KMT103U-TÜRKİYE’NİN SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRASI
Ünite 1: Somut Olmayan Küresel Miras
Giriş
Kısa adı UNESCO olan ve Genel Merkezi Paris’te bulunan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu, 4 Kasım 1946 tarihînde katılan Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 193 devletin üyesi olduğu bir kurumdur. UNESCO, yeryüzündeki eğitim, bilim ve kültür çalışmalarının insanlığın ortak çıkarlarına uygun şekilde yürütülmesi yönünde uzlaşı kararları almaya, bunları barış ve iş birliği çerçevesinde uygulamaya çalışan -en azından kendini bu şekilde tanımlayan- bir dünya kurumudur (Oğuz 2007: 5-6). UNESCO’nun kültürel mirası koruma odaklı ilk belgesi 14 Mayıs 1954 tarihli Silahlı Çatışma Durumunda Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’dir. UNESCO’nun kültüre ve kültürel miras alanına yönelik koruma programlarına kronolojik sırayla bakıldığında önceliğin; savaş, çatışma ve benzeri iç karışıklıklar durumunda tarihsel ve sanatsal açıdan yüksek değere sahip olan, öncelikle uzmanlar ve genel anlayış içinde uluslararası toplum tarafından kabul edilen ve taşınabilir nitelikte olan kültür varlıklarına verildiği anlaşılır (Oğuz 2018: 24). 1989 yılında kabul ettiği Geleneksel ve Popüler Kültürün Korunması Tavsiye Kararı ile taşınabilir kültür varlıklarının yanında geleneksel kültürlerin oluşturduğu miras alanlarını yani somut olmayan kültürel miras unsurlarını da koruma kapsamına dâhil ettiği görülür.
Unesco Kültürel Miras Sözleşmeleri ve Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi’ne Giden Yol
14 Mayıs 1954 tarihînde kabul edilen Silahlı Çatışma Durumunda Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ve Protokolü’nde korunması hedeflenen miras unsurları, tarih ve sanat açısından değerli bulunan “objeler”dir. Türkiye bu Sözleşme ve Protokole 15 Aralık 1965 tarihînde taraf olmuştur.
Kültür Varlıklarının Kanunsuz İthal, İhraç ve Mülkiyet Transferinin Önlenmesi ve Yasaklanması İçin Alınacak Tedbirlerle İlgili Sözleşme
14 Kasım 1970 tarihli Kültür Varlıklarının Kanunsuz İthal, İhraç ve Mülkiyet Transferinin Önlenmesi ve Yasaklanması İçin Alınacak Tedbirlerle İlgili Sözleşme, benzer bir şekilde tarih ve sanat açısından değerli objelerin korunmasına yöneliktir ve tarihî eser kaçakçılığını önleme amaçlıdır. Türkiye bu Sözleşmeye 21 Nisan 1981 tarihînde taraf olmuştur. UNESCO, 1954 ve 1970 tarihli iki ayrı sözleşmeyle kültürel objelerin silahlı çatışma veya tarihî eser kaçakçılığı nedeniyle korunamaması tehlikesine karşı önlem alınması yönünde hükûmetler arası düzenleme yaptıktan sonra, bu iki sözleşmenin tanımladığı konuların dışında kalan diğer kültürel mirasların korunmasına yönelik bir düzenlemeyi ise 16 Kasım 1972 tarihînde Kültürel ve Doğal Dünya Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme ile gerçekleştirmiştir.
Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme
16 Kasım 1972 tarihînde UNESCO’nun Paris’teki Genel Merkezi’nde imzalanan Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunmasına Dair Sözleşme, hiçbir ülke veya bölge ayrımı yapmaksızın, insanlığın bugüne kadar yaratmış olduğu uygarlıkların birer göstergesi olarak üstün evrensel değeri kabul edilen tarihsel yapıların, mimari eserlerin, sit alanlarının, yapı topluluklarının, doğal zenginliklerin vb. korunması amaçlanarak hazırlanmıştır. Türkiye, söz konusu sözleşmeye 16 Mart 1983 tarihinde taraf olmuştur ve Aralık 2022 itibariyle listede 17’si kültürel, 2’si karma olmak üzere toplam 19 miras alanı bulunmaktadır.
Sualtı Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi
Somut kültür varlıklarının korunmasıyla ilgili dördüncü önemli UNESCO sözleşmesi, 2 Kasım 2001 tarihînde kabul edilen Sualtı Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’dir. Temel amacı su altındaki kültürel mirasın korunması ve insanlığın ortak yararına sunulması olan bu sözleşme bir diğer yönüyle 1970 yılında kabul edilen Sahiplenilmesi Yasak Olan Tarihî Eserlerin İhracat, İthalat ve Transferinin Yasaklanması ve Önlenmesi İçin Alınacak Önlemlere İlişkin Sözleşme’nin devamı niteliğindedir. Bu sözleşmenin 1972 Sözleşmesi’nden farkı, sualtındaki tarih öncesi, tarihsel, kültürel ve arkeolojik objeler, sit alanları, yapılar, batıklar gibi somut kültür varlıklarının korunmasını hedeflemesidir. Bu Sözleşme su, kara suları, su altı ile ilgili maddeleri nedeniyle aralarında Türkiye’nin de bulunduğu UNESCO’ya üye birçok devlet tarafından sorunlu bulunmakta ve onaylanmamaktadır.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi (SOKÜM Sözleşmesi), koruma altına aldığı unsurlar bakımından kendinden önceki sözleşmelerden ayrılmaktadır. UNESCO’nun 32. Genel Konferansının 17 Ekim 2003 tarihli oturumunda kabul edilen Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ne, Türkiye 27 Mart 2006 tarihînde 45. ülke olarak taraf olmuştur. SOKÜM Sözleşmesi, “toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar”ı koruma altına almayı amaçlar ve diğer sözleşmelerden farkı “obje/nesne” ve “yapı/mimari” odaklı bir koruma hedeflememesidir. Sözleşme’nin koruma altına aldığı mirasın tanımı, önerdiği koruma yöntemleri, Sözleşme kapsamında hazırlanan listeler hakkında ayrıntılı bilgi ünitenin ikinci kısmında verilecektir. Ancak öncelikle bu başlık altında Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ne giden süreç ve bu süreçte hazırlanan belgelere, programlara değinilecektir.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’ne Giden Yol
2003 yılında Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin kabulüne kadar bu miras alanının korunması üzerine çeşitli belge, karar ve programların gündeme geldiği görülmektedir. Süreci takip edebilmek için söz konusu UNESCO belgeleri üzerinden konuya yaklaşmak yerinde olacaktır.
Geleneksel ve Popüler Kültürün Korunması Tavsiye Kararı: UNESCO’nun 17 Ekim-16 Kasım 1989 tarihlerinde gerçekleşen 25. Genel Konferansı’nın 15 Kasım’daki oturumunda Geleneksel ve Popüler Kültürün Korunması Tavsiye Kararı kabul edilmiştir. Tavsiye Kararı, Giriş ve “Folklorun Tanımı”, “Folklorun Tespit Edilmesi”, “Folklorun Muhafaza Edilmesi”, “Folklorun Korunması”, “Folklorun Yaygınlaştırılması”, “Folklorun Korunması” ve “Uluslararası İş birliği” başlıklarını taşıyan yedi bölümden oluşan 5 sayfalık bir belgedir. Karar’da koruma altına alınan unsurlar şu şekilde tanımlanmıştır: Folklor (veya geleneksel ve popüler kültür) kültürel bir topluluğun, grup veya bireyler tarafından ifade edilen ve kültürel veya sosyal kimliklerini yansıttığı sürece beklentilerinin ifadesi olarak kabul edilen gelenek temelli yaratımlarının bütünüdür; folklor kalıpları ve değerleri sözlü olarak, taklit yoluyla veya farklı şekillerde aktarılırlar. Folklor biçimleri; dil, edebiyat, müzik, dans, oyunlar, mitoloji, ritüeller, gelenekler, el sanatları, mimari ve diğer sanat dallarını içerir.
Yaşayan İnsan Hazineleri (YİH) Sistemi: Yaşayan İnsan Hazineleri Sistemi, UNESCO’nun somut olmayan kültürel mirasın korunması çalışmaları kapsamında oluşturulmuş ve ilk ortaya atıldığı 1993 yılından beri sürekli olarak geliştirilmiştir. UNESCO, bu sistem aracılığıyla somut olmayan kültürel mirası üreten insana dikkat çekmek istemektedir. Bu sisteme göre, somut olmayan kültürel mirası üreten ve gelecek kuşaklara aktarmakta olan usta kişiler insan hazineleri olarak adlandırılmakta ve Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’ne zarar vermeden kültürün korunmasına ve gelecek kuşaklara aktarılmasına yapacakları katkıya vurgu yapılmaktadır. Somut olmayan kültürel mirasın korunmasında “başyapıt ilanı”, “örgün ve yaygın eğitim”, “kültürel mekânların korunması” gibi konuların yanında kültürü sürdüren topluluk, grup ve bireyin önemi bu sistemde daha da öne çıkarak usta insanların kültürün aktarılmasındaki rolüne dikkat çekilmektedir.
İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası Başyapıtları İlanı (İSSOMBİ): İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası Başyapıtları İlanı (İSSOMBİ), Sözleşme öncesinde hayata geçirilen bir “ulusal envanterleme” biçimi olarak düşünülebilir. İlki 2001 yılında olmak üzere 2003 ve 2005 yıllarında üç kez yapılan başyapıt ilanında toplam 90 başyapıta ulaşılmıştır. Bu program sayesinde bir yandan UNESCO somut olmayan kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda büyük bir deneyim kazanırken diğer yandan insanlığın somut
olmayan kültürel mirasın korunması konusunda duyarlılık kazanmasının yolu açılmıştır. Bu nedenle UNESCO’nun SOKÜM’ün korunmasına yönelik çabalarının uzun tarihî içinde bu programın ayrı bir yeri ve önemi vardır (Oğuz 2018: 49). Bu nedenle İSSOMBİ Programı’nın 2003 Sözleşmesi’ne kadar geçirdiği süreci izlemek önemlidir.
Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi
2005 yılında kabul edilen Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi ise, kültürel ifadelerin çeşitliliğinin kültürel endüstri alanında korunmasını öngörmektedir. Yani, bu Sözleşme’yle, sinema, tiyatro, müzik, televizyon, kitap, dergi, gazete, elektronik alan gibi kültüre dayalı birçok endüstri dalındaki tek-tipleşmeye karşı, uluslararası toplumun harekete geçmesi ve küresel kültürler karşısında ulusal kültürlerin de endüstri alanında varlık göstererek kültürel ifade çeşitliğini sağlama hedeflerine katkı vermesi beklenmektedir.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ve Türkiye
Yukarıda özetlenen kültür koruma yaklaşımları ve Sözleşme’yi hazırlayan tartışmalar, belgeler ve programlar neticesinde SOKÜM Sözleşmesi, UNESCO’nun 2003 yılında yapılan 32. Genel Konferansı’nın 17 Ekim 2003 tarihli Genel Kurulu’nda kabul edilmiştir. “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” (No: 5448) 21 Ocak 2006 tarih ve 26056 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Türkiye, Sözleşme’ye 45. ülke olarak taraf olmuştur.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Tanımı
Dokuz bölüm ve kırk maddeden oluşan Sözleşme’de somut olmayan kültürel miras şu şekilde tanımlanmaktadır: “Somut olmayan kültürel miras, toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar anlamına gelir. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu somut olmayan kültürel miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak, sürekli biçimde yeniden yaratılır ve bu onlara kimlik ve devamlılık duygusu verir; böylece kültürel çeşitliliğe ve insan yaratıcılığına duyulan saygıya katkıda bulunur.” (Oğuz 2018: 202). Sözleşme’nin korumayı amaçladığı somut olmayan kültürel miras beş başlık altında toplanmıştır:
a. Somut olmayan kültürel mirasın aktarılmasında taşıyıcı işlevi gören dille birlikte sözlü gelenekler ve anlatımlar b. Gösteri sanatları c. Toplumsal uygulamalar, ritüeller ve şölenler d. Doğa ve evrenle ilgili bilgi ve uygulamalar e. El sanatları geleneği
Koruma Yaklaşımları
Sözleşme’de koruma yaklaşımı şu şekilde ifade edilmiştir: “Koruma terimi, somut olmayan kültürel mirasın yaşayabilirliğini güvence altına alma anlamına gelir; buna kimlik saptaması, belgeleme, araştırma, muhafaza, koruma, geliştirme, güçlendirme ve özellikle okul içi ya da okul dışı eğitim aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarma olduğu kadar, bu kültürel mirasın değişik yanlarının canlandırılması dâhildir.” Sözleşme’de “Taraf Devletlerin Rolü” başlıklı 11. maddedeki şu ifadeler önemlidir: “Her taraf devlet, kendi toprağı üzerinde bulunan somut olmayan kültürel mirasın korunmasını güvence altına almak için gerekli önlemleri alacaktır.” Aynı bölümün “Diğer Koruma Önlemleri” başlıklı 13. maddesinde ise taraf devletlere somut olmayan kültürel miraslarını korunmak, geliştirmek ve değer kazanmasını güvence altına almak amacıyla bir politika benimsemeleri, yetkili kurum belirlemeleri ya da kurmaları; bilimsel, teknik ve sanatsal inceleme ve araştırmaya özendirmeleri; yasal, teknik, idari ve mali önlemler almaları önerilir. Ayrıca Sözleşme, “Eğitim, Duyarlılığın ve Kapasitenin Güçlendirilmesi” başlıklı 14. maddede “toplumun genelini ve özellikle gençleri hedefleyen eğitici, duyarlılığı arttırıcı ve bilgilendirici programlar düzenlemek; ilgili topluluklar ve gruplar içinde belirli eğitim ve yetiştirme programları düzenlemek; somut olmayan kültürel mirasın korunası için özellikle yönetim ve bilimsel araştırma gibi alanlarda kapasite güçlendirici etkinlikler düzenlemek; bilginin kuşaktan kuşağa geçişini okul dışı olanaklarla sağlamak; kamuoyunu bu mirasa yönelen tehditler ve işbu sözleşme gereğince yapılan etkinlikler konusunda bilgilendirmek; somut olmayan kültürel mirasın anlatımı için gerekli olan doğal alanların ve belleğe ilişkin mekânların korunması için eğitim verilmesini teşvik etmek” gibi önlemleri almaları konusunda önerilerde bulunur.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin Yönetim Yapısı
Sözleşme’yle ilgili kararların alınması ve uygulanması, Sözleşme’nin Uygulama Yönergesi esas alınarak, çeşitli yönetim organlarının katılımıyla gerçekleşmektedir. Taraf Devletler Genel Kurulu, Sözleşme’nin en üst düzeydeki karar organıdır. İki yılda bir toplanan Genel Kurul Sözleşme’nin uygulanmasına dair stratejik kararların alınmasında ve Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi Hükûmetler Arası Komitesi’ne üyelerin seçilmesinde yetkilidir. Genel Kurul, somut olmayan kültürel mirasın korunmasına ilişkin fikir ve tedbirlerin küresel çeşitliliğini yansıtmak amacıyla, Hükûmetler Arası Komite’ye üye seçiminde coğrafi dağılımın dengeli olmasına dikkat etmektedir. Öte yandan, Genel Kurul’da seçilen, dört yıllığına görev yapan 24 ülkeden oluşan ve önceki yıllarda Türkiye’nin de üyesi olduğu Hükûmetler Arası Komite’nin temel amacı Sözleşme’nin hedeflerini tanıtmak, korumaya dair iyi uygulamaların yayılması için ülkelere kılavuzluk etmek ve Sözleşme çerçevesindeki koruma tedbirleri konusunda tavsiyeler vermektir.
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Envanterlenmesi ve Listelenmesi
Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi’nin görünen yüzü ulusal alanda Envanterler, uluslararası alanda ise Listelerdir. Envanterler, her ülkenin egemen olduğu sınırlar içindeki topraklar üzerinde var olan, yaşayan, bir insan grubu tarafından sürdürülen SOKÜM unsurlarının belirlenmiş ölçütlere göre kayıt altına alınması, koruma süreçlerinin belirlenmesi ve yaşatılması için gerekli önlemlerin alınması gibi birçok süreci içermektedir.
İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi ve Türkiye
İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi, Sözleşme’nin görünürlüğünü ve etkinliğini sağlayan listedir. 1972 Sözleşmesi’ndeki Dünya Miras Alanları gibi, bu liste de oluşturulduğu 4-8 Kasım 2008 İstanbul Toplantısından bugüne kurumlaşmış varlığını sürdürmektedir. İstanbul’da anılan tarihlerde yapılan Üçüncü Olağan Komite Toplantısı’nda alınan bir kararla 2001, 2003 ve 2005 yıllarında ilan edilen İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Başyapıtları tamamıyla İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne transfer edilmiş, böylece Temsilî Liste’nin ilk 90 elemanı oluşmuştur.
Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi ve Türkiye
Acil Koruma Gerektiren Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi ise, hemen müdahale edilip korunmadığı takdirde yok olması söz konusu olan mirasları içermektedir. Örneğin son temsilcileri de yok olma sürecinde olan bir sanat veya beceri, nüfus azalması, açlık, hastalık, göç, savaş, çatışma gibi felaketler nedeniyle somut olmayan miraslarını sürdürme şansları kalmayan bir topluluk veya gruba ait miraslar bu kapsamda ele alınmaktadır.
Korumanın İyi Uygulamaları Kaydı
Üçüncü liste ise, ulusal envantere alınan bir unsurun korunması yönünde ulusal düzeyde yapılan çalışmaların en iyi örneklerini içermektedir. 2008-2012 yılları arasında “Kayıt” olarak adlandırılan bu Liste’ye ilk olarak 2009 yılında üç unsur kaydedilmiştir. Kayıtlar için karar organı olan Hükûmetler Arası Komitenin son toplantısının yapıldığı Aralık 2022 itibariyle ise bu listede toplam otuz üç uygulama kayıtlıdır. Türkiye’nin bu başlık altında henüz kayıtlı bir unsuru bulunmamaktadır
Somut Olmayan Kültürel Miras Müzeciliği
Kültürel mirasın tanımı ve kapsamı konusunda UNESCO belgelerindeki kapsam genişlemesi müzecilik tanım ve yaklaşımlarını değiştirmiştir. Diğer bir deyişle kültürel mirasın somut ve somut olmayan şeklinde kapsamının değişmesi, müzelenen kültürel miras unsurlarının da kapsamını genişletmiş, bu unsurların nasıl müzeleneceği konusu gündeme gelmiş ve ICOM (Uluslarası Müzeler Konseyi)’un müzecilik yaklaşımlarını da dönüştürmüştür.
Somut Olmayan Kültürel Miras ve Eğitim doğasında zaten var olan ve onu yaşatan topluluktan, Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması gruptan Sözleşmesi’ne göre, kültürün korunması temelde kuşaktan düşünüldüğünde kuşağa aktarımın başarısına bağlıdır. Bir diğer deyişle, konusunda söylediklerinin yeni bir keşif olmadığı ama aktarımın olmadığı bir durumda korumadan söz etmek olması gereken “ideal” duruma dikkat çekmesi nedeni imkânsızdır. Günümüzde evde, sokakta, sosyal ortamlarda bu Sözleşme’nin topluluk katılımı konusunda önemli b veya insanların bir araya geldikleri mekânlarda kültürün teorik zemin sunduğu gerçeği tartışılmazdır. Sözleşmenin aktarımı oldukça zayıfladığından, örgün ve yaygın eğitim girişinde, kurumlarına bu anlamda önemli roller düşer. Nitekim grupların ve bazı durumlarda bireylerin somut olmayan Sözleşme’nin 2. maddesinde yer alan “koruma” tanımı, kültürel mirasın üretimi, korunması, bakımı ve yeniden “okul içi ya da okul dışı eğitimi” de kapsar. Öte yandan, yaratılması konusunda önemli Sözleşme’nin “Eğitim, Duyarlılığın ve Kapasitenin kültürel Güçlendirilmesi” başlıklı 14. maddesi ise mirasın tanınması zenginleştirdiklerini ve buna saygı duyulması, mirasa yönelik tehditler olmayan kültürel miras ile topluluk, grup veya bireyler konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi ve doğal arasındaki mevcut ilişkiye dikkat çekilmiştir.
alanların ve belleğe ilişkin mekânların korunmasına yönelik eğitim verilmesi olmak üzere üç temel noktayı vurgular. UNESCO’nun 2017’den beri bütçe önceliği tanıdığı ve tüm dünyada proje, teknik destek ve uygulamalar aracılığıyla teşvik etmeyi sürdürdüğü eğitim alanı, bu mirasın korunmasına odaklı faaliyetlerin merkezinde yer alır.
Somut Olmayan Kültürel Miras ve Kültürel Mekân
UNESCO’nun kültür koruma konusundaki yeni yaklaşımları ve kültür üretiminin bir bağlamı olduğu fikri düşünüldüğünde kültürün üretildiği kültürel mekânlar da önem kazanmıştır. Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ve bu Sözleşme’den önce yürütülen İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Başyapıtları Programı, kültürel mekânın kültür aktarımındaki rolünü tanımakta ve vurgulamaktadır. İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Başyapıtları Programı kapsamında ilân edilen 90 dünya başyapıtı arasında “kültürel mekân” olarak nitelenen veya adlandırılan başyapıt sayısı az değildir. 2001 yılında UNESCO, İnsanlığın Sözlü ve Somut Olmayan Mirası Başyapıtları İlânı’na yönelik “Adaylık Dosyası Hazırlama Kılavuzu”nu yayımlamıştır. Söz konusu Kılavuz’da “popüler ve geleneksel kültürün anlatım biçimleri ve kültürel mekânlar, yani popüler ve kültürel etkinliklerin düzenli olarak üretildiği ve sürdürüldüğü yerlerin (pazar yerleri, festivaller vb.)” somut olmayan mirasın korunması açısından önemi vurgulanmıştır.
Somut Olmayan Kültürel Miras ve Katılım
Somut olmayan kültürel mirasın yaşatılması, korunması ve kuşaktan kuşağa aktarılmasında insan ve insanın bu sürece gösterdiği önem sıkça dile getirilir. Kültürel miras yönetimi her ne kadar çok boyutlu koruma yaklaşımları gerektiren bir süreç olsa da insanın, mirasın korunmasına yönelik gösterdiği bilinçli ve örgütlü duyarlılık olmadan gerçekleştirilecek politikalar bir yönüyle eksik kalacaktır. 2003 yılında imzalanan Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ile korumada topluluğun katılımı konusunda yeni bir dikkat ortaya çıkmış ve sözü edilen eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Bu Sözleşme nesne odaklı olmaktan çok onu yaşatan insanı merkeze almaktadır. Somut olmayan kültürel mirasın kendi
veya bireyden bağımsız olamayacağı gerçeği Sözleşmenin topluluğun katılımı
yle ir
“toplulukların, özellikle yerli toplulukların,
rol oynadıklarını, böylece çeşitliliği ve insan yaratıcılığını kabul ederek” ifadesi ile somut