AÖF Soru Bankası
SHZ203U · Ünite 6

Yaşlı Hastalar ve İlk Yardım

Yaşlı ve Hasta Bakım Hizmetleri dersi, ünite 6 özeti

SHZ203U-YAŞLI VE HASTA BAKIM HİZMETLERİ

Ünite 6: Yaşlı Hastalar ve İlk Yardım

Giriş

Dünya nüfusunun genel olarak yaşlanması ve yaşlı nüfusunun giderek artması, son yıllarda yaşlılık ve sorunlarına yönelik ilgiyi arttırmıştır. Tüm dünyada ortalama yaşam süresi 66 yıldan 73 yıla çıkmıştır ve Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, ortalama yaşam süresi 2025 yılında 75 yıl olacağı tahmin edilmektedir.

Acil servis çalışanları açısından yaşlı hastalar diğer yaş gruplarına göre değerlendirilmesi güç grubu oluşturmaktadır. Yaşlı hastalara acil servislerde daha fazla zaman harcanmaktadır ve bu hastalar acil servis kaynaklarını daha fazla kullanan popülasyonu oluşturmaktadır.

İlk Yardım Temel Uygulamaları

İlk Yardımın Tanımı

Herhangi bir kaza veya yaşamı tehlikeye düşüren bir durumda, sağlık görevlileri yardımı sağlayıncaya kadar, hayatın kurtarılması yada durumun kötüye gitmesini önleyebilmek amacı ile olay yerinde, tıbbi araç gereç aranmaksızın, mevcut araç ve gereçlerle yapılan ilaçsız uygulamalara ilk yardım denir. Acil tedavi ünitelerinde, hasta-yaralılara doktor ve sağlık personeli tarafından yapılan tıbbi müdahalelere acil müdahale denir. Acil tedavi bu konuda ehliyetli kişilerce gerekli donanımla yapılan müdahale olmasına karşın, ilk yardım bu konuda eğitim almış herkesin olayın olduğu yerde bulabildiği malzemeleri kullanarak yaptığı hayat kurtarıcı müdahaledir.

İlk Yardımın Amaçları ve Öncelikleri

1. Hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak, 2. Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesini sağlamak, 3. Hasta/yaralının durumunun kötüleşmesini önlemek, 4. İyileşmeyi kolaylaştırmak.

İlk yardımcının amacı hasta ya da yaralının primer tedavisi değildir. Hastalık ve yaralanmanın primer tedavisi acil servislerin ya da yataklı-yataksız profesyonel sağlık birimlerinin görevidir. İlk yardım, bu konuda eğitimli kişilerce yapılır fakat bu kişiler sıklıkla doktor veya bir başka sağlık personeli olmayabilir. İlk yardım uygulamalarında ilaç kullanımı veya bir tıbbi müdahale söz konusu değildir. Belirli bir ilkyardım eğitimi görmüş bir kişi sertifikalı olsa dahi bir sağlık personeli gibi davranamaz ve aynı yetkilere sahip değildir.

İlk Yardımda Temel Uygulamalar

İlk yardım temel uygulamaları Koruma, Bildirme, Kurtarma (KBK) olarak ifade edilir.

Koruma: Kaza sonuçlarının ağırlaşmasını önlemek için olay yerinin değerlendirilmesini kapsar. En önemli işlem olay yerinde oluşabilecek tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır.

Bildirme: Olay/kaza mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde telefon veya diğer kişiler aracılığı ile gerekli yardım kuruluşlarına bildirilmelidir. Türkiye’de ilkyardım gerektiren her durumda telefon iletişimleri, 112 acil telefon numarası üzerinden gerçekleştirilir.

Kurtarma (Müdahale): Olay yerinde hasta/yaralılara müdahale hızlı ancak sakin bir şekilde yapılmalıdır.

Çoklu yaralanma durumunda ortamdaki yaralıların hepsi hızlı bir şekilde gözden geçirilmelidir. Ortamda sağlam kişiler, hafif etkilenmişler, ağır yaralanmışlar ve ölmüş olanlar bulunabilir. İlk yardıma durumu en kritik olandan başlanmalıdır. Çocuk ve yaşlı hastaların kendilerini koruma mekanizmalarının erişkinlere göre daha zayıf olduğu unutulmamalıdır.

İlk yardım uygulamalarında yapılan en önemli hata hastanın gözle görülen yerlerindeki kırık, çıkık, sıyrık, kesi gibi problemlere odaklanıp, daha önemli ikincil problemlerin gözden kaçırılmasıdır.

Yaşam Kurtarma Zinciri

İlk yardımcı tarafından başlatılan ve sağlık ekipleri tarafından devam ettirilen yaşam kurtarma zinciri, birbirinin devamı olan dört halkadan oluşur. İlk yardımcının görevi ilk 2 halkadır, son iki halka bu konuda ehliyetli kişilerce gerekli donanımla yapılan müdahalelerdir.

1. Basamak - Telefon ile sağlık kuruluşuna haber verilmesi 2. Basamak - Olay yerinde bulunan ilk yardımcının yaptığı temel yaşam desteği 3. Basamak - Ambulans ekiplerince yapılan müdahaleler 4. Basamak - Hastane acil servislerinde yapılan acil bakım uygulamaları.

Yaşam kurtarma zincirinin ilk iki halkası ilk yardım uygulamalarını içerir. Diğer ikisi de sağlık personelinin acil bakım uygulamalarını içerir.

İlk Yardımın ABC’si

Bilinç kontrol edilmeli, bilinç kapalı ise aşağıdakiler hızla değerlendirilmelidir:

a. Hava yolu açıklığının değerlendirilmesi (Airway) b. Solunumun değerlendirilmesi (Breathing) c. Dolaşımın değerlendirilmesi (Circulation)

Hava Yolu Açıklığının Değerlendirilmesi

Özellikle bilinç kaybı olanlarda dil geri kaçarak solunum yolunu tıkayabilir ya da kusma, yabancı cisim, takma diş, kanama gibi nedenlerle solunum yolu tıkanabilir. Havanın akciğerlere ulaşabilmesi için hava yolunun açık olması gerekir.

Hava yolunun, solunumu gerçekleştirmek için gerekli havanın geçişine engel olacak şekilde kapanmasına hava yolu tıkanıklığı denir. Hava yolu tıkanıklığı tam ya da kısmi


olabilir. Kısmi tıkanıklık düşünülüyorsa hasta öksürtülerek tıkanıklık açılmaya çalışılır.

Hava yolu açıklığı sağlanırken hasta-yaralı baş, boyun, gövde ekseni düz olacak şekilde yatırılır. Hastaya baş çene pozisyonu verilir (bir el alına yerleştirilir, diğer elin iki parmağı çenenin altına yerleştirilir ve baş geriye doğru itilir). Böylece hava yolu açıklığı temin edilir. Hasta kusuyorsa ya da ağız içinde kanaması varsa yan çevrilir ve ağız içerisindeki materyalin akciğerlere kaçması engellenir.

Bilinç kaybı belirlenmiş ise ağız içi önce göz ile daha sonra işaret parmağı yandan ağız içine sokularak bir çengel gibi kullanılarak diğer yandan çıkartılmak suretiyle kontrol edilmelidir, ardından yabancı cisim varsa bir bez aracılığı ile çıkarılmalıdır.

Tam hava yolu tıkanıklığı olan bir hastaya Heimlich Manevrası (=Karına bası uygulama) uygulanır. Heimlich Manevrası hastanın bilinci açık ise, oturur ya da ayakta pozisyonda hastanın arkasından gövdesi sarılarak yapılır. Bir elin baş parmağı midenin üst kısmına, göğüs kemiği altına gelecek şekilde yumruk yaparak konur, diğer el ile yumruk yapılan el kavranır, kuvvetle arkaya ve yukarı doğru bastırılır. Bu hareket yabancı cisim çıkıncaya kadar tekrarlanır. Bilincini kaybetmiş kişilerde Heimlich Manevrası yapılırken, hasta yere yatırılır yan pozisyonda sırtına 5 kez vurulur. Tıkanma açılmadığı taktirde hastanın düz bir zeminde başı yana çevrilir, hastanın bacakları üzerine ata biner şekilde oturulur, bir elin avuç içi göbek ile göğüs kemiği arasına yerleştirilir, diğer el üzerine konur, göbeğin üzerinden kürek kemiklerine doğru eğik bir baskı uygulanır. İşleme yabancı cisim çıkıncaya kadar devam edilir.

Solunumun Değerlendirilmesi

İlk yardımcı, başını hasta-yaralının göğsüne bakacak şekilde yan çevirerek yüzünü hastayaralının ağzına yaklaştırır, Bak-Dinle-Hisset yöntemi ile solunum yapıp yapmadığını 5 saniye süre ile değerlendirir. Bak-dinle- hisset yönteminiyle, göğüs kafesi kalkıp iniyormu (bak), soluk sesi duyuluyor mu (dinle), soluk yanağa geliyor mu (hisset) değerlendirilir. Değerlendirilme sonunda hastanın soluk almadığı düşünülüyorsa ağıza burna ayna veya cam tutulur, buharlaşma olmuyorsa solunum yok demektir. Solunum durduğunda dokular oksijenlenemeyeceği için dudaklar ve tırnaklar morarır. Göğüs ve karnın hareket ediyor olması tek başına, nefes alındığının göstergesi olamaz. Hava yolu tıkalıysa, bir istemsiz kas olan diyafram yine çalışır, göğüs ile karın hareket edebilir ancak solunum gerçekleşmez. Ayrıca giyinik olunduğu durumlarda göğüs ve karın hareketlerini sağlıklı izlemek güçleşir. Bu nedenle mutlaka ağız ve burundan hava hareketini dinleyip varlığını hissetmek gerekir. Solunum yoksa derhal Temel Yaşam Desteğine başlanır.

Dolaşımın Değerlendirilmesi

Dolaşımın değerlendirilmesi diğer bir basamaktır. Bunun için ilk adım olarak kalp atışı dinlenir. Kalp atışı, kulağın kalbe dayanarak dinlenmesi ile kontrol edilebilir. Bilekte

olduğu gibi atar damarların vücudumuzda yüzeye yakınlaştığı yerlerden de nabzın kontrolü yapılabilir. Ancak nabız zayıf ise ne kalp atışı ne de nabız tam olarak alınamayabilir. Bu nedenle nabız kontrolünü doğrudan nabzın en kuvvetli olduğu şah damarından yapmak yararlı olacaktır. Şah damarından nabız, hastanın boynuna, nefes borusuyla uzun boyun adalesinin arasındaki atardamar üzerine, bir elin iki parmak uçları ile bastırarak kontrol edilir.

Temel Yaşam Desteği

Soluk alıp verme, insan yaşamının devam etmesini sağlayan en önemli unsurdur. Solunumu durmuş kişiye doğru müdahale kadar hızlı müdahale yapmak da önemlidir. Temel yaşam desteğine başlamadan önce hasta veya yaralının solunum ve dolaşımının olmadığından emin olunmalıdır.

Hayat kurtarmak amacı ile hava yolu açıklığı sağlandıktan sonra, solunumu ve-veya kalbi durmuş kişiye yapay solunum ile akciğerlerine oksijen gitmesini, dış kalp masajı ile de kalpten kan pompalanmasını sağlamak üzere yapılan ilaçsız müdahalelere temel yaşam desteği denir. Basit hava yolu araçları dışında hiçbir araç gereç kullanmaksızın, hava yolu açıklığının devam ettirilmesi ve solunum ile dolaşımın desteklenmesini ifade eder.

Solunum Durması (Solunum Arresti)

Solunum, soluk almakla başlayan, organizmanın oksijeni kullanıp karbondioksit olarak dışarı atmasını kapsayan bir süreçtir. Solunum, fizyolojik bir olay olup bireyin yaşamı için gereklidir. İnsan yaşamının devam edebilmesi, oksijenin vücut hücrelerine ulaşmasına ve karbondioksidin de hücrelerden uzaklaştırılmasına bağlıdır.

Solunum sayısı yetişkinde dakikada 12-20 arasındadır. Çocuklarda ve bebeklerde bu sayı daha fazladır. Solunum sayısı ve solunumun derinliği beyin sapında bulunan solunum merkezi tarafından ayarlanır.

Kalp Durması (Kardiyak Arrest)

Kalp, yaşadığımız sürece sürekli kasılıp gevşeyerek çalışır. Kalbin kasılmasına “sistol”, gevşemesine “diyastol” denir. Kalpte iki adet atrium dediğimiz kulakçık ve iki adet ventrikül dediğimiz karıncık olmak üzere dört adet boşluk bulunmaktadır. Kalpte her iki atrium ve her iki ventrikül sırayla kasılır ve gevşer. Atriumlar ve ventriküllerin kasılıp gevşemesi kanın hareketi için itici bir güç oluşturur. Bu kasılıp gevşeme birbirine zıttır. Atriumların her ikisi aynı anda kasılma durumundayken ventriküller gevşeme durumuna geçer. Kalp kasının gevşemesi ile atriumlar kanla dolar, kalp kasının kasılmasıyla da atriumlar içindeki kan ventriküllere pompalanır. Kalbin bir kasılma ve gevşemesinden oluşan hareketine bir kalp atışı denir. Yetişkin bir insanda kalp atışı 60-100/dk. arasındadır.

Çocuklarda ve bebeklerde ani olarak kalp durması yetişkinlere göre daha nadir görülür. Çocuklarda ve bebeklerde, genellikle solunum problemlerine bağlı olarak kalp durması meydana gelir.


Temel Yaşam Desteği

Solunumu, kalbi veya hem solunum hem kalbi durmuş bir kişide solunum ve dolaşımın yeniden sağlamaya yönelik yapılan çalışmalara kardiyo pulmoner resüsitasyon denir. Kardiyo pulmoner resüsitasyon iki aşamada gerçekleştirilir. Bunlar, temel yaşam desteği ve ileri yaşam desteğidir. Solunumu veya kalbi durmuş kişide suni solunum ile akciğerlere oksijen gitmesini, dış kalp masajı ile kalpten kan pompalanmasını sağlamak için ilaçsız ve tıbbi malzemesiz yapılan uygulamalara temel yaşam desteği denir.

Solunumun Sağlanması

Suni solunum vücudun karşılayamadığı oksijen gereksinimini dışarıdan destekleyerek karşılamaktır. Solunumu durmuş kişiye suni solunum yapılır. Suni solunum, ağızdan ağıza, ağızdan buruna, ağızdan maskeyle ve ağızdan soluk borusuna olmak üzere dört farklı yöntemle uygulanabilir:

• Ağızdan ağıza suni solunum • Ağızdan buruna suni solunum • Ağızdan maskeye suni solunum • Ağızdan stomaya suni solunum

Yapay solunuma başlamadan önce solunumun olmadığından kesinlikle emin olunmalıdır.

Kalp Masajı

Dış kalp masajı, nabız alınamayan hastalarda göğüs ön duvarına basınç uygulayarak dolaşımın sağlanmasıdır. Göğüs ön duvarına uygulanan basınç ile kan, kalpden damarlara doğru itilir. Ayrıca uygulanan kompresyon ile kalp, göğüs ön duvarı ve omurga arasında sıkıştırılır. Bu sıkışmaya bağlı olarak kalp içerinde basınç artar, kalp kapakları kapanır. Böylece kan, ana damarlara doğru giderek kan akımı sağlanır. Basınç uygulandıktan sonraki gevşeme aşamasında ise kalp içi basınç azalır, kalp kapakları açılarak kalbin tekrar kanla dolması sağlanır. Bundan dolayı kompresyon ve dekompresyon, düzenli ve ritmik bir şekilde uygulanmalıdır.

Yaşlılıkta Sık Karşılaşılan Acil Problemler

Hipoglisemi

Kan şekerinin düşmesi anlamına gelen hipoglisemi vakalarında beyine giden glukoz miktarında düşme görülür.

Senkop

Geçici ve ani bilinç kaybı anlamına gelen Senkop yaşlılar için sakatlık ve ölüm riskini beraberinde getirir. Yaşlılarda beyin kan akımının aniden düşmesine yol açan hastalıklara veya kafa travmasına bağlı olarak ortaya çıkabilir.

Epilepsi

Epilepsi, beyin nöronlarındaki aşırı elektriksel aktivite boşalımından kaynaklanır. İlk epilepsi nöbetlerinin dörtte biri 65 yaşından sonra görülmektedir. Ama bu nöbetlerin %30-40’ı beyindamar hastalığına bağlıdır.

İnme

İnme, beyinin bölgesel olarak kanlanamaması durumunda görülür ve yaşlılarda kalp hastalıkları ve kanserden sonra gelen en sık ölüm sebebidir.

Geçici İskemik Atak

İnmenin 24 saat içinde iyileşen formudur. %80’den fazlası 30 dakika içinde ortadan kalkar. Doğru tanı almış olguların yılda %5-6’sında inme riski vardır. Böylece tedavi edilmeyen olguların 1/3’ünde 5 yıl içinde inme gelişir. Tedavisi, baştan sona ilgili alan uzman doktoru tarafından ve hastanede yapılmalıdır.

Hipertansiyon

60 yaş üstü yaşlılarda %60-70 oranında hipertansiyon görülmektedir. Hipertansiyon kalp krizi, kalp yetmezliği ve beyin damar hastalıklarını tetikler. Hipertansiyon tanısı konulması için en az iki ölçümün ortalamasında sistolik kan basıncının ≥ 140 mmHg ve/veya diastolik kan basıncının ≥ 90 mmHg olması gerekir.

Hipotansiyon ve Şok

Şok ve hipotansiyon semptomları ve tedavileri benzerdir. Şok vakalarında genellikle hipotansiyon mevcuttur. Her ikisinde de güçsüzlük, baş dönmesi, sersemlik, bulantı, ölüm korkusu, huzursuzluk veya bilinç bulanıklığı gibi bilinç değişiklikleri, soğuk nemli deri veya kül rengi cilt, terleme, kalp çarpıntısı, idrar miktarında azalma şok ve hipotansiyonda görülür.

Kalp Krizi

Yaşlılarda göğüs ağrısı hayatı tehdit edebilecek acil bir semptomdur. Kalbin ihtiyacı olan kan miktarının geçici olarak yetersiz kalmasından kaynaklanan ve göğüsün sol üst bölgesinde görülen ağrı hissine angina pektoris denir. Genellikle yürürken, ağır yemekten veya soğuktan dolayı ortaya çıkan ve batıcı olmayan tarzda hissedilen Angina Pektoris ağrısının süresi 15 dakikayı geçmez.

Bağırsak Tıkanıklığı (Ileus)

Yaşlı ve hareketsiz hastalarda sıklıkla rastlanan bağırsak tıkanıklığının sebebi genellikle önceden geçirilmiş ameliyatlardan kaynaklı yapışıklıklardır. Semptomları arasında bulantı, kusma, karında şişlik, kramp tarzında karın ağrısı, gaz ve gaita çıkışının olmaması gelir.

Mide Ülseri ve Delinmesi

Mide ve ince bağırsağın başlangıç kısmındaki ülserlerin kanama riski yaşlılarda daha yüksektir. Açlık durumunda midede yanma ve ekşime ile kendini belli eder. Şiddetli ve yaygın ağrının kesilmesi acil ameliyatla tedavisi mümkün olan delinmenin belirtisi olabilir.

Hipotermi

Vücut ısısının 35 santigrad dereceden daha düşük olması olarak adlandırılan hipotermi iki türde görülür. Primer hipotermi bireyin doğrudan soğuğa maruz kalmasıyla ortaya çıkarken, sekonder hipotermi bir hastalığın


komplikasyonu olarak veya alkol ve benzeri madde kullananlarda ve ileri yaştaki bireylerde ortaya çıkar.

Hipertermi

Vücut ısısının 40,6 santigrad dereceden yüksek olması durumunda hipertermi görülür. En yaygın belirtisi terleme yokluğudur.

Allerji, Ürtiker, Anjioödem ve Allerjik Reaksiyonlar

Yaşlılarda ilaç etkileşimlerine bağlı allerjik reaksiyonlar sıklıkla görülür. İlaç kullanımından itibaren ve ilaç bıraktıktan bir süre sonra da ciltte kaşıntı, kızarıklık, ödem, su kesecikleri, kabuklanma ve soyulma bulgularına rastlanır.

İlaç Doz Aşımı

Yaşlılarda aşırı doz aşımlarının çoğunun sebebi ilaçların yanlışlıkla alınmasıdır. İlaç doz aşımında, ani gelişen bulantı, kusma, karın ağrısı, diyare gibi gastrointestinal yan etkiler, nabızda yavaşlama, hipo/hipertansiyon, ritim bozuklukları, terleme, baş dönmesi, senkop, bilinç değişiklikleri, nöbet, koma gibi belirtiler görülür.

Yaşlı Hastada Solunum Sıkıntısı

Yaşlılarda solunum sıkıntısına yol açabilecek etmenler şu şekilde sınıflandırılabilir:

Yabancı Cisim

Öksürük, dudaklarda morarma, hırıltılı solunum, solunum sıkıntısı, ani başlayan nefes alma ve yutma güçlüğü, boğuk ses, tekrarlayan kanlı balgam bulguları yabancı cisim tıkanıklığının işareti olabilir.

Dispne (Solunum Güçlüğü)

Bulguları arasında artmış solunum sayısı, kalp çarpıntısı, oksijensiz kalmaya bağlı ajitasyon, uyku hali, yardımcı solunum kaslarının kullanımı, hırıltılı solunumdur.

Astım

Büyük ve küçük havayollarının kronik ama geri dönüşümlü iltihabi hastalığıdır. Bulguları, nefes darlığı, öksürük, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi, burun tıkanıklığı, hapşırık, burun akıntısıdır.

Kafa Travması

Trafik kazalarındaki ölümlerin %60’ından fazlasının sebebi kafa travmasıdır ve saçlı deriyi (skalp), kafa kemiklerini ve kafa içi oluşumlarını zedeleyebilir, beyin zarlarını, kan damarlarını, beyin dokusunu ve kafa sinirlerini zedeleyebilecek lineer veya çökme şeklindeki kafatası (kraniyum) kırıklarına yol açabilir.

Kafa travmaları Glaskow Koma Skorlaması’na göre hafif (14-15), orta (13-8) ve ağır (3-8) olarak sınıflandırılır. Tedavisinde hastanın hikayesi önem taşımaktadır. Kafa travması sonucunda epidural kanama, subdural kanama, subaraknoid kanama, intraserebral kanama olmak üzere kafa içi kanamalar görülebilir. Ayrıca mekanik olarak beyin hücrelerinde oluşan ve geri dönüşümsüz olan primer hasarlar veya tedavisi mümkün olan beyin kanaması, beyin

ödemi, beyin kan akımında bozulma, kafa içi basınç artışı gibi sekonder hasarlar ortaya çıkabilir.

Yanıklar

Isıya maruz kalma sonucu oluşan doku bozulması anlamına gelen yanık, fiziksel elektrik, sürtünme, donma ve kimyasal nedenlerle oluşabilir. Yanıkları genişliklerine göre sınıflandırmada vücudun dokuz bölgesini göz önünde bulunduran dokuzlar kuralı kullanılır. (Baş: % 9, kollardan her biri: % 9, bacaklardan her biri: % 18, gövdenin ön tarafı: % 18, gövdenin arka tarafı: % 18, üreme organları: % 1) Vücudun yanık oranı %20’ nin üzerindeyse hayati tehlike vardır.

1. derece yanıklar: epidermisin altındaki dermis etkilenmemiştir. En geç bir haftada iz bırakmadan iyileşir. Örn: güneş yanığı

2. derece yanıklar: epidermis ve dermis kısmen etkilenmiştir. Yüzeysel ve derin olmak üzere ikiye ayrılır:

• Yüzeysel ikinci derece yanıklarda dermisin üst kısmı etkilenmiştir, iz bırakmadan 10-18 günde iyileşir. • Derin ikinci derece yanıklarda ise dermis tamamen zarar görmüştür, iz bırakabilir ve iyileşmesi için haftalar gerekir.

3. derece yanıklar: Epidermis, dermis ve cilt altı dokular zarar görmüştür, iz bırakır, genellikle deri nakli gerektirir ve iyileşmesi için hastanelerin yanık servislerine başvurulmalıdır.

Isı yanıklarında yapılması gereken ilk iş, yanık alanın havayla temasının engellenmesidir (battaniye, giysi ile sarma, suyla söndürme vb.) Sonra takılar ve sıkı giysiler çıkarılmalıdır. Daha sonra hastanın yaşam bulgularına göre ilk yardım önlemleri alınmalıdır.

Kırık, Çıkık, Burkulmalar ve İlk Yardım

Kemikte veya eklem yüzeyinde görülen kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır. Çıkık, kemik uçlarının birbiriyle temas etmemesi durumudur. Burkulma ise eklemi destekleyen bağların ve eklem kapsülünün zedelenmesidir. Kırıkların en yaygın sebebi alınan darbelerdir ve darbenin geldiği yerde kırık meydana gelir. İndirekt darbelerden kaynaklı yaralanmalarda ise darbenin geldiği yerin uzağında kırıklar oluşabilir. Bunun yanı sıra özellikle 75 yaşın üzerindeki kişileri tehdit eden osteoporoz gibi hastalıklara bağlı olarak da kemikler kırılabilir. Kırık durumunda görülen bulgular arasında deformasyon, hassasiyet, kol/bacağı kullanamama, şişme/morarma, açığa çıkan kırık kemik uçları, kırık uçların sürtünmesi ile ortaya çıkan çıtırtı sesi, normalde olmaması gereken yerde hareket hissidir.

Çıkık eklem durumunda görülen bulgular, eklemde belirgin deformite, eklem bölgesinde şişme, eklemde istirahatte de süren ve hareketle de şiddetlenen ağrı, eklemin normal hareketinin yitirilmesi, dokunmakla eklem etrafında hassasiyettir.


Kemik uçların tamamen birbirinden ayrılmadığı burkulma durumunda ise uygulanan güç ortadan kalkınca kemik uçlar eski haline gelebilir, şiddetli ağrı gözlemlenmez. Özellikle ayak bileği ve diz olmak üzere her eklemde görülebilen burkulmanın bulguları, kırığın bulguları ile benzerdir ve dokunulduğunda hassasiyet hissedilir, şişme/morarma, burkulan eklemi kullanama durumları söz konusudur.

Olay yerinde yapılan tanı ve tedavi kırık, çıkık ve burkulmada aynıdır. Kişinin bilincinin durumu ve kanaması olup olmadığı kontrol edilir, daha sonra kas ve kemik yaralanması olup olmadığı tespit edilir. Hayati tehlike söz konusu değilse hastanın naklinden önce kırık, çıkık, burkulma olay yerinde temin edilen tahta, plastik, kartondan hazırlanan materyallerle atellenir. Hasta naklinde dikkat edilecek husus ise izole üst ekstremite yaralanmalarında hastanın yarı oturur pozisyonda, alt eksremite yaralanmalarında sırt üstü yatar pozisyonda ve bacağı kalp seviyesinin üzerinde tutulmasıdır ve acil hastaneye nakledilmesidir.

Ünite 6 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç