının %1 veya %2 olduğu kabul edilebilir. Bu yüzden sözü edilen işsizlik türü önemli bir sorun oluşturmaz. Geçici işsizlikte işsizler, kısa zamanda is bulabilmekte ve ekonomide işsizler sürekli değişmektedir. Fakat ekonomide toplam olarak %1 veya %2 oranındaki işsizlik devam etmektedir. Bu oranın yükselmesi durumunda işsizlik türü geçici olmaktan çıkarak başka bir açık işsizliğe dönüşmektedir.

Yapısal İşsizlik

Bir ülkenin ekonomik yapısında meydana gelen değişimlerin neden olduğu işsizlik türü “yapısal (strüktürel)” işsizliktir. Örneğin ilkel yöntemlerle tarım üretimi yapılan bir ülkede tarımın makine ile yapılmaya başlanması hâlinde makineli üretim yaygın bir hâl aldıkça, köyde çalışma imkânlarından yoksun kalan işçilerin sayısı artacaktır. sınaî üretimin çeşitli dallarında görülecek üretim tekniği değişimlerinden de kaynaklanmaktadır. Bunun sonucu işsizlik türü, üretim tekniklerindeki yeniliklerden olduğu için “teknolojik işsizlik” adı da verilmektedir.

İşsizlik türleri içinde en ciddi problem olan tür yapısal işsizliktir. Yapısal işsizliğin oluşmasının temel nedeni uzmanlaşmış, beceri ve nitelik gerektiren belirli işler için tek işgücü piyasası yerine çok sayıda alt işgücü piyasası olmasıdır.

Açık işler ile iş arayanların beceri gereği yönünden farklı olması yapısal işsizlik nedenlerinden ilki olarak belirtilebilir. Yapısal işsizliğin ikinci nedeni, açık işlerle iş


arayanların farklı yerlerde olmasıdır. Açık işlerin bulunduğu bölgeler ile işsizlerin bulunduğu bölgelerin coğrafi olarak farklı yerlerde olması emek piyasaları ile ilgili bilgi eksikliğinden daha çok mobilitenin zor olmasına yol açmaktadır. Teknolojik gelişmeler yapısal işsizliğin diğer bir nedeni olarak sayılmaktadır. Teknolojik gelişme aynı miktar mal ve hizmetin daha az faktör kullanımı ile üretilmesini mümkün kılmaktadır. Bu durumda eskisine nazaran daha az emek kullanılacağından, işsizlik sorunu ortaya çıkacaktır.

Konjonktürel İşsizlik

Açık işsizlik türlerinden olan konjonktürel işsizlik “talep yetersizliği işsizliği” olarak da bilinmektedir. Diğer bir ifadeyle konjonktürel işsizlik, konjonktürün daralma dönemlerinde ortaya çıkan ve piyasada yeterince açık iş olmaması biçiminde kendini gösteren işsizlik türüdür. Ücret katılığı ve konjonktürel işsizlik; ekonominin daralma ve genişleme şeklindeki devrevi dalgalanmaları arasında doğrudan bir ilişki vardır. Ekonominin genişleme dönemlerinde toplam üretimdeki artışlara bağlı olarak işsizlik oranı kademeli olarak düşer. Öte yandan resesyonist dönemlerde toplam talepteki daralma, üretim ve satışları olumsuz etkileyeceğinden, istihdam da buna paralel olarak daralacak, işsizlik oranları yükselecektir.

Konjonktürel işsizlik veya devri işsizlik olarak tanımlanan işsizliğin ekonomik gerileme veya duraklama dönemlerinde ortaya çıkışı aynı zamanda iki önemli sorunu ortaya koymaktadır. İlki; konjonktürel işsizlik, üretim ve yatırımlarda artışa rağmen, toplam talebin yetersiz kalmasıdır. İkincisi ise; toplam talepteki yetersizliğe bağımlı olarak ekonominin dönemsel bir genişleme ve daralmaya girmesidir.

Konjonktürel işsizliğin ortaya çıkışı aslında kapitalist üretim biçiminin yarattığı bir doğal sonuç olarak kabul edilebilir. Özellikle yığınlara yönelik büyük hacimli üretim ve bu üretim düzeyinin gerçekleşebilmesi için aşırı özendirilmiş bir tüketim mekanizması bulunmaktadır. Şayet tüketim aşırı biçimde özendirilmezse, ekonominin istihdam kapasitesi zayıflayacaktır. Anlaşılacağı gibi sistemin halkalarından hiçbirinin kopmaması gerekmektedir.

Mevsimlik İşsizlik

Konjonktürel işsizlik gibi mevsimlik işsizliğin nedeni de talep dalgalanmalarıdır. Ancak, burada sözü edilen talep dalgalanmaları önceden beklenen dalgalanmalardır ve yıl boyunca sistematik bir seyir izlemektedir. Örneğin, soğuk bölgelerde kışın inşaat işleri durmakta, bahar ayları ile birlikte tekrar başlamaktadır. Bunun gibi tarım kesiminde de istihdam büyük ölçüde üretim dönemi ile bağlantılıdır.

Mevsim işsizliğinin ortaya çıkış nedenleri;

• Tarımsal ürünlerin niteliğine bağlı olan mevsimlik koşullara ve mal talebinde değişiklik yaratan koşullara, bağlı olarak açıklamak mümkündür.

• Mevsim işsizliği olgusunun tarım ağırlıklı yapılanma içinde belirli bazı aylarda toplanması iklim ve çevre koşullarından kaynaklanmaktadır. Çalışanların yılın bir kısmını faal olarak geçirmeleri diğer kısmını faal olunan dönemin kazancı ile sürdürmeleri öncelikle sermaye yetersizliği, verim düşüklüğü, veri bir tarımsal ürün getirisinin yıl içinde dengesiz biçimde dağılmasına yol açacaktır. Öte yandan tarımsal faaliyetlerin “açık havada çalışılabilir” gün sayısı ile sınırlı olması da mevsimlik işsizlik olgusunun kaçınılmaz sınırlarını çizecektir.

Bu türden işsizlik daha ziyade azgelişmiş ülkeler açısından önem arz eder. İşlerinden mevsimlik olarak uzak kalanların başka sektörlerde istihdamı sağlanabilirse mevsimlik işsizlik azaltılabilir veya olumsuz etkileri bir ölçüde giderebilir.

Ünite 3 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç