AÖF Soru Bankası
SHZ207U · Ünite 8

Özgürleştirici Yaklaşımlar: Eleştirel ve Baskı Karşıtı Uygulama

Sosyal Hizmet Kuram ve Yaklaşımları dersi, ünite 8 özeti

SHZ207U-SOSYAL HİZMET KURAM VE YAKLAŞIMLARI

Ünite 8: Özgürleştirici Yaklaşımlar: Eleştirel ve Baskı Karşıtı Uygulama

Eleştirel Uygulama

Eleştirel uygulama sosyoloji teorilerini dayanak alan bir uygulama teorisidir ve neyin nasıl yapılacağını gösteren somut ve mekanik araçları bulunmamaktadır. Bununla birlikte daha geniş ölçekteki bakış açılarını ve derinleşmiş sorunları ele almadaki kapasitesi ile de psikoloji teorilerinde olmayan etki kapasitesine sahiptir.

Tarihçesi ve Temelleri

Eleştirel uygulamanın yaygın olarak 1960’larda geliştiği görülmektedir. Eleştirel sosyal hizmetin tarihsel gelişimine temelleri itibarıyla bakıldığında ise içinde radikal, Marksist, feminist, yapısal, ırkçılık karşıtı müdahale teorilerinin bileşenlerine rastlanır. Marksist teori, kapitalist toplumlarda belirli seçkin grupların ve sınıfların siyasal ve sosyal statülerini korumak için ekonomik gücü kullandıklarını, böylece toplumsal gruplar üzerinde egemenlik kurduklarını savunan teoridir.

Eleştirel sosyal hizmet yaklaşımının doğuşunda sosyal hizmet uzmanlarının psikoloji teorilerine daha fazla ağırlık verdiğine ilişkin bir eleştiri vardır. Bu ağırlık arttıkça uzmanın ve müdahalenin odağı kişinin kendisi ve yakın çevresine kadar daralmaktadır. Öte taraftan sosyolojinin bir disiplin olarak kendi gelişimindeki önemli değişimleri beraberinde getirmiştir. Bu gelişmeler sosyal hizmet uzmanlarının da dikkatini çekmiş ve bireyci müdahale yaklaşımları yerine eleştirel uygulamalara daha çok yaklaşmalarını teşvik etmiştir.

Tarihsel ve teorik bağlamı içerisinde eleştirel uygulamayı anlayabilmek için eleştirel sosyal bilim paradigmasını bilmek gerekir. Sosyolojide Frankfurt Okulu olarak bilinen bu paradigma bir bütün olarak sosyal bilimlerin modernist ve düzeltici formlarına ilişkin bir eleştirel bakışı içermektedir. Buna göre toplumsal gerçeklik, pozitivizmin savunduğunun aksine, görünen değil görünenin ardındadır.

Frankfurt Okulu, kapitalist ekonomik sistem ve onun bir ürünü olarak görünen tüketim toplumuna karşı eleştirel ve Marksist teoriyi kullanarak yanıt veren fikir zümresidir. Bilinen temsilcileri arasında, Theodor W. Adorno, Jürgen Habermas, Erich Fromm, Wilhelm Reich vd. felsefe, sosyoloji, psikanaliz, tarih ve siyaset bilimi disiplinlerinden kişiler yer alır.

Ayırt Edici Özellikleri

Eleştirel uygulamanın amacı, özgürleştirme ya da dönüştürme fiilleri ile açıklanmaktadır. İnsanların kendilerini gerçekleştirmelerinin önündeki sosyal sınırlayıcıları görmelerinin sağlanması burada önemli bir ölçüttür. Diğer taraftan eleştirel uygulamayı ayırt edici kılan özelliği çevrede de ortak eylem yoluyla bu değişimi gerçekleştirmektir.

Eleştirel sosyal hizmet yaklaşımı, sosyal hizmet müdahalesinin tüm ölçeklerinde güç ilişkilerinin hem analizini hem de dönüşümünü sağlamaya yöneliktir. Burada güç ve kimlik öncelikli kavramlardır. Bu nedenle

insanların sorunları ile bunları kuşatan daha geniş toplumsal yapılar arasında bağlantı kurabilmek gereklidir. Bir sosyal hizmet uzmanının eleştirel uygulamayı yapabilmesi için dört ilkeyi dikkate alması önerilir:

• Ezilen ve dışlanan kişilerle ve toplumlarla dayanışmak; • Kişiler arasındaki ve özellikle hizmet alanlarla uzmanlar arasındaki ilişkilerdeki güç farklılıklarını tanımlamak; • Sosyal, ekonomik ve politik sistemlerin kişilerin ve toplumun süreçlerini şekillendirmedeki baskın rolünü fark etmek; • Hem sosyal hizmetlerde hem de diğer toplumsal yapılarda ve kurumsal süreçlerde baskıya, istismara veya sömürüye neden olan dinamikleri dönüştürmeye adanmışlık.

Nasıl Uygulanır?

Uygulamada ‘sosyal’, sosyal hizmet uzmanlarına gelen problemlerin açıklanmasında anahtar işlevi görür. Doğal olarak sosyal değişim, müdahalenin en önemli bileşenidir.

Müdahalede eleştirel uygulama yaklaşımı seçildiğinde danışan sisteminin buna göre hazırlanmasını gerektirir ve süreçte etkili bir bilgilendirme yapılarak bireysel problemleri etkileyen sorunlar üzerinde çalışılacağına vurgu yapılır. Eleştirel uygulamada sosyal hizmet mesleğinin geleneksel planlı değişim sürecinin aşamaları takip edilebilir. Müdahale sürecinin her aşamasında şun- lara dikkat edilmesi önerilmektedir:

• Eşitsizlikleri azaltmaya yönelik tüm girişimlerde insan haklarına ve sosyal adalete vurgu yapılması, • Sağlık ve engellilikte sosyal modellere odak- lanılması ve insanların aktif katılımının teşvik edilmesi, • İnsanlarla çalışırken eşitlikçi ve diyalojik bir yaklaşımın tercih edilmesi.

Sosyal adalet, toplumsal kaynakların ve sorumlulukların toplumun tüm üyelerine eşit dağılımıdır.

Diyalojik, diyaloglar yoluyla ve eşit ilişki kurularak danışanlarla çalışmadır. Geleneksel uzman-hizmet alan ilişkisindeki bilgi veren, soru sorana karşı yanıt veren, yönlendiren iletişim tarzı reddedilir.

Eleştirel uygulamanın müdahale aşamasında mevcut toplumsal düzenin kişinin baş etme kapasitesi üzerindeki sınırlayıcı etkilerini olabildiğince kaldırmaya dönük girişimler yapılır. Bunun için savunuculuk, diyalojik uygulama, aile desteği, kendine yardım ve akran desteği gibi araçların kullanımı oldukça yarar sağlamaktadır.

Danışanla çalışırken temsil ettikleri dinî, kültürel, milli ve diğer tanımlayıcı özelliklerini kavrama çabalarına özen gösterilmeli, duyguları anlaşılmalıdır. Yakınmalarıyla ve sosyal konularla ilgili olabildiğince empatik yanıtlar verilmelidir. Mesleki etkileşim süreci övgü gibi olumlu


geri bildirimlerle sürdürülmelidir. Öte yandan danışanın temel probleminin dinlenildiği ihtiyaçlarının belirlendiği ön değerlendirme aşamasında müdahaleye geçmeden önce kendilik değerlerinin ve harekete geçme kapasitesinin artırılması yönünde motivasyonel ve mevcut toplumsal düzenin kişinin baş etme kapasitesi üzerindeki sınırlayıcı etkilerini olabildiğince kaldırmaya dönük girişimler yapılması da önemlidir.

Eleştirel uygulamanın üç formundan söz edilebilir. Bunlar:

1. Sosyal düzenin insanların genel yaşam kalitesine olan etkisini değiştir. 2. Sosyal düzenin toplumsal kimlikler üzerindeki (baskıcı) etkisini ortadan kaldır. 3. Eleştirel sosyo-politik analiz uygulaması geliştir.

Birinci form, mevcut sosyal düzenin insanların yaşam kalitelerine olan etkilerini onların lehine dönüştürmek gerekliliğini vurgulamaktadır. İkinci formda, bu dönüşümün tamamlayıcısı olarak, kişinin toplumsal kimlik temsillerine bakılarak baskıyı meşrulaştıran etiketlemeler ile mücadele edilmesi beklenir. Son formda ise, eleştirel bir sosyo-politik analiz yapılması gerekli görülür. Böylece toplumun eşitlik ve sosyal adalet ihtiyacına yanıt veren içerici sosyal politikaların geliştirilmesi sağlanır.

Uygulama süreçlerinde insanların yaşam kalitesini genel ölçekte artırabilmek için en etkili araç bilinç artırmadır. Bilinç artırma danışanların özgüvenini ve atılganlık düzeyini yükselterek ihtiyaçlarını karşılamalarını kolaylaştırır. Bununla birlikte mevcut toplumsal yapıların oluşturabileceği sınırlılıklara ve baskılara karşı bir farkındalık sağlar. Bu süreçte danışanlarla çalışmaya başlarken öncelikle ihtiyaçlarının nasıl geliştiği ve bunları nasıl karşılayabilecekleri üzerine bir görüşme yapmak gerekir. Mesleki ilişki olabildiğince iş birliğine dayalı ve bilinç artırıcı bileşenler içermelidir.

Sınırlılıkları

Eleştirel uygulamanın geniş kapsamlı bakış açısı, her ne kadar psikososyal sorunları bütüncül ve çok boyutlu bir çerçevede ele almayı başarıyor olsa da uygulamaya rehberlik eden ilkelerinin ve özellikle süreçlerin belirsizliği bu uygulamayı birçok ortamda muğlak bırakmaktadır.

Eleştirel uygulamaya getirilen bir diğer eleştiri, toplumsal sınıflar arası farkları ve bölünmeleri azaltmanın çok güç olduğudur. Eğer bir toplumsal sınıf gerçekliği varsa bunu aşmanın etkin bir metodolojiye sahip olmakla yeterli olmayacağı savunulur.

Eleştirel uygulamanın çok önemli bir diğer sınırlılığı ise, sosyal hizmet uzmanlarının büyük çoğunluğunun kamu kurumlarında ve hizmetlerinde çalışıyor olmalarıdır. Yine de bu sınırlılıklarına karşılık amacı ve değerler sistemi, özgürleşmeye, sosyal adalete ve eşitliğe vurgu yapan sosyal hizmet mesleği için eleştirel uygulama vazgeçilmez bir konuma sahiptir.

Baskı Karşıtı Uygulama

Baskı karşıtı uygulama, sosyal hizmet mesleğinin temel misyonları arasında yer alan eleştirel uygulamanın bir formudur. Eleştirel bilinç kavramına yaptığı vurgu ile insan haklarına doğrudan katkı sağlamayı amaçlar.

Tarihçesi ve Temelleri

Sosyal hizmette baskı karşıtı uygulama 1980’lerden itibaren Batı toplumunda yaşanan, özellikle siyahilerin maruz kaldığı ırkçı şiddet eylemleri, yabancı düşmanlığı vb. politik ve toplumsal sorunların etkisi ile gelişmiştir.

Sosyal hizmet, felsefesi ve teorik bağlamı itibariyle sosyal adalet paradigması temeli üzerine kurulu özgürleştirici bir meslektir. Toplumdaki “güç farklılıklarının” en aza indirilmesiyle ilgili olan baskı karşıtı uygulama, eşitlik, içerme, güçlendirme değer ve yaklaşımlarını içermekte ve sosyal adaleti temel referans olarak almaktadır.

Baskı karşıtı uygulama, son yıllarda sosyal hizmet teorisine, uygulamasına ve eğitimine artan biçimde etki ve nüfuz etmeye başlamıştır. İnsanların bütüncül iyilik haline bağlılığıyla, dünyanın birçok yerinde yaygın sosyal hizmet uygulamasının bir parçası olmuştur. Baskı karşıtı uygulama, mesleki müdahaleleri insan haklarıyla, sosyal adaletle ve hizmet alanların güçlendirilmesi düşüncesiyle birleştirme amacındadır. Sosyal hizmetin rolü ve amacına yönelik kuramlar açısından ortaya konulmuş üç temel kuram söz konusudur. Bunlar;

• Koruma yaklaşımları, • Terapötik yaklaşımlar ve • Özgürleştirici yaklaşımlardır.

Koruma yaklaşımında, sosyal hizmet uzmanının temel amacı, insanların kendi yaşamlarıyla yeterli biçimde baş edebilmelerini sağlamaktır. Terapötik yaklaşımda ise temelde bireye ve psikolojik işlevlerine odaklanılır. Bu yaklaşımda danışanın kendisini ve diğerleriyle ilişkilerini daha iyi anlaması için danışman tarafından yardımcı olunur ve sorunlarla daha etkili mücadele etme yolları çalışılır. Öte yandan özgürleştirici yaklaşımlar, diğer iki yaklaşımdan daha geniş bir yelpazedeki uygulamaları kapsar. Bu yaklaşımda ise hizmet alan-uzman ilişkisinin değiştirilerek güçlendirilmesi sürecine odaklanılmaktadır.

İlişkili Yaklaşımlar

Baskı karşıtı uygulamanın gelişme sürecine feminist, eşcinsel, engelli, azınlık konumundaki etnik ve diğer kitlelerin sosyal hareketler ile çeşitli toplumsal eşit- sizliklere ve siyasal değişimlere tepki olarak doğan diğer sosyal hizmet yaklaşımlarının etkisi söz konusudur. Bu yaklaşımlar arasında;

• Radikal yaklaşım, • Feminist yaklaşım, • Irkçılık karşıtı yaklaşım ve • Güçlendirme yaklaşımlar yer almaktadır.


Radikal Yaklaşım: Radikal sosyal hizmet, refah devletine, sosyal hizmetlerin sunumundaki rolüne ve profesyoneller ile danışanlar arasındaki ilişkinin niteliğine sınıf analizi üzerinden odaklanan bir harekettir.

Feminist Yaklaşım: Hem bir düşünce sistemi hem de eylem alanı olan feminist sosyal hizmet anlayışı, birey ile kendisini baskılayan düzenleyici ve denetimci toplumsal- politik sistem arasındaki ilişkiyi eleştiren radikal sosyal hizmetin görüşlerine ilave olarak toplumsal cinsiyet ve özellikle eşitsizlik sorununu öne çıkaran bir yaklaşımdır.

Irkçılık Karşıtı Yaklaşım: Irk ayrımının gerek bireysel gerekse toplumsal düzeyde varoluşuna sosyal hizmetin bir çözüm üretemeyişi ‘Batı-merkezli’ bir disiplin oluşu ile eleştirilmiş ve ırkçılık karşıtı sosyal hizmet hareketi gelişmiştir.

Güçlendirme Yaklaşımı: Sosyal hizmet teorisi ve pratiği açısından yalnızca bir uygulama yaklaşımı ve temel bir felsefe olan güçlendirme, kişiler üzerindeki içsel ya da dışsal baskıların ortadan kaldırılmasıyla ilgili olup refah politikası, sosyal programlar veya doğrudan müdahalede kullanılmaktadır ve geleneksel uzman-danışan ilişkisini yeniden biçimlendirmiştir.

Paulo Freire ve Eleştirel Bilinç Artırma

Baskı karşıtı uygulama yaklaşımı, güçlendirme teorisi gibi, Brezilyalı tanınmış eğitimci Paulo Freire’nin 1960’lı yıllarda geliştirdiği eğitim felsefesinden büyük ölçüde etkilenmiş bir kuramsal yapıdır. Freire 1972 yılında kaleme aldığı ‘Ezilenlerin Pedagojisi’ başlıklı kitabında, kendi eleştirel bilinçlerini ve eşzamanlı eylemlerini geliştirmek suretiyle, ezilen insanların nesneleştirilmesini ve insanlıktan uzaklaştırılmasını tersyüz eden özgürleştirici bir pedagojiye atıfta bulunur. Freire’nin pedagojisinde eleştirel ve baskı karşıtı uygulama praksis yoluyla gerçekleştirilir. Praksis, insanların baskıya, adaletsizliğe ve eşitsizliğe ilişkin yaşantılarını esas alan ve deneyimlerine ayna tutan bir süreçtir.

Ayırt Edici Özellikleri

Baskı karşıtı uygulamanın özgürleştirici yaklaşımlar içindeki özgün yönü, özellikle baskı ve dışlanma deneyimlerine odaklanmış olmasıdır. Bu nedenlerle toplumun dışına itilen veya sömürülen marjinal grupların sosyal konumunu geliştirmeyi amaçlar. Ölçeği bakımından eleştirel uygulamadan daha küçük olmakla birlikte, özellikle ayrımcılık karşıtı mücadelelerde kullanılır. Geleneksel sosyal hizmet uygulamasını baskı karşıtı uygulamaya dönüştüren unsur, sosyal hizmet uzmanlarının güçsüzleşmiş gruplara mensup insanlara bireysel düzeyde destek sunarken, aynı zamanda toplum ve politika düzeyinde, bu gruplarla bağlantılı toplumsal hareketlerin içinde yer almalarıdır.

Nasıl Uygulanır?

Etkili bir baskı karşıtı uygulama, öncelikle sosyal hizmetin değer temelinin tam olarak benimsenmesi ile başlar. Gücün ve neden olduğu baskının mesleki değer sistemi

kullanılarak anlaşılması gerekir. Güç, kişilerin amaçlarına ulaşmak ya da çeşitli gereksinimlerini karşılamak için kendilerinden güçsüz olanları engellemesiyle ilgilidir. Baskı ise, kişisel ya da sosyal ilişkilerdeki güç eşitsizliği sonucu oluşmakta ve kişilerin güçsüzlüklerini kabul ederek içselleştirmeleriyle perçinlenmektedir.

Baskı karşıtı uygulamanın temel ilkeleri şunlardır:

• İnsanları güçlendiren nitelikte bir yaklaşım olmalı. • İnsanlarla ‘ortaklığa’ dayalı yapılandırılmalı. • Asgari düzeyde ‘müdahale’ içermeli. • Sorunun yapısal bağlamını doğru biçimde kavramalıdır.

Baskı karşıtı uygulamanın güçlendirici bir yaklaşım niteliğinde olması için sosyal hizmet uzmanlarının, insanların yaşadıkları sorunla ilgili bilgi-bilinç eksikliğinin, karar verme sürecine katılmalarının önündeki engellerin, güven ya da beceri gereksinimlerinin giderilmesine katkı vermesi gereklidir. Bu sağlandıkça, insanların yaşamlarının kontrolünü ellerinde tutmaları söz konusu olacaktır. Sosyal hizmet uzmanlarının danışanlarla ortaklığa dayalı bir uygulama tasarlayabilmesi için ise, uygulamanın açık iletişime dayalı, bireyin değerini yükselten bir yapıda ve karar verme sorumluluğunun ortaklar arası paylaşıldığı bir alanda gelişmesi gerekir.

Sınırlılıkları

Baskı karşıtı uygulama bazı durumlarda, kullandığı terminoloji nedeniyle özellikle sosyal hizmet uzmanları için olumsuz etkiler doğurabilmektedir. Bu uygulama yaklaşımı, çeşitli baskıları ortadan kaldırmak için hâlihazırda ön cephede çaba sarf etmekte olduklarına inanan sosyal hizmet uzmanlarının çalışma istek ve motivasyonlarını azaltabilir. Hatta bazılarının adaletsiz sosyal yapıları değiştirmek için çaba göstermemekle suçlandıklarını hissetmeleri sonucunu doğurabilir.

Bu yaklaşımın “her türden yapısal baskının ortadan kaldırılması” biçiminde telaffuz edilen nihai hedefi, yoğun çalışma yükü altındaki sosyal hizmet uzmanları için tek başlarına üstesinden gelemeyecekleri kadar ağır bir sorumluluk olarak algılanabilir. Baskı karşıtı uygulamaya ilişkin bir diğer eleştiri, uygulamaların mikro düzeyde nasıl biçimleneceğine ilişkin yeterli düzeyde açıklama getirmemesidir.

Her toplumda karmaşık doğası ile baskı, çeşitli insan topluluklarının yaşamlarını etkileyerek yaşadıkları sorunları derinleştirmektedir. Bu sorunların çözümünde ‘sosyal hizmet’ anahtar sözcüktür. Sosyal hizmet bir disiplin ve meslek olarak sosyal adaleti hedef alan, ahlaki, yasal ve etik sorumluluğu ruhsal, toplumsal, kültürel ve ekonomik baskılara maruz kalan bireyler adına değil onlarla birlikte eşitsizlik ve baskıya meydan okuyan önemli bir eylem alanı, önemli bir toplumsal girişimin adıdır.

Ünite 8 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç