AÖF Soru Bankası

Uluslararası İlişkiler Kuramları IIÜnite 7 Özeti

Kopenhag Okulu ve Güvenlikleştirme Teorisi

Giriş Kopenhag Okulunun uluslararası güvenlik literatürüne Kopenhag Okulu 1980’li yılların ortalarında Kopenhag yaptığı önemli katkılardan biri de devlet dışındaki Barış ve Çatışma Araştırmaları Merkezi bünyesinde nesnelerin de güvenlik tehditlerinin referans nesnesi çalışmalarını yürüten bir grup araştırmacı tarafından olarak ele alınması olmuştur. Bu bağlamda özellikle insan oluşturulmuştur. Gruba 1996 yılında Kopenhag Okulu güvenliği ve çevre güvenliği, uluslararası güvenlik ismini veren Bill Sweeney olmuştur. Kopenhag Okulu gündeminin olduğu kadar uluslararası güvenlik kuramının uluslararası güvenlik çalışmaları alanındaki Amerikan da önemli bir konusu hâline gelmiştir.

egemenliğine alternatif olarak ortaya çıkan kavramsal Güvenlikleştirme Teorisi çerçevelerden biridir. Güvenlikleştirme teorisi uluslararası güvenliğe Kopenhag Okulu disiplinlerarası olarak yaklaşmaktadır. Teorinin amacı, Uluslararası güvenlik gündeminin ekonomik, politik, güvenlik kavramının temelini oluşturan varoluşsal çevresel, toplumsal ve insani güvenlik sektörlerini tehditler ve hayatta kalma gibi yapı taşlarını koruyarak tartışmaya açarak zenginleştirmesi, Kopenhag Okulunun konvansiyonel olmayan bir güvenlik analizi ortaya uluslararası ilişkiler teorisine yaptığı ilk katkıdır. Barry koymaktır. Teorisi devlet dışında, çevre, insan, toplum Buzan tarafından yapılan araştırmalarla, güvenlik yalnızca gibi nesneleri de uluslararası güvenlik tartışmalarına dahil geleneksel askeri güvenlik anlamının dışına çıkarılmış, etmiştir.

ekonomik, politik, çevresel, toplumsal ve insani güvenlik Kenneth Waltz’a göre devletlerin amaç ve stratejileri gibi güvenlik türleri literatüre girmiştir. Tüm bu ayrımlara birbirinden farklı olsa da hayatta kalmak gibi ortak bir güvenlik sektörleri adı verilmiştir. Özellikle toplum nihai arzuları vardır. Bu varoluşsal tehdidin dillendirilmesi güvenliği Okulun en çok tartışma yaratan güvenlik süreci sonunda güvenlikleştirmeyi gerçekleştiren aktör, ayrımlarından birisi olmuştur. tehdidin ortadan kalkması için gerekli tüm önlemlerin

Uluslararası ilişkilere hakim olan geleneksel güvenlik alınmasını meşrulaştırmış olur. Bu yönüyle yaklaşımında sadece devlete ve devletin egemenlik güvenlikleştirme siyasi bir süreçtir. Uluslararası alanına yönelik askerî tehditler ele alınmaktaydı. İlişkiler’de neo realizmin babası olarak tanınan Kenneth Kopenhag Okulunun yaklaşımı askerî güvenlik alanı Waltz, devletlerin uluslararası sistemde izledikleri dışında ekonomik, toplumsal, insani ve çevresel güvenlik politikaların ve davranışlarının hayatta kalma dürtüsüyle alanlarını güvenlik sektörleri olarak tanımlayıp, askerî şekillendiğini tartışır.

güvenlik sektöründen ayrı olarak ele almıştır. Diğer yandan Okula göre güvenlik ortamı yalnızca

Toplumsal güvenlik, bir topluluğun kimliğine yönelik tehditlerle ilgili olmayabilir, aynı zamanda bir konunun algılanan her türlü tehdide karşı savunulması olarak nasıl politize edildiği ile ilgilidir. Yani bir toplumun ya da tanımlanmıştır. Kopenhag Okulu, güvenliğin alanının grubun bir konuyu nasıl güvenlik tehdidi haline getirdiği derinleştirilmesi ve bireylerin, devlet dışı oluşumların ve ile ilgilidir. Bu güvenlik tehdidinin inşası sürecidir. Ancak grupların da güvenlik kaygılarını içerecek biçimde her söylemsel güvenlik inşa süreci başarıyla sonuçlanmaz. genişletilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Başarılı bir güvenlikleştirme süreci üç aşamadan oluşur. Hayati bir tehdit unsurunun belirlenmesi, bu tehdidin ortan Kopenhag Okulunun bir diğer katkısı bölgesel güvenlik kaldırılmasının acil bir durum olarak kabul edilmesi ve kompleksi kavramını literatüre kazandırmıştır. Bölgesel son olarak bu tehdidin ortadan kaldırılabilmesi için güvenlik kompleksi; uluslararası güvenlik alanını olağanüstü tedbirlerin alınması gerektiğinin kabulü. bölgelere ayırarak ele almayı öne süren bir yaklaşımdır. Güvenlikleştirme sürecinin başarısı bir yandan da Kopenhag Okulu, Bölgesel Güvenlik Kompleksini kamuoyunun desteğine bağlıdır. güvenlik öncelikleri ve güvenlik dinamikleri örtüşen, dolayısıyla güvenlik alanında birbirine bağlı devletlerin Dolayısıyla teori iki ana ilke üzerine kuruludur. Varoluşsal oluşturduğu güvenlik yapıları olarak tanımlar. Kavram tehditlerin varlığı ile ilgili iddialar ve alınacak olağanüstü Buzan ve Ole Weaver tarafından 2003 yılında ortaya tedbirlerin meşrulaştırılması. Okul her iki sürecin de atılmış ve Soğuk Savaş döneminde ortaya çıkan bölgesel sübjektif olduğunu kabul erse de güvenlikleştirmeyi güvenlik sorunlarının ve rejimlerinin analiz edilebilmesini politizasyondan ayırır. Bir konunun politize olması mümkün kılmıştır. Bölgesel güvenlik kompleksinin kamuoyunun bir tercihidir ve normal/gündelik siyasetin oluşması için öncelikle devletler arasında ortak bir tehdit bir parçasıdır. Güvenlikleştirme ise siyasi ve askeri elitin algısının olması gerekmektedir. Bu anlamda coğrafi yönlendirmesi ile tetiklenen bir süreçtir. Okula göre yakınlık olmazsa olmaz bir kriter değildir. Kompleks güvenlikleştirme sürecinde ulaşılan olağanüstü durum, içinde yer alan devletlerin ihtiyaçlarının paralel olması ilk normal siyasetten ve katılımcı demokrasi durumundan bir kriterdir. Bu anlamda bölgedeki dostluk-düşmanlık sapmadır. Dolayısıyla bu durumun kamuoyu tarafından ilişkilerinin, tehdit algılarının, düşman olan aktörlerin ve kabul görmesi zorlu bir ikna sürecini beraberinde getirir. bölgedeki tarihsel çatışmaların incelenmesi esastır. Waever’a göre bir eylem konuşulduğu, söze döküldüğü ve Okulun yaptığı diğer bir kuramsal katkı Weaver’in ortaya ifade edildiği anda gerçekliğe dönüşür. Bir konunun attığı güvenlikleştirme kavramının kuramsallaştırılmasıdır. güvenlik meselesi haline gelmesi yani


güvenlikleştirilmesi, o konunun güvenlik konusu olarak bağlamda bir arka planı varsa kamuoyunun bu tehdidin sunulması ile ilgilidir. Bu da ancak sav geliştirme, mantık güvenlikleştirilmesini kabul etmesi daha kolay olmaktadır. yürütme, delil sunma, kendi değerlerini benimsetme ve Tüm bu güvenlikleştirme inşa sürecini anlamak, ulusal ikna etme ile oluşmaktadır. Yani bir gerekçelendirme güvenliğin nasıl belirlendiğini analiz etmemize de sürecinin varlığı şarttır. yardımcı olmaktadır. Ancak bu süreçteki tüm aktörlerin, Okulun güvenlikleştirme teorisi söz edimi kuramı üzerine maddi ve düşünsel öğelerin, gelişmelerin nasıl kurulmuştur. Söz edimi basitçe “bir şey söylemek, bir şey şekillendiğinin, aktörlerin politika yapış biçimlerinin ve yapmaktır” şeklinde ifade edilebilir. Austin’in 1962 diğer tüm öğelerin anlaşılmasına bağlıdır. yılında yazdığı “How to Do Things with Words” (Kelimelerle Bir Şeyler Nasıl Yapılır) adlı kitabı söz edimi Ters Güvenlikleştirme

teorisinin temelini oluşturur. Kurama göre özel yetkilere Ters güvenlikleştirme, daha önce güvenlikleştirilerek sahip bazı insanlar kelimelerle savaş ilan etmek gibi güvenlik konusu haline getirilmiş bir tehdidin, güvenlik istisnai şeyler yapabilirler. Ancak söyleyen kişinin etkili konusu olmaktan çıkarılması sürecidir. Okulun ters birisi olması ve belirli bir seviyede otorite olması başarılı güvenlikleştirme argümanının ardında Avrupa örneği olması için şarttır. Diğer yandan söz ediminin etkisini yatmaktadır. Kopenhag Okulu, yakın zamana kadar belirleyen bir başka öğe koşullardır. Bir sorunun güvenlik savaşlarla özdeşleşen Avrupa’nın bir barış projesi olarak sorunu olarak algılanabilmesi için aktörler tarafından ortaya çıkmasının ardında yatan dinamikleri, Avrupa güvenliğe bir tehdit olarak dillendirilmesi gerekmektedir. Birliği’nin kuruluşuna öncülük eden devlet adamlarının Bir sorunun güvenlik sorunu olması özneler-arası bir inşa İkinci Dünya Savaşı sonrası yürüttüğü güvenlik dışına sürecinin başarılı olması ile ortaya çıkan bir sonuçtur. Bu çıkarma çabaları ile açıklamaktadır. Bu açıdan Kopenhag da siyasi bir tercihtir. Okulu, Avrupa’nın entegrasyon projesini bir güvenlik projesi olarak değerlendirmekte, askeri yöntemlere Özetle tehdit ve güvenlik, toplumsal olarak başvurmaya gerek kalmadan bir güvenlik topluluğu kurgulanmaktadır. Güvenlik ve dolayısıyla güvensizlik kurularak da barışın korunabildiği ve olası saldırganların zamana ve mekana bağımlıdır. Neyin veya kimin, neden caydırılabildiği argümanını tartışmaktadır. Devletlerarası ve kimden korunması gerektiği meselesi bu durumu ilişkilerin ve meselelerin güvenlik dışına çıkarılması ve bir dillendiren ve dillendirme ile beraber eyleme de geçiren güvenlik topluluğu yaratılmasının ardından Okul, ters kişi ve söylemlerin meselesidir. Bu yaklaşıma göre, her güvenlikleştirme kavramını geliştirmiştir. konu güvenlik konusu olarak sunulabildiği için, güvenlik etrafında şekillenen söylemi araştırma konusu edinmek Güvenliksizleştirme, ters güvenlikleştirme süreci sonunda güvenlik çalışmalarının temelini oluşturmaktadır. Genel söz konusu tehdidin güvenlik konusu olmaktan olarak güvenlik eliti, bazı konuları olduğundan daha çıkarılmasıdır.

önemli gösterme, düşman zinciri oluşturma ve güvenliğin Okula göre güvenlikleştirilen bir tehdit, bir süre sonra konusu ve alanını belirleme önceliğini elinde tutmak ister. diğer aktörler ya da yine aynı güvenlik elitleri tarafından İşte bu süreç güvenlikleştirme süreci olarak düşman tehdit zinciri dışında tanımlanabilmektedir. tanımlanmaktadır. Dolayısıyla hem güvenlikleştirme hem de ters

Güvenlikleştirme Analizi güvenlikleştirme ucu açık süreçlerdir. Ancak güvenlikleştirme kavramına gösterilen ilgi ters Okulu Kritik Güvenlik Çalışmaları kategorisinden ayıran güvenlikleştirmeye gösterilmemiş, kavram teorik olarak nokta, güvenliğe bir sosyal inşa süreci olarak bakmasıdır. zayıf kalmıştır. Buna göre güvenlikleştirme analizinin görevi, güvenlik dinamiklerinin nasıl işlediğini anlamaktır. Bu çerçevede şu Kopenhag Okulu ters güvenlikleştirme için üç yol sorular sorulmaktadır. Kim herhangi bir konuyu kolaylıkla önermektedir: Öncelikle konuları güvenlik söylemine hiç güvenlik meselesi haline getirebilmektedir? Hangi dahil etmemek, ikincisi eğer konu güvenlikleştirilmiş ise güvenlik eylemi kimin adına yapılmaktadır? Başarılı bir konuyu bir güvenlik paradoksu haline getirmemek ve son güvenlikleştirmenin koşulları nelerdir? olarak sorunun normal/gündelik siyaset konusu haline Güvenlikleştirmenin sonuçları nelerdir? getirilmesi için söylemi değiştirerek, konuyu güvenlik söylemi olmaktan çıkarmak. Okul, böylece daha önce Okula göre güvenlikleştirme analizi yapabilmek için üç güvenlikleştirilen bir konunun ters güvenlikleştirme ile bileşen ve süreç gereklidir. Güvenlikleştirmenin söylemsel güvenlik gündeminden çıkarılabileceğini ya da bunun bir süreç olduğu hatırlanırsa güvenlikleştirme olabilmesi yönetilebileceğini ileri sürmektedir. Konunun yönetilmesi için söz ediminin varlığı gereklidir. İkinci olarak bu söz normalleşmesi anlamına gelir ancak güvenlik sorunun edimini gerçekleştiren, güvenlikleştiren aktörün olması ortadan kalktığı anlamına gelmez. gerekir. Son olarak güvenlikleştiren aktörün söz edimini onaylayan – ya da başarısız bir süreçte onaylamayan – Uluslararası sistemde sorunların savaş veya şiddet yoluyla kamuoyunun varlığı gereklidir. Eğer güvenlik tehdidi değil işbirliği ve barış içinde çözümlendiği bölgelerdeki olarak güvenlikleştirilecek konunun sosyal ve tarihsel güvenlik yapılarına ‘güvenlik topluluğu’ denir. Karl Deutsch tarafından 1957’de ortaya atılan kavram, yakın


zamanda Emmanuel Adler ve Michael Barnett tarafından geliştirilerek yeniden tartışmaya açılmıştır.

Güvenlikleştirme Teorisine Yapılan Eleştiriler

Kopenhag Okulu’nun güvenlikleştirme teorisi çeşitli açılardan eleştirilmektedir. Bunlardan ilki Okulun güvenlikleştirme ve ters güvenlikleştirme arasındaki tercihleri konusunda belirgin bir tavır sergilememekle eleştirilmesidir. Güvenlikleştirme teorisi ile ilgili bir diğer kaygı da güvenlik alanının genişletilmesi ile güvenlik sarmalının başka konularda da çözümü zorlaştırır hale geleceği ve şiddet içeren yöntemlerin başka sorunların çözümünde de kullanılmaya başlayabileceğidir.

Okula getirilen bir diğer eleştiri ise ters güvenlikleştirme veya güvenlikleştirmenin yapı bozumunun yapılması konusundadır. Bir konunun güvenlik meselesi olmaktan çıkartılması, onun nasıl güvenlik meselesi haline geldiğini sergileyerek, bir anlamda ifşası ve çözümün yapılması ile mümkündür. Bu yapı, benzer bir sorgulama ile kim tarafından, nasıl, hangi ortam ve zamanda ve hangi amaçla gibi sorulara yeniden maruz bırakıldığında teorik çerçeve yetersiz kalmaktadır.

Diğer yandan Okul, toplumsal cinsiyet konusunu ve duyarlılığını yeterince içselleştiremediği ve merkeze almadığı konusunda eleştirilmektedir. Okula göre güvenlik çalışmalarının odağını söylem, söylemin temelini de söz edimi oluşturmaktadır. Bunun sakıncalı bir varsayım olduğu, güvensizlik durumunun dillendirilmeyebildiği veya güvenlikleştirmenin nüksetmediği konu veya koşullarda güvensizlik yaşanmıyor anlamına gelmediği ifade edilmektedir. Dolayısıyla güvenlik tehditleri makro seviyede ifade edilmediği için, kadınların güvensizlik durumlarının rahatlıkla göz ardı edilebileceği tartışılmaktadır.

Son eleştiri ise sürece elitlerin egemen olması ile ilgilidir. Güvenlikleştirme çoğulcu bir ortam olsa da askeri ya da siyasi elitin hem güvenlikleştirme hem de ters güvenlikleştirme süreçlerine, dolayısıyla dış politika ve güvenlik politikalarının oluşum süreçleri üzerinde etkili olan tek taraf olarak ele alınması doğru değildir. Sivil yapılanmalar da ürettikleri bilgi, geliştirdikleri bakış açıları ve politika alternatifleri ise kamuoyu, medya ve akademisyenler gibi geniş bir kesimi etkileyerek, güvenlik elitinin söylem ve girişimleri üzerinde etkili olabilmektedir. Okul, bunu da göz ardı etme konusunda eleştirilmiştir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında