AÖF Soru Bankası

Web Tabanlı KodlamaÜnite 1 Özeti

Web Teknolojisinin Doğuşu ve Gelişimi

WTK207U-WEB TABANLI KODLAMA

Ünite 1: Web Teknolojisinin Doğuşu ve Gelişimi

Giriş

Fıkrî temelleri yirminci yüzyılın ortalarında atılmasına karşın internetin doğuşu ve toplumsal düzeyde yayılması yirminci yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir. Günümüz bilişim toplumunda internet sadece bilgisayarların değil; cep telefonu, televizyon, buzdolabı, tost makinesi, resim çerçevesi gibi neredeyse tüm teknolojik araçların bağlandığı bir mecradır. Özellikle mobil internet teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte internete daha esnek ve hızlı bir biçimde erişebiliyor ve dijital cihazlarımızı da internete bağlıyoruz.

Web Teknolojisinin ve Web Mimarisinin Doğuşu

Günümüz web teknolojisinin doğuşu 19. Yüzyılın başlarından itibaren ortaya konan buluşlara ve teknolojik gelişmelere dayanmaktadır. 1830 yılında elektrik akımının teller üzerinden iletimiyle bir mesajın uzaktaki başka bir noktaya taşınması, 1858 yılında Atlas Okyanusunun bir tarafından diğer tarafına iletişim amacıyla kabloların döşenmeye başlaması ve 1876 yılında telefonun icat edilmesi web teknolojisinin temelini oluşturan en önemli teknolojik gelişmelerdendir. Yirminci yüzyıla gelindiğinde, Vannevar Bush 1945 yılında yazmış olduğu “As we make think” isimli makale ile günümüz internetin çalışma prensiplerini öngörerek bir “Memex” isimli foto elektriksel temelle çalışan teorik bir makineden söz etmiştir. Vannevar Bush’un öngördüğü bu ilişki yapısı bugün hipermetin (hypertext) olarak bilinen web kavramının 1965 yılında Ted Nelson tarafından ortaya konmasına katkı sağlamıştır. Web teknolojisinin gelişmesine teorik olarak katkı sağlayan bir başka isim de Amerikalı psikolog Joseph Carl Robnett Licklider’dır. 1962 yılında görev yaptığı Amerika Savunma Bakanlığına bağlı İleri Araştırma Projeleri Kurumunda (ARPA) ortaya attığı “Intergalactic Network” kavramı ile Licklider, dünya üzerinde bilgisayar kullanan herkesin birbiriyle bağlantılı bilgisayarlar ile bilgi alabileceği bir ağ yapısı öngörmektedir. Benzer şekilde Doug Engelbart 1960 - 1970 yılları arasında gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda NLS olarak adlandırılan aynı ağ üzerinde çalışan ayrıntılı çokluortam sistemini geliştirmiştir. 1967 yılında Ted Nelson, Xanadu adını verdiği bir sistem tasarlamıştır.

1960’ların başından itibaren bilgisayarlara verilen önemin artmasıyla birlikte bilgisayarların birbirlerine bağlanarak coğrafi olarak farklı noktalardaki kullanıcılar arasında nasıl paylaşılacağı konusunda çalışmalar yürütülmeye başlanmıştır. 1961 yılında Leonard Kleinrock devre anahtarlamanın verimli ve sağlam bir alternatifi olan paket anahtarlamaya yönelik ilk çalışmaları gerçekleştirmiştir. Paket anahtarlama ileride internetin atası olarak adlandırılan ARPANET’in temel yapı taşlarından olacaktır. 1957 yılı Ekim ayında Rusların Sputnik uydusunu fırlatmasının ardından dönemin Amerika başkanı tarafından Amerika Savunma Bakanlığına bağlı İleri Araştırma Projeleri Kurumu kurularak teknolojik çalışmalar başlatılmıştır. J.C.R. Licklider’ın ARPA’da görev yaptığı sırada öne sürdüğü ARPA girişimcilerinin

birbirleriyle etkili bir biçimde iletişim kurabilecekleri bilgisayar ağı oluşturulması fikri, 1969 yılında Larry Roberts önderliğindeki ekip tarafından gerçekleştirilen ARPANET projesiyle hayata geçmiştir. 1974 yılında Vint Cerf ve Bob Kahn ileride internet teriminin de türetileceği “A protocol for packet network interconnection” isimli bir çalışma yayınlayarak yeni bir protokol yazmışlardır. 1976 yılında Robert M. Metcalfe ve David R. Boggs “Ethernet: Distributed Packet Switching for Local Computer Networks” isimli bir çalışma yayınlayarak dağınık olarak yerleşen bilgisayar sistemlerinde dijital veri paketlerini taşımak amacıyla dallanmalı yayın iletişim sistemi olan bir teknolojiyi ve protokolü ortaya koymuşlardır. 1980’lere gelindiğinde ARPANET’e bağlı sistem sayısında inanılmaz büyüme yaşanmaya başlamıştır. 1986 yılında Amerika Ulusal Bilim Vakfı tarafından oluşturulan NSFNET omurga hızı başlangıçta 56 Kbps iken 1988 yılında 1.5 Mbps 1991 yılında ise 45 Mbps hıza ulaşmış ve bölgesel ağları bağlamak için birincil omurga olarak kullanılmıştır. Ayrıca 1984 yılında Paul Mockapetris tarafından ortaya konulan Alan Adı Sistemi (DNS) ile ağa bağlı her bir sistemin birbirlerine veri gönderip almak için kullandıkları internet protokol adresini okunabilir internet adresleriyle eşleştirilmiştir.

1990’lara gelindiğinde ise meydana gelen en büyük olay, internetin dünya çapında milyonlarca kullanıcının evine ve işyerine getiren ayrıca yüzlerce yeni uygulamanın mümkün olmasını sağlayan bir platform olan World Wide Web (WWW) uygulamasının ortaya çıkmasıdır. Bu uygulamanın ortaya çıkmasındaki başrol oyuncusu Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN)’de yazılım mühendisi olarak çalışan Tim Berners-Lee’dir. Tim, 1990 yılında günümüz webinin üç temel teknolojisini yazmıştır. Bunlar; web genelindeki bağlı kaynakların bulunup getirilmesine izin veren bir iletişim protokolü olan Hipermetin Transfer Protokolü (HTTP), web için bir işaretleme dili olan Hipermetin İşaretleme Dili (HTML) ve webe bağlı her bir kaynağı tanımlamak için kullanılan ve daha sonraki yıllarda URL olarak adlandırılan benzersiz adres yapıları olan Benzersiz Kaynak Tanımlayıcı (URI)’dır. Ayrıca Tim, ilk web sayfası editörü olan WorldWideWeb’i yazmış ve ilk web sunucusunu oluşturmuştur. 1990 yılının sonuna gelindiğinde Tim, ilk web sayfasını oluşturarak istemci-sunucu iletişimini gerçekleştirmiştir.

Daha sonraki yıllarda yaşanan donanımsal ve yazılımsal gelişmelerle birlikte web teknolojisi giderek büyümeye ve genişlemeye devam etmiştir. 1992’nin sonlarına gelindiğinde çalışan yaklaşık iki yüz web sunucusu bulunmaktadır ve o yıllarda Stanford Üniversitesi’nde ilk Avrupa dışı web sunucusu kurulmuştur. 1993 yılında aralarında MidasWWW, Erwise, ViolaWWW ve Samba’nın da bulunduğu birçok web tarayıcısı geliştirilmiştir. Ancak bunlardan en önemlisi Mark Andreessen tarafından Süper Bilgisayar Uygulamaları Ulusal Merkezi laboratuvarlarında geliştirilen NCSA Mosaic web tarayıcısıdır. 1993 yılında CERN laboratuvarı web protokollerini herkesin kullanımına açmış ve


böylelikle webde küresel düzeyde yaratıcılık, işbirliği ve yenilik içeren gelişmeler yaşanmıştır. 1994 yılında Mark Andreessen ve Jim Clark NCSA’dan ayrılarak ileride Netscape Communication Coorparation olacak olan Mosaic Communications’ı kurmuştur. Aynı yıl Tim Berners-Lee öncülüğünde açık web standartları geliştirmek misyonuyla uluslararası bir topluluk olan W3C (World Wide Web Consortium) kurulmuştur. 1996 yılında Microsoft kendisi ile Netscape arasında, Microsoft’un birkaç yıl sonra kazanacağı tarayıcı savaşını başlatmıştır. 1995 yılında NSFNET yerini Amerika için ulusal İnternet Servis Sağlayıcısı ve Ağ Erişim Noktası kuruluşlarına bırakmıştır. Bu yıldan itibaren birçok özel ISP ve NAP şirketi kurulmuştur. 1996 yılında ise platform bağımsız ve web özellikleri ile genişletilmiş Java programlama dili piyasaya sürülmüştür. Bin yılın sonunda web; e-posta, internet, anlık mesajlaşma ve MP3 paylaşımı olmak üzere dört temel uygulamayı içine alan yüzlerce popüler uygulamayı destekler hâle gelmiştir. Gelişen mobil ve wifi ağları ile birlikte ses ve görüntü iletimi, video paylaşımı, televizyon yayını gibi birçok zengin ve yüksek hızlı çokluortam uygulaması webde yerini almıştır.

Web Sunucularının ve Standartlarının Gelişimi

Sunucular, 24 saat boyunca web ağına bağlı bulunan, çeşitli amaçlardaki veri dosyalarını içerisinde barındıran ve internet üzerinden bu verilere ulaşmak isteyen istemci adı verilen bilgisayarların kullanımına sunan bilgisayarlardır. Web teknolojisinin gelişimiyle paralel olarak kullanılmaya başlayan sunucular şunlardır:

e-Posta Sunucuları

Sıradan posta gibi eşzamansız bir iletişim ortamı olan e- posta; hızlı, dağıtımı kolay ve ucuz olması nedeniyle günümüz web kullanıcılarının vazgeçilmez iletişim araçlarından bir tanesidir. Başlangıçta yalnız metin tabanlı olan e-postalar, yaşanan gelişmelerle birlikte artık eklentiler, bağlantılar, HTML ile biçimlendirilmiş metinler veya fotoğraflar içermektedir. 1969 yılında webin atası olarak nitelendirilen ARPANET projesi, projeyi yürüten İleri Araştırma Projeleri Kurumu (ARPA) ile dört farklı yerde bulunan arabirim mesaj işlemcileri (IMP) arasında mesaj gönderimi ile hayata geçmiştir. Önceden mevcut olan aynı bilgisayar kullanıcıları arasında eşzamanlı iletişim durumunu ortadan kaldıracak yani ağ içerisindeki herhangi bir başka bilgisayara gönderilecek mesajın eşzamansız olarak iletilmesini ve alınmasını sağlayacak bir sistemin geliştirilmesi 1971 yılında gerçekleştirilmiştir. Ayrıca gönderilen e-postanın hangi bilgisayara ve hangi kullanıcıya iletileceğini belirtmek için @ işaretinin konulması Tomlinson tarafından hayat bulmuştur.

Günümüzde kullanıcılar hazırladıkları e-postaları başka bir kullanıcıya göndermek için öncelikle o kişinin e-posta adresini alıcı kısmına yazması gerekmektedir. Bir kullanıcı tarafından hazırlanan e-postada alıcı adresi, konu, mesaj metni ve ekleri oluşturulduktan sonra gönder düğmesine basıldığında ilk olarak e-posta, kullanılan yazılım tarafından göndericinin e-posta sunucusunun

kuyruğuna yerleştirir. Gönderici e-posta sunucusunda bulunan Basit Posta İletim Protokolü (SMTP)’nün istemci tarafı alıcının e-posta adresine göre mesajın iletileceği alıcı e-posta sunucusuyla güvenilir ve doğrudan bir bağlantı kurar. Gönderici ve alıcı e-posta sunucuları arasında oluşturulan TCP bağlantısından sonra gönderici e-posta sunucusu kuyruğunda bulunan e-postayı alıcı e- posta sunucusuna gönderir.

Web Sunucuları

Web sunucuları, hipermetin temelli World Wide Web (WWW) yapısını oluşturan her türlü dosyanın içerisinde yer aldığı güçlü bilgisayarlardır. 1990 yılında temelleri atılan WWW yapısının oluşturulmasıyla web teknolojisi herkes için erişilebilir olmuş ve birçok veri ağından tek bir veri ağına dönüşmüştür. Bu dönüşümün bir parçası da web sunucularıdır. Günümüzde web sunucuları; web içerisinde bulunan bir web sayfasına ait tüm verileri içerisinde barındıran, güçlü donanımsal özellikleri bulunan ve kesintisiz olarak web ağına bağlı bulunan bilgisayarlardır.

Web sunucularının WWW yapısı içerisindeki temel görevi, hosting (barındırma) hizmeti vermektir. Web tasarımcıları, hazırlamış oldukları web sayfalarını web sunucularından hosting hizmeti almak suretiyle internette yayınlayabilmektedir. Web sunucularının istemci bilgisayarlarla iletişim kurmak için kullandığı temel protokol HTTP protokolüdür. Web sunucuları ile istemci bilgisayarlar arasında iki farklı şekilde bağlantı kurulabilmektedir. Bunlar kalıcı ve kalıcı olmayan bağlantılardır.

DNS Sunucuları

Alan adı sistemi olarak adlandırılan DNS, web ağına bağlı her bir birimin birbirlerine veri göndermek ve almak için kullandıkları internet protokol adresini (IP) okunabilir internet adresleriyle eşleştirilmesi için kullanılan bir sistemdir. IP adresi web ağına bağlı olan her bir sisteme erişim için kullanılan benzersiz numaralardır. Belirlenen IP adresinin başlangıç değeri hangi sınıfta (A, B, C, D, E) yer aldığını göstermektedir.

DNS sunucularının web teknolojisi içerisindeki rolü incelendiğinde, DNS sunucularının web sunucularıyla birlikte çalıştığı görülmektedir. Bir başka ifadeyle her alan adının, hem web sunucusu hem de DNS sunucusu bulunmaktadır. DNS sunucuları web sunucularının başka bilgisayarlar tarafından kolay ve rahat bir biçimde ulaşılmasında önemli bir rol üstlenmektedir.

FTP Sunucuları

Dosya transfer protokolü (FTP), web teknolojileri üzerinden kendine erişen istemci ile sunucu arasında dosya paylaşımını ifade etmektedir. Bhushan tarafından yazılan FTP protokolü, ARPANET protokolüne göre çalışmak üzere tasarladığı için sonraki yıllarda değişiklikler yapılarak TCP/IP protokolüne uygun hâle getirilmiştir. FTP sunucusu ise, FTP protokolü üzerinden kendisiyle iletişim kuran cihazlarla veri aktarımı ve dosya paylaşımı yapan bilgisayarlardır. FTP protokolü ile FTP


sunucusuna bağlantı kurulabilmesi için ağ sistem yöneticisinin verdiği kullanıcı adı ve şifre girilmesi gerekmektedir. Ancak herkesin kullanımına açık olan yani her kullanıcının girmesine izin verilen FTP sunucuları da bulunmaktadır. FTP sunucularına hem web tarayıcıları aracılığıyla hem de FTP yazılımları aracılığıyla bağlanılabilmektedir.

Proxy Sunucuları

Proxy sunucuları, birden fazla kullanıcının aynı anda internet bağlantısı kullandığı yerlerde kullanılan sunuculardır. Temel görevi, internet trafiğinin daha verimli kullanılabilmesi ve aynı sayfayı görüntülemek isteyen kullanıcıların hızlı bir biçimde web sayfasına erişimini sağlamasıdır. Web ağına bağlantı için mutlaka Proxy sunucularına gereksinim duyulmamaktadır. Ancak çok sayıda kullanıcının aynı anda web ağına bağlandığı durumlarda ve özellikle uluslararası internet bağlantılarındaki yoğunluğu azaltmak, erişimleri hızlandırmak ve ağı daha etkin kullanmak için oldukça yararlıdır. Proxy sunucularıyla; sistem kullanıcılarının hangi web sayfaları görüntülediği izlenebilir, bazı web sitelerine yapılan erişim engellenebilir, sistem kullanıcılarının her birine internet bağlantı kapasitesinin belirli bir oranı ayrılabilir, bilgisayar virüsü içeren yazılımların internetten indirilmesi engellenebilir.

Güvenlik Sunucuları

Web ağına bağlı bir bilgisayarın başka bir bilgisayara veya sunucuya rahatlıkla erişmesi, kullanıcı adı ve şifre açarak oturum açması o bilgisayar veya sunucu üzerinde istediği işlemleri yapabilmesinin önünü açmaktadır. Bu durum bilgisayar korsanı (hacker) olarak adlandırılan kişilerin, eriştiği bilgisayardaki bilgileri görüntülemesi, kopyalaması, silmesi veya değiştirmesi gibi birçok istenmeyen işlemlerin yapılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle günümüzde güvenlik yazılımları gibi yazılımsal boyutta ve güvenlik sunucuları gibi donanımsal boyutta önlemler alınmaktadır. Güvenlik sunucuları, web ağında yaşanabilecek güvenlik sorunlarını ortadan kaldırmak için kullanılan sunuculardır. Web ağı üzerinden yerel sisteme giren veri paketleri veya yerel ağdan web ağına çıkan veri paketleri güvenlik sunucuları tarafından denetlenmektedir. Ancak güvenlik sunucularının web ağından gelen ve web ağına çıkan her veri paketini incelemesi beraberinde bazı sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunların en başında yaşanan zaman kaybı yer almaktadır. Güvenlik sunucusundaki yazılımın web ağını sürekli bir şekilde denetlemesi, kullanıcıların web ağındaki kaynaklara erişimlerinde hissedilir yavaşlamaya neden olmaktadır. Ayrıca kullanıcılar tarafından web ağında erişilmek istenen sayfaların denetlenmesi, izlenme fikrinin oluşmasına neden olabilmektedir.

Web Tarayıcılarının Gelişimi

Web tarayıcısı; web ağına bağlanan kullanıcı ile web üzerindeki siteler arasındaki bağlantıyı sağlayan yazılımlardır. Web tarayıcıları sayesinde, sunucu adı

verilen ve internet üzerindeki sitelere ait verilerin depolandığı bilgisayarlar ile internet ağına bağlanmak isteyen kullanıcıların bilgisayarları arasında bağlantı oluşturulmaktadır. Kurulan bu bağlantı sayesinde tarayıcılar, web sayfalarını oluşturan HTML kodlarını web sitesinin bulunduğu web sunucusundan almakta ve gelen kodlara göre metin, resim, şekil gibi görüntüleri internet kullanıcısının bilgisayarında görüntülemektedir. Ayrıca web tarayıcısı, sunucu ile istemci bilgisayarlar arasındaki bağlantı esnasında verilerin karşılıklı olarak güvenli bir biçimde gönderilip alınması için gerekli olan şifreleme ve güvenlik önlemlerini de yerine getirmektedirler.

Bir yazılım olan web tarayıcıları, web ağına bağlı olan bir web sayfasının adresi (URL) adres çubuğuna yazılarak görüntülenmek istendiğinde öncelikle web sayfasının bulunduğu sunucuyla iletişim kurar. Web tarayıcısı, web sunucusuyla hangi protokol ile iletişim kuracağına adres çubuğuna yazılan URL adresine göre karar vermektedir. Sunucu bilgisayarlara bağlantı yalnız internet protokol numarası (IP adresi) ile kurulduğu için web tarayıcısının sunucu bilgisayarın IP adresini bilmesi gerekir. Bunun için ise internet adreslerinin IP adresi karşılığını kayıtlı tutan DNS sunucularına bağlanarak ilgili internet adresinin IP adresini öğrenir. Daha sonra web tarayıcısı öğrendiği IP adresine sahip web sunucusuyla HTTP protokolü kullanarak iletişim kurar. Sunucuyla bağlantı sağlandıktan sonra web tarayıcısı, URL adresindeki son bölüm olan görüntülenecek olan dosyanın hiyerarşik yolunu kullanarak “index. html” isimli dosyayı görüntülemek üzere dosyayı oluşturan tüm nesneleri sunucu bilgisayardan ister. Bunun karşılığında web sunucusu kendi içinde bulunan ve HTML işaretleme dili kullanılarak oluşturulmuş olan “index.html” dosyasına ait kodları web tarayıcısının bulunduğu bilgisayara gönderir. Gönderme işlemi ise TCP protokolü ile sağlanmaktadır. Web tarayıcısı sunucu bilgisayarın göndermiş olduğu ilgili dosyaya ait paket verileri TCP protokolünü kullanarak bir araya getirir ve ilgili dosyaya ait HTML kodlarını oluşturur. Son olarak web tarayıcısı, web sayfası oluşturulması için standart bir işaretleme dili olan HTML dili kodlarını çözümleyerek kodların karşılığı olan metin, resim, tablo, animasyon gibi görüntüleri web sayfasında görüntüler.

Web tarayıcılarının ortaya çıkışı “Web Teknolojisinin ve Web Mimarisinin Doğuşu” başlığında da bahsedildiği gibi 1990 yılında yaşanan hipermetin temelli World Wide Web (WWW) uygulamasının geliştirilmesine dayanmaktadır. 1990 yılında ilk web tarayıcısı olan WorldWideWeb ortaya çıkmıştır. İlk web tarayıcısı WorldWideWeb’in geliştirilmesinden sonraki yıllarda çeşitli metin temelli web tarayıcıları tasarlanmıştır. Unix işletim sistemlerinde X Windows System arayüzü kullanan bilgisayarlar için tasarlanan Erwise, ViolaWWW, Lynx; Macintosh bilgisayarlar için üretilen ilk web tarayıcısı Samba; yine Unix işletim sistemi için tasarlanan ve fizikçiler arasında yaygın kullanılan MidasWWW bunlardan bazılarıdır. Web tarayıcılarının gelişiminde önemli bir kilometre taşı olarak


görülen NCSA Mosaic, 1993 yılında Mark Andreessen tarafından Süper Bilgisayar Uygulamaları Ulusal Merkezi laboratuvarlarında geliştirilmiştir. Web tarayıcılarının büyük çoğunluğu UNIX işletim sistemleri için tasarlanması nedeniyle, Windows işletim sistemleri için 1993yılında ilk web tarayıcısı olan Cello geliştirilmiştir. 1994 yılında Mark Andreessen ve Jim Clark NCSA’dan ayrılarak ileride Netscape Communication Coorparation olacak olan Mosaic Communications’ı kurmuştur. Kurdukları şirket bünyesinde 1994 yılında Netscape web tarayıcısını piyasaya sürmüşlerdir. 1995 yılında Microsoft firması günümüzdeki en yaygın web tarayıcılarından biri olan Internet Explorer’ı piyasaya sürerek Netscape ile “browser war” olarak adlandırılan web tarayıcısı rekabetini başlatmıştır. Doksanlı yılların sonlarına gelindiğinde web tarayıcısı sektörü açısından iki önemli web tarayıcısı piyasaya sürülmüştür. Bunlardan ilki Norveç’te bulunan bir telekomünikasyon firması olan Telenor tarafından 1996 yılında geliştirilen Opera web tarayıcısıdır. İkinci web tarayıcı ise, 1998 yılında Netscape Communication Coorparation tarafından Netscape web tarayıcısından sonra ikinci nesil web tarayıcısı olarak piyasaya sürülen Mozilla’dır. İki binli yıllarda web tarayıcıları alanında yaşanan en önemli gelişme internetin açık ve herkese erişilebilir küresel bir kaynak olarak kalmasını sağlamak amacıyla kurulan Mozilla Vakfı tarafından 2002 yılında Firefox web tarayıcısının ilk sürümünün yayınlanmasıdır. Yayınlanan ilk iki sürümde farklı isimler kullanan Firefox, 2004 yılında yayınlanan üçüncü sürümünde günümüzde kullanılan ismini almıştır. Web tarayıcıları sektöründe yaşanan ikinci gelişme ise Apple firmasının 2003 yılında yayınladığı Safari web tarayıcısıdır. Başlangıçta yalnız Macintosh bilgisayarlar için üretilen Safari web tarayıcısı 2007 yılında Windows versiyonunu yayınlamıştır. Kendine web tarayıcısı pazarında önemli bir yer bulan Safari, 2008 yılında yayınlanan Safari 4 versiyonundaki SquirrelFish JavaScript motoruyla hızını artırarak oldukça beğeni toplamıştır. Günümüz web tarayıcıları içerisinde en çok kullanılan tarayıcı olan Chrome ise 2008 yılında yayınlanmıştır. Günümüz web tarayıcıları içerisinde bilinen ve kullanılan Yandex web tarayısı ise 2012 yılında yayınlanmıştır. Başlangıçta metin tabanlı, basit biçimsel ve gezinti işlemleri yapabilen yazılımlar olarak hayatımıza giren web tarayıcıları yıllar içerisinde grafik arayüzlü hâle gelerek görsel ve güvenlik anlamında güçlü bir hâle dönüşmüştür. Günümüz web tarayıcıları video, animasyon, ses gibi birçok çokluortam nesnesini destekleyen, VBScript ve JavaScript kodları işleyebilen, ActiveX destekleyebilen ve yüklenecek eklentilerle istenildiği gibi kişiselleştirilebilen yapıdadır.

Web Sayfasının Yapısı ve Temel Özellikleri

Web sayfaları, içeriğini oluşturan tüm nesneleri ofis dosyalarında olduğu gibi içerisinde barındırmamaktadır. Web teknolojisinin yapısı gereği web sayfaları Hipermetin İşaretleme Dili (HTML) kullanılarak oluşturulmaktadır. Bu işaretleme dili gereği, web sayfasını oluşturan metinler

dosya içerisine yerleştirilebilirken sayfada gösterilecek diğer tüm nesneler özellikleri ve URL adresleri ile birlikte kodlar içerisinde tanımlanmaktadır. Bu durum bir web sayfasını oluşturan tüm nesnelerin ayrı birer dosya olarak yer almasını gerekli kılmaktadır. HTML diline ait kodlarla oluşturulan web sayfaları iki farklı biçimde tasarlanabilmektedir. Bunlardan ilki hazırlanan bir web sayfasının kullanıcılar tarafından değiştirilemediği ve sürekli aynı biçimde ekranda görüntülenen sabit içerikli web sayfasıdır. Bir diğer web sayfası biçimi ise değişken içerikli web sayfalarıdır. Bu web sayfalarının içerisindeki veriler kullanıcıların isteklerine ve çeşitli durumlara göre değişiklik göstermektedir.

HTML dili kullanılarak web sayfası oluşturmak için kullanılabilecek farklı yöntemler bulunmaktadır. Birinci ve en basit yöntem; ASCII editörü, EditPlus, Notepad, Notepad++ gibi çeşitli metin editörleri kullanılarak web sayfası oluşturmadır. Web sayfası oluşturmak için kullanılacak ikinci yöntem ise FrontPage, Dreamweaver gibi çeşitli HTML editörlerinin veya yardımcılarının kullanılmasıdır. HTML editörleri yardımıyla web sayfasını oluşturmak metin editörleri yardımıyla web sayfası oluşturmaktan daha basit ve kolaydır. Web sayfası oluşturmak için kullanılabilecek üçüncü yöntem ise MS Word, LotApps gibi HTML çeviricilerinin kullanılmasıdır. Bu yöntemde kelime işlem programı ile oluşturulan bir Word dosyası veya bir taşınabilir belge formatında (PDF) hazırlanmış bir dosya HTML formatına dönüştürülebilmektedir.

HTML dili, tag adı verilen kodların kullanıldığı, içeriğin bu kodlar aracılığıyla geliştirildiği bir dildir. Tagların yazımında büyük-küçük harf ayrımı bulunmamaktadır. Ayrıca boşluk, alt satıra inme ve sekmenin önemi yoktur. Ancak burada unutulmaması gereken durum, HTML taglarının İngilizce diline uygun olduğu, bu nedenle büyük harf kullanımında da İngilizce yazım kurallarına dikkat edilmesi gerektiğidir. Bir web sayfası temel olarak iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm tagları arasında oluşturulan ve web sayfasına ait metaverilerin tanımlandığı bölümdür. İkinci bölüm ise tagları arasında oluşturulan ve web sayfasının içeriğine ait verilerin tanımlandığı bölümdür.

Her ne kadar HTML dili web teknolojilerinin gereksinimleri doğrultusunda güncellense de dinamik ve görsel öğelerle zenginleştirilmiş web sayfaları yapılabilmesi için ek dillere gereksinim duyulmaktadır. HTML dili ile beraber en çok kullanılan yapı, basamaklı stil sayfaları (CSS) olarak adlandırılan biçimlendirme özellikleridir. HTML diline destek amaçlı kullanılan bir diğer yapı ise farklı script dillerinin kullanılmasıdır. Özellikle günümüz web sayfalarında görünen kullanıcı etkileşimi ile oluşturulacak dinamik web sayfaları bu diller kullanılarak tasarlanmaktadır. PHP, ASP, ASP.NET gibi programlama dilleri, dinamik web sayfaları oluşturmak için yararlanılan dillerin başında gelmektedir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında