AÖF Soru Bankası
İSG208U · Ünite 1

Kimyasal, Fiziksel ve Biyolojik Risk Etmenlerinin Sınıflandırılması

Kimya ve Biyoloji Sektörlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği dersi, ünite 1 özeti

İŞG208U-KİMYA VE BİYOLOJİ SEKTÖRLERİNDE

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

Ünite 1: Kimyasal, Fiziksel ve Biyolojik Risk Etmenlerinin Sınıflandırılması

Giriş

İş sağlığı ve güvenliği kimya ve biyoloji sektörlerinde de büyük önem taşır.

Kimyasal maddeler, üretim sırasında insan vücuduna solunum, sindirim veya deri ile temas yolu ile girer.

Kimyasal Etmenler ve Sınıflandırma

Kimyasal etmenlerin sınıflandırılması için yaygın olarak kabul gören BM tarafından hazırlanan ve uygulanan bir küresel Tehlikeli Maddelerin Taşınmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Tavsiyeleri oluşturulmuştur (Tablo 1.1, s:4).

Kimyasal etmenlerin sınıflandırılmasında çeşitli yaklaşımlar mevcuttur. Şekil 1.1’de (s:6) fiziksel duruma, fizyolojik etkiye ve reaktiviteye göre yapılan sınıflandırmalar yer almaktadır.

Fiziksel Durumuna Göre Sınıflandırma: Katı, Sıvı, Gaz (Ağır Metaller, Çözücüler, Gazlar)

Kimyasal etmenin fiziksel durumu maddenin vücuda girme yolunu ve vücuda verdiği olumsuz etkiyi belirttiği için önemlidir.

Havada belli süre asılı kalabilen çeşitli büyüklükteki katı taneler için toz denir. Toz halde bulunan risk etmenlerin en önemli özelliklerinden biri solunumla akciğerlere kadar ulaşması ve orada yerleşerek çeşitli hastalıklara neden olmasıdır. Kimyasal özelliğine göre tozlar organik ve inorganik tozlar olarak sınıflandırılır. Biyolojik etkilerine göre ise inorganik, toksik, radyoaktif, alerjik ve inört tozlar olarak sınıflandırılır. Tehlikeli endüstriyel tozların temel sınıflandırılması kimyasal içeriğine bağlıdır. Önemli gruplar listesinde kuartz, asbest, metal, bitkisel ve hayvansal içeriğine sahip olan toz çeşitleri yer almaktadır (s:7-8, Tablo 1.3). Fibrojenik etki gösteren inorganik tozlara silis, asbest, talk ve alüminyum örnektir. Toksik tozlara örnek olarak ağır metal (Pb, Cd, Mn) tozları gösterilebilir. Kanserojen tozlara örnek olarak asbest, arsenik ve bileşikleri, berilyum, kromatlar, nikel ve bileşiklerinin tozları verilebilir. Uranyum, toryum, seryum, zirkonyum, trityum ve radyum bileşikleri içeren tozlar radyoaktif tozlara örnektir. Pamuk, keten ve kenevir tozları alerjik tozlara örnek olarak verilebilir. Mermer, alçı taşı, kireç taşı tozları ve tütün tozu ise inört tozlara örnektir.

Çeşitli çözücüler, asitler ve bazlar sıvı haldeki kimyasal etmenlerdendir. Çözücü buharları uzun süre vücudu etkilediği zaman ciddi sağlık problemlerine neden olur. Endüstriyel çözücülerin diğer önemli özelliklerinden biri, aralarında kolay tutuşabilen yanıcı, parlayıcı, patlayıcı maddelerin olmasıdır. Endüstrinin çeşitli alanlarında organik maddeleri çözmek amaçla organik çözücüler kullanılmaktadır. Bu organik çözücüler hidrokarbonlar, alkoller, aldehitler, eterler, glikol türevleri, esterler ve ketonlar gibi çeşitli kimyasal gruplar taşırlar. Bu çözücülerin mesleki maruziyet sınır değerleri Tablo 1.4’te (s:11-12) verilmiştir.

Gaz halde bulunan bazı kimyasal maddeler de bir diğer kimyasal etmendir. Ayrıca sıvı veya katı halde bulunan bazı kimyasal maddeler ortam sıcaklığının artmasıyla gaz haline geçer. Gazlar çoğunlukla solunum yolu ile etki ederler. Gazlar basit boğucular, tahriş ediciler ve sistemik zehir etkisi gösterenler olarak sınıflandırılır. Vücutta anoksemiye neden olan boğucu maddeler, anoksik anoksemiye neden olanlar, anemik anoksemiye neden olanlar ve histotoksik anoksemiye neden olanlar olmak üzere üç alt sınıfta toplanırlar: Basit boğucu gazlara karbon dioksit (CO2), metan (CH4), etan (C2H6), propan (C3H8), bütan (C4H10), asetilen (C2H2), hidrojen (H2) örnek olarak verilebilir. Kimyasal boğucu gazlar grubunda karbon monoksit (CO), hidrojen siyanür (HCN), hidrojen sülfür (H2S) yer almaktadır. Amonyak (NH3), klor (Cl2), kükürt dioksit (SO2), fosgen (COCl2), azot oksitleri (NOx), ozon (O3) ve formaldehit (HCOH) tahriş edici gazlardandır. Arsenik (As), antimon (Sb) ve fosfor (P) bileşikleri ise sistemik zehir etkisi gösteren gazlar grubunda yer alırlar.

Fizyolojik Etkiye Göre Sınıflandırma

Kimyasal etmenler fizyolojik etkilerine göre karsinojenik, hassaslaştırıcı, mutajenik, teratojenik, reprotoksik, aşındırıcı ve tahriş edici maddeler olmak üzere sınıflandırılır.

Karsinojenik maddeler kanser oluşumuna neden olabilecek veya kanser oluşumunu hızlandırabilecek maddeleri ifade eder.

Hassaslaştırıcı maddeler, vücutta alerjik reaksiyonlar oluşturarak dermatit veya astım gibi hastalıklara yol açarlar.

Mutajenik maddeler vücutta kalıtımsal genetik hasarlara yol açan veya bu etkinin oluşumunu hızlandırabilecek maddelerdir.

Teratojenik maddeler, hamilelik esnasında anne adayının maruz kalması durumunda fötüsün gelişimini etkileyerek doğumsal kusurları meydana getiren kimyasal maddelerdir.

Reprotoksik maddeler, döllerde kalıtsal olmayan bozulma oluşturabilen, olumsuz etkilerin görülme sıklığını arttıran ve erkek veya dişi üreme fonksiyonlarının veya kapasitesinin bozulmasına neden olan maddelerdir.

Aşındırıcı maddeler, canlı doku ile temasında, dokunun tahribatına neden olabilen maddeleri ifade eder.

Tahriş edici maddeler, mukoza veya cilt ile direkt olarak ani, uzun süreli veya tekrarlanan temasında lokal eritem, eskar veya ödem oluşumuna neden olabilen, aşındırıcı olarak sınıflandırılmayan maddeleri ifade eder.

Parlayıcı, Alevlenir Maddeler

Parlayıcı maddeler katı, sıvı ve gaz halinde bulunur (s:20, Şekil 1.7).

Patlayıcı Madde

Atmosferik oksijen olmadan da ani gaz yayılımı ile ekzotermik reaksiyon verebilen ve/veya kısmen


kapatıldığında ısınma ile kendiliğinden patlayan veya belirlenmiş test koşullarında patlayan, çabucak parlayan katı, sıvı, macunumsu, jelatinimsi maddelerdir.

Oksitleyici Madde

Özellikle yanıcı maddelerle olmak üzere diğer maddeler ile de temasında önemli ölçüde ekzotermik reaksiyona neden olan maddelerdir.

Reaktif Madde

Bazı şartlarda diğer maddelerle kimyasal tepkimeye giren maddelerdir.

Fiziksel Etmenler ve Sınıflandırma

Gürültü

Gürültü, titreşimler sonucu oluşan sesin, canlılar tarafından rahatsız edici ölçüde oluşması sebebiyle istenmeyen şeklidir. Gürültünün insanlar üzerinde fiziksel, fizyolojik, psikolojik ve performans etkileri olabilir.

Sıcaklık

Hem kimya hem de biyoloji sektörlerinde proses işleyişleri büyük oranda sıcaklığa doğrudan bağlı olarak gerçekleşmektedir. 20 °C’nin üzerinde dayanılabilen yüksek sıcaklıklara çıkıldıkça dikkatin azalması veya kaybolması, aşırı gerginlik, bezginlik-bıkkınlık, fiziki yetersizlik, iş randımanında azalma ve aşırı yorgunluk- bitkinlik hissi gibi nedenlere bağlı olarak iş kaza riskleri artışına sebep olmaktadır.

Nem

Çalışma ortamında bulunan nem oranı, hem çalışanlar hem de kimya ve biyoloji sektörlerinde yürütülen proseslerin olumsuz şekilde etkilenmesine sebep olabilmektedir. sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamı için hem proseslerin gerçekleştirildiği ortamdaki hem de kişisel ekipman ve donanımların sebep olduğu nemin kontrol edilip uygun limitler içinde kalması sağlanmalıdır.

Radyasyon

Canlılar için tehlikeli ve büyük risk oluşturan iyonize radyasyon şeklidir. İşyerlerinde radyasyon riski taşıyan tüm çalışmalar sırasında iş yeri ve görevli olan personelin mutlaka önleyici tedbirleri alması ve dozimetre kullanarak maruz kalınan radyasyonun belirlenmesi gereklidir.

Titreşim

Titreşim mekanik yapıya sahip araç, gereç sistemlerinin ortaya koyduğu salınım hareketini belirtir. Mevcut olan kinetik veya potansiyel enerjinin birinden diğerine geçişi sırasında oluşan bir durumdur. Çalışanı etkileme şekli açısından el-kol titreşimi ve tüm vücut titreşimi olarak iki farklı şekilde değerlendirilir.

Aydınlatma

Çalışma ortamlarındaki en temel aranan aydınlatma çalışma süreci içinde şekil, renk ve ayrıntıları çok rahat ve hızlı bir şekilde görebilmeyi sağlayan fizyolojik

aydınlatma şeklidir. Yeterli aydınlatma olmaması kadar aşırı aydınlatma da risk oluşturur.

Ağır Fiziksel Çalışma

Ağır fiziksel çalışma ortamı, fiziksel yetersizliğin yanı sıra dikkat ve konsantrasyon kaybını da beraberinde getirir. Bu da hem insan sağlığını olumsuz yönde etkiler hem de iş yerindeki riski ciddi boyutta arttırır.

Çevre Temizliği

Çalışma alanlarının temiz ve düzen içinde olması iş verimliliğine büyük katkı sağlar. Gerekli temizliğin yapılmadığı iş sektörlerinde ürüne yönelik hatalı ve yanlış üretimlerin söz konusu olmasının yanı sıra çalışma ortamının kontrol dışı etkisi sebebiyle büyük iş kazalarına yol açabilmektedir.

Biyolojik Etmenler ve Sınıflandırma

Biyolojik etmenler, insan sağlığı açısından olumsuz etkilere neden olabilecek virüsleri, bakterileri, böcekleri ve hayvanları kapsar.

Biyolojik Etmenlerin Enfeksiyon Risk Düzeyine Göre Sınıflandırılması

Biyolojik etmenler, enfeksiyon risk düzeyine göre 4 risk grubunda sınıflandırılır. Bu sınıflandırmada insanda hastalık yapma özelliği, çalışanlarda ciddi tehlike oluşturma olasılığı, topluma yayılma riski ve etkili koruma/tedavi yönteminin bulunup bulunmaması esas alınmıştır (s:27, Tablo 1.5).

Biyolojik Etmenlerin Tiplerine Göre Sınıflandırılması

İş sağlığı ve güvenliği göz önünde bulundurulduğunda, biyolojik risk etmenleri oluşturacak mikroorganizmalar iş yerlerinde bulaşma kaynakları ve oluşturacağı olumsuz etkiler bakımından aşağıdaki gibi gruplandırılabilirler:

• Monera Âlemi • Protista Âlemi • Mantarlar Âlemi • Virüsler

Monera âleminde tek hücreli prokaryot canlılar yer almaktadırlar. Bunlar bakteri ve mavi yeşil alglerdir. Tablo 1.6’da (s:29) bazı bakteriler ve yol açtıkları hastalıklara örnekler verilmiştir.

Protista âleminde en ilkel yapıya sahip çoğu tek hücreli ökaryot canlılar yer almaktadır. Protista âlemi 6 grup altında incelenir. Bunlar; kamçılılar, silliler, kök ayaklılar, algler, sporlular, cıvık mantarlardır. Bazı protistler ve yol açtıkları hastalıklar Tablo 1.7’de (s:30) listelenmiştir.

Mantarlar âleminde hücre duvarı bulunan, kloroplast içermeyen ökaryot canlılar yer almaktadır. Bazı mantarlar ve yol açtığı hastalıklar Tablo 1.8’de (s:31) listelenmiştir.

Virüsler

Virüsler, yaşamak için konakçı bir organizmaya ihtiyaç duyan canlılardır. Morfolojik yapıları ve genel özellikleri yönünden diğer mikroorganizmalardan büyük farklılıklar


gösterirler. Virüsler nükleik asit tarafından kodlanan proteinler ile ilişkili olan nükleik asid (DNA yada RNA)’dan oluşur. İnsanda, aids (HIV), kuş gribi (H1N1) gibi grip virüsleri, insan papilloma virüsleri (HPV) gibi virüsler öldürücü düzeyde patojendir.

Ünite 1 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç