İŞG204U-MADEN, METAL VE İNŞAAT SEKTÖRLERİNDE
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ
Ünite 4: Madencilik Sektöründe İş Sağlığı ve Güvenliği
Giriş
Günlük yaşamda kullanılan birçok nesnenin yapımında yer kabuğundan çıkarılan bu madenler kullanılmaktadır. “İçinde yaşadığımız evlerin temelinden çatısına kadar olan her bölümünde madenlerden elde edilen ürünler bulunmaktadır. Örneğin, bir bilgisayarın yapımında çok sayıda minerale gereksinim duyulurken; bir otomobil için tonlarla ifade edilebilecek madenden elde edilen çelik, bakır, alüminyum, kurşun, çinko, krom, nikel, antimuan, cam gibi ürünler kullanılmaktadır. Madencilik, tarım ile birlikte toplumların hammadde ihtiyaçlarını sağlayan iki temel üretim alanından birisi durumundadır. Sektör, hem ekonomiye doğrudan yaptığı katkı hem de imalat sektörüne sağladığı girdiler nedeniyle iki yönlü öneme sahiptir.
Madencilik sektöründe, gelişmiş ülkelerdeki gibi etkin bir iş sağlığı güvenliği yönetiminin sağlanması ve güvenlik kültürünün oluşturulması için madenlerde iş sağlığı ve güvenliğine yönelik faaliyet ve politikaların ciddi ve sürekli olarak takip edilmesi kaçınılmazdır. Türkiye, gelişmekte olan bir ülke olarak enerjide gerek sanayi üretimi gerekse kişisel tüketiminde dışa bağımlı durumdadır. Petrol, doğalgaz gibi fosil yakıtlar bakımdan kaynakları son derece sınırlıdır ve Türkiye, bütçesinde önemli bir kalem olan enerji ithalatını azaltabilmek için başta yer altı kömür madenleri olmak üzere yerel kaynakları devreye sokmaya yönelik politikalar izlemektedir. Türkiye’de yer altı ve yer üstü tüm madenler devletindir, bununla birlikte kullanım hakkını son yıllarda artan bir şekilde özel madencilik şirketlerine devredebilmektedir. Türkiye’de özel madencilik şirketlerinin üretimdeki payı son yıllarda giderek artmıştır. Bu durum, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili sorunları da beraberinde getirmekte ve “maliyetleri kısmak” adına öncelikle çalışan giderleri ve iş güvenliği tedbirlerinden kesintilerin yapıldığı gözlemlenmektedir
Madencilik Sektörü
Madencilik sektörü, sanayi ve enerji sektörünün çeşitli kollarına güvenli ve ekonomik hammadde sağlamayı ve bunu yaparken, ülkede mevcut yer altı kaynaklarından azami seviyede katma değer elde etmeyi hedeflemektedir.
Madencilik Sektörünün Dünya ve Türkiye’deki Yeri ve Önemi
Madencilik sektörü, birçok endüstrinin ilk tedarikçisi konumunda olması sebebiyle küresel ekonominin temel taşlarından biridir. “Dünya maden rezervlerinde önemli payları olduğu gibi dünya maden üretiminde de rol oynayan ülkelerin başında ABD, Çin, Güney Afrika, Kanada, Avustralya ve Rusya gelmektedir. 19. yüzyılda en çok maden üretimi Avrupa’da yapılmış ve dolayısıyla dünyada ilk sanayileşme Avrupa’da gerçekleştirilmiştir. 20. yüzyılda ise en çok maden üretimi ABD’de yapılmıştır. Günümüzde ise maden üretimi ve tüketiminde başı çeken ülke Çin’dir.
Türkiye’de madencilik sektörünün gerçekleştirdiği ihracatın üzerinde belirleyici olan etken, yurt içi üretim hacmi ve dünya piyasalarında gerçekleşen talebin büyüklüğüdür. Dünyada yıllık maden üretimi 1.5 trilyon ABD doları dolaylarındadır.
Dünyada madencilik sektöründe başı çeken ülkeler ABD, Çin, Güney Afrika, Kanada, Avusturalya ve Rusya’dır. Bu ülkeler arasından Çin, doğrudan yabancı sermaye yatırımları sayesinde sanayileşme yarışında en önde yer almaktadır.
Türkiye ise madenler bakımından zengin bir ülke ve madencilik de gelişmiş sanayi kollarındandır.
Üzerinde bulunduğumuz coğrafya, madenciliğin eskilere dayandığı bir yerdir. Osmanlı’da 1815’te Bandırma’da bor, 1829’da Zonguldak’ta taş kömürü, 1848’de Bursa’da krom bulunmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra 1935’te Maden Teknik Arama Enstitüsü (MTA) kurulmuş ve madenciliğin ciddi biçimde ele alınmasını sağlamıştır.
Maden Üretim Yöntemler
Uygulanacak olan maden çıkarma yöntemi ise madenin miktarı, şekli gibi unsurlara göre değişim göstermektedir. Ancak genellikle maden çıkarma yöntemleri açık ocak madenciliği ve yer altı madenciliği olarak iki ana grupta incelenebilmektedir.
Açık ocak madenciliği; yer altında bulunduğu saptanmış ya da mostra vermiş madenin ekonomik olarak, yer altına inilmeden üzerindeki örtü tabakasının kaldırılarak kazanılması işleminin anlatan madencilik yöntemidir.
Yer altı işletme yöntemleri ise, açık işletmecilikte olduğu gibi, maden damarının yapısı (kalınlık, eğim, sertlik vb. açısından), yan kayaçların yapısı, hava sıcaklığı, metan gazı içeriği gibi kriterler yönünden farklılık gösterir. Bunlardan en yaygınları; Uzun kazı arınlı üretim yöntemi, kısa kazı arınlı üretim yöntemi, topuklu üretim yöntemi, oda üretim yöntemi ve blok yöntemidir.
Bununla birlikte çözelti madenciliği de son yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. Çeşitli oksitli cevherlerin maden yataklarının işletilmesiyle yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Yatırım maliyetlerinin düşük oluşu ve çevresel risklerin az oluşu bu madencilik türünü daha da cazip hale getirmiştir. Doğal taş madenciliği ise yapılan teknolojik yatırımlarla yüksek kapasitede kullanılmaya başlanmıştır. Mermer ocaklarında elmaslı tel kesme gibi işlemler standart hale gelmiştir.
Madencilik Sektöründe Tehlike ve Riskler
İş kazaları ve meslek hastalıkları (ve/veya işle ilgili hastalıklar) yönünden gerek dünyada, gerekse de ülkemizdeki verilere göre, iş sağlığı ve güvenliğinin geliştirilmesi gereken işkollarının başında madencilik sektörü gelmektedir.
Maden İşyerlerinde Tehlike ve Riskler
Diğer tüm meslek gruplarında olduğu gibi madencilik sektöründe de iş sağlığı ve güvenliğinin geliştirilmesi üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur. Yer altı ve yer üstü madenciliği çalışanların yaşamı için önemli riskler teşkil etmektedir. Öncelikle insan faktörünün ele alınması ve bunun teşkil edeceği risklerin analiz edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle iş sağlığı ve güvenliği politikalarının buna göre düzenlenmesi, düzenli denetim ve eğitim programları kullanılarak bu sistemin sağlıklı ve sürdürülebilir olması gerekmektedir. Özellikle acil müdahale gerektiren durumlarda doğru tespitlerin yapılması işleyen bu sisteme bağlanmaktadır.
Madencilik sektöründe önde gelen sorunlara bakıldığında grizu patlamaları, kömür tozu patlamaları, yangınlar gibi toplu ölümlere yol açan riskler ve bunların neticesinde ortaya çıkan olumsuz sonuçlarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Gerek ülkemizde gerekse de dünyada madencilik sektöründe meydana gelmiş büyük iş kazaları incelendiğinde özellikle bu unsurların ciddiyetle irdelenmesinin gerektiği tespit edilmiştir. İş sağlığı ve güvenliğinde hedef önleme ve korunma olduğundan, yaralanma ve ölümlere neden olan bu risklerin bertarafı iş sağlığı ve güvenliği açısından oldukça önemlidir. Temel olarak yer altı madenciliğinde risk analizi açısından ele alınması gereken başlıca konular şu şekilde sıralanabilir;
1) Maden Gazları 1. Boğucu gazlar • Karbondioksit (CO2) • Azot (N2) 2. Toksik (Zehirli) gazlar • Karbon monoksit (CO) • Hidrojen Sülfür (H2S) • Sülfür Dioksit (SO2) • Azot oksitler 2) Metan Gazı ve Grizu Patlamaları: Yeraltı maden havasında % 4-15 metan bulunduğu durumlarda grizu patlaması gerçekleşebilir. Grizu patlaması ile mücadele için yapılması gerekenler: 1. Metan birikiminin önlenmesi, 2. Biriken metanın alev almasının engellenmesi, 3. Patlamanın yayılmasının sınırlandırılması. 3) Kömür Tozu ve Toz Patlamaları 4) Yangın 5) Havalandırma 6) Tahkimat ve Maden Göçükleri 7) Su Baskınları 8) Elektrifikasyon ve Mekanizasyon 9) Patlayıcı Madde Kullanımı 10) Malzeme ve İnsan Nakliyesi 11) Termal Konfor 12) Toz ve Tozun Neden Olduğu Hastalıklar 13) Gürültü, Titreşim, Aydınlatma
gibi fiziksel faktörlerdir.
Örneğin maden havasının kalitesi iş sağlığı ve güvenliği açısından büyük öneme sahip konulardan birisidir. Metan gazı her madenin maruz kalabileceği en bilinen gazdır. Bu nedenle metan gazının doğurabileceği risklerin farkında olarak alınması gereken önlemleri arttırmak için gerekli bilgiler toplanmalıdır. Başka bir deyişle zehirli gazlarla mücadele için öncelikle uygun çevresel önlemlerin alınması gerekmektedir. Havalandırma yoluyla havadaki gazın seyreltilmesi, makinelerin uygun bakımlarının yapılması, zehirlenmenin önüne geçmede oldukça etkilidir. Ayrıca madene girmeden önce oksijen ve toksik gazları ölçen ekipmanlar kullanılması ve bunların periyodik olarak kullanılması gerekmektedir. Madenlerde toplu ölümlere yol açabilecek bir çok gaz bulunmaktadır. Bunlar boğucu gazlar, toksik (zehirli) gazlar ve patlayıcı gazlar olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır. Boğucu gazlara örnekler;
• Argon • Nitrojen • Helyum • Metan • Karbondioksit
Toksik (Zehirli) gazlara örnek olarak;
• Karbon monoksit • Hidrojen sülfür • Azot oksitler • Sülfür dioksit
Patlayıcı gazlar ise genellikle kömür ocaklarında görülmektedir. Normalde renksiz, kokusuz, tatsız ve zehirli olmayan metan gazı yer altı madenciliği için yüksek tehlike içeren patlayıcı bir gazdır. Yer altı madeninde %4-15 aralığında metan gazı bulunması patlamaya yol açabilmektedir. Bu nedenle metan gazının madende birikiminin önlenmesi büyük ölçüde önem arz etmektedir. Havadaki metan gazının %1’in altında olması ve bu seviyede tutulması için havalandırma hesaplamaları yapılması gerekmektedir. Metanın önceden drenajı tercih edilmelidir. Biriken metanın patlamasının önlenmesi için alınması gereken bazı önlemler bulunmaktadır. Bunlar; yer altında açık alev kaynaklarının kullanılmaması, kibrit veya sigara içilmemesi, kişisel aydınlatma için pilli lambalar kullanılmalı, alev sızdırmaz yer altı ekipmanları kullanılmalıdır.
Maden işletmelerinde üzerinde durulması gereken diğer bir konu da termal konfordur. İnsan sağlığı için madenin çalışma sıcaklığının uygun koşullarda olmasını gerektirmektedir. Burada oluşabilecek bir sorun çalışma performansını önemli ölçüde etkiler. Buna ek olarak aydınlatma, gürültü ve titreşim gibi unsurların çalışma ortamına direkt olarak etkisi bulunmaktadır. Tüm bu unsurların kontrollü ve sistemli bir biçimde kontrol edilmesi ve düzenli analiz edilerek uygulanması gerekmektedir.