AÖF Soru Bankası

Türk Dış Politikası IÜnite 5 Soru-Cevap

Türk Dış Politikası I (ULI403U) soru-cevapları.

Soğuk Savaş’ın Türk ve dünya siyasetindeki etkileri nelerdir?

Soğuk Savaş’ın başlaması sadece dünya siyasetinde yeni bir dönemi açmamış, Türk Dış Politikası için de yeni bir siyasal dönemin başlangıcını oluşturmuştur. Avrupa’da liberal demokrasiler savaştan galibiyetle çıkmış, Avrupa’da yeni bir liberal ekonomik düzen ABD’nin belirleyiciliği altında yapılandırılmaya başlanmıştır. Türkiye bu düzenin içinde yer almanın kaçınılmazlığını kısa sürede açık bir biçimde görmüştür. Yalta Konferansı sonrasında Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in Türkiye’ye karşı sertleşen politikası ufukta beliren yeni tehdidin Türkiye için öncelikli bir güvenlik meselesi olduğunu ortaya koymuştur. Bu açıdan Yalta sonrası bozulmaya başlayan ABD - Sovyetler Birliği ilişkisi, Türkiye’nin güvenlik kaygısını giderebilmesine uygun yeni bir siyasal ortam doğurmuştur.

Türkiye Cumhuriyeti siyasal tarihinin ilk askeri darbesi olan 1960 darbesinin  hedefleri ve sonuçları nedir? 

1960 askeri darbesi tam da ABD ile ilişkilerin mesafelenmeye başladığı bir siyasal dönemde gerçekleşmiş ve zannedilenin aksine Türkiye’yi tekrar ABD rotasına oturtmuştur. Türkiye Cumhuriyeti siyasal tarihinin bu ilk askeri darbesi, bu açıdan Demokrat Parti’yi hedef aldığı kadar Türk Dış Politikası’nda bir düzeltme yapılmasını da hedeflemiştir. TMT’nin faaliyeti durdurulmuş, Jüpiter füzeleri yerleştirilmiştir.

Demokrat Partinin kurulma süreci nasıl olmuştur?

Cumhurbaşkanı İsmet İnönü 1945 yılı sonu itibariyle Celal Bayar ve arkadaşlarının parti kurma girişimini de kabul ettiğine ilişkin açıklamalarda bulunmaya başlamıştır İsmet İnönü açısından bu partinin kuruluşu Türkiye Cumhuriyeti’nin savaş sonrası dış politika yöneliminin bir gerekliliği olarak görülmüştür. Çok partili yaşama geçiş kaçınılmazdır. Bu yeni siyasi partilerin mutlaka kurulacak olması anlamına gelmektedir. Ana muhalefetin Cumhuriyet Halk Partisi içerisinden ve Cumhuriyet ilkelerine bağlı kadrolar tarafından oluşturulması ise tercih edilecek bir durumdur. Demokrat Parti 7 Ocak 1946’da kurulmuştur.

Demokrat Parti ne zaman hükümeti kurmuş ve nasıl bir politika sürdürmüştür?

Demokrat Parti, 14 Mayıs 1950 seçimleriyle hükümet kurma sorumluluğunu üstlenmiş ve bu durum Türkiye’nin Batı ittifakına dahil olması için çok önemli bir koşulun da yerine
getirilmesini, liberal ekonomik ve siyasal düzene geçişi sağlamıştır. Demokrat Parti hükümetleri 1950’li yıllar boyunca, Cumhuriyet Halk Partisi’nin temellerini attığı yeni dış politika çizgisini takip etmiş ve bu yönde önemli katkılar sağlamıştır.

Türkiye’nin NATO üyeliği süreci nasıl gerçekleştirilmiştir?



ABD, Türkiye’nin doğrudan NATO üyesi yapılması konusunda ısrarcı olması üzerine Britanya’nın girişimleri boşa çıkmıştır. 16-20 Eylül 1951 tarihinde yapılan NATO Bakanlar Konseyi toplantısında Türkiye ve Yunanistan’ın NATO üyeliğine yönelik süreç başlatılmıştır 17 Ekim 1951’de Londra’da kabul edilen bir protokol ile Türkiye ve Yunanistan’ın üyeliğine karar verilmiştir Türkiye’nin NATO’ya üyeliği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmüştür. 18 Şubat 1952’de kabul edilen bir kanunla Kuzey Atlantik Antlaşması onaylanmış ve bu antlaşmaya taraf olan devletlerle yapılacak antlaşmaları onaylama yetkisi Bakanlar Kurulu’na verilmiştir. Bu şekilde Türkiye’nin NATO üyeliği gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’nin ABD ile ikili askeri ilişkilerin kurulması nasıl başlamış ve  gelişmiştir?

Türkiye’nin NATO üyeliği ABD ile ikili askeri ilişkilerin kurulmasına zemin oluşturmuştur. Bu kapsamda 1955 yılından itibaren Türkiye’de onlarca ABD askeri tesisi kurulmuş ve işletilmiştir. Bu tesisler ABD’nin Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri’ne bağlı çok farklı birimler şeklinde gelişmiştir. ABD’nin elektronik istihbarat, lojistik, deniz ve hava kuvvetleri birimleri faaliyetleri bu tesislerden yürütülmüştür.

Demokrat parti döneminde değişen Orta Doğu ve Balkan politikaları nasıl olmuştur?

Demokrat Parti iktidarı Soğuk Savaş’ın başladığı bir döneme denk gelmiştir. Bu dönem Türkiye’nin dış politikasında Soğuk Savaş’ın yeni dengelerine uygun inisiyatifler alınmasını zorunlu kılmıştır. Bölgesel politikalar bağlamında özellikle Orta Doğu ve Balkanlar bu açıdan özel bir önem arz etmiştir. NATO üyeliği ve Batı blokunun öncelikleri bağlamında Türkiye bu bölgelerde güç dengesini etkileyebilecek bir dizi siyasi girişimde bulunmuştur. Bu girişimlerin gelişimi ve sonuçları, Türkiye’nin kapasitesi ya da etkisinden daha ziyade bloklar arası dengelere dayanan Soğuk Savaş’ın siyasal yapısal belirleyicileri çerçevesinde şekillenmiştir.

Nasırizm nedir?

Nasırizm, Cemal Abdül Nasır liderliğindeki Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi ve ülkede reformlar yapması Arap Dünyasındaki saygınlığını yükseltmiştir. Nasır’ın eylemleri Arap milliyetçiliğinin tekrar canlanmasına ve kendisine yönelik büyük bir desteğin oluşmasına yol açmıştır. Bu çerçevede Nasırizm, tüm Arapları tek bir çatı altında toplama ve birleşik bir Arap dünyası oluşturma fikrine dayanmaktadır. Aynı zamanda Batı karşıtı bir Arap milliyetçiliğine de işaret etmektedir. 1958’de Mısır ve Suriye arasındaki birleşme Nasırizm’i daha popüler hale getirse de 1967 Arap-İsrail Savaşları ve 1970’te Nasır’ın ölümünden sonra bu fikir etkisini kaybetmiştir.

Kuzey Kuşağı Projesi nedir?

Kuzey Kuşağı Projesi: Kuzey Kuşağı kavramı, Sovyetler Birliği ile Ortadoğu bölgesi arasında kalan ülkeleri ifade eden bir terimdir. Eisenhower’ın liderliğindeki ABD, Sovyetler Birliği’nin Ortadoğu bölgesine sızmasını önlemek ve bölgedeki etkisini artırmak adına “Kuzey Kuşağı” olarak adlandırdığı ülkeleri bir pakt çerçevesinde bir araya getirmeyi amaçlamıştır. Kuzey Kuşağı savunma projesinin uygulamadaki ilk yansıması ABD ile Pakistan arasında 28 Aralık 1953 tarihinde ekonomik ve teknik konulara ilişkin bir anlaşma imzalanması olmuştur. ABD Dışişleri Bakanı Dulles’in Orta Doğu ziyareti ile bu proje hız kazanmış, Demokrat Parti liderliğindeki Türkiye bu projenin en büyük destekçilerinden birisi olmuş ve Bağdat Paktı bu projenin en nihai sonucu olmuştur.

Eisenhower Doktrini nedir?

Eisenhower Doktrini, 5 Ocak 1957’de açıklanan ve dönemin ABD başkanı Eisenhower’ın adıyla anılan bu doktrin, Ortadoğu’da komünizmin yayılmasını önlemek için ABD’nin Ortadoğu ülkelerine askeri ve ekonomik yardımlarda bulunmasını amaçlayan bir girişimdir. Uluslararası Komünizm açık saldırısı altında olduğunu düşünen devletlerin toprak bütünlüğü ve siyasal bağımsızlığını korumak için ABD’nin güvenlik garantisi taahhüdüdür. Demokrat Parti liderliğindeki Türkiye, Eisenhower Doktrinine katıldığını ve doktrini uygulamaya aktarmak için gerekli eylemlerde bulunmaya hazır olduğunu ifade etmiştir.

Gelişen Soğuk Savaş stratejisine göre ABD'nin Balkanlar’daki hedefi nedir? 

ABD, gelişen Soğuk Savaş stratejisine göre Balkanlar’da Sovyetler Birliği ile uyuşmazlık içine düşen Yugoslavya’nın Türkiye ve Yunanistan ile yakınlaştırılmasını hedeflemiştir. Türkiye ve Yunanistan’ın NATO üyeliği ABD’nin bu iki devlet üzerinden bir Balkan politikası yürütmesini kolaylaştırmıştır. Balkan Paktı’na giden siyasal süreç dolayısıyla Yugoslavya’nın lideri Tito ile Sovyetler Birliği’nin lideri Stalin arasında savaş sonrasında gelişen uzlaşmazlıkla ortaya çıkmıştır.

Balkan Paktı'nın Balkan İttifakına dönüşme süreci nasıl gelişmiştir?

Balkan Paktı üyesi üç devletin temsilcileri 7-11 Temmuz 1953’te Atina’da ilk toplantılarını yapmıştır. Devamında Kasım 1953’te Belgrad’da ve Mart 1954’te de Ankara’da askeri görüşmeler söz konusu olmuştur. Şubat 1954’te Belgrad’da yapılan toplantıda bir daimi sekreteryanın kurulması kararı alınmıştır. Üç devletin Dışişleri Bakanları Yugoslavya’nın Bled şehrinde bir araya gelmiş ve 9 Ağustos 1954’te Bled Anlaşması’nı imzalamıştır. Bu anlaşma ile Balkan Paktı, Balkan İttifakına dönüşmüştür.

Türkiye Yunanistan ilişkilerinin 1950’lerdeki bozulma nedeni nedir ve sonuçları nasıl olmuştur? 

Türkiye’nin Yunanistan’la ilişkileri Kıbrıs meselesi üzerinden 1950’lerin ikinci yarısında bozulmaya başlamıştır. Yunanistan 1955 yılında Balkan İttifakı’nın ikinci toplantısının yapılmasını engellemiştir. 1955 yılındaki 6-7 Eylül olayları sonrasında Yunanistan Türkiye’ye karşı çok daha sert bir diplomatik tavır takınmıştır.

EOKA ne anlama gelir?

Ethniki Organosis Kiprion Agoniston: Kıbrıslı Savaşçıların Millî Örgütü. Kıbrıs’ta Britanya sömürge yönetiminin sonlanması ve adanın Yunanistan ile birleşmesi için faaliyetlerde bulunan Kıbrıslı Rumların silahlı örgütüdür.

Enosis nedir?

Enosis Kıbrıslı Rumların, Birleşik Krallık idaresinde bulunan Kıbrıs adasını Yunanistan’a bağlanması için gerçekleştirdikleri eylemlere verilen addır.

Enosis’in gerçekleşme ihtimali ve EOKA terörü rahatsızlığı sonucunda nasıl bir süreç yaşanmıştır?

Enosis’in gerçekleşme ihtimali ve EOKAterörü Türkiye’de büyük rahatsızlık yaratmıştır. Bu gergin siyasal ortamda Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin bombalandığı haberi üzerine 6 Eylül 1955’te İstanbul’da gayrimüslimlere yönelen yaygın bir toplumsal hareket cereyan etmiştir. Bu olaylarda gayrı müslim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ciddi zarar görmüştür. Pek çok işyeri, ibadethane, mezarlık tahrip edilmiştir. Gece yarısı sıkıyönetim ve sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Askeri birlikler olaylara müdahale etmiştir. Olayların ardından çok sayıda Rum Türkiye’yi terk etmek durumunda kalmıştır. 6-7 Eylül Olayları Türkiye’nin Kıbrıs davasına zarar vermiştir. Dünya kamuoyu nezdinde Türkiye’yi saldırgan taraf olarak göstermiştir.

Marshall Planı’yla başlayan dönemde Türkiye nasıl bir ekonomik yapısal dönüşüm içine girmiştir?

Marshall Planı’yla başlayan dönemde Türkiye ekonomik olarak yapısal bir dönüşüm içine girmiştir. Batı’nın yeni liberal ekonomik düzenine uyum sağlamak için dışa açık bir ekonomik modele geçmiştir. Demokrat Parti özel sektörü esas alan bir ekonomik anlayışı benimsemiştir. Kalkınmanın sanayiye yayılması ve bu yolda özel girişimciliğin desteklenmesi ilkesi benimsenmiştir.

Marshall Planı’yla başlayan ekonomik yapısal dönüşüm nasıl sonuçlanmıştır?

1950-1958 arası dönemde %10 düzeyinde bir büyüme oranına yaklaşılmıştır. Dış kaynak bağımlı bu hızlı büyüme stratejisi ekonomide enflasyonist bir ortamın doğmasına neden olmuştur. 1954 yılından itibaren enflasyon kalıcı bir hal almıştır. Öte yandan büyüyen ekonomi ve canlı iç talep bir yandan dış ticaret hacminde artışa yol açarken diğer yandan dış ticaret açığını artırmıştır. Türkiye ekonomisi kronik enflasyon sorunuyla başa çıkmakta zorlanırken kontrolsüz biçimde artan dış ticaret açığını finanse etmek için yeni dış kaynağa ihtiyaç duymaya başlamıştır.

Sovyetler Birliği'nin Türkiye politikasındaki değişim süreci nasıl başlamıştır?

Türkiye’nin 1950’lerin ortalarından itibaren ekonomik olarak tıkandığı bir döneme girilmiştir. Bu dönem aynı zamanda Sovyetler Birliği’nin Türkiye politikasında değişim işaretlerinin ortaya çıktığı bir dönemdir. Sovyetler Birliği Stalin’in ölümü sonrasında dış politikasında önemli değişiklikler yapmıştır. “Barış içinde bir arada yaşama” ilkesi esasında oluşturduğu yeni politikanın Türkiye üzerinde de sonuçları doğmaya başlamıştır. 30 Mayıs 1953 tarihli Sovyet notası ile Türkiye’den bir toprak talebi olmadığını açıkça bildirmiştir. Sovyetler Birliği bu siyasal girişimin hemen sonrasında ekonomik girişimlerde de bulunmuştur.

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin hukuksal zemininin oluşum süreci nasıl gelişmiştir?

Demokrat Parti ekonomik tıkanmışlığı açmak için yeni kurulmuş olan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na yakınlaşma yönünde harekete geçmiştir. Avrupa Ekonomik Topluluğu ile ortaklık anlaşması yapmak üzere 11 Temmuz 1959 tarihinde başvurulmuştur. Yunanistan’la eş zamanlı başlayan bu girişim bugüne kadar Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin hukuksal zeminini oluşturan Ankara Anlaşması’na giden süreci başlatmıştır. Demokrat Parti’nin söz konusu yeni açılımları 1960 darbesiyle sekteye uğramıştır. Demokrat Parti’nin bıraktığı yerden aynı hat üzerinde siyasal gelişmeler darbe yönetimi sonrası önce Cumhuriyet Halk Partisi’yle başlamış ve sonra Adalet Partisi ile devam etmiştir.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında