AÖF Soru Bankası
İSG101U · Ünite 1

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Genel Çerçevesi

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Temelleri dersi, ünite 1 özeti

İŞG101U-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN TEMELLERİ

Ünite 1: İş Sağlığı ve Güvenliğinin Genel Çerçevesi

Giriş

Yaşama hakkı en temel insan hakları arasında yer almakta olup sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmak da insanların en doğal hakkıdır. İş sağlığı ve güvenliği de doğrudan yaşam hakkı ile bağlantılı bir hak olup çalışanların sağlıklı ve güvenli bir ortamda çalışmasını sağlamak temel amacıdır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kavramı

Tanımı

İş sağlığı ve güvenliği kavramı, işçilerin sağlığı ve güvenliği bakımından olumsuz çalışma koşulları yaratan Sanayi Devrimiyle başlayan fabrika tipi üretim sürecinde işçilerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi amacıyla ortaya çıkmıştır.

İş sağlığı ve güvenliği kavramının dar ve geniş anlamda iki tanımı bulunmaktadır.

Dar anlamda iş sağlığı ve güvenliği “bir işin yapılması sırasında çeşitli sebeplerden dolayı çalışanların sağlığını ve güvenliğini olumsuz etkileyecek koşulları tahmin ederek bunlardan korunmak amacıyla yapılan çalışmalar” olarak tanımlanmaktadır.

Geniş anlamda ise “işyeri ve çalışanla sınırlı olmayıp bir işletmenin gerçekleştirdiği faaliyetlerden etkilenen tüm insanların (çalışanların, stajyerlerin, alt işveren çalışanlarının, müşterilerin), çevrenin ve işletmenin kendisinin sağlığına ve güvenliğine etki eden tehlikelerin ve tehlikeleri doğuran etmenlerin ortadan kaldırılması veya kabul edilebilir seviyelere indirgenmesine yönelik yapılan çalışmalardır”.

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Amaç ve Önemi

Gelişen teknoloji nedeniyle üretim sürecinin karmaşıklaşması sonucu çalışma hayatında ortaya çıkan yeni risklerin çalışanların sağlığını ve güvenliğini tehdit eder hâle gelmesiyle birlikte iş sağlığı ve güvenliğinin önemi gün geçtikçe artmaktadır.

İş kazaları ve meslek hastalıkları çalışan yanında onun desteğine maruz kalanları, işletmeleri ve ülke ekonomisini de zora sokmaktadır. Bu bağlamda çalışanların sağlık ve güvenliğini olumsuz yönde etkileyen tehlikelere karşı korunmaları; bedeni ve ruhi açıdan tam iyilik hâlinde olmalarına, işletmeler açısından verimlilik artışı ve kaza nedeniyle işverene yüklenen maliyetlerin azalmasına, beraberinde ise ülke ekonomilerinin de olumlu yönde etkilenmesine olanak sağlayacaktır.

Dünyada ve Türkiye’de iş kazası ve meslek hastalığı sonucu her yıl birçok kişi ölmekte ya da sakat kalmaktadır. Bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliğinin temel amacı; çalışanları korumak, üretim güvenliğini sağlamak ve güvenli bir işyeri oluşturmaktır.

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Tarihsel Gelişimi

Kökleri eskilere dayanan iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin ilk düzenlemeler insana zarar veren durumların tespitiyle atılmıştır.

Özellikle Sanayi Devrimi ve sonrasında çalışma ilişkilerinin niteliğinin değişmesi nedeniyle iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin bilimsel anlamda gelişmeler ve hukuki düzenlemeler artmış, bu alanda birçok uluslararası kuruluş etkili olmaya başlamıştır.

Türkiye’de ise Avrupa’da yaşanan Sanayi Devrimi koşullarının geç oluşması nedeniyle iş sağlığı ve güvenliğine yönelik düzenlemelerin gelişimi de gecikmiştir. Ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ilk düzenlemeler işçilerin yoğun olarak çalıştıkları alanın maden olması nedeniyle bu alana yönelik olmuş, daha sonra da konuyla ilgili çeşitli kanunlarda doğrudan veya dolaylı düzenlemeler yapılmıştır.

2012 yılında çıkarılan münferit bir Kanun olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise bu konudaki temel hukuki düzenlemedir. Kanun’un yayımından sonra da iş sağlığı ve güvenliği konusunda birçok yönetmelik çıkarılmıştır.

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Kaynakları

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Uluslararası Kaynakları

Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere Uluslararası Çalışma Örgütü, Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği gibi birçok uluslararası kuruluşun iş sağlığı ve güvenliği alanında doğrudan veya dolaylı düzenlemeleri bulunmaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Ulusal Kaynakları

Ülkemizde “1982 Anayasası”, 6098 sayılı “Türk Borçlar Kanunu”, 5237 sayılı “Türk Ceza Kanunu”, 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu”, 1593 sayılı “Umumi Hıfzıssıhha Kanunu”, 5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” ve 5272 sayılı “Belediyeler Kanunu” ise en temel ulusal kaynaklardandır.

Anayasa

Anayasa’nın kişinin hak ve ödevlerini düzenleyen İkinci Bölümünde yer alan “kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesinde “Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz” hükmü yer almaktadır.

Sürekli ve durmaksızın çalışma, kişiler üzerinde birçok olumsuz etki yaratır. Bu nedenle, çalışanların belirli sürelerde dinlendirilmeleri gerekmektedir. Günümüzde dinlenme hakkı ve bu dönemde çalışmadıkları hâlde işçilere ücretlerinin ödenmesi bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim Anayasa’nın “Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakları” başlığını taşıyan 50. maddesinde “…Dinlenmek çalışanların hakkıdır. Ücretli hafta ve bayram tatilleri ile


ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir” hükmü ile bu hakka Anayasal bir statü verilmiştir (Güven ve Ercan, 2020, s.463).

Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması başlığını taşıyan Anayasa’nın 56. maddesinde “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” (m.56). Maddenin devamında ise “Devlet, herkesin hayatını beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak, insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak iş birliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler. Devlet bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirir. Sağlık hizmetlerinin yaygın bir şekilde yerine getirilmesi için kanunla genel sağlık sigortası kurulabilir” hükmü yer almaktadır (m.56/3, 4, 5).

1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun çocuklara ilişkin getirdiği düzenlemelere örnek olarak 173., 174.,175., 176. ve 177. maddelerdeki düzenlemelere bakacak olursak Kanun’un 173. maddesinde “On iki yaşından aşağı bütün çocukların fabrika ve imalathane gibi her türlü sanat müesseseleriyle maden işlerinde amele ve çırak olarak istihdamı memnudur” (UHSK m.173/I) “On iki yaş ile on altı arasında bulunan kız ve erkek çocuklar günde azami sekiz saatten fazla çalıştırılamaz” (UHSK m.173/II).

Kanun’un 174 maddesinde ise “On iki yaş ile on altı yaş arasında bulunan çocukların saat yirmiden sonra gece çalışmaları memnudur” (UHSK m.174).

Madde 175’de “Bütün işçi için gece hizmetleri ile yer altında icrası lazım gelen işler 24 saatte sekiz saatten fazla devam edemez” hükmü yer almaktadır. Mahalli belediyelerince bar, kabare, dans salonları, kahve, gazino ve hamamlarda on sekiz yaşından aşağı çocukların istihdamının yasak olduğu da Kanun’un 176. maddesinde düzenleme altına alınmıştır (UHSK m.176). Kadınlara yönelik olarak da Kanun’un 177. maddesinde “Gebe kadınlar doğumlarından evvel üç ay zarfında çocuğunun ve kendisinin sıhhatine zarar veren ağır hizmetlerde kullanılamaz” hükmü yer almaktadır (UHSK m.177).

4857 sayılı İş Kanunu

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliğinin tarihsel gelişiminde de değinildiği üzere 6331 sayılı Kanun yayımlandıktan sonra 4857 sayılı İş Kanunu’ndaki m.77-89 arasındaki iş sağlığı ve güvenliği konusunu doğrudan doğruya düzenleyen hükümler yürürlükten kaldırılmıştır. Ancak dolaylı olarak konuyu düzenleyen hükümler bulunmaktadır. İş Kanunu’ndaki çalışma sürelerinin düzenlenmesi, gece çalışmaları, fazla çalışmalar, denkleştirme süresi, telafi çalışmaları ile ilgili hükümler dolaylı da olsa iş sağlığı ve güvenliği ile ilgilidir. Dezavantajlı grupta yer alan çocuk, genç, hamile ve emzikli kadın işçiler ile engelli işçileri korumaya yönelik

düzenlemeler de dolaylı da olsa iş sağlığı ve güvenliği konusundaki düzenlemelerdir. Bu hükümlere örnek olarak çalışma sürelerini düzenleyen m.63, 64, 66, gece çalışması ile ilgili m.69, 73, genç ve çocuk işçileri korumaya yönelik m.71 ve kadın işçilerle ilgili m.74 gösterilebilir (Gerek, 2019, s.82).

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu

2004 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nda da iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Kanun’un ilgili hükümlerine göre iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına aykırı davranışı nedeniyle sigortalı işçinin ölümü ya da yaralanması söz konusu olursa işveren meydana gelen olaydan ceza hukuku açısından da sorumludur. Bu hâlde işveren tedbirsizlik, dikkatsizlikle ölüme ya da yaralanmaya sebebiyetten yargılanabilecek ve cezalandırılabilecektir (TCK m.85, 89). Dolayısıyla işverenin iş sağlığı ve güvenliği kurallarına uymaması başlı başına taksir olup ceza sorumluluğunu gerektirmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nun 85. maddesine göre “taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına mahkûm edilir” (TCK m.85/I, II). İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmamış olması nedeniyle iş kazası veya meslek hastalığının ortaya çıkmasında bir başka suç ise taksirle adam yaralamadır. Türk Ceza Kanunu m.89’a göre yaralama suçunun cezası ise üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, suçun bilinçli işlenmesi hâlinde şikâyet aranmayacaktır. Dolayısıyla, Türk Ceza Kanunu’nun belirttiğimiz maddeleri ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınmasının gerekliliği de dikkate alındığında, alınan sağlık ve güvenlik tedbirlerine rağmen olayın meydana gelmesi ve sonuçta ölüm veya yaralanmanın olması taksir; önlem alınmaması neticesinde olayın meydana gelmesi ve ölüm ya da yaralanmanın olması ise bilinçli taksir sonucunu doğuracaktır.

5393 Sayılı Belediye Kanunu

2005 yılında kabul edilen 5393 sayılı Belediye Kanunu m.15/I’de gayrisıhhi müesseseler ile umuma açık istirahat ve eğlence yerlerini ruhsatlandırmak ve denetleme ile halk sağlığına ve çevreye etkisi olan işyerlerini kentin belirli yerlerinde toplamak belediyelerin görevleri arasında sayılmıştır.

Aynı Kanun’un 53. maddesinde yangın, sanayi kazaları, deprem ve diğer doğal afetlerden korunmak veya bunların zararlarını azaltmak üzere belediyenin afet ve acil durum planları yapacağı, ekip ve donanımı hazırlayacağı düzenleme altına alınmıştır.


Türk Borçlar Kanunu

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 2012 yılında yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun işverenin işçiyi gözetme yani iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alma borcunu düzenleyen 417. maddesinde işverenin işçinin yaşamını, sağlığını ve bedensel bütünlüğünü korumak üzere önlem alma yükümlülüğü üzerinde durulmuştur. Türk Borçlar Kanunu’nun 417. maddesine göre; “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür. İşverenin yukarıdaki hükümler dâhil, kanuna ve sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle işçinin ölümü, vücut bütünlüğünün zedelenmesi veya kişilik haklarının ihlaline bağlı zararların tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir”

Türk Borçlar Kanunu’nun m.54’teki düzenlemeye göre bedensel zarar kalemleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, meslekte kazanma gücünün azalması veya tümüyle yitirilmesinden doğan zararlar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenlemeye göre; “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir” (TBK m.56/I ve II).

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu

2006 yılında kabul edilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ise bazı istisnalar dışında tüm çalışanların sosyal güvenliğini aynı kanun içerisinde düzenlemiştir. Kanun’un İkinci Kısmı, Sosyal Sigorta Hükümlerine ilişkin maddeleri içermekte ve bu kısımda sigortalı, işveren ve işyerlerine ilişkin hükümler bulunmaktadır. Üçüncü Kısım Genel Sağlık Sigortası hükümlerine ayrılmıştır. Bu kısımda sigortalı sayılanlar ile sağlık hizmetleri ve diğer haklardan yararlanma koşulları düzenleme altına alınmıştır. Dördüncü Kısım primlerle ilgili hükümleri içermekte, idari para cezaları ise Kanun’un Altıncı Kısımda yer almaktadır

5510 sayılı Kanun m.13’e göre, “İş kazası a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle, c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının görevli olarak işyeri dışında başka bir işverene

gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, d) Bu Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, e) Sigortalıların işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olaydır”.

Hangi durumların iş kazası sayılacağı 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda belirtilmişken; 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda ise iş kazası “İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hale getiren olay” şeklinde tanımlanmıştır (İSGK m.3/1, g).

5510 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre geçici iş göremezlik ödeneği, “Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için verilir” (5510 m.18/1-a). “İş kazası ve meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve engellilik nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalı sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır” (SSGSSK m.19/1). 5510 sayılı Kanun’un 20. maddesine göre, “İş kazası veya meslek hastalığına bağlı nedenlerden dolayı ölen sigortalının hak sahiplerine, 17. madde gereğince tespit edilecek aylık kazancının % 70’i, 55. maddenin ikinci fıkrasına göre güncellenerek 34. madde hükümlerine göre gelir olarak bağlanır” (SSGSSK m.20/1). 5510 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca “Evlenmeleri nedeniyle aylıkları kesilmesi gereken kız çocukları, evlenmeleri ve talepte bulunmaları hâlinde, bir defaya mahsus olmak üzere, gelirlerinin iki yıllık tutarı evlenme ödeneği olarak peşin ödenir” (SSGSSK m.37/1). 5510 sayılı Kanun’un 37. maddesi uyarınca “İş kazası veya meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş göremezlik geliri, malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığı almakta iken veya kendisi için en az 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primi bildirilmiş olup da ölen sigortalının hak sahiplerine Kurum Yönetim Kurulunca belirlenip Bakan tarafından onaylanan tarife üzerinden cenaze ödeneği ödenir. Cenaze ödeneği, sırasıyla sigortalının eşine, yoksa çocuklarına, o da yoksa ana babasına, o da yoksa kardeşlerine verilir” (SSGSSK m.37/3).

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

6331 sayılı Kanun ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği alanında temel bir kanun niteliğindedir. Ülkemizde uzun bir süre bireysel iş hukukunun bir parçası olarak çeşitli iş kanunlarında ayrı bir bölüm olarak düzenlenmiş iş sağlığı ve güvenliği konusu 6331 sayılı Kanun’la müstakil bir hâle gelmiştir.

6331 sayılı Kanun’un amacı; “işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması ve mevcut sağlık ve güvenlik


şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesidir” (m.1). İşverenin işçiyi gözetme, diğer bir ifadeyle iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alma borcunun hukuki dayanağı 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve Türk Borçlar Kanunu’nun 417/II. maddesinde düzenleme altına alınmıştır. İşverenin işçiyi gözetme, diğer bir ifadeyle iş sağlığı ve güvenliği önlemleri alma borcunun hukuki dayanaklarından ilki olan Türk Borçlar Kanunu’nun konuya ilişkin hükümleri, iş (hizmet) akdine bağlı olarak çalışan tüm işçilerin iş kazası ve meslek hastalığından dolayı işverenin sorumluluğunu düzenlediği hâlde, 6331 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikler tüm çalışanların (m.3/1,b) yani işçilerin yanında memurların, kamu görevlilerinin, sözleşmeli personelin, çırakların ve stajyerlerin de iş sağlığı ve güvenliğini sağlamayı amaçlamaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Alanında Çıkarılan Yönetmelikler

Mevzuatımızda 6331 sayılı Kanun’un yayımlanmasından sonra 30. maddeye dayalı olarak çok sayıda Yönetmelik hazırlanıp çeşitli tarihlerde yürürlüğe konmuştur (Demircioğlu ve Kaplan, 2016, s.4; Süzek, 2021, s.904). Anılan hükme dayanılarak 2012 yılında yürürlüğe giren “Risk Değerlendirmesi Yönetmeliği” ile “İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki ve Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik”, 2013 yılında yürürlüğe giren “İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları Hakkında Yönetmelik”, “Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik”, “Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi Yönetmeliği”, “İşyerlerinde İşin Durdurulmasına Dair Yönetmelik”, “Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”, “Ekranlı Araçlarla Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik”, “İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği”, “Çalışanların Patlayıcı Ortamların Tehlikelerinden Korunması Hakkında Yönetmelik”, “Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik”, “Biyolojik Etkenlere Maruziyet Risklerinin Önlenmesi Hakkında Yönetmelik”, “İşyerlerinde Acil Durumlar Hakkında Yönetmelik”, “Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik”, “Tehlikeli ve Çok Tehlikeli İşyerlerinde Çalıştırılacakların Mesleki Eğitimlerine Dair Yönetmelik”, “Sağlık Kuralları Bakımından Günde Azami Yedi Buçuk Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Yönetmelik”, “İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine ilişkin Yönetmelik”, “İşyeri Hekimi ve Diğer Sağlık Personelinin Görev, Yetki, Sorumluluk ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik”, “Çalışanların Gürültü İle İlgili Risklerden Korunmasına Dair Yönetmelik”, “Kanserojen ve Mutajen Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik”, “Kimyasal Maddelerle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik”, “Askeri İşyerleri ile Yurt Güvenliği için Gerekli Maddeleri Üretilen İşyerlerinin Denetimi, Teftişi ve Bu işyerlerinde İşin Durdurulması

Hakkında Yönetmelik”, “Gebe ve Emziren Kadınların Çalıştırılma Şartlarıyla Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik”, “Balıkçı Gemilerinde Yapılan Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik önlemleri Hakkında Yönetmelik”, “Çalışanların Titreşimle İlgili Risklerden Korunmalarına Dair Yönetmelik”, “Geçici veya Belirli Süreli İşlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında Yönetmelik”, “Sağlık ve Güvenlik İşaretleri Yönetmeliği”, “Maden İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği”, “Yapı İşlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği”, “Tozla Mücadele Yönetmeliği”, “İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik”, “İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği”, “Elle Taşıma Yönetmeliği”, “Geçici veya Belirli Süreli İşlerde İş Sağlığı ve Güvenliği Hakkında Yönetmelik”, “İş Hijyeni Ölçüm, Test ve Analizi Yapan Laboratuvarlar Hakkında Yönetmelik”, “Büyük Endüstriyel Kazaların Önlenmesi ve Etkilerinin Azaltılması Hakkında Yönetmelik” günümüze kadar çıkarılmış önemli yönetmelikler arasında yer almaktadır. Ayrıca ayrıntılı bir “İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tehlike Sınıfları Tebliği” de 2012 yılında yayımlanmıştır. “İş Sağlığı ve Güvenliği ile İlgili Çalışan Temsilcisinin Nitelikleri ve Seçilme Usul ve Esaslarına İlişkin Tebliğ” ise 2013 yılında yayımlanmıştır.

Toplu İş Sözleşmeleri ve İşyeri İç Yönetmelikleri

Toplu iş sözleşmelerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda düzenlemelere yer verilmektedir. Toplu iş sözleşmeleri ve eki iç yönetmeliklerde, parasal haklar yanında çalışma hayatını ve beden bütünlüğünü ilgilendiren iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin kurallar da yer almaktadır. Toplu iş sözleşmelerine, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının üzerinde işçilerin daha lehine olacak kuralların konulmasının sağlanması, ölümle veya ağır maluliyetle sonuçlanan iş kazalarında yargı kararı beklenmeksizin bazı ödemelerin yapılmasına ilişkin hükümler konulması, yine önlemlere uymayan çalışana uygulanacak disiplin cezalarına ilişkin hükümler, iş sağlığı ve güvenliği konusunda işveren ve sendika iş birliğini düzenleyen ve eğitimlerin daha etkin yapılmasına ilişkin konulacak kurallar örnek verilebilir.

İç yönetmelikler ise işverence tek taraflı olarak hazırlanan, işyerinde uygulanacak genel ve yeknesak çalışma koşullarını içeren düzenlemelerdir.

Ünite 1 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç