İŞG204U-MADEN, METAL VE İNŞAAT SEKTÖRLERİNDE
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
Ünite 8: Tahlisiye, Yıkım İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Tahlisiye, Madenlerde Arama Kurtarma
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde arama, kurtarma ve tahliye kelimeleri başta yer altı ve yer üstü maden işyerlerinde olmak üzere birçok işyerinde kullanılmaktadır. Ülkemizde genellikle yer altı maden işyerlerinde kullanılan ve arama, kurtarma ve tahliye kelimelerinin birlikte ifade edildiği “tahlisiye” kelimesi ise Arapça kökenli olup Türk Dil Kurumu kaynaklarına göre can kurtarma anlamına gelmektedir. Tahlisiye, yer altında meydana gelebilecek degaj, su baskını, patlama, yangın ve benzeri nitelikteki olaylarda insan ve malzemeyi kurtarmak amacıyla yapılan iştir. Tahlisiyeci ise yer altı maden işyerlerinde, ocak atmosferinin yoğun olarak zehirli ve boğucu gazlar ihtiva ettiği, yüksek sıcaklık ve tehlikeli durumların bulunduğu ortamlara, insan ve malzemeyi kurtarmak için görevlendirilmiş, çeşitli madencilik sanatlarından seçilmiş ve özel olarak eğitilmiş kişilerdir. Söz konusu tahlisiyecilerin en az üç en fazla altı kişiden oluşan grupları ise tahlisiye ekibini oluşturmaktadır.
Maden Kazaları ve Arama Kurtarma
En fazla toplu ölümlü iş kazaları, yer altı maden ocaklarında meydana gelmektedir. Birçok madencinin yaşamını yitirdiği bu kazalarda toplu ölüm oranları açısından birinci sırada grizu patlamaları, ikinci sırada ise maden yangınları yer almaktadır. Yer altı maden işletmelerinde kısa süre içerisinde çalışanların ölümüne yol açabilecek karbonmonoksit ve karbondioksit gibi zehirli ve boğucu gazların oluşmasına sebep olan yangın benzeri afet ve acil durumlara müdahâle edip mahsur kalan madencilerin tam teşekküllü bir ya da birden fazla tahlisiye ekibi tarafından kısa süre içerisinde temiz havanın olduğu güvenli bir ortama taşınması en önemli madencilik faaliyetlerindendir. Madenlerde arama kurtarma, işletmenin sorumluluğunda olan bir faaliyet olmasına rağmen, Soma ve Ermenek kazalarında olduğu gibi kazaya uğrayan işletmenin arama kurtarma yeteneklerinin yeterli olması nedeni ile acil durumlara müdahâle AFAD ekipleri tarafından yapılmaya çalışılmaktadır.
Tahlisiye Kavramı ve Terimleri
Tahlisiye konusu özel bir konu olmasından dolayı bu alanda sıklıkla kullanılan terim ve kavramlar bu kısımda verilmiştir. Tahlisiye: Ülkemizde genellikle yer altı maden işletmeleri için kullanılan ve arama, kurtarma ve tahliye kelimelerinin birlikte ifade edildiği “tahlisiye” kelimesi Arapça kökenli olup Türk Dil Kurumu sözlük manası kurtarma, can kurtarma şeklindedir. Diğer bir tahlisiye tanımı ise, yer altında meydana gelebilecek degaj (Degaj: Yer altı maden ocaklarındaki ani gaz boşalması hâlidir. Genellikle grizulu kömür ocaklarında sıklıkla karşılaşılabilen bir olaydır.), su baskını (Su Baskını: Yer altı işletmelerinde yapılan galeri ilerlemeleri veya üretim çalışmaları sırasında doğal boşluklarda, katmanlarda bulunan veya eski imalattan kalan boşluklarda birikmiş
suyun kontrolsüz bir şekilde ocak içerisine akması olayıdır.), göçük (Göçük: Yer altı imalatında tahkimatın yetersizliği veya eskiyip dayanıklılığını kaybetmesi sonucu tavanın göçmesi hâlidir.), toz patlaması (Kömür Tozu Patlaması: Havada askıda bulunan (bir m3’te 2 ile 40 kilogram arası) kömür tozunun infilak etmesi olayıdır. Genellikle grizu patlamasından sonra meydana gelen ikinci patlama, grizu infilakının etkisi ile çevrede bulunan kömür tozlarının havaya karışması sonucu, kömür tozu patlamasından kaynaklanmaktadır.), yangın ve benzeri nitelikteki olaylarda insan ve malzemeyi kurtarmak amacıyla yapılan faaliyetlerdir.
Tahlisiciye: Yer altı madenlerinde, ocak atmosferinin yoğun olarak zehirli ve boğucu gazlar ihtiva ettiği, yüksek sıcaklık ve tehlikeli durumların bulunduğu ortamlara, insan ve malzemeyi kurtarmak için görevlendirilmiş ve özel olarak eğitilmiş kişilerdir.
Kurtarıcı ise tahlisiye terimiyle benzer bir tanımlama içermektedir: Yer altı maden işletmelerinde, ocak atmosferinin yoğun olarak zehirli ve boğucu gazlar içerdiği, yüksek sıcaklık ve tehlikeli durumların bulunduğu ortamlarda, can ve malzemeyi kurtarmak için görevlendirilmiş ve çeşitli yer altı maden üretiminde çalışanlardan seçilmiş özel olarak eğitilmiş kişidir.
Grizu: Metan gazının hava ile muayyen belli bir oranda karışımından oluşan patlayıcı ve yanıcı gazdır.
Oksijen Solunum Cihazı: Kurtarıcının havasız ve gazlı ortamda ihtiyacı olan oksijeni kapalı devre sistemiyle sağlayan solunum cihazıdır.
Oksijen Ferdi Kurtarıcı Cihazı ise: Kurtarıcının, oksijen solunum cihazındaki oksijenin bitmesi veya bir arızanın oluşması durumunda ek oksijen sağlayan cihazdır.
Gaz Ölçüm Cihazı (Dedektör): Kurtarıcının, çalıştığı ortamda bulunan ocak gazlarının konsantrasyonunu belirleyen cihazdır.
Tahlisiye ekibi: Tahlisiye ekipleri, konunun uzmanı birimler tarafından kurtarma, tahkimat yapma, enkaza girme, gazlı ortamlarda çalışma, kurtarma esnasında kullanılacak ekipmanlar ile ilk yardım konusunda eğitime alınmış, ehliyetli, en az yılda bir kez tekamül kursundan geçirilmiş kişilerden oluşmaktadır.
Maden Arama Kurtarma ve Ekiplerinin Kurulması Mevzuatı
Maden işletmelerinde arama kurtarma ve ekiplerinin oluşturulması, personel eğitimlerinin verilmesi ve uygun donanım ve ekipmanın bulundurulması; ayrıca arama kurtarma merkezlerin kurulması hukuki bir zorunluluktur. Maden Kurtarma Ekiplerinin kurulmasına ilişkin ilk mevzuat, yaklaşık kırk yıl yürürlükte olup (daha sonra mülga olan), Maden ve Taş Ocakları İşletmelerinde ve Tünel Yapımında Alınacak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Önlemlerine ilişkin tüzüktür.
Tahlisiye Ekiplerinin Olaylara Müdahalesi ve Tahlisiye Planı
Kaza ihbarı alan kurtarıcılar, en kısa zamanda tahlisiye istasyonuna gelerek ekipleri oluştururlar ve tahlisiye çalışmalarında kullanılacak malzeme, techizat ve bunların yedeklerinin iki katı fazlasını alarak görev yerine giderek, tahlisiye planına göre geçici tahlisiye istasyonunu kurarlar. Geçici istasyonda olayın gelişimine göre, bir veya birkaç tahlisiye ekibi hazır bulundurulur. Tahlisiye ekibi üyeleri çalışmaya başlamadan önce işin türü ve kapsamı ile uyulması gereken kurallar hakkında bilgilendirilir.
Tahlisiye Merkezleri İyi Uygulama Örnekleri
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve diğer ilgili mevzuat gereğince ülkemizde tahlisiye merkezlerinin kurulduğu görülmektedir. Bu tahlisiye merkezleri incelendiğinde büyük bir kısmının tahlisiye ekipmanlarının depolanması, bakım ve tamiratlarının yapılması amacıyla tasarlanan odalar ile tahlisiyeci eğitimlerinin gerçekleştirilmesi için bir iki derslik salonundan oluşan tek katlı prefabrik ya da beton yapıya sahip kapalı alanlardan oluştuğu görülecektir. Ülkemizde ilk tahlisiye istasyonu 1938 yılında Zonguldak’ta kurulmuştur.
Türkiye Taş Kömürü Tahlisiye Merkezi
Ülkemizde tam teşekküllü tahlisiye istasyonu, yukarıdaki paragrafta da bahsedildiği gibi ilk olarak 1938 yılında, Alman Drager firmasının işbirliği ile Zonguldak’ta faaliyete girmiştir. Zonguldak merkez ve Kozlu, Armutçuk, Karadon, Amasra ilçelerinde olmak üzere toplam beş adet tahlisiye istasyonu vardır.
Yurtdışı Kurtarma ve Tahlisiye Merkezi İyi Uygulama Örnekleri
Tahlisiye faaliyetleri incelenirken maden üretim miktarı, madenciliğin ülke ekonomisinde önemli bir paya sahip olması ve toplu ölümlü iş kaza sayıları birlikte değerlendirilerek ülkeler incelenmiş ve Avustralya, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın söz konusu iki koşulda en ön sıralarda yer aldığı görülmüştür.
Yapı Yıkım İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği
Yıkım, ekonomik ömrünü doldurmuş veya doğal afetler sebebiyle farklı düzeylerde hasar almış yapıların mühendislik ölçütleri doğrultusunda projelendirilip belirli araçlar kullanılarak ortadan kaldırılması süreci olarak tanımlanabilir. Seçici yıkım ise yapıların yıkımı öncesinde ve sırasında içindeki yabancı maddelerden ayıklanması, ayıklanan malzemelerin geçici olarak biriktirilmesi ya da geri kazanımı ile yıkımın kontrollü bir şekilde yapılması olarak nitelendirilmektedir. Yapının ortalama ekonomik ömrünü doldurması, yapının mevcut amacına hizmet edemeyecek şekilde yetersiz kalması, yapının kullanım amaçlarının değişmesi/yenilenmesi ile istenilen yeni amaca uygun hizmet verememesi, yapının doğal afetlerden (heyelan, hortum, sel, fırtına, deprem vb.) dolayı ciddi biçimde hasar görerek kullanılamayacak hâle gelmesi
veya yapıyı kurtarmak için yapılması gereken onarım maliyetinin yüksek olması, yapının yangın, patlama, terör saldırısı gibi dış etkilerden dolayı hasar görmesi durumları bir yapının yıkım ana etkenleri olarak sıralanabilir.
İnşaat sektöründe gerek yapı gerekse yıkım çalışmaları çok tehlikeli iş kolu sınıflamasına dâhildir. Bu yüzden uygun ve gerekli güvenlik önlemleri alarak yapım ve yıkım çalışmalarında kaza olma riskinin azaltılıp, önlenmesi gerekmektedir. Yapım ve yıkım çalışmalarında en önemli kaza olma nedenleri; güvensiz ortam ve güvensiz çalışma başlıklarında toplanabilir. Bunlardan güvensiz ortam denildiğinde; yürütülen çalışmaların şantiye ortamıdır. Güvensiz çalışma ise çalışanların güvenlik önlemlerine bakış açılarının sonucu ortaya koydukları tutum ve davranışlarıyla ilgilidir.
Yıkım Çalışmalarının Risk Yönetimi
Yıkım işleri sürecinde gerek ülkemiz gerekse diğer ülkelerde iş kazalarının olduğu bir gerçek olmasına rağmen, yıkımla ilgili iş kazası ve meslek hastalıkları kayıtları genel yapı ya da inşaat sektöründeki kayıtlar içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle yıkım çalışmaları ile ilgili risklerin yönetimi konusunda rehber olacak kaynakların olması ve tehlikelerin belirlenmesi, gerekli durumlarda tehlikeler ile ilgili risklerin değerlendirilmesi, kontrol tedbirlerinin uygulanması ve kontrol tedbirlerinin etkinliğinin sağlanması ve gözden geçirilmesini içermelidir.
Yıkım Çalışmalarında Karşılaşılan Tehlikeler
Çalışanları ve halka açık yerlerde yapılan çalışmalar sonucu oluşabilecek tehlikelerin başlıcaları şunlardır: Nesnelerin düşmesi veya fırlaması; Patlayıcı madde kullanımı sırasında meydana gelen kazalar; Çalışanların düşmesi; Malzeme düşmesi; Çarpma, sıkışma, kesme; İş makinelerinin çarpması; Elektrik çarpması; Makine ve donanım kazaları; Tozuma; Gürültü ve titreşim; Kule vincin veya mobil vincin trafik yoluna devrilmesi; Yaya ve araç trafiği akışının zarar görmesi; Göçme, kırılma ve yıkılma; Yapının çökmesi; Kazının çökmesi; Çevre binaların hasar görmesi; Taş savrulması; Yalıtım amaçlı kullanılan kimyasalların zehirlemesi; Yangındır.
Yıkım Çalışmalarında Karşılaşılan Riskler
Asbest içeren yapı malzemelerinin kullanımı, patlayıcı kullanımı, yüksekte, bina ve bina etrafında makine ve insan çalışması, binanın olağandışı yıkılma ve göçme gibi nedenlerle; tozuma, taş savrulması, gürültü, titreşim, insan ve makinenin yüksekten düşmesi, insan ve makine üzerine moloz ve taş düşmesi, makine veya insan üzerine binanın çökmesi ve yıkılması, maddi hasar, hafif yaralanma, ağır yaralanma ve ölüm gibi riskler oluşabilmektedir.
Yıkım İşleri Mevzuatı
Ülkemizde yapıların yıkılması hakkında doğrudan, kapsamlı bir mevzuat olmamasına rağmen bu konuda kaynak olarak başvurulabilecek mevzuat ve standartlar şu şekilde sıralanabilir: Türk Standartları Enstitüsü tarafından
yayımlanan, TS 13633, “Yapıların Tam ve Kısmi Yıkımı çıkmaktadır. Yıkım metodu herhangi bir risk taşıyor ise İçin Uygulama Kuralları” hakkında yönetmelik (Ekim makine, çalışan ve çevre güvenliği de tehlike ve risk 2014); Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan, taşımaktadır. “Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği” (Resmî Gazete [RG]: 18.03.2004-25406); Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan “Atık Yönetimi Yönetmeliği” (R.G: 02.04.2015- 29314); Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan “Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği” (RG: 05.10.2013-28786); Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan “Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik” (R.G: 25.01.2013-28539 ve Değişiklik 16.01.2014- 28884); Çevre ve Orman Bakanlığınca hazırlanan “Çevresel Gürültünün Değerlendirmesi ve Yönetimi Yönetmeliği” (R.G: 04.06.2010-27601 ve Değişiklik 18.11.2015-29536); Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hazırlanan “Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik” (RG: 26.03.2010-27533).
Yıkım Planlaması ve Uygulamalarında İş Sağlığı ve Güvenliği
Yıkım planlamasının hazırlanması ve yıkım ruhsatının alınması için gerekenlerin yapılmasını müteakiben yıkım şantiyesinin kurulması sırasında birtakım güvenlik önlemleri çalışmalarına önem verilmelidir. Yetkili kişi (oda kayıtlı inşaat mühendisi) güvenlik tedbirlerini tasarlarken, yıkım alanı çevresinde yaşayanların, yaya ve araç trafiğinin ve komşu mülklerin yıkımdan olumsuz yönde etkilenmemesi için gerekli planları yapmalı ve işin başından sonuna kadar uzman müteahhit firma da emniyet planlarına sadık kalmalıdır.
İş Sağlığı ve Güvenliği Planı
Yıkım sırasında karşılaşılabilecek risklerin değerlendirilmesi, alınması gereken sağlık ve emniyet tedbirleri ile bunların uygulamasının anlatılması, aynı sahadaki farklı ekiplerin birbirileri ile sağlık ve güvenlik koordinasyonunun sağlanması için gerekli planların yer aldığı kısımdır. Bu planları yıkım işlerinden sorumlu işveren yahut proje sorumlusu hazırlamalı ve bütün içeriği yıkım ruhsatı ekine koymalıdır.
İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemleri
Yıkım faaliyetinden kaynaklı, toz oluşumunun minimum seviyeye indirgenmesi, görüntü kirliliğinin önlenmesi ve emniyet koşularının sağlanabilmesi amacıyla yıkımı yapılan yapıların etrafına yırtılmaz, tutucu özelliği olan, mukavemetli file, branda gibi malzemelerle çevrilmesi gibi temel iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yanı sıra yıkım çalışmalarında birtakım hususlar dikkate alınmalıdır.
Yıkım Yöntemleri ve İş Sağlığı ve Güvenliği
Yıkım yöntemlerinin risk değerlendirmeleri yapılarak, binaların bulunan alan ve fiziksel analizlere tabi tutulmasından sonra en verimli tekniğin belirlenmesi, oluşabilecek iş kazaları ve çevre yıkımlarının önüne geçilebilmesi için, iş güvenliği olarak karşımıza