Bunun yanında Anayasa Mahkemesinin kişisel verilerin Giriş korunmasına ilişkin oldukça tartışmalı kararlarının
Türkiye’de kişisel verileri dijital ortamda toplayan, kayıt bulunduğunu da belirtmek gerekir. 2000’li yıllara eden, birbirleri ile ilişkilendiren ve üçüncü kişilere aktaran gelinceye kadar Anayasa Mahkemesi konuya ilişkin üç sistemler yaygın bir biçimde kullanılırken bu kullanımdan önemli karar vermiştir. Bunlardan ilk ikisi nüfus kaynaklı önemli “yan etkileri” ortadan kaldırmaya yönelik cüzdanlarında din hanesinin bulunmasına ilişkindir. olan kişisel verilerin korunması alanında, hukuksal Anayasa Mahkemesi yaptığı her iki incelemede de aile düzenlemelerin yetersiz olduğu belirtilmelidir. Ancak bu, kütüklerinde ve nüfus cüzdanlarında din hanesinin konuya ilişkin Türkiye’de hiçbir bir düzenleme olmadığı bulunma zorunluluğunun Anayasaya aykırı olmadığına anlamına gelmez. Başta Türkiye Cumhuriyeti Anayasası karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi’nin bir diğer önemli olmak üzere iç hukukumuzda kişisel verilerin korunmasını kararı ise Kimlik Bildirme Kanunu’na eklenen bir hükme açıkça tanıyan bazı düzenlemeler bulunmaktadır. ilişkindir. İlgili hüküm uyarınca genel kolluk kuvvetlerinin bilgisayarlarında otel motel, yurt, misafirhane gibi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası konaklama yerlerinde kalan kişilerin kişisel verilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda kişisel verilerin toplanması zorunluluğu getirilmektedir. Ancak bu korunmasının normatif temelini oluşturacak çeşitli zorunluluk getirirken kolluk kuvvetlerinin uyacakları hükümler bulunur. Bu kapsamda ilk olarak kişinin maddi esaslar yasada belirlenmemiştir. ve manevi varlığını geliştirme hakkı dikkate alınmalıdır. Anayasa’nın başlangıç 6. paragrafında ve 17/1 hükmünde Diğer taraftan, Mahkemenin 2008 yılında verdiği bir kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme karar, kişisel verilerin korunmasının özel yaşamın gizliliği hakkı hüküm altına alınmıştır. Bunun yanında Anayasa ve düşünce özgürlüğü çerçevesinde gördüğünü açıkça uyarınca “Devletin temel amaç ve görevleri” arasında ortaya koymaktadır. Bu karara konu olan Türkiye İstatistik “insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca istatistik amacıyla şartları hazırlamaya çalışmak” (m.5) yer alır. gerçek kişilerin de dâhil olduğu “istatistikî birimler”den her türlü bilgi istenebilir. Bu isteğin istenilen şekil, süre ve Kişisel verilerin korunmasına yönelik Türk hukuk standartlarda ücretsiz olarak karşılanması zorunludur. Bu mevzuatındaki en önemli düzenleme yine Anayasada yer zorunluluğu yerine getirmeyenler ise idari para cezası alır. Anayasa’nın 20. Maddesine 2010 Anayasa yaptırımı ile karşılaşacaklardır. Anayasa Mahkemesi ilgili değişiklikleri ile eklenmiş olan son fıkra şöyledir: hükümleri, “kişilerin bilgi toplama, saklama, işleme “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını tekeline sahip idareye ve diğer kişilere karşı korumasız isteme hakkına sahiptir. Bu hak, kişinin kendisiyle ilgili bırakılması ve veri toplamanın sınırlarına yasal kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, düzenlemelerde yer verilmemesi” nedeniyle Anayasaya bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve aykırı bulmuştur (E. 2006/17, K. 2008/86, 20/3/2008). amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını Anayasa Mahkemesi’nin başta sağlık verilerinin öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda korunması ile ilişkili olmak üzere yakın zamanda verdiği öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. başka bazı kararlar da bulunmaktadır. Öte yandan Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller Anayasa Mahkemesi, 2012 Eylül ayından itibaren bireysel kanunla düzenlenir”. Belirtilen hüküm ile Türkiye’de başvuruları da kabul etmeye başlamıştır. kişisel verilerin korunması açıkça anayasal bir hak olarak düzenlenmiştir. Kişisel verilerin korumasının anayasal temellerini incelerken dikkate alınması gereken bir diğer hüküm, Anayasa’nın 90. Kişisel verilerin korunması hakkının anayasada açıkça yer maddesinde yer alır. Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca alması olumlu bir gelişme olsa da hükümde bazı “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası eksiklikler bulunduğu dikkatten kaçmamalıdır. Öncelikle antlaşmalar kanun hükmündedir”. Dolayısıyla Türk hukuk Anayasanın 20. maddesinin 3. fıkrası kapsamında kişisel sisteminde uluslararası antlaşmalar iç hukuk sisteminin bir verilerin korunması hakkından değil, kişisel verilerin parçasıdır. Bu antlaşmanın temel hak ve özgürlüklere ilişkin korunmasını “isteme” hakkında söz edilmesi anayasa olması durumunda ise, sözleşme hükümlerinin yasaların bile koyucunun bu korumaya ilişkin yeterli güvenceyi üzerinde yer aldığı söylenebilir. Nitekim 90. maddeye 2004 sağlamada isteksiz olduğu şeklinde yorumlanabilir. Dikkat yılında eklenen bir hüküm uyarınca: “Usulüne göre çeken bir diğer husus, Avrupa Birliği Temel Haklar yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin Şartı’nın 8. maddesinin aksine hükümde kişisel verilerin antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler korunmasında hâkim olan ilkelerin uygulamasını içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası denetleyecek bağımsız bir organın kurulmasına yer antlaşma hükümleri esas alınır”. Bu düzenleme, konumuz verilmemiştir. Elbette bu durum bağımsız bir denetim açısından özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin organının kurulması önünde engel değildir. Nitekim (AİHS) konumu dolayısıyla önemlidir. Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı’nda Veri Koruma Kurulu adıyla böylesine bir organa yer Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
verilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) verdiği
kararlarla, kişisel verilerin korunmasında temel ilkelerin
büyük bir bölümünü AİHS’nin 8. maddesi kapsamında Görüldüğü gibi meşru amaçlar oldukça geniş bir şekilde tanımaktadır. Sözleşme hükümlerinin sınır ve belirlenmiştir. O kadar ki herhangi bir müdahalenin kapsamlarını belirleyebilmek için AİHM’in yorumlarının burada belirlenen meşru amaçları karşılayamaması önemi açıktır. AİHS’nin “Özel ve aile yaşamına saygı oldukça zordur. Ancak bir müdahalenin Sözleşme’de hakkı” kenar başlıklı 8. maddesi şu hükmü içerir: belirlenen ilkelere uygun olması için meşru bir amaca yönelik olması ve yasa ile öngörülmesi yeterli değildir. 1. “Herkes özel ve aile yaşamına, konutuna ve Bunların yanında ayrıca ve mutlaka demokratik bir toplum haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına için gerekli ve orantılı olması da gerekir. Bu, kişisel sahiptir. verilerin korunması ile hedeflenen denge yaklaşımı ile de 2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin uyumludur. müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve Türk Ceza Kanunu düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Ceza sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve Kanunu uyarınca kişisel verilerin hukuka aykırı kayıt özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir edilmesi, verileri hukuka aykırı verme, yayma veya ele toplumda gerekli olan ölçüde ve yasayla geçirme ile gereken sürelerin geçmesine karşın verileri öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir”. yok etmeme suç olarak düzenlenmiştir. Bu açıdan Türk
Kişisel verilerin korunması hakkının 8. madde kapsamında hukuk sisteminde yasal düzeyde konuya ilişkin en değerlendirilmesi, Sözleşme hükümlerinin kapsamlı korumanın Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) yer yorumlanmasında yeni gelişmelere açık bir bakışın hâkim aldığı söylenebilir.
olduğunun da göstergesidir. Nitekim AİHM’e göre Öncelikle TCK’nin 135. maddesi uyarınca kişisel verilerin Sözleşme, “güncel koşullar ışığında yorumlanması gereken hukuka aykırı olarak kaydedilmesi suçtur. Buna göre yaşayan bir enstrüman”dır (Tyrer, Birleşik Krallık, kişisel verileri hukuka aykırı olarak kayıt eden kimseye bir 5856/72,28/4/1978). Mahkemenin görevi, Sözleşmeyi yıldan üç yıla kadar hapis cezasının verilmesi yorumlarken sosyal değişimleri de yansıtmaktır AİHM’nin öngörülmüştür. Kişilerin ahlaki eğilimlerine, cinsel çeşitli kararlarında da belirttiği üzere, Sözleşme ile güdülen yaşamlarına, sağlık durumlarına ve sendikal bağlantılarına amaç, hakların hayali ya da teorik olarak değil, etkili ve ilişkin bilgileri hukuka aykırı olarak kaydeden kimse de elverişli bir şekilde güvence altına alınmasıdır. aynı yaptırım ile cezalandırılacaktır.
Bireylere ilişkin kişisel bilgilerin resmi makamlarca TCK’nin 136. maddesinde ise kişisel verileri hukuka toplanarak arşivlenmesi, telefon görüşmelerine ilişkin aykırı olarak başkasına vermek, yaymak ve ele geçirmek kayıtları izleme, toplanan verilerin toplanma amacı dışında suçu düzenlenmiştir. Buna göre; “Kişisel verileri, hukuka kullanılması, sağlık verilerinin gizliliği, emniyet güçleri aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren tarafından parmak izi ve fotoğrafların alınması, kişisel kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile verilere erişim hakkı, kişisel verilerin gerektiğinden uzun cezalandırılır”. Belirtilen eylemlerin yaptırıma süre tutulması gibi konular Mahkemenin çeşitli bağlanmasındaki amaç kişisel verilerin yetkisiz üçüncü kararlarında 8/1 hükmü kapsamında değerlendirilmiştir. kişilere aktarılmasını ve ele geçirilmesini önlemektir. Bu Bunun yanında Mahkemenin içtihadı uyarınca “özel bakımdan verinin kaydedilmesinin hukuka uygun olup yaşam”, kimlik hakkını ve 8. maddedeki güvencelerin olmadığı, suçun oluşması açısından önemli değildir. 136. yorumlanmasında oldukça önemli olan, kişilik ve bireysel maddede yer alan düzenleme kişisel verilerin korunmasını özerklik ilkeleri dolayısıyla, kişisel gelişim hakkını da sağlayıcı bir niteliktedir. Bu noktada önlenmek istenen kapsamaktadır. eylemler arasında kimlik hırsızlığı örnek olarak
AİHS’nin 8. maddesinde düzenlenen özel yaşama saygı gösterilebilir.
hakkının sınırları, aynı maddenin 2. fıkrasında yer alır. Bu Konuya ilişkin bir diğer önemli düzenlemenin TCK’nin özel yaşama saygı hakkına bir müdahale olduğu 138. maddesinde yer aldığı görülür. Buna göre: saptandığında, Mahkeme bu müdahalenin meşruiyet “Kanunların belirlediği sürenin geçmiş olmasına karşın kazanıp kazanmadığını değerlendirir. Bu değerlendirme 2. verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara fıkrada belirlenen koşul ve ölçütlere uygunluk açısından görevlerini yerine getirmediklerinde bir yıldan iki yıla yapılmaktadır. AİHS 8/2 hükmü uyarınca özel ve aile kadar hapis cezası verilir”. Hükme 2014 yılında eklenen yaşamına müdahale: Burada sınırlı sayımla belirtilmiş fıkra uyarınca ise “Suçun konusunun Ceza Muhakemesi amaçlardan bir ya da bir kaçına yönelik; yasada öngörülmüş Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok ve demokratik toplum için gerekli ve öngörülen amaç ile edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek ceza bir kat orantılı olması durumunda meşrudur. Sınırlı sayımla artırılır.”. TCK’nin 138.maddesi ile kişisel verilerin belirlenen ve özel ve aile yaşamına saygı hakkına istisna korunması alanında temel ilkelerden biri olan verilerin getiren meşru amaçlar ise şunlardır: ulusal güvenlik, kamu süresiz olarak tutulmaması gerekliliğinin karşılandığı güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin söylenebilir. korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının haklarının korunması.
Belirtmek gerekir ki bu suçların hiç birinin takibi şikâyete bir hüküm hâlini almıştır. Bu madde kapsamında verilerin bağlı değildir. Ayrıca Türk Ceza Kanunun 135. ve 136. kaliteli olması ilkesine işaret edildiği görülmektedir. Buna maddesinde düzenlenen suçların kamu görevlisi tarafından göre elektronik haberleşme alanında veri işleme ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle ya süreçlerinde bu ilkenin bileşenlerine uyumlu hareket da belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan etmek bir zorunluluktur. Ayrıca elektronik haberleşmenin yararlanmak suretiyle işlenmesi hâli ağırlaştırıcı sebep ve ilgili trafik verisinin gizliliği temel kural olarak olarak belirlenmiş ve cezanın yarı oranında arttırılacağı benimsenmiştir. Bunun istisnası ilgili mevzuatın ve yargı hüküm altına alınmıştır. Bunun yanında bu üç maddede kararlarının öngördüğü durumlardır. Bunun haricinde yer alan suçların tüzel kişiler tarafından işlenmesi hâlinde haberleşmeye taraf olanların tamamının rızası olmaksızın bunlara özgü güvenlik tedbirleri uygulanacaktır. haberleşmenin dinlenmesi, kaydedilmesi, saklanması, kesilmesi ve takip edilmesi yasaklanmıştır. TCK’de konuya ilişkin olarak belirtilen suçlara ve yaptırımlara yer verilmiş olmasına karşın, bu eylemlerin Elektronik Haberleşme Kanunu’ndaki düzenlemenin dikkat tanımlandığı ve kişisel verilerin korunmasında temel çeken bir diğer yönü “çerez”lerin (cookie) kullanımına ilkelerin belirlendiği bir düzenlemenin bulunmaması getirilen sınırlamadır. Çerez, kullanıcı bir İnternet sitesini önemli bir eksiklik olarak hissedilmektedir. Bu kapsamda ziyaret ettiğinde bağlantı kurduğu cihazın sabit diskine özellikle “kişisel veri”nin tanımı konusunda kaydedilen bir tür tanımlama dosyası olarak tarif edilebilir. mevzuatımızda açıklayıcı hükümlerin son derece sınırlı Bu dosyalarda kişilerin ziyaret ettiği siteler gibi bazı bilgiler olması ve temel ilkelerin düzenlememesi nedeniyle saklanabilmektedir. Elektronik Haberleşme Kanunu’nun “hukuka aykırılık”ın belirlenmesinde yaşanan güçlükler 51.maddesi ile bir yandan kişisel verilerin korunmasına özellikle dikkat çekicidir. yönelik bu kurallar hüküm altına alınırken diğer yandan kişisel verilerin saklanmasına yönelik bazı hükümler Türk Medeni Kanunu getirilmiştir. Nitekim bu kanun kapsamında sunulan
Türk hukuk mevzuatında medeni hukukun kişilik hizmetlere ilişkin olarak; soruşturma, inceleme, denetleme haklarına yönelik düzenlemelerinin kişisel verilerin veya uzlaşmazlığa konu olan kişisel veriler ilgili süreç korunmasına açısından bazı olumlu sonuçlar tamamlanıncaya kadar kişisel verilere ve ilişkili diğer sağlayabileceği söylenebilir. Medeni hukukta, kişisel sistemlere yapılan erişimlere ilişkin işlem kayıtları iki yıl, verilerin korunması ile yakından ilişkili olan, kişinin onur kişisel verilerin işlenmesine yönelik abonelerin/kullanıcıların ve saygınlığı, adı ve resmi üzerindeki hakları ile sır alanı rızalarını gösteren kayıtlar asgari olarak abonelik süresince kişilik haklarının alanı içerisinde değerlendirilmektedir. saklanacağı hüküm altına alınmıştır. Bu doğrultuda konuya ilişkin hukuksal korumanın ise Türk Medeni Kanunu’nun (MK) 24. ve 25. maddelerinde Elektronik Ticaret Kanunu
getirildiği görülmektedir. MK’nin 24. maddesinde kişiliğe 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında yönelik saldırılara karşı temel ilke, 25. maddede ise Kanunun 6. maddesi uyarınca: “(1) Ticari elektronik iletiler, başvurulabilecek hukuksal yollar belirlenmiştir. alıcılara ancak önceden onayları alınmak kaydıyla gönderilebilir. Bu onay, yazılı olarak veya her türlü Türk Borçlar Kanunu elektronik iletişim araçlarıyla alınabilir. Kendisiyle iletişime
Türk Borçlar Kanunu’nda işçinin kişisel verilerinin geçilmesi amacıyla alıcının iletişim bilgilerini vermesi korunmasına yönelik bir hüküm yer almaktadır. Yeni hâlinde, temin edilen mal veya hizmetlere ilişkin değişiklik, Borçlar Kanunu’nun 419. maddesi uyarınca “İşveren, kullanım ve bakıma yönelik ticari elektronik iletiler için işçiye ait kişisel verileri, ancak işçinin işe yatkınlığıyla ayrıca onay alınmaz. (2) Esnaf ve tacirlere önceden onay ilgili veya hizmet sözleşmesinin ifası için zorunlu olduğu alınmaksızın ticari elektronik iletiler gönderilebilir”. Burada ölçüde kullanabilir”. İş ilişkisi, niteliği gereği işçinin kastedilen ticari ileti, reklam, pazarlama gibi amaçlarla cep dezavantajlı olduğu bir durum yaratmaktadır. Bu nedenle telefonlarına ya da e-posta adreslerine gönderilen mesajlar, işçinin kişisel verilerinin yasal düzenlemeler uyarınca e-postalar ya da yapılan aramalardır. korunması son derece önemlidir. Kanun’un 10. maddesi ise doğrudan kişisel verilerin Elektronik Haberleşme ve Elektronik Ticaret korunmasına yöneliktir. Buna göre: “(1) Hizmet sağlayıcı Kanunları ve aracı hizmet sağlayıcı: a)Bu Kanun çerçevesinde yapmış olduğu işlemler nedeniyle elde ettiği kişisel Elektronik ticaret ve elektronik haberleşme sektörlerinde verilerin saklanmasından ve güvenliğinden sorumludur. b) kişisel veriler işlenirken uyulacak temel kurallar, Kişisel verileri ilgili kişinin onayı olmaksızın üçüncü Elektronik Haberleşme Kanunu ve Elektronik Ticaret kişilere iletemez ve başka amaçlarla kullanamaz”. Kanununda düzenlenmiştir. Böylelikle elektronik ticaret etkinlikleri yürüten Elektronik Haberleşme Kanunu firmaların, bu süreç içerisinde elde ettikleri kişisel verileri 2015 yılında yapılan düzenlemeyle, Elektronik korumaları hüküm altına alınmıştır. Ancak Elektronik Haberleşme Kanunu’nun “kişisel verilerin işlenmesi ve Ticaret Kanunu’nda bu yükümlülüğe aykırı hareket gizliliğinin korunması” kenar başlıklı 51. maddesi bu edenler için bir yaptırım öngörülmemiş olması bir eksiklik sektörde veri işleme süreçlerine ilişkin kuralları belirleyen olarak değerlendirilebilir.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu öngörülmektedir. Görev alanına giren konularla ilgili olarak Bankacılık Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Hasta hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Kurula emir ve talimat Hakları Yönetmeliği gibi çeşitli düzenlemelerde de veremez, tavsiye veya telkinde bulunamaz. Kurul, dokuz konuya ilişkin hükümler yer almaktadır. Ancak bu üyeden oluşur. Kurulun beş üyesi Türkiye Büyük Millet hükümlerin uygulamada sınırlı bir koruma sağladığı Meclisi, dört üyesi Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Kurula dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’de kişisel üye olabilmek için; kurumun görev alanındaki konularda verilerin korunmasına yönelik temel ilkeleri belirleyerek bilgi ve deneyim sahibi olmak, 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı önleyici koruma sağlayacak Kişisel Verilerin Korunması Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinin birinci Kanunu uzun zamandır beklenmektedir. fıkrasının (A) bendinin (1), (4), (5), (6) ve (7) numaralı alt bentlerinde belirtilen nitelikleri taşımak, herhangi bir siyasi Veri koruma alanında temel ilkeleri belirlemeye yönelik parti üyesi olmamak ve en az dört yıllık lisans düzeyinde yasa hazırlıkları 1989 yılında başlamıştır. 2008 yılında yükseköğrenim görmüş olmak şartlarını taşımak gerekir. TBMM’ye bir tasarı sevk edilmiş, ancak kadük olmuştur. Kurulun görev ve yetkileri ise şunlardır: 2010 yılı Anayasa değişiklikleri kapsamında kişisel verilerin korunmasını isteme hakkının anayasal bir hak • Kişisel verilerin, temel hak ve özgürlüklere olarak açıkça düzenlenmesi ile veri koruma alanında uygun şekilde işlenmesini sağlamak çerçeve nitelikte bir yasal düzenleme bir beklenti • Kişisel verilerle ilgili haklarının ihlal edildiğini olmaktan öte anayasal bir zorunluluk hâline gelmiştir. ileri sürenlerin şikâyetlerini karara bağlamak 2012 yılında Adalet Bakanlığı bünyesinde yeni bir • Şikâyet üzerine veya ihlal iddiasını öğrenmesi komisyon kurulmuş ve bu komisyonun çalışmaları durumunda resen görev alanına giren konularda neticesinde şekillenen yeni taslak üzerinde çeşitli kişisel verilerin kanunlara uygun olarak işlenip değişiklik ve düzenlemelerin yapılmasının ardından 26 işlenmediğini incelemek ve gerektiğinde bu Aralık 2014 tarihinde Kişisel Verilerin Korunması Kanun konuda geçici önlemler almak Tasarısı Meclise sevk edilmiştir. • Özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi için aranan yeterli önlemleri belirlemek Kişisel Verilerin Korunması Kanunu 2016 yılında • Veri Sorumluları Sicilinin tutulmasını sağlamak. yasalaşmıştır. Kanunun 1. maddesine göre “Bu Kanunun amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın • Kurulun görev alanı ile Kurumun işleyişine ilişkin gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini konularda gerekli düzenleyici işlemleri yapmak korumak ve kişisel verileri işleyen gerçek ve tüzel kişilerin • Veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri yükümlülükleri ile uyacakları usul ve esasları belirlemek amacıyla düzenleyici işlem yapmak düzenlemektir”. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Yedi • Veri sorumlusunun ve temsilcisinin görev, yetki ve bölümden oluşmaktadır. Buna göre birinci bölümde sorumluluklarına ilişkin düzenleyici işlem yapmak. Kanunun amaç ve kapsamı belirlenmiş; ayrıca kişisel veri, • Bu Kanunda öngörülen idari yaptırımlara karar verilerin işlenmesi gibi konuya ilişkin son derece önemli vermek
tanımlara yer verilmiştir. Kanunun “kişisel verilerin Tasarının yedinci bölümünde yer alan istisnalar, yani işlenmesi” kenar başlıklı ikinci bölümünde ise veri işlemede bütüncül olarak Kanunun kapsamı dışında kalacak alanlar hâkim olan temel ilkelere, kişisel verilerin işlenme en çok tartışılan hükümleri arasındadır. Bu noktada ilk şartlarına, özel nitelikli (hassas) kişisel verilere, verilerin dikkat çeken istisna istihbarat gibi bazı etkinliklerin silinmesi yok edilmesi ve anonim hâle getirilmesi ile kişisel kapsam dışında tutulmasıdır. İstihbaratın niteliği gereği verilerin aktarılması düzenlenmiştir. Kanunun ikinci gizli yürütülen bir etkinlik olduğu kabul edilse bile, bölümünde ayrıca kişisel verilerin üçüncü kişilere ve yurt hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olmak, belirli açık dışında aktarımına ilişkin hükümler yer almaktadır. ve meşru amaçlar için işlenmek ya da işlendikleri amaç
Kanunun üçüncü bölümünde veri sorumlusunun için gerekli olan süre kadar muhafaza edilmek gibi ilkeler aydınlatma yükümlülüğü ve veri güvenliğine ilişkin bu alanda da öncelikle ve mutlaka geçerli olmalıdır.
yükümlülükler ile birlikte ilgili kişinin hakları Hukuksal güvenceler, bilişim teknolojileri ile temel hak ve düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerdeki temel hedef kişinin özgürlükler arasındaki dengenin kurulabilmesi için en kendisi ile dijital ortamlarda her gün artan oranda işlenen önemli araçtır. Ancak bunun yanında konuya ilişkin verileri arasındaki bağın korunmasıdır. Bu açıdan önemli farkındalığın arttırılması ve kişisel önlemlerin alınması başka bazı hükümler de dördüncü bölümde yer alır. gerekir. Etkin veri koruması sağlanması yönündeki Nitekim burada özellikle altıncı bölümde oluşum ve çalışmalar içerisinde teknolojideki gelişmelerden yardım işleyiş prensipleri benimsenen Kişisel Verilerin almak ise son yıllarda dikkat çeken bir önem kazanmıştır. Korunması Kuruluna şikâyet, bu şikâyetlerin inceleme “Dizayn aracılılığıyla gizlilik” (privacy by design, PbD) esasları, yine Kurul Genel Sekreterliği tarafından tutulacak ya da “varsayılanlar aracılılığıyla gizlilik” (privacy by “Veri Sorumluları Sicilli” hüküm altına alınmıştır. default) bu kapsamda verilebilecek bir kaç örnektir.
Kanunun 18. maddesi ile “görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak” yerine getireceği belirtilen bir Kişisel Verileri Koruma Kurulu oluşturulması