Uygurlar ve Doğu Türkistan/Şincan Kumul ayaklanması (1931); Mahmut Muhiti öncülüğündeki Turfan ayaklanması (1933); Mehmet Emin Tarihî kökene sahip Türk halklarından biri de Uygurlardır. Buğra öncülüğündeki Hoten ayaklanması (1933)dır. Bu Türkçe kaynaklarda Uygur adı ilk defa Bilge Kağan ayaklanmalar sonucunda 1933’te Kâşgar’da Şarki yazıtında, Uygur ilteberi’nin adında geçmektedir. Çin Türkistan İslam Cumhuriyeti kurulur ve bir yıl sonra bu kaynaklarında ise Hui-hu, Hui-ho, Hoei-ho, Wei-ho, Wei- hükûmet sona erer. 1944’te İli’de çıkan ayaklanmanın wu gibi çeşitli şekillerde geçer. Ebulgazi Bahadır Han’ın, ardından 12 Kasım 1944’te bu kez Şarki Türkistan Şecere-i Türk adlı eserinde ise Uygur adının, “itaat edici” Cumhuriyeti ilân edilir. 1949’da Milliyetçi Çin anlamına geldiği ve uy- kökünden geliştiği belirtilir. hükûmetinin sona ermesiyle Komünist Çin yönetimi
8. yüzyılın ilk yıllarında Köktürk Devleti’nin hâkimiyeti başlar ve 1955’te Doğu Türkistan, Xin-jiang Uygur Özerk altında yaşamaya başlayan Uygurlar, 745 yılında Köktürk Bölgesi adını alır. Bölgenin başkenti Dixua’nın adı ise Kağanlığı’na son vererek Ötüken Uygur Kağanlığı’nı Ürümçi olarak değiştirilir.
kurarlar. Orhun bölgesinde kurulan bu devlet, 840’ta Doğu Türkistan’da en yaygın din, İslamiyet’tir. Bu Kırgızlar tarafından yıkılır. Bu yenilgiden sonra Uygurlar, bölgede yaşayan Uygur, Kırgız, Kazak, Döngen, Tacik, güneye ve güneybatıya göç ederler. Güneye gidenler, Özbek, Tatar, Salar halkları İslam dinine mensuptur. Kansu’ya yerleşerek Kansu Uygur Devleti’ni kurarlar. Bunun yanında Lamaizm, Budizm, Hristiyanlık ve Güneybatıya giden 15 Uygur boyundan bir kısmı Şamanizm gibi dinler de mevcuttur. Tibetlilere bağlanır. Asıl büyük grup ise Beş Balık, Karaşar, Hoço ve Turfan şehirlerine yerleşerek Hoço Yeni Uygur Türkçesi ve Alfabe Uygur Devleti’ni kurarlar. 840 göçünden sonra Uygurlar, Bugünkü Uygur Türkçesi, Eski Uygur, Karahanlı ve hâkimiyetlerini doğuda Hami’ye, batıda Kaşgar’a kadar Çağatay Türkçesinden gelişmiştir. Yeni Uygur Türkçesi, genişletirler. Bu kalabalık Uygur göçüyle Turfan, Hoço, 15. yüzyılın başlarından 20. yüzyılın başlarına kadar Beş Balık, Hami ve Kâşgar’da Türk nüfusu çoğalır ve devam eden Çağatay Türkçesinin modern devamı Doğu Türkistan dediğimiz ülke tamamen bir Uygur niteliğindedir. Müşterek Orta Asya Türkçesi olan Çağatay Devleti hâline gelir. Bu göçe maruz kalan Uygur boyları Türkçesi, 1930’lu yıllara kadar Uygur Nizariy, Uygur arasında Yağmalar da vardır. Onlar muhtemelen daha edebiyatına klasik şark edebiyatındaki hamse örneğini de batıya gitmişler; Kâşgar ve civarına yerleşmişlerdir. Bir kazandırmıştır. Nevaî’nin hamsesinden ilham alarak görüşe göre Karahanlı Devleti, Yağmalar tarafından Mahzun-Gülnisa ve Rabia-Sedin adlı destanları da kurulmuş; bir başka görüşe göre Karluklar, kağanlıklarını yazmıştır. Nizariy, özellikle Rabia-Sedin adlı destanda ilân etmişlerdir. Doğu Türkistan daha sonra Moğol dönemin sosyal düzenini, insanlar arasındaki eşitsizliği ve istilasına maruz kalmış; 1210 yılında Doğu Türkistan adaletsizliği büyük bir ustalıkla dile getirmiştir. Destanda Cengiz İmparatorluğuna katılmış- tır. 1227’de Cengiz’in zengin bir ailenin kızı olan Rabia ile fakir bir ailenin ölümünden sonra ise Çağataylara bağlanmıştır. Çağatay’ın çocuğu olan Sadin’in hazin hikâyesi anlatılmaktadır. ölümün- den sonra Cengiz’in çocukları arasında taht kavgası meydana gelmiş; daha sonra Çağatay Hanlığı, XIX. Yüzyıl Uygur Edebiyatı Barlas ve Duğlat kabilesi olarak ikiye bölünmüş ve Klasik şark eserlerine nazire yazma geleneği, Kâşgarlı Çağatay Han’ın soyu bu iki kabile ile devam etmiştir. Ziyayi ve Geribiy ile devam etmiştir. Ziyayi’nin Ḳayġuli Çağatay’ın ve Timur’un birkaç kuşaktan torunu olan Seyit Ḫeber “Kaygılı Haber” ve Tört Derviş “Dört Derviş” adlı Han, 1514’te Artuş üzerinden Kâşgar’a doğru ilerler; eserleri bu tür örneklerdendir. Denizden çok uzaklarda Kâşgar, Hoten ve Yarkent şehirlerini ele geçirerek Seidiye yaşayan şair, Mesud-Dilara destanında deniz yolculuğunu Hanlığı’nı (Yarkent Hanlığı) kurar. Kalmuklar 1674’te tasvir etmiştir. Ayrıca, şairin Vamık-Uzra adlı destanı da Ürümçi ve İli’de bir devlet kurarlar. Kalmukların hâkim mevcuttur. Geribiy’in Behram Şah destanı ise, Ali Şir olduğu bu devir “Hocalar Devri” olarak adlandırılmıştır. Nevaî’nin Seba-i Seyyâre “Yedi Gezegen” adlı eserine Bu tarihten sonra bölgenin bir bölümü Moğollar, bir nazire olarak yazılmıştır. 1841’de Kaşgar’da yazdığı bölümü Çinliler tarafından yönetilir. 1759’da Doğu Türkistan Çin’in saldırısına uğrar. 1865’te ise Yakup Bey, Kitab-ı Ġarib destanında kötülüğü, riyakârlığı, hıyaneti Hokand Hanlığı’na son vererek Kâşgar ve Yarkent’e eleştirir ve verdiği örneklerle halkını bu tür özelliklerden uzaklaştırmaya çalışır. Çiftçilik, demircilik ve hâkim olur; Hoten, Kuça, Turfan, Ürümçi ve Kumul’u da kuyumculuk gibi meslekler üzerinde durur; halkı, meslek hâkimiyeti altına alır. Osmanlı himayesine giren ve Rusya edinme hususunda bilinçlendirir. ile iyi ilişkiler kuran Yakup Bey, 1877’de vefat eder ve 1878’de Doğu Türkistan’ın tamamı Çinliler tarafından ele 19. yüzyıl Uygur edebiyatının bir başka temsilcisi Bilal geçirilir. 1884’te Çin imparatorunun emriyle Şincang/Xin- Nazım (1825-1900)’dır. Bilal Nazım, şiir yazmaya çok jiang “Yeni Toprak” adıyla İmparatorluğa bağlanır. küçük yaşlarda başlamıştır. Arapça ve Farsçayı çok iyi Mançu sülalesinin Doğu Türkistan’daki hâkimiyeti 1911 bilen şair, klasik şark eserlerine de hâkimdir. Nizamî, yılına kadar devam eder ve bu tarihten itibaren cumhuriyet Ömer Hayyam, Sâdî, Hâfız, Nevaî ve Fuzulî’nin eserlerini rejimi kurulur. Çinli yöneticilerin halk üzerindeki baskıları okuyarak yetişmiştir. Gerçek hayatı şiirleştirmesiyle sonucunda 1930’lu yıllarda çeşitli halk ayaklanmaları dikkat çekmiş; hayatın içindeki sorunların, zenginlik ve meydana gelir. Bunlar; Hoca Niyaz Hacı öncülüğündeki fakirliğin, dostluk ve düşmanlığın şiir hâlinde halka
ulaşmasını sağlamıştır. Bilal Nazım, o yıllarda sadece kaynaktır. Bu kitabın bir başka özelliği ise Doğu Doğu Türkistan’da değil, Rusya’da da tanınmıştır. Çünkü, Türkistan’ın büyük şehirleri ve bu şehirerde bulunan cami, bazı şiirleri Petersburg ve Kazan’da da basılmıştır. Gezat medrese, mezarlık ve halkın kutsal saydığı diğer mekânlar Der Mülki Çin destanında Uygur halkının millî hakkında bilgi vermesidir. Tarih kitapları, Kazan ve Doğu mücadelesini ve kahramanlığını anlatır. Türkistan’da basılmıştır.
Aynı yıllarda Kuçar ayaklanmasını ve halkın zaferini ise 1930-1940’lı Yıllarda Uygur Edebiyatı Molla Şakir destanlaştırır. Molla Şakir Zafernâme adlı 1930’lu yıllarda Çin’deki siyasî gelişmeler sonucunda eserinde halkını ve savaşı tasvir etmiş; Aksu’daki devlet “Ceditçilik” hareketi zayıflamaya başlar. Buna tepki yöneticilerini eleştirmiştir. Seyit Muhammed Kaşi de olarak 1930’da Kumul’da meydana gelen halk Şerh-i Şikeste adlı destanında (1882) Uygur halkının ayaklanması, pek çok şair ve yazarın ismini öne yaşadığı sıkıntıları dile getirmiştir. Bu eser, N. N. çıkarmıştır. Abduhalik Uygur (1901-1933), Armiya Pantusov tarafından 1909 yılında Kazan’da Rusça ve Nimşehit (1906- 1972), Zunun Kadiri (1912-1989) Ehmed Uygurca olarak yayımlanmıştır. Sadir Pehlivan (1798- Ziyai (1913-1989) çağdaş Uygur edebiyatının ilk ve önde 1871) da yine aynı yıllarda destan ve koşmalarıyla meşhur gelen temsilcileridir. 1940’lı yıllarda çağdaş Uygur olmuş bir şairdir. edebiyatı Lutpulla Mutellip (1922-1945), Abdurehim Bu dönemde tercüme eserler de artmaya başlamıştır. Ötkür (1923-1995) gibi şair ve yazarları kazanır. Muhammetniyaz bin Gafur Kaş- gariy, ünlü tarihçi Mirza Bu şair ve yazarların aşağıda kısa biyografileri yer Haydar’ın Farsça eseri Tarih-i Reşidî’nin bir bölümünü; almaktadır: Şah Mu- hammed bin Nizamiy ise Firdevsî’nin Şehnâme adlı eserini tercüme etmiştir. Ali Şir Nevaî ile Lutfî’nin Abduhalik Uygur: Uygur’un Sen Kimniŋ Oġlisen, şiirlerinin ise mensur çevirisi yapılmıştır. Oylisaŋçu “Sen Kimin Oğlusun, Düşün Lütfen” adlı şiiri 1933’te meydana gelen Hoten ayaklanmasında marş XX. Yüzyıl Uygur Edebiyatı olarak okun- muştur. A. Uygur, kısa ömrüne rağmen pek Yakup Bey’in ölümünden sonra otuz üç yıl (1878-1911) çok şiir yazmış ve halkın mücadelesine şiirleriyle destek Çin yönetiminin baskısı altında kalan Uygurlar, 19. olmuş bir şairdir. 1933’teki Turfan ayaklanmasına bizzat yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başlarında dünyada meydana katılmış ve bu ayaklanmada şehit düşmüştür Vatanının ve gelen gelişmelerden etkilenerek tekrar bağımsızlık halkının hür ve medenî bir hayat sürmesi için yaşadığı mücadelesine girmişler ve bu mücadele sonu- cunda sürece mücadele etmiştir. Bu mücadele Oyġan “Uyan”, çağdaş Uygur edebiyatının temelin atmışlardır. Bu Gezep ve Zar “Öfke ve Çığ- lık”, Zulumġa Ḳarşi “Zulme bakımdan 20. yüzyıl, bu millî mücadeleyi konu alan Karşı”, Körüngen Taġ Yiraḳ Emes “Görünen Dağ Uzak eserlerin yoğunlaştığı bir dönemdir. Abdurrahman Han Değil”, Köŋül Ḫahişi “Gönül Arzusu” gibi şiirlerinde Goca Des- tanı, Uygur halkının o yıllarda maruz kaldığı hissedilir (bk. Abduhalik Uygur). bu baskı ve şiddeti anlatan en başarılı örneklerden biridir. Nimşehit: 1906 yılında Bay nahiyesinin Sayram köyünde Destanın oluşum tarihi muhtemelen 1905 ve 1911 yıllarına çiftçilikle uğraşan bir ailede dünyaya gelen Nimşehit, önce rastlar. Destanın ardından 1911’de Kumul’da Timur Helpe köyündeki dinî okulda eğitim alır ve daha sonra 1922’den öncülüğünde Kumul ayaklanması meydana gelmiş ve 1930’a kadar Bay ve Kuça nahiyelerindeki medreselerde Timur Helpe Destanı da bu şekilde ortaya çıkmıştır Seyit okur. İlk şiirleri halk şiiri tarzın- dadır. Kâşgar’a gittikten Noçi ve diğer Uygur aydınlarının Çin yönetimine ve sonra tanıştığı aydın kişilerin yardımıyla dönemin meşhur sömürgeci beylere karşı başlatmış oldukları mücadele ve bilim merkezi olan Hanliḳ Medris’e (Han Medresesi) bunun sonucunda 1911 yılında Ürümçi’de, 1912’de ise girer. Burada klasik Uygur edebiyatı, Arapça ve Farsça, Kumul’da meydana gelen halk ayaklanmaları ile çağdaş Arap ve Fars edebiyatını öğrenir; ayrıca, felsefe, tarih, Uygur edebiyatının temelleri atılmaya başlar. Doğu mantık ilimleriyle de uğraşır. Medrese yıllarında Envâru’l- Türkistan/ŞincanUygur Özerk Bölgesi’nde başlatılan Huda/Haḳiḳat Nurliri adlı kasidesini yazar ve bu eserle “Ceditçilik” hareketiyle birlikte okullar açılır ve yayıncılık meşhur olur. 1933’teki halk ayaklanmasına bizzat katılır faaliyetleri başlar. Bunlar arasında 1911’de Kâşgar’da ve yaralanır. Bu olaydan sonra nimşėhit “yarımcan” tarihçi Kutluk Şevki tarafından çıkarılan Aŋ “Fikir” mahlasıyla şiirler yazar. Nimşehit, klasik Uygur şiirinin gazetesini sayabiliriz. Bu gazete, Şeng Şisey dönemine etki- sinde kalmış; geleneksel ile modernin sentezinde kadar yayın hayatına devam etmiştir. oldukça başarılı olmuştur. Dönemin diğer şairleri gibi Uygur edebiyatı, bu yüzyılın 1920’li yıllarında Ekim özellikle vatanseverlik, millî birlik ve beraberliği Devrimi (1917) ve 4 Mayıs (1919) hareketinin etkisi ile vurgulayan şiirler yazmıştır. Nimşehit’in Veten Muhebbeti yeni bir gelişme dönemine girmiştir. Bu döneme, Doğu “Vatan Sevgisi” (Şincan Helk Neşriyati 1957), Şėirlar Türkistan/ Şincan Uygur edebiyatında Millî edebiyat “Şiirler” (Şincan Helk Neşriyati 1963), Yürek Sözi “Yürek dönemi denilebilir. Dönemi temsil eden en önemli Sözü” (Milletler Neşriyati 1980) Miŋ Öy ve Perhad-Şėrin kaynaklar arasında tarih kitapları sayılabilir. Bunlar “Bin Ev ve Ferhat-Şirin” (Keşker Uygur Neşriyati 1987) arasında özellikle Tarih-i Hemidi, Osmanlı tarihinin Doğu adlı destan ve şiir kitapları kayda değer eserler arasındadır. Türkistan’daki uzantısını araştıracaklar için çok önemli bir
Zunun Kadiri: 1912’de Tarbagatay’da dünyaya gelen yıllarında Uygur halkının Şeng Şisey hükûmetinin Zunun Kadiri, dinî okuldan sonra Gulca’da eğitim görür. politikalarına baş kaldırması sonucu gerçekleşen Üç Ortaokulu Ürümçi’de okur. Uygur hikâyeciliğinin ve Vilayet Ayaklanması’na destek olduğundan dolayı 1944’te tiyatrosunun gelişmesinde çok büyük rol oynamıştır. Sanat hapse atılmıştır. çevrelerinde Cahaletniŋ Capasi “Ce- haletin Cefası” Kültür Devrimi Döneminde Uygur Edebiyatı (1937) adlı üç perdelik oyunu ile tanınmaya başlar ve ardından Ġunçem “Goncam”, Gülnisa “Gülnisa”, Yukarıdaki biyografilerde de görüldüğü gibi 1930-1940’lı Uçraşḳanda “Karşılaşınca” adlı sahne eserlerini ortaya yıllarda çağdaş Uygur edebi- yatında halkı bilgisizlik ve koyar. 1954’te Toy adlı oyunu yazar. Meşhur eserlerinden esaretten kurtarma, halka hürriyet için mücadele ruhu biri de Gerip-Senem operasıdır. 1981’de Teyipcan Eliyov aşılama amacıyla pek çok eser yazılmış; ve Eli Eziz ile birlikte Gerip-Senem filminin senaryosunu hürriyet/vatanperverlik, millî ruhu güçlendirme, millî oluşturur. Z. Kadiri, hikâyecilikle de uğraşmıştır. 1940’lı birlik ve beraberlik duygusu bütün eserlere hâkim yıllarda yazdığı Muellimniŋ Ḫeti “Öğretmenin Mektubu”, olmuştur. Bu duygular bazen doğrudan doğruya bazen de Küçükke Hucum “Köpek Yavrusuna Hücum”, İkki temsilî ifadelerle okuyucuya verilmiştir. Türkistan şairleri Barmiḳim Bilen “İki Parmağımla”, Maġdur Ketkende tarafından gelenek hâline getirilen “temsilî ifade tarzı”, “Mağdur Gidince” adlı hikâyelerinde Gomindan Uygur şairlerinin de ortak özelliklerinden biridir. Meselâ; yönetimini eleştirmiştir. Çėniḳiş “Öfk e”, onun en meşhur zulmet “karanlık”, kış, küz “güz, sonbahar” esareti; taŋ hikâyesidir. Bu hikâye; içerdiği fikrin genişliği ve “seher”, bahar, yultuz “yıldız”, kün “güneş”, kuyaş derinliği, açık ve anlaşılır olması bakımından okuyucuyu “güneş” hürriyet ve kurtuluşu temsil eder. derinden etkilemiştir. Daha sonraki yıllarda ödüle layık 1949 yılından itibaren Çin’de meydana gelen bazı siyasî görülen olaylara paralel olarak Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Ehmed Ziyai: Ziyai, 1923 yılında on yaşındayken şiir Uygur edebiyatında yeni gelişmeler dikkat çeker. yazmaya başlamıştır. 1928 yılına kadar babası tarafından “Ceditçilik” akımıyla hızla gelişen Doğu Türkistan Uygur eğitilmiş; daha sonra edebiyat, felsefe, tarih, mantık, edebiyatı, Komünist Çin’in 1949 yılında yönetime matematik ile ilgilenmiştir. Arap ve Fars edebiyatıyla gelmesiyle duraklama dönemine girer. 1950-1970 yılları birlikte Lutfî, Nevaî, Fuzulî, Sufî Allahyar’ı ayrıca, klasik arasında Komünist Çin yönetiminin gerçekleştirdiği çeşitli Uygur şairlerini okumuş ve onlardan ilham almıştır. 1928 reformları anlatan, çiftçi ve işçilerden söz eden, sınıf yılında Gül ve Bulbul lirik destanını yazmış ve Ziyai mücadelesini teşvik eden eserlerin yazılması sebebiyle mahlasını ilk defa bu destanda kullanmıştır. İlk şiiri 1935 edebiyatın sınırları daraltılır. yılında Yeŋi Hayat gazetesinde çıkar ve gazetecilik hayatı Mao Zedong ve Dörtlü Çete döneminde devam eden da aynı yıllarda başlar. Meşhur tarihçi Kutluk Şevki’nin baskıcı politika, Mao’nun ölümünden sonra azalmış ve hapishaneye girmesiyle Ziyai; Hoten, Atuş, Aksu, Kuça ve Doğu Türkistan halkına uygulanan kültür politikasında Turpan gibi şehirlere dağıtılan Yeŋi Hayat’ın değişiklikler meydana gelmiştir. 1966-1976 yılları sorumluluğunu üstlenir ve ardından Şeng Şisey hükûmeti arasından hizmetten mahrum edilen bazı bilimsel tarafından Ürümçi’deki Şincan Gazetesi’nde görevlendirilir. kuruluşlar, bu tarihten itibaren faaliyetlerine devam etmiştir. Şair ve yazarlara konan yasaklar, 1976’dan sonra Lutpulla Mutallip: Mutallip, Şincan Gazetesi’nde kaldırılmıştır. Bu yeniden canlanma sonucunda Şincan Edebiyat Gülzari başlığı altında şiirler yazarak kendisini Halk Neşriyatı, Pekin Milletler Neşriyatı, Şincan ve göstermiştir. Şair, edebî kişiliğini ve şiir tekniğini Çağatay Öspürümler Neşriyatı gibi yayınevleri kurulur ve edebiyat edebiyatının zengin lirizmi ve dünya edebiyatından almış; mecmualarının sayısı artmaya başlar. Tarım, Şincan, bunu gelenekle birleştirmiştir. 1943 yılında Ürümçi’de Miras, Bulak, Çolpan, Kaşgar Edebiyatı, Turpan, Kumul çıkan siyasî olaylar sonucunda Aksu’ya gönderilmiştir. Edebiyatı, Aksu Edebiyatı, İli Deryasi, Bostan, Teŋri Taġi Lutpulla Mutellip, halkının cehaletten ve esaretten gibi yerli ve millî dergiler bu gayretle çıkarılan kurtulması için yazmış olduğu şiirler, makaleler ve sah- ne yayınlardır. Yazar ve şair Abdulla Talib’in Lutpulla eserleriyle yetinmemiş; hürriyet mücadelesini, 1944’te İli, Mutellip’in hayatına yer verdiği Ḳaynam Örkişi (1981) ve Altay, Tarbagatay’daki Uygur çiftçilerinin Çin Çala Tekken Oḳ “Eğreti Değen Ok” (1986) adlı romanları; hükûmetine karşı başlatmış olduğu Üç Vilayet İnkilabı’na Abdurehim Ötkür’ün hürriyet ve mücadele konulu bizzat katılarak devam ettirmiştir. şiirlerinin yer aldığı Ömür Menzilliri (1988), Keşker Kėçisi (1980/1983) adlı şiir kitapları, 1907’deki Kumul Abdurehim Ötkür: Ötkür, ailesini küçük yaşlarda Çiftçiler Ayaklanması ve 1912’deki Timur Helpe (Timur kaybetmiş ve bir aile dostu olan Osman Hacı’nın yanında Halife) İsyanı sırasında yaşanan sıkıntıları anlatan İz büyümüştür. İlkokul yıllarında okula gidemeyen şair, (1985) ve 1931’de Hoca Niyaz Hacı liderliğinde eğiti- mine evde devam etmiştir. Liseyi Ürümçi’de gerçekleşen Kumul ayaklanmasına yer verilen Oyġanġan okumuş; daha sonra Şincan Üniversitesine girmiştir. Zėmin (1988-1989) adlı tarihî romanları; Turdi Samsak’ın Üniversite yıllarında Rus/Türk şair ve yazarların Ahirettin Kelgenler “Ahiretten Gelenler” (1986) adlı eserlerinden ilham alarak şiir yazmaya başlamıştır. romanı mühim eserlerdendir. 1990’da Doğu Türkistan’ın Öğretmenlik ve gazetecilik de yapmıştır. 1943-1944 Aktuğ ilçesine bağlı Barın köyünde meydana gelen silahlı
ayaklanmalar sonucunda yazar ve şairlerin eserleri “Yılların Sırrı” (1967-1969), Esirden Esirge “Asırdan üzerindeki sansür ve takip politikası yeniden başlar. 1991 Asıra” (1974), Örük Gülligen Çaġda “Erik Çiçek yılında yazar Turgun Almas’ın Uygurlar, Hun Tarihi, Eski Açtığında” (1976), Geni Batur (1978), Ehmet Ependi Uygur Edebiyatı başlıklı üç kitabı üzerinde çeşitli eleştiri (1995) adlı eserleri Kazakistan’da yayımlanır. Laşman adlı yazıları çıkar. Turgun Almas ve diğer Uygur yazarları bu piyesi sahneye konur. Yazarın romanları, Rusça ile birlikte dönemde milliyetçilik yapmakla suçlanırlar ve bunun Özbek ve Kazak Türkçelerine de çevrilerek sonucunda modern Uygur edebiyatı yine kısır bir döneme yayımlanmıştır. girer. En önemli romanları: Mayimhan (1965), Jillar Siri I-II. Çağdaş Uygur Edebiyatının Önemli Temsilcileri (1967, 1969), Ehmet Ependi (1995). Bazı hikâyeleri: Bir Tal Papiros “Bir Dal Sigara” (1970), Örük Gülligen Ziya Semediy (1914-2000) Z. Semediy, 1914 yılında Çağda “Erik Çiçek Açtığında” (1976), Geni Batur (1978). Taldikorgan eyaleti Panfilov bölgesinin Honihay köyünde doğar. Yarkent’teki Uygur ilkokulunu bitirdikten sonra A. Lunaçarskiy adlı Rus okuluna girer. 1929 yılında S. Zervatov adlı Uygur ortaokulunda tahsiline devam eder. 1931 yılında babası, genç Ziya’yı Doğu Türkistan’a götürür. O, 1934 yılında Kulca şehrinde öğretmen olarak görev yapar ve aynı yıl çıkmaya başlayan İli gazetesinde şiirler yazar. Daha sonra ise Roşen “Ruşen” ve Ḳanliḳ Taġ “Kanlı Dağ” adlı oyunları kaleme alır. 1935-1936 yıllarında Kulca’da okul müdürü olur ve aynı zamanda Uygur Kültür Cemiyetinin Kültür-Eğitim Bölümü Başkanlığı görevine getirilir. 1936 yılında henüz 22 yaşında olan Semediy, Gerip ve Senem adlı müzikal oyunu ve Köyüm- çan Ana “Mihriban Ana” ve Siri Ėçildi “Sırrı Açıldı” gibi komedi eserlerini yazar. 1937’de milliyetçilikle suçlanarak dava arkadaşlarıyla birlikte Şeng Şisey hapishanesine atılır. Yedi yıl hapishane hayatı yaşayan yazarın mücadele fikri daha da kuvvetlenir.
Semediy, 1944 yılında Ürümçi’den Kulca’ya gelir ve aynı yılın Kasım ayında Üç Vilayet Ayaklanması’na katılır. Aynı yıllarda İnkılap Taŋı gazetesinin baş redaktörü olur. 1945-1946 yıllarında Sürlük Minutlar “Korkulu Dakikalar” ve Hitay Zindanlirida “Çin Zindanlarında” adlı dramlarını yazar. Semediy, sadece meşhur bir yazar değil, aynı zamanda tecrübeli bir devlet adamıydı. Doğu Türkistan’ın kültür ve sanat hayatına hizmet etmiş ve bu ortamın gelişmesinde mühim rol oynamıştır. 1950 yılında Doğu Türkistan Kültür Dairesi Başkanı ve Kuzeybatı Edebiyatçılar-Sanatçılar Birliği Başkan Yardımcısı, Kültür Bakanı, Yazarlar Birliği Başkanı, Şincan Edebiyatı Dergisinin başyazarı gibi önemli hizmetlerde bulunur. 1956’da Hindistan’ın başkenti Delhi’de yapılan Asya Yazarları Konferansına katılır.
1951-1952 yıllarında Zulumga Zeval “Zulme Zeval”; 1953’te İli Deriyasi Boyida “İli Nehri Kenarında” adlı eserleri yazar. Yazdığı eserler, aynı yıllarda Pekin’de Çince ve Uygurca olarak yayımlanır. Gençliğini ve sanat hayatının önemli bir kısmını Doğu Türkistan’da geçiren Ziya Semediy, 1961 yılında Sovyetler Birliği’ne (bugünkü Kazakistan) gider. Uygur Türkleri, günümüzde olduğu gibi o yıllarda da Kazakistan’ın başkenti Almatı’da Uygurşinaslık Entitüsü aracılığıyla sanat faaliyetlerini devam ettirmekteydiler. Doğu Türkistan Uygur edebiyatının kurucusu olan Semediy, bu kez Almatı’da Uygur Sovyet edebiyatının temelini atar ve bu edebiyatın en önemli temsilcisi olur. Mayimhan (1965), Jillar Siri