AÖF Soru Bankası

Bilişim TeknolojileriÜnite 5 Özeti

İnternet ve Mobil Teknolojiler

YBS101U-BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ

Ünite 5: İnternet ve Mobil Teknolojiler

İnternetin Gelişimi ve İş Yaşamına Etkisi

İnternet “bağlantılı ağlar” anlamına gelen “interconnected networks” sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur ve birbirine bağlı bilgisayarların oluşturduğu uluslararası ağdır. Bilgi alış-verişi yapmak üzere dünya üzerindeki bilgisayarların birbirine bağlanması ile oluşan uluslararası elektronik ağa internet adı verilir. İnternetle ilgili tarihsel gelişmeler özetle aşağıdaki biçimde sıralanabilir:

• J.C.R Licklider’ın Massachusetts Institute of Tecnology’de (MIT) Galaktik Ağ kavramını tartışmaya açmasıyla internetin temellerinin atıldığı kabul edilir. • 1965 yılında MIT’de araştırmacı olarak görev yapan Lawrence Roberts ile Thomas Merrill, bilgisayarların ilk kez birbirleri ile iletişim kurmasını sağladılar. • 1966 yılına gelindiğinde Lawrence Roberts DARPA’da çalışmaya başladı ve ilk internet ağı olan ARPANET isimli proje önerisini yaptı. • ARPANET çerçevesinde ilk bağlantı 1969 yılında yapıldı. • Ana bilgisayarlar arası bağlantılar ile internetin ilk adımı atıldıktan sonra, University of California, Stanford Research Institute, University of Utah ve University at Santa Barbara olmak üzere dört farklı üniversitede bulunan bilgisayarlar arasında bağlantı kuruldu. • 1972 yılında Ray Tomlinson’ın çalışmaları ile e- posta teknolojisi ARPANET içerisinde kullanılmaya başlandı. • Dosya alış-verişi, elektronik posta alıp gönderme ve uzaktan erişim gibi olanaklar sağlayan TCP/IP (Transmission Control Protocol) protokolü 1983 yılında Amerikan Savunma Bakanlığı bünyesinde kullanıldı. • Bağlantılı Ağlar (Interconnected Networks) kelimelerinin kısaltılması olan internet terimi 1985 yılında ilk defa Vint Cerf ve Bob Kahn tarafından kullanıldı. • 1989 yılında İngiliz mühendis Tim Berners Lee tarafından Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN laboratuvarlarında HTML işaretleme dili geliştirildi. • İnternet üzerindeki bilgi/dosya ve arşivlere kolay ve hızlı erişimin sağlanabilmesi amacıyla CERN’de bir başka çalışma başlatıldı. Bu çalışma ile Dünya Çapında Ağ olan World Wide Web (WWW) bilgi paylaşım sistemi kuruldu.

Ülkemizin internetle ilk tanışması ise 1987 yılında Ege Üniversitesi’nin öncülüğünde kurulan Türkiye Üniversite ve Araştırma Kurumları Ağı (TÜVAKA) acılığıyla oldu. Ardından 1993 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Ankara-Washington arasında kiralık hat ile Türkiye’de ilk internet bağlantısı gerçekleşti ve böylece

ülkemizde de internet altyapısı kurularak herkesin kullanımına açıldı.

İnternetin gelişimi ve yaygınlaşması aslında Web 2.0 versiyonunun ortaya çıkmasıyla yaşanmıştır. Web 2.0 ile birlikte kullanıcılar sadece bilgiye erişen ve takip eden olmakla kalmayıp aynı zamanda bilgiyi inşa eden, katılımcı, aktif bireyler haline dönüşmüşlerdir. Web 2.0’ın en önemli özelliği kullanıcıların ortaklaşa ve paylaşarak içerik geliştirebilmesini, birbiriyle işbirliği yapabilmesini desteklemesidir.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Türkiye’deki internet kullanıcılarının eğilimlerini ortaya koyan 2019 yılı Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre Türkiye’de

• halkın yüzde 75,3’ü internet kullanmaktadır, • evlerin %88,3’ünde internet erişimi bulunmaktadır, • 16-74 yaş aralığındaki bireylerin interneti kullanım amaçları incelendiğinde %93,9 oranıyla mesajlaşmanın ilk sırada yer almaktadır, • sesli ya da görüntülü görüşmek için interneti kullananların oranı %82,7 iken sosyal medya için interneti kullananların oranı %81,4’dür, • Türkiye’de internet kullanıcılarının büyük bir çoğunluğu; müzik dinlemek, haber okumak ya da sağlığa ilişkin konularda bilgi edinmek amacıyla interneti kullanmaktadır, • erkekler (%38,3) kadınlara (%29,9) oranla daha fazla internet üzerinden alışveriş yapmaktadır, • en çok alınan ürün ve hizmetlerin sırayla giyim ve spor malzemeleri, seyahat, gıda, ev eşyası, elektronik, kitap, dergi gazete olduğu belirlenmiştir, ve • hanelerdeki bilgi teknolojileri bulunma oranlarına göre %98,7’si akıllı telefona, %64,6’sı taşınabilir bilgisayara sahiptir.

Bu sonuçlar internet ve mobil teknolojilerin ülkemizde yaygın bir şekilde kullanıldığının göstergesidir. Bu bağlamda, internetin iş yaşamına etkilerini şöyle özetleyebiliriz:

• Şirketlerin tanınırlığını artırarak eşit şartlarda rekabet etme imkanı sağlar. • Reklam, nakliye, ürün tasarımı ve üretim maliyetlerinde azalmaya yol açar. • Etkili pazarlama faaliyetleri yürütmeyi sağlar, • Eşit şartlarda yeni pazarlara ulaşım imkanı sunar. • Ürün/hizmetlerin tanıtım sürecine müşterinin dahil edilmesini sağlar.

Salgın hastalıklar, doğal afetler gibi kriz dönemlerinde internetin özellikle de sosyal ağların önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Bunun bir örneği 2020 yılında yaşanan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını süresince gözlenmiştir.

1


Sosyal Ağlar

Bağımsız araştırma şirketi We Are Social’in 2020 yılı raporuna göre Türkiye’de sosyal ağ kullanıcı sayısı 54 milyona ulaşmıştır (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 2020). Türkiye nüfusunun %64’ü sosyal ağları kullanmaktadır. Sosyal ağların nasıl ortaya çıktığı aşağıdaki gibi özetlenebilir:

• Ajax, RSS, XML, CSS gibi teknolojilerin web dünyasına kazandırılması ile birlikte kullanıcıların bilgiye erişme felsefesinde büyük bir değişim yaşanmıştır. • Web 2.0 ile birlikte kullanıcılar sadece bilgiye erişen ve takip eden olmaktan ziyade bilgiyi inşa eden aktif bireyler hâline dönüşmüşlerdir. Daha önce yalnızca okur olan kişiler bu yeni düzen ile birlikte okur-yazar konumuna gelmişlerdir. Böylece bir web sitesindeki içeriğe yorum ya da değerlendirme yapabilmekte, içeriğin oluşturulmasına katkıda bulunmakta, içeriği paylaşabilmekte, çevrim içi topluluk oluşturabilmekte ya da var olan topluluklara katılarak fikirlerini paylaşabilmektedir. • İnternet kullanıcıları kodlama ve tasarım yapmadan hazır sistemlerde web siteleri oluşturarak bilgi paylaşımı yapabilir hâle gelmiştir.

Sosyal ağ, bireylerin çeşitli ilişkilerle birbirine bağlı olduğu yapıdır. İnternet ortamındaki sosyal ağlarda gerçekleşen ilişkilerin gerçek yaşamdaki ilişkilere benzemekle birlikte kullanım özelliklerine bağlı olarak bazı farklarının bulunduğunu da söylemeliyiz. Sosyal ağlar denildiğinde ilk akla gelen Facebook, Twitter gibi ortamlar olsa da aslında bunlarla sınırlı değildir. Sosyal ağ ortamlarını; e-posta grupları, bloglar, forumlar, anlık mesajlaşma ortamları ve sosyal ağ uygulamaları olmak üzere birkaç grupta toplamak mümkündür. Sosyal ağlar gazete, televizyon, radyo gibi geleneksel medyadan farklı özelliklere ve iletişim olanaklarına sahiptir:

• Ekonomik: Geleneksel medyadan farklı olarak sosyal ağlarda içerik bireyler tarafından oluşturulur. Sosyal ağlara katılmak için herhangi bir ücret ödemeye gerek yoktur. • Erişilebilir: Sosyal ağ uygulamaları her zaman her yerden erişilebilir şekilde tasarlanmıştır. • Güncel: Sosyal ağlarda anlık paylaşımlar, içerik üretimi ve paylaşımı gerçekleşmektedir. Bireyler geçmişte yaptıkları açıklamaları ya da oluşturdukları içerikleri istedikleri anda güncelleyebilmektedir. • Özgür: Sosyal ağ kullanıcıları bu ortamlarda içerik oluşturma, yayınlama ya da var olan içeriğe yorum yapma konusunda insan hakları ve etik değerler çerçevesinde özgürdür.

Sosyal ağların gelişimiyle birlikte kendine özgü sosyal normları ve günlük yaşamdan farklı bir iletişim dili oluşmuştur. Bireyler sosyal ağlarda kendilerini ifade edebilmek, var olan içeriğe katkıda bulunmak ve diğer bireylerle iletişim kurmak amacıyla bu özel dili kullanırlar. Sosyal ağların bu kendine özgü dili, sözel ve sözsüz iletişim unsurlarını barındırır.

Sosyal ağlar ortak görüşleri, inançları, beğenileri olan bireyleri bir araya getirdiği gibi bu bireylerin aynı amaç doğrultusunda örgütlenmelerine de olanak sağlamaktadır. İnsanlar bir etkinliği, organizasyon çağrısını ya da bir daveti sanal topluluklar içerisinde paylaşarak duyurmayı tercih etmektedir.

Diğer yandan, Kendini sosyal hayattan soyutlama, günlük işlerini aksatma, sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma kaygısı gibi iletişim sorunları sosyal medya bağımlılığı olarak ifade edilmektedir. Sosyal medya bağımlılık belirtileri;

• Sosyal medya hesaplarını çok kısa aralıklarla kontrol etme ihtiyacı, • Sosyal medyada yaşanan teknik sorunlara ve olumsuz eleştirilere karşı tahammülsüzlük, • Bulunduğu her konumu anlık paylaşma ve yer bildirme ihtiyacı, • Diğer kullanıcılar tarafından yayınlanan içeriği ilk beğenen ya da ilk yorum yapan olma yarışı, • Günlük yaşamda sürekli kendi bloğunda yer alan yazılara yönlendirme şeklinde sıralanabilir.

Sosyal ağlarda güvenliği tehdit eden durumlarsa şöyle özetleyebiliriz:

• Sosyal paylaşım sitelerindeki gizli bağlantılara tıklanması (dokunulması) • Korsan yazılımların kullanılması • Sahte arkadaş mesajlarındaki bağlantılar tıklanması (dokunulması) • Sahte ağ mesajlarındaki bağlantılara tıklanması (dokunulması) • Sahte güvenlik uyarılarına tıklanması (dokunulması)

Bireyler sosyal ağlar sunduğu olanaklarla birlikte bireyler haber, video, fotoğraf gibi çoklu ortam içeriğine anında ulaşarak katkıda bulunmakta; profesyonel haber ajansları da bu oluşumu destekler nitelikte kendi sosyal ağ platformlarını oluşturmaktadır. Öte yandan; sohbet, oyun, sinema, yemek gibi günlük yaşama ilişkin etkinlikler sosyal ağlar ile birlikte farklı bir boyut kazanmıştır.

Tüm bu söylenenlerin bağlamında, sosyal medya yazarlığı önem kazanmıştır. Sosyal medya okuryazarlığı genel olarak sosyal medyayı kullanabilmek için ihtiyaç duyulan yeterlilikleri ifade etmektedir. Kişilerin bu ortamlarda mesaj oluşturabilmesi, var olan içerikleri daha iyi anlaması, değerlendirmesi, analiz etmesi ve doğru iletişimi kurabilmesi için bilgi ve deneyime sahip olması gerekir.

2


Sosyal medya okuryazarlığı beraberinde yaşam boyu öğrenme kavramını da gündeme getirmiştir. Böylece öğrenme, kişilerin öğrenme sürecini yalnızca okullarda belirli bir yaş aralığında değil, yaşamın her aşamasında sürdürebileceği bir süreç hâline dönüştürür. Yaşam boyu öğrenme ile bireyler; geçmişte kaçırdığı fırsatları yakalayabileceği gibi var olan bilgi ve becerilerini geliştirebileceği, yenileyebileceği olanaklar elde eder. Yaşam boyu öğrenme ile bireyler;

• esnek, yani kendilerine sunulan çok sayıda program ve ders içeriğinden ihtiyacına göre planlamayı kendilerinin yapabileceği, • etkin, zamanlarını daha verimli kullanarak, çalışma hayatlarına ara vermeden, kendi ders çalışma alışkanlıklarına uygun olanlara ağırlık verebileceği, • ekonomik, özellikle sosyal medyanın sağladığı olanaklarla internet üzerinde pek çok kaynağa ücretsiz erişebilme yoluyla öğrenme deneyimleri elde edebilirler.

21. yüzyıl yaşam becerileri şöyle ifade edilmektedir;

• eleştirel düşünme ve problem çözme, • iş birliği ve liderlik, • esneklik, • inisiyatif kullanabilme ve girişimci olma, • etkili iletişim becerilerine sahip olma, • bilgiye erişim ve analiz becerilerine sahip olma, • meraklı ve yaratıcı olma.

Yaşam boyu öğrenme kapsamında bireylerin mesleki gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla ortaya çıkan kariyer odaklı öğrenme toplulukları, açık ve uzaktan öğrenme yoluyla bireylere kendi öğrenme hızında ilerleyebilme, mesleki deneyimlerini yansıtabilme, iletişim ve etkileşime açık, esnek öğrenme deneyimleri yaşama fırsatları sunmaktadır. Açık ve uzaktan öğrenme yoluyla yürütülen kariyer odaklı öğrenme topluluklarına örnek vermek gerekirse, açık ders malzemelerinin sunulduğu platformlar, kitlesel açık çevrim içi ders-KAÇED (Massive Open Online Courses-MOOCs) platformları, internete dayalı sertifika programlarından bahsedebiliriz. Temelleri eğitimde açıklık hareketine dayanan KAÇED’lerin; doğuşu ve tarihsel gelişimi incelendiğinde bu yapıdaki derslerin, uzmanlar, eğitimciler ve araştırmacılar tarafından ortaya konulmuş birbirinden bağımsız gibi görünen fakat ortak bir amaca hizmet eden deneyimlerin harmanlandığı kariyer odaklı öğrenme platformları olduğu söylenebilir.

Mobil Teknolojiler

Taşınabilirlik açısından kullanıcılara en üst düzeyde hizmet sunan cihazlar genel itibarıyla mobil iletişim aygıtları olarak isimlendirilmektedir. Bağımsız araştırma şirketi We Are Social’in 2020 raporuna göre Türkiye’de mobil kullanıcı bağlantı sayısı 77,3 milyona ulaşmıştır.

Mobil cihazlar ile sosyal ağlara erişen kişilerin oranı ise %92’dir. Araştırma sonuçlarına göre Türkiye’de her 10 kişiden 9’unun mobil cihazı bulunmakla birlikte bu cihazların %89’u akıllı telefonlardan oluşmaktadır.

Mobil aygıtların çevrim içi iletişim kurabilmesi amacıyla çeşitli iletişim ve bağlantı teknolojileri kullanılmaktadır. Bu teknolojileri şöyle özetleyebiliriz:

• 3G/4G: Mobil cihazlar üzerinden internete bağlanabilmeye olanak sağlayan teknolojidir. Akıllı cep telefonlarında ve cep bilgisayarlarında bulunmaktadır. • Bluetooth: Kablosuz bağlantı teknolojisidir ve kısa mesafeli veri iletimini sağlamak amaçlanmaktadır. Dizüstü bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar, cep bilgisayarları ve akıllı telefonlarda bulunmaktadır. Diğer aygıtlara bu teknolojiyi kazandırmak için Bluetooth Hub kartları kullanılır. • Kızılötesi: İnsan gözünün göremediği, uzun dalga boyuna sahip elektromanyetik ışıktır. Yakın mesafede veri iletimi sağlamak amacıyla kullanılır. Bluetooth teknolojisinin yaygınlaşmasıyla birlikte yeni nesil mobil cihazlarda artık kızılötesi veri transferi pek kullanılmamaktadır.

Mobil iletişim teknolojileri; ilk mobil iletişim cihazları olarak ifade edilen telsiz sistemlerinden başlayarak günümüze doğru gelindiğinde tablet bilgisayarlara kadar uzanan dinamik bir süreçten geçmiştir.

• Telsiz sistemleri, mobil iletişim teknolojilerinin başlangıç noktası olarak tanımlanabilir. Telsizler aracılığıyla iletilmek istenen veri, elektromanyetik dalgalar sayesinde bir frekans üzerinden alıcıya iletilir. Alıcı da sahip olduğu anten vasıtasıyla gelen iletiyi alır. o Guglielmo Marconi kablosuz veri iletişimini gerçekleştiren ilk kişi olarak kabul edilir. o Marconi, ilk telsiz mesajını İngiltere’nin Cornwall bölgesinde kurduğu deniz aşırı telsiz istasyonundan Kanada’da yer alan Newfoundland’de göndermiştir. o İlk mobil telefon sistemleri II. Dünya Savaşından sonra 1946 yılında ABD’de kullanılmıştır. o Mobil telefon sistemleri, güçlü antenlerin araçlara monte edilmesi ile şehirde geniş bir alan üzerinde basit bir ağın oluşmasını sağlamıştır. • İlk olarak 1947 yılında geliştirilen hücresel telefon sistemleri, taşıtlarda telefon kullanımını olanaklı hâle getirmiştir. Radyo haberleşmesinin farklı bir uygulaması olan hücresel telefon sistemleri Türkiye’de ilk olarak 1987 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Hücresel telefon 3


sistemi, aynı frekansın belirli bir alan içerisinde birden fazla sayıda kullanılması ilkesine göre çalışır. Sistem merkezi bir yapıya sahiptir. Taşınır telefon santrali; ana istasyonlar, radyo kanalları ve abonelerin kullandığı taşınır radyo telefonlar olmak üzere sistemin başlıca dört bileşeni vardır. • Uydu haberleşme sistemleri günümüzde sivil ve askeri düzeyde haberleşme, televizyon yayınları, GPS sistemleri ve meteoroloji gibi amaçlarla sıklıkla kullanılmaktadır. Bu sistemler; iletişim alanında daha yüksek kapasiteli, daha hızlı ve düşük maliyetli sistemler oluşturma arayışı sonucunda ortaya çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı sonunda güdümlü füze ve mikrodalga haberleşme teknolojilerinde kaydedilen büyük gelişmelerle birlikte uydu haberleşme sistemleri doğmuştur. Kablosuz yerel alan ağı (WLAN-Wireless Local Area Network) teknolojisi, kablolu iletişime alternatif olarak ortaya çıkmıştır. Radyo frekansı teknolojisini kullanarak verilerin belirli bir frekans kanalında iletildiği, bilgi alışverişi yapmayı sağlayan, karasal, esnek bir iletişim yöntemidir. Verimlilik ve üretkenliği arttırmak, mobiliteden kaynaklanan esneklikten yararlanmak, kablolama zorunluluğunu ve maliyetini ortadan kaldırmak amaçlarıyla kablolu iletişime alternatif olarak kablosuz iletişim ağları kullanılmaktadır. Kablosuz ağlar, akademik kurumlar, fabrikalar, alışveriş merkezleri, sağlık kurumları gibi pek çok alanda yaygın hâle gelmiştir. • Mobil iletişim aygıtları geliştikçe ve karmaşıklaştıkça onları yöneten yazılımlar yani işletim sistemleri de paralel olarak gelişmektedir. Cep bilgisayarları, tablet bilgisayarlar, akıllı cep telefonları gibi mobil iletişim aygıtlarını yönetmek için üretilen işletim sistemleri mobil işletim sistemleri olarak adlandırılır. o Android: Açık kaynak kodlu ve esnek mimarili bir işletim sistemidir. • IOS, Kapalı kaynak kodlu bir işletim sistemidir. Bu işletim sistemi yalnızca Apple’a ait mobil aygıtlarda çalışacak şekilde tasarlanmıştır. • RIM, Kapalı kaynak kodlu bir işletim sistemi olan Research In Motion (RIM) BlackBerry mobil aygıtlar için geliştirilmiş işletim sistemidir. • Symbian OS, kapalı kaynak kodlu bir mobil işletim sistemidir. İşletim sistemi güncellemelerini gerçekleştirmek için herhangi bir bilgisayara bağlı olmaya gerek yoktur. Ovi Store adında kendine ait bir uygulama dağıtım kanalına sahiptir. • WebOS, işletim sistemi güncellemelerini gerçekleştirmek için herhangi bir bilgisayara bağlı olmaya gerek yoktur. Yalnızca Palm’a ait aygıtlarda bulunur ve kapalı kaynak kodlu bir işletim sistemidir.

• Microsoft Phone, kapalı kaynak kodlu bir işletim sistemidir. İşletim sistemine ait güncellemeleri yüklemek için bir bilgisayara bağlanmak gereklidir. Windows Marketplace for Mobile adında kendine ait bir uygulama dağıtım kanalı bulunmaktadır. • MeeGo, Linux Vakfı tarafından oluşturulan MeeGo mobil işletim sistemi, açık kaynak kodludur. Nokia mağazasında yer alan uygulamaların çoğu MeeGo işletim sistemi yüklü mobil aygıtlarda kullanılabilir durumdadır. • Bada, hareket, yüz algılama gibi özelliklerin yanı sıra yakınlık, ışık, hava ve ivmeölçer gibi çeşitli sensörlerle desteklenen yazılımlarla uyumlu çalışmaktadır.

Öte yandan; haberleşme, eğlence, internet, eğitim-öğretim faaliyetleri gibi alanlarda yaygın kullanılan bireysel mobil iletişim uygulamaları da bulunmaktadır:

• Mobil konuşma, her türlü mobil telefon ile gerçekleştirilebilen ve en yaygın kullanılan bireysel iletişim uygulamasıdır. 3G teknolojisinden önce sadece ses iletimi gerçekleştirilirken 3G teknolojisi ile birlikte, uyumlu cep telefonlarından görüntü aktarımı da gerçekleştirilebilmektedir. • Sesli iletişimin uygun olmadığı durumlarda iletilmesi gereken bilgiyi aktarmak için mobil mesaj kullanılır. SMS ve MMS olmak üzere iki farklı mesaj türü bulunmaktadır. 160 karakter uzunluğunda düz metinlerin gönderilip alındığı mesajlara kısa mesaj (SMS-Short Message Service); resim, ses ve videonun yanı sıra 900 ile 1300 karakter arası metinden oluşan mesajlara ise çoklu ortam mesajı (MMSMultimedia Message Service) adı verilmektedir. • Mobil Öğrenme, İnternetin eğitim alanında kullanılması ile birlikte taşınabilir bilgisayarlar öğrencilerin ders araçlarından biri hâline gelmiştir. • Mobil Eğlence, mobil iletişim cihazlarının internete bağlanabilme yetenekleri geliştikçe GSM operatörleri ve mobil cihaz üreticileri mobil iletişim cihazı kullanıcılarına yönelik eğlence amaçlı uygulamalar üretmektedir. • Mobil Bankacılık, banka şubelerinde verilen hizmetlerin hepsi internet şubeleri aracılığıyla da gerçekleştirilmektedir. • Konum Bazlı Uygulamalarla akıllı telefonlar abonenin bulunduğu yere yakın mekânları bir harita üzerinden tanıtmaya ya da adres bulmaya yardımcı olmaktadır. Kullanıcıya en yakın noktadaki eczane, hastane, banka ATM’leri, sinema, restoran ya da kafeye ulaşım, bu uygulamalar sayesinde rahatça yapılabilmektedir.

4


• GPS Uygulamaları (Global Positioning System) ABD Savunma Bakanlığı tarafından geliştirilmiş uydu bazlı konum ya da yer belirleme sistemidir. GPS kullanılarak bulunulan noktadan varış noktasına görsel ve işitsel yönlendirmelerle ulaşılmasını sağlayan sistemler ise Navigasyon Sistemi olarak isimlendirilmektedir. • Yakın Alan İletişimi Teknolojisi: anlamına gelen NFC (Near Field Communication) teknolojisi, yakın mesafedeki elektronik cihazlar arasında çok kısa sürede iletişim kurarak güvenli bir temassız arayüz üzerinden çalışmaktadır. NFC teknolojisi ile dokunmasız çalışan kredi kartı, banka kartları, ulaşım kartları, giriş-çıkış kartları gibi akıllı kartlar, cep telefonlarına entegre edilebilmektedir. • Arttırılmış Gerçeklik Uygulamaları gerçekliğin bugünkü tanınırlığının ve yaygınlığının çok önemli bir bölümünü mobil uygulamalara borçlu olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Google Glass adıyla geliştirilen arttırılmış gerçeklik gözlüğü, navigasyon, sesli komut, dosya alışverişi, telefon, e-posta, sosyal paylaşım, ses, video kaydı, fotoğraf çekimi gibi özelliklerin tamamını barındıran gelişmiş bir uygulamadır. • Mobil iletişim şebekesi üzerinden yapılan ve kuruma maddi getiri sağlayan her türlü işlem mobil ticaret olarak adlandırılmaktadır. • Mobil ticarette kullanılan en yaygın uygulamalardan biri de mobil POS cihazlarıdır. Pos terminallerinin içine konan bir SIM kart ile bu terminallerin GSM üzerinden çalışması sağlanır. Çevirmeli erişime göre çok daha hızlı ve güvenli olan mobil POS cihazları, ortak POS uyumludur. • Restoran Yönetim Sistemi, mutfak, personel, depo, stok ve üretim maliyetlerinin takibinin daha kolay yapılabilmesini sağlayan bir uygulamadır. Restoran yönetim sistemi uygulamasına sahip iş yerlerinde çalışan garsonlar, siparişleri kablosuz olarak çalışan el terminalleri aracılığıyla alarak mutfağa ve kasaya Wi-Fi ya da Bluetooth teknolojisini kullanarak gönderirler. • Araç Takip Sistemi, argo, kurye, araç kiralama, ulaşım, taşımacılık, dağıtım gibi sektörlerde yaygın olarak kullanılan bir uygulamadır. Araç filosu olan şirket, filosunu özel bir yazılım üzerinden takip ederek iletişim sağlayabilmektedir. • Telemetrinin kelime anlamını uzaktan ölçümleme olarak tanımlayabiliriz. Uzaktan ölçümleme ile bir noktadan veriler anlık olarak bir başka noktaya kablolu ya da kablosuz olarak iletilebilmekte, böylece alınan veriler denetlenebilmekte ve raporlanabilmektedir. Telemetri uygulamaları; hastaneler, kan saklama

odaları, ecza depoları, soğuk hava araçları, sistem odaları, sera gibi alanların uzaktan izlenmesi ve kontrol edilmesinin yanı sıra petrol, gaz, su boru hatlarının, uydu ve telekom antenlerinin, radyo ve televizyon vericilerinin, içme suyu ve atık su tesislerinin uzaktan izlenmesi ve kontrolünde de kullanılmaktadır.

Giyilebilir Teknolojiler

Bir ürüne “giyilebilir teknoloji” diyebilmemiz için ürünün akıllı sensörlerden gelen bilgileri akıllı telefonumuza kablosuz ya da bluetooth bağlantısı ile aktarması gereklidir. Daha sonra bu veriler yapay zekâ kullanılarak işlenmekte ve yaşam standartlarımızın iyileştirilmesi için kullanılmaktadır.

Giyilebilir teknoloji ürünleri, kablosuz olarak uzun vadeli veri takibi sağlamak üzere bir bilgisayara ya da akıllı telefona senkronize edilmiş özel elektronik izleme cihazları olarak tasarlanmıştır. Yüzükler, akıllı gözlükler, akıllı saatler, ayakkabılar, bileklikler, bilezikler gibi nesnelerin çeşitli kısımlarına farklı şekillerde entegre edilebilen, giyilebilen en son teknoloji ürünü bilgisayarlardır. Giyilebilir teknolojiler vücuda bağlı olarak çalıştıkları için günlük işler yapılırken rahatlıkla kullanılabilir. Giyilebilir teknoloji ürünleri ve piyasası birçok bilim dalı ile birlikte gelişmektedir. Başta sağlık, eğitim, üretim, güvenlik gibi alanlar olmak üzere günlük yaşam rutinlerde de kullanılmaktadır.

Kablosuz ağlar üzerinden üzerlerindeki algılayıcılarla kendisindeki bilgiyi iletebilen ve karşıdan bilgiyi alabilen cihazlar akıllı cihaz olarak ifade edilmektedir. Bir cihazın “akıllı” sayılabilmesi ve nesne olarak nitelendirilebilmesi için üç şartı sağlaması gerekir. Tekil bir isme sahip olması, bağlanılabilir olması ve bir sensörü olması durumunda akıllı cihaz olarak nitelendirilebilir. Bu şekilde birbirine bağlı akıllı cihazların oluşturduğu ağa nesnelerin interneti (Internet of Things-IoT) adı verilmektedir. Nesnelerin interneti kavramı Radyo Frekansı ile Tanımlama (RFID) teknolojisi ile ortaya çıkmıştır. 1995 yılında Cambridge Üniversitesi’nde görev yapan 15 akademisyen kahve makinesini görebilmek için çalışma ortamına kameralı bir sistem kurmuştur. Kahve makinenin görüntüsünü dakikada üç kez bilgisayar ekranlarına gönderen bu sistem, çevrim içi ve gerçek zamanlı olması sebebiyle “nesnelerin interneti” kavramının ilk örneği olarak nitelendirilmektedir.

1994 yılında giyilebilir teknolojilere ait ilk örnekler ortaya konulmuştur. İnsanların aktivitelerini kaydetmeyi amaçlayan “Forget-Me-Not” isimli giyilebilir demo ürünü Xerox firması tarafından geliştirilmiştir. Aynı dönemde Steve Mann tarafından geliştirilen giyilebilir kablosuz ağ kullanan web kamera ile hayatın her anı kaydedilmeye başlanmıştır.

Makineden makineye iletişim, 1995 yılında GSM isimli iletişim protokolünün kullanımı ile başlayarak mobil

5


cihazlarda makineden makineye iletişim çok hızlı bir şekilde yayılmıştır. Daha sonraki yıllarda internetin ve mobil teknolojilerin çok hızlı bir şekilde yaygınlaşması ve ucuzlamasıyla birlikte elektrikli aletlerden arabalara, buzdolaplarından su ısıtıcılarına, akıllı binalardan gözlüklere kadar akla gelebilecek her nesne teknolojiler aracılığıyla birbirleri arasında iletişime geçmektedir.

Başlangıç uygulamalarıyla kıyaslandığında giyilebilir teknolojik cihazlar günümüzde daha rahat, kullanışlı, güvenilir, hafif, küçük, estetik ve modaya uygun olarak tasarlanmaktadır. Farklı amaçlarla kullanılan giyilebilir teknolojik cihazlar aşağıdaki gibi özetlenebilir:

• Akıllı saatler bileklere takılan kategoriye girerler ve cep telefonumuza bağlanarak küçük bir işletim sistemi gibi çalışırlar. Saati göstermenin yanı sıra arama çağrılarını, mesajları, e-postaları, sosyal medya hesaplarımızı takip edebilmemizi sağlarlar. • Başa takılan ekran (head-mounted display), 360 derece sanal gerçeklik görüntülerini yüksek çözünürlükle izlemek üzere geliştirilmiştir. Sanal gerçeklik gözlükleri üç boyutlu sanal ortamlarla etkileşim kurmamızı sağlarlar. • Kişilerin vücut ısısından kaldırdıkları ağırlığın vücuttaki etkisine kadar farklı uygulama alanları bulunan akıllı giysiler verileri toplayarak istatistikleri sunmaktadır. Önümüzdeki yıllarda birçok kıyafette giyilebilir teknolojilerin kullanılacağını söyleyebiliriz. • Akıllı saatlerin sahip olduğu işlevler mücevher, takı gibi aksesuarlara yüklenerek tasarlanan akıllı takılar özellikle kadın kullanıcılar tarafından tercih edilmektedir. Estetik ve şık görünüme sahip olan akıllı takılar, akıllı telefonları yanında olmayan kişileri telefonlarına gelen e-posta, SMS ya da aramalardan haberdar etmek amacıyla kullanılmaktadır. • İmplantlar, derinin üzerine yapıştırılan ya da deri altına yerleştirilen, içerisindeki sensörler aracılığıyla düzenli olarak veri takibi yapılabilen akıllı cihazlardır. Düzenli yapılması gereken işlemlerin gerekli olduğu durumlarda kişinin bu süreci tek başına yapabilmesini sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Kandaki glikoz takibinden, stres ölçmeye, hastalıkların teşhisine kadar birçok amaç için kullanılmaktadır.

6

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında