AÖF Soru Bankası
GİT204U · Ünite 1

Geleneksel Baskı Tekniklerinden Endüstriyel Basım Teknolojilerine

Grafik Üretim ve Dijital Çoğaltım Teknikleri dersi, ünite 1 özeti

GİT204U-GRAFİK ÜRETİM VE DİJİTAL ÇOĞALTIM TEKNİKLERİ

Ünite 1: Geleneksel Baskı Tekniklerinden Endüstriyel Basım Teknolojilerine

Giriş

Matbaa, insanlık tarihindeki en büyük icatlardan biri olarak ifade edilebilir. Dünya tarihindeki dönüm noktalarından biri baskı sistemlerinin ve temelinde matbaanın ortaya çıkışı hem bilimsel ve teknik ilerleme hem sanatsal gelişmeler hem de ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmeler üzerinde çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Teknolojik gelişmeler, birçok alanda olduğu gibi baskı sistemlerinde de mekanikten dijitale geçişi tetiklemiştir. Matbaanın icadı, geleneksel baskı teknikleri, endüstriyel basım teknolojileri ve dijital baskı sistemleri bu bölümün konusudur.

Matbaacılık Kavramı ve Tarihsel Gelişimi

Yazının icadı, bu yazıyı belirli yüzeylere aktararak çoğaltmayı beraberinde getirmiştir. Bilinen en eski baskı teknolojileri ise uzak doğu ülkelerinde kullanılmıştır. Çin’de MS 600’lü yıllarla birlikte tahta blokların üzerine mürekkepli yazılarla baskı yapılmıştır. Uzak Doğu’daki bu gelişmeler zaman içerisinde Avrupa’ya da taşınmıştır. Matbaanın kabul edilen ilk yaratıcısı ise Almanya’nın Mainz şehrinde dünyaya gelen Johannes Gutenberg’tir. Gutenberg, kalıp basmacılığı tekniklerini öğrenmesinin ardından yazıyı çoğaltmanın daha kolay bir yolunu bulmak istemiş ve kendi basımevini kurarak çeşitli baskı teknikleri denemiştir. Gutenberg, bu çalışmaları sonucunda 1450 yılında matbaayı icat etmiştir. Matbaanın Avrupa’da ilk kez kullanılmasının Gutenberg’den önce olduğunu iddia eden görüşler de vardır. Karabacalı, Gutenberg öncesi basımevleriyle ilgili başka bir görüşleri de dile getirmiştir. Bu görüşe göre Hollanda Haarlem’de, 1430’lu yıllarda, Laurens Coster bir basımevi kurmuş ve Gutenberg, basımcılığı Coster’in çırağından öğrenmiştir. Ancak kesin olan Gutenberg’in bu buluşu geliştirmiş ve yaygınlaştırmış olmasıdır.

Gutenberg’den sonra matbaacılık Avrupa’da hızla yayıldı. Matbaacılığın Almanya’da yayılması daha hızlı oldu. İtalya’da ilk matbaa 1465’te Subiaco manastırında kuruldu. 1469-70’te Fransa’da, Paris Sorbonne’da ilk matbaayı açan üç Alman, 1473’te Paris’te bir basımevi daha kurdular; bunları Lyon, Toulousse, Potiers, Rouen’da açılanlar izledi. Hollanda’da ilk basımevleri 1473’te, Avusturya-Macaristan’da 1473’te, İngiltere’de 1474’te, İspanya’da 1475’te, Norveç’te 1656’da, Amerika’da 1639’da Harvard Koleji’nde açılmıştır (Kabacalı, 2000).

15. yüzyılda Avrupa’da yaşanan bu büyük yenilik, bilginin her zamankinden daha hızlı yayılmasını sağladı. Matbaa, insanlığın ilerlemesinde büyük katkıların merkezindeydi. Bu katkılardan bazılarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

Küresel bir haber ağı oluştu: Gutenberg, icadının büyük etkisini görecek kadar uzun yaşamadı. En büyük başarısı, İncil’in ilk kez Latince basılmasıydı. İlk kopyanın 200 adet basılması üç yıl sürdü. Latince okuyabilecek kişi sayısı oldukça azdı ve kitaplar satış noktası bulmakta zorlanıyordu. Diğer Alman matbaacılar ise Venedik’te gemilere broşür dağıtma işine giriştiler. Böylece

matbaacılar, denizcilere dört sayfalık haber broşürleri sattı ve gemiler diğer limanlara vardığında bunları oradaki yerel matbaacılarla paylaştı. Böylece yerel halk dünyanın farklı yerlerinden bilgi sahibi olabildi ve haber tüketimi kökten değişti.

Yeni bir Rönesans dönemi yarattı: 14. yüzyılda bir kitabı elle kopyalamak neredeyse ufak bir servet değerindeydi. Matbaa Rönesans’ı başlatmadı ancak bilginin yeniden keşfedilmesinde ve toplumun her kesimine ulaşarak paylaşılmasında son derece etkiliydi.

Bilimsel devrimler hız kazandı: Bilimsel yöntemin geliştiricilerinden olan İngiliz filozof Francis Bacon, 1620’de dünyayı sonsuza dek değiştiren üç icattan bahseder: Barut, deniz pusulası ve matbaa. Bilimsel bulguları daha geniş kitlelere yayabilen matbaa sayesinde bilim, 16. ve 17. yüzyıllarda büyük atılımlar yaşadı. Örneğin, gökbilimci Copernicus, 1500’lerin başında güneş merkezli galaksi modelini sunarken yalnızca kendi gözlemlerinden değil basılı olan astronomik gezegen hareketleri tablolarından da yararlandı.

Her görüş, ifade olanağı kazandı: Matbaadan önce eleştirel ya da istenmeyen görüşleri sansürlemek çok daha kolaydı. Matbaadan sonra ise bir fikrin tüm kopyalarını yok etmek neredeyse imkânsız hâle geldi. Eleştirel akıl yürütme, gelenek ve göreneklerin üzerine çıktı. Bilgi demokratikleşti.

Yeni bir endüstri yaratıldı: Gutenberg’in matbaasından önce kâtiplere büyük bir talep vardı. Kâtipler, hattatlar bir kitabı özenle kopyalar ve zanaatkârlar yetiştirirdi. Ancak matbaa bu iş kolunu geride bıraktı. Diğer yandan artık içinde matbaacılar, kitapçılar ve seyyar sokak satıcılarından oluşan yeni bir endüstri yaratıldı.

Geleneksel Baskı Teknikleri

14. yüzyılın sonuna doğru resim baskısının bulunması, insanlık tarihi için bir ilerleme anlamına gelir ve eriştiği hedef bakımından 1445 yılında Johannes Gutenberg tarafından hareketli harflerle kitap basımının bulunmasıyla karşılaştırılabilir bir öneme sahiptir (Akt Tez, 2008: 267). Görsel sanatlar alanında üretilen eserlerin farklı yüzeylere uygulanabilmesi için pek çok teknik geliştirilmiştir. Geleneksel baskı teknikleri denilince akla gelen dört adet uygulama vardır. Bunlar: yüksek baskı, çukur baskı, düz baskı ve şablon baskı yöntemleridir (Grabowski ve Fick, 2012: 15).

Yüksek Baskı

Yüksek baskı, en basit ve en eski baskıresim biçimlerinden biridir. Tarih öncesi mağaralarda bulunan kırmızı toprak el baskıları ilk yüksek baskı örnekleridir (Grabowski ve Fick, 2012: 75). Yüksek baskı, bir biçimin ayrıntılarını göstermek için istenmeyen yerlerin oyulmasıdır. Rölyef baskı özelliğinde olup kalıbın yüksekte kalan bölümlerine boya verilir ve bu boya başka bir yüzeye aktarılır. Bu işlemle birlikte beyaz kalmasını istediğimiz yerler kesilir veya oyularak çıkarılır. Yüksek


bırakılan yerlere merdane veya fırça ile boya verildikten sonra kaşık, baren veya presle baskı yapılır. Yüksek baskıdaki resim, yüzeye ters çıkan bir görüntüdür. Bu nedenle görüntüyü kalıba aktarırken ters aktarmak gerekir ya da ayna kullanarak aktarmak mümkündür. Yüksek baskı, ağaç, linolyum, poliüretan gibi sert ve oymaya uygun malzemelerin oyulup kalıp olarak kullanılmasıyla hazırlanır. Yüksek baskı en eski teknik olup günümüzde hâlâ en çok kullanılan tekniktir.

Ağaç askı: Bir desen düz bir tahta üzerine çizildikten sonra basılacak yüzeyler yüksek bırakılır, diğer yüzeyer oyma aletleri ile oyularak çıkarılır. Oyma işlemiden sonra kalan yüksek yüzeylere boya veya mürekkep verilerek kağıt ve kumaş türü düz zeminlere basılma işlemine ağaç baskı denir (Kıran, 2010: 30).

Linol baskı: Bu baskı çeşidi, linolyum adı verilen ve 860 yılında İngiltere’de lastik üreticisi Frederick Walton tarafından daha ucuz bir malzeme arayışı sırasında icat edilmiş bir yer muşambasıdır. 20. yüzyıldan sonra santsal bir malzeme olarak Erich Heckel ve Gabriele Muter tarafından kullanılmaya başlandığı kabul edilmektedir. (Cengiz, 2020: 3). Ağaç baskıdan farklı olarak bakı işlemi sonrasında yüzeyde çok az doku bırakarak ya da hiç doku bırakmadan düz bir etki oluşturmaktadır. Rahatça oyulabildiği için tasarımcılar tarafından tercih edilmektedir.

Çukur Baskı

Intaglio veya kazı resim olarak da bilinen çukur bask, ilk olarak mülkiyet belirtmek amacıyla mühür yapımında ya da nesneleri işaretlemek için kullanılmıştır. Slah, mücevher ve değerli eşyaları kaybetmemek için eşylar üzerine kazıma yöntemi ile işaretler yapılmıştır.

Çukur baskı, bir çeşit gravür baskı tekniğidir. Gravür, en kısa tanımı ile çinko, bakır, tahta gibi yumuşak malzeme üzerine çizilen resmin kâğıda aktarılmasıdır. Bu aktarım, baskı yöntemi ile yapılır. Sonuç bakımından diğer resim tekniklerinden tamamen farklıdır. Diğer tekniklerle resim, bir sefere özgü olarak yapılır. Resmin aynısını tekrar yapmak hemen hemen imkansızdır. Gravür, istenilen sayıda çoğaltılabilir (Çelik, 1995: 9). Çukur baskıda iki tür kazıma tekniği kullanılır: Bunlar; asitsiz teknikler ve asitli tekniklerdir. Asitsiz tekniklerde herhangi bir kimyasal işleme başvurulmaz. Yüzey üzerine basılacak olan eser, elle kazınarak oluşturulan çukurluklar aracılığı ile oluşturulur. Kullanılan aletin niteliğine göre asitsiz teknikler şunlardır: soğuk kazı (drypoint)-kuru kazıma, iğne kazı (pointe- seche) tekniği, çelik kalem (burin) tekniği, siyah tarz (mezzotint) tekniği ve elektrikli motor oyma tekniği. Asitli tekniklerde ise desen, iki yüzeyinde zift gibi bir vernikle kaplanmasından sonra sivri uçlu bir alet ile oluşturulur. Bu süreçte önemli olan çizilen bölgelerdeki verniğin kazınmasıdır. Kalıp asit dolu tekneye yatırılarak bekletilmektedir. Üzerinde vernik olmayan alanlar çukurlaşarak kalıp hazırlanır. Kullanılan

verniklere veya uygulanan işleme göre çeşitli uygulama yöntemleri bulunmaktadır (Kayalı, 2010: 48).

Düz Baskı

Planografi olarak da bilinen bu teknikte, baskı yapılacak yüzeyde herhangi bir yükseklik (rölyef baskı tekniği gibi) ya da çukur (gravür baskı tekniği gibi) oluşturmaya gerek kalmadan, sadece düz yüzeylere baskı yapılır. Bir diğer ifade ile düz baskı yöntemi, yüzeyin fiziksel özelliklerini değiştirmez. Düz baskıda sanatçı, doğrudan pürüzsüz yüzeye sahip bir taş veya metal plaka üzerine boyadığı ve ardından yazdırılabilir bir görüntü oluşturmak için yağ ve suyun karşılıklı olarak birbirini itmesinden yararlanır. Bu teknik 1789 yılında Alman matbaacı Alois Senefelder tarafından geliştirilmiştir. Senefelder geliştirdiği bu teknik, yassı taş yüzeylerine uygulanıyordu. Ancak 20. yüzyılla birlikte taşın yerini metal malzeme almaya başlamıştır. Günümüzde çinko, alüminyum, bakır ve taş kullanılarak kalıp hazırlanabilmektedir (Çakıroğlu, 2015: 77). Düz baskı; mono baskı, taş baskı ve foto-taşbaskı türlerinden oluşur.

Mono baskı (Tek baskı): Düz baskı türleri içinde en çok rağbet gören tekniktir. Mono baskı, birden çok orijinalin olduğu çoğu baskı türünün aksine yalnızca bir kez yapılabilen görüntülere veya çizgilere sahip bir tekniktir.

Taş baskı (Litografi): Litografi eski Yunanca’daki lithos (taş) ve graphein (yazmak) kelimelerinden türetilmiştir. Taş baskı, 1796’da Bavyera Krallığı’nda Alois Senefelder tarafından icat edilmiştir. Bu baskı da yağ ve suyun karışmazlığı ilkesine dayanır. Taş baskı yöntemi için icadını takip eden ilk zamanlarda düz bir kireç taşı parçası kullanılıyordu. Yağ bazlı görüntü yüzeye yerleştirildikten sonra su içerisinde arap zamkı çözeltisi uygulanırdı. Bu maddenin özelliği, sadece yağlı olmayan yüzeylere yapışmasıdır. Baskı sırasında bu maddeye yapışan su, yağlı kısımlar tarafından itilirken kullanılan yağlı mürekkep yüzeye çekilir ve istenilen baskı yüzeyde oluşturulurdu. Litografi kavramı, endüstriyel olarak üretilen ticari ürünlerden ziyade güzel sanatlar alanında yaratılan eserler için kullanılır.

Foto-taşbaskı: Foto-litografi, metal plakalar üzerinde fotoğrafik işlemlerle bir görüntüyü sabitleme yöntemidir. Foto-taş baskı, aşağı yukarı taş litografi ile aynı şekilde gerçekleştirilir.

Serigrafi (Şablon) Baskı

Serigrafi olarak da adlandırılan şablon baskı için bir çerçeve üzerine gerilmiş bir ağ parçasından gergin bir elek yapılır. Mürekkep, bir silecek (çekçek) yardımıyla eleğin altındaki yüzeye itilir. Tasarıma göre, ağın gözeneklerinin inceliği ve açıklığı değişebilir. Geleneksel olarak bu süreçte ipek kullanıldığı için, bu tekniğin adı Türkçede ipek baskı (İngilizcede silkscreen printing) olarak anılmaktadır. Günümüzde ipeğin yanı sıra sentetik iplikler de yaygın olarak kullanılmaktadır. Şablon baskı; kâğıt, kumaş, kanvas, kauçuk, cam ve metale gibi çeşitli malzemeler üzerine uyarlanmaktadır.


Endüstriyel Basım Teknolojileri

Baskı tekniklerinin temel olarak geleneksel baskı ve endüstriyel baskı olarak iki gruba ayrıldığından bahsetmiştik. Yukarıda genel anlamlarıyla geleneksel baskı tekniklerine değindiğimiz başlık sonrası, burada da endüstriyel baskı teknolojilerine yer vereceğiz. Geleneksel baskı teknikleri, sanatsal baskı teknikleri olarak da geçer ve kitle iletişimi amacıyla kullanılacak ürünler hazırlama kaygısı yoktur. Masaüstü yayıncılık sistemleriyle hazırlanan grafik tasarımların çoğaltımı amacıyla kullanılanlar ise endüstriyel baskı teknikleridir. İyi bir grafik tasarımcı endüstriyel baskı tekniklerinin özelliklerini ve bu tekniklerin ne tür işlerin baskılarında kullanıdıklarını bilmelidir. Çalışacağı bir grafik ürününün hangi baskı tekniği ile çoğaltılacağını öngörmelidir ki o baskı tekniğine uygun bir tasarım gerçekleştirebilsin. Aksi takdirde hazırlayacağı bir tasarım estetik açıdan ne kadar iyi olursa olsun teknik açıdan uygulanabilir olmayacaktır (Mazlum, 2006: 121). Endüstriyel baskı teknolojileri 5 ana başlık altında incelenmektedir: 1. Yüksek baskı: Tipografik baskı, flekso baskı 2. Düz baskı: Ofset baskı 3. Çukur baskı: Tifdruk baskı, tampon (pad) baskı 4. Şablon baskı: Serigrafi baskı 5. Dijital baskı: Computer to press (direkt baskı)

Ofset Baskı

Ofset ya da ofset litografi olarak da adlandırılan ofset baskı, bir baskı plakası üzerine mürekkebin kauçuk bir silindir üzerinden geçtiği ve ardından kağıda veya başka bir malzemeye aktarıldığı yaygın olarak kullanılan baskı tekniğidir. Kauçuk silindir, ahşap, kumaş, metal, deri ve pürüzlü kağıt üzerine baskı yapılma olanağı sağlaması açısından büyük bir esneklik sağlar. Ofset baskıda basılacak olan madde ne baskı plakasının yüzeyinin üstüne çıkarılır ne de altında yer alır. Bunun yerine basılacak madde plaka ile aynı hizadadır. Bu sebeple ofset baskı düz baskı (planografik) bir baskı yöntemi olarak sınıflandırılır. Ofset litografi, basılı materyaller oluşturmanın en yaygın yollarından biridir. Gazeteler, dergiler, broşürler, kırtasiye malzemeleri ve kitaplar bu baskı yöntemi ile yapılır. Diğer baskı yöntemleriyle karşılaştırıldığında ofset baskı, az bakım gerektirir ve yüksek kalitede baskıları ekonomik olarak üretir.

Tipografik Baskı

Tipografik baskı olarak da adlandırılan tipo baskıda görüntüyü oluşturmak için yükseltilmiş metal plakalar kullanılır ve kabartmalı baskı yoluyla görüntü oluşturulur. Tipo baskı, baskı tekniklerinin en eskilerinden biridir ve Gutenberg’in zamanından (1450’den) 20. yüzyılın başlarında ofset baskının gelişmesine kadar en önemli olan tekniktir. Özellikle flekso baskı, daha düşük maliyetle daha yüksek kalitede baskı üreten esnek kauçuk levhalar kullandığı için tipo baskının önüne geçmiştir.

Flekso Baskı

Flekso baskı (fleksografi), mürekkebin esnek kauçuk baskı plakaları aracılığıyla çeşitli yüzeylere uygulandığı döner

baskı şeklidir. Flekso baskıda kullanılan mürekkepler, buharlaşma yoluyla hızla kurur ve gıdalarla doğrudan temas eden ambalaj paketlerinin kullanımı için güvenlidir. Başlangıçta ise flekso baskı makineleri kalite açısından yeterli değildi. Yüksek kalite gerektiren etiketler genellikle ofset baskı ile gerçekleştiriliyordu. 1990’dan bu yana, flekso baskı makineleri, baskı kalıpları ve mürekkep sistemleri ile baskı kalitesinde büyük ilerleme kaydetmiştir.

Tifdruk Baskı

Tifdruk baskı, kaliteli baskıya imkan veren bir seri baskı tekniğidir. Tifdruk baskının başlıca özelliği net, yumuşak ve kopyaları birbirinden ayrımsız baskı vermesidir. Bunun nedeni ise gerek tipo baskıda gerekse ofset baskıda mürekkebin merdanelere oradan da baskı kalıplarına akımı musluklar aracılığıyla vermesi ve genelde elle ayarlanmasıdır. Bu bakımdan ne kadar dikkat edilirse edilsin boya akımında dengesizlikler olabilmektedir. Tifdruk baskı sisteminde kalıp boya haznesinin içinde döndüğünden göz kararı ayarlama söz konusu değildir. Kalıp her seferinde eşit miktarda mürekkep almaktadır. Bu nedenle de baskılar net ve birbirine denk olur. Tifdruk baskının en önemli özelliklerinden biri de kalıplarının çok yüksek tirajlara dayanıklı olmasıdır.

Tampon Baskı (Pad Baskı)

2. Dünya Savaşı’nın ardından saat yapım endüstrisinde ilk kez yer edinen silikon tamponlar 1960’ların sonundaki gelişmelerle birlikte çok daha pratik hale geldi. Tampon baskı sayesinde daha önce yazdırılamayan yüzeylere baskı yapma imkânı elde edildi ve seri üretimde sık kullanılan bir yöntem oldu. Tampon baskının kullanıldığı ürünlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Tıbbi cihazlar (şırıngalar, cerrahi aletler vb.), şeker, kozmetik ambalajlar (krem kutuları, parfüm şişeleri vb.), golf topu logoları, oyuncaklardaki grafikler, promosyon hediye ve eşantiyonlar, teknolojik aletler (mouse, kulaklık vb.). Bu ürünler net ve düzgün bir yüzeye sahip olmadığından dolayı tampon baskı için uygundur.

Serigrafi (Screen) Baskı

Geleneksel baskı sistemleri içerisinde de yer verdiğimiz serigrafi baskı, grafik sanatlarda kullanımının yanı sıra endüstriyel amaçla da yaygın olarak kullanılmaktadır. Hemen hemen her türlü materyale baskı yapabilmesi serigrafi baskı tekniğinin en önemli avantajlarındandır. Ağaç, cam gibi materyallere serigrafi baskı tekniği ile baskı yapılabilmektedir. Sanatsal çalışmalarda hâlen elle hazırlanmış şablonlara rastlanmasına rağmen endüstriyel serigrafide fotomekanik yöntemlerle hazırlanmış şablonlar kullanılmaktadır.

Dijital Baskı

1990’lı yıllarla birlikte teknolojinin gelişmesi baskı endüstrisini de etkilemiş ve birtakım gelişmelerin gerçekleşmesini sağlamıştır. Dijital baskı sistemleriyle birlikte artık dijital tabanlı bir görüntü doğrudan


yazdırılabilir hâle gelmiştir. Dijital baskı sistemleri de kendi içlerinde farklı uygulamalara ve türlere sahiptir.

Baskı Endüstrisindeki Yeni Teknolojiler

Son yıllarda teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte projeler için birçok seçenek ortaya çıktı. Hem küçük hem de büyük işletmeler bu rekabetçi sektörde makine ve yazılım endüstrisinde güncellemeler gerçekleştirdi. Yeni geliştirilen baskı teknolojileri de insanların ilgisini çekti. Bunlardan birkaçı aşağıdaki şekildedir:

• Dijital mürekkep püskürtmeli bBaskı • 3D baskı • Hibrit baskı teknolojisi

Yeni baskı teknolojileri matbaacılar için çok büyük fırsatlar sunuyor. Matbaada ortaya çıkan son yeniliklerle birlikte yazılımlar daha akıllı hâle geliyor ve bu sebeple de pazar payı büyüyerek daha erişilebilir olacak.

Bilgi ve İletişim Çağında Dijital Baskı Sistemleri

artık dijital görüntüleme ve baskıyla, mürekkep püskürtmeli yazıcısı olan herkes istediği zaman, istediği yerde laboratuvar kalitesinde, renkli baskıları kendi başına yazdırabilir hâle geldi. Bu durum bir nevi görüntülerin daha demokratikleşmesi anlamı da gelir. Dijital baskı 1982’deki ilk tanıtımından bu yana, en hızlı gelişen baskı çeşitlerinden biridir.

Dijital Baskının Tanımı

Dijital baskı, geleneksel baskı yöntemlerinden farklı olarak dijital görüntüleri doğrudan kâğıt, kanvas, kumaş ve kart stoğu gibi çeşitli ortam türlerine aktarma işlemidir. Farklı bir ifadeyle bir baskı kalıbı olmaksızın dijital malzemenin fiziksel bir yüzeyde dorudan üretimidir (Ambrose ve Harris, 2012: 73).

Dijital Baskı Sistemlerinin Tarihi

1439, Alman iş insanı Johannes Gutenberg, bir pres yarattığında kitapların seri üretime başlamasından bu yana geçen zaman göz önüne alındığında 1993’ten günümüze geçen süre tarihsel olarak çok daha kısa bir sürece işaret eder. 1977’de Benny Landa, Indigo adını verdiği dünyanın en hızlı fotokopi makinesini geliştirir ve daha sonra fotokopi makinesinin mürekkebi olan Electroink’in yazıcılarda da kullanılabileceğini keşfeder. Electroİnk, İzopar adı verilen görüntüleme yağında asılı küçük parçacıklara sahiptir. Parçacıklar kâğıt yüzeyinde ince bir plastik tabaka oluşturur. Bu mürekkebi kullanan Landa, 1993 yılında Indigo olarak da adlandırılan dünyanın ilk dijital renkli yazıcısını piyasaya sürer.

2000 yılında Hewlett Packard (HP) Şirketi, Benny Landa’nın şirketine, işletmenin %13’ü tutarında büyük bir yatırım yapar ve ertesi yıl kalan hisseleri satın alır. Landa’nın o yıllarda “Vizyonumuz her zaman baskı endüstrisini dijital çağa yönlendirmek ve İndigo teknolojisinin ticari pazara yayıldığını görmek olmuştur.” ifadesi dijital baskının yaygınlaşma potansiyelinin işaretidir.

Dijital Baskının Avantajları

Dijital baskının büyümesi, müşterilere sunduğu iddia edilen birçok fayda ile ilişkilendirilebilir:

• Yeşil/Çevre dostu • Hızlı • Uygun maliyetli • Kısa süreli baskı • Daha etkili pazarlamaya olanaklı

Dijital Baskı Çeşitleri

Maliyet, pazar payı ve kullanım alanı bakımından en yaygın kullanılan dijital baskı çeşidi elektrofotografik dijital baskı ve inkjet baskı sistemleridir. Bunlar dijital baskıda iki ayrı teknolojiyi de işaret eder.

Elektrofotografik Dijital Baskı Sistemi

Elektrofotografi, her ikisi de aynı ilkeleri kullandığından hem fotokopi hem de lazer baskıyı kapsar. Elektrofotografik baskılarda, baskıları yapmak için ofis fotokopileri üretmek için kullanılan işlemin aynısı kullanılır. Elektrofotografide toner kağıt tabanına aktarılır ve ardından yerinde kaynaştırılır. Kağıt genellikle kaplanmamıştır ve görüntüler, dayanıklı bir polimer bağlayıcı malzeme ile kağıda kaynaşmış pigment parçacıklarından oluştuğu için oldukça sağlam ve dengelidir. Bu teknoloji, fotoğraf kalitesinde baskı için inkjetten daha az kullanılmaktadır. Elektrofotografi, var olan en yaygın darbesiz baskı teknolojisidir. Xerox ve Canon gibi birçok şirket, 1939’dan itibaren Chester Carlson’ın bir icadına dayanan elektrofotografik prensibin varyantlarını kullanmaktadır.

İnkjet Baskı Sistem

İnkjet teknolojisinde mürekkep damlacıkları, mürekkep tanklarından gelen mürekkebi püskürtmeyi sağlayan nozzle adı verilen ağızlardan baskıaltı malzemesi üzerine aktarılarak görüntü oluşturulur. Bu teknolojideki yazıcılar baskı yapabilmek için sıvı mürekkep kullanır. İnkjet baskı, fonksiyonel malzemeler kullanılarak mikro ve nano imalat için giderek daha uygun maliyetli ve esnek bir yöntem olarak kabul edilmektedir (Haverinen, Myllylä ve Jabbour, 2010: 87-89). Mürekkep püskürtmeli baskı teknolojisinin tüm avantajlarına rağmen, nozul tıkanması her zaman büyük bir sorun olmuştur çünkü mürekkep püskürtmeli baskı mürekkepleri, baskı işlemi sırasında yığılan, bir araya toplanan ve çökelebilen çözünmeyen mikro veya nanopartiküller içerir.

Ünite 1 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç