KMT103U-TÜRKİYE’NİN SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASI
Ünite 8: Yaşayan İnsan Hazineleri
Giriş
Yaşayan İnsan Hazineleri, UNESCO’nun teklifiyle 1993 yılında başlatılmış olan ve günümüzde Türkiye dâhil pek çok ülkenin kendi ulusal sistemlerini kurarak sürdürdüğü bir kültür koruma programıdır. Yaşayan İnsan Hazinesi sözlü anlatımlar, gösteri sanatları, el sanatları gibi farklı alanlarda üst düzey bilgi, beceri, temsil yeteneği ve kültürü aktarma isteği taşıyan kişi veya gruplara genellikle Kültür Bakanlığının düzenlediği bir sistem çerçevesinde verilen prestijli bir unvandır. Bu program, geleneksel meslekler ve zanaatlar, halk müziği, halk tiyatrosu vb. alanlarda çalışan ustaların sahip oldukları bilgi ve becerileri usta-çırak ilişkisi içinde gelecek kuşaklara aktarmaları için gerekli şartların iyileşmesine katkı sağlamayı amaçlamakta ve kültürün kuşaktan kuşağa aktarımında insanın rolüne dikkat çekmektedir. Türkiye’de 2008 yılında başlayan kurulan ulusal sistem çerçevesinde, Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanteri’ne hâlihazırda 65 kişi ve 2 grup kayıtlıdır. Âşıklık, masal anlatma geleneği, çini sanatı, çömlek yapımı, minyatür, ebru, taş ustalığı, keçecilik, dokuma ve daha pek çok alandan gelen bu kişi ve gruplar Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünün belirlediği kriterlere uygun olarak sisteme dâhil edilmektedir.
Yaşayan İnsan Hazineleri Sisteminin Ortaya Çıkışı ve Dünyadaki Görünümü
Sistemin Ortaya Çıkışı ve Temel Özellikleri
Yaşayan İnsan Hazinesi âşıklık geleneği (sözlü anlatımlar), Karagöz, mehter geleneği (gösteri sanatları), keçecilik, ebru, taş ustalığı (el sanatları) gibi geleneksel kültürden beslenen pek çok alanda üst düzey bilgisi, becerisi, temsil yeteneği ve kültürü aktarma arzusuyla dikkat çeken ve desteklenmesi planlanan kişi veya gruplara verilen prestijli bir unvandır. Yaşayan İnsan Hazineleri, Kore Cumhuriyeti’nin (Güney Kore) önerisi ve UNESCO Yürütme Kurulunun bu teklife dayanarak bünyesindeki bütün üye devletleri kendi ulusal sistemlerini kurmaya teşvik etmesiyle 1993’te başlatılmış bir UNESCO programının adıdır. Bu program günümüzde aralarında Türkiye’nin de bulunduğu pek çok ülkede kendine özgü şartlar ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yorumlanarak ulusal veya bölgesel düzeyde teşvik edilmekte ve sürdürülmektedir. UNESCO himayesinde 1993’ten 2006’ya kadar yürürlükte kalmış bu programla ilgili temel kaynak olan ve hâlen ulusal uygulamalara bir kılavuz olarak yön veren Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Sistemlerini Kurma Yönergesi’ndeki tanıma göre (www.unesco.org.tr), Yaşayan İnsan Hazineleri sözlü gelenekler, gösteri sanatları, el sanatları vb. alanlarda tarihî, estetik veya kültürel değere sahip bir somut olmayan kültürel miras unsurunu icra etmede veya yeniden yaratmada üst düzey bilgi ve beceriye sahip kişileri veya grupları ifade etmektedir. Programın amacı, gelenek taşıyıcıları ve uygulayıcıların kendi alanlarındaki ustalıklarını resmî düzeyde tanımak ve böylece bilgi ve becerilerin gelecek kuşaklara aktarımına katkı sağlamaktır.
Görüldüğü üzere, asıl hedef kültürün üretimi ve aktarımında insanın rolüne dikkat çekmektir. Nitekim anılan programın yönergesinde, somut olmayan kültürel mirası üreten ve aktaran insanlar anlamındaki taşıyıcıların faaliyetlerine devam edebilmeleri için gerekli şartların sağlanmasının, bu mirası korumada oldukça önemli olduğu vurgulanır. Kültürel mirasın üretilmesi, yorumlanması, öğretilmesi ve kuşaktan kuşağa aktarılmasında insanın vazgeçilmez rolüne ve usta-çırak ilişkisinin önemine odaklı olması bakımından Yaşayan İnsan Hazineleri programı, Sözleşme’nin yöntem ve amaçlarıyla doğrudan ilişkili olan tamamlayıcı bir araçtır. Yaşayan İnsan Hazineleri’nin seçiminde hangi alanların öne çıkacağı, kültürel mirasların çeşitli düzeylerde kayıt altına alındığı kültürel miras envanterleriyle (il envanteri, ulusal envanter) ve ülkelerin deneyimlerinin belli bir alanda (el sanatları, geleneksel tiyatro, müzik, vb.) yoğunlaşıp yoğunlaşmadığıyla yakından bağlantılıdır. Kimlerin Yaşayan İnsan Hazinesi ilan edileceği, bu sistemin öncelikleri ve adaylık kriterleri Sözleşme’nin “Topluluk, Grup ve Kişilerin Katılımı” başlıklı 15. maddesi de dikkate alınarak sivil toplum kuruluşları, ustalar, yerel yönetimler, uzmanlar ve araştırmacılarla yürütülen istişarelerin de katkısıyla belirlenir.
Dünyadan Örneklerle Yaşayan İnsan Hazineleri Programı
Yaşayan İnsan Hazineleri programı, UNESCO’nun kılavuzluk ettiği uluslararası bir program olarak ömrünü 2006’da tamamlamış olmakla birlikte bu sistem farklı ad, çerçeve ve yorumlarla pek çok ülkede ulusal düzeyde sürdürülmektedir.
Öncü Örnekler: Kore Cumhuriyeti ve Japonya’nın Deneyimi
Yaşayan İnsan Hazineleri programını uluslararası toplumun çatısı altında UNESCO’ya öneren ve diğer ülkelerdeki uygulamalara ilham kaynağı olan Kore Cumhuriyeti bu anlamda özel bir yere sahiptir. Anılan ülke, Japonya’nın buradaki sömürgecilik faaliyetleri, Kore Savaşı ve Batılılaşma çabalarının ardından kendi kültürel kimliklerini yeniden keşfettikleri bir dönemde,1962 yılında Kültür varlıklarının muhafazası yoluyla insanların kültürel gelişimlerine destek olmayı hedefleyen bu kanunun ortaya koyduğu sınıflandırmanın parçalarından biri de Önemli Somut Olmayan Kültür Varlıkları’dır. Bu çerçevede, Kore Cumhuriyeti 1964’ten beri bu kategorideki kültürel mirası ve onu bugün sürdürüp aktaran kişileri korumaktadır. Anılan kanun aynı dönemde Kültür Varlıkları Komitesinin kurulmasını sağladığı gibi Önemli Somut Olmayan Kültür Varlıkları’nın taşıyıcısı olan ustaların belirlenmesi, burs desteği verilmesi, çeşitli etkinliklerin organize edilmesi ve acil durumlara ilişkin koruma eylemlerinin tespit edilmesi gibi iş ve süreçleri düzenlemektedir. “Yaşayan Millî Hazineler” olarak adlandırılan gelenek taşıyıcıları, somut olmayan kültür varlıklarını kayda değer tarihsel, sanatsal veya akademik bir değerle donatarak temsil ve icra eden birey veya kuruluşları tanımlamaktadır. Kültür Varlıklarını
Koruma Kanunu’nu çıkarmıştır. Kore Cumhuriyeti’nde Yaşayan İnsan Hazinesi ilan edilmek için, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyonunda incelenen başvuruların sonucunda, Kültür Varlıkları Komitesi ilgili kültürel mirasa ve onu icra eden, uygulayan ve aktaran Yaşayan Millî Hazine’ye genellikle eş zamanlı olarak resmî bir statü tayin etmekte ve Resmî Gazete’deki ilanın ardından süreç tamamlanmaktadır. Bu program çerçevesinde usta, çırak ve öğrencilere düzenli bir cep harçlığı, kapsamlı bir sağlık sigortası ve eğitim desteği sağlanmaktadır. Yaşayan Millî Hazine ilan edilen bir ustanın ilk olarak belli bir grubu eğitmesi ve yetenekli olanların içinden burslu öğrencilerin seçilmesi istenmektedir. En az beş yıl süren eğitimin ardından “mezun” statüsüne geçen bu öğrencilerin arasında en iyileri, ustanın tavsiyesi ve uzmanların değerlendirmeleri doğrultusunda “çırak” seçilmektedir. Bu çırakların görevi ustalara yardımcı olmak ve becerilerini geliştirmektir. Yükümlülüklerini yerine getirmeyenler, Yaşayan Millî Hazine unvanının iptaline varan yaptırımlarla cezalandırılmaktadır. Bu unvana sahip bir usta hastalık veya yaşlılık gibi gerekçelerle görevini yapamayacak duruma geldiğinde bu kişiler “onursal taşıyıcı” olarak kabul edilirken, vefat durumunda ise unvan iptal edilmektedir. Japonya, somut olmayan kültürel mirasın kapsamına giren geleneksel kültürün korunmasına ilişkin kanun sistemini ilk oluşturan ülkedir (1950). “Önemli Kültür Varlığı” veya “Yaşayan Millî Hazine” gibi prestijli bir unvanın kullanıma girmesi ve sistemin başlangıcı 1955 yılını bulmuştur. Önemli Somut Olmayan Kültür Varlıkları adıyla bugün de ulusal listeye kaydedilmekte olan miraslar, özellikle 1975 yılına kadar Kore Cumhuriyeti’ndeki kapsayıcı sistemin aksine, “elit” olarak nitelenen geleneksel sahne sanatları, klasik dans, müzik ve el sanatları teknikleriyle sınırlı tutulmuştur. Günümüzde somut olmayan kültürel mirasın parçasını oluşturan folklor alanındaki kültürel ifadeler ise yine 1975’e kadar “Somut Olmayan Halk Kültürü Varlıkları” adıyla, somut olmayan kültürel mirasın hiyerarşik olarak bir alt basamağında tanımlanmıştır.
Japon sisteminde önce değerli görülen teknikler tayin edilmekte; ustaların seçimi ve Yaşayan İnsan Hazinesi olarak tanınmaları ise bu süreci takip etmektedir. Uygulamada ise tekniklerin tayini ve ustaların tanınarak sisteme alınması ortak ilerlemektedir. Tekniklerin, Önemli Somut Olmayan Kültür Varlıkları adıyla resmî bir tanınırlığa kavuşabilmesi için yüksek sanat değerine sahip olması, el sanatları tekniklerinin tarihînde özel bir öneme sahip olması ve belli bir bölgenin karakterini taşıması gibi kriterler aranmaktadır. Verilen unvan vefat, grubun dağılması veya bazı özel durumlarda iptal edilebilmektedir. Çünkü Japonya’daki sistem, somut olmayan nitelikteki teknikleri öne çıkarmakta ve ustaları yalnızca bu teknikleri bünyesinde barındıran nakil vasıtaları olarak görmektedir. Devlet bu kapsamda becerilerini geliştirmeleri ve kendilerinden sonra gelecek gençleri yetiştirmeleri için ustalara yıllık yaklaşık 15.000 dolar yardım ödeneği vermektedir. Teorik olarak mümkün olduğu ifade edilse de
unvan hiçbir zaman geri alınmamaktadır. Bununla bağlantılı olarak ustalara her yıl ödenen para, yaşlılık nedeniyle pek aktif olmayan veya çalışmayı bırakmış Yaşayan İnsan Hazineleri için mütevazı bir emekli maaşı anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bu durum daha aktif ve genç adayların önünü kesmektedir. Japonya’daki sistemin somut olmayan kültürel mirasın yalnızca belli alanlarıyla meşgul olması ve sözlü anlatımlar, toplumsal uygulamalar (festival, ritüel) gibi topluluk temelli diğer alanları ve bu çerçevede öne çıkan ustaları kapsam dışı bırakması çarpıcı bir eksiklik olarak not edilmelidir. Ek olarak, mirasın eskiden beri mevcut olan özelliklerini taşıması ve varsayılan orijinalliği anlamında “otantik” hâliyle temsil ve icra edilmesini isteyen bu sistem, insan yaratıcılığını kısıtlamakta ve kökünü gelenekten alan yeni üretim ve aktarım tarzlarını kısıtlayarak kuşaklar arası aktarımı da olumsuz yönde etkilemektedir.
Avrupa’daki Uygulamalar: Fransa ve Belçika
Avrupa’da benzer bir programın kurulmasına yönelik ilk girişimlere Fransa’da rastlanır. Kültür Bakanlığının, Japonya’daki sistemi örnek alarak 1994’te kurduğu “Usta Sanatçı” (Maître d’art) programı, el sanatları alanındaki “kayda değer” ve “nadir” nitelikteki teknik bilginin devamlılığına katkı amacıyla hayata geçirilmiştir. Eşsiz olduğu düşünülen teknik bilgiye ve sıra dışı bir meslek geçmişine sahip olan ve el sanatlarını güncel koşullara uygun şekilde ayakta tutabilen kişilere “Usta Sanatçı” unvanı verilmektedir. Fransa’daki sistemde de unvanın verilmesi belli kriterlerin sağlanmasına bağlıdır. Burada ek olarak, ustalarla birlikte aday olan öğrencilerinin de belli kriterleri karşılaması beklenmektedir.
Usta Sanatçı adayının el sanatları alanında önemli deneyim sahibi bir profesyonel olması, pek öğretilmeyen kayda değer ve nadir bir birikimi elinde bulundurması ve kendi alanının en karmaşık jest ve tekniklerindeki ustalığı aktarmayı taahhüt etmesi talep edilmektedir. Ulusal El Sanatları Enstitüsünün koordine ettiği değerlendirme ve seçim aşamasında ise sanat ve zanaat alanlarından profesyoneller, kurum yöneticileri ve Kültür Bakanlığının uzmanlarından oluşan bir jüri görev almaktadır. Bilgi, beceri ve ustalığa sahip olduğu düşünülen insanları tanımlarken kullanılan yukarıdaki kelimeler, Kore Cumhuriyeti ve Japonya’daki bakışın Avrupa’ya hızlı ulaşan etkilerini göstermesi bakımından ilginçtir. Ağustos 2022 itibarıyla, el sanatlarının 100’den fazla dalında sanatsal üretim veya mirasın korunmasına destek kategorilerinde toplam 141 kişiye bu unvanın verildiği bilinmektedir. Usta Sanatçı unvanının Fransa’da Bakanlık tarafından üst düzey bilgi birikimi ve icra yeteneğinin resmî kabulü, tanınırlık etiketi veya unvandan ziyade “adanmışlık sembolü” olarak görüldüğünü de vurgulamak gerekir. Fransa’da el sanatları alanındaki üretim çalışmalarını profesyonel boyutta teşvik etmek ve bir iletişim ağı kurmak amacıyla, 2012 yılından beri Ulusal El Sanatları Enstitüsü (National Institute of Crafts-INMA) tarafından pilot proje niteliğinde “Usta Sanatçılar-Öğrenci Programı” yürütülmektedir.
Bu çerçevede, üç yıl boyunca Kültür Bakanlığının maddi desteği ve Ulusal El Sanatları Enstitüsünün eğitim yardımı, koordinasyon desteği ve öğrencilere mesleki kılavuzluğu altında ustalar öğrencileriyle birlikte çalışmakta ve birikimlerini aktarmaktadır.
Kendine özgü yönetim birimlerine sahip üç bölgeden oluşan federal bir devlet statüsündeki Belçika’nın somut olmayan kültürel miras çalışmalarında en deneyimli ve aktif parçası olan Flaman bölgesinde henüz resmî bir Yaşayan İnsan Hazineleri programı bulunmamakla birlikte, son yıllarda bu programa kayda değer işlev ve zenginlik kazandırabilecek birtakım çalışmalar yürütülmektedir. Flaman hükûmeti el sanatlarının kuşaktan kuşağa aktarımını desteklemek amacıyla 2018 yılında bir sübvansiyon yönetmeliği hazırlamış ve usta çırak ilişkisinin devamlılığını sağlamak için Kültür Bakanlığı himayesinde pilot proje başlatmıştır. Burada, bilinen anlamıyla bir Yaşayan İnsan Hazineleri sistemi olmadığı için ustalığı ve yeteneğiyle öne çıkan kişilere resmî unvan verilmesine dayalı bir uygulama mevcut değildir. Sivil toplum kuruluşlarıyla yakın ortaklığa dayalı şekilde alandaki şartlara ve ihtiyaçlara göre biçimlenen ve uygulanan bu proje kapsamında Eylül 2022 itibarıyla toplam 231 usta ve çırağa yaklaşık üç milyon euro destek verilmiştir. Birkaç aydan iki yıla kadar uzanan bir süre boyunca bir ustanın en fazla üç veya dört öğrenciyle yürüttüğü eğitim çalışmalarına dayanan bu uygulamada desteğe hak kazanan gruplara eğitim boyunca usta ve çırakların aylık ücreti, malzeme, seyahat, kira, vb. giderler için otuz bin avroya kadar hibe desteği verilmektedir. Öte yandan, Yaşayan İnsan Hazineleri kapsamında özellikle Japonya’da el sanatlarının kısıtlı dallarına odaklı seçmeci anlayışın tersine, Flaman bölgesindeki bu projede el sanatları oldukça geniş biçimde yorumlanmaktadır. Örneğin bu kapsamda yalnızca çömlekçilik, taş işçiliği, dokumacılık, müzik enstrümanı yapımı gibi akla ilk gelebilecek alanlar değil dövmecilik, arıcılık, ekmek yapımı, dövüş sanatları, içecek damıtma teknikleri, endüstriyel dokumacılık ve tedavi edici özellik taşıyan bitkilerin işlenmesi gibi alanlardaki ustalık deneyiminin de aktarımı desteklenmektedir.
Kuzey Amerika’daki Yaklaşımlar: Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada
Yaşayan İnsan Hazineleri sistemlerinin uluslararası görünümü açısından öne çıkan bir diğer kıta Kuzey Amerika’dır. Bu kıtada, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ne taraf olmasalar da özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın deneyimi, Asya’dan Amerika’ya uzanan uygulamaların çeşitliliğini ve alternatif yorumlarını göstermek açısından önemlidir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki sistem, Kültür Bakanlığı statüsüne sahip, kâr amacı gütmeyen sanat kuruluşlarına proje tabanlı fon desteği veren Ulusal Sanat Vakfının (National Endowment forthe Arts) himayesinde devam etmektedir. “Ulusal Miras Burs Programı” (The National Heritage Fellowships) adıyla 1982’den beri devam eden bu girişim, ortak bir mirası, kültürel değeri, dili, dini, mesleği veya coğrafi bölgeyi paylaşan toplulukların geleneksel sanatlarını ve kültürel yaşamlarını sürdürmelerine
odaklıdır. Japonya’dan ilham alınarak kurulduğu ifade edilen bu sistem, ülkedeki ulusal karakterin güçlü bir yönü olan kültürel çeşitliliğe özen göstererek, geleneksel niteliklere sahip usta sanatçıları onurlandırmayı ve tanıtmayı hedeflemektedir. Kişilerin halk tarafından aday gösterilmesine dayanan bu sistemde değerlendirmeyi halk bilimi, kültürel antropoloji ve etnomüzikoloji uzmanları ile sanatçılardan oluşan bir komisyon yapmaktadır. Adaylıklardan uygun görülenler son karar için Ulusal Sanat Konseyi’ne tavsiye edilmekte ve her yıl ortalama on iki kişi Ulusal Miras Burs Programı’na kaydedilmektedir. Başladığı dönemden itibaren kırk yılda toplam 440 kişi ve gruba ödül verilen bu uygulamanın öne çıkan bir özelliği, sisteme dâhil edilen birey veya gruplara tek seferlik olmak üzere yirmi beş bin dolar ödül verilmesidir. Geleneğin kuşaklar arası aktarımı, eğitim ve usta-çırak ilişkisinin desteklenmesi gibi hususlar bu programın doğrudan bir parçası olmasa da programı yürüten Ulusal Sanat Vakfının ülke çapında desteklediği çıraklık programlarının, Ulusal Miras Burs Programı’yla bağlantılı olduğu bilinmektedir. Hem burs hem çıraklık programlarının aynı kuruluş tarafından himaye edilmesi, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Yaşayan İnsan Hazineleri yorumunun potansiyel gücünü açıkça göstermektedir.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ne taraf olmayan az sayıdaki devletten biri olan Kanada’nın doğudaki en büyük eyaleti Québec, konuyla ilgili çalışmaların yürütüldüğü bir diğer yerdir. “Yaşayan Geleneklerin Ustaları Programı” Québec Somut Olmayan Miras Konseyi tarafından 2016 yılında tasarlanmış ve Kültür ve İletişim Bakanlığının üç yıllığına toplam üç yüz bin dolar bütçe desteği vermesinin ardından 2019’da başlamıştır. Şimdiye kadar kuşak yapımı, halk şarkıları, sepetçilik, hikâye anlatıcılığı, halıcılık, müzik enstrümanı yapımı ve geleneksel dans gibi alanlardan on ustanın kaydedildiği program, diğer ülkelerdeki kadar uzun bir geçmişe sahip değildir. Amerika Birleşik Devletleri’nden farklı olarak, kendilerini aday gösterip başvurması beklenen kişilere beş bin dolarlık bir ödülle birlikte verilen Yaşayan Geleneklerin Ustası unvanı, ustalardan kaynaklı ciddi bir ihlal olmadığı sürece ömür boyu geçerlidir. Diğerlerinden farklı olarak yalnızca bireylere verilen unvanın yaşam boyu geçerliliğini koruması, Japonya ve Kore Cumhuriyeti’ndeki uygulamalarla benzerliği hatırlatmaktadır. Bu unvan, pek çok ülkede olduğu gibi kişilerin “kendi alanında en iyisi” olduklarını belirten bir etiketten ziyade “deneyimlerini aktarmada üstün başarı gösteren ve belli bir süre meslektaşlarına yardım edecek kişileri” ifade etmektedir. Diğer taraftan, seçilen her ustaya özgü bir eylem planının hazırlanması ve bu kişilerin, anılan konseyin proje yöneticisi tarafından desteklenmesi programın istikrarı bakımından önemlidir. Seçilen ustaların Québec’te çeşitli kuruluşlarla iş birliği içimde öğretim faaliyetleri ve sunum etkinlikleri icra etmesi, kayıt işlemlerine (belgesel, fotoğraf, envanter vb.) katkı sağlaması gibi sorumlulukları bulunmaktadır. Bu yönü, Amerika Birleşik Devletleri’nde seçilen kişilere bu tarz
sorumluluklar yüklemeyen sistemden farkını göstermektedir. Bununla birlikte, Québec eyaletindeki bu programın uygulama ve bakış açısı yönünden diğerlerinden ayrılan diğer yönleri de bu girişimi önemli kılmaktadır. Ayrıca, bölgesel nitelikteki Yaşayan Mirasın Aracılarının Yeterliliğine Dair Tüzük bu kişilerin aracılık, miras taşıyıcılığı rollerine ek olarak eski tekniklerin aktarımındaki ustalıklarını, eğitim bilimi açısından değerlerini ve kendi toplulukları içindeki saygınlıklarını da öne çıkarır. Öte yandan, ustaların yaptıkları işin Birleşmiş Milletler 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’yle uyumuna ve kültür eğitimi bakımından önemine dikkat çekilmesi bu deneyimi diğerlerinden farklılaştırmaktadır.
Türkiye’nin Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi
Türkiye’de de Yaşayan İnsan Hazinesi Sistemi, ilk yaşayan insan hazinelerinin 2008 yılında ulusal envantere kaydedilmesi ile başlamıştır. M. Öcal Oğuz “UNESCO ve Geleneğin Ustaları” başlıklı makalesinde Türkiye’nin folklorun korunması ve yaşatılması konusunda kendi ulusal refleksleriyle UNESCO’nun Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi’nin hedeflerine uyan kimi çalışmalara imza attığına dikkat çekmiştir. Bu konuya örnek olarak Köy Enstitülerinde saz öğretmeni olarak istihdam edilip âşıklık sanatının Türkiye’de sevilmesini sağlayan Âşık Veysel’in ele alınabileceğini belirtmiştir. Kimi geleneksel mesleklerin usta-çırak ilişkisiyle kuşaktan kuşağa aktarılmasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığının, Millî Eğitim Bakanlığı Halk Eğitim Merkezlerinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı DÖSİMM İşletmelerinin ve yerel yönetimlerin çabalarına da yer vermiştir. 1994 Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi, 1997-1998 İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası Başyapıtları İlanı ile birlikte Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin UNESCO tarafından kabul edilmesine kadar geçen sürede Sözleşme için önemli bir aşama olarak karşımıza çıkmaktadır. UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen ve Türkiye’nin 2006 yılında taraf olduğu Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ile birlikte ise somut olmayan kültürel mirasın yaratılmasında ve aktarılmasında kimlik ve devamlılık duygusun sahip toplulukların, grupların ve bireylerin rolüne dikkat çekilmiş ve somut olmayan kültürel mirasın envanterlenmesi süreci net bir şekilde açıklanmıştır. Türkiye’de “Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri” ve “Somut Olmayan Kültürel Miras Ulusal Envanteri” olmak üzere bu ulusal envanter çalışmaları T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir. Somut olmayan kültürel miras ulusal envanterlerinin temelini ise İl Kültür ve Turizm Müdürlükleri tarafından yürütülen çalışmalarla oluşturulan ve Somut Olmayan Kültürel Miras Tespit Kurulları tarafından önerilen il envanterleri oluşturmaktadır.
Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri
Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Sistemi kapsamında çalışmalar T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülmektedir.
Çalışmalar T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü başkanlığında uzmanlardan oluşan bir komisyon tarafından sürdürülmektedir. Yaşayan İnsan Hazineleri listesinde yer almak üzere bir grubu ya da bireyi aday olarak gösterirken aşağıdaki ölçütlere yer verilmiştir:
• İcra edilen birikim ya da becerinin uygulamasındaki yetkinlik, • Kişinin ya da grubun adanmışlığı, kişinin ya da grubun kendi beceri ve birikimini geliştirme yeteneği, • Kişinin ya da grubun bu bilgi ve becerisini yetiştirdiklerine (çıraklarına) aktarma becerisi
İlgili Genel Müdürlük tarafından somut olmayan kültürel mirasın belli unsurlarını yeniden yaratmak ve yorumlamak açısından gerekli bilgi ve beceriye yüksek düzeyde sahip kişileri belirleyebilmek için açıklanan ölçütler ise aşağıdaki şekildedir:
1. Ustalığını 10 yıldır icra ediyor olması, 2. Sanatını usta-çırak ilişkisi ile öğrenmiş olması, 3. Bilgi ve becerisini uygulamadaki üstünlüğü, 4. Konusunda ender bulunan bilgiye sahip olması, 5. Kişi veya grubun yaptığı işe kendini adamışlığı, 6. Kişi veya grubun bilgi ve becerilerini geliştirme yeteneği 7. Kişi veya grubun bilgi ve becerilerini çırağa aktarma becerisi (çırak yetiştirmiş olması)
Her yıl belirlenen bu liste kapsamında Yaşayan İnsan Hazineleri, Yaşayan İnsan Hazineleri Ulusal Envanteri’ne kaydedilmekte ve bu kişilere veya gruplara ödül töreni düzenlenerek ödülleri verilmektedir. 2022 yılı itibarıyla Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanteri’ne kayıtlı 65 kişi ve 2 grup bulunmaktadır. Yaşayan İnsan Hazinelerinin alanları, somut olmayan kültürel mirasın belirdiği beş alandan oluşmaktadır. Somut olmayan kültürel mirasın Sözlü Gelenekler ve Anlatımlar, Gösteri Sanatları, Toplumsal Uygulamalar, Ritüeller ve Şölenler, Doğa ve Evrenle İlgili Bilgi ve Uygulamalar, El Sanatları Geleneği olmak üzere bu beş alanda yaşayan insan hazinelerinin sanat ve zanaat alanları ile ilgili faaliyetlerini sürdürebilmesi ve Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi’nin geleceği UNESCO tarafından 2003 yılında kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin koruma yaklaşımıyla da uyumlu şekilde yaşatılarak korunmasına ve aktarılmasına bağlıdır. Ayrıca Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Araştırma ve Eğitim Genel Müdürlüğünün ortak çalışması olan “Yaşayan Kültür Mirası İşletmeler Destek Programı” da usta-çırak ilişkisini güçlendirmeyi amaçlayan ve yaşayan insan hazineleri için hibe teşviki bağlamında değerlendirilebilecek bir projedir.