WTK204U-WEB YAYINCILIĞI ARAÇLARI
Ünite 6: Web Yayıncılığında Bulut Bilişim
Giriş
İnternet ve iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ve global bir kültürü meydana getirmesi, web yayıncılığı anlayışını da beraberinde değiştirmiş ve geliştirmiştir. Ağ yapıları aracılığıyla çeşitlenen bilgi işlem hizmetleri sunma prensibini barındıran bulut bilişim teknolojileri, web yayıncılık süreçlerinde sunduğu esnek ve hızlı çözüm önerileriyle yayıncılık anlayışına farklı bir boyut kazandırmıştır. Aynı zamanda farklı işlem altyapılarının (sunucu, yazılım, veritabanı ve uygulama) kullanılmasına olanak sağlayan bulut bilişim teknolojileri, farklı erişim ve etkileşim yapılarını mümkün kılarak gerek genel kullanımda gerekse web yayıncılığında çok boyutlu yapılı bir yapıyı temsil etmektedir.
Bulut Bilişim
Veriden bilgi etme süreçlerinin hızlanmasına ve yaygınlaşmasına zemin hazırlayan internet ve iletişim teknolojileri sayesinde veriyi işlemek ve bilgiye ulaşmak günden güne daha da kolaylaşmıştır. Bununla birlikte bu teknolojilerin her geçen gün gelişmesi, yenilenmesi ve etkileşim hâlinde olması, bilginin değerini de arttırmıştır. Dolayısıyla bilgiye her an her yerden herkes tarafından eşit bir şekilde erişilmesi önemli bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Bu durumda ise bulut bilişim teknolojileri etkili ve verimli çözüm önerileri sunmada ön plana çıkmıştır.
Bulut bilişim, farklı veri ve işlem altyapılarını (sunucu, yazılım, veritabanı, uygulama vb.) barındıran sistemlere internet aracılığıyla esnek ve boyutlanabilir erişim sağlayan hizmetler bütünüdür. Büyük boyutlu verilerin ve işlemlerin düşük ücret karşılığından her an her yerden güvenilir bir şekilde ulaşılır olması prensibini barındıran bulut, fiziki sunucuların sınırlarını ve kapasitelerini aşarak sanal bir ortamda geniş bir hareket alanına olanak sağlamaktadır. Bulut bilişim teknolojileri çatısı altında sunulan hizmetleri “altyapı (IaaS)”, “platform (PaaS)” ve “yazılım (SaaS)” olarak sınıflandırmak mümkündür.
Sunucu, yazılım, veritabanı veya uygulama gibi farklı kaynakların beslediği ve beslendiği bulut yapısı, kullanıcı isteklerine göre hızlı bir şekilde boyutlandırılabilmektedir. Bireylerin, gruplarında ya da kurumların ihtiyaç duydukları alana karşılık gelen ücreti ödediği “kullandığın kadar öde” politikası, bulut bilişim teknolojilerinin özünde yatan önemli bileşenlerden biridir. Bununla birlikte kullanıcılar daha önceden satın alıp da kullanmadıkları bulut alanlarını iade edebilmekte, değiştirebilmekte ya da yeniden boyutlandırabilmektedir.
Teknolojik ve ağ tabanlı yeniliklerin benimsenmesinde ve hızlı bir şekilde gündelik hayatlara uyum sağlamasında rol oynayan bulut bilişim; eğitim, sağlık ve endüstri gibi pek çok farklı sektörde kullanılmaktadır. Ayrıca bulut bilişim ile gerek bireysel gerekse toplu kullanıma uygun hizmetler sunulmaktadır.
Bulut Bilişimin Tarihi ve Gelişimi
Bulut bilişimin köklerini, popüler olduğu son 15-20 yılın daha öncesine kadar takip etmek mümkündür. 1950’li yılların başlarında MIT’nin askeri amaçlarla gerçekleştirdiği çalışmalar doğrultusunda bilgisayarlar arası eşzamanlı iletişime olanak sağlayan ARPANET, güncel ağ teknolojilerinin temelini oluşturmuştur. Bu doğrultuda ağ teknolojilerinin tetikleyicisi olan ARPANET çalışmalarının bulut bilişim kavramına da zemin hazırladığını söylemek mümkündür.
Güncel teknolojik yaklaşımların yapılanmasına zemin hazırlayan psikolog ve bilgisayar bilimcisi Johnny C. R. Licklider, 50’li yıllarda bulut bilişim yapısını da kapsayan bir “galaksiler arası bilgisayar ağı” yapılandırmayı kurgulamıştır. Licklider, kendisinin öngörüleri ve vizyonu doğrultusunda 1969 yılında kurulan ARPANET’in temel yapısına önemli katkılarda bulunmuştur. Bu yapı, iki ya da üç kişinin farklı bilgisayarlarla eşzamanlı olarak bir ağ aracılığıyla iletişim kurmasını temsil etmektedir. Tüm bunların “sanallaştırma” temelli bir altyapı sayesinde sunulan hizmetleri kapsamasını gerektiğini söyleyen Licklider, modern bulut bilişim yapısının temellerini 50’li yıllarda teorik olarak atmıştır.
Licklider tarafından kurgulanan yapıya benzer şekilde bulut bilişimin temel prensipleri 1961 yılında John McCarthy tarafından da tartışılmıştır. McCarthy’e göre bilişim hizmetleri bir ağ üzerinden kişilerin kullanım ihtiyaçlarına göre kullandıkları kadarını ödedikleri abonelik bir sistem üzerinden sağlanmalıdır. 60’lı yılların teknolojik durumu göz önünde bulundurulduğunda bu öngörünün şekillenmesinin 30 yıl kadar sürdüğünü söylemek mümkündür.
Gelişen internet teknolojileri ve altyapılar gibi güncel teknolojilerin başında ise Tim Berners Lee tarafından 1991’de kurulan World Wide Web (www-dünya çapında ağ) yapısı gelmektedir. Lee’nin kurgusuna göre ağ üzerinden veri görüntüleme ve transfer etme, günümüzde kullanılan internet sitelerinin ilk formuna karşılık gelmektedir. Bu yapı, modern bulut bilişim teknolojilerinin çıkış noktası olarak da görülebilir.
Bulut bilişim (cloud computing) terimini ise ilk olarak 1997 yılında Ramnath Chellappa kullanmıştır. Teorik ve terimsel çalışmaların uygulamaya dökülmesinde ilk adımı Salesforce şirketi 1999 yılında atmıştır. Ağ yapısı kullanarak kullanıcılara uzaktan yazılım hizmeti sağlamayı amaçlayan bu firma internet erişimi olan herkesin istediği yerden istediği zaman erişebileceği uygun fiyatlı uygulamaları satışa çıkarmıştır. 2000’li yıllara gelindiğinde ise bulut bilişim kavramı farklılaşan amaçlar doğrultusunda hizmet veren platformlarda kullanılmaya başlanmıştır.
2002 yılında çevrimiçi kitap satışıyla faaliyet göstermeye başlayan Amazon, depolama ve kaynak sağlama gibi hizmetler sunduğu bir web platformu yayınlamıştır. Amazon Web Services (AWS-Amazon Web Hizmetleri) olarak adlandırılan bu platform, bulut bilişim altyapı modeli ile
bilgisayarların kapasitelerinin çok daha verimli ve esnek kullanılabileceğini göstererek AWS’nin kendi pazarında öne çıkmasını sağlamıştır. Amazon’un sunduğu bu model pek çok farklı firmanın da takip ettiği ve modellediği önemli bir “ilk” örnek olmuştur.
2006 yılında Google, Google Dokümanlar (Google Docs) hizmetini sunmaya başlamıştır. Bu hizmet bireysel ya da kurumsal kullanıma yönelik belgeleri ve tabloları kaydetme, düzenleme, geliştirme, güncelleme, aktarma ve paylaşma gibi eylemleri ağ yapıları aracılığıyla gerçekleştirmektedir. Ardından bulut bilişim altyapısıyla video yayın hizmeti sunan Netflix, 2007 yılında bu hizmeti bulut hizmetleri aracılığıyla desteklemiştir.
Daha sonra 2008’de NASA tarafından geliştirilen OpenNebula, ilk açık kaynak kodlu özel ve hibrit bulut hizmeti olarak piyasaya sürülmüştür. Bu bulut hizmetinin daha kurumsal ve büyük çaplı ihtiyaçları kapsadığını söylemek mümkündür.
2010 yılına gelindiğinde AWS, Microsoft ve OpenStack gibi şirketler özel bulut yapıları geliştirmeye başlamışlardır. OpenStack’in sunduğu açık kaynak kodlu bulut, kullanıcıların bireysel kullanımına ve kendi bulutlarını oluşturmasına fırsat tanıyan ücretsiz bir hizmeti kapsadığı için o dönemlerde bu yaklaşım şirketi oldukça popüler hâle getirmiştir. Aynı sene Microsoft, Windows Azure’u kullanıma aktif hâle getirmiştir.
2011 yılına gelindiğinde özel ve genel bulut kullanımının harmanlandığı hibrit bulutlar tanıtılmıştır. Aynı sene IBM, SmartCloud tasarısını tanıtmıştır. Ardından Apple, kullanıcılarının cihazlarındaki fotoğraf, müzik, rehber ve uygulama geçmişi gibi tüm verilerini depolamaya ve korumaya odaklanan özelleştirilmiş bulut yapısı olan iCloud’u piyasaya sürmüştür.
Bulut Bilişimin Temel Özellikleri
Ağ üzerinden erişilen bulut hizmetleri, zaman ve mekân gözetmeksizin hızlı bir şekilde erişim sağlanan depolama, düzenleme, aktarma ve paylaşma faaliyetlerini gerek bireysel gerekse kurumsal kullanıma sunmaktadır. Bulut bilişimin bu yapısını 5 temel özellik olarak incelemek mümkündür:
1. Bulut, isteğe ve ihtiyaca bağlı hizmet sunar. Bulut bilişimin temelini oluşturan self servis ile kullanıcılar bulut hizmetlerine herhangi bir aracı olmadan abone olabilmekte ve bu hizmetleri yapılandırabilmektedir. 2. Bulut, geniş bir ağ erişimine olanak sağlar. Bulut bilişim hizmetleri aracılığıyla sunulan kaynakların ve içeriklerin, ağ tabanlı bulut modelleri sayesinde her an her yerden erişilebilir olması mümkündür. Bunun yanı sıra bu bulut modelleri sayesinde ilgili kaynak ya da içerikler birden fazla farklı yerden de aynı anda erişime açıktır. 3. Bulut, ölçülebilen bir hizmettir. Bulut kullanıcılarının beklentilerini karşılamak için ölçme ve raporlama faaliyetleri gerçekleştirmek,
sunulan hizmetlerin yapılandırılmasında ve geliştirilmesinde oldukça önemlidir. 4. Bulut, hızlı ve esnektir. Bu durum, bulut bilişim hizmetlerinden faydalanan kullanıcıların ihtiyaçları olan hizmet bileşenlerine ve kaynaklarına mevcut ağ hızları doğrultusunda esnek bir şekilde ulaşmasını ifade etmektedir. 5. Bulut, çok kullanıcılı bir mimariyi temsil eden bir kaynak havuzudur. Çoklu kullanıcı mimarisi tasarlanarak aynı anda birden fazla kullanıcının bulut kaynaklarından ve hizmetlerinden faydalanması amaçlanmaktadır.
Sanallaştırma ve Bulut Bilişim Altyapısı
İsteğe bağlı hizmet, hızlı ve geniş ağ erişimi, ölçeklendirme, güvenlik ve esneklik gibi avantajlar sağlayan bulut bilişim altyapısının temelinde sanallaştırma teknolojisi yer almaktadır. Bu teknoloji genel anlamıyla bilgisayarların donanımsal veya yazılımsal kaynaklarının başka bilgisayarlara sanal olarak sunulmasını temsil etmektedir.
Farklı türdeki sanal kaynakların (ağ, sunucu, işletim sistemi, depolama alanı veya dosya) oluşturulmasına olanak sağlayan sanallaştırma, genel yapısı itibarıyla ayrıştırılmış donanım bölümlerinden oluşan işlemci, bağlantı noktaları ve bellek gibi bileşenlerden oluşan sanal makineleri temsil etmektedir. Eksiksiz birer bilgisayarı ifade eden sanal makineler, izole edilmiş bir şekilde çalışmaktadır.
Farklı cihazlara donanım veya yazılım kaynaklarını sanal olarak sunarken akıllı bir soyutlama katmanının oluşturulmasını sağlayan sanallaştırma; ağ, sunucu, işletim sistemi ve depolama alanı şeklinde 4 farklı türde gerçekleşebilmektedir.
Sanallaştırma teknolojisi, bulut bilişim faaliyetlerinin fiziksel bir sistem üzerinden çoklu kanallar aracılığıyla çeşitlendirilmiş, ölçeklendirilmiş ve sanallaştırılmış kaynaklar, hizmetler ve servisler dağıtmasına yardımcı olmaktadır. Bu da bulut bilişim mimarisini meydana getirmektedir.
Bulut bilişim mimarisinin temelinde iki bileşen kümesi olduğunu söylemek mümkündür. Ön taraf ve arka taraf olmak üzere sınıflandırılan bu kümeler, ağlar aracılığıyla birbirine bağlıdır. Ön taraf, kullanıcıları ya da müşterileri temsil eden istemci bileşenlerini içerirken arka taraf makineler, altyapılar, sanallaştırma teknolojileri, sunucular, uygulamalar ve hizmetlerin yer aldığı bulut yapısını meydana getirmektedir. Tüm bu bileşenlerin bir araya getirdiği bulut bilişim yapısı “donanım”, “sanallaştırma”, “platform” ve “uygulama ve hizmet” olmak üzere 4 temel katmana ayrıştırılarak incelenebilir.
Bulut Bilişim Modelleri
Bulut bilişim teknolojilerini sağladıkları hizmetlere ve kullanımlarına göre iki ayrı kategoride incelemek mümkündür. Hizmet olarak sunulan bulut bilişim modelleri
“altyapı”, “platform” ve “yazılım” olarak üç farklı türde yapılanmaktadır. Bunun yanı sıra kullanımlarına göre bulutlar “genel”, “özel” ve “hibrit” olmak üzere üç farklı başlık altında incelenebilir.
Hizmet Türlerine Göre Bulut Bilişim Modelleri
Hizmet Olarak Altyapı (IaaS): Fiziksel ve sanal kaynakların sunulduğu bu hizmet türünde genel anlamıyla depolama ve altyapı kaynakları sunulan hizmetleri meydana getirmektedir. Bulut teknolojileri için temel yapı taşlarını içeren bu modelde ağ yapılarına, somut ya da soyut bilgisayarlara ve veri depolama alanlarına erişim hizmeti sunulmaktadır.
Hizmet Olarak Platform (PaaS): Bu hizmet türünde kullanıcıların bir platform aracılığıyla kendi uygulamalarını özelleşen ihtiyaçlar ve beklentiler doğrultusunda geliştirebilmelerine yönelik hizmetler sunulmaktadır.
Platform olarak sunulan bulut hizmetlerinde lisanslı yazılımlar, uygulama altyapıları ve kapsamlı düzenleme ve geliştirme araçları satın alınmadan sanal makineler ile kullanıma servis edilmektedir.
Hizmet Olarak Yazılım (SaaS): Tamamlanmış bir ürünün bulut bilişim hizmeti tedarikçileri tarafından yönetilmesini ve yürütülmesini temsil eden yazılım hizmeti, hizmet alıcılarının son kullanıcı olduğu yapılara karşılık gelmektedir. Bu modelde sunulan hizmetin bakımı, altyapı geliştirme ve yönetme faaliyetleri bulut tabanlı yazılım sağlayıcılar tarafından üstlenilmektedir.
Kullanımlarına Göre Bulut Bilişim Modelleri
Bulut bilişim hizmetleri kullanımlarına göre “genel bulut”, “özel bulut” ve “hibrit bulut” olmak üzere üç başlıkta incelenebilir.
Genel Bulut (Public Cloud): En yaygın bulut türü olan genel bulut, genel bir internet ağı üzerinden sunulan altyapı hizmetlerine erişmeyi mümkün kılmaktadır. Hizmet olarak sunulan uygulamalarda ağ, depolama ve sanal makine gibi altyapılar bir bulut sağlayıcısı tarafından ağ aracılığıyla dağıtılmaktadır. Google Cloud, Microsoft Azure ve Amazon gibi firmalar bu tür hizmetleri sunan hizmet sağlayıcılara örnek olarak gösterilebilir.
Özel Bulut (Private Cloud): Özel bulut modeli, bir kurum özelinde oluşturulan bulut yapılarını ve teknolojilerini temsil etmektedir. Kurumsal bulut altyapılarının oluşturulmasında ve sürdürülmesinde kullanılan özel bulut modeli kurumların kolay, çok yönlü ve hızlı çözüm önerileri sunmasında faydalı olabilmektedir.
Özel bulutun tercih edilmesindeki önemli bileşenlerin gizlilik, ölçeklenebilirlik ve esneklik olduğu söylenebilir. Bu sayede kurumsal bulut kullanımında mevzuat endişelerinin de giderilmesinin mümkün olduğu öngörülebilir. Bu noktada bankalar gibi özel kurumlar bu modelden faydalanan kurumlara örnek olarak gösterilebilir.
Hibrit (Melez) Bulut (Hybrid Cloud): İki farklı bulut modelinin kullanılmasıyla meydana gelen bu bulut modelinde genel bulut modelinin altyapısını kullanarak sunulan bir hizmetin kurumsal güvenli bir özel bulut ile etkileşimi söz konusudur. Başka bir ifadeyle iki farklı bulut modelinin farklı bileşenlerinin veya prensiplerinin bir bulut modelinde toplandığı söylenebilir. İki farklı bulut modelinin birleşimi olarak kabul edilen bu bulut modeli iki ya da daha fazla bulut altyapısının kullanımına da açık bir mimariye sahiptir.
Bulut Bilişimde Güvenlik
Bulut güvenliğinin, bulut yapıları aracılığıyla sunulan hizmetlerin sürdürülebilirliği ve kullanıcı güvenliği açısından oldukça önemli olduğu söylenebilir. Bu doğrultuda bulut güvenliğinin;
• Sunulan hizmetleri, hizmetlerin kalitesini ve sürdürülebilirliğini, • Hizmet sağlayıcıları, • Hizmetten faydalanan kullanıcıları, • Hizmet kapsamında depolanan ya da işlenen verileri doğrudan ilgilendirdiğini söylemek mümkündür.
Dolayısıyla bir bulut yapısının güvenliğini sağlamak adına dikkat edilmesi gereken bileşenleri aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:
• Fiziksel ağlar (elektrik sağlayıcılar, kablolar, yönlendiriciler) • Veri depolama (sabit sürücüler ya da diskler) • Veri sunucuları (bilgi işlem ağ donanımları ya da yazılımları) • Sanallaştırma yapıları (sanal makine yazılımları, konuk makineler) • İşletim sistemleri • Aracı yazılımları (uygulama programlama arayüzü/API) • Yürütme ortamları (web sunum ortamları, uygulamalar ve bunların bakımı) • Veriler (depolanan, güncellenen ve erişilen tüm varlıklar) • Uygulamalar (e-Posta ve program grupları gibi hizmet sağlayıcılar) • Son kullanıcı donanımları (enformasyon ve iletişim teknolojileri, ağ sağlayıcılar)
Bulut Bilişim ve Web Yayıncılığı
Ağ yapıları aracılığıyla sunulan hizmetleri kapsayan bulut bilişim teknolojilerinin, temelde web yayıncılığı prensiplerinin geliştirilmiş ve dönüştürülmüş bir boyutunu kapsadığını söylemek mümkündür. Çünkü bulut yapılarındaki temel amacın web yayıncılığındakine benzer olarak erişim açıklığı ve esnekliği sunmayı kapsadığı söylenebilir. Temel web yapısında da yer alan bir durum olan “ağ aracılığıyla içerik görüntüleme” prensibi, bulut yapılarında ölçeklendirilebilen hizmetlere ve faaliyetlere karşılık gelmektedir.
Web Yayıncılığında Bulut Bilişim Araçları
Bilgiye erişmek, bilgiyi düzenlemek ve bilginin görünürlüğünü arttırmak için çeşitli teknolojiler farklılaşan amaçlarla kullanılabilmektedir. Bu kapsamda bulut bilişim teknolojileri web yayıncılığı prensipleri ile bilginin oluşturulmasından sunulmasına kadar her süreçte hızlı ve esnek bir sürecin zemini oluşturmaktadır. Bulut bilişim yapıları sayesinde sunulan web yayıncılık hizmetlerinde farklı araçların kullanılmasıyla daha etkili ve verimli çözümlere ulaşılabilir. Bu araçları aşağıdaki gibi incelemek mümkündür.
Google Cloud
Ağ, bilgi işlem, depolama, büyük veri analitiği, yapay zekâ, bilgi güvenliği ve sistem izleme uygulamaları gibi çeşitli faaliyetler sunan Google, bulut bilişim teknolojileri alanında da önde gelen hizmetler sunmaktadır.
İlk olarak 2006 yılında ağ üzerinden bireysel ve kurumsal kullanıma açık dokümantasyon aracı olan Google Docs’u piyasaya süren Google, bulut bilişim alanında 2012’den beri kendi bulut bilgi işlem hizmetlerini sunmaktadır.
Bulut bilişim hizmetlerinin önde gelen ürünlerinden biri olan Google Drive, 15 GB’lık ücretsiz kullanım alanının yanı sıra ölçeklendirilebilir hizmetleri de uygun bir maliyete kullanıma sunmaktadır. Bu kapsamda “kullandığın kadar öde” politikasının Google tarafından benimsendiğini görmek mümkündür.
Microsoft Azure
Microsoft, 2010’lu yılların başından itibaren bulut bilişim sektöründe faaliyet göstermeye başlamıştır. Bir yazılım firması olan Microsoft tarafından sunulan bulut hizmetleri, güvenilir ve çevik çözüm önerileri sunması sayesinde en yaygın tercih edilen bulut bilişim araçlarının başında gelmektedir. Azure sayesinde kaynak erişimi ve yönetimi çevrimiçi bir portal olan bulut bilgi işlem platformu sayesinde gerçekleştirilebilmektedir.
Başlangıç düzeyinde ücretsiz bir platform olan Azure, “kullandığın kadar öde” yaklaşımı doğrultusunda seçilen ve kullanılan hizmetler başına ödeme yapılması prensibini barındırmaktadır.
Bunun yanı sıra Microsoft Azure’u diğer bulut bilişim hizmeti sağlayıcılarından ayıran en temel özellik, Azure’un SQL, MySQL, Azure Table Storage ve DocumentDB gibi veritabanı sunucuları ile veritabanı desteği olmasıdır.
Amazon Web Hizmetleri
Hizmet olarak altyapı, platform ve yazılım hizmetleri sunan Amazon Web Hizmetleri (Amazon Web Services-AWS), dünya çapında 254 ülkede ve bölgede hizmet sunan yaygın bir bulut bilişim aracıdır.
2000’li yılların başında hizmet sunmaya başlayan AWS, bulut bilişim hizmeti sunan web araçları arasındaki ilk örneği temsil etmektedir. Google ve Microsoft bulut hizmetlerinden farklılaşan en temel özelliği 12 aylık
ücretsiz deneme sürümünün ardından ücretlendirilen hizmetler sağlayan bir platform olmasıdır.
Genellikle iş amaçlı kullanımlar için tercih edilen AWS; depolama veritabanı, analitikler ve analizler, geliştirme araçları ve kurumsal uygulamaları kapsamaktadır.
IBM Cloud
2000’li yılların ikinci yarısından sonra bulut bilişim piyasasında adından söz ettirmeye başlayan IBM, farklı teknolojiler, yaklaşımlar ve veri sistemleri kullanarak farklı dağıtım ve hizmet modellerinin çözüm odaklı kullanılmasına olanak sağlamaktadır.
20 sektöre özgü 5 farklı bulut modeli hizmeti sunan IBM Cloud (IBM 2022), 8000 güvenlik uzmanının çalıştığı dünya çapında erişilebilir 60 veri merkezine sahiptir. Bu bulut bilişim aracının da AWS gibi çoğunlukla büyük topluluklar ve kurumlar tarafından çözüm odaklı kullanıldığını söylemek mümkündür.