YYT201U-BELEDİYE, İMAR VE GAYRİMENKUL MEVZUATI
Ünite 1: Belediyeler, Kent Planlama ve Kent Planları
Giriş
Coğrafi ve hizmet esaslı olarak yerel yönetimler ikiye ayrılır. Hizmet esaslı yerinden yönetim kuruluşları arasında üniversiteler ve mesleki kamu kurumları bulunurken, coğrafi esaslı yerinden yönetim kuruluşları belediyeler, il özel idareleri ve köylerdir. Küçük şehirler dışındaki tüm kamu hizmetlerinin merkezî yönetim tarafından yürütülmesi zordur. Bu nedenle bazı kamu hizmetleri yerel yönetimler tarafından yerinden yönetim ilkesi doğrultusunda yönetilmektedir. Yerel yönetimler, belirli bir coğrafi alanı temel alarak örgütlenen yerinden yönetim esaslı kurumlardır. Bu kurumlar, vatandaşların yerel ve ortak nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmuş olup karar organları halk tarafından seçilen, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişilikleridir.
Yerel yönetimler, (belediyeler, il özel idareler ve köyler) coğrafi esaslı yerinden yönetim kuruluşlarıdır. İllerde İl Özel İdareleri, kentlerde Belediyeler ve kırsal yerleşimde Köy Muhtarlıkları mahallî idare birimleri olarak yer alsa da birden fazla mahallî idare (il özel idaresi, belediye ve köy) sorumlu oldukları hizmetlerden bazılarını birlikte görmek için kendi aralarında kamu tüzel kişiliğine ait ve kendilerine özgü bütçeleri olan mahallî idare birliği de kurabilirler. Mahallî idare birliği kurmak için en az 2 mahallî idarenin bir araya gelmesi zorunluyken mahallî idarelerin aynı türden olması gerekmez. Bu ünite, kentlerin mahallî idare birimi olan belediyelere odaklanmaktadır. Dolayısıyla bundan sonraki bölümde bir kamu tüzel kişiliği olarak belediyelerin kuruluşu ve sınırları, görev, yetki ve sorumlulukları, belediye organları ile büyükşehir belediyeleri hakkında bilgi verilecektir.
Belediyeler
Mevcut 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre ‘Belediye, belde sakinlerinin yerel ve ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulan, karar organı seçmenler tarafından seçilen, idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişiliğidir.’ Yerel yönetimlerin hizmetleri ve faaliyetleri gerçekleştirebilmesi için yeterli düzeyde gelir kaynağına ihtiyaç duyulmaktadır. İdarenin bütünlüğü kapsamında belediyenin görevleri, yetki ve sorumluluklarının bu çerçevede ele alınması gerekmektedir.
Türk Belediyeciliğinin Gelişim Süreci
Eski Yunan şehir tarzı (cite) ve Roma şehir tarzı günümüzdeki belediyecilik yaklaşımının ve anlayışının temelini oluşturmaktadır. Roma şehrini ifade eden “Municipe” kavramı, İngilizcedeki “municipality” (belediye) kelimesinin kökenidir. Tarih boyunca, kent hizmetlerini sürdüren çeşitli kuruluşların olduğu bilinmektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde yerel hizmetlerin sunulması için birden fazla otorite ve kurum bulunmaktaydı. Bu dönemde kent hizmetleri ‘Kadı’ ve ‘Muhtesip’ tarafından görülmekteydi. Türk yönetim tarihine belediyelerin çağdaş anlamıyla girişi oldukça yenidir. 19 yy’da Sanayi Devrimi’nin etkisiyle yeniden yapılanan ticaret anlayışı; sosyal, fiziki ve ekonomik
dönüşüm sürecini beraberinde getirmiştir. Dönüşümün etkisiyle İstanbul’da imar düzeni, su, temizlik gibi hizmetler problem oluşturmuş, yaşanan olumsuzlukların önüne geçmek için mevcut organizasyonlardan farklı olarak, yerel hizmetlerin tek bir yerden yürütüldüğü belediyecilik anlayışı gelişmeye başlamıştır.
Ülkemizde belediyecilik anlayışı, İstanbul’da 13 Haziran 1854 tarihinde yayımlanan nizamnameyle Fransız tarzında Şehremaneti’nin kurulmasıyla başlamıştır. Görevi yalnızca belediye hizmetleriyle uğraşmak olan Şehremini’ye idarenin bir bölümü verilmiştir. 1877’de İstanbul için çıkarılan Dersaadet Belediyesi Kanunu’nda belediye dairelerinden oluşan bir organizasyon yapısı getirilmiştir. Daha sonra belediye alanındaki reform çalışmalarının yürütülmesi için İntizam-ı Şehir Komisyonu oluşturulmuştur. Komisyon tarafından hazırlanan raporda Şehremaneti yanında 14 belediye dairesinin de yer aldığı bir model önerilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 1930 yılına kadar olan dönemindeki belediye anlayışı Osmanlı Devleti’nin yönetiminin devamı niteliğindedir.
1923-1930 Dönemi’nde belediyelerin temel hukuki yapısını Osmanlı Devleti Dönemi’nde çıkartılmış olan kanunlar oluşturmaktaydı. Cumhuriyet Dönemi belediyecilik anlayışı 1930 sonrasındaki dönemde şekillenmeye başlamıştır. Bu dönemin en önemli gelişmesi 1930’da 1580 sayılı Belediye Kanunu’nun çıkarılmasıdır. Belediye Kanunu ile Osmanlı Dönemi’nden itibaren uygulanan belediye kanunları kaldırılmıştır. Belediye Kanunu’nun ardından şekillenmeye başlayan Cumhuriyet Belediyesi’nin inşası çıkarılan hukuki düzenlemelerle sürdürülmüştür. 1930’da çıkarılan Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile belediyelerin sosyal yardım alanındaki faaliyetleri, çevre sağlığı üzerine yaklaşımları, sağlık kurumları kurması gibi fonksiyonları genişletilmiştir. Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren bir problem olan şehir planları ve imar uygulamalarını geliştirmek amacıyla 1933’te Belediye Yapı ve Yollar Kanunu çıkarılmıştır. Belediye Kanunu ile getirilen imar yapma zorunluluğu bu kanun ile güçlendirilmiştir. 1980’den sonra belediyeler alanında önemli değişiklikler getiren yasal düzenlemeler yürürlüğe girmiştir. Temel problem alanlarından biri olan gelir kaynaklarını iyileştirmek için vergi, harç ve harcamaya katılma paylarını düzenleyen belediye gelirleri kanunu çıkarılmıştır. Gelirleri artırmaya yönelik ikinci düzenleme 1981’de 2380 sayılı Kanun ile yapılmıştır. 1980 Dönemi’nin en önemli değişikliği 1984’te 195 sayılı KHK ve 3030 sayılı Kanun ile Türkiye’de Büyükşehir Belediyesi sistemine geçilmesidir.
2000’li yılların başında başlatılan kamu yönetimi, reform hareketlerinin önemli bir kısmı yerel yönetim alanındaki değişimi hedeflemekteydi. Reformun temelinde; merkezî idare, mahalle idareleri, mali yönetim, personel rejimi, saydamlık ve bilgi edinme hakkı gibi konular altında, kamu yönetiminin bütünsel olarak yeniden yapılandırılması ve bu süreçlerin birbirleriyle uyumlu bir şekilde gerçekleştirilmesi yer almaktadır. Yeniden yapılandırmada
temel alınan ilkeler ise ihtiyaçlara uygunluk, yönetişim, stratejik yönetim, performansa dayalı yönetim, denetimde yetkililik, etik kurallara bağlılık ve hizmetin yerinden yürütülmesidir.
2012 yılında kabul edilen 6360 sayılı Kanun, 2014 Mahallî İdareler seçimleri ile uygulamaya konmuştur. Bu kanun çerçevesinde, Türkiye genelinde nüfusu 2.000’in altındaki belde belediyeleri ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde kalan tüm belde belediyeleri ve köylerin tüzel kişiliğine son verilmiştir. Büyükşehir belediye sayısı 30’a çıkarılmıştır. Büyükşehir belediyesi kurulması için ise toplam il nüfusunun 750 bini aşması gerekliliği getirilmiştir. Bu düzenlemeyle birlikte, Büyükşehir olan illerde İl Özel İdareleri kaldırılmıştır. 2014’teki mahallî idareler seçiminde uygulamaya geçen bu modelle birlikte, Türkiye’deki belediye sayısı 2.950’den 1.397’ye düşmüştür. Büyükşehir belediye modeli, Türkiye genelindeki nüfusun %75’ini kapsar hâle gelmiştir. Bu düzenleme, yerel yönetimlerin daha etkin ve koordineli bir şekilde hizmet sunmasını hedeflemekte ve büyükşehir belediyelerinin yetki ve sorumluluklarını genişletmektedir.
Belediyelerin Kuruluşu ve Sınırları
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 4. ve 5. maddeleri, belediyelerin kuruluşu ve sınırlarının belirlenmesi ile ilgili düzenlemeler içerir. Madde 4: Nüfusu 5000 ve üzerinde olan yerleşim birimlerinde belediye kurulabilir. Köyler veya köy kısımları, birleşerek belediye kurabilmek için toplam nüfuslarının 5000’i geçmesi ve merkez kabul edilen yerleşime en fazla 5000 metre mesafede olmaları gerekir. Belediye kurma talebi, köy ihtiyar meclisinin kararı veya seçmenlerin çoğunluğunun başvurusu ile yapılabilir. Vali, kendi inisiyatifiyle belediye kurulmasını önerebilir. Oylama sonucunda Cumhurbaşkanı kararıyla belediye kurulur.
Madde 5: Belediye sınırları, kaymakam görüşü ve meclis kararı ile vali onayı ile kesinleşir. Yeni kurulan belediyelerin sınırları altı ay içinde belirlenir. Sınırlar, tarla, bağ, çayır, mera gibi alanları kapsar. Sınırlar belirli noktalar üzerinden çizilir, bu mümkün olmazsa düz çizilir. Geleneksel kullanım hakları (yayla, mera vb.) devam eder ve bu haklar kayda alınır. Sınır kararları, ilgili kurumlara gönderilir ve beş yıl boyunca değiştirilemez.
Belediyelerin Görev Yetki ve Sorumlulukları
Belediyeler, demokratik yönetim birimleri olarak mahallî ihtiyaçların karşılanmasında önemli rol oynar ve halk tarafından seçilen organlara sahip, özerk kuruluşlardır. Belediye Kanunu’na göre, belediyeler çeşitli yerel hizmetleri sağlamakla yükümlüdürler ve bu hizmetler, su, ulaşım, temizlik, sağlık, kültür, eğitim, sosyal hizmetler gibi geniş bir yelpazeyi kapsar.
Belediyeler, yerel altyapı hizmetleri, imar düzenlemeleri, yeşil alan düzenlemeleri, trafik yönetimi ve sosyal hizmetlerin sunulmasında etkilidir. Ayrıca, büyükşehir belediyeleri ve nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmak zorundadır.
Diğer belediyeler ise bu konuda kendi mali durumlarına göre hareket edebilir. Belediyeler, okul binalarının yapımı, bakımı ve onarımı gibi devletle ilgili sorumlulukları da üstlenebilir.
Belediyelerin sunduğu hizmetler arasında, spor faaliyetlerini teşvik etme, gıda bankacılığı, sağlık tesislerinin kurulması, kültürel mirasın korunması gibi sosyal hizmetler de yer alır. Ancak, belediyeler yapacakları nakdi yardımların belirli oranları aşmamasına dikkat etmelidir.
5393 sayılı Kanun’a göre, belediyeler çeşitli hizmet alanlarında yetkilidir. Bu alanlar arasında imar ve ulaşım hizmetleri, çevre sağlığı, sosyal hizmetler, kültür-sanat etkinlikleri, eğitim, sağlık, konut politikaları ve toplu taşıma yer alır. Ayrıca, çevre temizliği, itfaiye, acil yardım, katı atık yönetimi gibi hizmetler de belediyelere aittir. Belediyeler, yerel yönetimlerin etkili ve kaliteli hizmet sunabilmesi için önemli bir rol üstlenir ve hizmetlerini belediye sınırlarında sunmanın yanı sıra mücavir alanlarda da genişletebilir.
Belediyenin Organları: Belediye Meclisi, Belediye Encümeni, Belediye Başkanı
Bir yerel yönetim olan belediyenin üç temel organı bulunmaktadır. Belediyenin organları; belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanıdır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu da benzer bir düzenleme öngörmüştür.
Belediye Meclisi
Belediyenin karar organı olan belediye meclisi, ilgili kanunda gösterilen esaslara göre seçilmiş üyelerden oluşmaktadır. Belediye meclisinin görevleri, imar planları, bütçe, yönetmeliklerin kabulü, üye seçimi, hizmet vb. başlıklarda çeşitlenmektedir.
İmar planları ile ilgili; planların görüşülmesi ve onaylanması, il çevre düzeni planının kabulü gibi sorumlulukları varken, yönetim ve hizmetle ilgili ise belediye meclisi, belediye başkanı ve belediye encümeni arasındaki anlaşmazlık üzerine karar verilmesi, başkanlık divanı, encümen ve komisyon üyelerinin seçilmesi, yurtdışındaki belediyelerle iş birliği kurulması, sosyoekonomik ilişkileri geliştirmek için proje ve faaliyetlerin geliştirilmesi, bağış kabulü ve taşınmaz malın alım satım ve tahsisine karar vermek gibi görevleri de bulunmaktadır. Belediye meclisi, belediye başkanının önerisi ve belediye meclisi üyelerinin katılımıyla bu görevleri yerine getirir ve belediyenin etkin ve verimli çalışmasını sağlar. Bu görevler, 5393 sayılı Kanun’un 18. maddesinde daha ayrıntılı olarak tanımlanmıştır.
Türkiye’de belediye meclislerinin üye sayısı, belediye sınırları içindeki nüfusa göre belirlenmektedir. Nüfusa bağlı olarak belediye meclis üye sayısı 9 ile 55 arasında değişiklik göstermektedir. Yasal düzenlemelerle 1.000.000’un üzerinde nüfusa sahip ilçe belediyeleri için meclis üye sayısı sabit olarak kabul edilmiştir. 2014 yılında
uygulamaya konulan sistemle 750.000 nüfusun üzerindeki illerde Büyükşehir Belediye modeli uygulanmaktadır.
Belediye meclisinde üye seçimlerinde bazı şartları taşımak gerekmektedir. Meclis üyesi adayları, 18 yaşını doldurmuş ve Türk vatandaşı olmak zorundadır. Meclis üyeleri için ikametgâh şartı bulunmamaktadır. Ayrıca meclis üyesi adaylarının Milletvekili Seçimi Kanunu’nda belirtilen sakıncaları taşımaması gerekmektedir. Buna göre ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar, askerlikle ilişiği olanlar, kamu hizmetinden yasaklılar, taksirli suçlar hariç, toplam 1 yıl veya daha fazla hapis veya süresi ne olursa olsun ağır hapis cezasına hüküm giymiş olanlar ve kanunda ayrıntılı bir biçimde sayılan özel nitelikli suçlardan hüküm giyenler affa uğramış olsalar bile meclis üyesi seçilemezler. Bu şartlar, belediye meclis üyelerinin belirli bir eğitim seviyesine sahip olmalarını ve aynı zamanda kamu hizmetinde belirli bir güvenilirlik ve dürüstlük standardını karşılamalarını sağlamak amacıyla getirilmiştir. Bu şekilde belediye meclis üyeleri, halkı en iyi şekilde temsil edebilecek nitelikte seçilmektedir.
5393 sayılı Kanun’un 20. ve Belediye Meclisi Çalışma Yönetmeliği’nin 5. maddelerine göre, belediye meclisi, seçim sonuçları ilan edildikten beş gün sonra belediye başkanının başkanlığında kendiliğinden toplanır. Kanun’un 22. maddesine göre belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğu ile toplanmaktadır. Toplantının saati ve yeri önceden üyelere bildirilir. Belediye meclisinin gündemi Belediye Başkanı tarafından hazırlanmaktadır.
Belediye meclisi, nispi çoğunlukla karar alarak meclisin görev alanı ile ilgili kendi üyelerinden oluşan ihtisas komisyonu oluşturabilir. Nüfusu 10.000 ve aşağı belediyelerde komisyon kurulması zorunlu değildir. Belediye meclislerinde ihtisas komisyonları en az 3 en fazla 5 kişiden oluşabilir. Meclisteki her ihtisas komisyonunun aynı sayıda üyeye sahip olması zorunlu değildir. İmar komisyonu 5, çevre komisyonu 4 ve plan bütçe komisyonu 3 üyeli olabilir.
Belediye Encümeni
Belediye encümeni, belediye organı olarak yürütmeye dair kararlar alan ve aynı zamanda danışma organı olarak görev yapan bir yapıdır. Encümen seçilmiş ve atanmış üyelerin katılımıyla oluşmuş olup üye sayısı Belediyenin büyüklüğüne göre de değişiklik göstermektedir.
Belediye başkanının katılamadığı durumlarda, başkan yardımcısı veya görevlendirdiği encümen üyesi encümene başkanlık eder. Encümen, haftada en az bir kez olmak üzere önceden belirlenen gün ve saatte toplanır. Toplantı günleri encümen tarafından belirlenir ve olağan toplantıların dışında acil durumlar için olağanüstü toplantılar da yapılabilir. Ancak, kanun gereği acil toplantıya çağırma yetkisi sadece belediye başkanına verilmiştir. Belediye encümeninin görev ve yetkileri stratejik plan ve performans programını görüşme, belediye bütçesi hakkında hesap bildirme, kamulaştırma işlemleri, ihale işlemlerini onaylama, gayrimenkul satışı ve kiralama, para cezalarını
karara bağlama, ücret ve tarifeleri belirleme, borçlanma ve yatırım kararları alma, hibe ve yardımları kabul etme, mali işlemleri denetleme, kentsel dönüşüm ve imar planları ile ilgili karar alma, zabıta ve itfaiye hizmetlerini düzenleme olarak sıralanmaktadır.
Belediye Başkanı
25 yaşını doldurmuş milletvekili seçim Kanunu’nun 11. maddesindeki olumsuzlukları taşımayan her Türk vatandaşı, belediye başkanı seçilebilir. Belediyenin yürütme organı olan belediye başkanı, belediye yönetiminin başı ve belediye tüzel kişiliğinin temsilcisidir. Mahallî idareler seçimlerinde doğrudan halkın oyuyla seçilir ve 5 yıllık bir dönem için görevlendirilir. Belediye başkanının başlıca görev ve yetkileri, hizmet, atama, bütçe, yönetme, denetleme vb. alanlarda çeşitlenmektedir. Hizmetle ilgili ‘devlet dairelerinde ve törenlerde belediyeyi temsil etme’, ‘halkın huzuru için gerekli önlemler alma’, ‘bağışları kabul etme’ gibi görevleri varken; yönetimle ilgili; ‘personel atama’, ‘belediyenin gelir ve alacaklarını tahsil etme’, ‘kuruluşları denetleme’, ‘belediyeyi stratejik plan doğrultusunda yönetmek, bütçeyi uygulamak, kurumsal stratejiler oluşturmak ve bu doğrultuda belediye faaliyetlerini, personel performansını izlemek ve değerlendirmek için çalışmalarla ilgili raporları meclise sunmak’ gibi sorumlulukları da bulunmaktadır.
Büyükşehir Belediyesi
Günümüzde geçerli olan 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu, büyükşehir belediyesi yönetiminin hukuki çerçevesini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu kanun, büyükşehir belediyelerinin faaliyetlerini planlı, programlı, etkin, verimli ve uyumlu bir şekilde yürütmelerini sağlamak için düzenlenmiştir. Büyükşehir belediyeleri, il sınırları içindeki ilçe belediyeleriyle koordinasyon içinde çalışmaktadır. Bu yapılar, idari ve mali olarak bağımsızdır ve kanunlarla kendilerine verilen görevleri yerine getirmektedirler. Nüfusu 750.000’den fazla olan iller, fiziksel yerleşim ve ekonomik gelişim düzeyleri göz önünde bulundurularak büyükşehir belediyesi statüsüne dönüşebilmektedirler.
5216 sayılı Kanunu’na göre büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları; genel idare yetkisi, planlama ve koordinasyon, yol, ulaşım ve altyapı hizmetleri, çevre ve yeşil alanlar, kültür, sosyal hizmetler ve turizm, eğitim ve sağlık alanındaki hizmetler, mali yönetim, katılımcı yönetim olarak sıralanabilir. Kanun’a göre büyükşehir belediyesinin organları, büyükşehir belediye meclisi, büyükşehir belediye encümeni ve büyükşehir belediye başkanından oluşmaktadır.
Kent Planlama ve Planların Nitel Özellikleri
Kent Planları ve Planlama
Kent planlama, mekândaki ekonomik ve sosyal ilişkilerin organizasyonu ve mekânın tasarımının mevcut sürdürülebilirlik konularıyla birlikte ele alınmasıyla gelecekteki kentsel gelişime yön vermektedir. Kent planlamanın genel amacı; fiziki kaynakları metropol
bölgeler, şehirler, kasabalar ve mahallelere tahsis etmek veya dağıtmak için geliştirilen planların inşası ve bunların yönetiminin sağlanmasıdır. Planlamaya Etki Eden Faktörler: Doğal etmenler, yapay etmenler, sosyal ve ekonomik etmenler, hukuksal etmenler ve teknolojik etmenler olarak 5 grupta toplanmaktadır.
• Doğal etmenler; binaların ve altyapının güvenliği için önemli olan zemin yapısı ve toprağın niteliği (toprak türlerinin tarım, inşaat ve diğer kullanımlar için uygunluğu), topografya, arazinin eğimi, yönlenme, binaların enerji verimliliğini artıran güneş ışığının alınma durumu ve rüzgâr yönleri, sıcaklık ve yağış, mikroklima (iklim), arazinin silueti/görülebilirliği, estetik ve turizm açısından önemli olan görünüm noktaları, bakı(manzara) noktaları/ aksları, kıyı kaynakları, yerüstü ve yer altı doğal kaynaklar (flora, fauna, yer altı suyu, maden ve mineral rezervleri), vb. • Yapay etmenler; yerleşmenin çevre yerleşmelerle ilişkisi, kentlerin birbirine bağlanmasını sağlayan kara yolu, demir yolu ve hava yolu bağlantıları, yerleşmenin mevcut durumu (arazi kullanımı, yapı yoğunluğu ve yapıların niteliği, ulaşım sisteminin ve teknik altyapının nitelikleri ve sınırları, vb.), mülkiyet dokusu, gürültü, hava, su, toprak ve görsel kirlilik gibi çevre sorunları, yerleşmenin tarihinin günümüzdeki izlerini oluşturan sembolik ifadeler, elemanlar, tek ya da grup yapılar, vb. • Sosyal ve ekonomik etmenler; nüfusun yaş, cinsiyet, eğitim ve gelir dağılımı, iç ve dış göçlerin kent üzerindeki etkileri, istihdam yapısı ve değişimi, gelir düzeyi, eğitim ve sağlık hizmetleri sosyoekonomik yapı ve yaşam biçimleri, kentsel işlevler ve alt işlevler arası ilişkiler, kentsel merkezler ve çevresindeki alanların işlevsel dağılımı, temel hizmetlere erişim düzeyi, arsa ve konut fiyatlarının kentin planlamasına etkisi, belediye kaynakları, toplumsal örgütlülük, toplumun yerleşim alanından beklentileri ve öncelikleri, vb. • Hukuksal etmenler ve siyasal tercihler; imar planlarını ve uygulamalarını düzenleyen yasalar, yaşam kolaylaştırıcı fiziksel konfor standartları ve normlar, mülkiyet yapısında parçalılık vb. • Teknolojik etmenler; bilgiye erişme ve işleme teknolojileri, kentsel verilerin toplanması, analizi ve kullanımı, toplumun bilgiye erişme ve işlemedeki teknoloji düzeyi, teknolojik yeterlilik, kent teknik altyapı ağı, su, enerji, atık yönetimi ve ulaşım altyapısının teknolojik durumu, akıllı ulaşım, enerji yönetimi ve diğer akıllı şehir çözümleri.
Bu faktörlerin her biri, kent planlama sürecinin karmaşıklığını ve çok boyutluluğunu göstermektedir. Her etmenin dikkate alınması, planlamanın başarısı ve sürdürülebilir kent gelişimi için kritik öneme sahiptir.
Genellik İlkesi
Kent planları, şehrin gelecekteki büyüme ve gelişimini geniş bir perspektiften ele alır ancak ayrıntılı düzenlemelere girmezler. Bu tür ayrıntılar, uygulama planlarında ve her belediyenin imar yönetmeliklerinde detaylı olarak belirtilir. İmar Yasası’na göre, kent planları Nazım Planlar (Master Planlar) ve Uygulama Planları olarak iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Nazım planlar, şehrin genel gelişim stratejilerini belirlerken, uygulama planları ise bu stratejilerin hayata geçirilmesine yönelik detayları düzenler. Uygulama planları, nazım planların çizdiği çerçevede kentin belirli bölgelerindeki yapılaşma, altyapı ve kullanım alanları gibi konuları ayrıntılı olarak ele alır ve bu şekilde şehrin planlı ve düzenli bir şekilde gelişmesini sağlar.
Nesnellik İlkesi
Kent planlarının nesnelliği, herkese eşit ve adaletli bir biçimde uygulanarak, bu ilkeler doğrultusunda hazırlanmasıyla oluşmaktadır.
Açıklık İlkesi
Bir plana herkes tarafından uyulması zorunluluğu varsa, bu durumda planın herkes tarafından bilinmesinde de zorunluluk vardır. Bu zorunluluk, kent planlarının açıklığı (aleniyeti) ilkesini öne çıkarır.
Zorunluluk İlkesi
Zorunluluk ilkesi, onaylanmış imar planlarının sınırları içinde kalınması gerektiğini vurgulamaktadır. Bu planlar, herkesin uymak zorunda olduğu belgelerdir; bu nedenle taşınmaz mal sahipleri ve kent sakinleri yanı sıra planı hazırlayan belediye ve onaylayan kurumlar da bu planlara uymakla yükümlüdürler.
Uzun Süreli Olma İlkesi
Kent planları, kentlerin uzun vadeli gelişimini şekillendiren, değişim ve dönüşümünü kontrol altına alan, bunun yanı sıra kentin ihtiyaçlarına ve amacına uygun olarak hazırlanan planlardır. Kentlerin uzun vadede karşılaşacakları sorunların çözümlerine ilişkin yaklaşımları da içermektedir.
Geniş Kapsamlılık İlkesi
Geniş kapsamlılık ilkesi, kent planlarının sadece kentin fiziksel olarak gelişimini değil aynı zamanda kent bütününün toplumsal, sosyal ve ekonomik sorunlarını kapsaması gerekliliğini de ele almaktadır.
Esneklik İlkesi
Kent planlamasında esneklik ilkesi, bir kere onaylanan kent planlarının, önemli sebepler olmadıkça değiştirilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Bu sebeple imar planında değişiklik yapılması karmaşık ve zorlu işlemlere, güç koşullara bağlanmaktadır. Ancak, hızlı toplumsal değişimler yaşayan fiziki, ekonomik ve sosyal koşullarında değişimler meydana gelen kentlerde, kent planlarının da yeni koşullara uygun hâle getirilmesi gereklilikleri ortaya çıkmaktadır.