Giriş üçüncüsü de destânî anlatım tarzının benimsendiği dinî Edebiyatımızda tür ve şekil konusu üzerinde tam bir konulu eserlerdir.
uzlaşma sağlanabilmiş değildir. Bununla birlikte bir edebî Dinî Türler ürünün dış yapısı ile ilgili unsurların şekil; muhtevası ile Mersiyeler ve Makteller ilgili unsurların da tür kapsamında değerlendirilmesi yaygınlaşmıştır. Dinî türler denildiğinde dinî içeriğe sahip Diğer dini tür ve konuları üç başlık halinde tasnif edersek;
ve türe adını veren aynı konudaki edebî ürünler a. Mersiye, Maktel, Ramazaniye gibi ortak bir ad kastedilmiş olur. altında anılan türler,
Tarih boyunca din, kimi zaman amaç olarak, kimi zaman b. Kısası enbiya, Tezkiretül evliya ve Menakıbname da araç olarak edebiyata konu olmuştur. Sanat gayesiyle gibi biyografik bilgi ihtiva eden yaşam öyküleri dini araç olarak kullananlar bir tarafa; dini amaç olarak etrafında gelişen türler ile Kuranı Kerim’in görenlerin vasıtasıyla zengin bir dinî edebiyat meydana tercüme ve tefsiri, itikat, ibadet, ahlak vb. getirilmiştir. Dinî duyguların etkisiyle doğup gelişen bu konularında yazılan eserler, edebiyatta, çok defa dini tebliğ etme, öğretme gibi pratik c. Destani anlatım tarzının benimsendiği dini hedeflere yönelik olarak sanat değeri zayıf eserlerin yanı konulu eserlerdir.
sıra fevkalâde sanatkârane bir üslûpla dinî lirizmin Mersiye: Dini edebiyatımızda bir kimsenin vefatı üzerine zirvesine yükselen eserler de meydana getirilmiştir. duyulan üzüntüyü ifade etmek üzere, ölenin meziyetlerini
Türk-İslâm edebiyatında dinî türlere baktığımızda en çok anlatmak suretiyle yazılan duygu yoğunluğu yüksek türün Hz. Peygamber ile ilgili olarak geliştiği görülür. manzumelere denir.
Allah ile ilgili daha az tür gelişmiştir. Hz. Peygamber’in Ölenin arkasından söz söyleme geleneği Türk şiirinde bir beşer olması sebebiyle kendisini hiç görmeyenler “sagu”, Türk halk şiirinde “ağıt” olarak isimlendirilmiştir. tarafından dahi kolayca anlatılabilmesine karşılık Allah’ın yüceliği ve varlığının insan idrakini aşması, ne kadar çaba Klasik edebiyatımızda mersiye yazmış önde gelen şairler: gösterilirse gösterilsin O’nun hakkıyla anlatılmasını Şeyhi, Ahmet Paşa, Necati, Zati Baki, Fuzuli, Hayali, imkânsız kılmıştır. Dolayısıyla bu alanda gelişen edebî Taşlıcalı Yahya, Nevi, Naili ve şeyh Galib’dir.
türler, O’nun vahdâniyeti, esma ve sıfatları ile O’na karşı Mersiye genel olarak vefat hadisesini ele alırken, maktel sığınmayı, af dilemeyi içeren edebî ürünlerle sınırlı sadece Hz Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesini konu kalmıştır. edinir. Mersiye genel anlamda kullanıldığı için aslında her
Konusu Allah ve peygamber olan edebî eserler dışında maktel bir mersiye sayılır.
dinî hayatın pek çok veçhesi ile ilgili hayli eser Hadikatüs Süeda isimli eseriyle Fuzuli Maktel türünün en yazılmıştır. Klasik edebiyatın ürünlerini verdiği tarihî ve güzel örneğini vermiştir. Lami Çelebi’nin Makteli kültürel ortam, yüzyıllar boyu dinî karakteriyle temayüz Hüseyin’i de önemli öneklerdendir. ettiğinden, din, edebiyatın hem ilham hem de bilgi kaynağı olagelmiştir. Şairler, yaşadıkları dönemlerde Ramazaniyye: Ramazan ayı dolayısıyla şairlerin, Padişaha üzüldükleri sevindikleri ve heyecan duydukları her veya devlet büyüklerine yahut dostlarına sunmak amacıyla hadiseyi edebî bir form içerisinde kültür dünyamıza yazdıkları kaside nazım biçimindeki şiirlere kazandırma gayreti içerisinde olmuşlardır. Ramazan “Ramazaniyye” denir. XVI. Yy’dan itibaren yazılmaya ayının coşkusundan, ölen kimsenin ardından duyulan başlanmıştır.
üzüntüye kadar insanı ilgilendiren her hadise, dinî Klasik edebiyatımızda bu türün en güzel örneklerini Sabit, edebiyatımız içerisinde yerini almıştır. Klasik şiir Nazım, Nedim, Enderunlu Fazıl ve Enderunlu Vasıf ustalarının birçoğu, asırlarca toplum hayatında yer etmiş vermiştir. ve özellikle törensel içeriğe sahip dinî hadiselerin heyecanını hissedip duygularını nazma dökmüşlerdir. Ramazan münasebetiyle toplumun dindar kesimlerindeki Günümüzde de bu vadide eserler yazılmaya devam hareketlilik ve buna ilaveten ramazan öncesi ve sonrasında etmektedir. dini hayata mesafeli kişilerin, Ramazanın girmesiyle birlikte Ramazana özgü dindarlıkları şairlerin gözünden Allah ve Hz. Peygamber ile ilgili türler müstakil üniteler kaçmamıştır. Bu tip kimseler “ramazan sofusu” olarak halinde işlendiği için bu ünitede diğer dinî tür ve konular nitelendirilmiş ve dindar kimseleri kıskandıracak derecede ele alınacaktır. Bu tür ve konuları üç başlık halinde tasnif alışılmadık davranışları iğneleyici bir üslupla dile etmek mümkündür. Birincisi, Mersiye, Maktel, getirilmiştir. Ramazâniye gibi ortak bir ad altında anılan türler; ikincisi, Kısas-ı enbiyâ, Tezkiretü’l-evliyâ ve Menâkıbnâme gibi Gazavatname: Düşmanlara karşı mukaddes değerler biyografik bilgi ihtiva eden yaşam öyküleri etrafında uğruna yapılan savaşların anlatıldığı eserlere denir. Tek gelişen türler ile Kur’ân-ı Kerîm’in tercüme ve tefsiri, bir savaş anlatılmışsa gazaname, birden fazla savaş itikat, ibadet, ahlâk vb. konularında yazılan eserler; anlatılmışsa gazavatname şeklinde isimlendirilir. İlk örnekleri Arap edebiyatında görülür. Arap edebiyatında
savaşları ve bu savaşlarda gösterilen kahramanlıkları Menakıbnameler: Menakıbnameler, tasavvufun anlatan eserlere megazi denmiştir. yaygınlaşmasıyla birlikte tarikat pirlerinin hayat hikâyelerini ve kerametlerini müritlere anlatma Gazavatnameler edindikleri konulara göre üç grupta ihtiyacından doğmuştur. incelenebilir: Hacı Bektaşi Veli, Emir Sultan, Hacı Bayramı Veli, a. Padişahlardan birinin hayatını esas alarak onun Eşrefoğlu Rumi, İbrahim Gülşeni, Şemseddini Sivasi, zamanında meydana gelen olayları mensur ya da Niyazi Mısri. Ayrıca Fatih’in hocası Akşemseddin ve manzum olarak anlatan Selimname, veziri Mahmut Paşa gibi bilge kişilikleriyle meşhur olmuş Süleymanname gibi eserler, bazı devlet görevlileri hakkında da menakıbnameler b. Vezirlerin veya ünlü komutanların gazalarını bulunur. tasvir eden gazavatnâmeler. Bu tip eserlerde çoğunlukla Barbaros Hayrettin Paşa, Köprülü Dinî Edebî Eserler Fazıl Ahmet, Özdemiroğlu Osman gibi bazı Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe’ye Tercüme ve Tefsirleri paşaların şahsiyetleri ele alınmıştır. Kuranı kerim önce Samanoğulları döneminde Emir c. Bir seferi veya bir kalenin fethedilmesini konu Mansur b. Nuh un oluşturduğu bir kurul tarafından Taberi edinen gazavatname, fetihname ve zafernameler. Tefsiri esas alınarak Farsçaya çevrilmiştir. Kuranı
Fetihnameler: İslam ve Türk İslam devletlerinde Kerim’in Türkçeye ilk tercümesi yine Farsçaya yapılan fethedilen beldeleri, kazanılan zaferleri haber veren tercüme ile aynı dönemde muhtemelen aynı heyetin Türk mektup ve fermanlarla bu fetihleri anlatan tarihi eserlerin üyesi tarafından yapılmıştır. Bu tercüme satır arası bir genel adıdır. Fetihnameler bazen “zafername”, tercümedir.
“beşaretname” bazende “tehditname” diye anılmıştır. Anadolu’da Türkçe tefsir ve tercüme faaliyetleri mevcut
Osmanlı Devletinde fetihler, büyük zaferler, özellikle en eski nüshalara göre Osmanlı Devletinin kuruluşundan Hristiyan dünyasına karşı kazanılan başarılar “name-i bir asır sonra yani 14.yyda başlamıştır. Bu faaliyet satır hümayun” kategorisinde değerlendirilebilecek arası tercüme ve uzun tefsirlerle tercüme şeklinde iki fetihnamelerle İslam devletlerinin hükümdarlarına koldan ilerlemiştir. Mevcut tefsirlerin çoğu Ebu Leys bildirilmekteydi. Semerkandi’nin tefsiri esas alınarak yapılmış veya onun aynen tercümesidir. • Kıvami’nin Fetihname-i Sultan Mehmet’i • Sa’yi’nin Fetihname-i Bağdat’ı Akâid ve Fıkıh Kitapları
• Muradi’nin Fetihname-i Hayrettin Paşa’sı Akaid alanında yazılan eserlerin en meşhuru Mehmet İlmi Efendi’nin Manzum Akaid’idir. Nabi’nin Fetihname-i Kamaniçe’si fetihname türüne örnekler olarak gösterilebilirler. Fıkıh alanında bilinen ilk manzum eser Gülşehri’nin Manzum Kuduri Tercümesi’dir. Kısas-ı Enbiya: Hz Âdem’den Hz Muhammed’e kadar gelip geçen peygamberlerin hayat hikâyelerinin anlatıldığı Namaz ibadetinden bahseden şurutis-salat, orucun eserlere verilen isimdir. Arap edebiyatı yazılan ilk kısası çeşitlerini ve faziletini anlatan Fezalüs-sıyam, hacca dair enbiyalar, Kisai’nin Kitabu Kısasıl Enbiya ile ondan sonra bilgilerin yer aldığı Menasikül-hac, miras konularının yazılan Salebi’nin Kısasül Enbiya (Araisul-Mecalis) ayrıntılı bir şekilde anlatıldığı manzumei-feraiz türü eseridir. Son dönemlerde yazılan Peygamber kıssalarının e eserler, fıkhın bazı konularında yazılan müstakil meşhuru, Ahmet Cevdet Paşa’nın Kısası Enbiya ve manzumelere örneklerdir. Teravihi Hulefa’sıdır. Ahlâk ve Nasîhate Dair Eserler Tezkiretül Evliya: Tezkire, bazı meslek sahipleri için İnsanların sahip olması gereken iyi huyları ve uzaklaşması yazılan biyografik eserlere verilen isimdir. Veliler gereken kötü huyların anlatıldığı müstakil eserlere tezkiresi anlamına gelen Tezkiretül evliya da İslam örnekler: velilerinin hayat hikâyelerinin yazıldığı eserlerdir. Kınalızade Ali Çelebi’nin Ahlak-i Alai’si, şemseddin Tezkiretül Evliya türünde yazılan ilk eser, Feridüddin Ahmed Sivasi’nin Miratül Ahlak’ı ve Muhyi i Gülşeni’nin Attar’ın Tezkiretül evliya adını taşıyan eseridir. Tespit Ahlakul Kiram’ı bu tür eserlerdir. edilen ilk Tezkiretül evliya çevirisi XIV. yy’da Aydınoğlu Mehmet Bey’e sunulmuştur. Ahlak kitaplarının büyük bir bölümünü nasihat/öğüt tarzı kitaplar oluşturur. Feridüddin Attar’ın Pendname isimli Lami Çelebi’nin Nefehatül Üns çevirisi Türk edebiyatında eserinin tesiriyle çok sayıda eser yazılmıştır. meşhur olmuş diğer evliya tezkiresidir. Lami Çelebi, Molla Cami’nin eserini çevirmekle yetinmemiş, kendi Dinî Destanî Metinler zamanına kadar yaşamış olan tasavvuf büyüklerini de Dinî-Destânî Eserler ekleyerek ilaveli bir çeviri meydana getirmiştir. Haricilerin ünlü kahramanı Hamza’nın adı etrafında gelişen Hamzanâmeler ile Horasanlı Ebu Müslim’in
destani hayatını anlatan Ebu Müslim Kitabı en eski destanlara örneklerdir.
Cenknâmeler ve Muhtelif Dinî Hikâyeler
Hz Ali ve oğlu Muhammed Hanefiyye’nin katıldığı çeşitli savaşları anlatan dini destani mesnevilere verilen isimdir. Türk edebiyatında 14.yy’dan itibaren görülmeye başlanan cenknamelerin en önemli temsilcileri bu yy’da yaşamış olan Yusufı Meddah, Tursun Fakih, Kirdeci Ali ve Begpazarlı Maazoğlu Hasan isimli müelliflerdir.
Kesikbaş Destanı, Güvercin Hikâyesi, Geyik Hikâyesi, Ejderha Destanı, ıbrahim Destanı, ısmail Destanı, Fatıma Destanı, Ukkaşe Hikâyesi vb. kütüphanelerde destan mecmualarında kayıtlı bazen de mevlid metinlerinin arkasına ilave edilmiş halde bulunan hikâyelerdir.