İŞL403U-SERMAYE PİYASALARI VE FİNANSAL KURUMLAR
Ünite 8: Küresel Finans Piyasalarının Mevcut Durumu
Giriş
Finans sektörünün esas görevi, tüketim ve üretim harcamalarından daha fazla geliri olanlar (yatırımcı, borç veren, sermaye sağlayan) ile gelirinden daha fazla tüketim veya üretim yapmak isteyenler arasında “aracılık” yaparak sermayenin atıl kalmamasını ve optimal dağıtılmasını sağlamaktır.
Finans, sermayenin ekonomik faaliyetlerde (mal ve hizmet üretimi) kullanılmasını sağlayarak refah artışını mümkün kılar. Düzgün çalışan bir finans sistemi olmayan toplumların sürdürülebilir iktisadi kalkınması çok zordur. Sermayeyi sağlayanlar, sermayeyi kullananların risk derecelerine bağlı olarak, az veya çok riske girerler. Kâr etmek amacı ile sermayeyi kullananlar ise belirli veya belirsiz bir zaman boyunca “başkasının parasını” kullanıyor olacaklardır. İki tarafın bu farklı endişe ve beklentilerini dengeleyen, kullananın sağlayana ödediği kâr oranına sermayenin maliyeti denir. Dayanak aracın türüne göre bu orana faiz, kâr payı, getiri, ortaklık hakkı ve diğer benzeri isimler verilir. İfade netliği için sermayenin maliyeti, kullanan için bir maliyet (kredi faizi gibi) ve sağlayan için ise bir gelirdir (mevduat faizi gibi). Sermayenin maliyetinin rekabetçi piyasalarda serbest ticaret ile belirlendiğini söylemek çoğu zaman doğrudur.
Finans kesimi de doğal olarak para kazanmak ister. Diğer bir deyişle aracılığın bir maliyeti vardır ve bu maliyet sermaye sahipleri ile kullananlar tarafından paylaşılır. Aracılık maliyeti çok çeşitli şekillerde ve farklı sınıflarda oluşur. Birkaç örnek verelim. Kredi faizi mevduat faizinden yüksektir ve aradaki fark banka için net bir gelirdir. Kredi kartlarının kullanım ücreti yıllık %3 civarındadır ve bu maliyet tüketiciler ile kredi kartını kabul eden tüccarlar tarafından üstlenilir. Kredi kartı hizmetini sağlayan kurum (Visa, Mastercard vb.) için ise gelirdir. Yatırım fonlarının kestiği fon işletim ücretleri ve performans primleri başka bir aracılık maliyetidir. Danışmanlık, değerleme, derecelendirme ve benzeri uzmanlık hizmetleri de aracılık maliyetinin parçalarıdır.
Finans Piyasalarının Büyüklüğü
Bir piyasanın büyüklüğünü ölçmek için en basit yöntem o piyasada ticareti yapılan ürünlerin piyasa değerlerini toplamaktır. Bir finansal aracın (menkul kıymetin) belirli bir tarihteki toplam piyasa değeri, o tarihteki fiyatı ile miktarını çarparak bulunur. Araçların piyasa değerlerinin toplamı ise o piyasanın büyüklüğünü gösterir. Bu amaçla finansal piyasaları üçe ayırabiliriz:
• Borç piyasaları (banka kredileri, devlet ve özel sektör tahvilleri ile diğer borçlanma araçları) • Pay piyasaları (borsalarda ve benzeri platformlarda işlem gören pay senetleri, ortaklık hakkı tanıyan diğer satılabilir kontratlar) • Türev piyasalar (opsiyon kontratları, vadeli kontratlar, swap kontratları ve benzerleri)
Borç Piyasaları
Bir ülkedeki borç piyasalarının toplam büyüklüğü o ülkedeki borç miktarını gösterir. Ülkelerin toplamı ise küresel borcu gösterir. Borç rakamlarını toplayan ve yayımlayan çeşitli uluslararası kuruluşlar vardır. International Monetary Fund (www.imf.org), Dünya Bankası (www.worldbank.org), Institute of International Finance (www.iif.com) ve Bank for International Settlements (www.bis.org) bunların başında gelirler. Ülkemize ait istatistikler ise Türkiye İstatistik Kurumu (www.tuik.gov.tr), Merkez Bankası (www.tcmb.gov.tr) ve Türkiye Bankalar Birliği (www.tbb.org.tr) gibi kurumlar tarafından yayımlanır. Toplam borç miktarı, borçlanan tarafa göre 4 kısımdan oluşur:
• Hane halkının borcu (bireysel ev ve tüketici kredileri, kredi kartı borçları) • Şirketlerin borcu (finansal olmayan şirketlerin banka kredi borçları, ihraç etmiş oldukları tahviller) • Devletin borcu (Merkezî hükûmet ve kamu kuruluşların ihraç ettikleri tahviller ve kredi borçları) • Finans sektörünün borcu (finansal şirketlerin kredi borçları, ihraç etmiş oldukları tahviller)
Dünyadaki toplam borç miktarı 2000 senesinde toplam $85 trilyon iken, borç sürekli artmış ve nihayet 2023’te $313 trilyona ulaşmıştır.
Pay Piyasaları
Pay piyasaları, borsalarda ve benzeri platformlarda işlem gören pay (hisse) senetleri ile özel sermaye ve girişim sermayesi payları gibi ortaklık hakkı tanıyan diğer menkul kıymetlerden oluşur. Bir pay piyasasının büyüklüğü, ticarete konu olan tüm payların fiyatları ile miktarlarının çarpımlarının toplamı olarak ölçülür. Başka bir deyişle, payları işlem gören şirketlerin toplam piyasa değeridir. Bu kısımda, sadece halka açık şirketlerin paylarını hesaba katacağız. Borsalarda halka açık şirketlere ilgili piyasa bilgileri IMF ve Dünya Bankası gibi başka kaynakların yanı sıra en detaylı şekilde World Federation of Exchanges’in (WFE) (www.world-exchanges.org) web sayfasından temin edilebilir. Bu kaynakta, az sayıda üye olmayan (London Stock Exhange gibi) borsa dışında tüm dünya borsaları bulunabilir. Burada sunulan istatistikler, WFE bilgilerine, üye olmayan belli başlı borsalardan alınan bilgiler de eklenerek hesaplanmıştır.
2023 sonu itibarıyla dünyadaki tüm teşkilatlanmış borsalarda 54,951 şirketin pay senetleri işlem görmektedir. Bunların %15’i Kuzey Amerika, %45’i Asya, %11’i Avrupa ve %19’u ise diğer ülke borsalarında kote edilmiştir. Son 25 yıldır, toplam sayı 45.000-60.000 bandı içinde kalmakla beraber halka açık şirket sayısı farklı coğrafyalarda farklı değişimler göstermiştir. Bu sayı, ABD ve Avrupa’da azalmış, Çin, Japonya ve Türkiye’de artmıştır. Çin’deki değişim özellikle dikkat çekicidir.
Türev Piyasalar
Türev piyasalarda büyüklük kavramı borç ve pay piyasalarından farklıdır. Türev araç, belirli bir dayanak varlığın alımı, satımı veya takası için iki taraf arasında yapılan finansal bir sözleşmedir. Üç türlü türev araç vardır:
• Opsiyon kontratı: Bir dayanak varlığı belirli bir tarihe kadara belirli bir fiyattan alma veya satma hakkıdır. Bu hakkı kullanıp kullanmamak opsiyon sahibine aittir. Yani, opsiyon sahibi için bir yükümlülük yoktur. Bu nedenle bir opsiyon almak için bir bedel ödenir ve buna opsiyon fiyatı (veya primi) denir. • Vadeli kontrat: Bir dayanak varlığı belirli bir tarihe kadara belirli bir fiyattan alma veya satma anlaşmasıdır. Hem alıcı hem de satıcı bir yükümlülük taşır ve bağlayıcıdır. Opsiyonlarda olduğu gibi bir seçme hakkı söz konusu değildir. Vadeli kontrat “fiyatı” yoktur. • Swap kontratı: Belirli bir nakit akışını başka bir nakit akışı ile belirli bir tarihe kadar takas etme anlaşmasıdır. Vadeli kontratlar gibi iki taraf için de bağlayıcıdır ve swapın “fiyatı” yoktur.
Türev piyasalarının büyüklüğünü ölçmek için (borç ve pay piyasalarında yaptığımız gibi) fiyatlarla miktarların çarpımlarının toplamını hesaplamak yeterli olmaz. Fiyatı olan tek türev araç opsiyonlardır. Diğerlerinin fiyatı yoktur. Bu nedenle, türev araçlarla ilgili raporlarda “nosyonel değer” ölçütü kullanılır. Nosyonel değer, türev araçla kontrol edilen dayanak varlığın değeri demektir. Örnek olarak:
• Varili 90$’dan 3-ay vadeli 1,000 varil vadeli petrol kontratının nosyonel değeri 90 * 1,000 = 90.000$ olarak hesaplanır. (Kontratın fiyatı olmadığı için ticarete konu bir değeri yoktur.) • İki banka arasında yapılan 10$ milyonluk €-$ swap kontratının nosyonel değeri (varsa, faiz düzeltmesi hariç) 10$ milyondur veya eş değer avrodur. • BIST’de işlem gören bir pay senedinin tanesini belirli bir tarihte 15T’ten 100 adet satın alma opsiyonlarının nosyonel değeri 1.500€’dür. (Opsiyon fiyatı 2T ise opsiyonların değeri ise 200T olacaktır.)
Türkiye’nin Küresel Finanstaki Yeri
Bir ülkenin ekonomik büyüklüğünün en meşhur ölçütü üretilen tüm mal ve hizmetlerin toplam net değeri veya tüm gelirlerin toplamıdır. Buna Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) veya İngilizce olarak Gross Domestic Product (GDP) denir. Yukarıdaki paragraflarda “gelir” veya “millî gelir” ifadeleri bu anlamda kullanılmıştır. Ekonomik refah düzeyi ise kişi başına düşen millî gelir ile ölçülür ve basitçe sayısını insan sayısına bölerek hesaplanır. Küresel toplam gelir 2000 senesinde 34,1$ trilyon olan gelir yıllık %4,7 büyüyerek 2023 senesinde 104,5$ trilyon seviyesine çıkmıştır. Aynı dönemde, kişi başı gelir 5.585$’dan yılda
%3.5 artarak en son 2023’de 13.330$ / kişi olmuştur. Toplam gelir, kişi başı gelirden daha hızlı artmıştır. Dünyanın en büyük ekonomisi 26.9$ trilyon toplam gelir ve 80.412$ kişi başı gelir ile ABD’dir. İkinci büyük ekonomi olan Çin’in millî geliri 17,7$ trilyon ve kişi başı geliri 12.541$’dir. Üçüncü sırada 4,4$ trilyon toplam ve 52.824$ kişi başı gelir ile Almanya gelmektedir.
Türkiye’de 2000 senesinde 274$ milyar olan millî gelir yıllık %6,2 büyüyerek 2023 senesinde 1,15$ trilyon seviyesine çıkmıştır. Aynı dönemde, kişi başı gelir 4.235$’dan yılda %4,9 artarak en son 2023’te 13.384$ / kişi olmuştur. Bu dönemde, Türkiye dünyadan daha hızlı büyümüştür.
Millî gelir sıralamasında Türkiye dünyada 17’nci sıradadır. En büyük yirmi ekonominin oluşturduğu gruba G20 denir ve Türkiye 1991’den beri bu grubun içindedir. Nüfusu 5 milyon kişiden fazla olan ülkeler arasında kişi başı geliri en yüksek olan 112.248$ ile İrlanda’dır. İkinci sırada 102.866$ ile İsviçre gelmektedir. Türkiye bu listede 37’nci sıradadır. Rusya (13.006$ / kişi) 40’ıncı ve Çin ise 43’üncü sıradadırlar.
2023 senesinde, Türkiye’nin 1,15$ trilyon milliî geliri ile 104,5$ trilyonluk küresel ekonomideki payı %1,1’dir. Benzer bir oran dış ticaret rakamlarında da görülmektedir. 255$ milyar ihracat, 362$ milyar ithalat ve 56$ milyar turizm gelirinin toplamı olan 673$ milyar dış ticaret hacmi, Türkiye’nin küresel ticaretteki payını %1,1 yapmaktadır.
Türkiye’deki finans piyasaların, ekonomik büyüklüğünün üretebileceği (veya, hak ettiği) seviyeye gelmediği görülmektedir. İktisadi faaliyette küresel toplamın %1,1’ni oluşturan Türkiye’de finansal piyasaları (hem borç hem pay piyasaları) dünya toplamının ancak %0,3’ne denk gelmektedir. Türkiye fon pazarının büyüklüğü ise dünya toplamının sadece %0,05’i kadardır. Finans sektörünün çok yüksek büyüme ve yaygınlaşma potansiyali vardır. Örneğin, en büyük 20 borsa arasına girebilmek için pay piyasalarının en az üç misli büyüyüp $1 trilyonu aşması gerekir. Fon pazarı ise en az on beş misli büyürse ilk yirmiye girebilir. Türev piyasalarda ise kayda değer bir pay yoktur. Aşırı borçlanmanın doğuracağı finansal kırılganlığı dikkate alarak borç piyasalarına başka bir gözle de bakmak gerekir. Türkiye’de borç piyasalarının büyüklüğünün dünyadaki payı (%0,03) azdır. Fakat Türkiye’nin “borç/gelir” oranı da 0,84 ile dünya ortalamasının (2,99) çok altındadır. Bu oranın göreli düşük olması finansal sağlık işaretidir. Yabancı para ile borçlanmanın sebep olabileceği kur riski bir yana, Türkiye’nin borçlarını ödeyememe riski (kredi riski, temerrüt riski) dünya ortalamasına göre çok düşüktür. Özellikle iktisadi durgunluk dönemlerinde önemi anlaşılan ve finansal riski gösteren diğer bir oran ise “borç/sermaye” oranıdır ki, Türkiye 2,8 çarpanı ile dünya ortalamasından (2.7) biraz yüksektir. Sonuç olarak denebilir ki; Türkiye’nin borcu çok değildir ama sermaye tabanı yetersizdir.
Global Finans Sisteminde Görülen Problemler ve Sonuçları
2023 senesi sonunda küresel finansın büyüklüğü (borç ve pay piyasalarının toplamı) 450$ trilyona yaklaşmıştır. Bu rakama, nosyonel değeri 1$ katrilyona yaklaşan türev piyasalar, bilanço dışında kaydedilen finansal kontratlar ve elbette kayıt dışı piyasalar dahil değildir. Buna rağmen, bu büyüklükteki bir finans sektörünün iktisadi faaliyetlerle açıklanması mümkün değildir.
Finansal araçların toplam değeri, küresel servet ve gelirin toplamından 100 trilyondan daha fazladır. Bu karşılaştırmayı daha net anlatabilmek için BIS tarafından zaman zaman kullanılan “finansal açıklık” ve “ticari açıklık” ölçütlerine bakılabilir. Finansal açıklık, ülkeler arası finansal akışların (borç alma ve ödeme, borsalara ve fonlara yapılan yatırımlar, ortaklığa yönelik transferler vb.) toplamının gelire oranıdır. Ticari açıklık, ülkeler arası ticari ödemelerin (ithalat, ihracat, sabit sermaye yatırımları vb.) gelire oranıdır. Yıllardır, finansal açıklık ticari açıklığın 10 mislinden daha fazladır – türevlerle ilgili para akışları hariç. Buradan anlaşılıyor ki finansal araçların önemli bir kısmının kaynağının ve ticaretinin gerçek iktisadi faaliyetler ile hiçbir ilişkisi yoktur. Finans ihtiyacın çok ötesinde büyümüştür ve artık kendi içerisinde oynanan bir oyuna dönüşmüştür. Bu anlamsız büyüklüğün en büyük kısmı aşırı borçlanmadır. Toplam 450$ trilyonun 350$ trilyon’u borç piyasalarıdır. Aşırı finansallaşma kendi başına bir problemdir ve başka problemleri de dolaylı ve dolaysız beslemektedir. Bugün, tüm insanlığı ilgilendiren iki temel sorun vardır:
• İklim değişikliği ve çevre tahribatı • Gelir ve servet dağılımındaki derinleşen bozulma
Bu sorunlar ciddi boyutlara ulaşmıştır ve kapitalizm artık sorgulanmaya başlanmıştır. Karbon salınımını arttıran ve çevreye zarar veren yatırımlara kaynağı finans sistemi sağlamaktadır. Finanstaki önlenemez büyüme zengini daha zengin yaparken düşük gelir seviyesindekilerin refah kaybı yaşamasına neden olmaktadır. Finans sistemindeki çarpıklıkları düzeltmeden bu iki hayati sorunla baş etmek mümkün değildir. Önümüzdeki yıllarda bu tartışmalara sıklıkla tanık olacağız.