İŞL209U-İŞLETME BİLGİ SİSTEMLERİ
Ünite 3: Bilgi Sistemleri Altyapısı ve Yeni Teknolojiler
Giriş
Bilgi sistemleri; enformasyonu oluşturmaya, saklamaya, bulmaya, denetlemeye ve erişmeye yardımcı olan sistemlerdir. İnsanlar tarih boyunca kurum ve kuruluşların faaliyetlerini sürdürmesini sağlamak amacıyla, içinde bulundukları çağın teknolojisinden yararlanarak, bilgi sistemleri kurmuşlardır. İlk bilgi sistemi örneği olarak, Sümer uygarlığından kalan binlerce kil tablet gösterilebi- lir. Bu tabletlere dönemin ticari ve vergi işlemlerine ait kayıtlar kaydedilerek saklanmıştır. Sümer çivi yazısıyla başlayan yazma süreci tarih boyunca gelişerek günümüzdeki alfabelerin ve rakamların doğmasını sağlamış ve bilginin oluşturulması ve saklanmasına olanak sağlamışlardır. Böylece ilk yardımcı bellek ortaya çıkmıştır. Bilgisayarların işletmelerde yaygın kullanımı 1960’larda başlamıştır. 1930’lardan itibaren giderek gelişen elektromekanik iş makineleri yerlerini bu dönemde bilgisayarlara bırakmış ve onlarla bütünleşmişlerdir. Bilgi sistemlerinin oluşturulmasında kullanılan teknolojilerin olgunlaşmasıyla işletmelerde; donanım alt yapısı, yazılım altyapısı, veri yönetimi alt yapısı, ağ ve iletişim alt yapısı ve prosedürle gibi çeşitli bileşenleri bulunmaktadır.
Donanım Alt Yapısı
Bilgi sistemlerinin temel unsurlarından biri olan donanım, sistemin makine aksamını meydana getiren alt parçaların kümesidir. Bu sistemde; işlem birimi, girdi cihazları, çıktı cihazları, iletişim cihazları ve depolama birimleri gibi donanım bileşenleri yer almaktadır.
Donanımın Bileşenleri
İşlem Birimi
İşlem birimi temelde “merkezi işlem birimi (MİB)” ve “ana bellek”ten oluşur. İşlem birimi kişisel bir bilgisayarın kasası açıldığında görülen ana kart üzerinde yer alır. Ana kart ayrıca merkezi işlem birimi ile ana bellek arasında komut ve verilerin iletilmesini sağlayan veri yollarını da içerir. Bu veri yolunun uzantıları aynı zamanda ana bellekle çevre birimleri, yardımcı bellek birimleri ve iletişim birimleri arasında veri taşınmasını sağlar. MİB “mikroişlemci” olarak bilinir ve geleneksel bir bilgisayarın temel işlevlerinin tamamının bir çip üzerine, milyonlarca devre yardımıyla, yerleştirilmesiyle oluşur. Makine düzeyinde herhangi bir işlem komutunun yürütülmesi faaliyeti “komut” ve “yürütme” olmak üzere iki aşamadan oluşur. Komut aşamasında işlem birimi bellekten sıradaki işlem kodunu getirir ve işlem kodunu çözerek uygun işlemci yürütme birimine iletir. Yürütme aşamasında ise bilgisayar, işlem komutunu yürütür ve işlem sonucunda ortaya çıkan sonuçları belleğe kaydeder.
Girdi Cihazları
Girdi cihazları, bilgisayara veri girişinin sağlanması için geliştirilen unsurlardır. Girdi cihazlarının bir kısmı sadece veri girişine olanak sağlarken, bazıları da bilgisayarı yönetmek için gerekli komutların girilmesi işinde kullanılır. Örneğin, tarayıcılar yalnız veri girişine izin
verirken, bilgisayar faresi ise hem veri girişi hem de komut girişinde kullanılır.
Çıktı Cihazları
Çıktı cihazları, bilgisayar sistemlerinde çalışmakta olan yazılımların ürettikleri sonuçları, kullanıcılara ya da diğer bilgisayarlara ileten ekran ve yazıcı/çizici gibi unsurlardan oluşur. Bilgisayardan dış ortama aktarılan enformasyon; metin/sayı, görüntü, video, ses ya da başka biçimde dijital olarak kodlanmış veri biçiminde olabilir.
İletişim Cihazları
Bir bilgi sisteminde işlem birimi girdi-çıktı birimleri ve yardımcı depolama birimleri dışında iletişim cihazları vasıtasıyla diğer bilgi sistemleriyle de veri alışverişinde bulunabilir. Bilgisayarın işlem biriminin diğer bilgisayarlara bağlanmasını sağlayan arayüzlere “ağ kartları” adı verilir. Ağ kartları, ağ kabloları ile veya kablosuz olarak bilgisayarın bir ağ anahtarına (switch) bağlanmasına aracılık eder.
Depolama Birimleri
Depolama birimleri genellikle kişisel bilgisayar sahiplerinin tanışık olduğu, genellikle kullanılmakta olan bir bilgisayara kişisel kullanım amacıyla iliştirilmiş olan depolama cihazlarını içermektedir. Bu cihazlara bir bilgisayara bağlı depolama cihazları adı verilir. Yardımcı depolama birimleri “doğrudan erişimli depolama birimleri” ile “sıralı erişimli depolama birimleri” olarak ikiye ayrılırlar. Sıralı erişimli depolama biriminde belirli bir veriye erişebilmek amacıyla okuma kafasının o veriye kadar olan tüm verileri okuması gerekir. Manyetik bant türü depolama ortamları bu şekilde çalışır. Doğrudan erişimli depolama birimlerinde ise okuma kafaları depolama ortamındaki herhangi bir adrese doğrudan erişerek okuma yazma yapabilirler. Manyetik diskler, optik diskler ve katı hal diskleri bu tür birimlerdir. Kurum ve kuruluşlarda ise ortak kullanım amacıyla kullanılan, çok daha büyük kapasiteli olan ve ağ üzerinden erişilen depolama birimleri de bulunmaktadır.
Bilgisayar Türleri
Bilgisayarların gelişim sürecine bakıldığında, 1950’lerde ilk ticari anaçatı (mainframe) bilgisayarların, 1960’larda mini bilgisayarların, 1970’lerde mikrobilgisayarların, 1980’lerde kişisel bilgisayarların, 1990’larda dizüstü bilgisayarların 2000’lerde mobil bilgisayarların, 2010’larda ise; sanal ve giyilebilir bilgisayarların yaygınlaştığını görülür. Bu bilgisayar türleri, her ne kadar, daha öncekilerin hâkimiyetini sona erdirmişse de; her bilgisayar kendi gelişimine devam ederek varlığını diğer dönemlerde de sürdürmüştür.
Yazılım Alt Yapısı
Bir bilgi sistemini oluşturan temel unsurlardan biri de yazılımdır. Yazılım olmadan donanım herhangi bir işe yaramayan işlevsiz bir makine aksamıdır. Bilgisayar donanımına can veren ve ona çeşitli işlevler kazandıran unsur, yazılımı oluşturan komutlardır. Bir bilgisayar
sistemindeki yazılım iki temel katmandan oluşur. Bu katmanların en altında bütünüyle üzerinde çalıştığı donanıma özgü komutları barındıran ve bu donanımı daha üst düzey işlevler için kullanan yazılımlara destek vermek amacıyla bir arayüz olanağı sunan sistem yazılımları yer alır. Sistem yazılımlarının üstünde yer alan katmanda ise; doğrudan kullanıcının ve işletmenin hem bireysel hem de iş süreçlerine yönelik ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla geliştirilen uygulama yazılımları katmanıdır.
Sistem Yazılımları
Sistem yazılımları, bilgisayar sisteminin kaynaklarını yönetmek ve bu kaynakları kullanan diğer yazılımlara ortak hizmetler sağlamak amacıyla geliştirilir. Sistem yazılımları arasında ilk akla gelen grup “işletim sistemleri”dir. Ayrıca donanıma özgü “aygıt sürücüleri” ve bilgisayarın bakımını yapmak amacıyla kullanılan “yardımcı programlar” da sistem yazılımı olarak sınıflandırılır.
Uygulama Yazılımları
Uygulama yazılımları; kişisel uygulama yazılımları, kurumsal uygulama yazılımları ve kurumsal altyapı yazılımları, geliştirme yazımları biçiminde incelenebilir.
Kişisel uygulama yazılımları, kullanıcıların kurumsal yönetim yazılımlarının aksine, genellikle işletmelerde yer alan bir bölüm içindeki bireysel projeler için bilgi oluşturmalarına ve yönetmelerine olanak sağlar. Kurumsal uygulama yazılımları, kurumların iş süreçlerinde kullanılmak amacıyla geliştirilmiş uygulamalardır. Bu tür uygulamalar, kurumlar tarafından, üç yolla elde edilir. İlki; kurumlar bu uygulamaları, kendilerine özel proje olarak, yazılım firmalarına ürettirirler. İkinci yol; üretilmiş uygulama yazılımlarını doğrudan satın alırlar. Sonuncusu ise, uygulama yazılımları; kurumların bilgi işlem birimleri tarafından, kurum içinde, geliştirilir. Genel muhasebe uygulamaları, insan kaynakları yönetim sistemleri, üretim bilgi sistemleri, finansal yönetim uygulamaları, müşteri ilişkileri yönetim sistemleri, kurumsal kaynak planlaması sistemleri kurumsal uygulama yazılımlarına örnektir. Kişisel uygulamalar, bireysel olarak ya da KOBİ’lerde kullanıldığında kendi başlarına yeterli olabilmektedir. Ancak büyük kuruluşlardaki uygulamalara bakıldığında; kişisel uygulamaların kuruluşa ait sunucu uygulamalarının bir istemcisi olarak kullanıldığı görülmektedir. Kuruluşlara ait sunucuların başlıcaları; Web sunucuları ve uygulama sunucuları, veritabanı sunucuları, portal sunucuları, proje yönetimi sunucuları, iletişim sunucuları, sanallaştırma sunucuları, sistem yönetimi sunucuları, kurumsal sunucular, e-ticaret uygulamaları ve platformları biçiminde sıralanabilir. Hem sistem yazılımları hem de uygulama yazılımları programlama dilleri kullanılarak geliştirilirler. Programlama dilleri, bilgisayar donanımında zaman içinde yaşanan değişime koşut olarak gelişim göstermektedir.
İlk elektromekanik bilgisayarların ortaya çıktığı 1940’larda bilgisayarlar; makine kodu adı verilen ve “0” ve “1” rakamlarından oluşan sayı dizileri ile kodlanmaktaydı. Programı oluşturan sayı dizileri kart ya da şeritlere kaydedilip, bilgisayar belleğine kart/şerit okuyuculardan okunmaktaydı. Her bilgisayarın işlem yapma mimarisi farklı olduğu için, bir bilgisayardaki makine kodu başka bilgisayarda iş görmemekteydi. 1950’lerde bir üst aşamaya geçildi ve “0” ve “1”ler daha anlamlı kısaltmalarla ifade edilmeye başlandı. “MOV”, “ADD” gibi kısaltmalardan oluşan bu dillere “assembly” dili adı verilir. 1960’larda FORTRAN, COBOL gibi üst düzey programlama dilleri ortaya çıktı. Üst düzey prog- ramlama dilleri ile bir problem X=A+B gibi kolayca okunabilir ve takip edilebilir kodlarla yazılmakta ve derleyici (compiler) adı verilen çeviricilerle “0” ve “1”lerden oluşan makine koduna çevrilmektedir. Nihayet 1980’li yıllardan itibaren, konuşma diline yakın ifadelerle komut oluşturmaya izin veren doğal ve zeki diller yaygınlaşmıştır. Birer yorumlayıcı (interpreter) dil olan doğal ve zeki diller, bu dönemde kişisel bilgisayarların yayılmasıyla profesyonel programcıların dışındaki (örneğin, öğretmenler gibi) kullanıcıların etkileşimli olarak program yazabilmelerine olanak sağlamıştır.
Bilgi Sistemleri Alt Yapısının Yönetimi
Bilgi sistemlerinin yönetimi, bir işletmenin sahip olduğu bilgi teknolojisi kaynaklarının tümünün işletmenin ihtiyaç ve önceliklerine göre yönetildiği bir disiplindir. Bu kaynaklar; bilgisayar donanımı, yazılım, veri, ağlar ve veri merkezi tesisleri gibi somut yatırımları ve bunların tasarımını, geliştirilmesi, bakımı ve denetimini yapmak için işe alınan personeli içerir. Bu sorumluluğu bir işletme içinde yönetmek, yazılım tasarımı ve ağ planlaması, teknik destek gibi teknolojiye özgü yönlerin yanı sıra; bütçeleme, personel alımı, değişim yönetimi, organizasyon ve kontrol gibi temel yönetim işlevlerinin çoğunu içerir. Bilgi sistemleri altyapısının yönetimi için çağdaş yöntemler geliştirilmiştir.
ITIL Hizmet Değeri Sistemi
Çağdaş yöntemlerin başında ITIL (Information Technology Infrastructure Library-Bilgi Teknolojisi Altyapı Kütüphanesi) gelmektedir. Bir işletmede bilgi teknolojisi altyapısının işletmeye yönelik bilgi teknolojisi hizmetlerini sunmak amacıyla oluşturulduğuna vurgu yapılan ITIL metodolojisinde; bilgi teknolojisi hizmetlerinin iş ihtiyaçları ile uyumlu hâle getirilmesine odaklanan bir dizi bilgi teknolojisi hizmet yönetimi uygulaması tanımlanır. 18 Şubat 2019’da yayımlanan ITIL Sürüm 4’te yer alan temel özellikler; “Hizmet Değeri Sistemi” adı altında toplanmıştır. ITIL Hizmet Değeri Sistemi “ITIL Hizmet Değeri Zinciri”, “ITIL Uygulamaları”, “ITIL Kılavuz İlkeleri”, “Yönetişim” ve “Sürekli İyileştirme” olmak üzere beş çekirdek bileşenden oluşur.
Hizmet değeri zinciri, bir kuruluşun müşterilerine değerli bir ürün veya hizmet sunmak ve değer gerçekleştirmeyi
kolaylaştırmak için gerçekleştirdiği bir dizi birbirine bağlı faaliyetler kümesidir. ITIL Hizmet değeri zinciri, altı etkinlikten oluşur:
• Planlama, • İyileştirme, • Katılım, • Tasarım ve geçiş, • Edinme/inşa etme, • Dağıtım ve destekleme.
ITIL süreçleri birer uygulama (pratik) olarak adlandırılır. Bunlar 14 genel yönetim uygulaması, 17 hizmet yönetimi uygulaması ve üç teknik yönetim uygulaması biçiminde gruplandırılmıştır. Kılavuz ilkeleri ITIL Sürüm 4 hizmet yönetiminin temel mesajlarıdır. Bu mesajlar yalın (lean), çevik (agile), DevOps, COBIT ve PRINCE2 gibi diğer birçok çerçevede, standartta ve yöntemde görülür. Yönetişim ise, organizasyonu yönlendiren ve kontrol eden sistem olarak tanımlanır. ITIL’deki “Hizmet Değeri Sistemi” üç sürekli iyileştirme seviyesini barındırır:
• ITIL sürekli iyileştirme modeli (Vizyon nedir, şimdi neredeyiz, nerede olmayı hedefliyoruz, oraya nasıl ulaşabiliriz, harekete geçin, oraya ulaşabildik mi, hareketi nasıl sürdürebiliriz?), • Hizmet değer zinciri etkinliğinin sürekli iyileştirilesi, • Günlük aktivitelerin ve diğer ITIL uygulamalarının sürekli iyileştirilmesi.
Dört Boyutlu Model
ITIL Sürüm 4’deki ikinci önemli bileşen “dört boyutlu model”dir. ITIL Hizmet değeri sisteminin her bileşeni aşağıdaki dört boyutu dikkate almalıdır:
• Organizasyonlar ve insanlar, • Bilgi ve teknoloji ürünleri, • Ortaklar ve tedarikçiler, • Değer akışları ve süreçleri.
ITIL Uygulamaları
Bilgi teknolojileri altyapısının yönetimi sürecinde, üç grupta toplanmış, 34 ITIL uygulaması bulunur. Her uygulama; planlama, iyileştirme, katılım, tasarım ve geçiş, edinme/inşa etme, dağıtma ve destekleme şeklinde tanımlanmış olan ITIL hizmet değer zincirinin altı faaliyeti ile ilişkilidir. Genel yönetim uygulamaları; aşağıdaki faaliyetlerden oluşur:
• Stratejik yönetim, • Portföy yönetimi • Mimari yönetim, • Hizmet finansal yönetimi, • İşgücü ve yetenek yönetimi, • Sürekli iyileştirme (kaizen), • Ölçüm ve raporlama, • Risk yönetimi, • Bilgi güvenliği yönetimi,
• Bilgi yönetimi, • Örgütsel değişim/örgüt geliştirme yönetimi, • Proje yönetimi, • İlişki yönetimi, • Tedarikçi yönetimi.
Hizmet yönetimi uygulamaları ise;
• İş analizi, • Hizmet kataloğu yönetimi, • Kapasite ve performans yönetimi, • Hizmet sürekliliği yönetimi, • Hizmet masası, • Hizmet doğrulama ve test gibi faaliyetlerden oluşur.
Teknik yönetim uygulamalarına bakıldığında ise;
• Dağıtım yönetimi, • Altyapı ve platform yönetimi, • Yazılım geliştirme ve yönetimi gibi uygulamalar göze çarpmaktadır.
ITIL yaklaşımı; işletmelerde bilgi teknolojisi birimlerinin birer maliyet merkezi olmaktan çıkarak; organizasyonun diğer birimleri için katalog ürün/hizmetleri geliştiren merkezler hâline gelmelerine, bu ürün/hizmetler için gerçekçi bir maliyet bedeli belirlemelerine ve faturalamalarına olanak sağlar. Hem KOBİ’lerde hem de büyük işletmelerde, bilgi teknolojileri altyapısının yönetimi, giderek karmaşık bir hal almaktadır. Bu nedenle günümüzde işletmeler, bilgi teknolojisi hizmetlerinin üretilmesinde ve sağlanmasında kilit rol oynayan çalışanları için, ITIL sertifikasına sahip olma zorunluluğu getirmeye başlamıştır.