yanı, Anadolu’da meydana gelen tezkirelere modellik Eski Türk Edebiyatının Kaynaklarından Şair etmiş olmasıdır. Tezkireleri Macalisü’n-Nefais, Baharistan, Tezkire-i Devletşah aynı Eski Türk edebiyatının en önemli kaynakları o dönemin zamanda ‘Herat okulu tezkireleri’ olarak da adlandırılır. edebi eserleridir. Mesneviler ve divanlar bu eserlerin Bugün Afganistan sınırları içinde bulunan Herat, 15. başında gelir. Bunlara ek olarak şiir mecmuaları da o yüzyılın ikinci yarısında Çağatay devletinin ve bölgenin dönemin manzum eserlerini içermektedir. Eski Türk en önemli kültür merkeziydi. Camî, Devletşah ve Nevayî, edebiyatı şiir ağırlıklı olmasına rağmen edebî değer Herat ekolünün başlıca temsilcileridir ve ortaya taşıyan mensur eserlerin sayısı da kayda değerdir. koydukları bu eserlerle, daha sonra Osmanlı devletinde Türk edebiyatı tarihi açısından başlıca kaynaklar, şair ve ortaya çıkacak şair tezkirelerinin türünü derinden yazarların edebî eserleri başta olmak üzere, tezkireler, etkilemiş ve edebî biyografiye hız kazandırmışladır. çeşitli biyografi kitapları, tarihler, bibliyografyalar, Bu biyografiler, konularına ve bakış açılarına göre küçük sözlükler, seyahatnameler ve belagat kitaplarıdır. Ancak, farklılıklar gösterse de ortak bir medeniyetin ürünü şair tezkirelerinin biraz daha ayrıcalıklı yeri vardır çünkü oldukları için belli ortak noktalara sahiptirler. Kişiler tezkireler hem şairlerin biyografilerini hem de şiirlerinden ancak belli bir yaşa gelince biyografisi yazıldığı için örnekler içerir. genellikle doğum tarihleri bulunmaz, ancak isimleri, Arapça z k r kökünden türemiş olan tezkire sözcüğü, kronolojik unsurlar, özellikle de ölüm tarihleri titizlikle “hatırlamaya vesile olan şey” anlamına gelir. Dilimizde tespit edilmeye çalışılmıştır. Bilim adamlarının eğitimleri, ise şu anlamlarda kullanılmıştır: Küçük mektup, pusula, başlıca hocaları ve eserleri, şairlerinse şiirlerinden bir iş için izin verildiğini bildiren veya bir konuyu ispata örnekler verilir, edebî kişilikleri ortaya konmaya gayret yarayan belge, askerlik görevinin bittiğini bildiren belge, edilir. Özetle, tezkire geleneği bütünüyle insan unsuruna aynı şehirdeki resmi daireler arasındaki yazışma pusulası, yöneliktir. makamlar arasında gidip gelen kısa yazı. Tezkire aslında, Çağatay edebiyatında Nevayî ile başlayan tezkire başta şairler olmak üzere, belli bir meslekte tanınmış geleneği, kısa süre sonra Osmanlılara geçmiştir. Özel kişilerin velilerin, hattatların, mimar ve musiki ustalarının, tarihler dışında bizde müstakil biyografi kitabı olarak hatta usta bir çiçek yetiştiricisinin hayat ve sanatından söz kaleme alınan ilk örnek, Lamiî’nin Nefahatü’l-üns’ün eden edebî türün adıdır. Şairlerin toplandığı bu tür tercüme ve zeylini içeren Fütuhu’l-mücahidin li Tervihi biyografik eserlere tezkire-i şuara, tezkiretüş-şuara ya da Kulubi’l-müşahidin adlı eseridir. Şairler tezkiresi olarak sadece tezkire denilir. ilk örnek ise Sehî Bey tarafından yazılmıştır. Sehî Bey’den Büyük uygarlıklar, eğer din birliği üzerine kurulmuşlarsa, sonra özellikle Latifî ve Âşık Çelebi şair biyografilerinin içlerindeki farklı kültürleri ve onların edebî gelenekleri de çok başarılı örneklerini verdiler büyük ölçüde birbirine benzetir. Bunun en belirgin Osmanlı biyografisi daha önce var olan bir geleneğin örneklerinden biri tezkiredir. izleyicisidir ve üç ana bölümden oluşur: Arap edebiyatındaki biyografik çalışmalar, tabakat 1. Mukaddime (önsöz): Başlangıç bölümüdür. Bu kitaplarında toplanmaktaydı. Tezkire türünün kökeni bu bölümde yazar Tanrı’ya hamd, Peygambere dua kitaplara dayanmaktadır denilebilir. Tabakat sözcüğünün ettikten sonra kitabını ne için yazdığını anlatır. kelime anlamı üst üste konulmuş şeyler, sınıf, nesil, Bazen tezkireci eserini hangi yöntemleri kuşaklardır. Edebiyat terimi olarak ise ayna çağda kullanarak yazdığını ve eserine girecek isimleri yaşamış, aynı bilim dalıyla uğraşmış kişilerin nasıl seçtiğini de anlatır. Bu yüzden, tezkirelerin biyografilerinin anlatıldığı eserlerin genel adıdır. İslam bir bölümünün mukaddimesi orjinal birer poetika tarihçilerinin Hz. Peygamberin hayat ve hadislerine dair denemesi gibidir. (Poetika, bir sanat dalı üzerine yaptığı çalışmalar, biyografinin bir bilim dalı olarak İslam üretilen düşünce ve teoriler bütünüdür.) dünyasında çok önemli bir yer tutmasını sağlamıştır. İslam 2. Biyografiler: Bu bölüm kendi arasında birkaç tarihinin ilerleyen dönemlerinde biyografi alanı serbest kısma ayrılabilir. Tezkirecilerin çoğu, hanedan tarihçilere kalmıştır. mensuplarını ayrı bir bölümde ele almıştır. Tezkire Türünün Tarihsel Gelişimi Tezkirenin çatısını meydana getiren şairler Türk edebiyatında tezkire türüne ilk örnek, Ali Şir Nevayî bölümünde Osmanlı ülkesinde yetişmiş ve tarafından Çağatay Türkçesi ile yazılmış olan Macalisü’n- Türkçe şiirleriyle tanınmış şairler alır. Şairlerle Nefais’tir. Bu eser, yazarın ‘meclis’ adını verdiği sekiz ilgili verilen bilgilerin detaylı olup olmaması, bölümden ve bir önsözden oluşmaktadır ve Camî’nin tezkirecinin şaire zaman ve çevre olarak yakınlığı Farsça yazdığı Baharistan adlı biyografik eseriyle ve ve tezkirecinin bakış açısına bağlı olarak Devletşah’ın Tezkire-i Devletşah adlı şair tezkireleriyle değişiklik göstermektedir. benzerlikler taşır. Çağatay edebiyatı, özellikle de İran 3. Hatime: Tezkirenin sonuç bölümüdür. Bu edebiyatı için çok önemli bir kaynaktır. Ancak asıl önemli kısımda tezkireci, eserini yazarken karşılaştığı sıkıntıları anlatır, eserini başarılı kılması için
Tanrı’ya yakarır, okuyandan ve yazandan Şekilde meydana gelen bu değişiklikler, giderek antoloji beklentilerini sıralar. tipi tezkireler diyebileceğimiz bir tarzın doğmasına sebep olmuştur. Bu tarzın temsilcileri Faizî, Yümnî, Seyrekzade 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar devam eden Asım, Beliğ, Silahdarzade Mehmet Emin ve Şefkat'tir. tezkire türü, bu zaman içinde farklı şekillerde karşımıza çıkar. Bu eserler, Herat ekolü tezkirelerini örnek alsalar 18. yüzyıl ise kendinden önceki döneme bir tepki ve 16. da, başta tertip tarzı olmak üzere birçok değişikliğe yüzyılın mükemmel örneklerine bir özentidir. Biyografiler uğramışlardır. Herat tezkireleri tasniflerini tabaka üzerine tekrar 16. yüzyıldaki gibi uzamış, fakat örnek şiirlerde kurarken, bizde Latifî bu işi pratikleştirmiş ve şairleri azalma olmuştur. Bu tarzın örnekleri Safayî, Sâlim ve alfabetik olarak sıralamaya başlamıştır. Daha sonra bu Râmiz ile Mucib sayılabilir. çağdaş yöntem, Türk tezkireciliğinin vazgeçilmez tertip Tezkireler, çeşitli sanatlar ve secilerle işlenerek kaleme tarzı olmuştur. alındıkları için kendileri de birer edebî eserdirler. Başka bir ekol olan Âşık Çelebi, kendisinden sonra pek Biyografik künye yazıcılığını esas aldığından, yazarı takipçi bulamamıştır, çünkü tertip tarzı kullanışsızdı ve ortaya koyduğu eserden daha önde tutar ve insan unsuruna ortaya koyduğu geniş biyografi yapısı çok özel yetenekler yönelir. Tezkirelerde, verilen örneklerden önce şairin gerektirmekteydi. sanatına yönelik önemli değerlendirme unsurlarına da
Sehî ve Ahdî dışındaki 16. yüzyıl tezkirecileri, şairlerin rastlanır.
kendilerine has bir sınıf olduğuna, meslek ve diğer sosyal Kuşkusuz tezkirelerde verilen bilgiler bugünkü biyografi ölçülerine bakılmaksızın bir bütün olarak ele alınmaları ölçülerine göre eksiktir. Ama Batı ülkeleriyle mukayese gerektiğine inandılar. Bu görüş 18. yüzyıla kadar sürdü, edildiğinde bu anlayış kendi çağının çok önündedir. Bu ancak bu birikim bu yüzyılda Esrar Dede ve Âkif’i kendi önemli özelliklerine rağmen tezkire birikimi, başka benzer çevrelerinin şairlerini bir tezkirede toplamaya götürdü. birikimler gibi çağdaş bir organizasyona dönüşmemiş ve Bunu daha sonra Ali Emirî Efendi sadece aynı şehirde çağdaş biyografi bize tamamen Batı’dan gelmiştir. Belki doğan şairlerin biyografilerinden ibaret tezkireler (Tezkire- bunun tek istisnası, gençliğinde klasik biyografi ile i Şuara-yı Amid ve İşkodra Şairleri) yazarak takip etti. yakinen ilgilenen Behçet Necatigil’in (ö.1979)
19. yüzyıl, toplumun kendi medeniyetinden kuşkuya Edebiyatımızda isimler Sözlüğü (y.1960) adlı çalışması ile düştüğü, buna bağlı olarak da yenilik arayışlarının geniş bir ekip tarafından genel ağ üzerinden kullanıma derinleştiği dönemdir. Toplumda derinden hissedilen açılan Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü adlı proje ikilem biyografiye de yansıdı. Esat Efendi, Ârif Hikmet ve sayılabilir.
Fatin klasik geleneği sürdürürken, Tevfik ve Mehmet Son yallarda tezkireler üzerinde pek çok akademik Tevfik mevcut birikimi değerlendirip bütün Osmanlı çalışmalar yapılmış olup hemen hemen tamamı Latin şairlerini tek bir eserde toplamaya çalışmış, ancak başarılı harflerine çevrilerek yayınlanmıştır. Bu yayınlar sahadaki olamamıştır. önemli bir boşluğu doldurmuştur.
Türkçe şair biyografisi yazma geleneği Doğu Türk Edebiyatında İlk Tezkire Örnekleri Türkçesi’nde başlamış, fakat bu yazı dilinde gelişimini sürdürememiştir, 16. yüzyıldan sonra yeni bir örnek Ali Şir Nevayî- Mecalisü’n-Nefais üretilememiştir. Tezkirenin bu coğrafya yerine Osmanlı Türk tezkirecilik geleneği Herat’ta başlar. Bugün Devleti içinde devam edebilmesinin sebebi, uzun ve Afganistan sınırları içinde bulunan Herat şehri, Timur istikrarlı bir devletin varlığı olarak açıklanabilir. zamanında önemli bir kültür merkeziydi. Sultan Baykara
Tezkirelerin hedef şair kitlesi zaman içerisinde farklılık etrafında toplanan sanatkarlar adeta bir ekol meydana göstermiştir; en başta kendilerinden önce yetişmiş şairleri getirir.
ele alan tezkireciler, daha sonra çağdaşları olan şairleri Türkçe yazılmış ilk şairler tezkiresi Ali Şir Nevayî’nin eserlerine almışlardır. 18. yüzyılda belirli bir zümreye ait Mecalisü’n-nefais adlı eseridir. olan ya da coğrafyada yetişen şairleri seçme eğilimi ortaya Ali Şir Nevayî, Mecalisü’n-nefais’i yazarken yalın fakat çıkmıştır. Geleneğin son örnekleri ise başlangıcından estetik bir dil kullanmıştır. Şairler hakkında sadece sonuna kadar divan edebiyatının şair kadrosunu bütünüyle söylenmesi gerekenler belirtilmiştir. Mecalisü’n-nefais bir tespit etme gibi bir amaçla kaleme alınmıştır. önsöz ve 8 tabakadan oluşur. Ali Şir Nevayî, eserinin her 16. yüzyıl tezkirelerinin bir özelliği, ele aldıkları şairlerin tabakasına meclis ismini vermiştir: büyük bölümünün kendi dönemlerinden önce yaşamış • Birinci Meclis: Ali Şir Nevayî’nin zamanlarının olmalarıdır. Bu yüzden biyografiler, toplanan bütün sonuna yetiştiği ancak tanışamadığı 46 şairden bilgileri ihtiva ettiklerinden, uzundurlar. Ancak, örnek oluşmaktadır. şiirler ortalama biyografinin üçte biri kadar bir bölümü kapsar. 17. yüzyıl tezkirecileri ise daha çok kendi • İkinci Meclis: Ali Şir Nevayî’nin bazılarıyla çağdaşlarını kaleme almışlardır. Biyografiler kısalmış, küçüklüğünde tanıştığı, bazılarıyla sohbet ettiği buna karşılık, örnek verilen şiirler artmıştır. Riyazî 93 şairden oluşmaktadır. Hepsi 1491’den önce Tezkiresi, bu iki yüzyıl arasında bir geçiş dönemi eseridir. ölmüşledir.
• Üçüncü Meclis: Ali Şir Nevayî’nin zamanında ve böylece birçok şairi unutulmaktan kurtarmasıdır. Bu üne kavuşan 173 şairi anlatır. Nevayî bazılarıyla tezkire, Osmanlı edebiyatının ilk devirlerindeki şairlerin tanışmış, bazılarıyla dostluk kurmuştur. çoğu hakkında bilgi veren tek kaynaktır. Ayrıca bu eserle • Dördüncü Meclis: Dönemin tanınmış 73 bilginini Sehî Bey, Anadolu’daki şuara tezkireciliğini başlatmış ve anlatır. kendisinden sonra gelenlere örnek olmuştur.
• Beşinci Meclis: Horasan ve başka yerlerin mirzadelerinden oluşur. 23 kişi anlatılmıştır. • Altıncı Meclis: Horasan dışında yaşamış 31 ulu kişiden oluşmaktadır. • Yedinci Meclis: 22 sultanlar ve şehzadeden oluşur; bazıları şairdir, bazıları güzel şiir okurdu. • Sekizinci Meclis: Bu bölümde Hüseyin Baykara anlatılmıştır. Ayrıca bu meclisin sonunda bulunan Halvet başlığı altında Mevlana Lutfî ve Mevlana Kabulî hakkında bilgi verilmiştir.
Mecalisü’n-nefais’i oluşturan bu 8 tabakada çoğunlukla Herat, Horasan ve Azarbaycan’da yaşayan, 46’sı Türkçe şiir söyleyen, toplam 459 şair yer almaktadır.
Ali Şir Nevayî, tezkiresini hazırlarken şairler hakkında uzun uzadıya bilgi vermekten kaçınmıştır. Bu bakımdan bilgiler kendi ifadesiyle muhtasardır. Sadece söylenmesi gerekenler belirtilmiştir. Bazen bunlar bir cümleye sığdırılmış bazen de şairin sadece nereli olduğu söylenmekle yetinilmiştir. Bu durum daha ziyade üçüncü meclisteki şairler için geçerlidir.
Sehî Bey- Heşt Behişt
Sehî Bey, Kanuni’nin divan katibi olarak 7 yıl görev yaptıktan sonra Kapıkulu sipahi bölüğünde görev yaptı. Ardından, Edirne’de vakıf işlerinin idaresinde görev aldı. Sehî Bey, divan sahibi olmasına rağmen daha çok tezkiresiyle tanınır. Anadolu sahasında şairler tezkiresi yazma geleneği Sehî Bey’in 1538 yılında tamamladığı Tezkire-i Sebî olarak da bilinen Heşt Behişt ile başlar.
Heşt Behişt, bir önsöz, her birine behişt (cennet) adı verilen sekiz tabaka ve bir hatimeden meydana gelmiştir. Sehî Bey, sekiz tabakaya ayırdığı eserinde, her tabakada ele alacağı şairlerin sınıf ve sınırını, tabaka başına koyduğu küçük bölümle izah etmiş, tabakanın sonuna eklediği tetimme ile de yazdığı bölümdeki şairlerin özelliklerini özetlemiştir. Şairlerin sıralamasında herhangi bir tertip gözetilmemiştir. Sehî Bey, model olarak Ali Şir Neyavî’nin Mecalisü’n-nefais’ini almış ve bunu da eserinin önsözünde açıklamıştır.
Heşt Behişt’te bulunan 241 şair hakkında fazla bilgi verilmemiş, hayatları kısaca anlatılmış, şiirleri ve sanatları konusunda birkaç söz söylenmiş ve örnek şiirlerinden birkaç beyit alınmıştır. Sehî Bey’in değerlendirmeleri çoğu kez yüzeysel kalmıştır. Hemen hemen tüm şairler için çok benzer sözler kullanmış, benzer yargılara varmıştır. Eserinde, şairlerin ancak tanınmış olanlarına yer vermiştir. Dili süs ve özentiden uzak, sade ve açıktır; ancak bazen cümleleri yarım ve eksik bırakmıştır.
Heşt Behişt’in en önemli tarafı, Osmanlı Devleti sınırları içinde yetişen şairleri ilk kez bir tezkire halinde toplaması