AÖF Soru Bankası
ADY103U · Ünite 1

Acil Durum ve Afet Farkındalığının Temelleri

Acil Durum ve Afet Farkındalık Eğitimi dersi, ünite 1 özeti

ADY103U-ACİL DURUM VE AFET FARKINDALIK EĞİTİMİ

Ünite 1: Acil Durum ve Afet Farkındalığının Temelleri

Giriş

Çoğu durumda afetler nadiren yeni durumlar yaratır; afetler sadece kronik olarak karşılanmamış ihtiyaçlarla aynı derecede kronik yetersiz kaynakları aniden karşı karşıya getirerek bir toplumda altta yatan sistematik kırılganlıkları ortaya çıkarır. Ancak tarihsel olarak incelendiğinde afet ve acil durumların arttığı, giderek çeşitlendiği ve bu durumların etkisinin arttığı görülmektedir.

Yapılan araştırmalarda afetlerin yıkıcı etkisini azaltmanın en etkili ve kaynak planlaması açısından sisteme en az yükü olan yaklaşımın afet farkındalığı yüksek, dayanıklı bir kültür oluşturmaktan geçtiğini göstermektedir. Bu amaca hizmet etmek amacıyla kitabımızın bu bölümünde afet farkındalığının temelleri üzerinde durulmuştur.

Afet ve Acil Durum ile İlgili Kavramlar

Afet kavramı; doğal, insan kökenli veya teknolojik kaynaklı bir olayın, insanların normal faaliyetlerini ve hayatın doğal akışını kesintiye uğratmak veya durdurmak suretiyle etkilemesi şeklinde tanımlanabilir. Afet kavramını açıklamak için tehlike, risk, acil durum, felaket gibi birtakım kavramların öncelikle açıklanması gerekmektedir.

Tehlike

Tehlike, sağlık üzerinde etkilere, maddi hasara, sosyal ve ekonomik bozulmaya veya çevresel hasara neden olabilecek tehlikeli bir olgu, madde, insan faaliyeti veya durumdur.

Risk

AFAD’a (2013) göre risk, potansiyel kayıplarını yani tehlike ihtimaline göre belli bir alanda meydana gelen kayıpların ölçüsünü veya doğabilecek olumsuz sonuçların toplamını ifade etmektedir.

Acil Durum

İnsan refahına ciddi zarar veren, ölümlere ve yaralanmalara neden olan veya bunları tehdit eden; mülke veya çevreye ciddi zarar veren veya toplumda bozulmaya neden olan ve/veya ulusal veya uluslararası güvenliğe ciddi zarar verebilecek bir olay veya durum acil durumdur. Tüm acil durumlar afet değildir. Sadece müdahale kapasitesini zorlayanlar afet oluşturabilir ve bu da esas olarak bu tür olaylar sırasında toplumun ihtiyaçlarına cevap vermeye hazırlıklı olunmasına bağlıdır. Acil durumlar ve afetler arasındaki temel farklar genellikle iki yönlüdür: müdahale yöntemleri ve olayın etkisi. Farklar için kitabınızın 4. Sayfasındaki Tablo 1.1 Afet ve acil durumların benzerlikleri ve farklılıkları inceleyiniz.

Afet

Afet terimi astroloji kaynaklı yıkıcı olay olarak tanımlanır ve genellikle doğa olayları ve doğaüstü olaylar ile ilişkilendirilir. Afetler, bir tehlike riski gerçekleştiğinde meydana gelir. Ancak bir olayın afet olarak kabul edilebilmesi için, gerçekleşen tehlikenin bir toplumun müdahale kapasitesini aşması gerekir. Acil durum, Afet ve

Felaket arasındaki ilişki için kitabınızın 4. sayfasındaki Şekil 1.1’i inceleyiniz.

Afetlerin sayısı ve etkileri her geçen gün artmaktadır. Ancak afetler sadece modern dünyaya ait olaylar olmayıp tek kaynağı da doğa olayları değildir. Dünya tarihine bakıldığında salgın hastalıklar ve pandemilerin en az depremler, seller ve volkan patlamaları kadar nüfusun kaybedilmesine neden olduğu görülür. Bazı tanımlarda afetler toplumsal ve sosyal etkileri üzerinden açıklanmaktadır. Bu tanımlarda afetler, toplumun kendi kaynakları ile başa çıkma kabiliyetlerini aşan, yaygın insani, fiziki, ekonomik ve çevresel yıkıma neden olarak, toplumun işleyişinde ağır aksaklıklara neden olan yıkıcı olaylar olarak tanımlanır. Bir afetin etkileri arasında can kaybı, yaralanma, hastalık ve insanların fiziksel, zihinsel ve sosyal refahı üzerindeki diğer olumsuz etkilerin yanı sıra mal hasarı, varlıkların tahrip edilmesi, hizmet kaybı, sosyal ve ekonomik bozulma ve çevresel bozulma yer alabilir.

Bazı afetler aniden başlar ve çok az uyarı veya hiç uyarı vermediğinden etkileri günlerce devam edebilir. Depremler, tsunamiler, volkanlar, toprak kaymaları, hortumlar ve seller bu tür afetlere örnek olarak verilebilir. Bazı afetler ise daha uzun bir süreçte kendisini gösterir. Yıllarca sürebilen kuraklık, kıtlık ve savaşlar gibi bu tür afetler, müdahale açısından kaynakların azalmaya başlaması ile birlikte ciddi krizlere yol açabilir. Afetler sonucunda doğrudan kayıplar, bir mülkün, ekipmanın ve envanterin zarar görmesi sonucunda doğrudan kaybedilen para cinsinden ölçülebilir. Dolaylı kayıplar, iş ortamındaki beklenmedik değişiklikler nedeniyle bir işletmenin başarısızlığa uğraması gibi para değeriyle ölçülmesi daha zor olan kayıplardır.

Felaket

Bir toplumun normal işleyişini bozan, yaygın yıkım ve kayıplara neden olan ani bir olayı ifade eder. Felaketlerin yıkıcı etkisi, tanımlayıcı unsurlarına bağlıdır. Bu unsurlar;

1. Felaketler tipik olarak ani ve beklenmediktir, toplumlara hazırlık için sınırlı zaman bırakır. Yerel müdahale yöntemleri ile baş edilmesi çok zor olduğundan, olayın aniliği felaketin yıkıcı etkisini artırır. 2. Olayın ölçeği genellikle çok büyüktür, geniş bir coğrafi alanı ve nüfusun önemli bir bölümünü etkiler. 3. Felaketlerin sonuçları çok fazla can kaybı, yaralanmalar, altyapı hasarı ve ekonomik zorlukları kapsayacak şekilde ağırdır.

Afetler ve felaketler önemli farklılıkları olan farklı olgulardır. Gilbert (1995) afet çalışmalarında üç ana paradigma tanımlamaktadır: savaş benzeri dış saldırı olarak afet, sosyal kırılganlıkların bir ifadesi olarak afet ve belirsizlik durumuna bir giriş olarak afet.

Acil Durum, Afet ve Felaketin Karşılaştırılması

Acil durum, afet ve felaket kavramlarının etkileri, müdahale, plan ve prosedürler, yönetim ve iyileşme


süreçleri bakımından karşılaştırılması hazırlık ve müdahale süreçlerinin etkin kullanımı ve afetle mücadele bakımından önem arz etmektedir. Sonuç olarak felaketler multidisipliner bir yaklaşım gerektiren çok yönlü zorluklar ortaya koymaktadır. Acil durum, afet ve felaket durumlarının bazı kriterler açısından karşılaştırılması kitabınızda sayfa 7’de yer alan Tablo 1.2’de verilmiştir.

Afetlerin Etkileri

Afetlerin tek başına ele alınmasından ziyade çok yönlü ele alınması gerekmektedir. Afetlerin sonuçlarının çok yönlü olması, afetlerin etkilerinin farklı şekillerde sınıflandırılmasına neden olmaktadır. Altun (2018), afetlerin etkilerini fiziksel, ekonomik ve sosyal-psikolojik sonuçlarına göre 3 ana başlık altında toplanmaktadır.

Afetlerin Fiziksel Etkileri

Afetlerin etkileri incelendiğinde şüphesiz en olumsuz sonuçlar fiziki can kaybı ve yaralanmalardır. Afetlerin fiziksel etkileri can kaybı ve yaralanmaları kapsamaktadır. Bir afetin büyüklüğü farklı kriterler üzerinden değerlendirilse de toplumsal hafızada kalan can kayıplarıdır. Afetlerden can kayıpları ile ülkenin gelişmişlik düzeyi arasında bir ilişki vardır. Afetlerdeki can kayıplarını azaltmak için hazırlıklı olma, altyapı kalitesini ve eğitim olanaklarını arttırmak önem arz etmektedir.

Afetlerin Ekonomik Etkileri

Akar’a (2013) göre afetler; insani, fiziksel veya finansal sermaye yıkımlarına sebep olan, ekonomik aktiviteleri azaltmakta veya tamamen durdurmakta kamu, özel sektör kurumlarının harcamalarını, gelirlerini ve giderlerini önemli oranda etkileyen olaylardır. Doğrudan ekonomik maliyetler; tüm sabit ve duran varlıklarda, sermaye ve stoklarda bulunan mamul ve yarı mamul üretim mallarında ve de ham maddelerde eş güdümlü olarak meydana gelen maliyetlerdir. Dolaylı etkiler ise doğrudan etkiler gibi afet ile birlikte ortaya çıkmasa da afeti takip eden birkaç yıllık zaman dilimi içerisinde gözlenen etkilerdir. Afetlerin ikincil etkileri ise daha çok makroekonomik ölçekteki etkilerdir. Enflasyon, istihdam ve ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkileyen etkiler ikincil etkilerdir.

Afetlerin Psikososyal Etkileri

Afetler bireyin yaşam bütünlüğünü kesintiye uğratarak bireyin güven duygusunu sarsabilmektedir. "Bu durum bireyin sosyal ağının bozulması gibi zor yaşantılar neticesinde görülen travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, depresyon, psikosomatizasyon gibi psikopatolojilere neden olabilmektedir. Afet durumlarında süreli etkileri olan psikolojik ve fiziksel yıkımlarda gözlenmektedir. Bu psikolojik etkiler toplumsal ve bireysel ölçekte kendisini gösterdiğinden sosyal ve kültürel etkileri de kaçınılmazdır. Akyılmaz ve Karka (2011), afetten etkilenen kişileri dört grup altında incelemişlerdir: Afet alanında yaşayan ve afeti bizzat yaşayanlar birincil mağdurlar; afeti yaşayan birincil mağdurların aileleri ve yakın çevreleri ikincil mağdurlar; afet bölgesinde görevli yardım ekipleri ve gönüllü yardıma giden çalışanlar

üçüncül mağdurlar; afeti yaşamayan veya afet bölgesinde olmamasına rağmen çeşitli kanallardan afeti takip edenler ise dördüncül mağdurlar olarak tanımlanmaktadır.

Afet Türleri ve Afetlerin Sınıflandırılması

Afetlerin sınıflandırılmasında farklı yaklaşımlar olmakla birlikte genel olarak, afete neden etmenlere göre insan kaynaklı ve doğa kaynaklı afetler şeklinde iki ana kategori altında sınıflandırılmaktadır. Afet türleri ve sınıflandırılması için kitabınızın 13. sayfasında yer alan Tablo 1.3’ü inceleyebilirsiniz.

Doğa Kaynaklı Afetler: Doğal afetler başta insan olmak üzere canlı veya cansız her türlü varlık üzerinde fiziksel, ekonomik, sosyal ve psikolojik kayıplar meydana getiren normal insan yaşamı ve insan aktivitelerini tamamen durduran veyahut kesintiye uğratan, insanları olumsuz etkileyen doğa kaynaklı olaylar olarak tanımlanmaktadır. Kendi içerisinde ani ve yavaş gelişen doğal afetler olmak üzere iki gruba ayrılır.

İnsan Kaynaklı Afetler: İnsanlardan kaynaklanan afetler ise neden sonuç ilişkisi açısından doğal olaylarla herhangi bir bağlantısı bulunmayan ve insanlara bağlı olarak gelişen olaylardır.

Farkındalık Kavramı

Sözlük anlamı olarak farkındalık, bir şeyin var olduğuna dair bilgi ya da enformasyon veya deneyime dayalı olarak bir durum veya konunun anlaşılması olarak tanımlanabilir. Enformasyon ham gerçeklerin yapılandırılmış hâli olmasına rağmen yorumlanmamış dolayısı ile tam olarak anlaşılamamış verileri ifade eder. Bilgi, enformasyonun bir adım ötesine geçer. Enformasyonun anlaşılmasını, yorumlanmasını ve uygulanmasını kapsar. Bu bakımdan bilgi, öğrenme, deneyim veya öğretim yoluyla insan zihni tarafından işlenen enformasyon olarak tanımlanabilir. Psikolojideki haliyle farkında olma durumu, temelde herhangi bir olgu, durum, olay, kişi veya nesneye ilişkin deneyimli olma durumu olarak ifade edilebilir.

Dikkat ya da odaklanma, farkındalığın diğer uyaranları dışlayacak şekilde bir olgu üzerinde yoğunlaşması olarak tanımlanabilir. Farklı bir ifade ile dikkat, seçici odaklanma olarak ifade edilebilir. James’e (1890) göre ise dikkatin özünde odaklanma, konsantrasyon ve bilinçli olma hâli vardır.

Farkındalığın doğasına ilişkin birtakım yöntemler ortaya atılmıştır. Taylor (1990), psikolog Luft ve Ingham (1955) tarafından geliştirilen “Johari Penceresi” yaklaşımının kullanılabileceğini önermektedir. Johari Pencerisi yaklaşımında birey-çevre etkileşimi üzerinde durularak, birey hakkında kendisinin ve başkalarının bilgi sahibi olup olmama durumuna göre farkındalık açıklanmaya çalışılır. Johari Penceresi iki farklı açı sunar:

1. Kendiniz hakkında bildikleriniz ve bilmedikleriniz 2. Başka insanların sizinle ilgili bildikleri ve bilmedikleri.


Kitabınızın 17. sayfasında yer alan Şekil 1.3’te verilen Johari penceresinde tanımlanan alanların ne anlama geldiği aşağıdaki gibi açıklanabilir:

Açık Alan: Bu alanda yer alan birey tarafından bilinen özellikleri aynı zamanda diğerleri tarafından da bilmektedir. Bu alanda yer alan özelliklerin bilinçli eylemler ile temsil edildiği de düşünülebilir.

Açık alanın geniş olan bireylerin bazı önemli özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

• İletişim becerilerinin güçlü ve grup çalışmasına yatkın • Öz güveni yüksek ve duygusal açıdan dayanıklı • Empati kurabilen, başkalarının düşüncelerine değer veren • Paylaşımcı ve açık fikirli • Doğal ve rahat bireyler • Öz farkındalığı ve öz güveni yüksek

Kör Alan: Birey hakkında diğer insanların bilmesine rağmen bireyin kendisinin bilmediği özellikleri kapsayan alandır. Herhangi bir özellik için bireyin kendisine ilişkin algısı ve diğerlerinin algısı arasında bir farklılık olması durumu olarak da ifade edilebilir. Bu bakımdan farkındalık düzeyini olumsuz yönde etkileyen özelliklerimizin kör alanda yer aldığı düşünülebilir. Kör alanın geniş olması aşağıdaki birtakım özellikler ile ilişkilendirilmektedir:

• Ben merkezci, empati yeteneği zayıf ve duygusal yeterlilikleri düşük • Şüpheci, otoriter (yöneticiler) ve hiyerarşiye çabuk uyum sağlayan • İletişim becerileri düşük, tek yönlü ve başkalarının düşüncelerini önemsemeyen • Eleştirilere kapalı ve kendini savunmacı • Kıskançlık ve korkuları olduğundan kaygı düzeyi yüksek • Öz farkındalığı ve özgüveni düşük

Özel Alan: Bireyin diğer insanların bilmesini istemediği ve bilinçli olarak diğerlerinden sakladığı veya saklamak istediği özellikler özel alanda yer alır. Kör alandan farklı olarak buradaki bilgi saklama bilinçli olup, bireyin gerçek tutumları ile eylemleri arasında bir farklılaşma söz konusudur. Bireyim bazı tutumlarını gizleme gerekçesi ise dışlanma veya reddedilme kaygısından kaynaklandığı düşünülebilir. Bu alanı geniş olan bireylerin bazı özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

• Risk almaktan çekinen, sağlamcı • Belirsizliği tolere edemeyen ve problemlerden kaçan görmezden gelen • Kendine odaklanmış, içe dönük, iletişim kurması zor • Paylaşıma kapalı, kendini kamufle eden • Eleştirilerek açık fakat yerine getirmeyen • Öz farkındalığı yüksek, özgüveni düşük

Kapalı Alan: Bu alanda yer alan hakkında ne bireyin ne de diğer insanların bilmediği özelliklere ilişkin bilgileri kapsar. Bu alanda bireyin davranışları arasında doğrudan bir ilişki söz konusu olmayıp davranışlarımız üzerinde dolaylı etkisi olan özelliklerimizi ifade eder. Bireyin neden yaptığına bilmediği ve diğerlerinin de anlamlandıramadığı davranışlarının kökeninde bu özelliklerin yattığı düşünülebilir. Kapalı alan tecrübe ile yakından ilişkili olup kapalı alanı geniş olan bireylerin belli başlı özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:

• Diğerleri tarafından anlaşılması zor • Davranışları ve eylemleri kestirilemeyen • Mesafeli bir iletişim tarzını benimseyen • Çatışmadan kaçınan • Öz farkındalığı düşük

Kitabınızın 17. sayfasında yer alan Şekil 1.3’te verilen Pencereye göre sol üst köşede yer alan açık alan, kişinin kendisi ve başkaları tarafından bilinen inanç ve duyguları ne kadar fazla alan kaplıyorsa, bireyin farkındalığı da o derecede yüksek olacaktır (Taylor, 1990). Bireyin farkındalığının arttırılması için açık alanın genişletilerek kör alan ve özel alanın daraltılması gerekmektedir. Bu süreçte kör alanın daraltılması için bireye geri bildirim verilmesi, gizli alanın daraltılması için de bireyin kendisini açması önerilmektedir.

Afet ve Acil Durum Farkındalığı

Kasırgalar, depremler, seller ve orman yangınları gibi doğal felaketlerin yanı sıra endüstriyel kazalar ve terör saldırıları gibi insan kaynaklı krizlerin sıklığının ve yoğunluğunun arttığı bir çağda, afet farkındalığının önemi giderek daha büyük hâle gelmektedir.

Afetlerden kaynaklanan yaralanma, hasar ve ölümlerin çoğunun önlenebileceğine ve riskli durumlara karşı afete hazırlık önlemlerinin afetlerin neden olduğu hasarı azaltabileceğine ve afet sonrasında iyileşme faaliyetlerinin etkililiğinin ve hızının arttırılabileceğine dair çok sayıda araştırma bulgusu vardır.

Bireysel veya kurumsal olarak toplumsal hazırlık, sıradan vatandaşların kendilerine, ailelerine, komşularına ve hiç tanımadıkları insanlara yardım etmelerini sağlamak için alınan önlemler olarak düşünülebilir. Bu çabanın etkili olabilmesi toplumsal farkındalığın yaratılması gerekmektedir.

Afet farkındalığı, doğal ve sosyal afetlerin etkilerinin azaltılmasında çok önemli bir rol oynamaktadır. Araştırmalar, afet farkındalığının hane halkının afetlere hazırlıklı olmasına önemli ölçüde katkıda bulunduğunu ve afet sonrası iyileşme sürecini etkilediğini göstermektedir. Özellikle toplumun çocuklar, kadınlar, alt sosyoekonomik düzeydeki bireyler gibi afetlere karşı savunmasız olan kesimlerine yönelik alınacak en etkin önlemin farkındalık düzeylerinin arttırılması gerektiği önemle görülmektedir. Bu çabalar, toplumun genel direncini artırmayı ve afetlerle


ilişkili sosyal, biyolojik ve ekonomik maliyetleri azaltmayı amaçlamaktadır.

AFAD ve Afet Farkındalık Çalışmaları

"Ülkemiz afet ve acil durumların yönetimi için 2009 yılında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) kurulmuştur. İçişleri Bakanlığına bağlı olarak faaliyetlerini yürüten kurumun her ilde valilikler bünyesinde il müdürlükleri mevcuttur. Kurumun temel görev ve amacı afet öncesi hazırlık ve zarar azaltma, afet esnasında yapılacak müdahale ve afet sonrasındaki iyileştirme çalışmalarının yönetim ve koordinasyonunu gerçekleştirmek olarak ifade edilmektedir.

Bu bağlamda AFAD tarafından birçok farkındalık eğitimi verilmektedir. Ayrıca Türkiye afet farkındalık raporları da dönem dönem yayımlanmaktadır. AFAD tarafından 2014 yılında yaklaşık 5000 kişi ile Türkiye Afet Farkındalığı ve Afetlere Hazırlık Araştırmasını gerçekleştirerek sonuçları rapor hâlinde kamuoyu ile paylaşmıştır (AFAD, 2014). Raporun belli başlı bulguları aşağıdaki gibi sıralanmıştır:

• Ülkemizde yaklaşık her 4 kişiden birisi doğrudan bir afet yaşamıştır. • Halkımızın yarısından fazlası yaşadığı yeri afet riski altında görmektedir. • Afet riski düşük olan şehirlerin yaşadıkları yere ilişkin afet riski algısı yüksek riskli şehirlerden daha yüksektir. (%42-%52) • Katılımcıların %70’i afete hazırlıklı olmadıklarını belirtirken, afete maruz kalmanın afet bilincini ve afete hazırlık yapma oranını arttırdığı gözlenmiştir. • Katılımcıların yaklaşık 1/3’ü kendilerini afetler konusunda bilinçli olduğunu düşünmektedir. • Katılımcıların %78’i yaşadıkları şehrin kaçıncı derece deprem bölgesi olduğunu doğru bir şekilde bilmektedir. • Halkın yaklaşık yarısı afet bölgelerine ayni ve nakdi yardımlar yaptıklarını bildirmişlerdir. • Katılımcıların %63’ü sosyal çevrelerinde afetlerin sonuçlarının, %30’unun ise afete hazırlık konusunda konuşulduğunu ifade etmişlerdir.

Raporda verilen bilgilere göre kurumsal ve politik bağlamda afetlere bakış açımız bütüncül ve kapsayıcı olmakla beraber, bu değişimin geniş halk kitlelerine yaygınlaştırılmasında hâlâ sınırlılıkların olduğu görülmektedir. Dikkat edilmesi gereken ikinci nokta ise iki yıllık bir süreçte verilen afet farkındalık eğitimlerinin, ülke genelinde farkındalık düzeyi üzerinde pozitif anlamda dramatik bir artışa sebep olduğu görülmektedir.

Ünite 1 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç